Gazze şehri... İsrail ordusu mahalleleri birbiri ardına yok ediyor

Kara harekâtı yüz binlerce Filistinliyi evlerini terk etmeye zorluyor

İsrail'in harap olmuş Gazze şehrine yönelik bombardımanının ardından yükselen dumanlar, 2 Ekim 2025 (Reuters)
İsrail'in harap olmuş Gazze şehrine yönelik bombardımanının ardından yükselen dumanlar, 2 Ekim 2025 (Reuters)
TT

Gazze şehri... İsrail ordusu mahalleleri birbiri ardına yok ediyor

İsrail'in harap olmuş Gazze şehrine yönelik bombardımanının ardından yükselen dumanlar, 2 Ekim 2025 (Reuters)
İsrail'in harap olmuş Gazze şehrine yönelik bombardımanının ardından yükselen dumanlar, 2 Ekim 2025 (Reuters)

İsrail ordusu, bir zamanlar Gazze Şeridi'nin en büyük kenti olan Gazze şehrinde yürüttüğü kara harekâtı kapsamında mahallelerin tamamını birbiri ardına yok etti.

İsrail'in iki yıl önce Hamas'a karşı başlattığı savaş, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah ve kuzeyindeki Beyt Hanun da dahil olmak üzere geniş alanları yerle bir etti. Ancak ordu, Gazze şehrindeki önceki operasyonlarında bu kadar yaygın bir yıkım gerçekleştirmedi.

Uydu görüntüleri İsrail güçlerinin şehre ilerlerken ez-Zeytun mahallesi ve eylül ayında onlarca binanın yıkıldığı Şeyh Rıdvan yakınlarındaki bölge dahil olmak üzere mahallelerin tamamını tahrip ettiğini gösteriyor.

Geçmişte İsrail güçleri Gazze şehrine ilerledikten sonra geri çekiliyor, ancak daha sonra Hamas'ın ‘yenilenen isyanı’ ile mücadele etmek için geri dönüyorlardı. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bu sefer durumun farklı olduğunu, çünkü ordunun ele geçirdiği bölgelerin kontrolünü elinde tutacağını söyledi.

Geçen ay sağcı bir İsrail televizyon kanalı olan Kanal 14'e verdiği röportajda Netanyahu, “Toprağı ele geçiriyoruz ve elimizde tutuyoruz. Temizliyoruz ve sonra ilerliyoruz” dedi.

Netanyahu, bu operasyonun amacının Gazze Şeridi'ndeki son kalelerinden birinde Hamas'a kesin bir darbe indirmek olduğunu ısrarla vurguluyor. Ancak, Hamas'ın neredeyse iki yıldır süren yıkıcı bir savaşa rağmen dirençli olduğunu göstermesi nedeniyle, birçok İsrailli bu stratejinin başarısından şüphe duyuyor.

İsrail'in kara harekâtı, yüz binlerce Filistinliyi Gazze şehrindeki evlerini terk etmeye ve Gazze Şeridi’nin merkezinde ve güneyinde giderek büyüyen çadır kamplarına sığınmaya zorladı.

Bu durum, yaygın açlık, kitlesel yerinden edilme, sağlık hizmetleri, okullar ve altyapının çöküşünün devam ettiği Gazze'de zaten var olan insani felaketi daha da kötüleştirdi. Savaştan yorgun düşen şehrin birçok sakini, tekrar kaçamayacaklarını veya kaçmak istemediklerini söylüyor; birçoğunun geri dönebilecekleri bir evleri dahi yok.

New York Times tarafından doğrulanan uydu görüntüleri ve video kayıtlarına göre, İsrail güçleri Gazze şehrine ilerlerken mevcut binaları askeri üs olarak kullandı, ardından ilerlemeden önce patlayıcılarla yok etti.

Bir videoda, ordunun daha önce askeri üs olarak kullandığı el-Furkan okulunu yıktığı görüldü.

Yıkımların yanı sıra, İsrail güçleri eylül ortasından bu yana Gazze şehri genelinde yüzlerce hedefi vurarak hava saldırılarına devam etti.

Gazze Şeridi'ndeki yıkımın boyutunu gösteren 5 uydu görüntüsü (New York Times)

Uydu görüntüleri

18 Eylül'de ticari uydu şirketi Planet Labs tarafından çekilen en son yüksek çözünürlüklü uydu görüntüsünde, İsrail'in Gazze şehrine kara harekâtı başlattığını duyurmasından iki gün önceye göre daha az çadır görünüyordu. Şarku'l Avsat'ın New York Times'ten aktardığı habere göre yüzlerce çadır hala görülebiliyordu ve bunların çoğu İsrail askeri araçlarından sadece yaklaşık bir mil uzaktaydı.

44 yaşındaki Mustafa Sıyam, İsrail güçlerinin yaklaşması ve patlamaların giderek şiddetini artırması üzerine 24 Eylül'de nihayet eş-Şati Mülteci Kampı’nın kuzey mahallesinden kaçtığını söyledi. Sıyam, eşi ve üç çocuğuyla birlikte saatlerce güneye doğru yürüdü ve Gazze'nin merkezine ulaştı.

Sıyam'ın evi, İsrail'in mevcut operasyonu öncesinde halen ayaktaydı, ancak geri döndüğünde durum böyle olmayabilir.

Sıyam, “Savaşın, Gazze'deki yaşamın temellerini mümkün olduğunca yok etmekten başka bir amacı veya anlamı yok gibi görünüyor” dedi.

İsrailli askeri yetkililer gazetecilere, sivil mahallelerin toplu olarak yıkılmasına yönelik bir politika olmadığını, Hamas'ın kullandığı yerlere saldırdıklarını ve yer altı tünellerini ve diğer askeri hedefleri havaya uçurduklarını söylüyorlar.

Ancak bazı İsrailli liderler daha da ileri gitme niyetini ima ettiler.

Geçtiğimiz ağustos ayında İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hamas silahlarını bırakıp kalan rehineleri serbest salmazsa, Gazze şehrinin savaşta neredeyse tamamen yıkılan iki şehir olan ‘Refah ve Beyt Hanun gibi’ olacağı tehdidinde bulundu.

Güvenlik kabinesinin bir başka bakanı olan Eli Cohen, Kanal 14 televizyonuna verdiği röportajda bu tehdidi yineleyerek, “Gazze şehri, bizim harabeye çevirdiğimiz Refah şehri gibi olmalı” ifadelerini kullandı..

 



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.