İran, BM yaptırımlarına rağmen Çin'in desteğiyle füze programını yeniden canlandırıyor

Batı istihbaratı: Katı yakıt üretim bileşenleri sevkiyatları Bender Abbas'a ulaştı

Planet Labs’tan alınan uydu görüntüsünde, geçtiğimiz ağustos ayında Tahran'ın doğusundaki Parçin Üssü’nde füze tesislerinin yeniden inşa edildiği gözüküyor. (AP)
Planet Labs’tan alınan uydu görüntüsünde, geçtiğimiz ağustos ayında Tahran'ın doğusundaki Parçin Üssü’nde füze tesislerinin yeniden inşa edildiği gözüküyor. (AP)
TT

İran, BM yaptırımlarına rağmen Çin'in desteğiyle füze programını yeniden canlandırıyor

Planet Labs’tan alınan uydu görüntüsünde, geçtiğimiz ağustos ayında Tahran'ın doğusundaki Parçin Üssü’nde füze tesislerinin yeniden inşa edildiği gözüküyor. (AP)
Planet Labs’tan alınan uydu görüntüsünde, geçtiğimiz ağustos ayında Tahran'ın doğusundaki Parçin Üssü’nde füze tesislerinin yeniden inşa edildiği gözüküyor. (AP)

Avrupa ve Batı istihbarat kaynakları, İran'ın son haftalarda katı yakıt üretiminde anahtar bileşen olan sodyum perkloratın büyük miktarlarda Çin'den ithal edilmesiyle balistik füze programını yeniden inşa etme çabalarını yoğunlaştırdığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın CNN'den aktardığına göre bu hamle, balistik füzelerle ilgili faaliyetleri yasaklayan ve nükleer silah taşıma sistemlerinde kullanılabilecek malzemelerin Tahran'a tedarikini kısıtlayan Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımlarının yeniden uygulanmasına aykırı.

Yeni bilgiler, 29 Eylül'den bu yana, yani 2015 nükleer anlaşmasının ihlali nedeniyle on yıldan fazla bir süredir yürürlükte olan BM yaptırımlarına hızlı bir şekilde geri dönülmesini sağlayan snapback mekanizmasının devreye girmesinden iki gün sonra, Bender Abbas limanına en az 2 bin ton sodyum perklorat ulaştığını ortaya koydu.

CNN’in raporu, geçen ay Planet Labs’tan alınan görüntülerin, İran’ın İsrail tarafından hedef alınan füze üretim tesislerini yeniden inşa ettiğini göstermesinin ardından yayınlandı. Ancak, katı yakıt üretimi için gerekli olan endüstriyel karıştırıcıların hâlâ eksik olduğu belirtiliyor.

dfrg
Planet Labs’tan çekilen bir fotoğraf, geçtiğimiz eylül ayında İran'ın kuzeydoğusunda bulunan Şahrud şehri dışındaki bir katı yakıt üretim tesisinde yapılan yeniden inşa çalışmalarını gösteriyor. (AP)

Füze kapasitesinin yeniden canlandırılması, olası bir savaşın yeniden patlak verme ihtimali karşısında Tahran için bir öncelik olarak görülüyor. Zira füzeler, İran’ın temel caydırıcılık araçlarından biri olarak kabul ediliyor. Katı yakıtlı füzeler, fırlatılmadan hemen önce doldurulması gereken sıvı yakıtlı füzelerden daha hızlı şekilde ateşlenebiliyor. Bu hız farkı büyük önem taşıyor; çünkü bir füzenin ateşlenebilmesi ile fırlatma rampasında imha edilmesi arasındaki farkı yaratabiliyor. Nitekim bu durum İsrail ile yaşanan savaş sırasında da meydana gelmişti.

İran'ın Tahran'ın dışındaki Hocir ve Parçin ile başkentin yaklaşık 350 kilometre kuzeydoğusundaki Şahrud'da katı yakıtlı füze üretim üsleri bulunuyor. Son savaştan önce bu üsler, iki ülke arasındaki gerginliğin arttığı Ekim 2024'te İsrail tarafından saldırıya uğramıştı.

Yeniden inşa hızı, Tahran'ın füze programına verdiği önemi yansıtıyor. Buna karşılık, İran'da bombalanan nükleer tesislerde aynı düzeyde yeniden inşa faaliyeti görülmedi.

İsrail ordusuyla yakın bağları olan Washington'daki Amerika Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü'nün (JINSA) tahminlerine göre, savaş sırasında İran İsrail'e 574 balistik füze ateşledi. Aynı araştırma merkezine göre, İran savaş öncesindeki iki çatışmada da 330 füze ateşlemişti.

İsrail ordusu, İran'ın toplam füze sayısını yaklaşık 2 bin 500 olarak tahmin ediyor, bu da füzelerinin üçte birinden fazlasının bu dönemde ateşlendiği anlamına geliyor.

Bender Abbas'taki sevkiyatlar

CNN kaynakları, İran'ın haziran ayında İsrail ile 12 gün süren çatışmada kullanılmış veya imha edilmiş füze stoklarını yenilemek amacıyla Çinli tedarikçilerden bu sevkiyatları satın aldığını belirtti.

Kaynaklara göre, sevkiyatlarda İran İslam Cumhuriyeti Nakliye Hatları (IRISL) tarafından yönetilen veya IRISL personeliyle bağlantılı ekipler kullanıldı ve bu sevkiyatlar Çuhai, Lianyungang, Changjiangkou ve Gaolan da dahil olmak üzere birkaç Çin limanından yola çıktı.

CNN’in raporuna göre, istihbarat kaynakları, Çin limanlarından İran’a sodyum perklorat sevkiyatında yer aldığı belirlenen bir dizi kargo gemisinin seferlerini takip etti. Bu gemiler arasında, 15 Eylül’de Çuhai limanından ayrılıp aynı ayın 29’unda Bender Abbas’a ulaşan MV Basht, 2 Ekim’de Gaolan’dan hareket edip 16 Ekim’de İran’a varan ve 21 Ekim’de Çin’e geri dönen Parzin, 18 Eylül’de yola çıkıp 12 Ekim’de ulaşan Eliana ve 12 Ekim’de varış yapan, ancak istihbarat değerlendirmelerine göre rotasını gizlemek amacıyla Otomatik Tanımlama Sistemi’ni (AIS) kapatan MV Artavand yer alıyor.

Bu gemilerin ve ilgili Çinli kuruluşların bazıları daha önce ABD'nin yaptırımlarına tabi tutulmuştu.

Bu gemilerin çoğu, nisan sonundan bu yana Çin ile İran arasında defalarca gidip gelmiş gibi görünüyor.

Sodyum perklorat, İran'a ihracatı yasaklanmış malzemelerin yer aldığı BM listesinde bulunmasa da, balistik füzelerde kullanımı yasaklanmış bir oksitleyici olan amonyum perkloratın üretiminde doğrudan kullanılabilen bir madde.

Ancak uzmanlar, açıkça anılmamasının Çin’e bunun herhangi bir BM yasağını ihlal etmediğini söyleme imkânı tanıyabileceğine işaret ediyor. Zira yeniden yürürlüğe giren kararlar, nükleer silah taşıma sistemlerinin geliştirilmesine katkıda bulunabilecek ‘unsurlar, maddeler, ekipmanlar, mallar ve teknolojiyi’ yasaklıyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı medyaya yaptığı açıklamada, söz konusu vakalar hakkında bilgi sahibi olmadığını belirtti; ancak yerel yasalar ve uluslararası yükümlülükler çerçevesinde çift kullanımlı maddelerin ihracat kontrollerine bağlı kalındığını vurguladı. Bakanlık ayrıca, yaptırımların yeniden uygulanmasını ‘yapıcı olmayan’ bir adım ve İran nükleer dosyasındaki diplomatik sürece ciddi bir darbe olarak nitelendirdi.

dfgt
İsrail savunma sistemleri, Tel Aviv üzerinde İran füzelerini önlemek için harekete geçti. (AFP)

Yaptırımların yeniden uygulanmasına karşı çıkan Çin ve Rusya, BM'ye gönderdikleri ortak mektupta snapback mekanizmasının meşruiyetini sorguladı.

Kaynaklara göre, bu durumdaki yeni gelişme sadece sevkiyatların devam etmesi değil, haziran ayından bu yana tedariklerin hızı ve hacmi. Teknik analizlere göre, 2 bin ton sodyum perklorat yaklaşık 500 adet katı yakıtlı roket üretmek için yeterli.

Middlebury Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü Doğu Asya Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Programı Direktörü Jeffrey Lewis, savaştan önce İran'ın ayda yaklaşık 200 füze üretmeyi planladığını belirtti. Lewis, “Şimdi, kullanılan ve İsrail saldırılarında yok edilenleri yerine koymaları gerekiyor; bu yüzden büyük miktarda sevkiyatın geleceğini tahmin ediyorum. Bu arada İsrail ve ABD de karşı koyma sistemleri ve mühimmat stoklarını yeniden doldurmak için yarışıyor” ifadelerini kullandı.

Kaynaklar, sevkiyatların yoğunlaşmasının, İsrail ordusunun İran'ın orta menzilli balistik füzeleri için kullandığı yüzeyden yüzeye fırlatıcıların en az üçte birinin haziran ayındaki savaş sırasında hedef alındığını bildirmesinin ardından gerçekleştiğini belirtti.

Yetkililere göre, bu değerlendirme ve nisan sonundan bu yana gemilerin hareketleri, yerel bir silahlanma yarışı ve her iki tarafın da stoklarını yeniden düzenlediği operasyonel bir ‘ara’ olduğunu gösteren pratik bir gösterge sunuyor.

Yeni veriler, Çin'deki lojistik yapıya da ışık tutuyor. Avrupa güvenlik bilgilerine göre, tedarik operasyonlarına katılan şirketlerin çoğu, ülkenin kuzeydoğusundaki kıyı kenti Dalian'da bulunuyor ve akışı sürdürmek için meşru şirketlerin yanı sıra ‘gölge’ bir paravan şirketler ağı aracılığıyla faaliyet gösteriyor.

Geçtiğimiz nisan ayında ABD, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) için balistik füze yakıt bileşenleri satın alan bir ağın parçası olan iki Çinli şirkete yaptırım uyguladı.

CNN kaynakları, bunun söz konusu maddenin ilk sevkiyatı olmadığını da belirtti. Şubat ayında, Çin’den İran’a bin ton sodyum perklorat gönderildiği tespit edilmişti. Mayıs ayında ise Hamouna adlı gemi, yaklaşık bin ton ek maddeyi, DMO için taşımak üzere Taitsan Limanı’ndan ayrıldı ve 14–15 Haziran’da Bender Abbas’a ulaştı.

Yasal komplikasyonlar

Tahran, füze programının ‘savunma amaçlı’ olduğunu söylerken, Pekin ise anlaşmazlıkların diplomasi yoluyla çözülmesi ilkesine açıkça bağlı kalıyor. Ancak yaptırımların yeniden uygulanmasına ilişkin hukuki anlaşmazlık, durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Mekanizma devreye sokulmamış olsaydı, 18 Ekim tarihi, on yıllık nükleer anlaşmaya ilişkin BM kısıtlamalarının sona ermesi ve İran'ın nükleer dosyasının BM Güvenlik Konseyi'nde kapatılması anlamına gelecekti.

Çin ve Rusya'nın diplomasiye daha fazla zaman tanımak için anlaşmayı altı ay uzatma çabaları, BM Güvenlik Konseyi'nin snapback mekanizmasının yürürlüğe girmesinden bir gün önce öneriyi reddetmesiyle başarısız oldu.

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı Nükleer Politika Programı'nda kıdemli araştırmacı olan Tong Zhao, Pekin'in kendisini snapback mekanizmasının yükümlülüklerine bağlı görmediğini, ancak aynı zamanda sodyum perklorat ihracatının dolaylı olarak İran'ın füze programını destekleyebileceğini kabul ettiğini düşünüyor. Zhao, maddenin açıkça adlandırılmamasının yoruma açık bir alan bıraktığını, ancak katı roket yakıtıyla ilgili malzemelere yönelik ‘kapsamlı kontrollerin’, kısıtlamaları sıkılaştırmak isteyen ülkeler için yasal bir argüman olmaya devam ettiğini bildirdi.

Şu ana kadar, nakliye rotalarında bir değişiklik olduğuna dair kamuya açık bir işaret yok. Mürettebat üyelerinin sosyal medya paylaşımları ve denizcilik izleme kayıtları, bahar aylarından bu yana Çin ve İran limanları arasında sık sık seferler yapıldığını gösteriyor.

zxcfv
İran eski Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Füze Birliği eski komutanı Emir Ali Hacızade, geçtiğimiz mart ayında balistik silahların tanıtımı sırasında (İran devlet televizyonu)

Bir Avrupalı yetkili CNN'e şunları söyledi: “Dikkat çekici olan şey zamanlama: savaştan sonra yoğunlaşma, ardından yaptırımların yeniden uygulanmasından sonra artış. Bu, Batı'nın yaptırımlarla tedarik yollarını kapatma girişimlerine yanıt olarak sistematik bir yeniden silahlanma çabası olduğunu gösteriyor.”

Kaynaklar, sevkiyatların izlenmesinin devam ettiğini ve Çin veya BM'nin, yasal tartışmaların ana konusu olmaya devam eden sodyum perkloratın açık yasak listelerine dahil edilmesini genişletebilecek veya ‘çift kullanımlı kontrolleri’ sıkılaştırabilecek herhangi bir düzenleme değişikliği yapmasını beklediklerini doğruladı.



Putin ve Şi iki ülke arasında kapsamlı ortaklığın güçlendirilmesinin çerçevesini çiziyor

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Rusya Devlet Başkanı Putin'i Pekin'e gelişinde karşılarken (AP)
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Rusya Devlet Başkanı Putin'i Pekin'e gelişinde karşılarken (AP)
TT

Putin ve Şi iki ülke arasında kapsamlı ortaklığın güçlendirilmesinin çerçevesini çiziyor

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Rusya Devlet Başkanı Putin'i Pekin'e gelişinde karşılarken (AP)
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Rusya Devlet Başkanı Putin'i Pekin'e gelişinde karşılarken (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in dün başlayıp iki gün sürecek resmi Çin ziyareti, iki ülke arasındaki ortaklığın güçlendirilmesinin ana hatlarını ortaya koydu.

Kremlin'in dış politikasının mimarı olarak bilinen Rusya Devlet Başkanı’nın Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in bugünkü zirvede kapsamlı stratejik ortaklığı genişletmeye ve bölgesel ve uluslararası dosyalarda politikaların koordinasyonu için yeni ve kalıcı mekanizmalar oluşturmaya yöneldiklerini vurguladı.

Rusya-Çin zirvesi, İran savaşı ve Pekin'in enerji ithalatının üçte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının yarattığı baskılar nedeniyle acil çözüme ihtiyaç duyan jeo-ekonomik boyutlar kazandı.

Öte yandan görüşmelerin gündemini yılda 50 milyar metreküp doğalgaz taşıması beklenen Sibirya'nın Gücü 2 Boru Hattı projesinin kesinleştirilmesi belirliyor. Bu proje, Moskova'nın yitirdiği Avrupa ihracatını telafi etmeyi hedefliyor. Bunun yanı sıra dolara bağımlılığı azaltmak ve Batı yaptırımlarını aşmak amacıyla iki yerel para birimi olan ruble ve yuan cinsinden ticaretin genişletilmesi de masada.

İki liderin huzurunda Rusya ile Çin arasındaki ortaklığı pekiştirmek ve Batı'nın finans sistemine bağımlılığı azaltan çok kutuplu bir ekonomik düzeni yerleştirmek amacıyla 40 ortak belgenin imzalanması bekleniyor.


Trump, İran'a saldırıdan kaçınması için iki gün süre verdi

ABD'ye ait bir helikopter, Hürmüz Boğazı yakınlarında gözetleme operasyonu sırasında ticari bir geminin yakınından uçuyor (CENTCOM)
ABD'ye ait bir helikopter, Hürmüz Boğazı yakınlarında gözetleme operasyonu sırasında ticari bir geminin yakınından uçuyor (CENTCOM)
TT

Trump, İran'a saldırıdan kaçınması için iki gün süre verdi

ABD'ye ait bir helikopter, Hürmüz Boğazı yakınlarında gözetleme operasyonu sırasında ticari bir geminin yakınından uçuyor (CENTCOM)
ABD'ye ait bir helikopter, Hürmüz Boğazı yakınlarında gözetleme operasyonu sırasında ticari bir geminin yakınından uçuyor (CENTCOM)

ABD Başkanı Donald Trump dün İran’a, yeni bir askeri harekattan kaçınması için "iki veya üç gün" süre verdi. Trump, saldırıyı başlatma kararını almasına sadece bir saat kalmışken, müzakere yoluna şans tanımak amacıyla operasyonu ertelediğini açıkladı. Washington’un Tahran’ın "yeni bir nükleer silaha" sahip olmasına izin veremeyeceğini belirterek bu sürenin "sınırlı" olduğunu vurgulayan Trump, İranlı liderlerin bir anlaşmaya varmak için "yalvardığını" iddia etti.

Tahran yönetimi ise çözüm için sunduğu son öneride geri adım atmadı. İran Dışişleri Bakanı Siyasi İşler Yardımcısı Kazım Garibabadi, milletvekillerine yaptığı açıklamada, sundukları teklifin tüm cephelerde çatışmaların durdurulmasını, yaptırımların kaldırılmasını, İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasını ve ABD'nin deniz ablukasına son vermesini içerdiğini belirtti. Öneride ayrıca, ABD güçlerinin İran yakınlarındaki bölgelerden çekilmesi ve savaş zararları için tazminat ödenmesi talepleri de yer alıyor.

İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekrem-i Niya da saldırıların yeniden başlaması halinde "yeni cepheler" açılacağı konusunda uyarıda bulundu.

İran Savunma Sanayisinin %90'ı imha edildi

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, savaşın İran'ın balistik füzeleri ile insansız hava araçlarına (İHA) büyük darbe vurduğunu ve ülkenin savunma sanayi altyapısının yüzde 90'ını imha ettiğini öne sürdü.

Öte yandan Şarku’l Avsat’ın Bloomberg ajansından aktardığına göre, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın önümüzdeki temmuz ayına kadar sürmesi ihtimaline karşı olası bir deniz misyonu başlatmayı müzakereye açtı.


Amerika, Hint Okyanusu'nda İran bağlantılı bir petrol tankerine el koydu

Maldivler'in Malé kenti yakınlarında Hint Okyanusu'nda iki kargo gemisi (Arşiv-Reuters)
Maldivler'in Malé kenti yakınlarında Hint Okyanusu'nda iki kargo gemisi (Arşiv-Reuters)
TT

Amerika, Hint Okyanusu'nda İran bağlantılı bir petrol tankerine el koydu

Maldivler'in Malé kenti yakınlarında Hint Okyanusu'nda iki kargo gemisi (Arşiv-Reuters)
Maldivler'in Malé kenti yakınlarında Hint Okyanusu'nda iki kargo gemisi (Arşiv-Reuters)

Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin üç ABD'li yetkiliye dayandırdığı haberine göre ABD, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri saldırıları yeniden başlatma tehdidinde bulunduğu bir dönemde, Hint Okyanusu’nda İran ile bağlantılı bir petrol tankerine gece yarısı operasyonuyla el koydu.

"Sky Wave" adıyla bilinen tankere İran petrolünün taşınmasındaki rolü nedeniyle geçen mart ayında ABD tarafından yaptırım uygulanmıştı. Gemi takip verileri, tankerin dün Malakka Boğazı’nı geçtikten sonra Malezya’nın batısında seyrettiğini gösterdi. Brokerlar ve Lloyd’s List Intelligence verilerine göre, geminin şubat ayında İran’ın Hark Adası’ndan 1 milyon varilden fazla ham petrol yüklediği tahmin ediliyor.

Bu operasyonla birlikte ABD, İran bağlantılı "hayalet filo" gemilerine yönelik yürüttüğü baskı kampanyası kapsamında en az üçüncü kez bir petrol tankerine el koydu. Bu hamleler, ABD'nin Umman Körfezi ve Umman Denizi'ndeki İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasından bağımsız olarak yürütülüyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD, nisan ayında da Hint Okyanusu'nda "Majestic X" ve "Tiffany" adlı iki gemiyi daha alıkoymuştu.

Trump yönetimi, nükleer programına ilişkin taleplerini kabul ettirmek amacıyla Tahran üzerindeki baskıyı sürdürüyor. Başkan Trump dün gazetecilere yaptığı açıklamada, İran’a yönelik yeni askeri saldırılar düzenleme kararının eşiğinden döndüğünü, Körfez ülkelerinin talebi üzerine bu kararı ertelediğini belirtmişti.