Lübnan İçişleri Bakanı Şarku'l Avsat'a konuştu: Uyuşturucuyla mücadelede önemli ilerleme kaydettik

Siyasi yetkililer güvenlik kurumlarına tam destek verdiler

Lübnan İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)
Lübnan İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)
TT

Lübnan İçişleri Bakanı Şarku'l Avsat'a konuştu: Uyuşturucuyla mücadelede önemli ilerleme kaydettik

Lübnan İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)
Lübnan İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)

Lübnan İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar, Lübnan'ın uyuşturucu kaçakçılığı ve üretimini ortadan kaldırma kararını uygulamada önemli ilerleme kaydettiğini iddia etti. El-Haccar, Şarku'l Avsat ile yaptığı röportajda, siyasi otoritelerin bu konuyu çok ciddiye aldığını belirtti. Lübnan'a veya Lübnan'dan Arap Körfezi ülkelerine uyuşturucu kaçakçılığı girişimlerini izleme ve engelleme konusunda ‘mükemmel bir iş çıkaran’ güvenlik kurumlarına tam destek verdiğini belirten el-Haccar, bunun ‘toplumun korunmasına katkıda bulunduğunu ve Lübnan'ın güvenilirliğini artırarak bu konuyu ele alma konusundaki ciddiyetini gösterdiğini’ ifade etti.

df
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar'ı kabul etti. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

El-Haccar’ın, Lübnan’da uzun yıllardır uyuşturucu şebekelerinin çökertilmesinde deneyimi bulunuyor; kendisi İç Güvenlik Güçleri’nde adli polis memuru olarak görev yapmıştı. Lübnan’da uyuşturucu şebekelerinin köklü bir geçmişi bulunuyor ve Suriye’nin Lübnan’daki varlığı döneminde bu kaçakçılık ağlarının yurt dışına uzanan bağlantıları vardı. El-Haccar, “Joseph Avn’ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından, yemin konuşmasında uyuşturucuyla mücadele konusunun yer alması son derece dikkat çekiciydi; bu taahhüt aynı zamanda Bakanlar Kurulu bildirisinde de yer aldı” dedi.

El-Haccar, “Hükümette İçişleri Bakanlığı görevini devraldıktan sonra, uyuşturucu ile mücadeleyi İçişleri Bakanlığı'nın stratejik önceliklerinden biri olarak belirledim ve bu, bakanlığın en önemli 10 önceliğinden biri haline geldi. Göreve geldiğimden beri, İç Güvenlik Güçleri'ndeki ilgili taraflarla ve İçişleri Bakanı'nın başkanlık ettiği ve Lübnan ordusu da dahil olmak üzere çeşitli güvenlik kurumlarını içeren Merkezi Güvenlik Konseyi aracılığıyla bu konuyu takip ediyorum” ifadelerini kullandı.

ty6
Lübnan'ın doğusundaki Baalbek'te ele geçirilen uyuşturucuları taşıyan askeri araçlar (Arşiv – Lübnan Ordu Komutanlığı)

El-Haccar, “İlk toplantılardan itibaren ilgililere, uyuşturucuyla mücadelenin ulusal bir öncelik olduğunu bildirdim. Gerçekten de tüm birimler harekete geçti; Lübnan ordusu büyük çabalar gösterdi, Captagon imalathaneleri dağıtıldı ve hassas bölgelerde operasyonlar düzenlendi. Bunların sonuncusu, uzun yıllar boyunca Lübnan devletinin doğrudan müdahalesinden uzak kalmış olan Filistinli mültecilerin yaşadığı Şatila Kampı’nda gerçekleştirildi” şeklinde konuştu.

Büyük çaplı ele geçirmeler

Son zamanlarda Lübnanlı yetkililer tarafından önemli miktarda uyuşturucu ele geçirildi. El-Haccar bu konu hakkında şöyle dedi: “Suriye rejimi değiştiğinde, özellikle sınırın Suriye tarafındaki ticaretin büyük bir bölümünü oluşturan captagona karşı uyuşturucu ile mücadele operasyonları düzenlendi. Operasyona katılan uzmanlar, stokların bir kısmının hâlâ mevcut olabileceğini ve bunun piyasaya sürülmeye çalışıldığını düşünüyor. Ancak devletin ciddiyeti ve Cumhurbaşkanı ile hükümetin tüm kademelerinden gelen tam siyasi destek, güvenlik güçlerine büyük bir ivme kazandırdı ve onları daha etkili şekilde çalışmaya teşvik etti. Bu da sahadaki sonuçlarda açıkça görüldü.”

Suudi güvenlik kurumlarıyla koordinasyon

Lübnan'ın uyuşturucu ile mücadelede büyük ilerleme kaydettiğini vurgulayan el-Haccar sözlerini şöyle sürdürdü: “Son ele geçirmelerde, Uyuşturucuyla Mücadele Bürosu’na giderek, bu kuruma, güvenlik güçlerine ve tüm güvenlik kurumlarına destek mesajı gönderdim... Operasyonu yerinde takip ederken, Suudi Arabistan Uyuşturucuyla Mücadele Müdürlüğü’nden Lübnan’a, Trablus Limanı’nda kokain bulunduğuna dair bilgiler ulaştı. Uyuşturucuyla Mücadele Bürosu hızlı ve kararlı şekilde müdahale etti ve 125 kilogram kokain ele geçirildi. Bu, son yıllarda Lübnan’da tek seferde ele geçirilen en büyük miktar oldu. Üstelik bu, üretimi çoğaltılabilecek yoğunlaştırılmış türdendi… Tüm bunlar, Suudi makamlarıyla yürütülen verimli iş birliğinin bir sonucuydu.”

sd
Lübnan Uyuşturucuyla Mücadele Bürosu'ndan bir memur, geçen ay kaçakçılığı engellenen uyuşturuculardan bir kısmını gösteriyor. (EPA)

El-Haccar’ın aktardığına göre, ikinci operasyon da Suudi makamlarıyla koordinasyon içinde gerçekleştirildi. El-Haccar, “Önce Cidde’ye, oradan da Kuveyt’e kaçırılmak üzere hazırlanmış bir captagon sevkiyatı ele geçirildi. Suudi Arabistan’daki birimlerden Uyuşturucuyla Mücadele Bürosu’na bilgi ulaştı ve bu bilgiler en hızlı şekilde değerlendirildi. Aynı gece, Trablus Limanı üzerinden yürütülen takip sonucu ekiplerimiz, Lübnan’ın kuzeyindeki bir depoya ulaştı. Burada bir başka kişi gözaltına alındı ve Suudi Arabistan ile Körfez pazarlarına gönderilmek üzere hazırlanmış 8 milyon captagon hapı ele geçirildi. Bu verimli iş birliği ve soruşturmalardaki ciddiyet sayesinde şebekelerin çökertilmesi sağlandı” ifadelerini kullandı.

El-Haccar, “Hiç kimse kanunların üstünde değildir ve uyuşturucu ile mücadele Lübnan devleti için bir önceliktir” dedi.

Önleyici operasyon

El-Haccar, İç Güvenlik Güçleri İstihbarat Şubesi’ni ziyaretinde duyurulan üçüncü operasyona atıfta bulunarak şunları söyledi: “İstihbarat Şubesi de olağanüstü bir çalışma yürüttü. Bu birim, terör ve organize suçla mücadelede zaten büyük başarılar elde ediyor ve önemli rollere sahip. Şubemiz, yakın zamanda karmaşık bir uyuşturucu kaçakçılığı operasyonunu engelledi. Operasyonda, uluslararası bağlantıları olan bir şebekenin başı hedef alındı. Bu şebeke, captagonu Körfez pazarına, esrarı ise Mısır dahil diğer pazarlara kaçırıyordu. Daha önce Avustralya ve Türkiye’ye de sevkiyat yapmışlar, ayrıca Türkiye ve Ürdün’de bağlantıları bulunuyordu. Şebekenin başı ve diğer kişiler tutuklandı; yaklaşık 6,5 milyon captagon hapı ve 720 kilogram esrar ele geçirildi. Maddeler sevkiyata hazırlanmış ve Beyrut Limanı’na gönderilecekken, İstihbarat Şubesi kaçakçıları limana varmadan durdurdu ve suçluları eş zamanlı olarak birden fazla yerde gözaltına aldı. Captagonun nihai hedefi Suudi Arabistan’dı ve bu konuda Suudi makamları bilgilendirildi. Bu, son derece önemli ve önleyici bir operasyondu.”

El-Haccar, “Bahsettiğim her şey, siyasi yetkililerin mükemmel bir iş çıkaran kurumlara verdikleri desteğin ve bu konunun ciddiyetinin kanıtıdır. Lübnan ve Arap Körfezi ülkelerinde her türlü kaçakçılığı önlemek için sürekli gözetim, izleme ve takip operasyonları yürütülmektedir. Bu da toplumun korunmasına katkıda bulunmakta ve bu konuyu çok ciddiye alan Lübnan'ın güvenilirliğini artırmaktadır” şeklinde konuştu.

Ekonomik bir alternatif olarak kalkınma

El-Haccar, uyuşturucuyla mücadele ve şebekelerin çökertilmesinin yanı sıra, devletin uyuşturucu ticaretinin yoğun olduğu uzak bölgelerin kalkınmasına da odaklandığını belirtti. Bakan, hükümetin kenevir yetiştiriciliğini düzenleyen denetleyici bir kurumu belirli standartlar ve kriterler çerçevesinde onayladığını kaydetti. El-Haccar’ın açıklamasına göre amaç, ‘daha önce yasadışı esrar yetiştirilen bölgelerde, artık tıbbi amaçlı kullanım için hazırlanmış kenevirin denetleyici kurum gözetiminde yetiştirilmesini sağlamak ve bunun bölgenin kalkınmasına katkıda bulunmasını temin etmek.’



Irak Başbakanı  Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
TT

Irak Başbakanı  Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi, 1 Ekim 2026'yı devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması için ciddi bir başlangıç olarak belirlerken sürecin en geç 30 Haziran 2027'de tamamlanmasını öngördü.

Zeydi bugün (perşembe) yaptığı açıklamada, “1 Ekim 2026, devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması ve anayasal yükümlülüklere uyulması için ciddi bir başlangıçtır. Açık bir yol haritası ve üzerinde mutabık kalınan, 30 Haziran 2027'yi aşmayacak takvimler doğrultusunda hareket edilecektir” ifadelerini kullandı.

Zeydi, bunun savaş ve barış kararının anayasal makamlara bırakılmasını ve bunun dışında herhangi bir askeri faaliyetin engellenmesini öngören anayasal ilke doğrultusunda yürütüleceğini belirtti.

Irak hükümetinin anayasa doğrultusunda, Irak topraklarında bulunan Iraklı olmayan tüm silahlı grupların silahlarını tamamen teslim etmesini sağlayacağını belirten Zeydi, bunun ülkenin güvenliğinin ve istikrarının korunmasını ve sınırların kontrol altında tutulmasını amaçladığını kaydetti.

Zeydi, “1 Ekim, Irak'ın tam egemenliğe sahip, kurumlarıyla güçlü, anayasa, hukuk ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde hareket eden yeni bir aşamaya geçişinin başlangıcını temsil ediyor” dedi.

Irak'ın bölgesel ve uluslararası çevresiyle ortak çıkarlara ve karşılıklı saygıya dayalı dengeli ilişkiler geliştireceğini belirten Zeydi, hükümetin Irak topraklarının ve hava sahasının komşu ülkelerin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir eylem için çıkış noktası veya geçiş güzergâhı olarak kullanılmasını engelleme konusunda kararlı olduğunu vurguladı.

Zeydi, Irak'a yönelik saldırılarda herhangi bir ülkenin topraklarının veya hava sahasının kullanılmasını da reddettiklerini belirterek bunun karşılıklı egemenlik, iyi komşuluk ve iç işlerine müdahale etmeme ilkelerine dayandığını ifade etti.

Başbakan, Irak hükümetinin güvenlik kurumlarını desteklemek amacıyla kapsamlı bir hava savunma sistemi satın alacağını belirterek bunun “Irak devletinin tam hava egemenliğini güçlendirmeyi” hedeflediğini söyledi.

Zeydi ayrıca Haşdi Şabi yasasının çıkarılması ve yapının başbakan sıfatıyla silahlı kuvvetler başkomutanının komutası altında güvenlik sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak statüsünün belirlenmesi için çalışılacağını açıkladı.

Zeydi sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu büyük gün, 1 Ekim 2026'yı ve Irak'taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesi, güçlerinin kara, hava ve deniz yoluyla tamamen ve nihai olarak çekilmesi ve Irak'ın tam ve kapsamlı egemenliğini elde etmesiyle gerçekleşen büyük ulusal başarıyı kutluyoruz.”


Kararlı Azim Irak’tan ayrıldı

Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
TT

Kararlı Azim Irak’tan ayrıldı

Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)

Uluslararası Koalisyon, Bağdat hükümetinin DEAŞ’la mücadelede yardım talep etmesinin ardından yıllardır yürüttüğü “Kararlı Azim” misyonunu Irak’ta sona erdirdi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD ve koalisyon ortaklarının “Kararlı Azim” operasyonunu tamamladığını ve operasyonun Ürdün’e taşındığını, Iraklı ortaklara istihbarat desteğinin ise sürdürüleceğini açıkladı.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, “Uluslararası Koalisyon’un görevinin sona ermesi, terörle mücadelemizin sona erdiği anlamına gelmiyor. Aksine bu, Irak’ın güvenliğin sorumluluğunu tamamen üstleneceği yeni bir aşamaya geçiştir” dedi. Kontrolsüz silahlanma konusunda ise Zeydi, “Hukukun çatısı dışında silah, devlet kurumları dışında güç olmayacak; anayasanın gereği budur” ifadelerini kullandı.

Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani de dün, Uluslararası Koalisyon güçlerinin görevlerinin sona ermesinin ardından bölgenin tehdit altında olmadığı konusunda halkına güvence verdi.

Washington’da ise uzmanlar, ABD’nin çekilmenin ardından mevcut aşamada milisleri dağıtmaya ve İran’ın nüfuzunu izole etmeye odaklandığını belirtti.

İran ve müttefiklerinin, son ABD askerlerinin — esas olarak Kürdistan Bölgesi’ndeki Erbil’de bulunan bir hava üssünden — çekilmesini “zafer” olarak nitelendirerek kutlaması dikkat çekti. Bu gelişme, Iraklıların bir bölümünün jeopolitik meydan okumalara ilişkin endişeler taşıdığı bir dönemde yaşandı.


Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması

Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
TT

Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması

Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)

Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte Suriye hükümetinin “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu hayata geçirme planı hız kazanıyor. Geçen hafta 500’den fazla yerinden edilmiş aile Halep, İdlib, Hama ve Deyrizor illerindeki memleketlerine dönerken, Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih de iki hafta önce konuyu Birleşmiş Milletler gündemine taşıdı. Salih, uluslararası destek sağlanarak meselenin “yerinden edilmenin finansmanından çözümlerin finansmanına” taşınmasını hedefliyor.

Mart ayında 59 sayılı kararname uyarınca yıkılmış bölgelerde altyapının hazırlanması amacıyla Yüksek Komite’nin kurulmasından ağustos ayı sonuna kadar, kuzey Suriye’deki kamplardan 10 binden fazla aile memleketlerine döndü. Acil Durumlar Bakanlığı Medya ve İletişim İdaresi yetkilileri tarafından “Şarku’l Avsat”a yapılan açıklamada, yaklaşık 157 kampın kapatıldığı, 220 kampın daha kapatılması için hazırlık yapıldığı bildirildi.

İdare, yalnızca 3 bin 344 bölgenin 120’sindeki altyapının yeniden inşası, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi ve dönen aileler için konut çözümleri sağlanması için gereken finansman ihtiyacının 2 milyar doları aştığını belirtti.

Bu rakam, dönüş bölgelerindeki ihtiyaçların boyutunu ortaya koyuyor. Söz konusu bölgelerin “büyük ölçüde zarar gördüğü ve su, elektrik, kanalizasyon, sağlık, eğitim, belediye hizmetleri ve konut alanlarında kapsamlı yatırımlara ihtiyaç duyduğu” ifade edildi.

En azından kendi toprağımızdayız

Ümmü Muhammed, Hama kırsalındaki Latamne beldesine dönen kafilede yer alan ailelerden biriydi. Aileye dönüşü kolaylaştırmak amacıyla mutfak malzemeleri, battaniyeler ve ulaşım desteği sağlandı.

Ümmü Muhammed, kamptaki çadırdan, yıkılmış evinin yanına kurduğu başka bir çadıra taşındığını anlatıyor. Alternatif bir konut bulunmadığını belirten Ümmü Muhammed, buna rağmen kampta kalmaktan daha iyi olduğunu düşünüyor:

“En azından kendi toprağımızda ve kendi insanlarımızın arasındayız. İşlerimizi yoluna koyup evimizi yeniden inşa edene kadar burada kalabiliriz.”

rgthyu7
Hama kırsalındaki Latamne beldesinde “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu kapsamında evleri inceleyen ekip. (Latamne Belediyesi)

Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinden bu yana memleketlerine dönen ailelerin sayısının 170 bini aştığı tahmin ediliyor. Bu sayı, kuzey Suriye’deki kamplarda yaşayan nüfusun yaklaşık yüzde 64’üne tekabül ediyor. Ancak savaş yıllarında bölgelerin büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle dönüş yapılan yerlerin ezici çoğunluğunda hâlâ temel hizmetler bulunmuyor.

Dönenlerin verdiği bilgilere göre aileler mevcut alternatif imkânlarla hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Yerel ve uluslararası kuruluşların sınırlı desteğiyle, yıkılmış evlerin yanına çadır kurulması, kanalizasyon için fosseptik çukurları açılması, su temini amacıyla kuyu kazılması veya yakındaki bir kaynaktan su getirilmesi ve elektrik ihtiyacı için güneş enerjisinden yararlanılması gibi yöntemlere başvuruluyor.

BM’den daha fazla destek talebi

Suriye hükümeti, erken toparlanma ve yeniden rehabilitasyon projelerine Birleşmiş Milletler ve uluslararası ortakların katkısını artırmayı, finansman açığının kapatılmasına destek sağlamayı ve böylece dönüş bölgelerinin hazırlanmasını hızlandırarak güvenli ve sürdürülebilir dönüş için uygun koşulları oluşturmayı hedefliyor. Planın hükümet öncülüğünde, ulusal ve uluslararası ortaklarla iş birliği içinde uygulanması öngörülüyor.

Acil Durumlar Bakanlığı’nın çalışmalarının ana finansörü hâlâ Suriye hükümeti. BM kuruluşları ile uluslararası ve yerel kuruluşlardan da destek geliyor, ancak Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre bu destek “ihtiyacın boyutuyla kıyaslandığında sınırlı”.

Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih, kısa süre önce New York’ta BM Genel Kurulu toplantılarına katılan Suriye heyetinde yer aldığı sırada, bakanlığının “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu Eylül 2027’ye kadar hayata geçirmek için hazırladığı rakam, istatistik ve çalışmaları sundu.

Genel Kurul toplantıları çerçevesinde düzenlenen bir etkinlikte konuşan Salih, planın amacının altyapı, okullar, sağlık merkezleri, su ve kanalizasyon sistemlerini yeniden inşa etmenin yanı sıra istihdam imkânları sağlayarak “kamplara duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmak” olduğunu söyledi.

Plan kamplar dışındaki yerinden edilmişleri de kapsıyor

Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu, kampların dışında yaşayan yerinden edilmiş aileleri de kapsıyor. Buna kiralık evlerde veya akrabalarının yanında yaşayanlar ile ülke dışında bulunan ve gönüllü olarak memleketlerine dönmek isteyen Suriyeliler de dahil.

cdfvgb
Kuzey Suriye’deki kamplardan yerinden edilmişlerin eşyaları, memleketlerine dönüş için yükleniyor. (Acil Durumlar Bakanlığı)

Ancak bu kişilerin dönüşü için altyapının rehabilite edilmesi, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi, risklerin ortadan kaldırılması ve geçim kaynaklarına erişim imkânlarının güçlendirilmesi gerekiyor.

Kamplar girişimin mevcut aşamadaki başlangıç noktası ve önceliği olmayı sürdürürken, elde edilecek sonuçların yıllardır şartlar nedeniyle dönemeyen bütün Suriyeliler için dönüşü teşvik eden bir ortam oluşturması bekleniyor.

Halep, İdlib ve Hama’da projeler

Halep, İdlib ve Hama valilikleri bu ay “Kamplar Olmadan Suriye” kapsamında bir dizi kalkınma ve hizmet projesi başlattı. Projelerin değeri Halep’te yaklaşık 9,25 milyon dolar, İdlib’de 8,2 milyon dolar ve Hama’da 7,5 milyon dolar olarak açıklandı.

Bu çalışmalar, hükümetin enkaz kaldırma projesiyle eş zamanlı yürütülüyor. Yıl başından bu yana 3 milyon metreküp enkaz kaldırılırken, yıl sonuna kadar 3 milyon metreküp daha enkazın kaldırılmasına yönelik projelerin kısa süre içinde başlatılması planlanıyor.

Acil Durumlar Bakanlığına göre Şam kırsalındaki Duma ve Deraya kentlerinde enkaz kaldırma ve yönetimi projesi de yürütülüyor. Suudi Arabistan tarafından Kral Selman İnsani Yardım ve Yardım Çalışmaları Merkezi aracılığıyla finanse edilen proje kapsamında yaklaşık 85 bin metreküp enkazın kaldırılması ve geri dönüştürülebilir yaklaşık 30 bin metreküp molozun bu amaçla kurulan uzman birim aracılığıyla geri dönüştürülmesi hedefleniyor.

Projenin, kaynakların yeniden kullanılmasına, çevresel etkinin azaltılmasına ve erken toparlanma sürecinin desteklenmesine katkı sağlaması amaçlanıyor.

Suriye genelinde hâlen yaklaşık 50 milyon metreküp enkaz ve moloz bulunduğu tahmin ediliyor.