Rus İHA’larına karşı savaş uçaklarından 16 bin kat daha ucuz küçük füzeler

Nordic Air Defence'ın yayınladığı, İHA karşıtı savunma sisteminin bilgisayar ortamında oluşturulmuş görüntüleri (Telegraph)
Nordic Air Defence'ın yayınladığı, İHA karşıtı savunma sisteminin bilgisayar ortamında oluşturulmuş görüntüleri (Telegraph)
TT

Rus İHA’larına karşı savaş uçaklarından 16 bin kat daha ucuz küçük füzeler

Nordic Air Defence'ın yayınladığı, İHA karşıtı savunma sisteminin bilgisayar ortamında oluşturulmuş görüntüleri (Telegraph)
Nordic Air Defence'ın yayınladığı, İHA karşıtı savunma sisteminin bilgisayar ortamında oluşturulmuş görüntüleri (Telegraph)

Bir savaş uçağından 16 bin kat daha ucuz olan yeni bir İsveç savunma sistemi, havaalanları üzerinde uçan Rus insansız hava araçlarını (İHA) düşürebiliyor.

Stockholm merkezli bir teknoloji şirketi olan Nordic Air Defence, havaalanları ve fabrikalar gibi kritik yerlerin üzerinde uçan İHA’ları düşürmek için ‘kinetik enerji’ kullanan düşük maliyetli bir mini füze geliştirdi.

Kruger 100 önleme füzesi, kızılötesi sensörler kullanarak düşman İHA’larını yüksek hızda takip edip düşürüyor ve bu sayede sivil alanlarda patlayıcı mermilerden daha güvenli bir şekilde kullanılabiliyor.

Nordic Air Defence CEO'su Karl Rosander, Telegraph gazetesine verdiği demeçte, “Havaalanlarına yapılan bu izinsiz girişler, kamu alanlarını İHA’lardan korumak için onları basitçe vurmaktan daha sofistike bir çözüme ihtiyaç olduğunu gösteren en iyi örnek. Sadece elektrikle çalışan küçük bir önleme füzesi geliştiriyoruz. Bu füze, herhangi bir savaş başlığı veya patlayıcı içermiyor ve yüksek hızda seyreden İHA’yı düşürüyor. Bu, polisin onu sivil ortamlarda kullanabileceği anlamına geliyor. Havaalanları üzerinde patlayıcılar fırlatmak istemiyoruz. Bu nedenle bu sistem Danimarka'da yaşananlar için ideal olacak, pahalı füzelerin fırlatılmasını önleyecek” ifadelerini kullandı.

AB'ye yönelik İHA tehdidi

Avrupa Birliği (AB) liderleri, Danimarka, Norveç ve Almanya'da bir dizi şüpheli Rus İHA’sı ihlali sonrasında havaalanlarını savunmak için acil çözümler arıyor.

Karşılaştıkları en büyük zorluk, güvenlik. Çünkü sivil alanlar üzerinde güçlü füzelerle İHA’ları düşürmek, ölüm ve yaralanma riskinin yanı sıra kritik altyapıya zarar verme riskini de beraberinde getiriyor.

Bir diğer önemli endişe ise maliyet. Çünkü Rus İHA’larının tanesi bin sterlin kadar düşük bir fiyata mal olabilirken, NATO'nun Polonya'da başarıyla uyguladığı savaş uçağı konuşlandırma taktiği, buna kıyasla aşırı pahalı.

Rusya'nın kullandığı İran İHA'ları (Reuters)Rusya'nın kullandığı İran İHA'ları (Reuters)

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte bu hafta yaptığı açıklamada, “Bin veya iki bin dolarlık İHA’ları, yarım milyon hatta bir milyon dolarlık füzelerle vurmak kabul edilemez” dedi.

Rosander tarafından tasarlanan Kruger sisteminin en büyük avantajı, tahmini maliyetinin 5 bin doları (3 bin 700 sterlin) geçmemesi. Bu maliyet, geçtiğimiz ay Polonya üzerinde uçan İHA’ları imha etmek için kullanılan F-15 ve F-35 savaş uçaklarının fiyatının çok altında.

Mobil İHA önleme çözümü

Şarku’l Avsat’ın Telegraph’tan aktardığına göre bu sistem, İHA’ların kara kuvvetleri için sürekli bir tehdit oluşturduğu Ukrayna gibi savaş bölgelerinde de faydalı olacak. Sistem, askerlerin, havadan engellemesi veya vurması giderek zorlaşan bomba yüklü İHA’ları vurmasına olanak tanıyacak.

Ukrayna'da şu anda kullanılan İHA önleme sistemleri de, onları vurarak düşüren kinetik füzeler yerine patlayıcı savaş başlıklarıyla donatılmış askeri versiyonlar.

Şirket tarafından yayınlanan görüntülerde, bomba taşıyan iki quadcopter dronun bir askeri konvoya yaklaştığı bir savaş senaryosu gösteriliyor. Kinetik füzelerle donatılmış bir araç, İHA’ları hedeflerine ulaşmadan önce durdurmak ve imha etmek için araca monte edilmiş bir sistemden mermi ateşliyor.

Almanya'da İHA görülmesi

Münih Havalimanı bu hafta, Avrupa'ya yönelik şüpheli bir Rus İHA saldırısı nedeniyle bir geceliğine kapatıldı. İHA'lar ilk olarak perşembe günü saat 22:30 civarında, ardından bir saat sonra tekrar görüldü.

O akşam 12'den fazla uçuş ertelendi veya iptal edildi. Yolcular, uçuşların yeniden başlamasına izin verilen ertesi sabaha kadar havaalanında portatif yataklarda uyumak zorunda kaldı.

Dün geç saatlerde yeni İHA ihbarları nedeniyle Münih Havalimanı bir süre kapatılmak zorunda kalındı. Bu olaydan bir gün önce, İHA'lar nedeniyle 30'dan fazla uçuş iptal edilmişti. (AFP)Dün geç saatlerde yeni İHA ihbarları nedeniyle Münih Havalimanı bir süre kapatılmak zorunda kalındı. Bu olaydan bir gün önce, İHA'lar nedeniyle 30'dan fazla uçuş iptal edilmişti. (AFP)

Geçtiğimiz hafta Almanya'nın kuzeybatısındaki Schleswig-Holstein eyaletinde, bir yakıt rafinerisinin, elektrik santralinin, hastanenin ve tersanenin etrafında uçan İHA'lar görüldü.

Bu olay, geçen hafta Danimarka ve Norveç'teki havaalanlarına, ayrıca Aalborg ve Karup'taki Danimarka askeri tesislerine yapılan İHA saldırılarının ardından yaşandı.

Küçük füzeler, AB liderlerinin değerlendirdiği tek yeni İHA önleme sistemi değil. Liderler, ‘İHA duvarı’ olarak adlandırılan bir yapının inşasını da araştırıyorlar. Telegraph’a göre bu duvar, Rusya ve onun ana bölgesel müttefiki Belarus ile Avrupa'nın doğu sınırında konuşlandırılan radarlar ve hava savunma sistemlerinden oluşacak.

AB dün, Ukrayna ve çoğunluğu Baltık ve İskandinav ülkelerinden olmak üzere 10 diğer AB üye ülkesini davet ederek, İHA duvarının nasıl inşa edileceğine ilişkin ilk resmi görüşmelerini gerçekleştirdi.

Başlangıçta, son yıllarda Kremlin'e yakınlaşan Macaristan ve Slovakya görüşmelere dahil edilmedi. Ancak, her iki ülke de daha sonra Brüksel'deki toplantıya temsilcilerini gönderdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (DPA)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (DPA)

İHA duvarının eksiklikleri

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, bu hafta Kopenhag'da düzenlenen zirvede şunları söyledi: “İHA üretimimizi ve İHA karşıtı yeteneklerimizi artırmamız gerekiyor. Buna, herhangi bir dış müdahaleyi önleyebilecek ve elbette etkisiz hale getirebilecek bir Avrupa İHA karşıtı önlemler ağı kurmak da dahil.”

Ancak uzmanlar, bir İHA duvarının çok pahalı olabileceğini ve yalnızca Rusya veya Beyaz Rusya topraklarından başlatılan İHA saldırılarının kara üzerinden uçmasını engelleyebileceğini söyledi.

Bu bağlamda Rosander, sistemin mimarisini ve teknolojisini standartlaştırarak doğu kanadı genelinde etkinliğini sağlamak gerektiğini vurguladı. Rosander, “Tüm Avrupa için tek bir standart üzerinde anlaşmaya varılmalı. Bu gerçekten büyük bir zorluk. Bunu başarmak için çok katmanlı ve karmaşık bir çözüm gerekiyor. Her şeyi kontrol eden tek bir sistem üzerinde birleşmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Bu, doğu kanadındaki tüm AB ülkelerinin tam siyasi taahhüdünü de gerektiriyor. Aksi takdirde Rus İHA sürülerinin kolayca sızabileceği bir hava sahası boşluğu oluşacak.

İHA duvarının Avrupa için çözümün sadece bir parçası olmasının bir başka nedeni de, AB sınırları içinde İHA'ların fırlatılmasını önlemede işe yaramaması. Bunu göz önünde bulundurarak, bazı Avrupa ülkeleri İHA'lara karşı savunmalarını iyileştirmek için ulusal düzeyde kendi reformları üzerinde çalışıyor.



Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
TT

Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’li müzakerecilerle gerçekleştirdiği görüşmelerin ilk turunun sonuçları hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Diğer yandan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Tahran ile Washington arasında nükleer müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenen Umman’a yarın bir heyetin başında gitmeyi planladığını açıkladı.

Laricani’nin ziyareti, geçen hafta sonu Umman’da yaklaşık dokuz aylık aranın ardından yapılan dolaylı görüşmelerin ilk turunu izleyen ve İran-ABD hattında ikinci bir müzakere turuna ilişkin beklentilerin arttığı bir döneme denk geliyor.

Söz konusu görüşmeler, ABD’nin İran yakınlarında deniz kuvvetlerini artırdığı ve Tahran’ın olası bir saldırıya sert karşılık vereceğini duyurduğu bir ortamda, diplomasiye yeni bir fırsat açmayı amaçlıyor.

Laricani, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, Umman’da üst düzey yetkililerle bir araya gelerek son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele alacağını, bunun yanı sıra ikili iş birliğini farklı düzeylerde değerlendireceğini belirtti.

Müzakerelerin bir sonraki turunun tarih ve yerinin ise henüz açıklanmadığı kaydedildi. Nükleer görüşmelere, İran’da Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin nezaret ettiği ve nihai kararların, Dini Lider Ali Hamaney’in onayının ardından alındığı ifade edildi.

scdvfgth
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, 18 Ocak’ta Tahran’da Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin için düzenlenen resepsiyonun ardından ofisinden ayrılırken görülüyor. (Laricani’nin internet sitesi)

Laricani’nin Umman’a yapacağı ziyaretin duyurulması, Arakçi’nin bugün parlamentoyu, kapalı kapılar ardında yapılan bir oturumda görüşmelerin sonuçları hakkında bilgilendirmesiyle eş zamanlı gerçekleşti.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedayi, oturumun yapıldığını doğrulayarak, İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de Arakçi ile birlikte toplantıya katıldığını bildirdi.

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise “İran sıfır zenginleştirmeyi kabul etmeyecektir” diyerek, ‘ülkenin ulusal gücünün unsurlarından biri olan füze kapasitesinin hiçbir şekilde müzakere konusu yapılamayacağını’ vurguladı.

Parlamento Başkanlık Divanı Sözcüsü Abbas Guderzi de Dışişleri Bakanı ile Genelkurmay Başkanı’nın toplantı sırasında İran’ın uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesine karşı olduklarını açıkça ifade ettiklerini söyledi.

Guderzi, ‘müzakerelerin yeri ve çerçevesinin tamamen İslam Cumhuriyeti tarafından belirlendiğinin’ teyit edildiğini belirterek, bunun ‘İran’ın diplomasi sahasındaki gücünü yansıttığını’ dile getirdi. Ancak bu tutumun hangi tarafça ilan edildiğine dair ayrıntı vermedi.

Öte yandan Arakçi dün düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin ‘gerçek müzakereler yürütme’ konusundaki ciddiyetine dair şüphelerini dile getirdi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Arakçi, İran’ın ‘tüm işaretleri değerlendirdikten sonra müzakerelere devam edip etmeme konusunda karar vereceğini’ söyledi ve bu kapsamda Çin ve Rusya ile istişareler yürütüldüğünü ifade etti.

frvfr
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte uçak gemisi “Abraham Lincoln” üzerinde (ABD Donanması – AFP).

İran, kırmızı çizgileri olarak gördüğü tutumunda ısrarcı davranıyor. Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı kalmasını kabul ediyor ve barışçıl bir nükleer programa sahip olma hakkını vurguluyor. Buna karşılık, Körfez’de geniş bir deniz gücü konuşlandıran ve bölgedeki üslerde askeri varlığını artıran ABD, iki ek başlığı da içeren daha kapsamlı bir anlaşma talep ediyor. Washington’un gündemindeki bu başlıklar, İran’ın füze kapasitesinin sınırlandırılması ve Tahran’ın İsrail’e düşman silahlı gruplara verdiği desteğin sona erdirilmesi olarak öne çıkıyor.

İsrail ise bu iki başlıkta herhangi bir taviz verilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu çerçevede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun çarşamba günü Washington’a gitmesi bekleniyor.


Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
TT

Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)

Amerikalı, Hint kökenli ruhani öğretmen ve çok satan sağlık kitaplarının yazarı Deepak Chopra, İsrail’e övgüler yağdırırken, Jeffrey Epstein’ın kendisine Tel Aviv’de katılması fikrine de büyük bir heyecan duyuyordu.

İngiliz The Times gazetesinin haberine göre, 2019’daki tutuklanmasından iki yıl önce Epstein, Chopra’nın Tel Aviv’deki Menora Salonu’nda vereceği konferans sırasında onunla görüşmeye davet edildi. Epstein dosyaları kapsamında yayımlanan milyonlarca belgeden birinde Chopra’nın şu ifadeleri yer aldı:
“Bizimle İsrail’e gel. Rahatla, ilginç insanlarla vakit geçir. İstersen takma isim kullan. Kızlarını da getir. Burada olman çok eğlenceli olur. Sevgiler.”

Ancak Epstein bu davete mesafeli yaklaştı ve şu yanıtı verdi:
“Başka bir yer. İsrail’i hiç sevmiyorum.”

Epstein’ın Mart 2017’de daveti reddetmesinin nedenleri, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalardaki gizemlerden biri olmayı sürdürüyor. Belgeler, Epstein’ın özellikle İsrail ve eski Başbakan Ehud Barak ile ilişkisine dair çelişkili ve kafa karıştırıcı bir tablo ortaya koyuyor.

“Epstein casusluk eğitimi aldı” iddiası

ABD’de, Epstein’ın yabancı bir istihbarat servisi adına çalışmış olabileceğine dair iddialar yeniden gündeme geldi. Bu iddialar özellikle sağcı yorumcu Tucker Carlson ve benzer isimler tarafından dillendirildi. Dosyalar arasında, FBI’a bilgi veren gizli bir kaynağın, Epstein’ın gerçekte İsrail istihbarat servisi Mossad için çalıştığını öne sürdüğü iddialar da yer aldı.

FBI’ın Los Angeles ofisinin Ekim 2020 tarihli bir raporunda, söz konusu kaynağın “Epstein’ın Mossad tarafından devşirilmiş bir ajan olduğuna ikna olduğu” ifade edildi. Raporda ayrıca Epstein’ın Mossad adına “casusluk eğitimi aldığı”, uzun yıllar kişisel avukatlığını yapan Harvard Hukuk Fakültesi profesörü Alan Dershowitz aracılığıyla Amerikan ve müttefik istihbarat operasyonlarıyla bağlantılar kurduğu iddia edildi. Raporda, Jared Kushner ile kardeşi Josh Kushner’ın da Dershowitz’in öğrencileri arasında olduğu ifade edildi.

Ancak Dershowitz bu iddiaları alaya alarak, “Herhangi bir istihbarat servisinin ona gerçekten güveneceğini sanmıyorum. Ayrıca böyle bir şeyi benden saklayamazdı” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise hafta sonunda yaptığı açıklamada, Epstein’ın Ehud Barak ile olan yakın ilişkisinin onun İsrail adına casusluk yapmadığının kanıtı olduğunu savundu. Netanyahu, X platformunda, “Jeffrey Epstein ile Ehud Barak arasında alışılmadık derecedeki yakın ilişki, onun İsrail için çalıştığını değil, tam tersini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Belgeler, Barak ve eşi Nili’nin defalarca Epstein’ın New York’taki dairesinde kaldığını ve Epstein’ın 2019’daki son tutuklanmasından kısa süre önce yeniden ziyaret planladıklarını ortaya koyuyor. Epstein’ın, 2006’da çocuk istismarı ve insan ticareti suçlamalarıyla ilk kez tutuklanmasından sonra da ilişkilerinin devam ettiği görülüyor. Barak daha sonra Epstein ile ilişkisi nedeniyle pişmanlık duyduğunu söyledi.

2018’de Epstein, Barak’tan bir e-postada “Mossad için çalışmadığımı netleştirmesini” istedi. Bir yıl önce ise Barak’a, kendisinden “eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar için bulmasının istenip istenmediğini” sormuştu.

Belgelere göre Epstein, “Carbyne” adlı (eski adıyla Reporty Homeland Security) İsrailli bir girişime 1,5 milyon dolarlık yatırım yapılmasına katkıda bulundu. Barak, “Vergiden kaçınmak için Kıbrıs’ı kullanma yönündeki İsrail numarası eski ve tehlikelidir” uyarısında bulunurken, iş insanı Nicole Junkermann, Kıbrıs yerine Lüksemburg’un tercih edilmesini önerdi.

“Kesin kanıt yok”

Epstein’ın servetinin kaynağı da uzun süredir soru işaretleri yaratıyor. Eski İngiliz askeri istihbarat subayı Lynette Nusbacher, teorik olarak Epstein’ın bir istihbarat varlığı olmasının mümkün olduğunu, ancak “suçlarıyla mahkûm olmuş biri olmanın ötesine geçtiğini kanıtlayan hiçbir delil bulunmadığını” ifade etti.

2003 yılında Epstein, partneri Ghislaine Maxwell için “çelişkili vize damgalarından kaçınmak” gerekçesiyle ikinci bir pasaport başvurusunda bulundu. Başvuruda Maxwell’in İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistan’a seyahat etmeyi planladığı belirtiliyordu. Maxwell’in babası, eski medya patronu Robert Maxwell’in Mossad ile bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyordu.

Epstein, Yahudi bir ailede dünyaya geldi ve New York’ta, çoğunluğu Yahudilerden oluşan Sea Gate adlı kapalı sitede büyüdü. 1985 yılında ailesiyle birlikte İsrail’i ziyaret etti, Tel Aviv’de Plaza Oteli’nde ve Kudüs’te King David Oteli’nde kaldı. Ailesini gezdirmek için limuzin kiraladığı da aktarılan bilgiler arasında.

Resmî kayıtlara geçmeyen başka ziyaretler de söz konusu. 20 Mayıs 2012 tarihli bir e-postada sekreterinden Paris’ten Tel Aviv’e, oradan New York’a ya da Tel Aviv’den Yalta’ya uçuşlar araştırmasını istedi. Bir gün sonra ise “24’ünde Tel Aviv, 27’sinde New York’a birinci sınıf” diye yazdı.

Epstein ayrıca, İsrail’deki en lüks mülklerin açık artırmalarını takip eden pahalı bir emlak sitesine üyeydi.

2017 itibarıyla İsrail’e seyahat etmeye hevesli görünmese de İsrailli kadınlara ilgisini gizlemedi. Chopra’dan “çekici sarışın bir İsrailli… zihin maddenin üstündedir” diye bir istekte bulundu. Chopra ise İsrailli kadınların “savaşçı, agresif ve son derece çekici” olduğu uyarısında bulundu.

Chopra geçen hafta yaptığı açıklamada, “Hiçbir zaman suç teşkil eden ya da sömürücü bir davranışın parçası olmadım. İstismar ve suistimalin her türlüsünü kesin bir dille kınıyorum” ifadesini kullandı.

Epstein ile halen çocuklara yönelik cinsel insan ticareti ağındaki rolü nedeniyle 20 yıl hapis cezası çeken Ghislaine Maxwell arasındaki derin ve uzun süreli ilişki de Epstein’ın İsrail ile bağlantılı olduğu yönündeki komplo teorilerini destekliyor.

Maxwell’in babası Robert Maxwell’in İsrail istihbaratıyla bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyor. Maxwell’in İsrail ekonomisine milyonlar aktardığı ve dönemin Başbakanı Yitzhak Shamir’e “en az 250 milyon dolar yatırım” sözü verdiği biliniyor.

Robert Maxwell, 1991 yılında “Lady Ghislaine” adlı yatından düşerek Kanarya Adaları açıklarında ölü bulundu. Cenazesi İsrail’e götürülerek, Kudüs’te devlet elitlerine ayrılan Zeytin Dağı Mezarlığı’na defnedildi.

“Mossad mı öldürdü?”

Epstein’ın bazı e-postalarında, Robert Maxwell’in Mossad tarafından öldürüldüğüne inandığına dair ifadeler yer aldı. 15 Mart 2018 tarihli bir e-postada Epstein, başlığı “İş bitirildi” olan mesajında Maxwell’in kaderine dair spekülasyonlarda bulundu.

Bu iddialar, Gordon Thomas ve Martin Dillon’un yazdığı “Robert Maxwell’in Suikastı: İsrail’in Süper Casusu” adlı kitapta ortaya atılan teoriyle örtüşüyor. Kitapta, Maxwell’in Mossad için çalıştığı, ancak 3 milyar doları aşan borçlarının faizi olarak talep ettiği 600 milyon dolar ödenmezse her şeyi ifşa etmekle tehdit ettiği ve bunun üzerine öldürüldüğü öne sürülüyor.

The Times’ın görüştüğü pek çok uzman, Maxwell’in Mossad ile bağlantılarını ya da Epstein’ın İsrail istihbaratıyla ilişkisini doğrulayan somut bir bilgiye rastlamadıklarını belirtiyor. Ancak İsrail istihbaratıyla bağlantıları olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir İsrailli yazar, “Mossad’ın kimi işe alacağını asla bilemezsiniz. Herkes ajan olabilir” değerlendirmesinde bulundu.


İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, dün yaptığı açıklamada, Yahudilerin "bu kötülüğün üstesinden geleceğini" belirterek, Sidney'deki Bondi Plajı'nda Yahudi bayramını kutlayan 15 kişinin ölümüne yol açan silahlı saldırının kurbanlarına başsağlığı diledi.

Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşan Herzog, "Terör, şiddet ve nefret karşısında, tüm inançlardan ve tüm milletlerden iyi insanlar arasındaki bağlar güçlü kalacaktır" dedi.

Bu arada, Filistin yanlısı göstericiler, İsrail Cumhurbaşkanı'nın ziyaretini protesto etmek için Sidney'de toplanmayı planlıyordu. Yetkililer ziyareti büyük bir olay olarak nitelendirmiş ve kalabalığı kontrol etmek için binlerce polis memuru görevlendirmişti. Polis, kamu güvenliği gerekçesiyle göstericileri Sidney'in merkezindeki bir parkta toplanmaya çağırmıştı, ancak protesto organizatörleri bunun yerine şehrin tarihi Belediye Binası'nda toplanmayı planladıklarını söylemişti.

Yetkililer, ziyaret sırasında polise nadiren kullanılan yetkiler verdi; bunlar arasında kalabalıkları dağıtma ve yer değiştirme, belirli alanlara erişimi kısıtlama, insanları ayrılmaya yönlendirme ve araçları arama yetkisi de bulunuyordu.

Yeni Güney Galler Emniyet Müdür Yardımcısı Peter McKenna, Channel Nine News'e yaptığı açıklamada, "Protesto organizatörleriyle yakın temas halinde olduğumuz için bu yetkilerden herhangi birini kullanmak zorunda kalmayacağımızı umuyoruz" dedi. "Genel olarak, tüm toplumu güvende tutmak istiyoruz... Toplum güvenliğini sağlamak için ancak bu amaçla, büyük sayıda polis memuru görevlendireceğiz" dedi. Avustralya'nın en büyük şehri olan Sidney'de yaklaşık 3 bin polis memuru görevlendirilecek.

Herzog, Bondi Plajı'ndaki ölümcül silahlı saldırının ardından Avustralya Başbakanı Anthony Albanese'nin daveti üzerine Avustralya'yı ziyaret ediyor.

Herzog'un ziyareti, Filistin yanlısı grupların muhalefetiyle karşılandı ve Avustralya'nın büyük şehirlerinde protestolar planlandı. Filistin Eylem Grubu da beklenen protestolara getirilen kısıtlamalara karşı Sidney'deki bir mahkemede dava açtı.

Filistin Eylem Grubu yaptığı açıklamada, "BM Soruşturma Komisyonu'nun Gazze'de soykırımı kışkırttığı sonucuna varmasının ardından, bugün Isaac Herzog'un tutuklanmasını ve soruşturulmasını talep etmek için ulusal bir protesto günü olacak" ifadeleri yer aldı.

İsrail hükümetinin sert eleştirmeni olan Avustralya Yahudi Konseyi, pazartesi günü 1000'den fazla önde gelen Avustralyalı Yahudi akademisyen ve toplum figürünün imzaladığı açık bir mektup yayınlayarak Albanese'yi Herzog'a yaptığı daveti geri çekmeye çağırdı.