Mısır Dışişleri Bakanı Şarku'l Avsat'a konuştu: Trump, Gazze'deki planının hayata geçirilmesi için birincil garanti

Abdulati, ülkesinin Gazze Şeridi'ne uluslararası bir güç konuşlandırılmasını desteklediğini açıkladı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, geçen ay New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarında konuşma yapıyor. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, geçen ay New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarında konuşma yapıyor. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır Dışişleri Bakanı Şarku'l Avsat'a konuştu: Trump, Gazze'deki planının hayata geçirilmesi için birincil garanti

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, geçen ay New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarında konuşma yapıyor. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, geçen ay New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarında konuşma yapıyor. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirme planının uygulanması için ‘birincil garantinin Trump'ın kendisi’ olduğunu düşündüğünü belirtti. Abdulati, Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte, ABD Başkanı’nın ‘bu planı uygulamaya ve Ortadoğu'da güvenlik, istikrar ve barışı sağlamaya kararlı olduğunu açıkça belirttiğini’ söyledi.

Abdulati, geçen ay New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu sırasında, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye başta olmak üzere Arap ve İslam ülkelerinden çok sayıda lider ve bakanın katıldığı Trump ile yapılan toplantıya Başbakan Mustafa Medbuli ile birlikte katıldı.

Abdulati'nin açıklamaları, Mısır'ın bugün ev sahipliği yaptığı, Trump'ın planının ilk aşamasının İsrail ve Hamas arasında arabulucuların gözetiminde uygulanmasına yönelik müzakerelerden birkaç saat önce geldi. Filistinli gruplar, İsrail'in anlaşmayı ihlal edeceğinden endişe duyuyor.

cfgthy
ABD Başkanı Donald Trump, geçen ay New York'ta Gazze konusunda Arap ve Müslüman liderlerle yaptığı toplantıda (Reuters)

Abdulati, Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte, Trump'ın ‘BM Genel Kurulu'nun New York'ta düzenlenen toplantısında Arap ve İslam dünyasının liderlerine ilettiği mesajlarla’ Ortadoğu'da barışın sağlanması konusundaki taahhütlerini ve kararlılığını dile getirdiğini bildirdi.

Arap ve Avrupalı kaynaklara göre Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ‘kolunu bükebilecek’ tek kişi. Netanyahu, Filistin devletinin kurulmasını da içeren Amerikan planını kabul etti, ancak İsrail'e döndükten hemen sonra ‘Filistin devletinin kurulmasını kabul etmediğini ve etmeyeceğini’ açıkladı.

Sorumluluk alma

Kahire, Hamas'ın ABD girişimi karşısındaki tepkisini olumlu değerlendiriyor. Bakan Abdulati, bu tepkiyi ‘Hamas ve tüm Filistinli grupların, Filistin halkının kaderini ve sivillerin korunmasını göz önünde bulundurarak sorumluluk alan bir adım’ olarak görüyor.

Abdulati, ‘savaşı sona erdirmek, ilhakı ve yerinden edilmeyi reddetmek dahil olmak üzere Trump'ın planının olumlu yönlerini’ sıraladı ve ‘bunların hepsinin, söz konusu planı sahada uygulanabilir hale getirmek için önemli ve güçlü unsurlar olduğunu’ açıkladı.

tfrgt
Gazze'nin merkezindeki Netzarim Koridoru yakınlarında gıda yardımı aldıktan sonra çadırlarına geri dönen yerlerinden edilmiş Filistinliler, 5 Ekim 2025 (AFP)

Abdulati, “Filistin'in yanıtının doğru yönde atılmış çok olumlu bir adım olduğunu düşünüyoruz. Bunu takdir ediyoruz ve diğer tarafın (İsrail) plan kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmesini umuyoruz. Böylece her iki taraf da yükümlülüklerini yerine getirmiş olacak” ifadelerini kullandı.

Detaylar tartışılmalı

Bakan Abdulati, ABD planında ‘tartışılması ve açıklığa kavuşturulması gereken detaylar olduğunu’ inkâr etmiyor ve bunun ‘doğal olduğunu, çünkü hiçbir planın tüm konuları ve detayları kapsayamayacağını’ düşünüyor. Abdulati’ye göre plan, savaşı ve cinayetleri sona erdirmek, insani yardım sağlamak, rehineleri serbest bırakmak ve cesetleri iade etmek için genel bir çerçeve sunuyor.

Abdulati, “Zemin hazırlamak ve doğru ortamı yaratmak için teknik düzeyde yapılacak müzakerelerle ele alınması gereken birçok ayrıntı var” dedi.

Bu bağlamda Mısırlı bakan, ülkesinin ev sahipliği yaptığı toplantıları ‘planın ilk aşamasını tamamlamak için teknik toplantılar’ olarak nitelendirerek, planın unsurlarını ‘her iki taraftan rehine ve mahkumların serbest bırakılması ve İsrailli cesetlerin teslim edilmesi’ olarak sıraladı ve bunun ‘bir başlangıç ve ilk aşama olduğunu, ardından sonraki aşamaların geleceğini’ belirtti.

Netanyahu isyan edecek mi?

Mısırlı bakanın Şarku'l Avsat ile yaptığı görüşme sırasında, Amerikan talebinin ardından ilk gün en az 30 kişinin öldürüldüğü göz önüne alındığında, İsrail'in ateşkes taahhüdünde bulunmayacağına dair beklentilerle ilgili bir soru ortaya çıktı: Bu, Netanyahu'nun Başkan Trump'a ‘isyan’ edebileceği anlamına mı geliyor?

Bakan Abdulati bu soruya şöyle yanıt verdi: “Bu savaşı sona erdirip barışı getirmek için Başkan Trump'ın liderliğine ve önemli planını uygulamaya koyma kararlılığına her zaman güveniyoruz. Bunu İsrail tarafına dayatabilecek tek kişi o.”

fgthy
29 Eylül'de Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısına gelen ABD Başkanı ve İsrail Başbakanı (AFP)

Abdulati, “Bugün önemli olan, Arap ve İslam ülkeleri ile uluslararası toplum tarafından memnuniyetle karşılanan bir planın olması. Bizler bu planın sahada uygulanmasına yardımcı olmak için çaba göstereceğiz. Planın hükümlerinin uygulanması ve gerçeğe dönüştürülmesi için Amerikan tarafı ve ilgili taraflarla temas halindeyiz” şeklinde konuştu.

Mısır'ın ‘uluslararası istikrar gücü’ ile ilgili koşulları

Bir diğer önemli soru, ‘uluslararası istikrar gücünün’ oluşturulması ve bu gücü oluşturacak taraflarla ilgili: Mısır bu gücün bir parçası olacak mı?

Gerçek şu ki Mısır Dışişleri Bakanı, uluslararası bir gücün konuşlandırılmasını reddetmiyor, aksine teşvik ediyor, ancak birkaç konunun dikkate alınmasını istiyor. Bunların en önemlileri, söz konusu gücün görevinin tanımlanması, BM Güvenlik Konseyi kararıyla kurulması ve işlevlerinin açıkça belirtilmesi.

Abdulati'ye göre istikrar gücü, Batı Şeria'da olduğu gibi, Gazze Şeridi'nde güvenliği sağlamak ve kanunları uygulamakla sorumlu kurum olarak Filistin polisini desteklemek ve Gazze Şeridi ile Batı Şeria arasındaki ulusal birliği pekiştirmek için çalışmalı. Çünkü bu iki bölge Filistin devletinin geleceğini oluşturmakta.

Bakan Abdulati, ülkesinin bu güce katkısını Amerikan katkısının varlığıyla ilişkilendirerek şöyle açıkladı: “Bir grup ülkenin katkıda bulunduğu bir güçten bahsediyoruz. ABD bu noktada önemli ve etkili bir role sahip. Onun katkısı etkili olacak. Gelecekte, iki bölge arasındaki organik bağı pekiştirmek için Batı Şeria'da bu gücün varlığı olmalı.”

gty
Batı Şeria'da Gazze ile dayanışma gösterisi sırasında Filistin bayrakları sallayan Filistinliler (AP)

Abdulati, ‘güvenlik düzenlemelerinin Filistinlilerin günlük yaşamlarını yönetme açısından ele alınması gerektiğine ve uluslararası gücün Filistin polisine yardım ve destek sağlama ve Filistin polisiyle birlikte sınırlar ve geçiş noktaları için dış güvenlik sağlama konusunda bir rolü olduğuna’ inanıyor.

Abdulati sözlerine şöyle devam etti: “Uluslararası güç, ortaya çıkan sorunları çözmek ve Filistin polisine eğitim ve teknik destek sağlamak için İsrail tarafıyla temas noktası olarak önemli bir rol oynayacak.”

Mısırlı bakan, ‘Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir uluslararası varlığın, doğası gereği, BM Güvenlik Konseyi'nin kararlaştırdığı geçici bir dönem için, yani Filistin Yönetimi'nin Gazze'ye konuşlanarak Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki organik birliği teyit etmesini sağlamak amacıyla sınırlı bir süre için olacağını’ vurguladı.

Hamas'ın silahları

Şarku'l Avsat, Abdulati'ye Hamas'ın silahlarının teslim edilmesi konusunu sorduğunda, Abdulati bunu ‘Filistinliler tarafından ele alınacak bir Filistin meselesi’ olarak değerlendirdi. Abdulati, “Hamas, Trump'ın planını ve bunun gerektirdiklerini kabul etti… Geçiş döneminin sona ermesinden sonra polis ve Filistin Yönetimi'nin doğal olarak görevi devralmasını bekliyoruz. Bu, bağımsız bir Filistin devletinin doğmasına yol açması gereken siyasi ufka hazırlık niteliğindedir. Bu olmadan, Filistin meselesinin kalıcı ve nihai bir çözümü veya nihai bir uzlaşması hakkında konuşmak imkansızdır” ifadelerini kullandı.

Trump'ın planının ‘siyasi bir ufuktan bahsettiğini ve pozisyonun çok net olduğunu’ hatırlatan Abdulati sözlerini şöyle noktaladı: “Arap pozisyonunu, İslam ülkelerinin pozisyonunu, Avrupa'nın pozisyonunu ve uluslararası konsensüsü defalarca açıkladık. Bu konsensüs, iki devletli çözüm ve Filistin halkının meşru özlemlerini ve kendi kaderini tayin hakkını somutlaştıran bir Filistin devletinin kurulması dışında nihai bir çözümün olamayacağı yönünde.”



Yemen yönetimi öncelikleri yeniden belirleyerek inisiyatifi ele almaya çalışıyor

Yemen yönetimi öncelikleri yeniden belirleyerek inisiyatifi ele almaya çalışıyor
TT

Yemen yönetimi öncelikleri yeniden belirleyerek inisiyatifi ele almaya çalışıyor

Yemen yönetimi öncelikleri yeniden belirleyerek inisiyatifi ele almaya çalışıyor

Yemen yönetimi, hükümet güçlerinin batı kıyısında geniş bir bölgedeki mevzilerini Husilere kaptırmasının ardından önceliklerini yeniden belirlemeye çalışıyor. Husiler, 3-11 Eylül tarihleri arasında düzenledikleri saldırıda Hays, el-Huha ve el-Muha ile limanını ele geçirerek Kızıldeniz'in güneyindeki Bab el-Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve Yemen'e ait diğer adalara kadar ilerledi.

Yemen yönetimi, güçlerini yeniden organize etmeyi ve yeniden konuşlandırmayı hedeflerken çatışmaların devam edeceğini ve inisiyatifin yeniden ele geçirileceğini vurguluyor. Hükümet kaynakları, bazı askerlerin Marib'e intikal ettiğini ve eş zamanlı olarak yerinden edilenleri karşılamaya yönelik hazırlıkların sürdüğünü belirtti.

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Tarık Salih'in liderliğindeki Ulusal Direniş, İran'ı, Devrim Muhafızları ve bölgedeki müttefikleri aracılığıyla saldırıya doğrudan destek vermek ve operasyonu yönetmekle suçladı. Ulusal Direniş, saldırının Husilerin kıyı boyunca geniş alanları ve mevzileri ele geçirmesiyle sonuçlandığını bildirdi.


Lübnan’da İsrail’in güneydeki patlamalarının sismik etkilerine ilişkin endişe

İsrail saldırısının ardından el-Mansuri kasabasından duman yükseliyor (AP)
İsrail saldırısının ardından el-Mansuri kasabasından duman yükseliyor (AP)
TT

Lübnan’da İsrail’in güneydeki patlamalarının sismik etkilerine ilişkin endişe

İsrail saldırısının ardından el-Mansuri kasabasından duman yükseliyor (AP)
İsrail saldırısının ardından el-Mansuri kasabasından duman yükseliyor (AP)

İsrail’in Lübnan’ın güneyinde art arda gerçekleştirdiği patlamalar artık yalnızca “Hizbullah”a ait tesis ve mevzileri hedef alan askerî operasyonlar olmaktan çıktı. Bu patlamaların ardından, yer altında neler yaşanabileceğine ilişkin soru işaretleri ve endişeler de artmaya başladı.

İsrail’in özellikle yer altındaki tesisleri ve tünelleri hedef aldığı güney Lübnan’daki kasaba ve bölgelerde düzenlediği saldırılarda büyük miktarlarda patlayıcı kullanılıyor. Bu patlamalar, zaman zaman hedef alınan bölgenin çevresinin çok ötesinde hissedilen şok dalgaları ve sarsıntılar oluşturuyor.

Patlamaların tekrarlanmasıyla birlikte, etkilerinin yalnızca yeryüzündeki yıkımla sınırlı kalmayıp bölgede hâlihazırda aktif olan jeolojik katmanları ve fay hatlarını da etkileyebileceğine yönelik endişeler artıyor.

fvghy
Lübnanlılar, güney Lübnan’ın Sur kentinde sahilde vakit geçirirken, İsrail saldırısının hedef aldığı Mansuri kasabasından dumanlar yükseliyor. (Reuters)

Uzmanlara göre bu patlamaların sonuncusu ve en büyüğü, Ali et-Tahir Tepesi içindeki yer altı tesislerini hedef alan saldırıydı. Televizyon ekranlarına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerde tepenin içinden dev alevlerin yükseldiği görülürken, geniş bir alanda yaşayanlar patlamanın neden olduğu sarsıntıları hissetti.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu, 4,1 büyüklüğünde bir sarsıntı kaydedildiğini bildirdi.

O gece bölge sakinleri büyük korku yaşadı. Patlama bölgesine yaklaşık 20 kilometre mesafede yaşayan bir kişi yaşananları, “Yer yaklaşık beş saniye boyunca bizimle birlikte sallandı” sözleriyle anlattı. Bu ifade, sarsıntıların hissedildiği alanın ne kadar geniş olduğunu ortaya koyuyor.

Yer altında oluşan ek basınç için daha fazla araştırma gerekiyor

Bu endişeler ışığında, söz konusu patlamaların sonuçlarının ve gelecekte sarsıntı ya da depremlere yol açıp açmayacağının belirlenmesi için daha fazla zaman ve araştırmaya ihtiyaç duyuluyor.

cdfvgt
Güney Lübnan’ın Haniye köyünden görülen İsrail İHA’sı, Mansuri köyündeki evlerin üzerine bırakıp patlatmak üzere bir kutu dolusu patlayıcı taşıyor. (AP)

Ulusal Bilimsel Araştırma Konseyi’ne bağlı Jeofizik Merkezi Müdürü Dr. Marlin el-Bereks de bu görüşü destekliyor. Bereks, “Patlamanın oluşturduğu ve 4,2 büyüklüğündeki bir depremle karşılaştırılabilecek dalgalar gerçekten kaydedildi” dedi.

Ali et-Tahir’deki patlamanın en büyüğü olduğunu, onu Şakif’teki patlamanın izlediğini belirten Bereks, “Büyük çaplı patlamalar yer altında ilave bir basınç oluşturuyor. Bu basınç, faylarda zaten mevcut olan gerilime ekleniyor. Ancak şu aşamada bu basıncın boyutunu belirlemek ya da kayalarda kırılmaya veya sarsıntı ve depremlerin tetiklenmesine yetecek düzeyde olup olmadığını kesin olarak söylemek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Bereks, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, patlamaların ardından doğal sismik hareketliliğin bilimsel açıdan dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı. “Bu aktivitede olağandışı bir değişiklik meydana gelirse, bu endişe gerektiren bir işaret olabilir” diyen Bereks, merkez tarafından şu ana kadar bu patlamalarla ilişkilendirilebilecek olağandışı bir hareketlilik kaydedilmediğini belirtti. Ancak kesin bir değerlendirme yapılabilmesi için daha ayrıntılı veri ve araştırmalara ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Tekrarlanan patlamaların etkisine ilişkin endişe

Afet yönetimi ve tıbbı uzman Dr. Cibran Karnauni ise konuya daha kaygı verici bir açıdan yaklaşıyor.

Karnauni, “Ali et-Tahir Tepesi, Yammune Fayı’ndan ayrılan Rum Fayı üzerinde bulunuyor. Bölge aktif faylar içeriyor. Bu nedenle, özellikle büyük miktarlarda patlayıcı kullanılan saldırıların devam ettiği bir ortamda, tekrarlanan patlamaların bu faylar üzerindeki etkisi endişe yaratıyor” dedi.

Lübnan’da çok sayıda sismik fay bulunuyor. Rum Fayı, Lübnan’ın güneyinde yoğunlaşıyor; Cezin’den başlayarak Sayda’nın doğusundaki Rum kasabasına uzanıyor, ardından İklim el-Harub ve Damur yönüne kıvrılarak Hilda ve Beyrut’un Ra’s Beyrut bölgesine kadar ilerliyor. Bazı görüşlere göre fay, kuzeye doğru Akdeniz’e kadar uzanıyor.

dfgthy
İsrail ordusunun kontrolüne geçirdiği ve perşembe gecesi güney Lübnan’ın Nebatiye kenti yakınlarında Hizbullah’a ait tünel ağını patlattığı Ali et-Tahir Tepesi. (AP)

Karnauni, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Risk yalnızca patlamanın gerçekleştiği anla sınırlı değil. Asıl sorun, özellikle fay hatlarının yakınındaki bölgelerde patlamaların tekrarlanmasıyla etkilerin zaman içinde birikme ihtimali” değerlendirmesinde bulundu.

Ancak Karnauni, bu operasyonların gerçekten sismik hareketliliği tetikleyip tetikleyemeyeceğinin belirlenmesi için uzmanlaşmış jeolojik ve sismik değerlendirmelere ihtiyaç olduğunu da vurguladı.

Bu patlamaların İsrail’i de olumsuz etkileyip etkilemeyeceği ve sarsıntı veya deprem olasılığını artırıp artırmayacağı sorusuna ise Karnauni şu yanıtı verdi:

“Kesin bir hükme varmak mümkün değil. Ancak İsrailliler patlamaların şok dalgasını kontrol edebilir ve bunun yönünü güneye, yani kuzey İsrail’e değil, Lübnan yönüne çevirebilir.”

Endişeler yalnızca depremlerle sınırlı değil. Karnauni’ye göre derin ve şiddetli patlamalar, kaya katmanları, yer altı suları ve çevredeki kanalizasyon şebekeleri üzerindeki basınç konusunda da soru işaretleri yaratabilir. Şebekelerin zarar görmesi ve kanalizasyon suyunun içme suyuna karışması halinde altyapıda hasar veya su kaynaklarında kirlenme meydana gelebilir.

Endişeler 2023’ten bu yana sürüyor

Bu endişeler yeni değil. Ekim 2023’te “Hizbullah” ile İsrail arasında savaşın başlamasından, 2024 boyunca İsrail’in güney Lübnan’daki askerî operasyonlarını genişletmesinden ve ardından yıkım ve patlatma faaliyetlerinin sürmesinden bu yana, zaten sismik hareketliliğin görüldüğü bölgelerde art arda gerçekleştirilen patlamaların yaratabileceği etkiler gündeme geliyor.

Son yıllarda büyük çaplı patlamaların yaşandığı başlıca bölgeler Adise ve Kefr Kila oldu.

Bu patlamalardan önce de Beyrut’un güney banliyölerini hedef alan iki büyük saldırı gerçekleşmişti. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesi amacıyla her biri yaklaşık 2 bin libre ağırlığında 85 sığınak delici bomba kullanılırken, Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin’e yönelik saldırıda toplam ağırlığı 73 tona ulaşan bombalar kullanılmıştı.


Irak, İran’la sınır kapılarını yeniden açıyor

Irak tarafındaki Şelemçe Sınır Kapısı’nda vatandaşlar ve güvenlik görevlileri. (AFP)
Irak tarafındaki Şelemçe Sınır Kapısı’nda vatandaşlar ve güvenlik görevlileri. (AFP)
TT

Irak, İran’la sınır kapılarını yeniden açıyor

Irak tarafındaki Şelemçe Sınır Kapısı’nda vatandaşlar ve güvenlik görevlileri. (AFP)
Irak tarafındaki Şelemçe Sınır Kapısı’nda vatandaşlar ve güvenlik görevlileri. (AFP)

Irak makamları, dün İran’la arasındaki üç kara sınır kapısının kademeli olarak yeniden açılacağını açıkladı. Söz konusu sınır kapıları, Suudi Arabistan’daki bir petrol boru hattına yönelik İHA saldırısının ardından kapatılmıştı. Bağdat, saldırının Irak topraklarından gerçekleştirildiğini kabul etti.

Resmî “Güvenlik Medyası Birimi”, Başbakan ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ali Zeydi’nin, Şelemçe, Mendeli ve Şeyb sınır kapılarının yeniden açılması için belirli takvimlerin oluşturulması yönünde talimat verdiğini bildirdi.

Söz konusu üç sınır kapısı Basra, Meysan ve Mendeli vilayetlerinde bulunuyor. Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar, Meysan vilayetindeki Şeyb Sınır Kapısı yakınlarından gerçekleştirildi. Bunun üzerine Başbakan, vilayet emniyet müdürünü görevden aldı; güvenlik birimlerinin yöneticilerini ise görevden uzaklaştırarak, soruşturma için ilgili makamlara sevk etti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre analistler, sınır kapılarının kapatılması kararının İran tarafına yönelik eşi görülmemiş bir “uyarı mesajı” niteliği taşıdığı değerlendirmesinde bulundu. Güvenlik Medyası Birimi daha önce yaptığı açıklamada, “Yetkili güvenlik birimleri, bazı sınır kapılarında idari ve güvenlik düzenlemelerine yönelik işlemleri başlattı. Bu durum söz konusu kapıların kapatılmasını gerektirdi. İhlal ve usulsüzlüklerin koşullarını ortaya çıkarmak amacıyla gerekli hukuki tedbirler alınmış, istihbarat çalışmalarının yanı sıra soruşturma ve denetimler yoğunlaştırılmıştır” ifadelerini kullanmıştı.