Suudi Arabistan BRICS Zirvesi’nde Gazze'deki acıların sona erdirilmesi gerektiğini vurguladı

Suudi Arabistan, dünyanın tanık olduğu vahim krizlerin herkese ortak sorumluluklarını hatırlattığını belirtti

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ülkesinin daha fazla fırsat ve ortak kalkınmayla dolu bir gelecek için çok taraflı platformlar aracılığıyla verimli bir iş birliği kurma arzusunu dile getirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ülkesinin daha fazla fırsat ve ortak kalkınmayla dolu bir gelecek için çok taraflı platformlar aracılığıyla verimli bir iş birliği kurma arzusunu dile getirdi. (SPA)
TT

Suudi Arabistan BRICS Zirvesi’nde Gazze'deki acıların sona erdirilmesi gerektiğini vurguladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ülkesinin daha fazla fırsat ve ortak kalkınmayla dolu bir gelecek için çok taraflı platformlar aracılığıyla verimli bir iş birliği kurma arzusunu dile getirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ülkesinin daha fazla fırsat ve ortak kalkınmayla dolu bir gelecek için çok taraflı platformlar aracılığıyla verimli bir iş birliği kurma arzusunu dile getirdi. (SPA)

Suudi Arabistan, 17. BRICS Zirvesi'nin ikinci gününün ilk oturumunda Gazze'de yaşanan insani acıların göz ardı edilemeyeceğini ve uluslararası toplumun bu krizi sona erdirmek ve uluslararası hukuka uygun olarak iki devletli çözüme dayalı herakes için kalıcı ve kapsamlı bir barışa ulaşmak için ciddi bir şekilde çalışması gerektiğini vurguladı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman adına Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan dün Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen ve Suudi Arabistan'ın davetli ülke olarak katıldığı zirvenin ikinci gününün ilk oturumuna katıldı. Oturum ‘Çevre, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı (COP30) ve Küresel Sağlık’ başlığını taşıyordu.

Oturum sırasında bir konuşma yapan Prens Faysal bin Ferhan, Gazze Şeridi'ndeki feci duruma atıfta bulunarak, dünyadaki vahim krizlerin herkese ortak sorumlulukları ve çatışmaların yayılmasını önlemek için gerilimi artırmaktan kaçınma ihtiyacını hatırlattığını vurguladı. İsrail'in sağlık altyapısına yönelik saldırılarının ve sivilleri hedef almasının uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali ve yasalar ile normlara dayalı uluslararası sisteme doğrudan bir meydan okuma olduğunu belirterek, uluslararası toplumu insani erişimin sağlanması ve sivillerin korunması için sorumluluklarını üstlenmeye çağırdı. Faysal bin Ferhan, Gazze'de yaşanan insani acıların göz ardı edilemeyeceğini ve uluslararası toplumun bu krizi sona erdirmek ve uluslararası hukuka uygun olarak iki devletli çözüme dayalı herkes için kalıcı ve kapsamlı bir barışa ulaşmak için ciddi bir şekilde çalışması gerektiğini vurguladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı konuşmasının başında ülkesinin BRICS Zirvesi’ne ev sahipliği yapan ve bu yıl grubun başkanlığını yürüten Brezilya'ya takdirlerini ifade ederek, Suudi Arabistan'ın daha fazla fırsat ve ortak kalkınmayla dolu bir gelecek için çok taraflı platformlar aracılığıyla verimli bir iş birliği inşa etme arzusunu dile getirdi.

Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan'ın Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması'na olan bağlılığını vurgulayarak, iklim ve sağlık alanlarında iş birliğinin geliştirilmesinin önemini vurguladı ve farklı ülkelerin farklı koşullarını dikkate alan pratik ve dengeli bir yaklaşım çağrısında bulundu.

Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı'na (COP30) ev sahipliği yapacak olan Brezilya'ya Krallık'ın tebriklerini ileterek, Suudi Arabistan'ın iklim değişikliği sorunlarının ele alınmasında somut sonuçlar elde edilmesinde başarı dileklerini ifade etti.

Prens Faysal bin Ferhan, su kıtlığı çeken ülkelerden biri olarak Suudi Arabistan'ın çevresel zorlukları ve su kaynaklarını yönetmek için ileri yöntemler ve teknolojiler geliştirdiğini ve bu hayati kaynağa eşit erişimi sağlamayı amaçlayan Dünya Su Örgütü'nün kurulmasına yol açan çabalara öncülük ettiğini açıkladı.

Sağlık sektörü konusunda ise Vizyon 2030'un önleme ve entegre bakıma odaklanan kapsamlı reformlar içerdiğini belirterek, Suudi Arabistan'ın Hac ve Umre gibi büyük organizasyonları yönetme, planlama ve erken uyarı sistemleri geliştirme konusundaki uzmanlığını vurguladı. Kuşkusuz bu, Suudi Arabistan'ın uluslararası standartlara uygun olarak sağlık acil durumlarına hazırlık ve müdahale konusunda bölgesel bir merkez olma konumunu güçlendiriyor.

Oturuma Suudi Arabistan'ın Brezilya Büyükelçisi Faysal Gulam, Dışişleri Bakanlığı Ofisi Genel Müdürü Velid es-Semail, Dışişleri Bakan Danışmanı Muhammed el-Yahya ve Uluslararası Kuruluşlar Genel Müdürü Şahir el-Huneyni katıldı.



Abdulkerim al-Tavil... Barutun alevleriyle başlayan ve tavafla sona eren bir sabır yolculuğu

Hacı Abdulkerim al-Tavil, Humus'un batı kırsalındaki al-Havz köyünden bir Suriyeli, (Şarku’l Avsat)
Hacı Abdulkerim al-Tavil, Humus'un batı kırsalındaki al-Havz köyünden bir Suriyeli, (Şarku’l Avsat)
TT

Abdulkerim al-Tavil... Barutun alevleriyle başlayan ve tavafla sona eren bir sabır yolculuğu

Hacı Abdulkerim al-Tavil, Humus'un batı kırsalındaki al-Havz köyünden bir Suriyeli, (Şarku’l Avsat)
Hacı Abdulkerim al-Tavil, Humus'un batı kırsalındaki al-Havz köyünden bir Suriyeli, (Şarku’l Avsat)

İbrahim el-Kureyşi

Humus’un batı kırsalında, Asi Nehri’nin köyler arasından aktığı, hikâyelerin toprağın çamurundan ve başakların sabrından doğduğu bir coğrafyada, Suriyeli hacı Abdülkerim Muhammed Hıdır et-Tavil’in hikâyesi başlıyor. En büyük arzusu Kâbe’yi görmek ve hac ibadetini yerine getirmek olan et-Tavil, bu hayaline nihayet bu yılki hac sezonunda kavuştu.

Bu uzun zamandır beklediği an, yıllarca savaşın ateşi ve güneşin kavurucu sıcağı altında geçen zorlu bir yaşamın ardından geldi. Bu süreçte ailesinden dokuz kişiyi kaybeden Abdülkerim’in yüzünde derin izler bırakan acılar, hayatının önemli bir bölümünü şekillendirdi.

57 yaşındaki Abdülkerim, Humus kırsalındaki Havz köyünde mütevazı bir çiftçi olarak yaşamını sürdürüyordu. Toprağı işliyor, emeğinin karşılığını bereketli ürünlerle alıyordu. Ancak 2010 yılında hac yolculuğu için hazırlık yaparken kader onun için bambaşka bir sabır ve mücadele yolculuğu hazırlamıştı. Bu süreçte beş oğlunu, üç kardeşini ve bir kuzenini kaybetti.

2011 yılında Suriye’de olayların başlamasıyla birlikte Abdülkerim’in hayatı tamamen değişti. Çiftçilik yapan elleri, toprağını ve ailesini korumak amacıyla silah taşımaya başladı. 2012 Ramazan ayında düzenlenen gözaltı operasyonlarından mucizevi şekilde kurtuldu. Ancak kardeşleri aynı şansa sahip olmadı; gözaltına alındılar, işkence gördüler ve en büyük kardeşi hayatını kaybederek geride on yetim bıraktı. Bu kayıp aileyi derinden sarssa da inançlarını sarsamadı.

O günden sonra Abdülkerim için uzun bir acı dönemi başladı. Gündüzleri çocuklarının geçimini sağlamak için tarlalarda çalışıyor, geceleri ise nöbet ve çatışma hatlarında görev alıyordu. Yaşadıklarını Şarku’l Avsat’a anlatırken, “Gerçek bir trajedi yaşadık, ancak davamızın haklılığına olan inancımız her şeyden güçlüydü” ifadelerini kullandı.

2013 yılında köyleri şiddetli çatışmaların ortasında kaldı ve aile zorunlu olarak Lübnan sınırına doğru göç etti. Lübnan’ın Arsal kasabasına ulaştıktan sonra Abdülkerim, “Vatanda ölmek sürgünde yaşamaktan daha onurludur” diyerek Suriye’ye dönme kararı aldı. Ancak onu daha büyük acılar bekliyordu.

Kanlı bir bombardıman gecesinde ilk oğlunu gözlerinin önünde kaybetti. Oğlunu kendi elleriyle gece karanlığında toprağa verdi. Ertesi gün ikinci oğlu da hayatını kaybetti ve iki kardeş yan yana defnedildi. Ardından yaralanan oğlu Muhammed yaşamını yitirdi. Kısa süre sonra dördüncü oğlu İsa ve ardından beşinci oğlu Yusuf da hayatını kaybetti. Ölüm, sanki peş peşe ailesinin kapısını çalıyordu.

Gözaltılar ve çatışmalar sırasında iki kardeşini ve kuzenini de kaybeden Abdülkerim’in yakın çevresinden uğurladığı kişilerin sayısı dokuza ulaştı. Ancak her kazdığı mezarla birlikte inancını kaybetmek yerine ona daha sıkı sarıldı. Kâbe’nin etrafında tavaf etme hayali ise tüm bu acıların ortasında kalbinde bir umut ışığı olarak yaşamaya devam etti.

Bu yılki hac sezonunda Suriyeli hacı, hayatında ilk kez Kâbe’nin karşısında durdu. Beyaz ihramı içinde, vücudunda leğen kemiği ile ayağı arasında kalan 11’den fazla kurşunun izlerini taşıyordu. Kendi ifadelerine göre gözyaşları ilk kez burada sel oldu. Duaları, kendisinden önce hayatını kaybeden oğullarının ve kardeşlerinin isimleriyle birleşti. Yaşadığı tüm kayıplarla sınandıktan sonra Allah’ın kendisine 16 yıl boyunca beklediği huzur anını nasip ettiğini hissetti.

Abdülkerim, bu haccın uzun yıllar süren sabrının ilk meyvesi olduğunu söylüyor. Geçmişe pişmanlıkla değil, oğulları ve kardeşlerinin kendisini Allah’a yaklaştıran bir vesile olduğu inancıyla baktığını belirtiyor. Ayrıca hacılara sunulan hizmetlerden ve organizasyondan büyük memnuniyet duyduğunu ifade ederek, Suudi Arabistan’ın hacılara sağladığı imkânların tarif edilemeyecek düzeyde olduğunu ve bunun yıllardır Suriye halkına yönelik insani desteklerinin bir devamı niteliği taşıdığını vurguluyor.


Muhammed bin Selman: İki Kutsal Camiye ve ziyaretçilerine karşı görevimizi yerine getirmeye devam edeceğiz

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Mina Sarayı'ndaki yıllık resepsiyonda (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Mina Sarayı'ndaki yıllık resepsiyonda (SPA)
TT

Muhammed bin Selman: İki Kutsal Camiye ve ziyaretçilerine karşı görevimizi yerine getirmeye devam edeceğiz

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Mina Sarayı'ndaki yıllık resepsiyonda (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Mina Sarayı'ndaki yıllık resepsiyonda (SPA)

İbrahim el-Kureyşi & Ömer el-Bedevi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, Krallık’ın Haremeyn-i Şerifeyn'e ve kutsal mekânlara gösterdiği ihtimamı sürdürme, ayrıca bu mekânları ziyaret eden hacılara hizmet etme yönündeki çabalarının devam edeceğini vurguladı.

Veliaht Prens bu açıklamayı, Kral Selman bin Abdülaziz adına perşembe günü Mina Sarayı'nda düzenlenen ve bu yıl hac ibadetini yerine getiren liderler, önde gelen İslami şahsiyetler, konuklar, heyet başkanları ve hac işleri ofislerinin temsilcilerinin katıldığı yıllık kabul töreninde yaptı.

Öte yandan Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Mişel, dün yaptığı açıklamada hac sezonunun başarıyla tamamlandığını duyurdu. Bin Mişel, güvenlik, organizasyon ve hizmetlerin entegre bir şekilde yürütüldüğünü, bu sayede hacıların ibadetlerini kolaylık ve huzur içinde yerine getirebildiğini ifade etti.

Mekke Vali Yardımcısı, elde edilen olağanüstü başarının öncelikle Allah'ın yardımı, ardından Suudi Arabistan liderliğinin sınırsız desteği ve isabetli talimatları sayesinde gerçekleştiğini belirtti. Ayrıca sağlanan imkân ve kaynakların yanı sıra hazırlık, planlama ve uygulama süreçlerinin tüm aşamalarının titizlikle takip edildiğini vurguladı.

Bu arada, Medine kenti, Mescid-i Nebevî'yi ziyaret etmek üzere gelen ve hac ibadetlerini erken tamamlayan hacıları otobüsler ve Haremeyn Hızlı Treni seferleriyle karşılamaya başladı.

Diğer taraftan Suudi Arabistan Hac Bakanı Tevfik er-Rabia, dün Mina'da hac şirketlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre görüşmede, hizmetlerin değerlendirilmesi, iyileştirme imkanlarının ele alınması ve gelecek hac sezonuna yönelik erken hazırlıklar ele alındı.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Bölgedeki krizde savunma çabaları açıkça görüldü

Prens Muhammed bin Selman, hacılara hizmet etme çalışmalarından dolayı ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına, devlet çalışanlarına ve gönüllülere teşekkür etti (SPA)
Prens Muhammed bin Selman, hacılara hizmet etme çalışmalarından dolayı ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına, devlet çalışanlarına ve gönüllülere teşekkür etti (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Bölgedeki krizde savunma çabaları açıkça görüldü

Prens Muhammed bin Selman, hacılara hizmet etme çalışmalarından dolayı ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına, devlet çalışanlarına ve gönüllülere teşekkür etti (SPA)
Prens Muhammed bin Selman, hacılara hizmet etme çalışmalarından dolayı ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına, devlet çalışanlarına ve gönüllülere teşekkür etti (SPA)

Kutsal Yerler: İbrahim el-Kureyşi & Ömer el-Bedevi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman, hacıların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için görev yapan askerî ve güvenlik birimleriyle kamu kurumlarının çalışmalarını takdir etti. Veliaht Prens, bu çabaların, bölgesel krizlere karşı sergilenen tutumda da görüldüğü üzere, Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve egemenliğini koruma yönündeki çalışmaların devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

Prens Muhammed bin Selman, Kurban Bayramı dolayısıyla Mina Sarayı’nda, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdülaziz adına askerî kuvvetlerin üst düzey komutanları ile bayram tebriğine gelen yetkilileri kabul etti.

Veliaht Prens görüşmede, ülkenin güvenliğini koruma ve millî kazanımları savunma yönünde gösterilen çabaların gurur ve takdire değer olduğunu belirterek, bunun devletin köklü yaklaşımının devamı olduğunu ifade etti. Muhammed bin Selman, “Allah’a hamdediyoruz ki ülkemize Haremeyn-i Şerifeyn’e hizmet etme ve kutsal mekânlara gelen ziyaretçilere bakım sağlama şerefini nasip etti” ifadelerini kulandı.

Öte yandan hacılar dün teşrik günlerinin ilki olan “Yevmü’l-Karr” ("karar günü, yerleşme günü") ibadetlerini tamamladı. Suudi Arabistan hükümetinin sunduğu kapsamlı hizmetler sayesinde hacılar ibadetlerini huzurlu ve manevi atmosfer içinde yerine getirdi.

Hac ibadetini erken tamamlayarak Mina’dan ayrılmak isteyen hacıların ise bugün güneşin zeval vaktinin ardından bölgeden ayrılmaya başlaması bekleniyor.

Medine’deki resmî kurumların da ibadetlerini tamamlayan ve bu akşam itibarıyla otobüsler ile Haremeyn Hızlı Treni üzerinden kente ulaşmaya başlayacak ilk hacı kafilelerini karşılamak için hazırlıklarını tamamladığı bildirildi.