ABD'nin desteğiyle çeyrek asır sonra üst düzey Suriye-İsrail görüşmesi

Washington ve Paris, Şam'daki geçiş sürecini desteklemenin önemini vurguladı

Suriye ve Fransa dışişleri bakanları dün Paris'te ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi’yle bir araya geldi. (SANA)
Suriye ve Fransa dışişleri bakanları dün Paris'te ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi’yle bir araya geldi. (SANA)
TT

ABD'nin desteğiyle çeyrek asır sonra üst düzey Suriye-İsrail görüşmesi

Suriye ve Fransa dışişleri bakanları dün Paris'te ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi’yle bir araya geldi. (SANA)
Suriye ve Fransa dışişleri bakanları dün Paris'te ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi’yle bir araya geldi. (SANA)

Suriye-İsrail ilişkileri, İsrail'in hava saldırıları ve Suriye'nin iç işlerine, özellikle de Suveyda vilayetine doğrudan müdahalesine rağmen normalleşme yolunda hızla ilerliyor. Ayrıca ABD yönetimi, Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack aracılığıyla, iki tarafı, özellikle de İsrail'i uzlaşma yoluna yönlendirmek için çaba gösteriyor gibi görünüyor.

Bu bağlamda Paris perşembe akşamı, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan eş-Şeybani ile İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer arasında 4 saat süren bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Dermer, Başbakan Binyamin Netanyahu'ya çok yakın ve Washington'a zor görevler için gönderilen bir elçi. Toplantı, Tom Barrack'ın himayesinde gerçekleştirildi. Barrack, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bu akşam (perşembe) Paris'te Suriyeli ve İsrailli yetkililerle bir araya geldim. Toplantının amacı diyalog ve gerginliğin azaltılmasıydı ve bunu gerçekten başardık. Tüm taraflar bu çabaları sürdürme taahhüdünü teyit etti” ifadelerine yer verdi. Barrack, görüşmelerin başarılı olduğunu ve amacına ulaştığını vurguladı.

Olağanüstü toplantı

Toplantı, sadece süresi açısından değil, gerçekleştiği düzey açısından da olağanüstüydü. Son benzer toplantı 25 yıl önce, 2000 yılında eski ABD Başkanı Bill Clinton'ın, Suriye Dışişleri Bakanı Faruk eş-Şara ve İsrail Dışişleri Bakanı Ehud Barak'ı, iki taraf arasında barış anlaşması sağlanması çabaları kapsamında bir araya getirdiği toplantıydı. Ancak hedef gerçekleştirilemedi. Başkan Donald Trump, tamamen farklı koşullarda bu tür bir başarıya ulaşmaya çalışıyor.

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan eş-Şeybani ve İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer (AFP)Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan eş-Şeybani ve İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer (AFP)

Toplantıya katılanların, Suriye ile İsrail arasındaki gerginliği azaltacak ve güvenlik konusunda mutabakat sağlayacak düzenlemeler üzerinde odaklandıkları öğrenildi. Söz konusu düzenlemeler, geçtiğimiz günlerde Suveyda'da çıkan çatışmalara İsrail'in Dürzileri korumak gerekçesiyle müdahale etmesi, ordunun mevzilerini bombalaması ve daha fazla müdahale tehdidinde bulunması gibi olayların tekrarlanmasını önleyecek. Toplantıya yakın kaynaklar, görüşmelerde her iki tarafın ‘güven artırıcı önlemler’ olarak adlandırılan konulara odaklandığını bildirdi. Kaynaklara göre, İsrail'in Suriye'nin çıkarlarını hedef almaktan çekinmemesi endişe vericiyken, Suriyeli yetkililer açıkça kimseyle savaşmak istemediklerini, iç durumlarını düzeltmek istediklerini ve İsrail ile yakınlaşmaya karşı olmadıklarını söylüyorlar.

İsrail'in bu hamlesi, Netanyahu'yu sert bir şekilde eleştiren Trump'ı öfkelendirdi. Alman haber ajansı DPA, ismini vermediği bir İsrailli yetkiliye dayanarak, güvenlik düzenlemelerinin yanı sıra, toplantının ‘Suriye'nin İsrail ile diplomatik adımlar atmaya daha hazır hale gelmesini’ sağlamayı da amaçladığını aktardı.

Paris toplantısı, her iki tarafın da bir sonuç elde etmek için acele ettiğini gösteriyor. Bu toplantı, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera'nın Türkiye'ye yakın bir ülke olan Azerbaycan'a yaptığı ziyaret vesilesiyle düzenlenen bir toplantının ardından gerçekleşti. İsrail Kanal 12 televizyonu bu toplantıyı ‘tarihi bir zirve’ olarak nitelendirdi.

Fransa – ABD – Suriye toplantısı

Dün Paris'te, Fransa ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi’nin katıldığı, türünün ilk örneği olan bir başka toplantı daha düzenlendi. Bu toplantının önemi, Paris'in Suriye'de bir konuma sahip olmak istediğini, Şam'ı ağırlayan tek Batı başkenti olduğunu ve Suriye ekonomisini desteklemek için bir konferans düzenleyen tek ülke olduğunu hatırlatmasıdır. Paris, Suriye'ye uygulanan Avrupa yaptırımlarının kaldırılması için uğraşan en güçlü destekçilerden biriydi. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, Alman mevkidaşı Annalena Baerbock ile birlikte Şam'ı ziyaret eden ilk Batılı bakan olmuştu. Paris, Barrack'ın üçlü toplantıyı kabul etmesini, ülkedeki rolünün ‘tanınması’ olarak görüyor.

 Suveyda'nın sokaklarından birinde asılı olan Dürzi bayrağı, 25 Temmuz 2025 (Reuters)Suveyda'nın sokaklarından birinde asılı olan Dürzi bayrağı, 25 Temmuz 2025 (Reuters)

Toplantının ardından, Suriye'deki gergin bölgelerde diyalog ortamının oluşması ve gerginliğin azaltılmasına yönelik büyük çabanın vurgulandığı ortak bir bildiri yayınlandı. Bildiri, geçiş sürecinin başarıya ulaşması için hızlı bir şekilde harekete geçilmesini öngören 6 mutabakat veya karar içeriyordu. Son aylarda, bir bölgeden diğerine yayılan kanlı olayların ardından bu süreçle ilgili birçok soru ve endişe ortaya çıktı. Batı'yı özellikle ilgilendiren önemli noktalardan biri, her türlü terörle mücadele ve Suriye devletinin ve kurumlarının güvenlik sorunlarıyla başa çıkma kapasitelerinin desteklenmesi. Batı'nın korktuğu şey, DEAŞ'ın geri dönüşü ve bunun Suriye'deki mültecilerin Avrupa'ya göç etmesine yol açması.

Bildiri, siyasi geçiş sürecinde Suriye hükümetine destek olunması ve Suveyda ile ülkenin kuzeydoğusunda (Kürt bölgeleri) ulusal uzlaşmanın sağlanması çağrısında bulundu. Bildiri ayrıca, Suriye'nin bölgenin istikrarını korumak için komşularının güvenliğine herhangi bir tehdit oluşturmama taahhüdünü ve aynı zamanda komşu ülkelerin de Suriye'nin istikrarına herhangi bir tehdit oluşturmaması gerektiğini belirtti. Kürt heyetinin katılımıyla yapılması planlanan dörtlü toplantının iptal edilmesi nedeniyle, bildiride Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında Paris'te mümkün olan en kısa sürede bir görüşme turu düzenlenmesinin önemi vurgulandı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Fransız bir kaynak, ‘Şam ile Suriye halkının (başta Kürtler olmak üzere) çeşitli bileşenleri arasında diyalog çerçevesinin yeniden başlatılması gerektiğini’ vurguladı. Kaynak, “Bu bağlamda ABD ve Fransa, diyaloğun gerçekleşmesini ve Suriye'deki geçiş sürecini güçlendirecek barışçıl bir müzakere çözümüne yol açmasını sağlamak için son derece proaktif bir şekilde hareket etmeye devam ediyor” dedi. Barrack, X platformunda Washington'un ‘dostları ve ortaklarıyla iş birliği içinde Suriye'de refah için çalışmaya devam edeceğini’ yazdı ve ‘istikrarlı, güvenli ve birleşik bir Suriye'nin büyük komşular ve müttefikler temelinde inşa edileceğini’ belirtti. Barrack, geçen hafta başında Suriye'yi ziyaret ettikten sonra Beyrut'a geçmişti.



Ürdün, İran'dan fırlatılan 4 füzeyi düşürdüğünü açıkladı

Ürdün'ün başkenti Amman (Arşiv- Petra)
Ürdün'ün başkenti Amman (Arşiv- Petra)
TT

Ürdün, İran'dan fırlatılan 4 füzeyi düşürdüğünü açıkladı

Ürdün'ün başkenti Amman (Arşiv- Petra)
Ürdün'ün başkenti Amman (Arşiv- Petra)

Ürdün ordusu, bugün yaptığı açıklamada, hava savunma sistemlerinin İran'dan fırlatılan 4 füzeyi engelleyerek düşürdüğünü duyurdu. Açıklamada, olayda can kaybı ya da maddi hasar meydana gelmediği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Ürdün Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı'ndan sorumlu bir askeri yetkili yaptığı açıklamada, "Hava savunma sistemleri bugün erken saatlerde İran topraklarından Ürdün hava sahasına giren 4 füzeyi tespit ederek imha etti" ifadelerini kullandı.

Yetkili, füzelerin herhangi bir can kaybına veya maddi hasara yol açmadığını belirterek, "Önleme operasyonu, krallığın egemenliğini, güvenliğini ve vatandaşlarının korunmasını sağlamak amacıyla alınan operasyonel tedbirler kapsamında yüksek etkinlikle gerçekleştirildi" dedi.

Açıklamada ayrıca, "Krallığın egemenliğine yönelik herhangi bir girişim veya hava sahasının ihlali, yürürlükteki angajman kuralları ve ulusal çıkarların gerektirdiği çerçevede kararlılıkla karşılanacaktır" ifadelerine yer verildi.

Yetkili, "Silahlı kuvvetler, ülkeyi korumak ve güvenliği ile istikrarını savunmak için gerekli bütün önlemleri almaktan geri durmayacaktır" açıklamasında bulundu.

Öte yandan İran Devrim Muhafızları, kendisine bağlı Fars Haber Ajansı’nda yar alan açıklamasında, bugün Ürdün'deki bir "ABD hava üssünün" balistik füzelerle hedef alındığını duyurdu.

Ürdün ordusu daha önce yaptığı açıklamada, dün erken saatlerde İran'dan fırlatılan 4 füzenin ülke topraklarına düştüğünü, ancak herhangi bir yaralanma yaşanmadığını bildirmişti.

Ürdün ayrıca perşembe günü İran'dan fırlatılan 8 füzeyi engellediğini açıklamış, İran Devrim Muhafızları ise saldırının ABD tarafından kullanılan bir askeri üssü hedef aldığını ileri sürmüştü.

Amman yönetimi, Ürdün topraklarında yabancı askeri üs bulunmadığını vurguluyor. Ancak çeşitli ülkelerden sınırlı sayıda asker, iş birliği ve eğitim anlaşmaları kapsamında bazı Ürdün ordusu üslerinde konuşlandırılmış durumda.

Ürdün ordusu, nisan ayının başında yaptığı açıklamada, 28 Şubat'ta Ortadoğu'da başlayan savaşın ardından İran tarafından ülkeye yönelik 281 füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenlendiğini, bunlardan 261'inin engellendiğini bildirmişti.

Yetkililere göre söz konusu saldırılarda yaklaşık 30 kişi yaralandı ve yaralıların tamamı hastanelerden taburcu edildi.


İsrail'de bir gardiyan Filistinli lider Mervan Barguti'ye plastik mermi ile ateş açtı

Fetih lideri Mervan Barguti, Kudüs'teki bir mahkemede (Arşiv- AP)
Fetih lideri Mervan Barguti, Kudüs'teki bir mahkemede (Arşiv- AP)
TT

İsrail'de bir gardiyan Filistinli lider Mervan Barguti'ye plastik mermi ile ateş açtı

Fetih lideri Mervan Barguti, Kudüs'teki bir mahkemede (Arşiv- AP)
Fetih lideri Mervan Barguti, Kudüs'teki bir mahkemede (Arşiv- AP)

2002'den bu yana İsrail'de tutuklu bulunan Fetih Hareketi'nin önde gelen isimlerinden Mervan Barguti'nin eşi, geçen hafta bir cezaevi gardiyanının Barguti'nin bacağına plastik mermiyle ateş açtığını öne sürdü. İsrail Cezaevi İdaresi ise iddiayı yalanladı.

Avukat Fevda Barguti, dün Facebook'taki resmi hesabından yaptığı paylaşımda, "Cezaevi görevlilerinden biri Mervan'ın bacağına plastik mermiyle ateş açtı. Bu durum kanamaya ve acı verici bir yaralanmaya yol açtı. Bu, kendisine yönelik süregelen saldırıların yeni bir halkasıdır" ifadelerini kullandı.

67 yaşındaki Mervan Barguti, Filistin kamuoyu yoklamalarında geniş destek görmeye devam ediyor. Destekçileri tarafından "Filistin'in Mandelası" olarak nitelendirilen Barguti, 2000 yılında başlayan İkinci İntifada sırasında İsraillilere yönelik çeşitli saldırılardaki rolü ve cinayet suçlamaları nedeniyle beş kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Barguti’nin oğlu Arab Barguti yaptığı açıklamada olayın geçen hafta, İsrail'in güneyindeki Necef Çölü'nde bulunan Ganot Cezaevi'nde meydana geldiğini ve babasının yaralanmasına rağmen tedavi edilmediğini söyledi.

Ailenin olaydan, Mervan Barguti'nin avukatı ve önde gelen İsrailli insan hakları hukukçularından Avigdor Feldman aracılığıyla haberdar olduğu belirtildi.

Feldman'ın İsrail Cezaevi İdaresi'ne gönderdiği ve AFP'nin bir nüshasını gördüğü mektupta, "Son ziyaretimde müvekkilim bana bacağından vurulduğunu söyledi" ifadeleri yer aldı.

İsrail Cezaevi İdaresi ise AFP'ye yaptığı açıklamada, Barguti'nin yaralandığı yönündeki iddiaların "asılsız ve gerçeği yansıtmadığını" belirterek, personelinin yasa çerçevesinde ve sürekli yargı denetimi altında görev yaptığını bildirdi.

Arab Barguti, Ekim 2025'te de babasının eylül ayında cezaevleri arasında nakledilirken İsrailli gardiyanlar tarafından ağır şekilde darbedildiğini, dört kaburgasının kırıldığını ve başından yaralandığını açıklamıştı.

Ağustos 2025'te sosyal medyada paylaşılan bir videoda ise İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in, cezaevinde zayıflamış görünen Mervan Barguti'yi tehdit ettiği görülmüştü.

Arap Birliği de pazar günü yayımladığı açıklamada, Barguti'ye yönelik "tekrarlanan saldırılar" için uluslararası bir soruşturma komitesi kurulması ve sorumluların uluslararası mahkemelerde yargılanması çağrısında bulundu.

İsrail, Ekim 2025'te Gazze'deki rehinelere karşılık Filistinli tutukluların serbest bırakılmasını öngören olası bir takas anlaşması kapsamında Mervan Barguti'nin serbest bırakılmasını reddetti. Barguti, geçen mayıs ayında en yüksek oyu alarak Fetih Hareketi Merkez Komitesi'ne yeniden seçildi.


Muhammed ed-Dayf'ın son aylarına dair bilinmeyenler: Refah sokaklarında uyudu, korumasız hareket etti

Hamas liderleri Yahya Sinvar, İsmail Heniyye, Muhammed Sinvar ve Muhammed ed-Dayf'ı gösteren görüntü (Kassam Tugayları'nın yayımladığı videodan ekran görüntüsü)
Hamas liderleri Yahya Sinvar, İsmail Heniyye, Muhammed Sinvar ve Muhammed ed-Dayf'ı gösteren görüntü (Kassam Tugayları'nın yayımladığı videodan ekran görüntüsü)
TT

Muhammed ed-Dayf'ın son aylarına dair bilinmeyenler: Refah sokaklarında uyudu, korumasız hareket etti

Hamas liderleri Yahya Sinvar, İsmail Heniyye, Muhammed Sinvar ve Muhammed ed-Dayf'ı gösteren görüntü (Kassam Tugayları'nın yayımladığı videodan ekran görüntüsü)
Hamas liderleri Yahya Sinvar, İsmail Heniyye, Muhammed Sinvar ve Muhammed ed-Dayf'ı gösteren görüntü (Kassam Tugayları'nın yayımladığı videodan ekran görüntüsü)

13 Temmuz 2024'te, yaklaşık üç dakika boyunca İsrail savaş uçakları Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un el-Mevasi bölgesinde bulunan açık bir arazi üzerindeki küçük bir binaya tonlarca patlayıcı bıraktı. Saldırının yoğunluğu, hedefin son derece önemli bir isim olduğu izlenimini daha ilk andan itibaren oluşturdu.

Saatler sonra İsrail, hedefin Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın Genel Komutanı Muhammed ed-Dayf olduğunu açıkladı. Hamas ise hedef alınan yerin Gazze'nin çeşitli bölgelerinden gelen sivillerin sığındığı bir alan olduğunu belirterek bu iddiayı kesin bir dille reddetti.

Ancak yaklaşık altı ay sonra, 30 Ocak 2025'te Kassam Tugayları, Dayf'ın Han Yunus Tugayı Komutanı Rafi Selame ile birlikte öldürüldüğünü doğruladı. Açıklamada Dayf'ın yardımcısı Mervan İsa'nın da hayatını kaybeden komutanlar arasında olduğu belirtildi.

"Onun Gazze kentinde olduğunu düşünüyorlardı"

Hamas'a yakın kaynaklar, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Dayf'ın öldürüldüğüne ilişkin ilk inkârın, hareketin birçok üst düzey yöneticisinin onun Gazze kentinde bulunduğuna inanmasından kaynaklandığını söyledi. Kaynaklara göre bazı yöneticiler ise Dayf'ın Gazze Şeridi'nin güneyinde olduğunu biliyor ancak tam yerini bilmiyordu.

frgfr
İsrail'in, 13 Temmuz 2024'te Han Yunus yakınlarındaki el-Mevasi bölgesinde Kassam Tugayları komutanları Muhammed ed-Dayf ve Rafi Selame'ye yönelik suikast operasyonu kapsamında hedef aldığı noktadaki yıkım (AFP)

Medyaya çıkarak Dayf'ın öldürüldüğünü reddeden bazı Hamas yöneticilerinin, onun tünellerden birinde bulunduğunu düşündüğü ifade edilirken, kaynaklardan biri "Dayf savaşın başlamasından bu yana tünellere sığınmadı. Muhtemelen sadece bir kez buna mecbur kaldı" dedi.

Dayf'ın öldürüldüğü yerin aslında Han Yunus Tugayı Komutanı Rafi Selame'ye ait olduğu belirtilirken, saldırıda Selame'nin çok sayıda yakını ve Kassam Tugayları'na bağlı güvenlik görevlileri de yaşamını yitirdi.

Ancak Dayf'ın suikasttan önceki son ayları ile Gazze içinde nasıl hareket ettiği uzun süre gizemini korudu. Şarku'l Avsat, ölümünün ikinci yıl dönümünde Hamas kaynaklarına İsrail'in onun kimliğini nasıl tespit edip yerini belirlediğini sordu.

İki Hamas kaynağına göre Dayf, 7 Ekim 2023 saldırısının başladığı sırada gerçekten de Gazze kentindeydi ve İsrail'in özellikle sahil yolu er-Reşid Caddesi'nin bulunduğu Netzarim Koridoru üzerinde tam kontrol sağlamasından birkaç gün öncesine kadar kuzeyde kaldı. İsrail önce koridorun doğusundaki Selahaddin Caddesi'ni ele geçirirken, sahil yolu iki haftadan uzun süre daha açık kalmıştı.

"Korumasız hareket etti, iletişim tamamen kesildi"

Gazze'de bulunan ve Dayf'ın yakın çevresinden bilgi alan iki kaynak, Kassam Tugayları Komutanı'nın Kasım 2023'ün başında özel korumaları olmadan tek başına Gazze kentinden ayrılarak güneye, Refah'a geçtiğini söyledi.

Hamas'tan konuya vakıf bir başka kaynak ise daha sonra Kassam Tugayları'nın komutasını devralan ve Mayıs ayında İsrail tarafından öldürülen İzzeddin el-Haddad'ın da aralarında bulunduğu bazı komutanların Dayf'a Gazze'de kalmasını tavsiye ettiğini aktardı.

rfgtbgrfb
Kassam Tugayları'nın, Muhammed ed-Dayf'ın ölümünü duyururken paylaştığı fotoğraf (Telegram)

Kaynağa göre komutanlar, yoğun güvenlik baskısına rağmen onu koruyabileceklerini söyleseler de Dayf sahadaki operasyonları yönetmeyi ve o dönemde henüz başlamamış olan müzakerelere ilişkin olası siyasi gelişmeleri yakından takip etmeyi tercih etti.

Aynı kaynak, kullanılan iletişim yönteminin kesintiye uğraması nedeniyle Dayf'la dört günden uzun süre bağlantı kurulamadığını belirtti.

"Onu güvenli bölgeye götürmesi gereken aracı kişiyle buluşamayınca güneye, Refah'ın iç kesimlerine ilerlemek zorunda kaldı" diyen kaynak, bu süre boyunca Dayf'ın Kassam Tugayları'nın güvenli noktalarından hiçbirine ulaşamadığını söyledi.

Kaynağın aktardığına göre İsrail istihbaratının elinde Dayf'ın güncel bir fotoğrafının bulunmaması ve Filistinlilerin de yüzünü tanımaması sayesinde, Dayf bu dört gün boyunca Refah sokaklarında uyudu, bir geceyi de kentteki camilerden birinde geçirdi ve kimse onu fark etmedi.

xccxd
Sağdan sola, İsrail'in ayrı saldırılarda öldürdüğünü açıkladığı Kassam Tugayları komutanları: Muhammed Avde, Rafi Selame, Ebu Ubeyde ve Muhammed ed-Dayf (İsrail ordusunun yayımladığı fotoğraf)

2023'ün son aylarında Refah, savaş sırasında 1 milyon 300 binden fazla Filistinlinin sığındığı ve tarihin en yoğun nüfus hareketlerinden birine sahne olan kent konumundaydı.

Bir başka Hamas kaynağı ise iletişimin yeniden nasıl kurulduğunu şöyle anlattı:

"Kassam'ın sahadaki mensuplarından biri Dayf'ı tesadüfen tanıdı ve onu güvenli bir yere götürdü. Daha sonra Han Yunus'a nakledildi. Oradan da başka bir aracı vasıtasıyla Rafi Selame'nin bulunduğu yere ulaştırıldı. İkili daha sonra birkaç farklı noktaya geçti ve sonunda öldürüldükleri yerde kaldılar."

Kassam komutanına dair bilinmeyen görüntü

Kaynaklardan biri, son yıllarda Dayf'ın Kassam Tugayları'nın diğer komutanlarına kıyasla daha fazla görünür olmasına ve askeri noktalara çeşitli ziyaretler gerçekleştirmesine rağmen İsrail istihbaratının onun hakkında net bir profil oluşturamadığını söyledi.

Kaynağa göre İsrail'in elindeki bilgiler, Dayf'ın yaralı olduğu, en az bir ayağını kaybettiği ya da ayağı veya elinde ağır bir yaralanma bulunduğu yönündeydi.

Aynı kaynak, Dayf'ın iki ayrı olayda ağır yaralanmasının ardından sahte kimlikle Gazze dışına tedavi için çıkarılması yönünde girişimler yapıldığını ancak bunların başarısız olduğunu ve Dayf'ın Gazze'de kalmakta ısrar ettiğini anlattı.

Buna karşılık başka bir kaynak, "Görünüşe göre belirli bir dönemde kısa süreliğine tedavi amacıyla Gazze dışına çıktı, ardından geri döndü" ifadelerini kullandı. Ancak bu bilgi diğer kaynaklar tarafından doğrulanmadı.

xsdvfgrth
Filistinliler, 1 Kasım 2023'te Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı'ndan geçmek için bekliyor (EPA)

Hamas'tan üç kaynağa göre İsrail, Dayf'ın sağlık durumunu ve fiziksel görünümünü uzun süre kesin olarak belirleyemedi. Bunun ancak İsrail güçlerinin Gazze'nin iç kesimlerindeki bazı noktalarda ele geçirdiği video kayıtları ve fotoğraflar sayesinde mümkün olduğu belirtildi.

Kaynaklara göre söz konusu görüntülerde Dayf, Kassam Tugayları komutanlarının katıldığı çeşitli etkinliklerde yer alıyordu. Bu materyaller İsrail istihbaratı tarafından analiz edildi; yüzlerce muhbir görevlendirilerek Dayf'ın fotoğrafları dağıtıldı. Ayrıca görüntüler yapay zekâ sistemleriyle incelendi ve savaş öncesinde 7 Ekim saldırısının hazırlıkları sırasında kaydedilen son görüntülerindeki sesi de dâhil olmak üzere elde edilen veriler istihbarat araçlarına ve insansız hava araçlarına yüklendi.

Hamas kaynaklarına göre tüm bu çalışmaların sonucunda İsrail, Dayf'ın yerini tespit ederek suikastı gerçekleştirmeyi başardı.