Ürdün, Filistin'in uluslararası alanda tanınması karşısında İsrail'in Batı Şeria'yı tehdit eden tepkileri konusunda endişeli

Karar alma organlarına yakın kaynaklar: Tanıma, İsrail'in eylemlerini caydırmak için küresel bir eylem gerektiriyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentindeki el-Emari Mülteci Kampı’nın girişinde konuşlanan İsrail askerleri (Arşiv – AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentindeki el-Emari Mülteci Kampı’nın girişinde konuşlanan İsrail askerleri (Arşiv – AFP)
TT

Ürdün, Filistin'in uluslararası alanda tanınması karşısında İsrail'in Batı Şeria'yı tehdit eden tepkileri konusunda endişeli

Batı Şeria'nın Ramallah kentindeki el-Emari Mülteci Kampı’nın girişinde konuşlanan İsrail askerleri (Arşiv – AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentindeki el-Emari Mülteci Kampı’nın girişinde konuşlanan İsrail askerleri (Arşiv – AFP)

Ürdün resmi makamları, İsrail’in Filistin devletinin uluslararası alanda tanınmasına vereceği tepkiden endişe duyuyor. Zira Filistin devletinin tanınması, İsrail varlığını sarstı ve bazı aşırı sağcıların Batı Şeria topraklarını ilhak etmekle tehdit etmesine neden oldu.

Ürdünlü yetkililer, İsrail'in devam eden ihlalleri, saldırıları ve Batı Şeria’da daha fazla toprağa el konulması karşısında Batı Şeria ve Kudüs'teki ‘statükonun’ bozulmaması konusunda uyarıda bulunuyor. Ancak aşırı sağcı hükümetin resmi bir açıklaması, Filistin halkının meşru haklarının iadesini garanti eden iki devletli çözüme ulaşma çabalarının dondurulması anlamına gelecektir.

Ürdün, Tel Aviv'deki aşırı sağcı hükümetin Filistin Yönetimi'nin geleceğini tehdit eden politikalarının sonuçları konusunda uyarılarını sürdürüyor. Bu uyarılar, İsrail savaş makinesinin gerçekleştirdiği katliamların aşırı sağcı hükümeti uluslararası izolasyona sürüklediği bir dönemde geliyor.

Ürdün Kralı 2. Abdullah, bugün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun 80. oturumuna katılarak, Gazze Şeridi'ndeki savaşı durdurmak ve Filistin davasını desteklemek için ülkesinin diplomatik çabalarını yoğunlaştırmayı amaçlıyor.

dfrg
Batı Şeria ile Kudüs arasındaki Kalandiya kontrol noktasında bekleyen Filistinlileri izleyen İsrail askerleri (EPA)

Karar alma çevrelerine yakın kaynaklar Şarku’l Avsat'a, Ürdün Kralı 2. Abdullah'ın BM Genel Kurulu'ndaki konuşmasında, ‘uluslararası örgütün kurulduğu değer ve ilkeleri’ hatırlatacağı ve tarihi sorumluluklarını yerine getirmesini isteyeceği, ‘tüm dünyanın reddettiği İsrail hükümetinin devam eden ihlallerine’ son verilmesi gerektiğini vurgulayacağını açıkladı. Aynı kaynaklara göre bu durum, Ürdün'ün, Filistin devletinin artan tanınmasının İsrail tarafından ‘Batı Şeria'daki daha fazla toprağa el konulması, ilhak politikalarının genişletilmesi ve sivillere karşı daha fazla ihlal’ ile karşılanacağını fark ettiği bir dönemde ortaya çıkıyor. Ürdün, söz konusu duruma karşı çıkılmasını ve İsrail'in eylemlerini caydırmak amacıyla kararlı bir küresel eylem için tanıma adımı atılmasını istiyor.

ı8o9
Batı Şeria ile Ürdün arasındaki ana sınır geçişine giden yol (AFP)

Kaynaklar, Ürdün'ün İsrail hükümetinin Batı Şeria ve Kudüs'teki plan ve politikalarının farkında olduğunu, bunların arasında ‘yerinden etme girişimleri, yerleşim yerlerinin genişletilmesi ve yerleşimcilerin Filistin halkına karşı ihlallerde bulunmasına izin verilmesinin’ de bulunduğunu ve bunların hepsinin Ürdün'ün çıkarlarını tehdit ettiğini ve resmi pozisyonuna baskı uyguladığını belirtti.

Bu nedenle Ürdün, Gazze Şeridi'nde ateşkesin sağlanmasına, İsrail'in Gazze'ye karşı yürüttüğü yok etme savaşının sona erdirilmesine ve uluslararası basında da yer aldığı üzere, Gazze'deki hastanelerin sağlık koşullarının ciddi şekilde bozulması ve kıtlığa yol açan abluka nedeniyle halkın temel insani yardımlara erişiminin sağlanmasına öncelik veriyor.

Şarku’l Avsat'a konuşan kaynaklar, “Bu, Ürdün Kralı’nın New York'ta yaptığı konuşmanın özüdür. Kral 2. Abdullah, hem pazar gününden bu yana yaptığı ikili görüşmelerde hem de iki devletli çözüm konferansındaki konuşmasında bu konu üzerinde durdu” ifadelerini kullandı.

Ürdün Kralı’nın diplomatik faaliyetleri

Ürdün Kralı 2. Abdullah, Gazze Şeridi'nde savaşın patlak vermesinden bu yana diplomatik çabaları yönlendirerek devlet başkanları ve siyasi liderlerle 250'den fazla toplantı gerçekleştirdi. Tüm bu toplantılarda, savaşı sona erdirmenin ve Gazze Şeridi'ne insani yardım ulaştırılmasını sağlamanın acil bir öncelik olduğunu vurguladı.

Kaynaklar Şarku’l Avsat'a, Kral 2. Abdullah'ın savaşın sona erdirilmesi önceliği konusunda uluslararası tutumu birleştirmek amacıyla bir dizi başkent ve uluslararası karar alma merkezine 55 çalışma ziyareti gerçekleştirdiğini bildirdi. Kral 2. Abdullah, uluslararası destek toplamak ve Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmek için çabaları koordine etmek amacıyla devlet başkanları ve liderlerle 140'tan fazla telefon görüşmesi yaptı.

Ürdün Kralı 2. Abdullah geçtiğimiz pazar günü New York'a bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Üç gün boyunca devlet başkanları, heyet başkanları ve uluslararası kuruluşların temsilcileriyle bir dizi toplantı yaptı ve bugün de BM Genel Kurulu'nun 80. oturumunda bir konuşma yapacak.

Şarku’l Avsat'a konuşan kaynaklar, Ürdün'ün resmi tutumunun Filistin halkının meşru haklarına yönelik İsrail saldırılarına karşı açık olmaya devam edeceğini bildirdi. Öte yandan gözlemciler, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safadi'nin barış antlaşması ve Amman ile Tel Aviv arasındaki anlaşmaların kaderi hakkında daha önce yaptığı açıklamaları hatırlattı. Es-Safadi, Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın ilk günlerinde, Ürdün-İsrail barış anlaşmasını ‘rafa kaldırılmış ve tozla kaplı’ olarak nitelendirmişti.

Batı Şeria ve yerinden edilme

Ürdün, Batı Şeria ve Kudüs'teki gelişmeleri yakından takip ediyor. Resmi veriler, yaklaşık 500 çocuk dahil 19 binden fazla Filistinlinin işgal hapishanelerinde tutuklu olduğunu ve 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da binden fazla Filistinlinin öldürüldüğünü gösteriyor. Batı Şeria halkının günlük çilesi, halkın günlük hareketlerini kısıtlayan yol engelleri ve kontrol noktalarının sayısını artıran işgal makamlarının günlük uygulamalarıyla daha da ağırlaşıyor.

Ürdün ayrıca, 2022'den bu yana endişe verici bir artış gösteren Batı Şeria topraklarındaki yerleşimlerin genişlemesini de takip ediyor. Rakamlar, 2022'de 49 yeni yerleşim, 2023'te dokuz yeni yerleşim ve 2024'te beş yeni yerleşim inşa edildiğini gösteriyor. Bu yıl ise Mart ayında 13, Mayıs ayında 22 yerleşim yeri inşa edilmiş. Ayrıca yaklaşık 25 bin dönüm arazi ele geçirilmiş.

dfrgty
Ürdün Kralı 2. Abdullah, New York'ta Avustralya Başbakanı Anthony Albanese ile yaptığı görüşmede, Avustralya'nın Filistin devletini tanımasını övdü. (Ürdün Kraliyet Divanı)

Ürdün, işgal makamlarının Ürdün vatandaşı olan yaklaşık 400 bin Filistinliyi Ürdün’e göndereceği endişesini taşıyor. Bu, Kudüs ve Batı Şeria'nın demografik haritasını tehdit eden ve Ürdün'ün iç dengesini bozan ciddi bir sorun oluşturuyor. Ayrıca, zaten zor durumda olan Ürdün ekonomisi üzerinde de olumsuz etkilere neden olacaktır. Amman, İsrail hükümeti bakanlarının ‘Batı Şeria'da hoş karşılanmayan Ürdünlüler’ olarak nitelendirdiği kişilere yönelik bu politikalara tepkisini artırmaya hazırlanıyor.

Ancak iki taraf arasında bulunan geçiş noktalarındaki hareketlere ilişkin rakamlar, Batı Şeria'dan ayrılan ve geri dönmeyenlerin sayısında veya Filistinlilerin Ürdün'de kalış sürelerinde önemli bir artış kaydetmedi. Bilgi sahibi kaynaklar Şarku’l Avsat'a, İsrail'in Filistinlileri kısıtlamak ve geri dönmelerini engellemek amacıyla uyguladığı politikalara rağmen, son iki yılda sınır geçişlerinden Batı Şeria'ya giren ve çıkan kişi sayısında artış olmadığını doğruladı. Bu arada Tel Aviv, gönüllü göçü kolaylaştıran politikalar uyguluyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.