Suriyeli aşiretler, SDG kontrolündeki bölgelerde siyasi çıkmaz konusunda uyarıyor

Şarku’l Avsat'a konuşan kaynaklar, hükümet güçlerinin Cezire bölgesinde harekete geçtiğini söyledi

Suriye ve Fransa dışişleri bakanları cuma günü Paris'te ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ile bir araya geldi. (SANA)
Suriye ve Fransa dışişleri bakanları cuma günü Paris'te ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ile bir araya geldi. (SANA)
TT

Suriyeli aşiretler, SDG kontrolündeki bölgelerde siyasi çıkmaz konusunda uyarıyor

Suriye ve Fransa dışişleri bakanları cuma günü Paris'te ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ile bir araya geldi. (SANA)
Suriye ve Fransa dışişleri bakanları cuma günü Paris'te ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ile bir araya geldi. (SANA)

Suriye Aşiretler ve Kabileler Yüksek Konseyi üyesi Şeyh Hamud el-Ferec Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Suriye'nin kuzey ve kuzeydoğusunda siyasi bir çözümsüzlük olduğu uyarısında bulunarak, “siyasi bir çözüme ulaşılmadığı takdirde olayların çatışmaya doğru gideceğini” söyledi. El-Ferec, aşiretlerin Suriye devletinin kararlarına bağlılığını vurgulayarak, hiçbir tarafın ‘bölgeyi gelişigüzel bir savaşa bulaştırmak’ istemediğini belirtti.

El-Ferec, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında Paris'te yapılması beklenen ve ertelendiği söylenen toplantının, Şam'ın toplantıyı Fransa'da yapmak istememesi ve aşiretlerin SDG'nin yanında yer alma konusundaki çekinceleri nedeniyle iptal edildiğini açıkladı. Ancak Kürt kaynaklar, Paris'te yapılması planlanan toplantının ‘ertelendiğini’, liderler düzeyinde olmasa da daha sonra yapılmasının beklendiğini söyledi. Kürt kaynaklar, toplantının DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu'nun (DMUK) talebi üzerine ertelendiğini ve kararın SDG'ye resmen bildirildiğini doğruladı.

sdfghy
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) geçtiğimiz pazartesi günü Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke vilayetinde askerî geçit töreni düzenledi. (Şarku’l Avsat)

SDG tarafından kontrol edilen bölgelerde son günlerde artan gerginlik, Suriye'nin Cezire vilayetlerindeki (Rakka, Deyrizor ve Haseke) bir dizi birlik, kurum, siyasi ve sivil grup ile yerel medya kuruluşunu dışişleri bakanlarına (Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan eş-Şeybani, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio) resmi kanallar aracılığıyla bir bilgilendirme notu sunmaya zorladı. Belgenin bir kopyası Şarku'l Avsat'a ulaştı.

‘Suriye Ceziresi’ olarak bilinen bölgedeki gruplar tarafından imzalanan bilgilendirme notunda, bölgelerindeki gerçekliğin artık ertelenemeyeceği ve görmezden gelinemeyeceği belirtilerek, SDG'nin bölgede kendisini fiili bir otorite olarak dayattığı ve Arap, Kürt, Türkmen, Süryani ve Ermeni bileşenlerin aleyhine tek bir bileşen için ayrıcalıklar tesis ettiği ifade edildi. ‘Özgürlükler gerçeğinin eski rejim dönemindekinden çok da farklı olmadığına’ dikkat çekildi. Notta şu ifadeler yer aldı: “Vicdan mahkumları çok sayıda, çoğulculuk bastırılmış durumda ve itiraz eden herkes tutuklanmaya ve marjinalleştirilmeye maruz kalıyor... En tehlikelisi ise azınlık kartının açıkça kullanılması ve hem sahilde hem de güney Suriye'de yasadışı askeri aktörlerin desteklenmesiyle birlikte ortak ulusal dokudan geriye kalanları parçalamak için bir araç olarak kullanılması.”

Bilgilendirme notunda 8 talep yer aldı: SDG'nin tek bir siyasi, askeri veya idari blok olarak devlet kurumlarına entegre edilmesinin reddedilmesi, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile bağlantılı güvenlik hizmetlerinin lağvedilmesi, tüm ulusal kaynakların ve kamu kurumlarının devlete iade edilmesi, bölge vatandaşlarının zorla askere alınmasının iptal edilmesi, kadınların herhangi bir bahane ile kaçırılmasının önlenmesi, eski rejim kalıntılarına ev sahipliği yapan eğitim kamplarının dağıtılması, uyuşturucu ticareti ile mücadele edilmesi ve siyasi veya milliyetçi nedenlerle zorla yerinden edilenlerin güvenli bir şekilde geri dönmelerinin sağlanması.

dfrgthy
2022'de Haseke kırsalında Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK) arasında yapılan ortak eğitim tatbikatından (Arşiv – AFP)

Konuyla ilgili olarak sosyal medyada, Arap aşiretlerine atfedilen ve SDG'yi belirli bir süre sonunda silahlarını ve Deyrizor, Rakka ve Haseke bölgelerini teslim etmemesi halinde genel bir nifak ilan etmekle tehdit eden bir açıklama dolaşıma sokuldu. Şeyh Hamud el-Ferec aşiretlere atfedilen bu açıklamanın önemini küçümseyerek, imzacıların açık isimlerinin yer almadığı ve video kaydının eşlik etmediği bir açıklamanın dikkate alınmayacağını vurguladı. Ancak el-Ferec, Cezire’deki aşiretlerin alarm durumunu ve Tabka'nın dış mahalleleri ile Rakka'nın güneyindeki ez-Zemle bölgesinde hükümet güçlerinin hareketliliğinin varlığını inkâr etmedi.

Bu gelişmeler, Haseke'nin güneyindeki eş-Şeddadi Üssü’nde SDG komutanları ile Deyrizor vilayetinin sivil ve askeri konseylerinin temsilcilerinin yanı sıra bölgedeki aşiretlerin ileri gelenlerinin de katıldığı genişletilmiş bir toplantı yapıldığına dair haberlerin ardından geldi.

SDG Sözcüsü Ferhad eş-Şami Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Şeddadi'deki toplantıya ilişkin haberleri yalanlayarak, “Bunlar yalan iddialardır, gerçekle hiçbir ilgisi yoktur ve kaos yaratmayı amaçlayan kötü niyetli niyetleri yansıtmaktadır” dedi. Aşiretlerin SDG'yi genel alarm ilan etmesi konusunda uyaran açıklamasını da kaos yaratmanın bir parçası olarak değerlendiren eş-Şami, bunun ‘sahte’ bir açıklama olduğunu söyledi ve ‘aşiretlerin kuzey ve doğu Suriye'de yönetim ve güvenliğin önemli bir ayağı olduğunu, liderliklerinin bilindiğini ve kimsenin bilinmeyen açıklamalarla onlar adına konuşamayacağını’ vurguladı.

sdfrg
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi, geçtiğimiz mart ayında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile yapılan anlaşmanın uygulanmasını görüşmek üzere askeri liderlerle bir araya geldi. (Şarku'l Avsat)

Cumartesi günü basında yer alan haberlerde, Haseke'nin güneyindeki eş-Şeddadi kentinde bulunan ABD üssünde kapsamlı bir toplantı yapıldığı bildirildi. Şarku'l Avsat’ın Syria TV'den aktardığına göre SDG lideri Mazlum Abdi toplantı sırasında SDG'nin bölgelerini devretme ya da özerk yönetimi feshetme niyetinde olmadığını vurguladı. Abdi, Suriye devletiyle herhangi bir yakınlaşmanın, başta özerk yönetimin yapısının korunması ve güçlerin üzerinde mutabık kalınan düzenlemeler çerçevesinde entegre edilmesi olmak üzere, belli koşullar altında gerçekleşeceğini açıkladı. Abdi ayrıca, önümüzdeki birkaç gün içinde SDG komitelerinin askeri kurumlar da dahil olmak üzere devlet kurumlarının devri için Deyrizor vilayetinden başlayarak Rakka ve Haseke vilayetlerini de kapsayacak şekilde Suriye hükümetiyle bir dizi toplantı başlatacağını duyurdu.

Daha önce Suriye Dışişleri Bakanlığı Amerikan İşleri Dairesi Müdürü Kutaybe İdlbi, ‘Suriye hükümeti ile SDG arasında 10 Mart'ta imzalanan anlaşmanın uygulanması konusunda herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini’ belirtmişti. Suriye devlet televizyonuna yaptığı açıklamada İdlibi, Washington ile Suriye hükümeti arasında çeşitli konularda ‘tam bir anlayış’ olduğunu söyledi. İdlibi, ABD ve Fransa'nın ‘Suriye'nin birliğini koruyacak adımların tamamlanması gerektiğine inandığını’ ve Fransız yetkililerin tutumunun ‘Fransa'nın Suriyelilerin istediği bir çözüme ulaşmak için SDG'ye baskı yapma isteğini gösterdiğini’ söyledi.

İdlibi'nin açıklamaları Paris toplantısının ‘ertelendiği’ ya da ‘iptal edildiği’ duyurulmadan önce geldi.

aSDFRGT
Bedeviler ve Dürziler arasındaki çatışmalar sonucu Suveyda'da yıkım manzaraları (DPA)

Şam hükümetine yakın medya kaynakları, Suveyda'daki olayların ardından SDG'nin ‘Mart anlaşmasını uygulama konusunda temkinli davrandığını ve gerilimin artması halinde DMUK güçlerinin müdahalesine bel bağladığını’ söyledi. ‘DMUK güçlerinin Suriye'ye girişi DEAŞ'la mücadele için olduğuna göre DMUK güçleri SDG'nin yanında iç çatışmalara müdahale edecek mi?’ sorusuna kaynaklar, “Ortam henüz net değil” yanıtını verdi.

10 Mart anlaşması, sınır kapıları, havaalanı ve petrol ve gaz sahaları da dahil olmak üzere Suriye'nin kuzeydoğusundaki sivil ve askeri kurumların Suriye devlet yönetimine entegre edilmesini öngörüyor. Ayrıca Suriye'nin toprak bütünlüğünü teyit ediyor ve bölünmeyi reddediyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.