Hamideti'nin danışmanı: Diyaloğa hazırız

Brüksel, Sudan'daki savaşı sona erdirmek için toplantıya ev sahipliği yapacak

Hızlı Destek Kuvvetleri komutan yardımcısı Abdurrahim Dagalu, şubat ayında paralel hükümet projesini başlatmak üzere Nairobi'de düzenlenen toplantılarda (Arşiv-AP)
Hızlı Destek Kuvvetleri komutan yardımcısı Abdurrahim Dagalu, şubat ayında paralel hükümet projesini başlatmak üzere Nairobi'de düzenlenen toplantılarda (Arşiv-AP)
TT

Hamideti'nin danışmanı: Diyaloğa hazırız

Hızlı Destek Kuvvetleri komutan yardımcısı Abdurrahim Dagalu, şubat ayında paralel hükümet projesini başlatmak üzere Nairobi'de düzenlenen toplantılarda (Arşiv-AP)
Hızlı Destek Kuvvetleri komutan yardımcısı Abdurrahim Dagalu, şubat ayında paralel hükümet projesini başlatmak üzere Nairobi'de düzenlenen toplantılarda (Arşiv-AP)

Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) komutanının danışmanı ve müzakere heyetinin üyesi olan İzzeddin el-Safi, diğer taraf siyasi irade ve ciddiyet gösterirse, HDK liderliğinin Sudan ordusuyla savaşı sona erdirmek için hükümetle ciddi bir diyaloğa girmeye hazır olduğunu söyledi. El-Safi, Şarku’l Avsat'a "diyalog, kazananın olmadığı bir savaşı sona erdirmenin en iyi yoludur. Herkes kazanır... vatandaş ve ulus dahil." dedi.

Bu arada Brüksel'in bugün, Sudan'daki savaşı sona erdirmek için temelleri atmak üzere Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere ile birlikte Avrupa ve Afrika Birlikleri'nin de yer aldığı toplantılara ev sahipliği yapması bekleniyor. Kaynaklar Şarku’l Avsat'a toplantının "bir çözüm için temeller" geliştirmeyi ve bunları çatışmanın her iki tarafına sunmayı amaçladığını, böylece ateşkes sağlanıp, savaşın sona erdirilebileceğini söyledi.



Savaş tehdidi, Irak’ta silahların devlet kontrolüne alınması planlarını zora sokuyor

Bağdat'ta düzenlenen Kudüs Günü yürüyüşüne katılan, Asaib Ehli’l Hah örgütü üyeleri, 1 Temmuz 2016 tarihinde (AP)
Bağdat'ta düzenlenen Kudüs Günü yürüyüşüne katılan, Asaib Ehli’l Hah örgütü üyeleri, 1 Temmuz 2016 tarihinde (AP)
TT

Savaş tehdidi, Irak’ta silahların devlet kontrolüne alınması planlarını zora sokuyor

Bağdat'ta düzenlenen Kudüs Günü yürüyüşüne katılan, Asaib Ehli’l Hah örgütü üyeleri, 1 Temmuz 2016 tarihinde (AP)
Bağdat'ta düzenlenen Kudüs Günü yürüyüşüne katılan, Asaib Ehli’l Hah örgütü üyeleri, 1 Temmuz 2016 tarihinde (AP)

Irak'ın devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesi, siyasi ve güvenlik gündeminde yeniden birinci sıraya yerleşti. Nuceba Hareketi Genel Sekreteri Ekrem el-Kaabi, ‘İsrail'i destekleyen uluslararası güçler’ olarak nitelendirdiği kesimlerle her türlü uzlaşıyı reddeden sert açıklamalar yaparak, hareketinin ‘güç ve silah’ seçeneğine bağlı kalacağını vurguladı. Tüm bunlar, hükümet iç içe geçmiş siyasi ve askeri zorluklarla boğuşurken, silahların devletle sınırlandırılması çabalarını sürdürdüğü bir ortamda yaşandı.

Kaabi’nin açıklamaları, İran-İsrail arasındaki son bölgesel gelişmeler ve askeri gerilimin ardından dün yayımlanan bir bildiride yer aldı. Kaabi, İran'ın İsrail'e yönelik füze saldırısını ‘Siyonist varlığa bir terbiye dersi’ olarak nitelendirerek övdü. Yemen'deki Husilerin askeri adımlarını da ‘düşmana beklenmedik bir tokat’ olarak gören Kaabi, bu adımları da takdirle karşıladı.

Irak’taki İran'a yakın silahlı bir grup olan Nuceba Hareketi, Irak'ta ‘İslami Direniş Koordinasyonu’ adını kullanan silahlı gruplar ittifakının kilit üyeleri arasında yer alıyor. Bu ittifak, 7 Ekim 2023 olaylarının ardından bölgedeki gerilime doğrudan dahil oldu.

Iraklı kaynaklar daha önce Irak hükümetinin silahlı grupların liderlerine bölgedeki gerginliğe karışmamalarını sağlamak amacıyla temaslar yürüttüğünü aktarmıştı. Hükümet, bazı grupların silahların devletle sınırlandırılması planını desteklemesiyle bu süreçten yararlanıyor.

Kaabi, Nuceba Hareketi’nin ‘İsrail ve ABD'nin destekçileriyle Irak'ın uzlaşabileceğini sananları’ uyardığını belirterek, ‘güç ve silah mantığının’ onlarla başa çıkmanın tek seçeneği olduğunu ve hareketinin ‘bu yoldan asla sapmayacağını’ söyledi.

Irak’ta silahlı grupların geleceği ve tüm silahlı oluşumların devlet otoritesine bağlanmasının mümkün olup olmadığına dair tartışmalar giderek yoğunlaşıyor. Bu mesele, Ali Zeydi liderliğindeki Irak hükümetinin önündeki en önemli dosyalardan biri haline geldi.

Irak hükümeti hukuk devleti ilkesine bağlılığını ve silahların resmî kurumların tekeline alınmasını defalarca kez vurguladı. Ancak bu hedefin hayata geçirilmesi, silahlı grupların siyasi, askeri ve ekonomik nüfuzuyla doğrudan bağlantılı karmaşık engellerle karşı karşıya.

Sadr, geçen 27 Mayıs'ta askeri kolu Barış Tugayları'nı devlet kadrolarına dahil ettiğini ilan ederek Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) gruplarını silahlarını teslim etmeye davet etmişti. Ardından Asaib Ehli’l Hak ve İmam Ali Tugayları da Haşdi Şabi'den ayrıldıklarını açıkladı.

Yöntem konusunda görüş ayrılığı

Öte yandan silahlı gruplara yakın isimler, silahların teslim edilmesine yönelik önerileri dış baskıların bir ürünü olarak nitelendirerek reddetti.

Haşdi Şabi yetkililerinden Abdurrahman el-Cezairi, yerel medyaya yaptığı açıklamada ‘silahların devletle sınırlandırılması kararının tek taraflı alınabilecek bir karar olmadığını’ belirterek bu tür hayati konularda ‘yasama organına başvurulması’ çağrısında bulundu.

Bu açıklamalar, silahlı gruplar dosyasının ele alınış biçimine ilişkin mevcut bölünmüşlüğü yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu bölünmüşlük, bağımsız silah depolarına ve finansman kaynaklarına sahip silahlı grupların nüfuzunun yıllarca genişlemesinin ardından daha da karmaşık bir hal aldı.

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Meclis Grubu Başkanı Şexewan Abdullah ise herhangi bir silahsızlanma projesinin önünde ek engeller oluğuna işaret ederek grupların elindeki bazı silahların doğrudan bu gruplara ait sayılamayacağını dile getirdi.

Abdullah, sorunlardan birinin bazı grupların ‘silahlarını teslim etmeye karar verebileceği, ancak silahların, özünde bu silahları kendine ait sayan bölgesel bir devlete ait olduğu' gerçeğinde yattığını açıkladı. Bu devletlerin insansız hava araçları (İHA) da dahil söz konusu silahların teslimini onaylamayabileceğini vurguladı.

Bazı grupların silahları devlete teslim etmek yerine başka oluşumlara aktarma yoluna gidebileceğine dikkat çeken Abdullah, silahlı grupların yaklaşık yüzde 30'unun Haşdi Şabi bünyesinde yer aldığını, yüzde 70 civarındaki bölümünün ise bu çerçevenin dışında faaliyet gösterdiğini de kaydetti.

Gözlemciler, silah dosyasının yalnızca güvenlik boyutuyla sınırlı olmadığını, silahlı grupların geçmiş yıllarda inşa ettiği nüfuz ağları ve özel mali kurumlarla iç içe geçmiş ekonomik ve siyasi çıkarlarla da bağlantılı olduğunu vurguluyor. Bu durum, her türlü silahsızlanma sürecini hükümet kararları ya da yasal düzenlemelerden çok daha karmaşık hale getiriyor.

Analistler, silahın pek çok grup için yalnızca askeri bir araç olmadığını; aynı zamanda siyasi nüfuzun güvencesi ve ekonomik korumanın kaynağı işlevi gördüğünü belirtiyor. Bu nedenle silahın teslimi çağrılarına verilen yanıtın, kapsamlı siyasi ve güvenlik düzenlemeleriyle eşzamanlı yürütülmediği sürece sınırlı kalacağını ifade ediyorlar.

Casusluk

Silaha ilişkin siyasi tartışmanın yanı sıra Irak'ın güvenlik dosyasında son günlerde dikkat çekici gelişmeler yaşandı. Bağdat'taki bir güvenlik kaynağı, Irak Ulusal Güvenlik Teşkilatı'nın güvenlik müsteşarı Tuğgeneral Ahmed et-Tayyar'ın yolsuzluk ve casusluk suçlamalarıyla gözaltına alındığını bildirdi.

Kaynak, özel bir birliğin operasyonu gerçekleştirdiğini belirtti; ancak casusluk suçlamasının mahiyeti ya da şüpheli bağlantıların hangi taraflara yönelik olduğu konusunda ayrıntı vermedi. Yetkili mercilerden ise henüz ek bir açıklama gelmedi.

Musul ilinde ise Haşdi Şabi’ye bağlı Musul Operasyonlar Komutanlığı, ‘nitelikli’ olarak nitelendirdiği bir operasyonda feshedilmiş Baas Partisi'nden üst düzey bir ismi yakaladığını duyurdu.

Haşdi Şabi Genel Medya Müdürlüğü, operasyonun 30. Tugay'ın istihbarat birimleri tarafından aylarca süren takip, gözetleme, bilgi toplama ve analiz sürecinin ardından usulüne uygun bir mahkeme iznine dayanarak hayata geçirildiğini açıkladı.


Yerleşimcilere yönelik yaptırımlar... Batı Şeria’daki saldırılara ‘resmi destek’ sağlandığına dair suçlamalar

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kenti yakınlarında, topraklarına el konulmasını protesto eden Filistinlilerin karşısına çıkan İsrail güçleri ve silahlı yerleşimciler, 9 Haziran 2026 (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kenti yakınlarında, topraklarına el konulmasını protesto eden Filistinlilerin karşısına çıkan İsrail güçleri ve silahlı yerleşimciler, 9 Haziran 2026 (AFP)
TT

Yerleşimcilere yönelik yaptırımlar... Batı Şeria’daki saldırılara ‘resmi destek’ sağlandığına dair suçlamalar

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kenti yakınlarında, topraklarına el konulmasını protesto eden Filistinlilerin karşısına çıkan İsrail güçleri ve silahlı yerleşimciler, 9 Haziran 2026 (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kenti yakınlarında, topraklarına el konulmasını protesto eden Filistinlilerin karşısına çıkan İsrail güçleri ve silahlı yerleşimciler, 9 Haziran 2026 (AFP)

Birleşik Krallık, Avustralya, Kanada, Fransa ve Norveç’in, ‘Batı Şeria’daki durumun kötüleşmesine’ karşılık olarak aşırılık yanlısı İsrailli yerleşimcilere yönelik koordineli yaptırım kararları açıkladığı bir dönemde, Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı bir soruşturma komisyonu da dün İsrail makamlarını, Batı Şeria’da Filistinlilerin ölümüne, yaralanmasına ve yerinden edilmesine yol açan saldırılara ‘doğrudan müdahil olmakla’ ve faillere ‘mali-askeri destek sağlamakla’ suçladı.

Dün yaptırımların yürürlüğe girmesinin ardından söz konusu ülkeler, ‘İsrail hükümetinin sahadaki durumla ilgili acil adımlar atmaması halinde ilave önlemler almaya hazır olduklarını’ bildirdi. İsrail ise yaptırım kararlarını reddederek, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü aracılığıyla bunların ‘utanç verici adımlar’ olduğunu savundu.

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kenti yakınlarında bir yerleşim birimine karşı düzenlenen protesto gösterisini izleyen bir Filistinli (Reuters)İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kenti yakınlarında bir yerleşim birimine karşı düzenlenen protesto gösterisini izleyen bir Filistinli (Reuters)

BM’ye bağlı soruşturma komisyonu, ‘İsrail makamlarının, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilerin ölümüne, yaralanmasına ve yerinden edilmesine yol açan yerleşimci saldırılarına doğrudan müdahil olduğunu, İsrail güvenlik güçlerinin ise yerleşimcilere koruma sağladığını’ belirtti.

İşgal altındaki Filistin topraklarıyla ilgili soruşturma komisyonunun yayımladığı raporda, ‘İsrail makamlarının, mali ve askeri destek yoluyla yerleşimcilerin Filistinlilere saldırmasını mümkün kıldığı, yargı organları ile kolluk kuvvetlerinin teşvik ettiği cezasızlık ortamının da bu süreci güçlendirdiği’ sonucuna varıldı. Komisyon ayrıca, Hamas’ın hem Filistinlilere hem de İsraillilere karşı ‘savaş suçları’ işlediğini ifade etti.

Raporda, Filistin köyleri ve tarım arazilerine yönelik saldırıların 2023 yılından bu yana tırmandığı, yüzde 130 oranında arttığı ve yüzleri maskeli saldırgan gruplarının yer aldığı çok sayıda olayın kaydedildiği belirtildi.

1967 Savaşı’nda İsrail tarafından işgal edilen topraklarda, milyonlarca Filistinlinin yanı sıra yüz binlerce İsrailli yerleşimci yaşıyor. Çoğu ülke ile Uluslararası Adalet Divanı (UAD), bu yerleşimlerin uluslararası hukukun ihlali niteliğinde olduğu görüşünü savunuyor.

Komisyon raporunda ayrıca, ‘İsrail güvenlik güçlerinin yerleşimci saldırılarına artan ölçüde katılımının, yerleşimciler ile askerler arasındaki ayrımın fiilen ortadan kalktığını gösterdiği’ değerlendirmesine yer verildi. Raporda, “Bu tür şiddetin, yasa dışı işgalin sürdürülmesi, Filistinlilerin yerinden edilmesi ve Filistin topraklarının ilhakı da dahil olmak üzere devlet politikasını desteklemek amacıyla kullanıldığı” ifade edildi.

Batı Şeria’nın El-Halil kenti yakınlarındaki bir yerleşim birimine karşı düzenlenen protesto esnasında, İsrailli askerler nöbet tutarken bir İsrailli yerleşimci cep telefonuyla fotoğraf çekiyor, 9 Haziran 2026. (Reuters)Batı Şeria’nın El-Halil kenti yakınlarındaki bir yerleşim birimine karşı düzenlenen protesto esnasında, İsrailli askerler nöbet tutarken bir İsrailli yerleşimci cep telefonuyla fotoğraf çekiyor, 9 Haziran 2026. (Reuters)

Komisyon, Filistinli çocuklara yönelik yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen saldırı, kaçırma ve kötü muamele vakalarını da belgeledi. Şarku'l Avsat'ın raporda yer alan bilgilere göre, 19 Nisan 2025’te meydana gelen bir olayda, 12 yaşındaki bir kız çocuğu ile 3 yaşındaki erkek kardeşi silah zoruyla kaçırıldı. Çocukların bir zeytinliğe götürüldüğü ve plastik kelepçelerle bir ağaca bağlandığı, ailelerinin müdahalesiyle kurtarıldıkları belirtildi.

İtalyan soruşturması ve Fransız yasağı

Bu arada bir yargı kaynağı pazartesi günü yaptığı açıklamada, İtalya savcılığının aşırı sağcı İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir hakkında, geçen ay Gazze’ye destek amacıyla düzenlenen filoda yer alan aktivistlere yönelik muamele nedeniyle soruşturma başlattığını bildirdi.

Karara tepki gösteren Ben-Gvir, “Bu ya da şu soruşturma karşısında geri adım atmayacağım. Savaşçılarımızın yanında gururla durmayı sürdüreceğim” dedi. Ben-Gvir ayrıca, İtalya’nın çizme şeklindeki coğrafi görünümüne gönderme yaparak, “Uzun çizmenin ülkesi artık açık terliklerin ülkesine dönüştü” ifadesini kullandı.

İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ise İsrailli bakanın açıklamalarını sert bir dille kınadı. Tajani dün X platformundaki paylaşımında, “Ben-Gvir’in İtalya hakkında söylediklerine ilişkin yorum yapacak söz bulamıyorum. Bunlar kabul edilemez ifadelerdir... Bir bakana yakışmayan sözlerdir” dedi.

Öte yandan Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, işgal altındaki Batı Şeria’nın ilhakını aktif şekilde savunan ve Gazze’de yeniden yerleşim kurulması çağrısında bulunan İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Fransa’ya girişinin yasaklandığını açıkladı.

Barrot, X platformundaki paylaşımında, ‘yerleşimci örgütlerinin dört lideri ile şiddet olaylarına karıştığı belirtilen 21 yerleşimcinin’ de ülkeye girişinin yasaklandığını duyurdu. Barrot, bu uygulamanın, uluslararası toplumun ezici çoğunluğu tarafından kabul edilemez görülen ve iki devletli çözüme güçlü biçimde bağlı olan yaklaşımın bir sonucu olduğunu belirtti. Fransa, geçen ay da Gazze’ye destek filosunda yer alan aktivistlere yönelik muamele gerekçesiyle Ben-Gvir’in ülkeye girişini yasaklamıştı.

Filistin Yönetimi’nin parasına çökme

Bu arada Knesset pazartesi günü Filistin Yönetimi’ne ait vergi gelirlerinden kesinti yapılmasını öngören yasa tasarısını ikinci ve üçüncü (nihai) oylamalarda kabul etti. Söz konusu düzenleme, bir yandan mevcut kesintilere yasal zemin kazandırırken, diğer yandan bunların kapsamını genişleterek benzeri görülmemiş bir mali krizle karşı karşıya bulunan Filistin Yönetimi üzerindeki baskıyı artırıyor.

Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi’nden bir milletvekili tarafından sunulan yasa tasarısı, ‘İsrail’in, Filistin kaynaklı saldırıların yol açtığı zararların bedelini, Filistin Yönetimi’ne aktarılması gereken vergi gelirlerinden doğrudan tahsil etmesini’ öngörüyor. Bu zararın her yıl yüz milyonlarca şekele ulaştığı belirtiliyor.

İsrail, 2019 yılından bu yana Filistin Yönetimi’ne ait vergi gelirlerinden kesinti yapıyor. Yaklaşık bir yıldır ise bu gelirleri tamamen bloke etmiş durumda. Bu nedenle Filistin Yönetimi, kamu çalışanlarının maaşlarını düzenli şekilde ödeyemiyor ve ödemeleri yalnızca eksik tutarlar halinde gerçekleştirebiliyor. Filistin Yönetimi, İsrail’in alıkoyduğu kendisine ait fonların 14 milyar şekeli (yaklaşık 4,5 milyar dolar) aştığını belirtiyor.

Filistin Ulusal Konseyi Başkanı Ruhi Futuh, Knesset’in yasayı kabul etmesini ‘örgütlü bir korsanlık suçu, açık bir hırsızlık ve siyasi-mali zorbalık’ olarak nitelendirdi.


Kuzey Irak'ta İranlı Kürt muhaliflere ait kampa 3 İHA saldırısı

16 Temmuz 2025'te Irak Kürdistanı'nın Zaho bölgesindeki petrol tesislerine düzenlenen İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)
16 Temmuz 2025'te Irak Kürdistanı'nın Zaho bölgesindeki petrol tesislerine düzenlenen İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)
TT

Kuzey Irak'ta İranlı Kürt muhaliflere ait kampa 3 İHA saldırısı

16 Temmuz 2025'te Irak Kürdistanı'nın Zaho bölgesindeki petrol tesislerine düzenlenen İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)
16 Temmuz 2025'te Irak Kürdistanı'nın Zaho bölgesindeki petrol tesislerine düzenlenen İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)

Güvenlik kaynakları, dün yaptıkları açıklamada, Irak'ın kuzeyindeki Erbil'in kuzeydoğusunda bulunan İranlı Kürt muhaliflere ait bir kampa insansız hava araçlarıyla (İHA) üç saldırı düzenlendiğini bildirdi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığı habere göre Güvenlik kaynakları, pazartesi günü yaptıkları açıklamada, Irak'ın Erbil kentinin doğusunda bulunan İranlı Kürt muhaliflere ait bir kamp ile bir Peşmerge üssünün iki İHA saldırısının hedefi olduğunu, ancak herhangi bir can kaybı veya yaralanma bildirilmediğini ifade etmişti.

Kaynaklar ayrıca, pazar günü Irak'ın Süleymaniye kenti yakınlarında iki ayrı İHA saldırısı gerçekleştiğini belirtti. Bu saldırılardan birinin Kürt Peşmerge güçlerine ait bir üssü, diğerinin ise İranlı Kürt muhalif gruplara ait bir kampı hedef aldığı kaydedildi.