İran, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan çekilmeyi öngören yasa tasarısı hazırlıyor

İran'daki Buşehr Nükleer Santrali’nin reaktör binasının önünde İran bayrağı görülüyor. (AP – Arşiv)
İran'daki Buşehr Nükleer Santrali’nin reaktör binasının önünde İran bayrağı görülüyor. (AP – Arşiv)
TT

İran, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan çekilmeyi öngören yasa tasarısı hazırlıyor

İran'daki Buşehr Nükleer Santrali’nin reaktör binasının önünde İran bayrağı görülüyor. (AP – Arşiv)
İran'daki Buşehr Nükleer Santrali’nin reaktör binasının önünde İran bayrağı görülüyor. (AP – Arşiv)

İran Şura Meclisi'nin 90. Madde Komitesi Başkan Yardımcısı Hüseyin Ali Hacı Delicani, İran'ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan tamamen çekilmesi için bir yasa tasarısı hazırlanmaya başlandığını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre Delicani, tasarının yarın parlamentonun iç tüzüğüne sunulacağını ve önümüzdeki hafta açık oturumlarda görüşülüp oylanmak üzere yasal sürece tabi tutulacağını açıkladı.

Delicani, Tesnim Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, Tahran'a Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımlarının yeniden uygulanması için snapback mekanizmasının devreye sokulmasıyla ilgili olarak, “Beklendiği gibi, Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık olmak üzere üç ülke bu mekanizmanın devreye sokulduğunu açıkladı” dedi.

Delicani, “Daha önce de söylediğimiz gibi, bu ülkeler resmî açıklamadan önce bile yaptırımlar da dahil olmak üzere snapback mekanizmasının sonuçlarını uyguluyorlardı. Bu yeni bir şey değil” ifadelerini kullandı.

Delicani sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyada birçok sorunun kaynağı olan bu üç ülkeyle ilişkilerde diplomatik ekibin ve Dışişleri Bakanı’nın performansını ciddi şekilde eleştiriyoruz. Bu beyhude temaslar ve müzakereler gerçekleşmemiş olsaydı, bugün snapback mekanizmasının devreye sokulduğu duyurusuyla karşı karşıya kalmazdık.”

Parlamentonun Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan tamamen çekilmeye yönelik acil bir yasa tasarısı hazırlamaya başladığını açıklayan Delicani, “Tasarı yarın parlamentonun elektronik sistemine yüklenecek ve önümüzdeki hafta yapılacak açık oturumlarda görüşülüp oylanmak üzere yasal sürece tabi tutulacak” dedi.

Delicani, “Bu adım, parlamentonun olanlara verdiği en basit temel yanıtı temsil ediyor. Bunu, snapback mekanizmasının devreye sokulması için baskı yapan ülkelerin pişman olmasını sağlayacak diğer önlemler izleyecek” şeklinde konuştu.

Delicani şu sözlerle konuşmasını bitirdi: “Halkımız tüm bu konuları takip ediyor ve İran'da kimse bu ülkelerle müzakerelerin yararlı olduğuna inanmıyor. Bu nedenle, onlar bu ikiyüzlü davranışlarından vazgeçene kadar onlarla her türlü diyaloğu kesmeliyiz.”

Avrupa Troykası (Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık) BM Güvenlik Konseyi'ne gönderdiği mektupta, İran'ın nükleer programı nedeniyle BM'nin İran'a uyguladığı yaptırımları yeniden yürürlüğe koymak için mekanizmayı harekete geçirdi.

DPA tarafından görülen mektup, İran'a karşı on yıl önce kaldırılan cezai yaptırımların yeniden uygulanmasına yol açabilir. Ayrıca, süreç tamamlandığında İran ile yapılan uluslararası nükleer anlaşma kesin olarak sona erecek.

Ekim ayında sona erecek olan anlaşma, İran'ın nükleer bomba yapmasını önlemeyi amaçlıyor. Belge, özellikle İran'ın nükleer programının bağımsız olarak doğrulanmasını düzenliyor ve uranyum miktarı ve zenginleştirilmesine sınırlar getiriyor.

Bu adımlar, Avrupa Troykası olarak bilinen üç Avrupa ülkesinin, ekim ayı ortası son tarihini göz önünde bulundurarak sabrının tükendiğini gösteriyor.



Trump, Birleşik Krallık'ı "ağır gümrük vergileri" uygulamakla tehdit etti

Kral III. Charles ve Başkan Donald Trump, 17 Eylül 2025'te İngiltere'deki Windsor Kalesi'nin bahçesinde düzenlenen resmi karşılama töreninde (AFP)
Kral III. Charles ve Başkan Donald Trump, 17 Eylül 2025'te İngiltere'deki Windsor Kalesi'nin bahçesinde düzenlenen resmi karşılama töreninde (AFP)
TT

Trump, Birleşik Krallık'ı "ağır gümrük vergileri" uygulamakla tehdit etti

Kral III. Charles ve Başkan Donald Trump, 17 Eylül 2025'te İngiltere'deki Windsor Kalesi'nin bahçesinde düzenlenen resmi karşılama töreninde (AFP)
Kral III. Charles ve Başkan Donald Trump, 17 Eylül 2025'te İngiltere'deki Windsor Kalesi'nin bahçesinde düzenlenen resmi karşılama töreninde (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ABD’li sosyal medya şirketlerine uygulanan dijital hizmet vergisinin geri çekilmemesi halinde, Birleşik Krallık’a “yüksek gümrük tarifeleri” uygulamakla tehdit etti.

Şarku'l Avsat'ın İngiliz haber ajansı PA Media’dan aktardığına göre, 2020 yılında yürürlüğe giren dijital hizmet vergisi, birçok büyük ABD teknoloji şirketinin gelirleri üzerinden yüzde 2 oranında alınıyor.

Trump, dün Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu konuyu inceliyoruz ve bunu Birleşik Krallık’a yüksek gümrük tarifeleri uygulayarak çok kolay bir şekilde çözebiliriz, bu yüzden dikkatli olmaları onların yararına” dedi.

Trump, “Vergiyi kaldırmazlarsa, büyük olasılıkla Birleşik Krallık’a yüksek gümrük tarifeleri uygulayacağız” ifadelerini kullandı.

Söz konusu vergi, dijital faaliyetlerden elde edilen küresel geliri 500 milyon sterlini (673 milyon dolar) aşan ve bu gelirin 25 milyon sterlinden fazlasını Birleşik Krallık’taki kullanıcılardan elde eden şirketleri hedef alıyor.

Trump, uzun süredir ABD ile Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerde gerilim kaynağı olan bu düzenlemelerin “dünyanın en önemli şirketlerini” hedef aldığını söyledi.

Dijital hizmet vergisi, Mayıs 2025’te üzerinde uzlaşılan ABD-Birleşik Krallık ticaret anlaşması kapsamında tartışma konusu olmasına rağmen değiştirilmedi.

Bu gelişme, dijital vergiler veya ABD’li teknoloji devlerini etkileyen düzenlemelere sahip ülkelere yönelik benzer ABD tehditlerinin ve yeni gümrük tarifeleri ile ihracat kısıtlamaları uyarılarının ardından geldi.


Trump, mayın döşeyen İran teknelerinin vurulması talimatını verdi

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump, mayın döşeyen İran teknelerinin vurulması talimatını verdi

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nda İran’a ait botların hedef alınması talimatını verdi. Bu adım, kırılgan ateşkes üzerinde doğrudan baskı oluşturan bir gerilim olarak değerlendirilirken, ABD ordusunun İran’la bağlantılı bir petrol tankerine el koyduğu ve Tahran’ın stratejik su yolunda seyrüsefer kısıtlamalarını savunduğu bildirildi.

Trump, donanmaya “mayın döşeyen herhangi bir tekneye ateş açılması ve vurulması” yönünde talimat verdiğini belirterek, mayın temizleme operasyonlarının artırıldığını ifade etti. Ayrıca İran’ın “kimin tarafından yönetildiğini bilmediğini” söyleyerek ülkede iç bölünmeler olduğu yönündeki iddialarda bulundu. Bu açıklamalar İran tarafından resmen yalanlandı.

İran’da Meclis Başkanı Mohammad Bakır Kalibaf, Cumhurbaşkanı Masud Pezeshkiyan ve Yargı Erki Başkanı Gulam-Hüseyin Muhsini-Ejei, “İran’ın birlik içinde olduğu” ve ülkede “çatışan akımlar bulunmadığı” vurgusu yaptı. Üç isim, tüm devlet kurumlarının “tek bir çizgide” hareket ettiğini ve herhangi bir tırmanmaya verilecek karşılığın rakipleri “pişman edeceğini” belirtti.

ABD güçleri denizdeki operasyonlarını sürdürürken, Hint Okyanusu’nda “Majestic X” adlı petrol tankerine el koydu. Bu adım, İran petrolü kaçakçılığına yönelik yürütülen kampanya kapsamında bir hafta içindeki ikinci operasyon oldu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 30’dan fazla geminin geri çevrildiğini ve geniş çaplı askeri konuşlandırmayla deniz ablukasının genişletildiğini açıkladı. Bu arada İran Devrim Muhafızları, boğaz yakınlarında gemilere yönelik iniş ve baskın görüntüleri yayımlayarak sahadaki kontrolünü sergiledi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran'ın eylemlerini ulusal güvenliği korumaya yönelik olduğunu belirterek savundu. İranlı milletvekillerinin açıklamaları, Hürmüz Boğazı meselesine yaklaşımlarında bir farklılaşmayı ortaya koydu; bazıları resmi geçiş ücretlerinin uygulanmasını reddederken, bazıları da toplanan gelirlerden ve geliştirilmekte olan yeni bir yasal çerçeveden bahsetti.


NYT: Mücteba Hamaney’in bilinci açık ancak durumu ciddiyetini koruyor

Tahran’da, yeni lider Mücteba Hamaney ve askeri komutanların yer aldığı bir propaganda afişinin önünde nöbet tutan İranlı bir asker (EPA)
Tahran’da, yeni lider Mücteba Hamaney ve askeri komutanların yer aldığı bir propaganda afişinin önünde nöbet tutan İranlı bir asker (EPA)
TT

NYT: Mücteba Hamaney’in bilinci açık ancak durumu ciddiyetini koruyor

Tahran’da, yeni lider Mücteba Hamaney ve askeri komutanların yer aldığı bir propaganda afişinin önünde nöbet tutan İranlı bir asker (EPA)
Tahran’da, yeni lider Mücteba Hamaney ve askeri komutanların yer aldığı bir propaganda afişinin önünde nöbet tutan İranlı bir asker (EPA)

İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney’in, babası ve selefi Ali Hamaney’nin öldürüldüğü ABD-İsrail ortak hava saldırısında ağır yaralandı. Şarku’l Avsat’ın The New York Times’tan (NYT) aktardığı habere göre Yetkililer, İran liderinin bilincinin açık olduğunu ancak durumunun ciddiyetini koruduğunu ifade etti.

Gazete ismi açıklanmayan İranlı yetkililere dayandırdığı haberinde, yeni liderin “en azından şu aşamada” karar alma yetkisini İran Devrim Muhafızları generallerine devrettiğini aktardı.

Şarku’l AVsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’nin  aktardığı habere göre Mücteba Hamaney’in görevi devralmasından bu yana kamuoyu önüne çıkmaması ve yalnızca yazılı açıklamalarla yetinmesi, sağlık durumu ve hayatta olup olmadığına dair spekülasyonlara yol açtı.

Haberde, 28 Şubat’taki hava saldırısında ağır yaralanmasına rağmen Hamaney’in “bilincinin açık olduğu” ve “süreçlere dahil olmaya devam ettiği” vurgulandı.

Gazeteye göre Hamaney, bacaklarından birine üç ayrı ameliyat geçirdi ve protez takılması planlanıyor. Ayrıca elinden de ameliyat edilen Hamaney’in bu bölgedeki fonksiyonlarını kademeli olarak geri kazandığı ifade edildi.

Yüzünde ve dudaklarında ciddi yanıklar oluştuğu, bu durumun konuşmasını zorlaştırdığı ve ilerleyen dönemde estetik cerrahiye ihtiyaç duyacağı da belirtildi.

Güvenlik gerekçeleriyle Hamaney ile doğrudan temasın sınırlı olduğu, kamuoyuna yalnızca kendi el yazısıyla kaleme alınmış mesajların ulaştırıldığı aktarıldı.

Haberde ayrıca, Devrim Muhafızları komutanlarının Hamaney’i ziyaret etmediği, ancak aynı zamanda kalp cerrahı olan Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın tedavi sürecine nezaret eden isimler arasında yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, Devrim Muhafızları generallerinin ABD ve İsrail ile yaşanan savaşı “rejimin varlığına yönelik bir tehdit” olarak gördüğü, ancak bu tehdidin artık “kontrol altına alındığı” değerlendiriliyor.

Generallerin, özellikle Hürmüz Boğazı’na yönelik ablukayı da kapsayan askeri stratejinin yönetimini üstlendiği kaydedildi.