Lübnan İçişleri Bakanı Şarku'l Avsat'a konuştu: Uyuşturucuyla mücadelede önemli ilerleme kaydettik

Siyasi yetkililer güvenlik kurumlarına tam destek verdiler

Lübnan İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)
Lübnan İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)
TT

Lübnan İçişleri Bakanı Şarku'l Avsat'a konuştu: Uyuşturucuyla mücadelede önemli ilerleme kaydettik

Lübnan İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)
Lübnan İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)

Lübnan İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar, Lübnan'ın uyuşturucu kaçakçılığı ve üretimini ortadan kaldırma kararını uygulamada önemli ilerleme kaydettiğini iddia etti. El-Haccar, Şarku'l Avsat ile yaptığı röportajda, siyasi otoritelerin bu konuyu çok ciddiye aldığını belirtti. Lübnan'a veya Lübnan'dan Arap Körfezi ülkelerine uyuşturucu kaçakçılığı girişimlerini izleme ve engelleme konusunda ‘mükemmel bir iş çıkaran’ güvenlik kurumlarına tam destek verdiğini belirten el-Haccar, bunun ‘toplumun korunmasına katkıda bulunduğunu ve Lübnan'ın güvenilirliğini artırarak bu konuyu ele alma konusundaki ciddiyetini gösterdiğini’ ifade etti.

df
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar'ı kabul etti. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

El-Haccar’ın, Lübnan’da uzun yıllardır uyuşturucu şebekelerinin çökertilmesinde deneyimi bulunuyor; kendisi İç Güvenlik Güçleri’nde adli polis memuru olarak görev yapmıştı. Lübnan’da uyuşturucu şebekelerinin köklü bir geçmişi bulunuyor ve Suriye’nin Lübnan’daki varlığı döneminde bu kaçakçılık ağlarının yurt dışına uzanan bağlantıları vardı. El-Haccar, “Joseph Avn’ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından, yemin konuşmasında uyuşturucuyla mücadele konusunun yer alması son derece dikkat çekiciydi; bu taahhüt aynı zamanda Bakanlar Kurulu bildirisinde de yer aldı” dedi.

El-Haccar, “Hükümette İçişleri Bakanlığı görevini devraldıktan sonra, uyuşturucu ile mücadeleyi İçişleri Bakanlığı'nın stratejik önceliklerinden biri olarak belirledim ve bu, bakanlığın en önemli 10 önceliğinden biri haline geldi. Göreve geldiğimden beri, İç Güvenlik Güçleri'ndeki ilgili taraflarla ve İçişleri Bakanı'nın başkanlık ettiği ve Lübnan ordusu da dahil olmak üzere çeşitli güvenlik kurumlarını içeren Merkezi Güvenlik Konseyi aracılığıyla bu konuyu takip ediyorum” ifadelerini kullandı.

ty6
Lübnan'ın doğusundaki Baalbek'te ele geçirilen uyuşturucuları taşıyan askeri araçlar (Arşiv – Lübnan Ordu Komutanlığı)

El-Haccar, “İlk toplantılardan itibaren ilgililere, uyuşturucuyla mücadelenin ulusal bir öncelik olduğunu bildirdim. Gerçekten de tüm birimler harekete geçti; Lübnan ordusu büyük çabalar gösterdi, Captagon imalathaneleri dağıtıldı ve hassas bölgelerde operasyonlar düzenlendi. Bunların sonuncusu, uzun yıllar boyunca Lübnan devletinin doğrudan müdahalesinden uzak kalmış olan Filistinli mültecilerin yaşadığı Şatila Kampı’nda gerçekleştirildi” şeklinde konuştu.

Büyük çaplı ele geçirmeler

Son zamanlarda Lübnanlı yetkililer tarafından önemli miktarda uyuşturucu ele geçirildi. El-Haccar bu konu hakkında şöyle dedi: “Suriye rejimi değiştiğinde, özellikle sınırın Suriye tarafındaki ticaretin büyük bir bölümünü oluşturan captagona karşı uyuşturucu ile mücadele operasyonları düzenlendi. Operasyona katılan uzmanlar, stokların bir kısmının hâlâ mevcut olabileceğini ve bunun piyasaya sürülmeye çalışıldığını düşünüyor. Ancak devletin ciddiyeti ve Cumhurbaşkanı ile hükümetin tüm kademelerinden gelen tam siyasi destek, güvenlik güçlerine büyük bir ivme kazandırdı ve onları daha etkili şekilde çalışmaya teşvik etti. Bu da sahadaki sonuçlarda açıkça görüldü.”

Suudi güvenlik kurumlarıyla koordinasyon

Lübnan'ın uyuşturucu ile mücadelede büyük ilerleme kaydettiğini vurgulayan el-Haccar sözlerini şöyle sürdürdü: “Son ele geçirmelerde, Uyuşturucuyla Mücadele Bürosu’na giderek, bu kuruma, güvenlik güçlerine ve tüm güvenlik kurumlarına destek mesajı gönderdim... Operasyonu yerinde takip ederken, Suudi Arabistan Uyuşturucuyla Mücadele Müdürlüğü’nden Lübnan’a, Trablus Limanı’nda kokain bulunduğuna dair bilgiler ulaştı. Uyuşturucuyla Mücadele Bürosu hızlı ve kararlı şekilde müdahale etti ve 125 kilogram kokain ele geçirildi. Bu, son yıllarda Lübnan’da tek seferde ele geçirilen en büyük miktar oldu. Üstelik bu, üretimi çoğaltılabilecek yoğunlaştırılmış türdendi… Tüm bunlar, Suudi makamlarıyla yürütülen verimli iş birliğinin bir sonucuydu.”

sd
Lübnan Uyuşturucuyla Mücadele Bürosu'ndan bir memur, geçen ay kaçakçılığı engellenen uyuşturuculardan bir kısmını gösteriyor. (EPA)

El-Haccar’ın aktardığına göre, ikinci operasyon da Suudi makamlarıyla koordinasyon içinde gerçekleştirildi. El-Haccar, “Önce Cidde’ye, oradan da Kuveyt’e kaçırılmak üzere hazırlanmış bir captagon sevkiyatı ele geçirildi. Suudi Arabistan’daki birimlerden Uyuşturucuyla Mücadele Bürosu’na bilgi ulaştı ve bu bilgiler en hızlı şekilde değerlendirildi. Aynı gece, Trablus Limanı üzerinden yürütülen takip sonucu ekiplerimiz, Lübnan’ın kuzeyindeki bir depoya ulaştı. Burada bir başka kişi gözaltına alındı ve Suudi Arabistan ile Körfez pazarlarına gönderilmek üzere hazırlanmış 8 milyon captagon hapı ele geçirildi. Bu verimli iş birliği ve soruşturmalardaki ciddiyet sayesinde şebekelerin çökertilmesi sağlandı” ifadelerini kullandı.

El-Haccar, “Hiç kimse kanunların üstünde değildir ve uyuşturucu ile mücadele Lübnan devleti için bir önceliktir” dedi.

Önleyici operasyon

El-Haccar, İç Güvenlik Güçleri İstihbarat Şubesi’ni ziyaretinde duyurulan üçüncü operasyona atıfta bulunarak şunları söyledi: “İstihbarat Şubesi de olağanüstü bir çalışma yürüttü. Bu birim, terör ve organize suçla mücadelede zaten büyük başarılar elde ediyor ve önemli rollere sahip. Şubemiz, yakın zamanda karmaşık bir uyuşturucu kaçakçılığı operasyonunu engelledi. Operasyonda, uluslararası bağlantıları olan bir şebekenin başı hedef alındı. Bu şebeke, captagonu Körfez pazarına, esrarı ise Mısır dahil diğer pazarlara kaçırıyordu. Daha önce Avustralya ve Türkiye’ye de sevkiyat yapmışlar, ayrıca Türkiye ve Ürdün’de bağlantıları bulunuyordu. Şebekenin başı ve diğer kişiler tutuklandı; yaklaşık 6,5 milyon captagon hapı ve 720 kilogram esrar ele geçirildi. Maddeler sevkiyata hazırlanmış ve Beyrut Limanı’na gönderilecekken, İstihbarat Şubesi kaçakçıları limana varmadan durdurdu ve suçluları eş zamanlı olarak birden fazla yerde gözaltına aldı. Captagonun nihai hedefi Suudi Arabistan’dı ve bu konuda Suudi makamları bilgilendirildi. Bu, son derece önemli ve önleyici bir operasyondu.”

El-Haccar, “Bahsettiğim her şey, siyasi yetkililerin mükemmel bir iş çıkaran kurumlara verdikleri desteğin ve bu konunun ciddiyetinin kanıtıdır. Lübnan ve Arap Körfezi ülkelerinde her türlü kaçakçılığı önlemek için sürekli gözetim, izleme ve takip operasyonları yürütülmektedir. Bu da toplumun korunmasına katkıda bulunmakta ve bu konuyu çok ciddiye alan Lübnan'ın güvenilirliğini artırmaktadır” şeklinde konuştu.

Ekonomik bir alternatif olarak kalkınma

El-Haccar, uyuşturucuyla mücadele ve şebekelerin çökertilmesinin yanı sıra, devletin uyuşturucu ticaretinin yoğun olduğu uzak bölgelerin kalkınmasına da odaklandığını belirtti. Bakan, hükümetin kenevir yetiştiriciliğini düzenleyen denetleyici bir kurumu belirli standartlar ve kriterler çerçevesinde onayladığını kaydetti. El-Haccar’ın açıklamasına göre amaç, ‘daha önce yasadışı esrar yetiştirilen bölgelerde, artık tıbbi amaçlı kullanım için hazırlanmış kenevirin denetleyici kurum gözetiminde yetiştirilmesini sağlamak ve bunun bölgenin kalkınmasına katkıda bulunmasını temin etmek.’



Hizbullah İsrail'in saldırılarına “gereken yanıtın verileceğini” duyururken Netanyahu, üç İsrail askerinin yaralandığını açıkladı

İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir evi hedef alan hava saldırısının ardından enkaz arasında arama yapan kurtarma ekipleri (DPA)
İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir evi hedef alan hava saldırısının ardından enkaz arasında arama yapan kurtarma ekipleri (DPA)
TT

Hizbullah İsrail'in saldırılarına “gereken yanıtın verileceğini” duyururken Netanyahu, üç İsrail askerinin yaralandığını açıkladı

İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir evi hedef alan hava saldırısının ardından enkaz arasında arama yapan kurtarma ekipleri (DPA)
İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir evi hedef alan hava saldırısının ardından enkaz arasında arama yapan kurtarma ekipleri (DPA)

Hizbullah, dün Lübnan’ın güneyine düzenlenen kanlı hava saldırılarının ardından İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına ‘gereken yanıtın verileceğini’ duyurdu ve Lübnanlı makamları İsrail ile yürütülen ‘aşağılayıcı’ müzakereleri durdurmaya çağırdı. Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada, Hizbullah’ın Lübnan'ın güneyindeki ‘güvenli bölgede! düzenlediği bir saldırı sonucu üç İsrail askerinin yaralandığını açıkladı.

Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığı açıklamaya göre Hizbullah, İsrail'in ‘saldırılarının, ihlallerinin ve oldu bitti yaratma girişimlerinin sürdürülemeyeceğini ve bunlara gereken karşılığın verileceğini çok iyi anlaması gerektiğini’ vurguladı.

Açıklamada ayrıca, Lübnanlı makamların ‘aşağılayıcı müzakereler sürecini sürdürmekte ısrarcı olmamaları ve düşmana karşılıksız armağanlar sunmamaları’ gerektiği ifade edildi.

Öte yandan İsrail ordusu tarafından dün yapılan açıklamada, resmi makamların aralarında çocukların da bulunduğu 11 kişinin öldüğünü bildirdiği Lübnan'a yönelik hava saldırılarının, ateşkes anlaşmasının Hizbullah tarafından ihlal edilmesine yanıt olarak gerçekleştirildiği savunuldu.

İsrail ordusunun Arapça Sözcüsü Ella Waweya sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, İsrail’in saldırılarının ‘Hizbullah'ın, üzerinde uzlaşılan güvenlik bölgesi içerisinde güçlerimize saldırmasının ardından, anlaşmayı ciddi şekilde ihlal etmesine bir yanıt’ olarak gerçekleştirildiğini yazdı.

Daha sonra İsrail ordusundan yapılan açıklamada, hava saldırılarının Hizbullah’ın askeri bir yetkilisini hedef aldığı belirtildi. Açıklamada, İsrail güçlerinin Hizbullah'a ait bir komuta merkezini vurduğu ve örgütün seçkin birimi Rıdvan Gücü’nde bölge komutanı olan Ali Samir el-Hac Hasan'ın öldürüldüğü kaydedilirken bu eylemin, Hizbullah'ın İsrail güçlerine karşı düzenlediği bir operasyona misilleme olarak gerçekleştirildiği ifade edildi.

Hac Hasan'ın aile üyelerinin de öldürüldüğü yönündeki ‘iddialara’ değinen İsrail ordusu, söz konusu kişilerin hedef alınmadığını, Hac Hasan'ın ‘aile üyelerini canlı kalkan olarak kullandığını ve onlarla birlikte askeri komuta merkezinde saklandığını’ ileri sürdü.

Resmi kaynaklara göre İsrail'in dün Lübnan'ın güneyinde düzenlediği hava saldırılarında 11 kişi hayatını kaybetti. Bu rakam, geçtiğimiz haziran ayı sonlarında Lübnan ile İsrail arasında imzalanan çerçeve anlaşmadan bu yana kaydedilen en yüksek günlük can kaybı olarak kayıtlara geçti.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, önümüzdeki ayın başlarında Roma'da yapılması planlanan yeni müzakere turu öncesinde, İsrail'in ülkenin güneyine düzenlediği hava saldırılarının İsrail ile yürütülen müzakere sürecine yönelik ‘açık bir mesaj’ niteliğinde olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Avn, ‘İsrail’in ülkesinin güneyine yönelik devam eden saldırılarını ve çerçeve anlaşma ile sivillerin korunmasına dair uluslararası yasaların mükerrer ihlallerini kınadı ve ‘bu ihlallerin müzakere sürecine ve bu anlaşmanın uygulanmasını amaçlayan ABD çabalarına yönelik net bir mesaj oluşturduğunu’ ifade etti.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam da sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘İsrail'in tırmandırdığı bu gerilimin, son derece tehlikeli bir durum olduğunu ve güneyde istikrarı sağlama çabalarını baltaladığını’ yazdı.

Başbakan Selam, “İsrail hava saldırısının şehitleri, askeri bir altyapı değil, öldürülenler çocuklar ve kadınlar da askeri hedef değil” ifadelerini kullandı.

Selam ayrıca, “Lübnan topraklarında bulunması halinde herhangi bir askeri yapıya müdahale etme sorumluluğu Lübnan ordusu ve meşru kurumları aracılığıyla yalnız Lübnan devletine aittir. Bu tür yapıların varlığı, İsrail'e Lübnan topraklarını çiğneme veya sivilleri tehlikeye atma hakkı vermez” diye ekledi.


Tehditler ve çıkmaza giren müzakereler arasında Hürmüz Boğazı

USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Hürmüz Boğazı’ndan geçerken (AP)
USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Hürmüz Boğazı’ndan geçerken (AP)
TT

Tehditler ve çıkmaza giren müzakereler arasında Hürmüz Boğazı

USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Hürmüz Boğazı’ndan geçerken (AP)
USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Hürmüz Boğazı’ndan geçerken (AP)

Savaşı sona erdirmeye ve Hürmüz Boğazı'ndaki petrol tankeri trafiğine ilişkin görüşmelerde çıkmaz devam ederken, savaşan tarafların çatışmayı sonlandırmaya yaklaştığına dair hiçbir emare bulunmuyor.

Müzakerelerdeki tıkanıklık sürerken savaşan taraflar karşılıklı olarak açık tehditlerde bulundu. İran dün ABD'yi yenilgiyi kabul etmeye çağırırken, ABD Başkanı Donald Trump İran'ı ‘son derece şeytani’ olarak nitelendirdi ve krizin sona ermesinin ardından Hürmüz Boğazı'nı bir Amerikan bölgesi haline getireceğini söyledi. Trump ayrıca, savaşın bir sonucu olarak artmaya devam eden akaryakıt fiyatlarına katlanmaya hazır olmaları konusunda Amerikalılara çağrıda bulundu.

Elbette İran'ın Trump'ın bu sözlerine yanıtı gecikmedi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda “Bu boğaz ancak İran'ın emriyle açılır veya kapatılır. Amerikalılar yenilgi gerçeğini kabullenmeyi reddettikleri sürece Tahran ablukayı sürdürmeye devam edecek” ifadelerini kullandı.

Aynı şekilde Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi da İran'ın ABD ile müzakerelere yeniden başlama konusunda henüz bir karar almadığını belirterek, “Esasen ortada süresini uzatmaya çalışacağımız bir ateşkes baştan beri yoktu... Biz savaşın sona ermesini bekliyorduk, şimdi ise ortada yeni bir durum var” açıklamasında bulundu.

Arakçi ayrıca, savaş öncesinde küresel petrol sevkiyatının beşte birinin geçtiği su yolunda deniz trafiğinin yeniden başlaması için Washington'un boğazla ilgili şartları yerine getirmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Bu arada İran gemilere yönelik saldırılarını artırarak, cuma akşamı Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) petrol şirketi ADNOC’a ait bir gemiyi hedef aldı. Bu saldırı, bir hafta içinde yaşanan bu türden üçüncü olay olarak kayıtlara geçti.


Yeşil Bölge’nin güvenliğinin başına Iraklı yeni bir komutan getirildi

Bağdat'ın merkezindeki yüksek güvenlikli Yeşil Bölge (Reuters)
Bağdat'ın merkezindeki yüksek güvenlikli Yeşil Bölge (Reuters)
TT

Yeşil Bölge’nin güvenliğinin başına Iraklı yeni bir komutan getirildi

Bağdat'ın merkezindeki yüksek güvenlikli Yeşil Bölge (Reuters)
Bağdat'ın merkezindeki yüksek güvenlikli Yeşil Bölge (Reuters)

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Başkent Bağdat'taki Yeşil Bölge’nin güvenliğinden sorumlu Özel Tümen'in yeni komutanı olarak Tümgeneral Usame Abd Tarış'ı görevlendirdi. Bu adım, üst düzey mevkilerdeki güvenlik ve askeri yetkililerin büyük çoğunluğunu kapsayan değişiklik silsilesini tamamlayıcı nitelik taşıyor.

Güvenlik kaynaklarının dün yaptığı açıklamaya göre özel kuvvetler mensubu Tarış, hükümet, parlamento ve cumhurbaşkanlığı binaları ile güvenlik ve diplomatik kurumların yer aldığı bölgenin korunmasını üstlenecek.

Söz konusu adım, silahlı grupların silahlarına yönelik anlaşmazlıkların tırmandığı bir ortamda, Uluslararası Koalisyon güçlerinin Irak'taki görevinin önümüzdeki Eylül ayının sonunda bitmesi öngörülen tarihin yaklaşırken atıldı.

Kaynaklar, Tümgeneral Hadi el-Kinani'nin Bağdat Operasyonlar Odası’nın yeni komutanı olarak görevine başladığı bu dönemde, değişikliklerin Terörle Mücadele Birimi Başkanı, Federal Polis Komutanı ile istihbarat ve ulusal güvenlik teşkilatlarındaki yöneticileri de kapsadığını sözlerine ekledi.

Bu arada Terörle Mücadele Birimi Başkanı Korgeneral Zeyd Huşi, dün Ulusal İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Vakkas el-Hadisi ile ortak güvenlik ve istihbarat dosyalarını görüştü.