Hamas ve El Fetih, Gazze Anlaşması’nın önündeki engelleri aşmak için ‘anlaşmaya’ vardı

Filistinli bir kaynak Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: Gruplar arasında daha geniş bir diyaloğa yol açacak olumlu bir atmosfer var

Gazze şehrinin ez-Zeytun mahallesinde, ailelerin sığındığı hasarlı bir caminin önünde oyun oynayan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar (AFP)
Gazze şehrinin ez-Zeytun mahallesinde, ailelerin sığındığı hasarlı bir caminin önünde oyun oynayan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar (AFP)
TT

Hamas ve El Fetih, Gazze Anlaşması’nın önündeki engelleri aşmak için ‘anlaşmaya’ vardı

Gazze şehrinin ez-Zeytun mahallesinde, ailelerin sığındığı hasarlı bir caminin önünde oyun oynayan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar (AFP)
Gazze şehrinin ez-Zeytun mahallesinde, ailelerin sığındığı hasarlı bir caminin önünde oyun oynayan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar (AFP)

Kahire'de Hamas ve El Fetih arasında yapılan toplantı, özellikle ateşkes anlaşmasının şartları ışığında, Gazze Şeridi'ndeki bir sonraki aşamanın yönetimi konusunda bir ‘uzlaşma’ sağlanıp sağlanamayacağına dair soruları gündeme getirdi.

Uzmanların Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmelere göre, Mısır’ın ilerletmeye ve ikinci aşamasını uygulamaya çalıştığı (yerel ve uluslararası güvenlik düzenlemeleri, idari konular ve silahsızlanmayla ilgili maddeleri içeren) bu anlaşma, ‘Hamas ile El Fetih arasındaki uzlaşılar tamamlanır ve Filistinli gruplar ortak bir vizyon üzerinde anlaşmayı başarırsa’ hayata geçirilmenin eşiğinde. Uzmanlar ayrıca, bu durumda İsrail’in uygulamaya engel çıkaramayacağını da belirtiyor.

Bilgi sahibi bir Filistinli kaynak dün Şarku’l Avsat’a, Mısır istihbaratının himayesinde perşembe günü Kahire'de Hamas ve El Fetih heyetleri arasında yapılan toplantının ‘olumlu’ geçtiğini ve ‘özellikle Gazze Şeridi'nin yönetimi ve iktidarın devri konusunda görüşlerin yakınlaştığını’ bildirdi. Kaynak ayrıca, toplantıya katılan Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh’in, birkaç gün içinde Kahire’de yapılması planlanan geniş kapsamlı Filistinli gruplar diyalogu öncesinde bir tutum belirlemek üzere Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a döneceğini, iki hareket arasındaki uzlaşıların ise ‘bu diyaloğun başarısına ivme kazandıracağını’ ifade etti.

Kahire el-İhbariyye televizyonu perşembe günü, Hamas ve El Fetih heyetleri arasında Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesinin ardından yapılacak düzenlemeleri görüşmek üzere bir toplantı yapıldığını bildirdi.

Kanalın haberine göre iki hareket, Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad'ın perşembe günü bir dizi Filistinli fraksiyonla yaptığı çok sayıda toplantı sırasında gerçekleşen ikili görüşmenin sonuçları hakkında ayrıntılı bilgi vermedi. Kudüs Haber Ağı (Quds News Network), toplantılara katılan fraksiyonların Hamas, İslami Cihad Hareketi, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC), FHKC - Genel Komutanlık, Demokratik Cephe, Ulusal Girişim Hareketi ve Demokratik Reform Akımı olduğunu duyurdu.

Kahire'de çeşitli Filistinli grupların katıldığı toplantının ardından dün yayınlanan nihai bildiride şu ifadeler yer aldı: “Filistin davasındaki gelişmeler incelendi ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmek için hazırladığı planın ikinci aşaması (güvenlik ve idari düzenlemeler dahil) tartışıldı. Bu, ulusal projeyi korumak ve ulusal birliği yeniden tesis etmek amacıyla kapsamlı bir ulusal diyalog hazırlığı kapsamında gerçekleştirildi.”

Katılımcılar, ‘ateşkes anlaşmasını desteklemeyi ve uygulamaya devam etmeyi, Gazze Şeridi'nin yönetimini bağımsız kişilerden oluşan geçici bir Filistin komitesine devretmeyi ve Gazze Şeridi'nin yeniden inşasının finansmanını ve uygulamasını denetlemek üzere uluslararası bir komite kurmayı’ kararlaştırdılar.

Ayrıca, Gazze Şeridi'nde güvenlik ve istikrarı korumak için gerekli tüm önlemleri almayı kabul ettiler ve ateşkesin izlenmesi için kurulacak geçici Birleşmiş Milletler (BM) güçleri hakkında bir BM kararı alınmasının önemini vurguladılar.

Son olarak, tarih belirtmeden, Filistin halkının tek meşru temsilcisi olan Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) tüm bileşenlerini ve aktif güçlerini kapsayacak şekilde etkinleştirilmesi ve ulusal bir strateji üzerinde anlaşmaya varılması için tüm Filistin güçleri ve gruplarının acil bir toplantı yapması çağrısında bulundular.

Gazze şehrinin er-Rimal mahallesindeki yıkılmış binaları gösteren bir fotoğraf (AFP)Gazze şehrinin er-Rimal mahallesindeki yıkılmış binalar (AFP)

Mısır Düşünce ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü Dr. Halid Ukkaşe, fraksiyonlar arasında yeni bir ruhun oluştuğuna inanıyor. “Bu kritik dönemde, sahadaki zorluklarla esnek ve ortak bir eylemle başa çıkabilecek birleşik bir ulusal vizyon oluşturmak için farklı bir yaklaşım gerektiğini fark ettiler” diyen Ukkaşe, Kahire'nin bu turda hedeflediği ve Filistinliler arasında anlaşmaların sağlanması için baskı yaptığı şeyin bu olduğunu açıkladı.

Ukkaşe, El Fetih ve Hamas'ın, Filistin halkının son iki yılda yaşadığı zorlu deneyimlerin ardından, Filistin davasının gelecekte karşılaşacağı zorlukların büyüklüğüyle uyumlu olarak, daha iyi ve daha olgun bir şekilde yanıt verecek kadar esnekliğe sahip olduğunu düşünüyor. Ukkaşe, Mısır'ın önemli çabalarının, Şarm eş-Şeyh ateşkes anlaşmasında olduğu gibi başarıyla sonuçlanacağından emin.

Filistinli siyasi analist Dr. Eymen er-Rakab, Kahire’nin yeni bir Filistin dinamiği oluşturmayı başardığını ve bunun muhtemelen Filistinli gruplar arasındaki diyaloğa yönelik yeni bir uzlaşıya zemin hazırlayacağını belirtti. Er-Rakab, özellikle Hamas ile El Fetih arasındaki görüşmenin sonuçlarının bu beklenen diyalog için önemli olduğunu, çünkü bu sonuçların Filistinlilerin birliğine yönelik kapsamlı bir vizyonun şekillenmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat'ta insani yardım taşıyan Filistinliler (AFP)Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat'ta insani yardım taşıyan Filistinliler (AFP)

Perşembe günü Kahire’de yapılan toplantılarla eş zamanlı olarak, ABD Başkanı Donald Trump, Time dergisine verdiği röportajda, 20 yılı aşkın süredir hapiste bulunan ünlü Filistinli siyasetçi Mervan el-Bergusi’nin serbest bırakılması konusunda İsrail’e baskı yapıp yapmama yönünde bir karar alacağını söyledi. İsrail’in defalarca serbest bırakmayı reddettiği Bergusi’nin, Hamas ve diğer bazı Filistinli grupların liderleriyle iyi ilişkilerinin bulunduğu, El Fetih hareketinde ise birçok kişi tarafından merhum Filistin lideri Yaser Arafat’a benzetildiği biliniyor.

Ukkaşe’ye göre, İsrail tarafı Mervan el-Bergusi’nin serbest bırakılması konusunda bir ‘veto’ koymuş durumda; çünkü onun Filistinlileri birleştirme kapasitesine sahip olduğunu düşünüyor. Ancak Ukkaşe, eğer bu Filistinli diyaloglar sürecinde Filistinlileri bir araya getirecek yeni bir liderlik oluşturma yönünde siyasi bir irade ortaya çıkarsa, Trump’ın İsrail üzerinde Bergusi’nin serbest bırakılması için olağanüstü bir baskı uygulayabileceğini öngörüyor.

Er-Rakab’a göre, Washington’un İsrail üzerindeki baskısını artırması halinde Mervan el-Bergusi’nin gelecekte serbest bırakılması mümkün olabilir ve bu adım Filistin sahnesinde olumlu yansımalar doğurabilir. Bununla birlikte er-Rakab, her durumda Filistinlilerin birliğinin hızla sağlanması, Mısır’ın büyük çabalarının takdir edilmesi ve onun sunduğu önerilerle uyum içinde hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Böylece, İsrail’in ileride güvenlik düzenlemeleri ya da Gazze Şeridi’nin yönetimi konularında ortaya koyabileceği herhangi bir engelin aşılabileceğini ifade etti.



DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.