Ahmed eş-Şara: Suriye'nin stratejisi sorunları ortadan kaldırmayı amaçlıyor. İbrahim (Abraham) Anlaşmaları bize göre değil

Suriye Cumhurbaşkanı Şara, İsrail ile öncelikle 1974 tarihli Ayrılma Anlaşması’nın ya da benzer bir anlaşmanın uygulanması gerektiğini söyledi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye’nin başkenti Şam’da, 22 Aralık 2024 (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye’nin başkenti Şam’da, 22 Aralık 2024 (SANA)
TT

Ahmed eş-Şara: Suriye'nin stratejisi sorunları ortadan kaldırmayı amaçlıyor. İbrahim (Abraham) Anlaşmaları bize göre değil

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye’nin başkenti Şam’da, 22 Aralık 2024 (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye’nin başkenti Şam’da, 22 Aralık 2024 (SANA)

İbrahim Hamidi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Al Majalla tarafından kendisine yöneltilen bir soruya verdiği yanıtta ülkesinin stratejisinin ‘sorunları çözmek ve anlaşmazlıkları gidermek’ olduğunu söyledi. İsrail ile Suriye arasındaki koşulların diğer Arap ülkeleriyle farklı olduğu için İbrahim (Abraham) Anlaşmaları’nın Suriye için uygun olmayacağını belirtti.

Pazar günü öğleden sonra Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda medya genel yayın yönetmenleri ve eski enformasyon bakanlarından oluşan bir Arap heyetiyle yaptığı toplantıda konuşan Şara, katılımcıların Suriye'deki durumun yanı sıra ülkesinin komşularıyla ve dünya ile ilişkileri hakkındaki sorularını yanıtladı.

Sorular genellikle Suriye'deki siyasi, ekonomik ve güvenlik durumu ve yatırımların geleceği, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile olan müzakereler, Süveyda'daki olaylar, adem-i merkeziyetçilik ile federalizm ve merkezi devlet arasındaki fark ve İsrail ile müzakerelerin geleceğine yönelikti.

Şara’ya, Suriye'nin 1967 yılının haziran ayından bu yana Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul toplantılarına ilk kez başkanlık düzeyinde katılacağı New York ziyaretini sorduk. Şara bu soruya verdiği yanıtta, Suriye'nin önceki rejimin uygulamaları ve diğer ülkelerin Suriye'ye karşı tutumu nedeniyle ‘tecrit içinde tecrit’ edildiğini ve toplantılara katılımının, Suriye'nin politikaları veya bazı ülkelerin Suriye'ye karşı politikaları nedeniyle olsun, Suriye'ye karşı tutumlarda bir düzelme olduğunu gösteren en önemli işaretlerden biri olduğunu söyledi.

ABD'nin 1979 yılından bu yana Suriye’ye yaptırımlar uyguladığına, ancak şu anda ABD, Suudi Arabistan, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikler (BAE), Katar, Ürdün ve Avrupa ülkeleriyle iyi ilişkiler kurulduklarına dikkati çeken Şara, “Bu ziyaretin Suriye'deki değişimin en belirgin işaretlerinden biri olduğuna şüphe yok” ifadesini kullandı.

Beyaz Saray'ın Şam'ı davet etmesinden sonra Suriye'nin İbrahim Anlaşmaları’na katılma olasılığına ilişkin sorumuza verdiği yanıtta, Suriye ile bu anlaşmalara katılan diğer Arap ülkeleri arasındaki farktan bahseden Şara, “Anlaşmalar, İsrail ile anlaşmazlık yaşamayan ve komşu olmayan Arap ülkeleri arasında yapıldı. Suriye'nin durumu farklı. İşgal altındaki Golan Tepeleri var” diyerek İbrahim Anlaşmaları'nın Suriye'de tekrarlanmasının mümkün olmadığını vurguladı.

Tüm sorunları çözmek ve anlaşmazlıkları gidermek istediğini belirten Cumhurbaşkanı Şara, “Bu bizim stratejimizdir ve güçlü yönleri ve müttefikleri olan Suriye, hiçbir savaşa sürüklenmeyecektir. Bunun yerine, konumunu açıklamaya odaklanmış ve birleşik ve güçlü bir Suriye için destek kazanmıştır” ifadelerini kullandı.

Lübnan, eski rejimin iktidarı döneminde Suriye'nin politikalarından büyük zarar gördü. Coğrafyanın Lübnan üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu için ‘coğrafyanın baskısı’ olarak bilinen bir durum söz konusu.

Şara, İsrail ile Suriye arasında imzalanan 1974 tarihli Ayrılma Anlaşması hakkındaki bir soruya “Önceki rejim 1974 tarihli Ayrılma Anlaşması’na bağlıydı. Anlaşmayı uygulamak için uluslararası güçler var” cevabını verdi.

İsrail'in, istihbarat raporlarının işaret ettiğinin aksine, Lübnan'daki savaşı Suriye'ye taşımaya bahis yapmış olabileceğini, ancak 8 Aralık'ta Beşşar Esed rejiminin düşüşüyle şaşkına döndüğüne işaret eden Şara, “İsrail, bir gün içinde kendini yeni bir gerçeklikle karşı karşıya buldu ve stratejisi darbe aldı” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail, Suriye'nin stratejik varlıklarına ve Şeyh (Hermon) Dağı'nda işgal altındaki mevzilere ve Golan Tepeleri'nde Ayrılma Anlaşması kapsamındaki tampon bölgeye yüzlerce saldırı düzenledi. Bazı çevreler, Tel Aviv'in Suriye'nin bölünmesi üzerine bahis oynadığını düşünüyor.

cvfghy
Al Majalla Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Hamidi, Şam'da Arap ülkeleri ve Suriye medyasından aralarında gazeteci Aliye Mansur’un da bulunduğu bir heyeti kabul eden Suriye Cumhurbaşkanı Şara’ya sorular sorarken, 24 Ağustos 2025

Şara, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriye'yi bölmeyi amaçlayan hiçbir politika başarılı olamaz. Golan Tepeleri 1967’den beri işgal altında ve bu işgal kimse tarafından tanınmıyor. Arap ülkeleri, bölge ülkeleri ya da uluslararası taraflardan destek görmüyor. Çünkü ülkeler, yayılma politikasına karşılar ve devletlerin birliğini korumak istiyorlar.”

Suriye Cumhurbaşkanı, başka bir soruya verdiği yanıtta şunları söyledi:

“Şu an önceliğimiz, 1974 tarihli Ayrılma Anlaşması’na veya benzer bir anlaşmaya geri dönmek, yani uluslararası denetim altında Suriye'nin güneyindeki güvenlik durumunu kontrol altına almaktır.”

Anlaşmanın içeriğine bağlı olduğunu belirten Şara, “Bir şey başardığımızda çekingen davranmayacağız. Ülkenin çıkarlarına uygun ve istikrara katkıda bulunan her adımımızı duyuracağız” diye belirtti.

Lübnan ile ilgili konulara da değinen ve Şam ile Beyrut arasındaki ilişkinin coğrafi özelliklerinden bahseden Şara, “Coğrafyanın Lübnan üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu için ‘coğrafyanın baskısı’ olarak bilinen bir durum söz konusudur. Suriye ile Lübnan arasında, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeni tarihini yazabileceğimiz yeni bir sayfa açmamız gerekiyor. Aralarındaki olumsuz anılar silinmeli ve bunu yapma konusunda kararlılık var” şeklinde konuştu.

Sudani, mesajıma yanıt verdi ve Suriye'ye müdahale etmeden sınırın korunmasıyla sınırlı kaldı. Bu doğru yönde atılmış bir adımdı. Ben evlere kapılardan giriyorum. Irak’a da hükümeti aracılığıyla girmeyi ısrarla talep ediyorum.

Lübnan'ın istikrara ve ekonomik iyileşmeye ihtiyacı olduğunu ve Suriye'nin ekonomik yükselişinden büyük fayda sağlayabileceğini açıklayan Suriye Cumhurbaşkanı, “Limanlar, yollar ve iş birliği fırsatları gibi birçok ortak nokta var... Bu durum, Suriye'nin Lübnan'ı kontrol etmek istediği şeklinde anlaşılmamalı. Evlere sadece kapılarından girilmeli, en iyisi de bu. Ben de öyle yaptım. Lübnan Cumhurbaşkanı ve Başbakan Nevvaf Selam ile görüştüm.”

Şam'a girmesinden ve Esed rejiminin düşüşünden sonra, ‘herkesten eşit uzaklıkta’ olmak istediği için Lübnan'ın iç işlerine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadığını belirten Şara, Gazze'den Batı Şeria'ya ve diğer bölgelere kadar Ortadoğu'nun kaos içinde olduğunu belirterek, “Bölgede rol oynamak ve belirli durumları istismar etmek isteyen taraflar var. İran çok şey kaybetti, ekseni çok şey kaybetti ve geri dönüş yapmak için belirli durumları istismar etmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Bölgenin sorunlarını çözmesi gerektiğini vurgulayan Şara, “Suriye’de kriz patlak verdiğinde, tüm bölge etkilendi. Bu yüzden Suriye, bölgede istikrarı sağlamak istiyor ve Suriye’nin durumunu ve ekonomisini iyileştirmek, bölgeye bir model sunmak ve bölgedeki istikrarı desteklemek için çalışıyor. Suriye hükümetinin kurulmasıyla Lübnan, Irak ve bölgedeki bazı ülkelere bir mesaj gönderdim. Kotaları reddediyorum ve ülkenin yönetiminde tüm tarafların katılımının yanı sıra ortaklık istediğimizi, vatandaşlığı güçlendirmek istediğimizi söyledim, temel işte budur” diye konuştu.

Irak ile ilgili olarak Suriye’yi kurtarmak için başlatılan Saldırganlığı Caydırma Operasyonu sırasında ‘bazı tarafların durumu istismar etmeye çalıştığını fark ettiğini belirten Şara, “Kasım ayında Halep'in kurtarılmasından sonra gözüm Irak dahil birçok tarafın tutumundaydı. Irak'ta karar üzerinde baskı vardı, bu yüzden Irak'taki durumu yatıştırmak için tereddüt etmedim. Irak'ın Suriye meselelerine müdahalesi işleri karmaşıklaştırırdı. Bu yüzden güven verici mesajlar gönderdim. (Irak Başbakanı Muhammed Şiya) Sudani, mesajıma yanıt verdi ve Suriye'ye müdahale etmeden sınırın korunmasıyla sınırlı kaldı. Bu doğru yönde atılmış bir adımdı. Ben evlere kapılardan giriyorum. Irak’a da hükümeti aracılığıyla girmeyi ısrarla talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

Suriye Cumhurbaşkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sudani'yi, kalkınma önceliklerini ve endişelerini, istikrarı sağlama ve yatırımı teşvik etme arzusunu takip ettim. Sudani, iki ülke arasındaki ilişkileri iyileştirmek istiyor, ben de öyle. Bazı Iraklı tarafların Suriye'ye müdahalesinin yol açtığı yaralara rağmen, adım adım ilerliyoruz.”

Suriye’nin özgürleştirilmesi, Suriyelilerin aidiyet duygusunu geri kazandırdı. Suriye'nin limanlarını, yollarını ve demiryollarını komşu ülkelere ve dünyaya bağlamak da dahil olmak üzere, geleceğin Suriye'sini inşa etmeye yönelik stratejik planlarımız var.

Heyette yer alan gazeteciler, Suriye’nin kıyı kesimleri ve Süveyda'daki iç durum ve yaşanan olaylarla ilgili sorular da sordu. Şara, Süveydalıların çoğunun Şam'a sadık olduğunu ve son olaylarda ‘İsrail ile iş birliği yapan küçük bir azınlığın kargaşa çıkardığını’ belirterek, “Orada eski rejimin subaylarının ve uyuşturucu kaçakçılarının olduğu askeri güçler var” ifadesini kullandı.

Dürziler ve Bedevi aşiretleri arasında çatışmalar yaşandığını, tüm tarafların hatalar yaptığını, güvenlik güçlerinin müdahale ettiğini ve belki de bazı hatalar yapıldığını ifade eden Şara, sorunların sabırla çözülmesi, Dürziler ve Bedevi aşiretler arasındaki ilişkilerin yeniden kurulması ve uzlaşıya varılması için çalışılması gerektiğini vurguladı. Suriye Cumhurbaşkanı, “İsrail'in desteğiyle bölünme önerileri ise gerçekçi değildir. Süveyda halkı Suriye tarihi boyunca onurlu bir tutum sergilemiştir. Belirli bir grubun tutumu herkesi temsil etmez” şeklinde konuştu.

Suriye'nin bir bütün olduğunu ve silahların devletle sınırlandırıldığını vurgulayan Şara, “Kontrolsüz silahlar istikrar getirmez, aksine Suriye'ye, bölgeye ve komşularına zarar verir” dedi.

Suriye'nin kuzeydoğusundaki duruma da değinen SDG ile Kürtler arasında ayrım yapan Şara, Kürtleri ve önceki on yıllarda alınan bazı önlemler nedeniyle çektikleri acıları anladığını söyledi. Hedefin Kürtlerin hakları olması durumunda, bu hakların anayasada güvence altına alınacağı için kan dökülmesine gerek olmadığının altını çizen Şara, ancak kotaların da kabul edilemez olduğunu vurguladı.

sdfgthyy6
Arap gazetelerinin genel yayın yönetmenleri, yöneticileri ve eski enformasyon bakanlarından oluşan bir Arap medya heyeti, Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayında Şara ile bir araya geldi, 24 Ağustos 2025

Şara, SDG lideri Mazlum Abdi ile 10 Mart'ta imzaladıkları ve tüm taraflarca kabul edilen ve diyalog için referans teşkil eden anlaşmaya atıfla, ‘uluslararası arabuluculuk ve anlayışa doğru ilerlemeden’ bahsetti.

Bir soruya verdiği yanıtta Şara, Suriye yasalarının 107 sayılı yasa ve Yerel Yönetim Bakanlığı ile bir ölçüde adem-i merkeziyetçi olduğunu, ancak önemli olanın federalizm veya adem-i merkeziyetçiliği tanımlamak olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı habere göre Şara, “Eğer bu bölünme anlamına geliyorsa, kabul edilemez. Suriye birleşmek istiyor mu? Merkezi bir yönetim istiyor mu? Coğrafi yapısı buna izin veriyor mu? Halk buna razı mı? Konumu tüm bu soruların yanıtları belirliyor” ifadelerini kullandı.

Şara’ya kişisel deneyimi sorulduğunda ise tarihin herhangi bir döneminin o dönemin koşullarına ve yasalarına göre değerlendirilmesi gerektiğini belirterek “Geçmişi bugünün yasalarıyla yargılamak ya da bugünü geçmişin yasalarıyla yargılamak mümkün değil” şeklinde konuştu.

ABD’nin 2003 yılında Irak'taki savaşı başlatmasından önce Irak’a gittiğini ve 2005 yılında hapse atıldığını, serbest bırakıldıktan sonra Suriye'ye döndüğünü ve burada yalnızca rejim ve rejimin devrilmesi konularına odaklandığını anlatan Şara, cihatçı örgütler veya Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) gibi hiçbir İslamcı gruba bağlı olmadığını, Arap Baharı ile de hiçbir ilgisinin bulunmadığını belirtti.

Suriye'nin ekonomik geleceği ve komşu ülkeler ve bölgeler arasında stratejik bir bağlantı noktası olarak oynadığı rol hakkında uzun uzun konuşan Şara, “Suriye'nin özgürleştirilmesinden bu yana, ülkelerden Suriyelilere birlikte yaşayan mezhepler olarak hitap etmemelerini istedik. Onlara şunu söyledik ve söylemeye devam ediyoruz: Suriyelilere bir ülke ve vatandaşları olarak hitap edin” dedi.

Şara, sözlerine şöyle devam etti:

“Suriye’nin özgürleştirilmesi, Suriyelilerin aidiyet duygusunu geri kazandırdı. Suriye'nin limanlarını, yollarını ve demiryollarını komşu ülkelere ve dünyaya bağlamak da dahil olmak üzere, geleceğin Suriye'sini inşa etmeye yönelik stratejik planlarımız var. Bunun yanında Suriye'nin turizm potansiyeli ve bir gıda sepeti olması da söz konusu.”

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara sözlerinin sonunda, ülkesinin doğu ekonomik kültüründen karma bir ekonomik kültüre geçiş sürecinde olduğunu belirterek “Suriye, hukuk ve bankacılık reformları da dahil olmak üzere bir rönesans yaşıyor” ifadelerini kullandı.

*Bu haber Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Suriye’de beklenen kabine değişikliği, SDG’nin entegrasyonunu da göz önünde bulunduruyor

Suriye hükümeti, Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye hükümeti, Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Suriye’de beklenen kabine değişikliği, SDG’nin entegrasyonunu da göz önünde bulunduruyor

Suriye hükümeti, Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye hükümeti, Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Suriye hükümetine yakın kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, önümüzdeki günlerde Suriye hükümetinde kapsamlı bir kabine değişikliği yapılmasının beklendiğini bildirdi. Kaynaklara göre, değişiklik yalnızca kabine ile sınırlı kalmayacak; birçok bakanlıkta yeniden yapılanma da gerçekleştirilecek. Egemenlik alanındaki bazı bakanlıklar dahil olmak üzere çeşitli kurumlarda yapısal düzenlemeler ve bazı valileri kapsayan görev değişiklikleri planlanıyor.

Söz konusu kabine revizyonunun, Mart 2025’te kurulan hükümetin üzerinden bir yıldan fazla süre geçmesinin ardından gündeme geldiği belirtiliyor. Bu hükümet, daha önceki geçici yönetimin görevini devralmasının ardından oluşturulmuştu.

Değişikliğin özellikle yerel yönetimler ve çevre, sağlık, spor ve gençlik, tarım, ulaştırma, eğitim ile yükseköğretim gibi hizmet bakanlıklarını kapsaması bekleniyor.

Şarku’l Avsat kaynakları, değişiklik kapsamındaki bazı bakanlıklarda vekâleten yönetim uygulanacağını, kurum içinden görevlendirilen isimlerin geçici olarak işleri yürüteceğini belirtti. Sürecin, devlet kurumlarının farklı kademelerini etkileyecek daha geniş bir yeniden yapılanmanın parçası olduğu ifade edildi.

Söz konusu değişim süreci Tarım Bakanlığı ile başladı. Bakan Emced Bedr’in yerine, daha önce Bakan Yardımcısı ve Haksız Kazançla Mücadele Komitesi Başkanı olan Basil Suveydan geçici olarak görevlendirildi. Sağlık Bakanlığı’nda ise Musab Nizal el-Ali’nin yerine Muhammed Mesalihi’nin atandığı bildirildi.

fgfgf
Suriye Spor Bakanı, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın huzurunda yemin ederken (Şarku’l Avsat)

Şarku’l Avsat’ın elde ettiği bilgilere göre, planlanan değişikliklerin bir kısmı bakanların kendi kişisel talepleri üzerine gerçekleşti. Bu gerekçeler arasında sağlık sorunları da bulunuyor. Ayrıca görevden alınan bazı bakanların ilerleyen süreçte daha üst düzey yönetim pozisyonlarına getirilebileceği ifade ediliyor. Öte yandan bazı değişikliklerin performans değerlendirmeleri sonucunda yapıldığı, bununla birlikte siyasi yakınlaşma süreçleri ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) devlet yapısına entegrasyon sürecini hızlandırma çabalarının da etkili olabileceği belirtiliyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Şam’da düzenlenen el-Feyha Spor Salonu açılışında yaptığı konuşmada, Gençlik ve Spor Bakanı Muhammed Samih Hamid’in sağlık gerekçeleriyle görevden affını talep ettiğini kendisine ilettiğini açıklamıştı.

Egemenlik alanındaki bakanlıklarda herhangi bir değişiklik yapılmayacak

Son haftalarda İçişleri Bakanlığı’nda da değişiklik yapılacağı yönünde iddialar gündeme geldi. Bu iddialara göre mevcut İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanlığı’na getirilmesi, yardımcısı Abdulkadir Tahan’ın ise bakanlığa atanması planlanıyordu. Ancak hükümet kaynakları, egemenlik alanındaki hiçbir bakanlığın bakan düzeyinde bir değişikliğe tabi tutulmayacağını doğruladı.

frtbrtb
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile Suriyeli mevkidaşı Esad eş-Şeybani arasında yapılan görüşmeden (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Aynı kaynaklar, Cumhurbaşkanlığı’nın bu bakanlıklarda istikrarın korunmasını istediğini, özellikle son dönemde elde edilen güvenlik başarılarının bu kararda etkili olduğunu belirtti. Bu başarılar arasında eski rejime bağlı bazı savaş suçlularının, örneğin Emced Yusuf gibi isimlerin yakalanması da bulunuyor. Ayrıca, SDG’nin devlet yapısına entegrasyon süreciyle bağlantılı kurumların da çalışmalarını sürdürdüğü ifade edildi. Bu kapsamda Savunma Bakanlığı’nın askerî yapının yeniden düzenlenmesi üzerinde çalıştığı, Adalet Bakanlığı’nın doğu bölgelerindeki adliye binalarının sisteme entegrasyonunu yürüttüğü, ayrıca Enerji ve Ekonomi bakanlıklarının da bu sürece eşlik ettiği kaydedildi.

Sokaktaki gerginliği gidermek

Kaynaklar, İçişleri ve Savunma gibi bazı bakanlıkların halk nezdinde önemli bir takdir topladığını, ancak özellikle Enerji, Ekonomi ve Maliye gibi bazı bakanlıklara yönelik memnuniyetsizlik bulunduğunu belirtiyor. Bu bakanlıklar, halkın üzerindeki ekonomik yükler nedeniyle görevden alınmaları yönünde taleplerle karşı karşıya. Buna rağmen Suriye yönetiminin bu sorunların karmaşık nedenlerinin farkında olduğu, kurumların çalışmalarını ve yürütülen geliştirme projelerini yakından takip ettiği ve bu nedenle söz konusu bakanlıkların büyük ölçüde değişim dışında tutulduğu ifade ediliyor.

fdbfd
Azerbaycan ve Suriye enerji bakanları cumartesi günü gaz tedarik anlaşması imzaladı. (SANA)

Kaynaklara göre bu süreç, aynı zamanda ‘sokaktaki gerilimi azaltmaya yönelik kritik kararlarla’ birlikte ilerlemeli. Özellikle yüksek elektrik faturaları, kamu hizmetlerine yönelik memnuniyetin düşmesinde önemli bir etken olarak görülüyor. Buna karşın elektrik hizmetlerinde kesinti sürelerinin azalması ve hizmet kalitesindeki iyileşme dikkat çekiyor. Benzer bir tablo telekomünikasyon alanında da yaşanıyor. Mobil şebeke kapsama alanında belirgin bir iyileşme ve erişimin genişlemesi sağlanırken, buna paralel olarak hizmet maliyetlerinin ve fiyatların arttığı belirtiliyor.

Kapsamlı yeniden yapılandırma

Planlanan kabine değişikliğinin yalnızca bakanlıklarla sınırlı kalmayacağı, bakanlıklara bağlı müdürlükler ve üst düzey görevleri de kapsayacak şekilde genişletileceği bildirildi. Bu kapsamda İçişleri, Savunma, Turizm, İletişim, Teknoloji ve Enformasyon bakanlıkları gibi kurumlarda bazı üst düzey isimlerin görevden alınarak yerlerine yeni atamalar yapılabileceği ifade ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre, Suriye’de devlet kurumlarının yeniden düzenlenmesine yönelik geniş kapsamlı bir değişim süreci yürütülüyor. Bu süreçte bakan yardımcıları ve idari müdürlerin yanı sıra özellikle Turizm Bakanlığı’nda önemli değişiklikler yapıldığı, ayrıca sendika ve meslek örgütlerine kadar uzanan bir yeniden yapılanma planlandığı belirtiliyor. Bu çerçevede Suriye İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Favaz Ahmed’in görevden alınması gündeme gelirken, ülke genelinde barolar gibi meslek örgütlerinde de yeni yönetimlerin oluşturulması için çalışmalar yürütülüyor.

Ayrıca bazı valileri kapsayan geniş çaplı yer değişikliklerinin de gündemde olduğu, özellikle Halep ve Humus gibi büyük şehirlerin bu değişimden etkilenebileceği ifade ediliyor. Yerel kaynaklara göre Halep Valisi Azzam el-Garib’e, Cumhurbaşkanlığı’na yakın bir yürütme yapısında üst düzey bir görev teklif edildiği, ancak Garib’in halen kentteki görevine devam etmeyi değerlendirdiği aktarıldı.

Bunun yanında Humus Valisi Abdurrahman el-Ama’nın görevden alınarak Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ne atanacağı, yerine ise Murhaf en-Nasan’ın Humus Valisi olarak görevlendirileceği yönünde haberler de dolaşıyor.

Paylaşım sisteminin yokluğu

Jusoor Araştırma Merkezi araştırmacısı Vail Alvan, Suriye’de mevcut hükümetin üzerinden bir yıl geçmesinin ardından gündeme gelen kabine ve idari değişiklik tartışmalarını, Cumhurbaşkanlığı tarafından yürütülen bir performans değerlendirmesine bağladı.

Alvan Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bu tür süreçlerin genellikle paralel siyasi gelişmelerle birlikte ilerlediğini belirtti. Alvan’a göre bu gelişmeler arasında Suriye Meclisi’nin ilk oturumlarının yapılması veya SDG ile yakınlaşma süreci gibi unsurlar yer alıyor. Alvan, mevcut göstergelerin henüz kapsamlı bir hükümet değişikliğine ya da tamamen yeni bir kabine kurulmasına işaret edecek düzeyde olmadığını ifade etti.

df fd
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, 15 Nisan 2026 tarihinde Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’nin de hazır bulunduğu bir toplantıda SDG lideri Mazlum Abdi ile Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’i kabul etti. (SANA)

Alvan, bakanların belirlenme sürecinin ve yapılan incelemelerin takip edilmesi sonucunda, hükümette ‘paylaşımcı siyaset’ ya da taraflar arasında uzlaşmaya dayalı bir bakanlık dağılımı anlayışının bulunmadığını gözlemlediklerini söyledi. Alvan’a göre, buna rağmen önümüzdeki dönemde SDG mensuplarının bakan, bakan yardımcısı veya vali gibi karar alma pozisyonlarında yer alması mümkün. Bunun, güç paylaşımı ve tek elde iktidar toplanmaması ilkesi çerçevesinde ‘doğal’ bir gelişme olduğu değerlendiriliyor. Bakanlık ve görevlerin ise liyakat, performans değerlendirmesi ve düzenli gözden geçirme mekanizmalarıyla belirlendiği, bu nedenle görevlerin sürekli denetime açık olduğu ifade ediliyor.

Alvan ayrıca, yürütme organı içinde bazı bakanlıklar ya da sorumlu pozisyonlarda meclisin toplanmasından önce sınırlı değişikliklerin olabileceğini belirtti. Ancak kapsamlı bir hükümet değişikliğinin parlamentonun faaliyete geçmesine bağlı olduğunu, bunun daha geniş çaplı ve bazı hassas egemenlik bakanlıklarını da kapsayabilecek bir yeniden yapılanma sürecine zemin hazırlayabileceğini ifade etti. Bu tür bir değişimin ise mevcut sürecin ötesinde, kapsamlı bir performans değerlendirmesinin sonucu olacağı kaydedildi.

Parlamentonun yetkileri

Öte yandan Halep’ten seçilen Suriye Halk Meclisi üyesi Akil Hüseyin, beklenen değişim sürecinin parlamentonun yetkileriyle ya da meclisin faaliyete başlamasıyla doğrudan bağlantılı olmadığını belirtti. Bu durumun, geçen yıl mart ayında kabul edilen anayasal bildiri çerçevesinde şekillendiğini ifade etti.

fvfe
Şam’daki Halk Meclisi binası ilk oturumunu bekliyor. (AFP)

Hüseyin, hukuki açıdan meclisin hükümetin kurulmasını onaylama, atama yapma ya da güvenoyu verme yetkisine sahip olmadığını söyledi. Mevcut yönetim sisteminde meclisin rolünün daha çok bakanların denetlenmesi ve hesap verebilirliğinin sağlanmasıyla sınırlı olduğunu, dolayısıyla kabine değişikliklerinin doğrudan Cumhurbaşkanı’nın yetkisi dahilinde gerçekleştiğini vurguladı.

Suriye’de kabul edilen anayasal bildiri başkanlık sistemi esasına dayanıyor, geniş yürütme yetkileri cumhurbaşkanında toplanıyor ve yürütme organı doğrudan cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor.


Lübnan’ın Dahiye bölgesindeki cenaze töreninde havaya ateş açıldı, Hizbullah silahlı kişilerin tutuklanmasını engelledi

Lübnan'ın güneyinde bazı Hizbullah üyelerinin ve sivillerin cenaze töreninde taşınan Hizbullah bayrakları (Reuters)
Lübnan'ın güneyinde bazı Hizbullah üyelerinin ve sivillerin cenaze töreninde taşınan Hizbullah bayrakları (Reuters)
TT

Lübnan’ın Dahiye bölgesindeki cenaze töreninde havaya ateş açıldı, Hizbullah silahlı kişilerin tutuklanmasını engelledi

Lübnan'ın güneyinde bazı Hizbullah üyelerinin ve sivillerin cenaze töreninde taşınan Hizbullah bayrakları (Reuters)
Lübnan'ın güneyinde bazı Hizbullah üyelerinin ve sivillerin cenaze töreninde taşınan Hizbullah bayrakları (Reuters)

Lübnan’ın başkenti Beyrut'un güney banliyösü Dahiye'deki Kefaat bölgesinde dün öğleden sonra bir güvenlik gerilimi yaşandı. Dört kişinin cenaze töreni sırasında havaya yoğun bir şekilde ateş açılması nedeniyle birkaç kişi yaralandı.

Lübnan basını, büyük bir kalabalığın katıldığı cenaze töreninin silahlı kişilerin yoğun biçimde havaya ateş açmasıyla kargaşaya dönüştüğünü ve bazı kişilerin yaralanmasına yol açtığını bildirdi.

Sosyal medyada paylaşılan video görüntüleri, havaya ateş açıldığını gösterirken siviller arasında panik yaşandığı da görüntülere yansıdı.

Edinilen bilgilere göre Lübnan ordusu durumu kontrol altına almak amacıyla bölgeye ulaştı, ancak Hizbullah yanlıları ateş açanların tutuklanmasını engellemek için müdahale etti.

Bir süre sonra Lübnan ordusu araçları ve İstihbarat Müdürlüğü mensuplarının Kefaat Kavşağı çevresinde geniş çaplı konuşlandığı görüldü. Bu sırada çok sayıda silahlı unsur bölgeden çekildi.

Ayrıca ambulansların yaralıları taşımak üzere olay yerine yöneldiği bildirildi. Cenaze töreni boyunca gerginlik ve kalabalık yoğunluğu devam etti.

Bu gelişme, başkent Beyrut’ta silah dosyasına ilişkin artan tartışmalar gölgesinde yaşandı. Lübnan hükümeti daha önce güvenliği sağlamak ve silahları azaltmak amacıyla yürütülen çabalar çerçevesinde Beyrut'u ‘silahsızlandırılmış şehir’ ilan etme kararını açıklamıştı.

Ancak bu karar, Hizbullah'ın sert tepkisiyle karşılaştı. Örgüt, silahlarının güvenlik kaosunun değil ‘direnişin’ bir parçası olduğunu savunarak bu dosyaya ilişkin her türlü tartışmanın kapsamlı bir ulusal savunma stratejisi çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Hizbullah ‘silahsızlandırma’ meselesinin bu şekilde gündeme taşınmasının iç gerginliklere yol açabileceği ve ülkedeki siyasi bölünmeyi derinleştirebileceği konusunda da uyardı.


Bakanlıklar üzerindeki çekişme, hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi’nin görevini zorlaştırabilir

Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi, hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi ile tokalaşırken, 27 Nisan 2026 (Irak Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi/AFP)
Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi, hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi ile tokalaşırken, 27 Nisan 2026 (Irak Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi/AFP)
TT

Bakanlıklar üzerindeki çekişme, hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi’nin görevini zorlaştırabilir

Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi, hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi ile tokalaşırken, 27 Nisan 2026 (Irak Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi/AFP)
Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amidi, hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi ile tokalaşırken, 27 Nisan 2026 (Irak Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi/AFP)

Irak’ta yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, ABD’nin eşi ve benzeri görülmemiş desteğinin yanı sıra uluslararası ve yerel desteği arkasına alarak çalışmalarını sürdürüyor. Ancak Zeydi, siyasi güçlerle ilişkisinin niteliğini sınayan ilk dosya olarak bakanlıkların dağılımına ilişkin yaşanan çekişmeyle yüzleşmek zorunda.

Siyasi bloklar ve güçler, Zeydi'yi belirli bakanlıkları talep ederek, başka bakanlıkları kendi çıkarları doğrultusunda döndürerek ya da yeni bakanlıklar ve başbakan yardımcılığı makamları oluşturarak köşeye sıkıştırmaya başladı. Böylece yetkileri olmasa bile bazı parti ve güç liderlerinin devlet kademelerinde mümkün olduğunca fazla yer edinmesini sağlamayı amaçlıyorlar.

Bağdat'taki siyasi gözlemcilere göre söz konusu güçlerin şartlarını dayatmakta ısrar etmesi halinde bu durum, silahlı gruplardan, şişirilmiş kadrolardan ve siyasi blokların dikte ettirdiği atamalardan arınmış bir hükümet kurmak isteyen Zeydi ile bu güçler arasındaki kopuşun başlangıcına dönüşebilir.