Hamas'ın geleceği için son hamlesi

Hamas, silahların teslim edilmesi, ABD'nin vesayeti ve Gazze Şeridi’nin yönetimi konularını Filistin ulusal konsensüsüne ve Arap ülkelerine havale etti

Hamas’ın savaşın ertesi gününden itibaren dışlanmasına ilişkin Arap ülkeleri ve uluslararası toplumda fikir birliği oluştu (AFP)
Hamas’ın savaşın ertesi gününden itibaren dışlanmasına ilişkin Arap ülkeleri ve uluslararası toplumda fikir birliği oluştu (AFP)
TT

Hamas'ın geleceği için son hamlesi

Hamas’ın savaşın ertesi gününden itibaren dışlanmasına ilişkin Arap ülkeleri ve uluslararası toplumda fikir birliği oluştu (AFP)
Hamas’ın savaşın ertesi gününden itibaren dışlanmasına ilişkin Arap ülkeleri ve uluslararası toplumda fikir birliği oluştu (AFP)

Halil Musa

Hamas Hareketi, ABD Başkanı Donald Trump'ın planı çerçevesinde tüm İsrailli rehineleri serbest bırakmayı kabul etmesine rağmen, planın geri kalan hükümlerini Filistin ulusal konsensüsüne ve Arap ülkelerinin Gazze savaşının ertesi gününe ilişkin vizyonuna havale etti.

Hamas, Gazze Şeridi’nin yönetimini Filistin hükümetinin yetkisi altındaki bir kuruma devretmeyi kabul ettiğini açıklayarak Trump'ın, kendi başkanlığındaki uluslararası bir kurumun denetimi altında Filistinli uzmanlardan oluşan bir komitenin başında olacağı geçici bir geçiş yönetimin kurulmasını öngören planını reddetti.

Hamas, Filistin Yönetimi'nin tam olarak geri dönmesi için hazırlık amacıyla Gazze Şeridi’ni geçici olarak yönetmek üzere bir komite kurması için Arap ve uluslararası tarafların desteğini temel alıyor.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, “Trump'ın planında, özellikle yönetim ve güvenlik düzenlemeleri konusunda doldurmamız gereken birçok boşluk var” dedi.

Gücün geri dönüşü

Hamas, Trump'ın Gazze’deki hükümette hiçbir şekilde yer almayacağı ve Gazze Şeridi'nin silahlardan arındırılacağı yönündeki planına yanıt olarak, bunun kendisinin de dahil olduğu kapsamlı bir Filistin ulusal çerçevesi içinde tartışılacağını ve bu konuda tam sorumlulukla katkıda bulunacağını belirtti.

Açıklamada, Hamas’ın tüm mültecilerin Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki evlerine ve topraklarına geri dönme hakkının yer almadığı hiçbir çözümü kabul etmeyeceği vurgulandı.

Hamas Hareketi’nden bir yetkiliye göre Mısır, Gazze Şeridi'nin yönetimi de dahil olmak üzere Gazze'nin geleceği konusunda kapsamlı bir Filistin-Filistin diyaloğu çağrısında bulunmaya başlayacak.

Hamas, bu tutumuyla Filistin Ulusal İdaresi'nin Gazze Şeridi'ne geri dönmesinin önünü açmış oldu. Ancak bunun için Filistin ulusal diyaloğu ve savaşın ertesi günü Hamas’ın dışlanmasına ilişkin Arap ülkeleri ve uluslararası toplum arasında fikir birliği şartı konuldu.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'na göre Kahire, uluslararası toplumun üzerinde anlaşmaya vardığı iki devletli çözümün önünü açan siyasi bir çerçevede, Trump’ın vizyonunu uygulamak için gerekli ayrıntıları ve mekanizmaları müzakere etmeye başlamak istiyor.

Öte yandan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Gazze Şeridi üzerindeki egemenliğin Filistin Devleti'ne ait olduğunu iddia ediyor. Abbas, Batı Şeria ile Gazze Şeridi'ni birbirine bağlamanın gerekliliğini vurguladı.

Abbas'a göre bu hedef, tek bir sistem ve yasa çerçevesinde, Arap ve uluslararası desteğiyle, Filistin idari komitesi ve birleşik Filistin güvenlik güçleri aracılığıyla gerçekleştirilecek.

Abbas, uluslararası meşruiyete uygun olarak istikrar ve kalıcı ve adil bir barışın sağlanması için bundan böyle ABD başkanı ve tüm ilgili ortaklarla yapıcı bir şekilde çalışmaya hazır olduğunu ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı hbaere göre Filistinli bir yetkili, Trump'ın planının Hamas'ı Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve Filistin Yönetimi'ni Filistin halkını temsil eden resmî kurumlar olarak tanımaya zorladığını söyledi.

Yetkili, Hamas'ın tutumunun, savaş sonrası Gazze'nin geleceğine ilişkin FKÖ ve Arap ülkelerinin vizyonuyla uyumlu olduğunu belirtti.

Filistinli yetkiliye göre Hamas, silahsızlanma ve ABD'nin Gazze Şeridi’ni kontrol etmesi konusundaki tutumunu Filistin ulusal konsensüsüne bağladı. Bu da önceki formüllerden farklı, ciddi bir diyalog başlatılmasını gerektiriyor.

Ancak yetkili, Hamas'ın tutumunun, Gazze Şeridi'nin yönetiminde rol oynamaya dair hala hayaller beslediğini gösterdiğini belirterek “Eğer bu rolü bırakmak isteseydi, yönetiminin sona erdiğini ve ulusal bölünmenin bittiğini ilan ederdi” diye ekledi.

Yetkili, savaş sonrası dönemde bu hareketin sektördeki herhangi bir rolden dışlanması konusunda Filistinli, Arap, uluslararası ve Amerikan tarafları arasında fikir birliği olduğunu vurguladı.

Öte yandan Filistin Devlet Başkanlığı, Hamas’ın Trump planına kısmen onaylamasından önce, savaşın ertesi gününe ilişkin bir yol haritası açıkladı. Bu plan, bir yıl içinde seçimlerin yapılmasını ve FKÖ’nün yükümlülüklerine karşı çıkanların bu seçimlere katılmasının yasaklanmasını öngörüyor.

Filistin Devlet Başkanlığı, seçimlere katılacak tarafların ‘FKÖ’nün uluslararası ve yasal yükümlülüklerine, Arap Barış Girişimi’ne, tek yönetim ve tek hukuk ilkelerine, meşru bir güvenlik gücünün varlığına’ uymasını şart koştu.

Yön değişikliği

Filistin Devlet Başkanlığı, İsrail ve ABD’nin terörle mücadele taleplerine yanıt olarak, hükümetine uluslararası taahhütleri çerçevesinde UNESCO standartlarına uygun olmak kaydıyla eğitim müfredatını geliştirmeye ve güncellemeye devam etmesini ve bu çalışmanın iki yıl içinde tamamlanmasını talimat verdi.

Filistin Devlet Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre bu güncelleme, ‘Filistin ulusal kimliğine, ulusal sabitelere ve barış, şiddetten uzak durma değerlerine bağlı kalınarak; medya, eğitim müfredatı ve kültürel alan başta olmak üzere tüm alanlarda nefret söyleminin reddedilmesi’ ilkesi çerçevesinde yürütülecek.

Filistin Devlet Başkanlığı, mahkûm ve şehit ailelerine maaş ödenmesini öngören yasaların iptali ve yeni bir sosyal koruma kurumunun kurulmasının ardından, ilgili Filistin kurumlarını ‘yasa hükümlerine ve uygulama prosedürlerine tam uyum göstermeye’ çağırdı.

Siyaset araştırmacısı Cihad Harb’a göre Filistin Yönetimi, Arap ülkeleri ve bazı Avrupa ülkelerinin Trump'ın planının gidişatını, özellikle yönetim, yönetişim ve silahsızlanma ile ilgili hükümleri değiştirmeye çalıştıklarına inanıyor.

Mısır’ın Arap ülkeleriyle iş birliğinde merkezi bir rol oynadığını ifade eden Harb’a göre Trump’ın planının ikinci aşaması Arap-İslam dünyasının planına geri dönüş, Gazze'de yeni bir yönetim kurulması ve iki devletli çözümün başlatılması olacak.

Harb, Trump için şu anda önemli olanın İsrail ile Hamas arasında esir takası olduğunu, ardından Gazze meselesinin ötesine geçen daha geniş bir barışın sağlanmasının geldiğini ekledi.

Öte yandan eski Filistin Bakan Nebil Amr, Filistin Yönetimi’nin savaşın ardından bir rol oynamayı umarak, bazı Arap ülkelerinin taleplerine göre pozisyon aldığını düşünüyor.

Mısır'ın Filistin Yönetimi'nin bayrağını dalgalandırarak Gazze Şeridi'nin yönetiminde önemli bir rol oynamasını sağladığını söyleyen Amr'a göre Hamas, Trump'ın planını kabul etmekten başka seçeneği yoktu, neyse ki bu plan ABD başkanının onayladığı bir şekildeydi.

Kahire'de ertesi gün için düzenlemeleri tartışmak üzere yapılan Filistin ulusal diyaloğunun Hamas'a siyasi bir rol kazandırmaya katkıda bulunduğunu açıklayan Amr, “Ateşkes sağladık, ancak bundan sonra ne olacağı henüz belirsiz ve müzakerelere tabi. Trump da hareketin silahları konusunu henüz acil olarak gündeme getirmedi” diye ekledi.

Diğer taraftan İsrail işleri uzmanı Amir Mahul, Hamas'ın yanıtının Kahire, Doha ve Ankara tarafından Washington ile görüşüldüğünü düşünüyor. Hamas’ın savaş bittikten sonra Gazze Şeridi’nin yönetiminde hiçbir rolü olmayacağını belirten Mahul, bunun Hamas’ın Gazze Şeridi’nin yönetiminin yeniden Filistin halkının meşru yönetimine devredilmesini kabul etmesinden sonra gerçekleştiğini açıkladı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.