Açlık, Gazze Şeridi'ndeki çocukları ölüme sürüklüyor

Yaklaşık 29 bin kişi ‘yetersiz beslenme vakası’ olarak sınıflandırılıyor ve beş yaş altı 260 bin çocuk gıdaya ihtiyaç duyuyor

TT

Açlık, Gazze Şeridi'ndeki çocukları ölüme sürüklüyor

Açlık, Gazze Şeridi'ndeki çocukları ölüme sürüklüyor

Henüz iki yaşını doldurmamış olan Şam Kadih, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, dört metrekarelik küçük bir çadırda zorlu koşullar altında yaşıyor. Bu koşullar, giderek kötüleşen ve hayatını tehdit eden trajik bir gerçeklikten kaynaklanıyor. Şam, tıpkı binlerce Gazze'li çocuk gibi, gıda malzemelerinin eksikliği nedeniyle yetersiz besleniyor ve çevresel koşulların etkisiyle hastalıklar artıyor.

Şam’ın annesi, bazen ‘çok şiddetli’ olarak sınıflandırılan ve hastaneye kaldırılmasını gerektiren yetersiz beslenmeden mustarip kızının ateşini düşürmek için, günde zar zor erişebildiği su dışında başka bir şey bulamıyor. Hastanelerde ise Şam’a yardım edebilecek hiçbir şey yok. Bu, binlerce açlık çeken insan arasında sıkça görülen bir durum.

xscfvghy
5 aylık kızını kucağında taşıyan anne, kızının yetersiz beslendiğini söylüyor. (Reuters)

Anne İslam Kadih, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, dokuz yıl süren kısırlık döneminin ardından tüp bebek tedavisiyle kızına kavuştuğunu, kızının doğumundan beri karaciğer büyümesi ve ciddi yetersiz beslenme sorunu yaşadığını söyledi. İslam Kadih, “Onu birçok hastaneye götürdük, ancak tedavisinin yapılamaması durumunun düzelmesini engelledi” dedi.

Anne Kadih, kızını kurtarmak ve durumunu iyileştirmek için gerekli sağlıklı sütü de veremiyor.

Şam 22 aylık olmasına rağmen, sağlık koşullarının zorluğu nedeniyle ağırlığı sadece 4,5 kilogram. Anne, kızını çadırın içinde veya dışında bir yerden başka bir yere taşımaya çalıştığında, göğüs kafesinin kemiklerinin çıkıntılı olması nedeniyle endişeleniyor.

İslam Kadih, aşırı yüksek fiyatlar nedeniyle süt, bebek bezi ve sağlıklı gıda satın alamıyor. Şam’ın dişlerinin rengi, zayıf vücudunda kalsiyum ve vitamin eksikliği nedeniyle değişti.

dfgthyju
Refah Sınır Kapısı yakınlarında insani yardım almaya çalışırken yaralanan bir çocuk (AFP)

Anne, kızının tedavi amacıyla yurt dışına gitmesi için koordinasyon kurabileceği hiçbir kurum bulamıyor. Anne Kadih, yetersiz beslenme nedeniyle sağlık sorunları yaşayan kızının hayatını kurtarmak için Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası kuruluşlara yardım çağrısında bulundu.

Sessiz ölüm

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı'nın istatistiklerine göre, savaşın başlangıcından çarşamba gününe kadar yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 154'e ulaştı; bunların 89'u çocuk.

Bu yıl şimdiye kadar yetersiz beslenmeye bağlı 100 ölüm vakası kaydedildi. Bunların üçü şubat, mart ve nisan aylarında, ikisi mayıs ayında, beşi de haziran ayında kaydedildi; geri kalan 90 vaka ise temmuz ayında kaydedildi. 2024 yılında yetersiz beslenmeye bağlı olarak 50 ölüm, bir önceki yıl ise 4 ölüm kaydedilmişti.

xsdferty
Yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybeden kızının cenazesini taşıyan bir baba (Reuters)

Gazze Şeridi’nde toplamda 28 bin 677 kişi yetersiz beslenme vakası olarak sınıflandırıldı. 5 yaşın altındaki 260 bin çocuk, 100 bin hamile kadın, bin 556 erken doğum vakası, 3 bin 120 düşük ve rahim içi ölüm vakası, 159 bin 409 yaşlı ve 18 bin yaralı yetersiz beslenme nedeniyle komplikasyonlara maruz kaldı.

Bu vakalar arasında, yetersiz beslenme nedeniyle birçok hastalığa yakalanan 6 yaşındaki Vela Cude de bulunuyor.

Vücudundaki kalsiyum ve vitamin eksikliği nedeniyle Vela'nın saçları ve dişleri tamamen döküldü. Ayrıca osteoporoz hastası ve ayakta duramıyor; vücudu zamanla zayıf ve cılız hale geldi.

Şarku’l Avsat’a konuşan annesi, kızı çiğnemekte zorlandığından ekmeği ufalayıp yutabilmesi için parçalamak zorunda olduğunu söyledi. Fiyatların yüksekliği ve un bulunmaması nedeniyle, sık sık komşularından ve akrabalarından un istemek zorunda kalıyor.

Vela'nın annesi, kızının durumunu iyileştirmeye yardımcı olacak gıda maddeleri bulamıyor ve ona yararlı olan yumurta, süt ve diğer besinleri de sağlayamıyor.

Anne, keder ve acı dolu sözlerle şöyle diyor: “Kızıma biraz un dışında verecek hiçbir şeyim yok; onu da insanlardan dileniyorum. Kızımın diğer çocuklar gibi ayakta durup oynamasını ve hayatını yaşamasını istiyorum.”

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve diğer kurumlara kızını yurtdışında tedavi ettirmek için yardım çağrısında bulunan anne, daha önce bir Avrupa ülkesinde tedavi görmesi için karar alındığını, ancak sınırların kapatılması nedeniyle seyahat etmesine izin verilmediğini belirtti.

Dünya Gıda Programı'na (WFP) göre, son dönemde Gazze Şeridi'nde beş yaşın altındaki çocuklarda yetersiz beslenme oranları dört kat arttı. Gıda güvenliği aşamalı sınıflandırmasına göre, Gazze Şeridi'nin bazı bölgeleri üç aşamalı kıtlık aşamasının ikisini aştı. WFP, kapsamlı bir insani yardım müdahalesi başlatmak için zamanın azaldığını vurguladı.

sdfrgt
Han Yunus'taki Nasır Tıp Kompleksi'nde çalışan bir hemşire, yetersiz beslenen bir çocuğa yardım etmeye çalışıyor. (Reuters)

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), İsrail'in Gazze Şeridi'ne uyguladığı abluka nedeniyle 5 yaşın altındaki çocuklarda yetersiz beslenmenin mart ve haziran ayları arasında iki katına çıktığı uyarısında bulundu. UNRWA, bu dönemde sağlık merkezleri ve tıbbi noktalarda yaklaşık 74 bin çocukta yetersiz beslenme taraması yapıldığını ve yaklaşık 5 bin 500 vakada genel akut yetersiz beslenme, 800 vakada ise şiddetli akut yetersiz beslenme tespit edildiğini açıkladı.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı'na göre, 40 bin çocuk süt ve gıda kıtlığı nedeniyle ölüm tehlikesiyle karşı karşıya.

En kötü senaryo açlık

Nasır Tıp Kompleksi'nde çocuk doktoru olan Dr. Ahmed el-Ferra, Gazze Şeridi'ndeki durumun, ister bölgedeki hastanelerde ister dışında olsun, ‘felaket’ olduğunu ve küçük büyük, kadın erkek, genç yaşlı herkesin bundan etkilendiğini söyledi.

El-Ferra, kalsiyum ve vitaminler gibi temel besin maddelerinin girişinin engellenmesinin, özellikle çocuklar arasında yetersiz beslenme vakalarını artırdığını ve bunun da ölüm sayılarını yükselttiğini belirtti. Hastanelerin, ilaç, besin takviyeleri ve diğer tıbbi malzemelerin eksikliği nedeniyle yetersiz beslenme vakalarının hayatını kurtaracak tıbbi imkanlara sahip olmadığını da bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın ulaştığı resmi tıbbi verilere göre, yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybeden birçok çocuk, sınır kapılarının kapatılması ve İsrail'in girişi engellemesi nedeniyle bölgede artık bulunmayan sağlıklı gıdalara acil ihtiyaç duyuyordu.

xchyju
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Netzarim Koridoru’nda gıda yardımı almak için toplanan Filistinliler (AFP)

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), WFP ve WHO tarafından yayınlan ‘2025 Dünya Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu’ başlıklı ortak rapora göre, Gazze Şeridi sakinleri ciddi gıda güvensizliği ile karşı karşıya.

Söz konusu raporda, BM'nin belirlediği Entegre Gıda Güvenliği Sınıflandırması uyarınca ‘en kötü kıtlık senaryosunun şu anda Gazze Şeridi'nde yaşanmakta olduğu’ ifade edildi. Rapor, bölgeye yardımların havadan atılmasının insani felaketi durdurmak için yeterli olmadığını belirterek, yardımların karadan ulaştırılmasının daha etkili, güvenli ve hızlı olduğunu vurguladı.



Irak’ta 140 milyar dolarlık gelir tartışması

 Irak Parlamentosu'nun Bağdat'taki oturumlarından biri, Mart 2026 (INA)
Irak Parlamentosu'nun Bağdat'taki oturumlarından biri, Mart 2026 (INA)
TT

Irak’ta 140 milyar dolarlık gelir tartışması

 Irak Parlamentosu'nun Bağdat'taki oturumlarından biri, Mart 2026 (INA)
Irak Parlamentosu'nun Bağdat'taki oturumlarından biri, Mart 2026 (INA)

Irak’ta üst düzey bir yetkilinin, yaklaşık 140 milyar dolarlık kamu gelirinin akıbetine ilişkin açıklamaları ülkede yeni bir tartışma başlattı.

Televizyon röportajında konuşan eski Maliye Bakan Yardımcısı Mesud Haydar, önceki hükümet döneminde üç yıl içinde devlet hazinesine yaklaşık 345 milyar dolar giriş olduğunu, bunun yaklaşık 205 milyar dolarının ise işletme giderleri ve kamu çalışanı maaşlarına harcandığını belirtti. Haydar, geriye kalan yaklaşık 140 milyar doların nereye gittiğini ise sorguladı.

Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre iddialara yanıt veren eski Maliye Bakanı Taif Sami, suçlamaları reddederek yaptığı açıklamada, Haydar’ın ifadelerinin “gerçek dışı olduğunu ve herhangi bir resmi rapor ya da yetkili denetim kurumu belgesine dayanmadığını” söyledi.

Sami ayrıca petrol gelirlerinin Federal Yolsuzlukla Mücadele Kurumu ve Federal Mali Denetim Ofisi tarafından düzenli olarak denetlendiğini vurgulayarak, söz konusu miktarların kaybolmasının resmi kayıtlarda ortaya çıkmadan “imkânsız” olduğunu ifade etti.


Rubio: İsrail ve Lübnan, Washington'daki görüşmelerin ardından çerçeve anlaşmasına vardılar

Rubio: İsrail ve Lübnan, Washington'daki görüşmelerin ardından çerçeve anlaşmasına vardılar
TT

Rubio: İsrail ve Lübnan, Washington'daki görüşmelerin ardından çerçeve anlaşmasına vardılar

Rubio: İsrail ve Lübnan, Washington'daki görüşmelerin ardından çerçeve anlaşmasına vardılar

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio yaptığı açıklamada, Washington'da iki ülke heyetleri arasında gerçekleştirilen görüşmelerin ardından dün İsrail ve Lübnan'ın bir çerçeve anlaşmasına vardığını duyurdu.

Rubio, "Lübnan halkı güvenlik ve barış içinde yaşamayı hak ediyor" diyerek, "Amerika Birleşik Devletleri'nin arabuluculuğu ve desteğiyle, egemen Lübnan hükümeti ve elbette İsrail hükümeti arasında bir çerçeve anlaşmasını duyurmaktan memnuniyet duyuyoruz" ifadelerini kullandı. Bakan, bu anlaşmanın "kalıcı ve güvenli bir barış çerçevesine" zemin hazırladığını belirtti.

Açıklamasına, "Önümüzde yapacak çok iş var. İsrail ve Lübnan arasında barışın sağlanması yönünde önemli bir adım attık ancak hâlâ önümüzde uzun bir süreç var" diyerek devam etti.

Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Moawad ise "Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Salam adına Başkan Donald Trump’a teşekkür ediyoruz. Bugün atılan imza, Lübnan’ın egemenliğini yeniden kazanması yolunda ilk adımdır" dedi.

İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter da "İran ve kolları yıkım istiyor, biz ise İsrail ile Lübnan arasında gerçek bir barış istiyoruz. Bu anlaşmayla İran ve Hizbullah denklem dışı kalıyor" diyerek, "Üçlü çerçeve anlaşmasının uygulama odaklı (performansa dayalı) olduğunu" vurguladı.

Avn ve Selam'ın açıklamaları

Beyrut’ta Lübnan Cumhurbaşkanlığı, "X" platformu üzerinden şu metni paylaştı: "Cumhurbaşkanı Joseph Avn; müzakerelere ev sahipliği yapma, himaye etme ve bugün ilan edilen adıma ulaşılması için Lübnan'ın pozisyonunu destekleme konusundaki çabalarından dolayı Başkan Donald Trump liderliğindeki ABD yönetimine teşekkürlerini iletti. Ayrıca bu zorlu müzakereler boyunca devletimizin duruşunu destekleyerek yanımızda olan tüm kardeş ve dost ülkelere teşekkür etti."

Başbakan Nevvaf Salam ise şu paylaşımda bulundu: "İsrail ile ABD himayesinde bugün varılan çerçeve anlaşmasının amacı; İsrail'in bütün Lübnan topraklarından çekilmesini sağlamak, devlet egemenliğini bu topraklarda yeniden tesis etmek ve vatandaşlarımızın evlerine dönmesini sağlamaktır. Lübnan’ın bu çerçevedeki yükümlülüklerine gelince; Lübnan devletinin kendi silahlı kuvvetleri aracılığıyla tüm topraklarında otoritesini kurması, Lübnanlıların daha önce Taif Anlaşması’nda üzerinde uzlaştığı hususlardan başka bir şey değildir. Bu anlaşma, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararında da uygulanması gerektiği vurgulanan bir metindir."

Selam ayrıca, önceki hükümet tarafından onaylanan 2024 yılı çatışmaların durdurulması deklarasyonunun da giriş kısmında, Lübnan’da silah taşıma yetkisinin yalnızca ve münhasıran meşru devlet güçlerine ait olduğunu açıkça belirttiğini hatırlattı.

Selam, "Hükümetimizin parlamentodan güvenoyu aldığı hükümet programında da bu ulusal ilkeler yeniden teyit edilmiş, savaş ve barış kararının yalnızca devlete ait olduğu vurgulanmıştır. Bu anlaşmaya varılmasında çaba gösteren Amerika Birleşik Devletleri’ne, Arap kardeşlerimize ve dünyadaki dostlarımıza teşekkür ederim. İsrail’in çekilmeye başlayacağı, böylece zorla ayrılmak zorunda kalan aziz halkımızın evlerine güvenli ve onurlu bir şekilde dönebileceği ve buralarda imar çalışmalarını başlatabileceğimiz o mübarek saati sabırsızlıkla bekliyorum" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)

Netanyahu: Silahsızlanma olmadan çekilme yok

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmanın imzalanmasından önce yayınladığı video mesajda, "Her şeyden önce en önemlisi, İsrail'in Güney Lübnan'daki güvenlik bölgesinde kalmaya devam edecek olmasıdır. Bu büyük bir başarıdır ve Hizbullah silahsızlandırılmadığı sürece bunu koruyacağız" dedi.

Üçlü çerçeve anlaşmasının imzalanmasının hemen ardından yayınlanan videoda Netanyahu, İsrail'in Lübnan ordusunun "iki pilot bölgede" kontrolü sağlamasına izin vereceğini belirterek, bu bölgelerden birinin tamamen güvenlik bölgesinin dışında ve Litani Nehri'nin güneyinde, diğerinin ise Litani Nehri'nin kuzeyinde yer aldığını ifade etti.

Ancak Netanyahu, İsrail'in Güney Lübnan'da kurduğu "güvenlik bölgesinden" göç etmek zorunda kalan Lübnanlı sivillerin evlerine dönmelerine izin verilmediğini vurguladı. Netanyahu, "Güvenlik bölgesini tanksavar ateşi menzilinin dışında kalacak şekilde her zaman koruyoruz. Hizbullah'ın buraya girmesine izin vermeyeceğimiz gibi, sivil nüfusun girmesine de izin vermeyeceğiz" dedi.

Hizbullah'tan "İç Savaş" uyarısı

Hizbullah'ın tepkisi ise Parlamento Milletvekili Hasan Fadlallah kanadından geldi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Fadlallah, bu anlaşmanın ancak bir "iç savaş" yoluyla "dayatılabileceği" uyarısında bulundu.

Daha önce partisi adına Lübnan ile İsrail arasında doğrudan müzakereleri defalarca reddettiklerini açıklayan Fadlallah, "Netanyahu kendi kendine müzakere ediyordu... Bu (Lübnan) yönetim, ABD desteğiyle bir iç savaşa girişmediği sürece Washington'da imzalanan anlaşmayı uygulayamaz" ifadelerini kullandı.

Fadlallah, bu anlaşmanın, Lübnan da dahil olmak üzere Ortadoğu'daki çeşitli cephelerde savaşın durdurulmasını öngören İran-ABD mutabakatına atıfta bulunarak "İslamabad sürecini baltalama girişimi" olduğunu savundu.


Lübnan-İsrail arasında "çerçeve anlaşma " ve güvenlik ekiyle ilgili önemli ilerleme

Lübnan-İsrail arasında "çerçeve anlaşma " ve güvenlik ekiyle ilgili önemli ilerleme
TT

Lübnan-İsrail arasında "çerçeve anlaşma " ve güvenlik ekiyle ilgili önemli ilerleme

Lübnan-İsrail arasında "çerçeve anlaşma " ve güvenlik ekiyle ilgili önemli ilerleme

ABD'nin başkenti Washington'da Dışişleri Bakanlığı ile Savunma Bakanlığı (Pentagon) binalarında dört gün süren yoğun müzakerelerin ardından Lübnan ve İsrailli müzakereciler, Başkan Donald Trump yönetiminin üst düzey yetkililerinin yoğun diplomatik çabalarıyla önemli bir ilerleme kaydetti. Taraflar, bir "çerçeve anlaşma" ile buna ilave olarak "güvenlik düzenlemelerini" içeren bir ek metin üzerinde uzlaşmaya vardı.

Anlaşma, gelecekte imzalanabilecek olası bir barış anlaşmasının yol haritasını belirlerken, tarafların sahada atacağı acil adımları da içeriyor. Buna göre İsrail, Lübnan ordusunun Litani Nehri'nin güneyindeki tüm bölgelerde kontrolü sağlamasına yönelik pilot uygulama niteliği taşıyacak, görece küçük iki "örnek bölgeden" çekilecek. Bu adımın, ilerleyen süreçte Hizbullah'ın yalnızca Litani'nin güneyinde değil, Lübnan genelinde herhangi bir askeri varlık göstermesinin önlenmesine zemin hazırlaması hedefleniyor. Pilot bölgelerden biri, Litani Nehri'nin kuzeyinde İsrail'in işgali altında bulunan alanı da kapsıyor.

Müzakerelerin beşinci turunda dün ciddi görüş ayrılıkları ve gerginlik yaşanması üzerine ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio doğrudan devreye girdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Lübnan heyeti, pilot bölgelerden başlanarak İsrail güçlerinin işgal altındaki Lübnan topraklarından çekilmesi için net bir takvim belirlenmesinde ısrar ederken, İsrail tarafı ise sınır boyunca ve Lübnan toprakları içinde bir "tampon bölge" oluşturulmasını talep etti.

Adının açıklanmasını istemeyen bir ABD'li yetkiliye göre Rubio, nihai anlaşmazlıkların giderilmesi amacıyla İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ı telefonla aradı. Rubio, dün sabah da doğrudan müzakere heyetine katılarak görüşmelere dahil oldu.