Fas'ta protestoları yöneten Z Kuşağı 212, hükümetin istifasını istiyor

Z Kuşağı 212 hareketinin düzenlediği gösteride Rabat'ta kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi çağrısı yapıldı (AP)
Z Kuşağı 212 hareketinin düzenlediği gösteride Rabat'ta kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi çağrısı yapıldı (AP)
TT

Fas'ta protestoları yöneten Z Kuşağı 212, hükümetin istifasını istiyor

Z Kuşağı 212 hareketinin düzenlediği gösteride Rabat'ta kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi çağrısı yapıldı (AP)
Z Kuşağı 212 hareketinin düzenlediği gösteride Rabat'ta kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi çağrısı yapıldı (AP)

Fas'taki halk protestolarına öncülük eden grup, sağlık ve eğitim hizmetlerinin iyileştirilmesi talebiyle altıncı gece düzenlenen gösterilerin ardından bugün hükümetin istifasını istedi.

“Generation Z 212” hareketi, Kral VI. Muhammed'e hitaben yaptığı açıklamada, “Faslıların anayasal haklarını korumakta ve sosyal taleplerine cevap vermekte başarısız olduğu için mevcut hükümetin istifasını talep ediyoruz” dedi.

Şarku’l Avsat’ın yerel basından aktardığına göre, dün “Z Kuşağı 212” hareketinin çağrısına yanıt veren gençler tarafından Rabat, Kazablanka, Agadir ve Marakeş'te barışçıl gösteriler düzenlendi. Gösterilerde, güvenlik güçleri tarafından üç kişinin öldürüldüğü bir gecenin ardından kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi çağrısında bulunuldu.

Başkentin merkezindeki Agdal ticaret bölgesinde toplanan onlarca genç, ulusal bayraklar taşıyarak "Sadece stadyum değil, hastane istiyoruz" ve "Halk sağlık ve eğitim istiyor" gibi sloganlar attıktan sonra barışçıl bir şekilde dağıldı. Fas haber sitelerinin canlı yayınlarına göre yüzlerce kişi Kazablanka, Agadir ve Marakeş'te de benzer gösterilerde toplandı ve benzer sloganlar atarak "barışı" vurguladılar.

Hükümetin diyaloğa girme isteğini teyit etmesinden birkaç saat sonra, Başbakan Aziz Ahnuş'a yönelik bazı sloganlar atılarak istifası istendi. Bu, yetkililerin sağlık, eğitim ve yolsuzlukla mücadele gibi konularda kendisini "tartışma alanı" olarak tanımlayan bu gençlik grubunun çağrısına yanıt olarak bir izin verdiği ikinci gösteri.

Protestolar, hareketin protesto çağrısı yapmadığı şehirlerdeki gösterilere yönelik çağrının ardından yaşanan eşi görülmemiş şiddet olaylarında, krallığın güneyindeki bir jandarma karakoluna baskın yapmaya çalışan üç kişinin Fas güvenlik güçleri tarafından vurularak öldürülmesinden bir gün sonra gerçekleşti.

Hareket dün yaptığı açıklamada, "Kamuoyuna ve yetkililere gösterilerimizin tamamen barışçıl olacağını temin ediyor ve her türlü şiddet, vandalizm veya isyanı reddediyoruz" ifadelerini kullandı. Ayrıca, özellikle "insan onuruna yakışır ve eşitsizlikten uzak eğitim" ve "istisnasız her vatandaş için sağlık" taleplerini yineledi.

Hareket, her gece Discord'da toplanarak tartışan ve oylama yapan liderlerinin kimliklerini açıklamasa da Sosyal Entegrasyon Bakanı Abdeljabbar Rachedi, “hükümetin gençlerin talepleriyle ilgili tartışmayı sanal dünyadan kurumlar arası diyaloga taşımaya istekli olduğunu” doğruladı.

Hareket, üyeleri her gece Discord'u tartışmak ve oylamak için bir araya geldiğinden, örgütleyicilerinin kimliğini açıklamasa da Sosyal Entegrasyon Bakanı Abdulcabbar Raşidi, “hükümetin gençlerin talepleriyle ilgili tartışmayı sanal dünyadan kurumlar arası diyaloga taşımaya hazıri olduğunu” vurguladı.

Bu hareketin adı, üyelerinin ait olduğu ve 1990'ların sonu ile 2000'lerin başı arasında doğan "Z Kuşağı" ile Krallık'ta arama yapmak için kullanılan ülke kodu 212 numarasının birleşmesinden geliyor. Eylül ayı ortasında Agadir'de sezaryen doğum için hastaneye kaldırılan 8 hamile kadının hayatını kaybetmesinden sonra düzenlenen gösterilerin ardından başlayan protestolar, diğer şehirlerde yayıldı.

2030 Dünya Kupası'na İspanya ve Portekiz ile ev sahipliği yapacak olan ve 2025 sonunda Afrika Uluslar Kupası'na ev sahipliği yapacak olan Krallık, yeni stadyumlar inşa etmek, hızlı tren ağını genişletmek ve çeşitli havalimanlarını modernize etmek gibi önemli altyapı projelerine girişti.

Sağlık Bakanı Amine Tahraoui, çarşamba akşamı Parlamento'da yaptığı açıklamada, "özellikle bazı bölgelerde sektörün karşı karşıya olduğu eksiklikleri gidermek için yetersiz kalan" hastaneler inşa etmek ve doktor sayısını artırmak için de çeşitli projeler başlattıklarını belirtti.

Fas Başbakanı Aziz Ahnuş dün, çarşamba akşamı Fas'ın birkaç küçük şehrinde meydana gelen şiddet olaylarında üç kişinin hayatını kaybetmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Geçen cumartesi başlayan protestoların ardından yaptığı ilk açıklamada Ahnuş, “Maalesef, son iki gün içinde tanık olduğumuz üzücü olayların ardından üç kişinin hayatını kaybettiğini” söyledi.

 İçişleri Bakanlığı sözcüsü Raşid el Halfi ise kimlikleri açıklanmayan üç kişinin, ülkenin güneyinde bir jandarma tugayına "baskın" yapmaya çalışırken, jandarmalar tarafından "meşru müdafaa" amacıyla öldürüldüğünü açıkladı.

Yetkililere göre saldırganlar, “mühimmat ve hizmet silahlarını” ele geçirmek için merkeze girmeye çalışıyordu. Bir önceki gün yaşanan şiddet ve ayaklanmaların “maalesef çeşitli bölgelerde daha ciddi ve tehlikeli boyutlara ulaştığını, isyancıların kesici silahlar kullanarak saldırılarda bulunduğunu, devlet binalarını ve güvenlik merkezlerini basıp yağmaladığını” belirtti. Yetkililerin “kamu düzenini korumaya ve hak ve özgürlüklerin meşru sınırları ve belirlenen yasal çerçeve içinde kullanılmasını sağlamaya” kararlı olduğunu vurguladı.

Çarşamba günkü olaylar, genellikle barışçıl olan krallıkta şok etkisi yarattı ve birçok reşit olmayan kişinin katılımıyla gerçekleşti. Gösterileri çağrısı yapan hareket, bu olaylardan uzak durdu. Rabat'ın ikiz şehri Salé'de maskeli kişiler, herhangi bir slogan atmadan iki polis arabasını ve bir banka şubesini ateşe verdi.

Bu olayların ertesi günü, Hişam Medeni adlı bir şehir sakini, “Salé'de vandalizm eylemlerini gerçekleştirenlerin, Z212 gençlik hareketiyle hiçbir ilgisi yok. Onlar, kargaşa çıkarmak amacıyla gelen haydutlar." dedi. Şiddet olayları salı gecesi, özellikle Oujda (doğu) ve Inzegan (güney) bölgelerinde güvenlik güçleriyle yaşanan ilk çatışmalarla başladı. Çatışmalarda çoğu polis memuru olmak üzere yaklaşık 300 kişi yaralandı ve 400'den fazla kişi gözaltına alındı.

Fas İnsan Hakları Derneği'ne göre, cumartesi gününden bu yana Rabat'ta yüzlerce genç gözaltına alındı ve bunların çoğu serbest bırakıldı. Fas'ın başkentinde, yakında altısı tutuklu olmak üzere toplam 134 kişi yargılanması bekleniyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.