Filistin Yönetimi ve Hamas görüşmelerinden beklenmedik sonuçlar

Trump planının ikinci aşaması konusunda gruplar arasında anlaşma ve İsrail'in Hamas’ın arka kapıdan geri dönmesinden duyduğu endişeler

Filistinli gruplar Gazze'de ertesi gün konusunda anlaştı. (AFP)
Filistinli gruplar Gazze'de ertesi gün konusunda anlaştı. (AFP)
TT

Filistin Yönetimi ve Hamas görüşmelerinden beklenmedik sonuçlar

Filistinli gruplar Gazze'de ertesi gün konusunda anlaştı. (AFP)
Filistinli gruplar Gazze'de ertesi gün konusunda anlaştı. (AFP)

İzzeddin Ebu Ayşe

Kahire'de Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ile Hamas'ın Siyasi Büro Başkan Vekili Halil el-Hayye arasında yapılan görüşme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze için savaş sonrası planlarıyla tamamen uyumluydu.

Son iki gün içinde Filistin Yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki çözülmemiş sorunları görüşmek üzere Hamas ve diğer gruplarla bir araya geldi. Siyasi analistler, görüşmede tarafların ulusal bir uzlaşıya varmasını bekliyordu, ancak sonuçlar beklentilerin altında kaldı.

Taraflar, Filistin Yönetimi ile diğer gruplar arasında ortaklığa dayalı bir ulusal uzlaşmaya varmak ya da meşru kurumların Gazze Şeridi’ne geri dönmesi yerine başka bir yol izledi. İki taraf, harap olmuş Gazze Şeridi’ni uluslararası vesayet altına koyma ve onun üst yönetimini Gazze ve Ortadoğu Barış Konseyi’nin başkanı olan Trump’a devretme konusunda anlaştılar.

Filistin Yönetimi tarafından yönetilen Batı Şeria ile Hamas'ın kontrolündeki Gazze Şeridi arasında 18 yıl süren bölünme ve bu uzun yıllar boyunca tüm ulusal uzlaşma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, rakip taraflar (Filistin Yönetimi ve Hamas), yavaş yavaş toparlanmaya hazırlanan Gazze Şeridi’nin güvenlik ve siyasi durumu konusunda rekor sürede bir anlaşmaya vardı.

2006 yılında Hamas, o dönemde yapılan yasama seçimlerini kazandı ve Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas tarafından görevden alınan bir Filistin hükümeti kurdu. Ancak hareket, başkanlık kararlarına uymayı reddetti ve silah zoruyla ulusal hükümeti devirdi.

Hamas, Gazze'yi uzun yıllar kontrol etti ve bu dönemde Gazze Şeridi kuşatma altındayken, başta Suudi Arabistan, Yemen, Mısır, Katar, Çin ve Rusya olmak üzere çeşitli ülkeler Filistin uzlaşma anlaşması imzalamaya çalıştı. Ancak bu çabalar, El Fetih ve Hamas arasında ortak bir Filistin yönetimi etrafında odaklanmış olmasına rağmen, tamamen başarısızlıkla sonuçlandı.

Gazze'deki savaşta İsrail, Hamas'ın altyapısının büyük bir bölümünü yok etmeyi başardı ve dünya Filistinli gruplara karşı cephe aldı. Bu noktada, Gazze Şeridi'ni kontrol eden hareket iktidarı bırakmaya karar verdi ve silahlarını meşru Filistin makamlarına teslim etmeye karşı çıkmadı, bu da çatışmaların ardından çözüm bulunmasına katkıda bulundu.

Barış ve refahın ikinci aşaması

Trump, bölgede süregelen gerginliğe neden olan Gazze sorununu çözmek için Gazze Şeridi'ndeki tüm güvenlik, siyasi ve hatta ekonomik sorunları ele alan kapsamlı bir plan hazırladı. Barış ve refah planı, savaşı sona erdirmek, ölenlerin cesetlerini teslim etmek ve hayatta kalan rehineleri serbest bırakmak gibi sorunları ele alarak başladı ve bu ilk aşama tamamlanmak üzere.

Trump, planın ikinci aşaması için Gazze'deki önemli sorunlara çözümler geliştirdi. ABD Başkanı’nın ele aldığı bu sorunların en önemlileri, silahsızlanma, teknokrat bir komite kurulması, yıkıma uğramış bölgenin uluslararası vesayet altına alınması, şiddeti sona erdirmek ve normalleşmiş ilişkiler kurmak için bir barış konseyi kurulması, ekonomik kalkınma ve yıkıma uğramış bölgenin yeniden inşası.

Şarm eş-Şeyh toplantısında ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planı onaylandı. (AFP)Şarm eş-Şeyh toplantısında ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planı onaylandı. (AFP)

İsrail, Filistinliler ve bölgesel aktörler dahil tüm taraflar Trump'ın planını kabul etti. Filistin Yönetimi, Hamas ve El Fetih planı kamuoyuna desteklediklerini açıklasa da uluslararası siyasi gözlemciler bu desteğin samimiyetinden şüphe duyuyordu. Anlaşma ve uygulama aşamasında, ABD'nin barış çabalarını baltalayan sorunlar ve engeller ortaya çıktı.

El Fetih'ten değil, Filistin Yönetimi'nden bir heyet

Savaş sonrası ilk Filistin toplantısında amaç Gazze Şeridi'nin geleceğini tartışmaktı. Beklentilerin aksine, alınan önlemlerin tamamen farklı olduğu ortaya çıktı ve hatta bir sonraki aşama konusunda önemli ilerleme kaydedildi, böylece Trump'ın planının ikinci aşaması yürürlüğe girebildi.

Mısır'da guruplar toplantısındaki farklı prosedürlerle ilgili olarak, siyaset araştırmacısı Saib Kerim, “El Fetih, önceki Filistin uzlaşma turlarında olduğu gibi Hamas liderleriyle görüşmek için Mısır'a gitmedi, aksine Filistin Yönetimi Kahire'ye gitti” dedi.

Kerim, ‘siyasi partiler ile Filistin Yönetimi arasında bir fark olduğunu, çünkü Filistin Yönetimi'nin Filistinlileri temsil eden tanınmış resmi bir kurum olduğunu’ düşünüyor. Bu nedenle, El Fetih gurubu yerine meşru otoriteden üst düzey bir heyet gönderildi, bu da meselenin ciddi olduğunu ve ele alınan konuların resmi hale geldiğini ve gurup düzeyinde değil, devlet düzeyinde müzakere edildiğini gösteriyor.

Kerim, Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh'in, Filistin Yönetimi’nin İstihbarat Şefi Macid Ferec'le birlikte Hamas Siyasi Büro Başkan Vekili Halil el-Hayye ile bir araya geldiğini belirterek, Filistin Yönetimi temsilcilerinin ülkedeki en üst düzey iki isim olduğunu kaydetti.

Eş-Şeyh, Hamas liderleri ve diğer gruplarla ikili ve genel toplantılarda bir araya geldi ve Filistinli taraflar, herhangi bir engel veya tartışma olmadan Gazze'nin siyasi, güvenlik ve ekonomik sorunlarına hızla çözüm buldu.

Teknokratlar, barış konseyi ve uluslararası güçler

Mısır'da bir araya gelen Filistinliler, Gazze'nin yönetimini, bağımsız ve teknokratlardan oluşan geçici bir Filistin komitesine devretmeyi kabul ettiler. Bu komite, Birleşmiş Milletler'in (BM) Gazze Şeridi'ndeki uluslararası misyonu ile iş birliği içinde temel hizmet ve imkanların yönetiminden sorumlu olacak. Savaşın yıktığı şehrin üst düzey yönetimi, Trump'ın başkanlık ettiği barış konseyinin eline geçecek.

Gazze Şeridi'nin yeniden inşasının finansmanını ve uygulanmasını denetlemek üzere uluslararası bir komite kurulması ve Filistin Yönetimi'ne Gazze Şeridi'nin yönetiminde bir rol verilmesi konusunda anlaştılar. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre ayrıca, ilgili bir BM kararının çıkarılması koşuluyla, Gazze Şeridi'ni denetleyecek bir BM komitesi aracılığıyla güvenlik ve istikrarın sağlanması için gerekli tüm önlemlerin alınması konusunda da anlaştılar.

Anlaştıkları önemli konular arasında, Refah Sınır Kapısı’nın işleyişine Filistinlilerin resmi katılımının organize edilmesi, Filistin silahları sorunu ve bunun Filistin resmi makamlarına emanet edilecek yerel güvenlik mekanizmaları içinde kontrol edilme yolları konusunda mutabakat sağlanması ve bu görevi üstlenmek üzere Mısır'da eğitim almış personel ve subayların Gazze'deki diğer personel ve subaylarla birlikte görevlendirilmesi yer aldı.

Filistin Yönetimi bir ortak ve kilit aktördür

Filistin Ulusal Girişim Hareketi Genel Sekreteri Mustafa el-Bergusi, Kahire görüşmelerine katıldı ve görüşmelerde neler yapıldığına ilişkin olarak, “Bölgenin istikrarını sağlamak amacıyla Gazze Şeridi'nde barış gücü konuşlandırılması ve ateşkesin izlenmesi konusunda anlaşmaya vardık. Silahlar konusu, Filistinliler tarafından uluslararası meşruiyet kurallarına uygun olarak kararlaştırılan mücadele biçimlerinin belirlenmesi bağlamında ele alınacak” dedi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, “Toplantılarda İsrail ile ilişkiler, grupların silahlarının akıbeti ve BM güçlerinin varlığı konusunda diyalog ele alındı. Bunlar, yönetim düzenlemeleri gibi Başkan Trump'ın planındaki tüm konularda iç anlaşmaya varmayı amaçlayan ciddi ve derinlemesine ulusal tartışmalardır” ifadelerini kullandı.

Gazze Şeridi kesin çözümler beklerken, kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya olmaya devam ediyor. (AFP)Gazze Şeridi kesin çözümler beklerken, kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya olmaya devam ediyor. (AFP)

Kasım, görüşmelerin ulusal uzlaşma değil barış ve refah planına dayandığını kabul ederken, yıllarca süren çekişmelerin ardından Filistin Yönetimi'nden de övgüyle bahsetti: “Filistin Yönetimi, göz ardı edilemeyecek Filistinli kuruluşlardan biridir. Bir sonraki aşama için pratik adımlar üzerinde onlarla birlikte çalışıyoruz.”

Hamas, Gazze Şeridi'ni başkalarına devretmek için acele ediyor gibi görünüyor. Zira Kasım yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin yönetimini devralmak ve yeniden inşa etmek için görevlerini yerine getirmek üzere üzerinde anlaşmaya varılan komitenin bir an önce kurulmasını istedi.

Teknokratlar ve kapalı kapılar ardında katılım

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN, Hamas'ın Gazze Şeridi'ni yönetmek için teknokrat bir komite kurma konusundaki aceleci tavrını, Arap arabulucuların bilgisi dahilinde olsa da o hükümetin üyelerinin seçimine gizli bir katılım olarak yorumladı.

KAN, Hamas'ın hükümet kadrosunun yarısını kendi destekçileri ve ilkelerini destekleyen kişilerden oluşturduğunu, teknokrat kadrosunun diğer yarısının ise Filistin Yönetimi tarafından seçildiğini belirtti. Bu adım, hareketin gizli bir kapıdan Gazze Şeridi'nde nüfuzunu korumasına olanak tanıyacak.

İsrail Maliye Bakanı Yardımcısı Zeev Elkin, “Tel Aviv, Hamas unsurlarının Gazze Şeridi'ni kontrol etmesini kabul etmeyecektir. Hareketin kayıtlı üyelerinin bu hükümete katılmalarına izin verilmemelidir” ifadelerini kullandı.

El Fetih Sözcüsü Cemal Nazzal ise “Gazze Şeridi'nde toplum destek komitesinin kurulması Filistin Yönetimi'nin sorumluluğundadır ve bu komite, barış konseyi ile tam koordinasyon içinde Gazze'yi yöneten Filistin hükümetinden bir bakan tarafından yönetilmektedir. Teknokratlar herhangi bir anlaşmazlığa dahil değildir; bu konuda Filistinliler arasında ortak bir anlayış vardır” dedi.

Nazzal sözlerini şöyle sürdürdü: “Filistin Yönetimi Gazze Şeridi'nden uzak kalamaz, çünkü başka hiçbir alternatif başarılı olamaz. Uluslararası güçler Filistin yasalarına göre hareket edecek. Bunu uygulamak için Filistinliler ve Filistin güvenlik güçlerinden daha iyi kim olabilir? Hamas bu noktayı anladı ve kabul etti.”

Siyasi araştırmacı Eymen er-Rakab, “Filistin Yönetimi’nin Kahire'deki gruplarla yaptığı görüşmeler, Trump'ın planının bir sonraki aşamasına zemin hazırlıyor. Bu aşama, silahsızlanma ikileminin çözülmesini sağlayacak ve Gazze Şeridi'ni uluslararası vesayet ve barış konseyinin denetimi altına alacak yerel ve uluslararası güvenlik düzenlemelerini içeriyor. Söz konusu mutabakatlar, Trump'ın ikinci aşamadaki barış ve refah planının şartlarıyla aynı” değerlendirmesinde bulundu.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.