Tahran Irak'ta zemin kaybediyor ama henüz savaşı kaybetmiş değil

7 Ekim'in domino etkisi Şam ve Beyrut'ta olduğu gibi Bağdat'a ulaşmadı

Cevad Nasrallah, 3 Ekim 2025 tarihinde Bağdat'ta, Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri olan babası Hasan Nasrallah'ı anma törenine katıldı. (Reuters)
Cevad Nasrallah, 3 Ekim 2025 tarihinde Bağdat'ta, Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri olan babası Hasan Nasrallah'ı anma törenine katıldı. (Reuters)
TT

Tahran Irak'ta zemin kaybediyor ama henüz savaşı kaybetmiş değil

Cevad Nasrallah, 3 Ekim 2025 tarihinde Bağdat'ta, Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri olan babası Hasan Nasrallah'ı anma törenine katıldı. (Reuters)
Cevad Nasrallah, 3 Ekim 2025 tarihinde Bağdat'ta, Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri olan babası Hasan Nasrallah'ı anma törenine katıldı. (Reuters)

İki yıl önce Iraklı gruplar, Aksa Tufanı Operasyonu sonrası yaşanan süreçte varlıklarını hissettirebilmek için can atıyorlardı. Ekim 2023'ten sonraki aylarda, hükümet ile bu gruplar arasında Irak'ı savaştan uzak tutmak için oldukça karmaşık müzakereler yapıldığı söylenirken, bu coşku azaldı.

İran'ın Suriye'yi kaybettiği gibi Irak'ı da tamamen kaybettiğine dair bir kanıt yok, ancak Bağdat sahnesinde Amerikalılara karşı raunt raunt kaybetmeye başladı. İran'ın vekil güçleri de, eski bir Iraklı bakanın ifadesiyle ‘bugünlerde dünyanın en tehlikeli iki adamı olan Donald Trump ve Binyamin Netanyahu’ ile barış içinde yaşamaya alışmaya başladı.

Bağdat'taki politikacılar, Amerikalıların İranlılara karşı kazandığı ‘boks rauntlarının’ kanıtı olarak üç olayı gösteriyor: Irak'taki İran destekli Şii milislerin elinde tutulan İsrail vatandaşı Elizabeth Tsurkov'un anlaşma yapılmadan serbest bırakılması, Halk Seferberlik Güçleri yasasının parlamentoda oylamaya hazır hale geldiğinde geri çekilmesi ve bundan önce, 12 gün süren İsrail-ABD saldırıları sırasında bile Amerikan güçleriyle uzun bir ateşkesin sağlanması.

thy6
Iraklı gruplar, Bağdat'ın merkezindeki Tahrir Meydanı'nda Hasan Nasrallah'ın ölüm yıldönümünde sembolik olarak ona veda etti. (Iraklı gruplar)

‘Arenaların birliğinden’ ve Hamas'ın 7 Ekim'de gerçekleştirdiği operasyondan iki yıl sonra, Iraklı gruplar Aksa Tufanı’nın son sahnesinde, arka planda bile görünmediler. Birçokları için bu, şimdilik iyi bir haber.

B planı arayışı

Şii bir siyasetçi kısa süre önce Tahran'ı ziyaret etti ve Kasım 2025 parlamento seçimleri için parti kampanyalarının başlamasından önce karışık duygularla Bağdat'a döndü.

3 Ekim 2025'te bir sonraki parlamentoda koltuk kazanmak için resmi kampanyasına başlayan bu siyasetçi, “Tahran, nakavt darbesi almamak için ‘B planı’ arıyor” dedi. Ona göre, Tahran'ın elindekiler birçok kişiyi şaşırtabilir ve Suriye'yi başka yerlerden telafi edebilir.

Siyasetçiye göre, Bağdat'taki Şii siyasetçilerin bağlı kaldığı alışkanlıklardan biri, ‘İranlıların anlayacağı bir dilde seçim kitabını okumak’.

ds7u6
Bağdat'ın kuzeyinde keşif devriyesi sırasında Halk Seferberlik Güçleri üyeleri (Halk Seferberlik Güçleri Medya Ofisi)

Bu tahmin nasıl doğru olabilir? İran'ın Irak'taki etkisini ölçmek için kesin bir araç yok. Bu etkinin boyutu ve Suriye'de devrilen domino taşının Irak'taki vekillerini ve müttefiklerini de devirdiği için etkisinin bu kadar azalmış olup olmadığı konusunda fikir ayrılığı var.

Gerçek şu ki, Irak kamuoyu ve bu ölçümü yapan partizan araçlar, uydurma veya icat edilmiş anlatılara ve bazen de belirsiz mesajlara maruz kalıyor.

Gruplar soruyor... İran cevap vermiyor

İran'a karşı olası bir savaş haberi Bağdat'taki gruplara baskı uyguladı. Kaynaklara göre, bu grupların liderleri 2025 yılının eylül ayı sonunda bir toplantı düzenledi ve savaş çıkması durumunda durumun ne olacağı konusunda Devrim Muhafızları Ordusu'na (DMO) danışma talebinde bulunmaya karar verdi. Kısa süre önce ABD'nin terörist örgütler listesine eklenen bir fraksiyonun Şii lideri, Tahran'ın henüz yanıt vermediğini söyledi.

Aynı zamanda, Irak'taki Şii güçler arasında seçim ittifakları kurmakla uğraşan DMO'dan bir grup, Koordinasyon Çerçevesi ittifakındaki aktörlerle çeşitli toplantılar düzenledi. Kaynaklar, ‘bu grubun, rakip listeler arasında Şii güçlerin dağılımını denetleyen bir İran seçim komitesi olarak kabul edilebileceğini ve daha önceki parlamentolarda dengeli ittifaklar kurduğunu’ belirtiyor.

u
Bağdat'taki el-Firdevs Meydanı'na giden bir caddede, eski Irak Başbakanı Nuri el-Maliki'nin de yer aldığı seçim afişleri (AFP)

Söz konusu komite, Şii parti liderlerini, ülkenin orta ve güneyindeki seçim bölgelerinde belirli sonuçlar elde etmek için listeleri birleştirmek veya adayları yeniden dağıtmak üzere belirli bir planı uygulamaya ikna edemedi.

Seçimlerle ilgili İran'ın talimatlarına karşı geldiği iddia edilen Şii aktörler arasında, bir süre Aksa Tufanı’na dahil olan, ardından çeşitli etki kaynakları arayışında ‘arka plana’ çekilen direniş gruplarının üyeleri de bulunuyor.

Yarı boş alanlar

DEAŞ'dan kurtarılan şehirlerde Sünni partiler nispeten istikrarlı bir seçim kampanyası yürütüyor. İran'ın etkisinin azalmasının onların serbestçe hareket etmelerine yardımcı olduğu hissi var, ancak bunu ifade etmekten çekiniyorlar ve direniş eksenini kışkırtmamak için itidal göstermeye çalışıyorlar.

2023 yılında İran yanlısı bir ittifak tarafından sahneden uzaklaştırılan eski Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi'nin şu anda güçlü bir geri dönüş yaptığına dair yaygın bir inanç var. Ona yakın olanlar bunu ‘kişisel beceriler ve dikkatli hesaplamalar’ olarak nitelendiriyorlar.

Öte yandan, Halbusi ile rekabet eden Sünni liderler, bahislerini güvence altına almak için halen Şii aktörlerle ittifak kurmaya ihtiyaç duyuyor. Ninova, Salahaddin ve Kerkük'te, İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'e sadık gruplara bağlı listelerle adaylarını hazırlayan aktörler var.

Bu nedenle, İran'ın etkisinden tamamen uzak bölgeler bir serap gibi görünebilir. Şii siyasetçiler, etkili grupların son zamanlarda Tahran'dan direniş ekseni ülkelerindeki sadık grupların faaliyetlerini Bağdat'a aktarmalarına yardım etmeleri için talepler aldığını ve bunun zaten gerçekleştiğini bildiriyor.

Şarku’l Avsat, çeşitli kaynaklardan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin ‘savaştan etkilenen vekil güçlere yardım etmek için düzenlemeleri denetlediğini’ öğrendi. Laricani kısa süre önce Beyrut'ta bulunmuş ve “Hizbullah hızla gücünü geri kazanıyor ve dengeleri değiştirecek” diyerek ayrılmıştı.

‘Usame bin Ladin'in kaderi kaçınılmaz değil’

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın terör örgütleri listesine son olarak şu dört grup eklendi: En-Nuceba Hareketi, Ketaib el-İmam Ali, Ensarullah el-Evfiya ve Ketaib Seyyid eş-Şuheda. Böylece Irak'ın bu listede yer alan gruplarının sayısı altıya yükseldi. Bu listeye yıllar önce El Kaide lideri Usame bin Ladin de dahil edilmişti.

Asaib Ehli’l Hak 2020'de, Ketaib Hizbullah ise 2009'da listeye eklendi. Her iki grup da parlamentoda koltuk ve hükümette bakanlık sahibi.

cdfrgt
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Koordinasyon Çerçevesi liderleri (Irak hükümet medyası)

Adil Abdulmehdi hükümetinde (2018-2019) görev yapmış eski bir Iraklı bakan, “Bu listeye dahil olsanız bile, kaderiniz mutlaka Bin Ladin'inki kadar kötü olmak zorunda değil. İran yanlısı gruplar şu anda dünyanın en tehlikeli iki adamı olan Donald Trump ve Binyamin Netanyahu'ya uyum sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Bağdat'taki Şii partiler içinde, ABD Başkanı’nın Irak'ta İsrail'in saldırılarını geciktirip, karşılığında ABD'nin hükümet ve karar alıcılar üzerinde İran'la ilişkilerini kesmesi için baskı uygulamasından fayda sağladığını merak eden sesler duyuluyor.

Trump bizi Netanyahu'dan koruyor mu?

İsmini vermek istemeyen eski bakan, Iraklıların İran'ın kargaşa içinde olduğu bir anda baskıya boyun eğdikleri için Washington'un Tahran'da zafer kazandığını söylüyor. Şii gruplar da aylardır şu soruyu soruyor: “Trump bizi Netanyahu'dan gerçekten koruyor mu?” Öyle görünüyor.

Şu anda İran'ın üzerinde çalıştığı B planının özelliklerini izleyen eski Bakan şu ifadeleri kullandı: “Aksa Tufanı'nın yansımalarına dahil olmayan Şii partilerden yeni oyuncular var. Bunlar şimdi radikal versiyonlarını güncellemeye ve kendilerini tehlike çemberinden kurtaracak sivil bir kılık bulmaya çalışıyorlar.”

Bir dereceye kadar bu durum, profesyonel bir keskin nişancının nişan aldığı bir adam gibi. En ufak bir hareket onu anında öldüreceği için sola veya sağa hareket edemiyor. Kurban hareketsiz kaldığı sürece keskin nişancı nişan almaktan sıkılmıyor.

Peki ya hedef yüzünü, adını ve davranışını değiştirirse? Eski bakan, “silahlı grupların liderleri artık silahlarını depoya geri koyma ve sakallarını kesme fikrine ilgi duyuyorlar, bu da onları Washington ve Tahran için çok yararlı hale getirecektir” diyor.

Şii siyasetçi, Trump ile dört yılın uzun bir süre olduğunu, Netanyahu ile daha da uzun olduğunu ve değişimin gerekli olduğunu düşünüyor.

Seçimlerin heyecanıyla geçen yazın ardından Bağdat'ta sonbahar geceleri başladı. İran ile İsrail arasında savaşın yeniden alevlenme olasılığı haberleri olsa da, iki yıl önce Tel Aviv'i bombalamak için haritalarını açan grup liderleri, şimdi ofislerini liberal ve seküler elitlere açarak, seçimler hakkında uzun tartışmalar yapıyorlar.



Gazze'de termobarik mühimmat mı kullanıldı? İsrail ABD'den aldığı silahlarla 3 bin Filistiniliyi buharlaştırmış

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana en az 72 bin kişi katletti (Reuters)
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana en az 72 bin kişi katletti (Reuters)
TT

Gazze'de termobarik mühimmat mı kullanıldı? İsrail ABD'den aldığı silahlarla 3 bin Filistiniliyi buharlaştırmış

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana en az 72 bin kişi katletti (Reuters)
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Ekim 2023'ten bu yana en az 72 bin kişi katletti (Reuters)

İsrail, ABD'nin sağladığı termal mühimmatla 3 bine yakın Filistinliyi küle çevirmiş.

Katar merkezli medya kuruluşu El Cezire'nin haberinde, İsrail ordusunun Gazze savaşında yüksek ısı üretebilen termal ve termobarik bomba kullandığı öne sürülüyor. 

Gazetenin "Hikâyenin Geri Kalanı" adlı araştırmasına göre, Gazze Sivil Savunma ekipleri savaşın başladığı Ekim 2023'ten bu yana 2 bin 842 Filistinliyi "buharlaşmış" diye belgeledi. 

Bu kişilerden geriye yalnızca duvarlara sıçramış kan izleri veya küçük doku parçaları kaldığı belirtiliyor.

Gazze Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal, kayıtların sahadaki adli incelemelere dayandığını, olay yerinde "eleme yöntemine" başvurduklarını belirtiyor: 

Hedef alınan bir eve giriyoruz ve içeride olduğu bilinen kişi sayısını çıkarılan cesetlerle karşılaştırıyoruz. Aile içeride beş kişi olduğunu söylüyorsa ve biz yalnızca üç sağlam ceset bulabiliyorsak, kapsamlı aramalar sonucunda sadece biyolojik izler kaldığını gördüğümüzde, diğer iki kişiyi 'buharlaşmış' olarak kaydediyoruz.

Haberde, bu durumun termal ve termobarik silahların sistematik kullanımından kaynaklandığı iddia ediliyor. "Vakum bombası" diye de bilinen bu silahlar 3 bin 500 santigrat dereceye varan ısı üretebiliyor. 

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı Genel Direktörü Dr. Münir el-Burş, insan bedeninin yaklaşık yüzde 80'inin sudan oluştuğunu hatırlatarak şunları söylüyor: 

3 bin dereceyi aşan enerjiye, yoğun basınç ve oksidasyon eşlik ettiğinde vücut sıvıları anında kaynar. Dokular buharlaşır ve küle dönüşür. Bu kimyasal olarak kaçınılmazdır.

Rus silah uzmanı Vasily Fatigarov, bombanın yanma süresini uzatmak için karışıma alüminyum, magnezyum ve titanyum tozları eklendiğini, bunların ısıyı daha da artırdığını belirtiyor. 

ABD yapımı bazı bombalarda kullanılan tritonal maddesinin de çok yüksek ısı ürettiği vurgulanıyor.

Araştırmaya göre yaklaşık 900 kilogramlık MK-84 "Hammer" bombası, tritonal içeriyor ve 3 bin 500 santaigrat dereceye varan ısı üretebiliyor. 

Sığınak delici" BLU-109 bombalarınınsa içerdiği PBXN-109 patlayıcı karışımı sayesinde kapalı alanlarda büyük ateş topu oluşturarak içeridekileri yaktığı ifade ediliyor. 

İsrail ordusunun bu bombaları, Eylül 2024'te "güvenli bölge" ilan ettiği El-Mevasi'de kullanıldığı ve 22 kişinin kalıntı bırakmadan öldürüldüğü savunuluyor. 

AFX-757 patlayıcısının kullanıldığı GBU-39 hassas güdümlü bomba da Ağustos 2024'teki Tabiin Okulu saldırısında kullanılmış. Yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı okul binasına atılan bu bomba, basınç dalgası ve yüksek ısıyla öldürüyor. Rus uzman Fatigarov'a göre mühimmat, binayı nispeten sağlam bırakıp içindekileri yakarak yok etmek için tasarlanmış. 

Gazze'deki Sivil Savunma ekiplerinin, "buharlaşmış" cesetlerin olduğu alanlarda GBU-39'a ait kanat parçaları bulduğu aktarılıyor.

Georgetown Üniversitesi'nin Katar kampüsünden hukukçu Diana Buttu, bu tür silahların kullanımının yalnızca İsrail'i değil tedarikçileri de sorumlu kıldığını vurgulayarak şunları söylüyor: 

Bu sadece İsrail'in işlediği değil, küresel çapta yapılmış bir soykırımdır.

Buttu, "Bu silahların ABD ve Avrupa'dan sürekli olarak gönderildiğini görüyoruz. Bu silahların savaşçıyla çocuk arasında ayrım yapmadığını bilmelerine rağmen, göndermeye devam ediyorlar" diye ekleyerek, bunun savaş suçu sayılacağını belirtti. 

Birleşmiş Milletler'e bağlı İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu'nun geçen yıl eylülde yayımladığı raporda, İsrail'in Gazze Şeridi'nde Filistinlilere karşı soykırım yaptığı sonucuna varılmıştı. Tel Aviv yönetimiyse raporun bulgularını "yanlış ve çarpıtılmış" diye nitelemişti.

Independent Türkçe, El Cezire, The Cradle, New Arab


İsrail Cumhurbaşkanı: Avustralya'daki Yahudi karşıtlığı 'korkutucu ve endişe verici'

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Melbourne'deki Yahudi topluluğu için düzenlenen etkinlikte (AFP)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Melbourne'deki Yahudi topluluğu için düzenlenen etkinlikte (AFP)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı: Avustralya'daki Yahudi karşıtlığı 'korkutucu ve endişe verici'

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Melbourne'deki Yahudi topluluğu için düzenlenen etkinlikte (AFP)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Melbourne'deki Yahudi topluluğu için düzenlenen etkinlikte (AFP)

Avustralya'yı ziyaret eden İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, ülkedeki antisemitizmi “korkutucu” ve “endişe verici” olarak nitelendirirken, “barış isteyen sessiz çoğunluk Avustralyalılar”a da dikkat çekti.

Herzog, Sidney'deki Bondi Plajı'nda meydana gelen ölümcül silahlı saldırının kurbanlarına taziyelerini sunmak ve Yahudi topluluğunu teselli etmek için pazartesi günü Avustralya'ya dört günlük bir ziyaret başlattı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bugün Melbourne'a (güneydoğu) gitmeden önce Seven TV'ye verdiği demeçte, 14 Aralık'ta 15 kişinin öldüğü saldırının ardından antisemitik nefret “dalgasının” zirveye ulaştığını söyledi.

Bunun “korkutucu ve endişe verici” olduğunu vurgulayan Herzog, “barış isteyen, Yahudi topluluğuna saygı duyan ve elbette İsrail ile diyalog kurmak isteyen sessiz bir Avustralya çoğunluğu da var” diye belirtti.

Pazartesi günü, Herzog'un Sidney'e gelişini protesto eden Filistin yanlısı göstericiler ve polis arasında çatışmalar çıktı.

AFP muhabiri, polisin göstericileri dağıtmak için biber gazı kullandığını ve yürüyüş önceden belirlenmiş rotadan sapmaya çalıştığında Fransız basın muhabirleri de dahil olmak üzere, gazetecilere göz yaşartıcı gaz atıldığını bildirdi.

Görsel kaldırıldı.
Melbourne'deki Flinders Street İstasyonu önünde İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un ziyaretine karşı düzenlenen gösteri için toplanan protestocular (EPA)

AFP muhabiri, yürüyüşçüler ile polis arasında çıkan çatışmalarda en az 15 protestocunun gözaltına alındığını bildirdi.

Yürüyüş, Herzog'u Gazze Şeridi'nde “soykırım” yapmakla suçlayan ve Canberra'nın uluslararası yükümlülüklerine uygun olarak soruşturulmasını talep eden Palestine Action grubu tarafından düzenlendi.

Avustralya'daki Yahudileri temsil eden ana kuruluş olan Avustralya Yahudileri Yürütme Konseyi ziyareti memnuniyetle karşılarken, Avustralya Yahudi Konseyi ziyareti reddetti ve İsrail cumhurbaşkanını, Gazze Şeridi'nin “süregelen yıkımından” sorumlu tuttu.

Görsel kaldırıldı.
Pazartesi günü, Sydney'de Herzog'un gelişini protesto eden Filistin yanlısı göstericiler ile polis arasında çatışmalar çıktı (EPA)

Bu arada ABC, Melbourne Üniversitesi'ndeki bir binaya “Herzog'a ölüm” yazısının yazıldığını bildirdi.

2025 yılında, bağımsız bir BM soruşturma komisyonu, İsrail'in 7 Ekim 2023'te Hamas'ın Yahudi devletine saldırmasının ardından patlak veren savaşın başlangıcından bu yana Gazze'de “soykırım” işlediğine karar verdi.

Birleşmiş Milletler adına konuşmayan komisyona göre, Herzog ve diğer İsrailli liderler Filistin topraklarında “soykırımı kışkırttı”, ancak İsrail bunu ‘kesinlikle’ reddetti, “önyargılı ve yanlış bir rapor” olarak kınadı.


Rusya adına casusluk yapan Ukraynalıların sayısı neden artıyor?

Ukrayna'nın Pokrovsk kentinde Rus bayrağı taşıyan askerler (Reuters)
Ukrayna'nın Pokrovsk kentinde Rus bayrağı taşıyan askerler (Reuters)
TT

Rusya adına casusluk yapan Ukraynalıların sayısı neden artıyor?

Ukrayna'nın Pokrovsk kentinde Rus bayrağı taşıyan askerler (Reuters)
Ukrayna'nın Pokrovsk kentinde Rus bayrağı taşıyan askerler (Reuters)

Ukrayna’da bir papazın kızı Rus istihbaratına casusluk yapmaktan 15 yıl hapse mahkûm edildi

19 Temmuz 2024 günü öğleden kısa bir süre sonra, bir papazın kızı 19 yaşındaki Hristina Garkavenko, Ukrayna’nın doğusundaki Pokrovsk kentinde bulunan bir kiliseye geldi. Dindar olmasına rağmen bu kez kiliseye ibadet için gitmemişti.

Babasının burada görev yapması nedeniyle binayı iyi tanıyan genç kadın, ikinci kata çıkarak odalardan birine girdi. Perdelerle kapatılmış pencerede cep telefonunu canlı yayın kamerası olarak yerleştirdi ve cihazı, doğudaki cephe hatlarına gidip gelen Ukrayna askeri birlikleri ve araçlarının kullandığı yola doğru çevirdi. CNN’in aktardığına göre, görüntüler doğrudan Rus istihbaratına iletildi.

Ukraynalı savcılara göre Garkavenko’nun Rus istihbaratı adına yürüttüğü tek faaliyet bu değildi. Genç kadın yıl boyunca bir Rus ajanıyla temas halinde kalarak, stratejik öneme sahip Pokrovsk’taki Ukrayna askerleri ve askeri teçhizatın konumlarına ilişkin bilgiler aktardı.

Binlerce kişiden biri

Vatana ihanet suçundan 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Garkavenko’nun, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) ve diğer Rus istihbarat birimleri tarafından ülkesi aleyhine casusluk yapmak üzere devşirildiği düşünülen binlerce Ukraynalıdan biri olduğu ifade edilidyor.

Ukrayna Güvenlik Servisi’ne (SBU) göre Rusya’nın Şubat 2022’de başlattığı kapsamlı işgalden bu yana 3 bin 800’den fazla vatana ihanet soruşturması açıldı. Bu davalarda bin 200’den fazla kişi suçlu bulunarak hüküm giydi.

Hüküm giyenler ortalama 12 ila 13 yıl arasında ceza alırken, bazı sanıklar müebbet hapisle cezalandırılıyor.

CNN’in ulaştığı FSB ise konuyla ilgili yorum yapmayı reddetti.

Şarku'l Avsat'ın CNN’den aktardığına göre Ukraynalı avukat ve uluslararası insancıl hukuk uzmanı Andriy Yakovliv yaptığı açıklamada, Kiev yönetiminin “adil yargılama için gerekli koşulları sağladığını” ve ülke mahkemelerinin genel olarak usul kurallarına uyduğunu belirtti. Yakovliv, savcılığın yeterli delil olmadan dava açmadığını ve mahkûm etmek üzere herhangi bir bahaneye başvurmadığını belirtti.

En yaygın ihanet türü

SBU’ya göre savaş döneminde en yaygın vatana ihanet türü, bilgilerin Rus istihbaratına sızdırılması.

SBU’nun açıklamasına göre “Cephe hattına yakın bölgelerde en sık, Ukrayna ordusunun hareketleri ve konuşlandığı yerler hakkında bilgi toplayıp bunları sızdıran ajanları yakalanıyor. Ukrayna’nın batı ve orta kesimlerinde ise askeri tesisler ve kritik altyapı hakkında bilgi toplanıyor, bunları sızdırıyor ve enerji santralleri, polis binaları ile demiryolu hatları yakınında sabotaj girişimlerinde bulunuluyor.”

Ukraynalılar neden casusluğu kabul ediyor?

CNN’nin haberine göre Rusya’nın devşirdiği Ukraynalılar farklı kesimlerden geliyor. Ukraynalı istihbarat yetkililerine göre ideolojik nedenlerle hareket edenlerin sayısı azalıyor. Casusluğu kabul edenlerin çoğu için temel motivasyon para.

SBU, Rus istihbaratının öncelikli olarak işsizler ya da uyuşturucu, alkol veya kumar bağımlılarını veya paraya acil ihtiyacı olan kişileri hedef aldığını belirtiyor.

SBU’da görevli bir karşı istihbarat yetkilisi CNN’e yaptığı açıklamada, Telegram kanallarının devşirmede kullanılan en yaygın araçlarından biri olduğunu söyledi. Yetkiliye göre Ruslar, “hızlı ve kolay kazanç” vaat eden ilanlar yayımlıyor ve görevleri kademeli olarak veriyor.

Yetkili, ilk aşamada oldukça basit olan görevler verildiğini belirtiyor, “Örneğin kahve satın almak ve kafedeki fişi fotoğraflamak gibi. Bunun karşılığında para banka kartına yatırılıyor ve devşirme süreci adım adım ilerliyor. Daha sonra demiryolu hatları boyunca kamera yerleştirmek, askeri tesisleri görüntülemek gibi daha hassas görevler veriliyor” dedi.  

Yetkili ayrıca, kişinin bir aşamada iş birliğini reddetmesi durumunda Rus ajanların şantaja başvurduğunu ve önceki yazışmaları SBU’ya iletmekle tehdit ettiğini belirterek, “O noktadan sonra geri dönüş imkanı kalmıyor” değerlendirmesinde bulundu.