Ürdün, Filistin'in uluslararası alanda tanınması karşısında İsrail'in Batı Şeria'yı tehdit eden tepkileri konusunda endişeli

Karar alma organlarına yakın kaynaklar: Tanıma, İsrail'in eylemlerini caydırmak için küresel bir eylem gerektiriyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentindeki el-Emari Mülteci Kampı’nın girişinde konuşlanan İsrail askerleri (Arşiv – AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentindeki el-Emari Mülteci Kampı’nın girişinde konuşlanan İsrail askerleri (Arşiv – AFP)
TT

Ürdün, Filistin'in uluslararası alanda tanınması karşısında İsrail'in Batı Şeria'yı tehdit eden tepkileri konusunda endişeli

Batı Şeria'nın Ramallah kentindeki el-Emari Mülteci Kampı’nın girişinde konuşlanan İsrail askerleri (Arşiv – AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentindeki el-Emari Mülteci Kampı’nın girişinde konuşlanan İsrail askerleri (Arşiv – AFP)

Ürdün resmi makamları, İsrail’in Filistin devletinin uluslararası alanda tanınmasına vereceği tepkiden endişe duyuyor. Zira Filistin devletinin tanınması, İsrail varlığını sarstı ve bazı aşırı sağcıların Batı Şeria topraklarını ilhak etmekle tehdit etmesine neden oldu.

Ürdünlü yetkililer, İsrail'in devam eden ihlalleri, saldırıları ve Batı Şeria’da daha fazla toprağa el konulması karşısında Batı Şeria ve Kudüs'teki ‘statükonun’ bozulmaması konusunda uyarıda bulunuyor. Ancak aşırı sağcı hükümetin resmi bir açıklaması, Filistin halkının meşru haklarının iadesini garanti eden iki devletli çözüme ulaşma çabalarının dondurulması anlamına gelecektir.

Ürdün, Tel Aviv'deki aşırı sağcı hükümetin Filistin Yönetimi'nin geleceğini tehdit eden politikalarının sonuçları konusunda uyarılarını sürdürüyor. Bu uyarılar, İsrail savaş makinesinin gerçekleştirdiği katliamların aşırı sağcı hükümeti uluslararası izolasyona sürüklediği bir dönemde geliyor.

Ürdün Kralı 2. Abdullah, bugün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun 80. oturumuna katılarak, Gazze Şeridi'ndeki savaşı durdurmak ve Filistin davasını desteklemek için ülkesinin diplomatik çabalarını yoğunlaştırmayı amaçlıyor.

dfrg
Batı Şeria ile Kudüs arasındaki Kalandiya kontrol noktasında bekleyen Filistinlileri izleyen İsrail askerleri (EPA)

Karar alma çevrelerine yakın kaynaklar Şarku’l Avsat'a, Ürdün Kralı 2. Abdullah'ın BM Genel Kurulu'ndaki konuşmasında, ‘uluslararası örgütün kurulduğu değer ve ilkeleri’ hatırlatacağı ve tarihi sorumluluklarını yerine getirmesini isteyeceği, ‘tüm dünyanın reddettiği İsrail hükümetinin devam eden ihlallerine’ son verilmesi gerektiğini vurgulayacağını açıkladı. Aynı kaynaklara göre bu durum, Ürdün'ün, Filistin devletinin artan tanınmasının İsrail tarafından ‘Batı Şeria'daki daha fazla toprağa el konulması, ilhak politikalarının genişletilmesi ve sivillere karşı daha fazla ihlal’ ile karşılanacağını fark ettiği bir dönemde ortaya çıkıyor. Ürdün, söz konusu duruma karşı çıkılmasını ve İsrail'in eylemlerini caydırmak amacıyla kararlı bir küresel eylem için tanıma adımı atılmasını istiyor.

ı8o9
Batı Şeria ile Ürdün arasındaki ana sınır geçişine giden yol (AFP)

Kaynaklar, Ürdün'ün İsrail hükümetinin Batı Şeria ve Kudüs'teki plan ve politikalarının farkında olduğunu, bunların arasında ‘yerinden etme girişimleri, yerleşim yerlerinin genişletilmesi ve yerleşimcilerin Filistin halkına karşı ihlallerde bulunmasına izin verilmesinin’ de bulunduğunu ve bunların hepsinin Ürdün'ün çıkarlarını tehdit ettiğini ve resmi pozisyonuna baskı uyguladığını belirtti.

Bu nedenle Ürdün, Gazze Şeridi'nde ateşkesin sağlanmasına, İsrail'in Gazze'ye karşı yürüttüğü yok etme savaşının sona erdirilmesine ve uluslararası basında da yer aldığı üzere, Gazze'deki hastanelerin sağlık koşullarının ciddi şekilde bozulması ve kıtlığa yol açan abluka nedeniyle halkın temel insani yardımlara erişiminin sağlanmasına öncelik veriyor.

Şarku’l Avsat'a konuşan kaynaklar, “Bu, Ürdün Kralı’nın New York'ta yaptığı konuşmanın özüdür. Kral 2. Abdullah, hem pazar gününden bu yana yaptığı ikili görüşmelerde hem de iki devletli çözüm konferansındaki konuşmasında bu konu üzerinde durdu” ifadelerini kullandı.

Ürdün Kralı’nın diplomatik faaliyetleri

Ürdün Kralı 2. Abdullah, Gazze Şeridi'nde savaşın patlak vermesinden bu yana diplomatik çabaları yönlendirerek devlet başkanları ve siyasi liderlerle 250'den fazla toplantı gerçekleştirdi. Tüm bu toplantılarda, savaşı sona erdirmenin ve Gazze Şeridi'ne insani yardım ulaştırılmasını sağlamanın acil bir öncelik olduğunu vurguladı.

Kaynaklar Şarku’l Avsat'a, Kral 2. Abdullah'ın savaşın sona erdirilmesi önceliği konusunda uluslararası tutumu birleştirmek amacıyla bir dizi başkent ve uluslararası karar alma merkezine 55 çalışma ziyareti gerçekleştirdiğini bildirdi. Kral 2. Abdullah, uluslararası destek toplamak ve Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmek için çabaları koordine etmek amacıyla devlet başkanları ve liderlerle 140'tan fazla telefon görüşmesi yaptı.

Ürdün Kralı 2. Abdullah geçtiğimiz pazar günü New York'a bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Üç gün boyunca devlet başkanları, heyet başkanları ve uluslararası kuruluşların temsilcileriyle bir dizi toplantı yaptı ve bugün de BM Genel Kurulu'nun 80. oturumunda bir konuşma yapacak.

Şarku’l Avsat'a konuşan kaynaklar, Ürdün'ün resmi tutumunun Filistin halkının meşru haklarına yönelik İsrail saldırılarına karşı açık olmaya devam edeceğini bildirdi. Öte yandan gözlemciler, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safadi'nin barış antlaşması ve Amman ile Tel Aviv arasındaki anlaşmaların kaderi hakkında daha önce yaptığı açıklamaları hatırlattı. Es-Safadi, Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın ilk günlerinde, Ürdün-İsrail barış anlaşmasını ‘rafa kaldırılmış ve tozla kaplı’ olarak nitelendirmişti.

Batı Şeria ve yerinden edilme

Ürdün, Batı Şeria ve Kudüs'teki gelişmeleri yakından takip ediyor. Resmi veriler, yaklaşık 500 çocuk dahil 19 binden fazla Filistinlinin işgal hapishanelerinde tutuklu olduğunu ve 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da binden fazla Filistinlinin öldürüldüğünü gösteriyor. Batı Şeria halkının günlük çilesi, halkın günlük hareketlerini kısıtlayan yol engelleri ve kontrol noktalarının sayısını artıran işgal makamlarının günlük uygulamalarıyla daha da ağırlaşıyor.

Ürdün ayrıca, 2022'den bu yana endişe verici bir artış gösteren Batı Şeria topraklarındaki yerleşimlerin genişlemesini de takip ediyor. Rakamlar, 2022'de 49 yeni yerleşim, 2023'te dokuz yeni yerleşim ve 2024'te beş yeni yerleşim inşa edildiğini gösteriyor. Bu yıl ise Mart ayında 13, Mayıs ayında 22 yerleşim yeri inşa edilmiş. Ayrıca yaklaşık 25 bin dönüm arazi ele geçirilmiş.

dfrgty
Ürdün Kralı 2. Abdullah, New York'ta Avustralya Başbakanı Anthony Albanese ile yaptığı görüşmede, Avustralya'nın Filistin devletini tanımasını övdü. (Ürdün Kraliyet Divanı)

Ürdün, işgal makamlarının Ürdün vatandaşı olan yaklaşık 400 bin Filistinliyi Ürdün’e göndereceği endişesini taşıyor. Bu, Kudüs ve Batı Şeria'nın demografik haritasını tehdit eden ve Ürdün'ün iç dengesini bozan ciddi bir sorun oluşturuyor. Ayrıca, zaten zor durumda olan Ürdün ekonomisi üzerinde de olumsuz etkilere neden olacaktır. Amman, İsrail hükümeti bakanlarının ‘Batı Şeria'da hoş karşılanmayan Ürdünlüler’ olarak nitelendirdiği kişilere yönelik bu politikalara tepkisini artırmaya hazırlanıyor.

Ancak iki taraf arasında bulunan geçiş noktalarındaki hareketlere ilişkin rakamlar, Batı Şeria'dan ayrılan ve geri dönmeyenlerin sayısında veya Filistinlilerin Ürdün'de kalış sürelerinde önemli bir artış kaydetmedi. Bilgi sahibi kaynaklar Şarku’l Avsat'a, İsrail'in Filistinlileri kısıtlamak ve geri dönmelerini engellemek amacıyla uyguladığı politikalara rağmen, son iki yılda sınır geçişlerinden Batı Şeria'ya giren ve çıkan kişi sayısında artış olmadığını doğruladı. Bu arada Tel Aviv, gönüllü göçü kolaylaştıran politikalar uyguluyor.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.