SDG  ve Suriye hükümeti heyetlerinin ilk toplantısı gerçekleşti

Başta sınır kapıları ve petrol sahaları olmak üzere birçok konu ele alındı

Suriye hükümeti ile müzakere eden Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi heyeti üyeleri (Şarku’l Avsat)
Suriye hükümeti ile müzakere eden Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi heyeti üyeleri (Şarku’l Avsat)
TT

SDG  ve Suriye hükümeti heyetlerinin ilk toplantısı gerçekleşti

Suriye hükümeti ile müzakere eden Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi heyeti üyeleri (Şarku’l Avsat)
Suriye hükümeti ile müzakere eden Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi heyeti üyeleri (Şarku’l Avsat)

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolü altındaki bölgeyi yöneten  Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi heyeti ile Suriye hükümeti yetkilileri arasındaki ilk görüşmeler dün başkent Şam'da başladı. İlk oturumda iki taraf arasındaki müzakerelerin yeniden başlamasına hazırlık olarak teknik komitelerin oluşturulması mekanizması ele alındı.

Toplantıda, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ve SDG lideri Mazlum Abdi tarafından mart ayında imzalanan ve yıl sonunda sona erecek belirli bir süre içinde sınır kapıları, havaalanı ve enerji alanları da dahil olmak üzere Özerk Yönetim’in tüm sivil ve askeri kurumlarının yeni devlet yönetimine entegre edilmesini öngören anlaşmanın uygulanması da görüşüldü.

csd
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi, geçtiğimiz mart ayında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile varılan anlaşmanın uygulanmasını görüşmek üzere askeri komutanlarla bir araya geldi. (Şarku’l Avsat)

SDG lideri Mazlum Abdi dün Haseke'de Özerk Yönetim Yürütme Konseyi Başkanlığı ve Suriye Demokratik Konseyi (SDK) Başkanlığı ile bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, 10 Mart anlaşmasının hükümlerini uygulama yolları ve Şam'daki heyetinin toplantılarıyla bağlantılı olarak anlaşmanın uygulanması için görüşmelerin başlama koşulları, DEAŞ'a karşı savaşta Suriye Savunma Bakanlığı ile çabaları birleştirme yolları ve on binlerce DEAŞ unsurunun tutulduğu kamp ve hapishanelerin durumu ele alındı.

Özerk Yönetim heyeti, PYD Başkanlık Divanı üyesi Foza Yusuf başkanlığında, eski Yürütme Konseyi Başkanı Ebid Hamid el-Mihbaş, Maliye Komisyonu Başkanı Dr. Ahmet Yusuf, Yönetim'in kurucu Hıristiyan partilerinden Süryani Birlik Partisi Başkanı Senherib Bersum ile askeri ve sivil liderlerin katılımıyla cumartesi akşamı Şam'a ulaştı. Heyet birçok önemli ve hassas dosyayı ele alacak ve ortak bir vizyon geliştirmek, komiteler oluşturmak ve bunların uygulanmasını bir zaman çerçevesine göre planlamak üzere önceki rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez hükümet müzakerecileriyle bir araya gelecek.

hyjtuı
Halep Valiliği İç Güvenlik Müdürü Abdulgani Muhammed (sağdan üçüncü) ve Afrin Kamu Güvenliği Müdürü Mesud Battal (sol başta), geçtiğimiz nisan ayında hükümet ile SDG arasında Halep anlaşmasının imzalanması sırasında

Üst düzey bir Kürt kaynağa göre hükümet heyetinde, Dışişleri Bakanlığı'ndan Muhammed Kantari, Halep Valiliği İç Güvenlik Müdürü Abdulgani Muhammed, Afrin Kamu Güvenliği Müdürü Mesud Battal ve İçişleri Bakanlığı Sivil İşlerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Ziyad Fevaz el-Ayiş yer alıyor.

Önde gelen bir Kürt kaynağa göre, Özerk Yönetim heyeti ekonomik, siyasi, idari ve güvenlik meselelerini içeren bir dizi müzakere paketi sunacak. Yönetimin İç Güvenlik Güçleri'nin sayısının 30 bin civarında olduğu tahmin ediliyor ve düzenli hizmetlerin yapısını, Operasyonlar ve Organize Suçlar Departmanı, Terörle Mücadele Departmanı, Asayiş Departmanı, Kurtarma Polis Departmanı ve Trafik Departmanı da dahil olmak üzere çeşitli departmanlar takip ediyor. Ayrıca, son 10 yıldır ABD liderliğindeki DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK) güçleri tarafından eğitilen kolordular, birlikler ve askeri birimler arasında dağılmış yaklaşık 80 bin savaşçı bulunuyor.

Petrol ve enerji sahalarının devredilmesi

Ekonomik dosyanın yönetilmesi ve petrol ve enerji sahalarının devredilmesi, Özerk Yönetim heyeti ile Suriye hükümeti arasındaki en önemli müzakere noktalarından biri. Suriye'nin doğusundaki Deyrizor kırsalında yer alan el-Ömer ve et-Tanak sahaları, el-Verd ve et-Teym sahaları, T2 istasyonu, el-Cafra, Afra, Kevabi, Carnuf, Azrak, Kahar, Şueytat ve Galban dahil olmak üzere petrol zenginliğinin yaklaşık yüzde 85'i ile doğalgaz sahalarının ve üretiminin yüzde 45'i SDG'nin kontrolünde.

cdfrgt
Haseke vilayetindeki Suveydiye petrol sahası tesislerinden biri (SANA)

2011'den önce Deyrizor'daki sahalar günde yaklaşık 200 bin varil petrol üretiyordu. 2011'de savaş patlak vermeden önce Haseke kırsalındaki Rimeylan sahaları bin 322 kuyudan günde yaklaşık 90 bin varil üretirken, komşu Suveydiye sahaları günde 116 bin varil üretiyordu. Bu sahalarda ayrıca 25 doğal gaz kuyusunun yanı sıra günde 30 bin varil üretim kapasitesine sahip eş-Şeddadi, el-Cebse ve el-Hol sahaları da bulunuyor.

rgthyu
Suriye'nin et-Tanak doğal gaz sahası (SANA)

Aynı Kürt kaynaklarına göre heyet, sınır kapılarını ve geçişlerini ortaklaşa yönetmek üzere özel bir komite kurulmasını görüştü. Yönetim bölgeleri, en büyükleri komşu Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile Semelka Sınır Kapısı, Irak ile Til Koçer Sınır Kapısı, Türkiye ile Kamışlı, Derbesiye ve Ayn el-Arap (Kobani) sınır kapıları, Halep'in doğu kırsalındaki Münbiç ve et-Tayha kentleriyle Karagöz Köprüsü Sınır Kapısı, Rakka kırsalındaki Tabka kentiyle Tabka Sınır Kapısı ve doğudaki Deyrizor kentiyle nehir sınır kapıları olmak üzere çeşitli sınır kapılarıyla birbirine bağlı.

dfgth
PYD Başkanlık Divanı üyesi Foza Yusuf (Şarku’l Avsat)

Görüşmelerde ayrıca, Özerk Yönetim'in kurum ve çalışanlarının devlet yapılarıyla nasıl bütünleştirileceği ele alındı. Sayıları 150 bin civarında olan bu çalışanlar, 14 yıllık savaş boyunca bu bölgelerden kademeli olarak çekilen devlet kurumlarına paralel sivil ve hizmet kurumları oluşturmaya başlanmasının ardından 2014 yılı ortalarından bu yana çalışıyorlar. Eğitim konusunun yanı sıra tüm öğrencilerin tanınması, resmi sertifika verilmesi ve İdlib şehri ve Halep kırsalındaki üniversitelerden mezun olanlarla aynı muameleye tabi tutulması da görüşüldü.

İlk toplantıyı takip eden kaynaklara göre Özerk Yönetim heyeti, Haseke'nin Resulayn, Rakka'nın Tel Abyad ve Halep'in Afrin kentleri de dahil olmak üzere ülkenin kuzeyinde Türkiye'nin operasyon bölgesi altında bulunan bölgelerin akıbetini, yerlerinden edilen tüm insanların evlerine ve mülklerine geri dönmelerini sağlamak için çalışmayı ve yerlerinden edilen tüm Suriyelilerin şehirlerine ve köylerine geri dönmelerini ve Suriye devleti tarafından korunmalarını öngören anlaşma şartlarının uygulanmasını gündeme getirdi.

Kaynaklar, Özerk Yönetim heyetinin Kürt meselesini Kürt partilerinden oluşturulacak ikinci bir heyete bırakacağını ve bu ay içinde belirlenecek başka bir zamanda yeni Suriye yönetimiyle ayrı toplantılar ve görüşmeler yapılacağını söyledi.



Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.