Mısır Dışişleri Bakanı Şarku'l Avsat'a konuştu: Trump, Gazze'deki planının hayata geçirilmesi için birincil garanti

Abdulati, ülkesinin Gazze Şeridi'ne uluslararası bir güç konuşlandırılmasını desteklediğini açıkladı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, geçen ay New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarında konuşma yapıyor. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, geçen ay New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarında konuşma yapıyor. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır Dışişleri Bakanı Şarku'l Avsat'a konuştu: Trump, Gazze'deki planının hayata geçirilmesi için birincil garanti

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, geçen ay New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarında konuşma yapıyor. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, geçen ay New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarında konuşma yapıyor. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirme planının uygulanması için ‘birincil garantinin Trump'ın kendisi’ olduğunu düşündüğünü belirtti. Abdulati, Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte, ABD Başkanı’nın ‘bu planı uygulamaya ve Ortadoğu'da güvenlik, istikrar ve barışı sağlamaya kararlı olduğunu açıkça belirttiğini’ söyledi.

Abdulati, geçen ay New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu sırasında, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye başta olmak üzere Arap ve İslam ülkelerinden çok sayıda lider ve bakanın katıldığı Trump ile yapılan toplantıya Başbakan Mustafa Medbuli ile birlikte katıldı.

Abdulati'nin açıklamaları, Mısır'ın bugün ev sahipliği yaptığı, Trump'ın planının ilk aşamasının İsrail ve Hamas arasında arabulucuların gözetiminde uygulanmasına yönelik müzakerelerden birkaç saat önce geldi. Filistinli gruplar, İsrail'in anlaşmayı ihlal edeceğinden endişe duyuyor.

cfgthy
ABD Başkanı Donald Trump, geçen ay New York'ta Gazze konusunda Arap ve Müslüman liderlerle yaptığı toplantıda (Reuters)

Abdulati, Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte, Trump'ın ‘BM Genel Kurulu'nun New York'ta düzenlenen toplantısında Arap ve İslam dünyasının liderlerine ilettiği mesajlarla’ Ortadoğu'da barışın sağlanması konusundaki taahhütlerini ve kararlılığını dile getirdiğini bildirdi.

Arap ve Avrupalı kaynaklara göre Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ‘kolunu bükebilecek’ tek kişi. Netanyahu, Filistin devletinin kurulmasını da içeren Amerikan planını kabul etti, ancak İsrail'e döndükten hemen sonra ‘Filistin devletinin kurulmasını kabul etmediğini ve etmeyeceğini’ açıkladı.

Sorumluluk alma

Kahire, Hamas'ın ABD girişimi karşısındaki tepkisini olumlu değerlendiriyor. Bakan Abdulati, bu tepkiyi ‘Hamas ve tüm Filistinli grupların, Filistin halkının kaderini ve sivillerin korunmasını göz önünde bulundurarak sorumluluk alan bir adım’ olarak görüyor.

Abdulati, ‘savaşı sona erdirmek, ilhakı ve yerinden edilmeyi reddetmek dahil olmak üzere Trump'ın planının olumlu yönlerini’ sıraladı ve ‘bunların hepsinin, söz konusu planı sahada uygulanabilir hale getirmek için önemli ve güçlü unsurlar olduğunu’ açıkladı.

tfrgt
Gazze'nin merkezindeki Netzarim Koridoru yakınlarında gıda yardımı aldıktan sonra çadırlarına geri dönen yerlerinden edilmiş Filistinliler, 5 Ekim 2025 (AFP)

Abdulati, “Filistin'in yanıtının doğru yönde atılmış çok olumlu bir adım olduğunu düşünüyoruz. Bunu takdir ediyoruz ve diğer tarafın (İsrail) plan kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmesini umuyoruz. Böylece her iki taraf da yükümlülüklerini yerine getirmiş olacak” ifadelerini kullandı.

Detaylar tartışılmalı

Bakan Abdulati, ABD planında ‘tartışılması ve açıklığa kavuşturulması gereken detaylar olduğunu’ inkâr etmiyor ve bunun ‘doğal olduğunu, çünkü hiçbir planın tüm konuları ve detayları kapsayamayacağını’ düşünüyor. Abdulati’ye göre plan, savaşı ve cinayetleri sona erdirmek, insani yardım sağlamak, rehineleri serbest bırakmak ve cesetleri iade etmek için genel bir çerçeve sunuyor.

Abdulati, “Zemin hazırlamak ve doğru ortamı yaratmak için teknik düzeyde yapılacak müzakerelerle ele alınması gereken birçok ayrıntı var” dedi.

Bu bağlamda Mısırlı bakan, ülkesinin ev sahipliği yaptığı toplantıları ‘planın ilk aşamasını tamamlamak için teknik toplantılar’ olarak nitelendirerek, planın unsurlarını ‘her iki taraftan rehine ve mahkumların serbest bırakılması ve İsrailli cesetlerin teslim edilmesi’ olarak sıraladı ve bunun ‘bir başlangıç ve ilk aşama olduğunu, ardından sonraki aşamaların geleceğini’ belirtti.

Netanyahu isyan edecek mi?

Mısırlı bakanın Şarku'l Avsat ile yaptığı görüşme sırasında, Amerikan talebinin ardından ilk gün en az 30 kişinin öldürüldüğü göz önüne alındığında, İsrail'in ateşkes taahhüdünde bulunmayacağına dair beklentilerle ilgili bir soru ortaya çıktı: Bu, Netanyahu'nun Başkan Trump'a ‘isyan’ edebileceği anlamına mı geliyor?

Bakan Abdulati bu soruya şöyle yanıt verdi: “Bu savaşı sona erdirip barışı getirmek için Başkan Trump'ın liderliğine ve önemli planını uygulamaya koyma kararlılığına her zaman güveniyoruz. Bunu İsrail tarafına dayatabilecek tek kişi o.”

fgthy
29 Eylül'de Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısına gelen ABD Başkanı ve İsrail Başbakanı (AFP)

Abdulati, “Bugün önemli olan, Arap ve İslam ülkeleri ile uluslararası toplum tarafından memnuniyetle karşılanan bir planın olması. Bizler bu planın sahada uygulanmasına yardımcı olmak için çaba göstereceğiz. Planın hükümlerinin uygulanması ve gerçeğe dönüştürülmesi için Amerikan tarafı ve ilgili taraflarla temas halindeyiz” şeklinde konuştu.

Mısır'ın ‘uluslararası istikrar gücü’ ile ilgili koşulları

Bir diğer önemli soru, ‘uluslararası istikrar gücünün’ oluşturulması ve bu gücü oluşturacak taraflarla ilgili: Mısır bu gücün bir parçası olacak mı?

Gerçek şu ki Mısır Dışişleri Bakanı, uluslararası bir gücün konuşlandırılmasını reddetmiyor, aksine teşvik ediyor, ancak birkaç konunun dikkate alınmasını istiyor. Bunların en önemlileri, söz konusu gücün görevinin tanımlanması, BM Güvenlik Konseyi kararıyla kurulması ve işlevlerinin açıkça belirtilmesi.

Abdulati'ye göre istikrar gücü, Batı Şeria'da olduğu gibi, Gazze Şeridi'nde güvenliği sağlamak ve kanunları uygulamakla sorumlu kurum olarak Filistin polisini desteklemek ve Gazze Şeridi ile Batı Şeria arasındaki ulusal birliği pekiştirmek için çalışmalı. Çünkü bu iki bölge Filistin devletinin geleceğini oluşturmakta.

Bakan Abdulati, ülkesinin bu güce katkısını Amerikan katkısının varlığıyla ilişkilendirerek şöyle açıkladı: “Bir grup ülkenin katkıda bulunduğu bir güçten bahsediyoruz. ABD bu noktada önemli ve etkili bir role sahip. Onun katkısı etkili olacak. Gelecekte, iki bölge arasındaki organik bağı pekiştirmek için Batı Şeria'da bu gücün varlığı olmalı.”

gty
Batı Şeria'da Gazze ile dayanışma gösterisi sırasında Filistin bayrakları sallayan Filistinliler (AP)

Abdulati, ‘güvenlik düzenlemelerinin Filistinlilerin günlük yaşamlarını yönetme açısından ele alınması gerektiğine ve uluslararası gücün Filistin polisine yardım ve destek sağlama ve Filistin polisiyle birlikte sınırlar ve geçiş noktaları için dış güvenlik sağlama konusunda bir rolü olduğuna’ inanıyor.

Abdulati sözlerine şöyle devam etti: “Uluslararası güç, ortaya çıkan sorunları çözmek ve Filistin polisine eğitim ve teknik destek sağlamak için İsrail tarafıyla temas noktası olarak önemli bir rol oynayacak.”

Mısırlı bakan, ‘Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir uluslararası varlığın, doğası gereği, BM Güvenlik Konseyi'nin kararlaştırdığı geçici bir dönem için, yani Filistin Yönetimi'nin Gazze'ye konuşlanarak Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki organik birliği teyit etmesini sağlamak amacıyla sınırlı bir süre için olacağını’ vurguladı.

Hamas'ın silahları

Şarku'l Avsat, Abdulati'ye Hamas'ın silahlarının teslim edilmesi konusunu sorduğunda, Abdulati bunu ‘Filistinliler tarafından ele alınacak bir Filistin meselesi’ olarak değerlendirdi. Abdulati, “Hamas, Trump'ın planını ve bunun gerektirdiklerini kabul etti… Geçiş döneminin sona ermesinden sonra polis ve Filistin Yönetimi'nin doğal olarak görevi devralmasını bekliyoruz. Bu, bağımsız bir Filistin devletinin doğmasına yol açması gereken siyasi ufka hazırlık niteliğindedir. Bu olmadan, Filistin meselesinin kalıcı ve nihai bir çözümü veya nihai bir uzlaşması hakkında konuşmak imkansızdır” ifadelerini kullandı.

Trump'ın planının ‘siyasi bir ufuktan bahsettiğini ve pozisyonun çok net olduğunu’ hatırlatan Abdulati sözlerini şöyle noktaladı: “Arap pozisyonunu, İslam ülkelerinin pozisyonunu, Avrupa'nın pozisyonunu ve uluslararası konsensüsü defalarca açıkladık. Bu konsensüs, iki devletli çözüm ve Filistin halkının meşru özlemlerini ve kendi kaderini tayin hakkını somutlaştıran bir Filistin devletinin kurulması dışında nihai bir çözümün olamayacağı yönünde.”



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.