Bishara Bahbah, Şarku'l Avsat'a konuştu: Hamas, ağır silahlarını teslim etmeye açık olduğunu gösterdi... Washington'un buna itirazı yok

Bahbah, İsrail ne kadar ikna etmeye çalışırsa çalışsın, Washington'un ateşkes anlaşmasının başarısız olmasına izin vermeyeceğini düşünüyor

Bishara Bahbah, ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile birlikte (Bahbah'ın X hesabı)
Bishara Bahbah, ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile birlikte (Bahbah'ın X hesabı)
TT

Bishara Bahbah, Şarku'l Avsat'a konuştu: Hamas, ağır silahlarını teslim etmeye açık olduğunu gösterdi... Washington'un buna itirazı yok

Bishara Bahbah, ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile birlikte (Bahbah'ın X hesabı)
Bishara Bahbah, ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile birlikte (Bahbah'ın X hesabı)

Filistin asıllı Amerikalı arabulucu Bishara Bahbah Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte, aylar önce İsrail asıllı bir ABD vatandaşının serbest bırakılmasıyla sonuçlanan çok sayıda görüşme yaptığı Hamas'ın ‘ağır silahlarını bırakma konusunda açık ve istekli olduğunu’ söyledi. Bahbah, Başkan Donald Trump'ın başkanlık ettiği ‘barış konseyi’ ile Filistinlilerin başkanlık ettiği ‘Gazze idare komitesi’ arasında bir arabuluculuk komitesi kurulmasına yönelik görüşmelerde şu anda izlenen eğilimden bahsetti.

Bahbah, ABD yönetimi yetkililerinin kendisine Washington'un Hamas'ın sadece ağır silahlarını teslim edeceği bir formülü kabul etmeye açık olduğunu bildirdiklerini doğruladı. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nde önümüzdeki hafta veya sonraki hafta, Gazze Şeridi'ndeki istikrar güçlerine ilişkin şu anda perde arkasında tartışılan bir karar taslağı hakkında görüşmelerin yapılması bekleniyor. Ancak bu konuda henüz çözülmemiş dört önemli anlaşmazlık var.

fvgt
Bishara Bahbah ve Trump (X)

Beyaz Saray ile yakın ilişkilerini sürdürdüğünü ve Hamas liderleriyle temas halinde olduğunu gösteren açıklamalarıyla dikkat çeken Bahbah, Washington'un geçen ay ABD'nin arabuluculuğunda imzalanan Gazze ateşkes anlaşmasının başarısızlığa uğramasına izin vermeyeceğini düşünüyor. Bahbah, “Filistinlilerin yerinden edilmesi şu anda gündemde değil. İsrail anlaşmanın uygulanmasını ve ikinci aşamaya geçilmesini kasten geciktiriyor” ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın ilk aşaması kapsamında Hamas, Filistinli mahkûmların serbest bırakılması ve İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nden çekilmesi karşılığında elinde tuttuğu 20 rehineyi İsrail'e teslim etti. Anlaşma kapsamında 17 rehinenin cesedi geri alındı; bunların 15’i İsrailli, biri Nepalli, biri de Taylandlıydı. Lojistik nedenlerle halen 11 cesede ulaşamadığını belirten Hamas, bu konuda yardım etmesi için Mısır ekibinin müdahalesine İsrail’in onay vermesini talep etti. Ancak İsrail, naaşların tamamının tesliminden önce, yeniden imar, geçiş kapılarının açılması gibi idari ve güvenlik düzenlemelerini içeren ikinci aşamayı reddetmeyi sürdürüyor.

İkinci aşamadaki gecikme

Sözlerini dikkatlice seçen Bishara Bahbah, İsrail'i doğrudan suçlamaktan çekinmedi. Bahbah, “İsrail ikinci aşamayı kasten geciktiriyor; cesetler konusundaki krizi, ikinci aşamanın gerekliliklerini uygulamamak için bir bahane olarak kullanıyor. Bu gereklilikler arasında, kış gelmeden önce yeterli yardım, çadır ve tıbbi ekipmanın girmesine izin verilmesi ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması da bulunuyor. İsrail ne kadar ikna etmeye çalışırsa çalışsın, Washington anlaşmanın başarısız olmasına izin vermeyecek” şeklinde konuştu.

sd
Han Yunus'taki Nasır Hastanesi'ne düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden iki çocuğun cenazeleri başında göz yaşı döken Filistinliler (AFP)

Bahbah, ‘Hamas liderleriyle rehine cesetleri krizine dair yaptığı görüşmeler sırasında, anlaşmadan önce de bunun hemen yerine getirilemeyeceğinin açıkça belli olduğunu’ belirtti. Bahbah, ‘İsrail’in çözüm yollarının önüne engeller koyduğuna’ dikkat çekti; bunlar arasında, Türk arama kurtarma ekibinin girişini reddetmesi de bulunuyordu. Diğer nedenler arasında ise örneğin bir naaşın yedi katlı bir binanın altında bulunması ve Hamas’ın gerekli ekipmanlara sahip olmaması, ya da başka bir naaşın patlayıcı maddelerin bulunduğu bir bölgede olması nedeniyle Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin (ICRC) oraya girmeyi bir hafta önce reddetmesi, ayrıca bu naaşları koruyan görevlilerin öldürülmesi gibi durumlar yer aldı.

Her ne kadar Bahbah, ‘Hamas’ın cesetleri teslim etmek istediğini ve ikinci aşamayı geciktirmek istemediğini’ kabul etse de, ‘Hamas’tan, hem Amerikan hem İsrail vatandaşlığına sahip iki cesedin teslim edilmesi talebine dair herhangi bir yanıt alamamasına’ şaşırdığını ifade etti. Ayrıca, ‘İsrail’in, ateşkes anlaşmasının uygulanmaya başlamasıyla birlikte serbest bırakılması gereken, Amerikan vatandaşı olan bir Filistinli çocuğun teslimini oyaladığını ve hâlâ yerine getirmediğini’ de vurguladı.

Silahsızlanma

Bahbah, Şarku’l Avsat ile yaptığı röportajda, anlaşmanın ikinci aşamasında gerekli olan Hamas'ın silahsızlandırılmasıyla ilgili en zor soruyu ele aldı ve bu süreçle ilgili yeni ayrıntılar açıkladı.

Bahbah, “Bu konuyu Amerikalı yetkililerle görüştüm ve bana silahsızlanmanın Hamas'ın ağır silahlarını teslim etmesi ve kendini savunma amacıyla bireysel silahlarını elinde tutması olarak tanımlanabileceğini söylediler. Konuştuğum Hamas yetkililerinde bu şekilde silahsızlanmayı değerlendirmeye açık ve istekli olduklarını gördüm” dedi.

Bahbah sözlerini şöyle sürdürdü: “Hamas bana Gazze Şeridi'nde herhangi bir silah geliştirmeyeceklerini ve buraya silah kaçırmayacaklarını söyledi. Bunlar iki önemli nokta, ancak İsrail silahsızlandırmanın Gazze Şeridi'ndeki tünellerin imhasını da içermesini istiyor. Bu, yıllar sürebilir ve Gazze Şeridi'ndeki yeniden inşa sürecini geciktirebilir. Çünkü Gazze Şeridi'nin altında 350 kilometre uzunluğunda tüneller var. İsrail bunların yüzde 60'ını imha ettiğini söylüyor, ancak kimse gerçeği bilmiyor ve Hamas'ın neyin imha edildiğini bildiğini sanmıyorum.”

Hamas’ın silahsızlandırılmasına en yakın senaryo hakkında Bahbah, “Silahsızlandırma İsrail için temel bir talep, aynı şekilde Washington için de öyle” dedi ve Amerikan yetkililerin bahsettiği şekilde silahların sınıflandırılması ve ağır olanların Mısır’a ya da Mısır-Filistin taraflı bir kuruluşa teslim edilmesi gibi bir durumun gerçekleşebileceğini belirtti.

Hamas'ın silahların teslimini Filistin devletinin kurulmasıyla ilişkilendirmesine değinen Bahbah şu ifadeleri kullandı: “Hepimiz bu devleti istiyoruz. Bu devlet fiilen var ve 159 ülke tarafından tanınıyor. Ancak İsrail ve ABD'nin tanıması en önemlisi. Buraya ulaşmak zaman alabilir, ancak bu Filistin halkının çıkarlarına uygun asil bir hedef. Özellikle Hamas'ın silahları İsrail'in sahip olduğu silahların yüzde 1'inden az olduğu için, bu gecikmelere ve kafa karışıklığına neden olabilir. Hamas'ın kişisel olmayan silahlarının amacı nedir? İsrail'i yok edebilirler mi? Bunu başaramazlar.”

sdfg
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'na bağlı savaşçılar, geçtiğimiz çarşamba günü Gazze şehrinde İsrailli rehinelerin cesetlerini taşımak için gelen Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) araçlarını koruyor. (EPA)

Bahbah, İsrail'in silahsızlanma konusunda konuşmaktan daha büyük yükümlülükleri bulunduğunu, bunların arasında Gazze Şeridi'nde uluslararası güçlerin kabul edilmesi, sınır geçişlerinin açılması, yeterli yardımın girmesine izin verilmesi ve Gazze Şeridi'nin yeniden inşası olduğunu belirterek, ‘yardım ve yeniden inşanın Hamas'ın silahlarından çok daha önemli’ olduğunu vurguladı.

Gazze istikrar gücü hakkında 4 anlaşmazlık

Gazze istikrar gücü olarak bilinen uluslararası güçlerle ilgili olarak Bahbah, Gazze anlaşmasının tarafları arasında devam eden istişarelerin ayrıntılarını açıkladı ve şunları söyledi: “İki haftadır, bu konuyla ilgili bir karar taslağının BM Güvenlik Konseyi'ne sunulması konuşuluyor, ancak görüş ayrılıkları nedeniyle bu konuda zorluklar yaşanıyor. Söz konusu gücün üyeleri konusunda, 20 bin asker göndermeyi teklif eden Endonezya'nın yanı sıra, Pakistan'ın katılımından söz ediliyor. Azerbaycan, Mısır ve Avrupa Birliği'nden (AB) diğer uzman kuvvetler de Filistin iç güvenlik güçlerinin yeniden eğitilmesiyle ilgileniyor. Ayrıca Mısır ve Ürdün'de eğitilmiş 10 bin Filistinli personel bu kuvvetlere katılacak.”

df
Şarm eş-Şeyh zirvesinde Gazze savaşının sona ermesini sağlayacak bir anlaşma imzalandı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Karar taslağıyla ilgili dört anlaşmazlık noktasına değinen Bahbah, “Birinci anlaşmazlık, bu güçlerin rolüyle ilgilidir; İsrail, bu güçlerin BM barış gücü statüsünde olmasını istemiyor, sadece BM Güvenlik Konseyi’nin onayıyla kurulmasını istiyor. İkinci anlaşmazlık, Gazze anlaşmasının dayandığı Trump barış planının karar tasarısına dâhil edilmesi konusundadır; İsrail bunu istemiyor ve plana uluslararası bir statü kazandırılmasına karşı çıkıyor. Üçüncü anlaşmazlık, İsrail’in Türk güçlerinin Gazze Şeridi’ne gönderilmesini reddetmesiyle ilgilidir. Dördüncü anlaşmazlık ise, bazı tarafların bu güçlerin görev alanına Hamas’ın silahsızlandırılmasını da dâhil etmek istemesiyle ilgilidir; bu madde tasarıda yer alıyor, ancak Hamas ve diğer bazı taraflar bunu reddediyor” ifadelerini kullandı.

Bahbah, karar taslağının önümüzdeki hafta veya bir sonraki hafta BM Güvenlik Konseyi'ne sunulmasını ve Konsey'in onayından hemen sonra güçlerin gönderilmesini beklediğini belirtti.

Gazze idare komitesi

Güvenlik düzenlemeleri konusundaki tartışmalar, idari düzenlemelere ve Gazze idare komitesinin kurulmasına dair konulara da uzanıyor. Bahbah bu konu hakkında şöyle dedi: “Gazze idare komitesi kavramı, Arap-Mısır-Filistin anlayışına göre, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) davetiyle, tüm tarafların üzerinde uzlaştığı bağımsız Filistinli şahsiyetlerden oluşturulmalıdır. Ancak ABD’den gelen son öneri, Washington’un bu isimlerin belirlenmesinde bir rol oynamasını öngörüyor; bu ise Filistinlilere böyle bir şeyi dayatmanın son derece zor olacağını gösteriyor.”

df
Gazze şehrine yönelik İsrail hava saldırılarında hayatını kaybeden bir akrabalarının cenazesinin başında göz yaşı döken Filistinliler (AFP)

Bahbah sözlerine şu ifadelerle devam etti: “Bir de barış konseyi var. Ancak Filistinlilerin bu konseyin oluşumunda hiçbir rolü olmadı; konseye Başkan Trump başkanlık ediyor. Yeni olan ise barış konseyi ile yerel komite arasında, barış konseyinin yönetimi altında bir yürütme komitesi kurulabileceği fikridir. Bu yürütme komitesi, aralarında Filistinlilerin de bulunduğu çeşitli ülkelerden kişilerden oluşabilir. Bunlar masada olan ancak henüz karara bağlanmamış fikirler.”

Bu önerilen isimlerle ilgili olarak Bahbah, “Başkan Trump dışında, barış konseyi'nde kimlerin yer aldığını veya Mısır, Katar ve Filistin'in üzerinde anlaştığı ve henüz açıklanmayan yerel komite üyelerinin isimlerini kimse bilmiyor. Trump bazı kişileri ikna edebilirse, yürütme komitesinin başkanlığını Tony Blair üstlenecek” dedi. Bahbah, barış konseyi veya yürütme komitesinde kendisine bir yer teklif edildiğini yalanladı.

Blair'in ismine yönelik mevcut itirazla ilgili olarak Bahbah, “Blair'in uzun süredir Gazze Şeridi’ni yeniden inşa etmek için bir plan üzerinde çalıştığı ve bu planın bir süre önce Başkan Trump'a sunulduğu ve onun onayını aldığı anlaşılıyor. Trump, Blair'den bu plan üzerinde çalışmaya devam etmesini istedi. ABD Başkanı onun katılımını talep ederse, bu talebin reddedileceğini sanmıyorum” dedi.

Aylardır tartışma konusu olan Filistinlilerin yerinden edilme meselesine de değinen Bahbah, “Yerinden edilme şu anda gündemde değil. Gazze Şeridi'nin bir Riviera olmasını istiyorlarsa, bıraksınlar o Riviera Filistin’in Rivierası olsun, bunda ne sakınca var? İsrail, bazı ülkeleri yerinden edilme planını uygulamaya ikna edemedi” şeklinde konuştu.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.