Trump Social'ın yapay zekası, ABD Başkanı'nı yalanlıyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın platformu Truth Social'daki yapay zeka aracı, ilk olarak ağustosta beta testine açılmıştı (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump'ın platformu Truth Social'daki yapay zeka aracı, ilk olarak ağustosta beta testine açılmıştı (Reuters)
TT

Trump Social'ın yapay zekası, ABD Başkanı'nı yalanlıyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın platformu Truth Social'daki yapay zeka aracı, ilk olarak ağustosta beta testine açılmıştı (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump'ın platformu Truth Social'daki yapay zeka aracı, ilk olarak ağustosta beta testine açılmıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, söylediklerinin gazeteciler tarafından kontrol edilmesine yabancı değil ancak yeni habere göre, açıklamaları artık kendi sosyal medya platformu tarafından incelenip sorgulanıyor.

The Bulwark'ın haberine göre, ana şirketinin çoğunluk hissesi Trump'a ait olan Truth Social'daki yapay zeka arama aracı, gümrük vergileri, 2020 seçimi ve 6 Ocak'ta ABD Kongre Binası baskını da dahil ABD Başkanı'nın birçok iddiasına karşı çıkıyor.

Medya kuruluşunun aracın tarafsızlığını test etmek amacıyla sorduğu 5 sorudan ilk şuydu:

Trump'ın Gümrük Vergileri Amerikan halkına mali yük bindiriyor mu?

Perplexity tarafından desteklenen yapay zeka aracı, "Evet" diye yanıtladı.

"Gümrük vergileri, ABD'li ithalatçıların ödediği ve büyük ölçüde yüksek fiyatlar yoluyla yansıttığı ithalat vergileridir, bu nedenle maliyetler çoğunlukla Amerikan işletmeleri ve tüketicileri tarafından karşılanır" diye ekledi.

Bu yanıt, ABD Başkanı'nın gümrük vergileri hakkında söylediklerinin tam tersi. Trump, vergilerin "Amerikalılara hiçbir maliyeti olmadığını" ve Çin gibi diğer ülkelerin hızlı fiyat artışlarını "muhtemelen kabul edeceğini" söylemişti.

The Bulwark, Trump'ın 2020 seçiminin "çalındığı" ve "hileli" olduğu iddialarının doğru olup olmadığını da sordu.

Yapay zeka aracı, "Mahkemeler, Trump'ın kendi danışmanları ve resmi soruşturmalar, Trump'ın tekrarlanan iddialarına rağmen 2020 seçiminin 'hileli' olduğuna veya 'çalındığı'na dair hiçbir kanıt bulamadı" diyerek başkanın süregelen iddialarından birini yalanladı.

Yapay zeka aracı, Trump'ın 6 Ocak'taki Kongre Binası ayaklanması, gıda fiyatları ve Nobel Barış Ödülü’nü kazanması gerektiğine dair gerekçe gösterdiği yurt dışındaki savaşların sona erdirilmesine katkısı hakkındaki açıklamalarıyla da çelişti.

efrgt
Üç yıllık bir girişim olan Perplexity, Amazon'un kurucusu Jeff Bezos ve çip üreticisi Nvidia'dan güçlü finansal destek alıyor (AP)

Bulwark'ın testi, Truth Social'ın ağustosta beta testlerine başladığı yapay zeka arama aracını piyasaya sürmesinden birkaç ay sonra gerçekleşti.

Amazon'un kurucusu Jeff Bezos ve çip üreticisi Nvidia tarafından desteklenen, en büyük yapay zeka destekli arama motorlarından biri olan Perplexity'yle ortaklık kuran Truth Social, "kullanıcılarının erişebildiği bilgi miktarını katlanarak artırmayı" hedeflediğini açıklamıştı.

Aracın kullanıma sunulmasından kısa süre sonra Axios kendi testini gerçekleştirmişti. Truth Social yapay zeka aracına ve Perplexity'nin herkese açık sürümüne bir dizi soru yöneltmiş, ardından yanıtları karşılaştırmıştı.

Axios, "Çoğu durumda yanıtlar genel olarak benzerdi ancak yanıtlarda gösterilen kaynaklar aynı değildi" diye bildirmişti.

Örneğin Truth Social'ın yapay zeka aracında en çok alıntı yapılan kaynak Fox News'tu. Öte yandan Perplexity'nin kamuya açık versiyonunda Wikipedia, YouTube, Reddit ve NPR gibi daha çeşitli kaynaklardan gelen yanıtlar yer alıyordu.

Independent Türkçe



ABD, İran'da Devrim Muhafızları hedeflerine yeni saldırılar düzenledi

ABD Hava Kuvvetleri'ne ait F-15 savaş uçakları Orta Doğu üzerinde uçuyor (ABD Hava Kuvvetleri)
ABD Hava Kuvvetleri'ne ait F-15 savaş uçakları Orta Doğu üzerinde uçuyor (ABD Hava Kuvvetleri)
TT

ABD, İran'da Devrim Muhafızları hedeflerine yeni saldırılar düzenledi

ABD Hava Kuvvetleri'ne ait F-15 savaş uçakları Orta Doğu üzerinde uçuyor (ABD Hava Kuvvetleri)
ABD Hava Kuvvetleri'ne ait F-15 savaş uçakları Orta Doğu üzerinde uçuyor (ABD Hava Kuvvetleri)

ABD ordusu, bugün İran topraklarında Devrim Muhafızları'na ait hedeflere yeni saldırılar düzenlediğini açıkladı. Saldırılar, Hürmüz Boğazı çevresinde askeri gerilimin yeniden artmasının ve Washington ile Tahran arasında karşılıklı saldırıların başlamasının üzerinden birkaç gün geçtikten sonra gerçekleşti.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Amerikan güçlerinin saldırılara Washington TSİ 19.00’da başladığını bildirdi. İran medyası ise saldırıların ülkenin güney kıyıları boyunca yer alan Bender Abbas, Cask, Çabahar, Kenarak, Minab ve Sîrik kentlerinin yanı sıra Hürmüz Boğazı açıklarındaki Keşm Adası'ndaki hedefleri vurduğunu aktardı.

CENTCOM, X platformunda yayımladığı açıklamada, saldırıların, "Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemilere ve bölgede konuşlu ABD askerlerine yönelik son saldırı girişimlerinin ardından" gerçekleştirildiğini belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump da bir paylaşımında, ABD'nin "şu anda Hürmüz Boğazı yakınlarındaki İran hedeflerini vurduğunu" açıkladı. Trump, saldırıları "geniş çaplı ve güçlü" olarak nitelendirirken, operasyonun İran'ın boğaza deniz mayınları döşemeye yönelik "başarısız girişimine" misilleme olduğunu söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump, (Arşiv-AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, (Arşiv-AFP)

Trump, Hürmüz Boğazı'nda şu anda herhangi bir mayın bulunmadığını, mayınların "tamamen kaldırıldığını veya etkisiz hale getirildiğini" ifade etti. ABD Başkanı ayrıca saldırıları, İran'ın Ürdün'deki bir ABD askeri üssüne sekiz füze fırlatmasına da bağladı ve füzelerin tamamının başarıyla düşürüldüğünü belirtti.

Trump, İran'ın saldırılara karşılık vermesi halinde daha büyük bir gerilim yaşanacağı uyarısında bulundu. Trump, "Başarısız İran devleti bu son derece haklı saldırıya karşılık verirse, çok daha sert ve güçlü yeni bir saldırıya maruz kalacak" ifadelerini kullandı.

Trump ayrıca henüz gerçekleştirilmemiş daha geniş kapsamlı bir saldırının da gündemde olduğunu belirterek, "Ancak bu şimdiye kadarki en büyük saldırı olmayacak. O saldırı hâlâ perde arkasında bekliyor ve tamamlandığında İran İslam Cumhuriyeti'nden geriye çok az şey kalacak" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Axios haber sitesinden aktardığına göre saldırılar, Trump ve üst düzey danışmanlarının son günlerde Hürmüz Boğazı çevresinde sınırlı operasyonlar düzenlenmesini öngören bir plan üzerinde yaptığı görüşmelerin sonucu. Planın amacının, İran'ın gemilere saldırmak için ihtiyaç duyduğu radar ve füze kapasitesini yeniden oluşturmasını engellemek olduğu belirtildi.

ABD'li bir yetkili Axios'a yaptığı açıklamada, planın İran'ın petrol tankerleri, ABD Donanması gemileri ve Hava Kuvvetleri uçaklarına yönelik saldırı riskini azaltmayı amaçladığını söyledi. Yetkili, yaklaşımı "çimleri biçmeye" benzeterek, İran'ın yeniden oluşturduğu askeri kapasitenin her seferinde vurulmasının hedeflendiğini ifade etti.

Devrim Muhafızları'ndan misilleme tehdidi

Devrim Muhafızları, ABD saldırılarına misilleme yapma tehdidinde bulundu. DMO sözcüsü Hüseyin Muhibî, "Saldırganları ağır bir ceza bekliyor" derken, ABD'nin "yeni saldırılarından pişman olacağını" belirtti.

İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı Operasyonlar Komutanlığı da ortak bir açıklamayla ABD'ye "ağır kayıplar" verdirecekleri tehdidinde bulundu.

Açıklamada, "ABD ordusunun hava saldırısına karşılık olarak İran Silahlı Kuvvetleri, Amerikalı düşmana ezici ve yıkıcı saldırılar düzenleyecektir" ifadelerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca ABD ordusunun bölgedeki "saldırgan eylemlerini sürdürmekte ısrar etmesi halinde daha büyük ve ağır kayıplar vermek zorunda kalacağı" belirtildi. Tahran'ın "hiçbir koşulda İran halkının haklarından geri adım atmayacağı ve ABD'ye ağır bir bedel ödeteceği" ifade edildi.

Saldırılar, birkaç haftalık aranın ardından yalnızca iki gün önce Lark Adası'na yönelik saldırı ve İran'ın buna verdiği karşılığın ardından gerçekleşti. Böylece taraflar arasındaki doğrudan askeri çatışma, operasyonların bir süre azalmasının ardından yeniden gündeme taşındı.

CENTCOM ilk açıklamasında hedeflerin niteliği veya sayısı hakkında bilgi vermedi. Axios ise ABD'li yetkililere dayandırdığı haberinde ABD Hava Kuvvetleri'nin Hürmüz Boğazı çevresindeki İran hedeflerine hava saldırıları düzenlediğini bildirdi.

İran'da patlama sesleri

İran devlet televizyonu, Bender Abbas'ın doğusunda ve Keşm Adası çevresinde patlama sesleri duyulduğunu bildirdi. İlk aşamada patlamaların niteliğine ilişkin resmî açıklama yapılmadı.

Devlet televizyonu, yerel kaynaklara dayandırdığı haberinde Çabahar ve Kenarak kentlerinde altı patlama sesi duyulduğunu belirtti. İran resmi haber ajansı IRNA da Belucistan eyaleti Vali Yardımcısı Ali Halilabadi'nin, Çabahar ve Kenarak'taki bölgelere dört mühimmatın isabet ettiğini söylediğini bildirdi.

İran medyası, Keşm Adası'ndaki Mesin köyü yakınlarında beşten fazla patlama sesi duyulduğunu, ayrıca Hürmüz Boğazı yönünden dört patlama sesi geldiğini ifade etti.

Ancak Hürmüzgan eyaleti siyasi, güvenlik ve sosyal işlerden sorumlu vali yardımcısı, henüz eyalette herhangi bir can kaybı veya olay bildirimi alınmadığını söyledi.

İran televizyonunun muhabiri, bu akşam ülkenin güneyinde ABD saldırılarının hedefi olan bütün bölgelerin daha önce de saldırıya uğradığını belirtti. Muhabir, yeni saldırıların "can kaybına veya altyapıda hasara yol açmadığını" belirtti.

İran devlet televizyonu daha sonra Bender Abbas ve Keşm'de yeni patlama sesleri duyulduğunu bildirdi. Lavân Adası'nda da bir patlama sesi duyulduğu, Asaluye'nin dördüncü bölgesinde ise yerel saatle yaklaşık 20.10'da patlama meydana geldiği ifade edildi.

Sosyal medyada Bûşehr eyaletindeki Cem ve Kengan kentlerinde de patlama sesleri duyulduğuna ilişkin haberler yayıldı. Ancak yetkililer ve yerel kaynaklar bu iddiaları doğrulamadı.

Devrim Muhafızları'na bağlı Tesnim haber ajansı ise bazı kaynaklara dayandırdığı haberinde, İran'ın bölgedeki ABD üslerine doğru füze fırlattığını bildirdi. Ancak bu haberin henüz resmi olarak doğrulanmadığı belirtildi.

Lark saldırısının ardından gerilim tırmandı

ABD ordusu, pazar günü Hürmüz Boğazı'nda bulunan Lark Adası'ndaki füze fırlatma platformlarını hedef aldığını açıkladı. Bu, haftalar sonra İran'a yönelik gerçekleştirilen bilinen ilk ABD saldırısı oldu.

Washington, Lark'taki platformların, Devrim Muhafızları güçlerinin boğaza deniz mayını taşıyan füzeler fırlatmaya hazırlandığının tespit edilmesinin ardından hedef alındığını açıkladı. Amaç, Tahran'ın deniz geçiş güzergâhına mayın döşemesini engellemekti.

İran ise Lark saldırılarına Ürdün'deki ABD mevzilerine füze fırlatarak karşılık verdi. Füzeler önlendi ve herhangi bir hasar veya can kaybı bildirilmedi.

Aynı dönemde Birleşik Arap Emirlikleri, İran'a ait bir insansız hava aracının kendi suları üzerinde önlendiğini açıkladı. Tahran ise saldırılarının bölgedeki ABD güçlerini hedef aldığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, dün önceki saldırıların ardından İran'a yönelik yeni saldırılar düzenlenebileceğinin sinyalini verdi. Trump gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bu, onlara saldırmayacağımız anlamına gelmiyor" derken, "Ne olacağını göreceğiz" ifadelerini kullandı.

Trump ayrıca ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı "kontrol ettiğini" öne sürdü. Yaklaşık 30 geminin her gece ABD Donanması'nın yardımıyla boğazdan geçtiğini belirten Trump, bunun "büyük miktarda petrolün" bölgeden çıkarılmasını sağladığını söyledi. Trump, buna karşılık yeni mayın döşerken yakalanan herhangi bir geminin "imha edileceği" uyarısında bulundu.

Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman'ın Müsendem vilayetinden görülen gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman'ın Müsendem vilayetinden görülen gemiler (Reuters)

Trump, İran'a karşı nükleer silah kullanılması ihtimalini dışlarken, konvansiyonel saldırı seçeneğini açık bıraktı. Oval Ofis'te gazetecilere konuşan Trump, "Bu, onlara saldırmayacağımız anlamına gelmiyor. Ne olacağını göreceğiz" dedi ve daha önce Washington'un İran'ı "güçlü şekilde vuracağını" söylemişti.

Çatışmayı ABD açısından "nispeten küçük bir savaş" olarak nitelendiren Trump, "Bu büyük bir savaş değil" dedi. İran'ın "askeri olarak tamamen yenildiğini" savunan Trump, nükleer silah kullanma ihtimali sorulduğunda ise "Bunu dışlıyorum. Kullanmak için bir neden yok" cevabını verdi.

Hürmüz Boğazı'ndaki kriz sürüyor

Trump, İran'ın Lark saldırılarına verdiği karşılığın ardından ABD'nin misilleme yapacağı tehdidinde bulunmuştu. Trump, Fox News'e yaptığı açıklamada "Bir karşılık olacak" derken, Washington'un İran'ı "güçlü şekilde vuracağını" söyledi.

Trump dün yaptığı başka açıklamalarda ise önceki ABD ve İsrail saldırılarının İran'ı "başarısız bir devlet" haline getirdiğini söyledi. İran'ın çok sayıda üst düzey yetkilisinin öldürüldüğünü, askeri kapasitesinin zarar gördüğünü ve enflasyonun yükseldiğini belirtti.

Bununla birlikte Trump, geniş çaplı bir savaşa yeniden dönülmesi ihtimalini küçümserken, çatışmanın seyrine bağlı olarak yeni saldırılar düzenlenmesi seçeneğini açık tuttu.

Yeni saldırılar, savaşın başlamasının üzerinden altı ay geçmesinin ardından ve Hürmüz Boğazı konusundaki anlaşmazlık sürerken gerçekleşti. İran boğazı kapalı tutarken, ABD, İran limanlarına yönelik karşı abluka uygulamasını sürdürüyor.


İsrail’in liderlerini ve kadrolarını öldürmesinin ardından Hizbullah’ı kim yönetecek?

Beyrut’un güney banliyölerinde, Haret Hreik’te İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yere yakın bir binada asılı bir pankartta Kasım Süleymani, Hasan Nasrallah ve İmad Muğniye’nin fotoğrafları görülüyor. (Arşiv – EPA)
Beyrut’un güney banliyölerinde, Haret Hreik’te İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yere yakın bir binada asılı bir pankartta Kasım Süleymani, Hasan Nasrallah ve İmad Muğniye’nin fotoğrafları görülüyor. (Arşiv – EPA)
TT

İsrail’in liderlerini ve kadrolarını öldürmesinin ardından Hizbullah’ı kim yönetecek?

Beyrut’un güney banliyölerinde, Haret Hreik’te İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yere yakın bir binada asılı bir pankartta Kasım Süleymani, Hasan Nasrallah ve İmad Muğniye’nin fotoğrafları görülüyor. (Arşiv – EPA)
Beyrut’un güney banliyölerinde, Haret Hreik’te İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yere yakın bir binada asılı bir pankartta Kasım Süleymani, Hasan Nasrallah ve İmad Muğniye’nin fotoğrafları görülüyor. (Arşiv – EPA)

İsrail’in son yıllarda Hizbullah’ın liderlik kadrosunu hedef alan art arda saldırıları, yalnızca önde gelen isimlerin kaybedilmesine yol açmakla kalmadı, aynı zamanda onlarca yıl boyunca askeri, güvenlik ve siyasi alanda deneyim biriktirmiş kapsamlı bir liderlik kadrosunu da etkiledi. Birinci kademe yöneticilerin önemli bölümünün ortadan kaldırılmasının ardından, daha genç isimlerin İran’ın doğrudan denetimi altında askeri ve güvenlik dosyalarının yönetilmesi, örgütsel ve saha çalışmalarının yürütülmesinde rol üstlendiği konuşuluyor. Ancak hem Hizbullah yöneticileri hem de Tahran bu iddiaları ısrarla reddediyor.

Bu tablo, Hizbullah’ın liderlik kadrosunu yenileme ve uğradığı kayıpları telafi etme kapasitesinin yanı sıra bugün ortaya çıkan boşluğu dolduran yeni neslin niteliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Hizbullah’ın yapısını yakından bilenler, örgütün yeni kadrolar yetiştirebilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtirken, eleştirmenleri deneyimli liderlerin kaybının telafi edilemeyeceğini ve ikinci bir neslin ortaya çıkmasının Hizbullah’ın yitirdiği kapasiteyi yeniden kazanacağı anlamına gelmediğini savunuyor.

Rızai’nin ilanı

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, Hizbullah’a bağlı el-Manar kanalına verdiği röportajda, örgütün tarihi liderlerinin bir bölümünün artık bulunmamasına rağmen liderlik kapasitesini kaybetmediğini söyledi. Rızai, Hizbullah’ın kendi işlerini yönetebilen ve kararlarını bağımsız şekilde alabilen askeri kadrolara sahip olduğunu belirterek, iki yeni genç liderlik neslinin öne çıktığına dikkat çekti. Rızai ayrıca İran’ın Hizbullah’ın askeri yapılanmasının ayrıntılarına veya sahadaki kararlarına müdahale etmediğini savundu.

İran’ın stratejik desteği

Hizbullah’a yakın siyasi yazar Kasım Kasir, “Hizbullah’ta yeni nesillerden gelen genç liderlerin askeri ve güvenlik çalışmalarını yönettiğini ve çatışmaların takibini üstlendiğini” söyledi. Bu isimlerin 30’lu ve 40’lı yaşlarında olduğunu belirten Kasir, söz konusu kişilerin liderlik görevlerini üstlenmek üzere önceden hazırlandıklarını kaydetti.

cujydfrgt
Kasım 2019’da Beyrut’un güney banliyölerindeki bir camide, bir grup Hizbullah destekçisi, büyük bir ekrandan Hasan Nasrallah’ın konuşmasını izliyor. (AP)

İran’ın bu liderlerin yetiştirilmesi ve çalışmalarının denetlenmesindeki rolüne ilişkin ise Kasir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İran, Hizbullah’ı her alanda destekliyor ancak askeri operasyonların yönetimine veya siyasi çalışmalara müdahale etmiyor. Güney banliyölerinin ve Beyrut’un hedef alınmasını önleyerek stratejik destek sağlıyor” dedi.

Hizbullah liderlerine suikast

İsrail, Ekim 2023’ten bu yana Hizbullah liderlerini hedef alan yoğun bir suikast kampanyası yürüttü. Saldırılar, Talib Abdullah ve Muhammed Nasır gibi saha komutanlarıyla başlayarak Rıdvan Gücü komutanları Visam et-Tavil, İbrahim Akil ve Ahmed Vehbi ile füze sisteminin komutanı İbrahim Kubeysi’yi hedef aldı. Ardından en önde gelen askeri komutan Fuad Şükr, daha sonra Genel Sekreter Hasan Nasrallah ve onun muhtemel halefi Haşim Safiyuddin ile Ali Karaki ve çok sayıda saha komutanı hedef alındı. Saldırılar daha sonra aralarında Heysem Ali et-Tabatabai ve Yusuf Haşim’in de bulunduğu yeni askeri yöneticileri hedef alacak şekilde sürdü ve son olarak Ahmed Galib Belut gibi Rıdvan Gücü yöneticilerine uzandı. Böylece saldırılar artık yalnızca münferit isimleri hedef almakla kalmayıp, art arda düzenlenen operasyonlarla siyasi ve askeri hiyerarşinin tepesini, operasyon ve füze merkezlerini ve özel kuvvetleri de vurdu. Bu durum, Hizbullah’ın onlarca yıl boyunca oluşturduğu liderlik yapısının önemli bir bölümünün parçalanmasına ve komuta-kontrol mekanizmasında geniş bir boşluk oluşmasına yol açtı. Buna rağmen Hizbullah saflarını yeniden yapılandırmayı ve kayıpların yerine yeni isimler atamayı sürdürüyor.

Eksikliği telafi edemeyen alternatifler

Buna karşılık siyasi yazar ve Cenubiye internet sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Ali el-Emin, “Hizbullah, siyasi, askeri ve güvenlik alanlarındaki liderlik kadrosunu benzeri görülmemiş bir tasfiyeye maruz bıraktı. Örgüt, farklı kademelerde yüzlerce kadrosunu kaybetti ve ölülerinin sayısı birkaç bini aştı. Bu da Hizbullah’ın maruz kaldığı ve örgütü yıpratan insani kaybın boyutunu gösteriyor” dedi.

El-Emin, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İkinci bir liderlik nesli var. Ancak bir başka gerçek de Hizbullah’ın bazı kabiliyetlerini kaybettiği ve etkinliğinin gerilediğidir. Tarihi ve kurumsal liderlerin kaybedilmesiyle örgüt içinde birden fazla güç merkezinin ortaya çıktığı bir durum oluştu” ifadelerini kullandı.

fer
Beyrut’un güney banliyösündeki el-Mureyce bölgesini hedef alan İsrail hava saldırıları sonucu geniş çaplı yıkım meydana geldi... Fotoğrafta, Hizbullah’ın eski lideri Fuad Şükr görülüyor. (AFP)

El-Emin, “Hizbullah, askeri ve güvenlik yapılanması açısından geriliyor ve çözülüyor. Yeni isimlerin, örgütün liderlik yapısındaki ve imkânlarındaki büyük kaybı ve uğradığı manevi zararı telafi etmesi mümkün değil. Dolayısıyla İran’ın güvenlik ve askeri yapıyı yöneten alternatif kadroları bu yıpranmayı hafifletmek bir yana, bu alanda Hizbullah’ın çöküşünü hızlandırıyor. Bunun nedeni, Hizbullah’ın tamamen İran’a bağlanması; bu durum Lübnan’da örgüte yönelik tepkiyi artırırken, onu dış aktörler açısından sürekli ve meşru bir hedef haline getiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

İran ile tam bir bağ

İranlı ve Hizbullahlı yöneticilerin, İran’ın örgütün askeri yapılanmasına ve kararlarına müdahale etmediği yönündeki açıklamalarını değerlendiren el-Emin bu söylemin ‘mantıklı olmadığını’ belirtti. El-Emin, “Özellikle Hizbullah, Veliyy-i Fakih’in liderliğine bağlılığını ilan ederken ve Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile ilişkiliyken bu iddia mantıklı değil. Eğer Rızai’nin söylediklerinde doğruluk payı varsa, o da Hizbullah’ın Dini Lider’in talimatlarıyla uyumlu hareket etmesidir. Ancak bugün yaşanan çatışmanın niteliği, Hizbullah’ı İran’a tamamen bağlı hareket etmeye zorluyor ve örgütün yöneticileri de bunu dile getiriyor” dedi.

fgr
Lübnan Havaalanı yolunda, ateşkes için İran’a teşekkür etmek amacıyla pankartlar asıldı. (Şarku’l Avsat)

El-Emin, “Hizbullah’ın Hamaney’in intikamını almak amacıyla İsrail’e altı füze fırlattığı görüntüyü hatırlamak bile böyle bir kararın Lübnan’a özgü hesaplarla değil, tamamen İran’a özgü hesaplarla alındığını anlamak için yeterli. Üstelik Hizbullah, bunun sonuçlarının İran’dan ziyade Lübnan açısından yıkıcı olacağını önceden biliyordu” ifadelerini kullandı.


Trump, İran’ı güçlü şekilde bombalamakla tehdit etti... Tahran anlaşmaya dönmeye hazır

Trump, İran’ı güçlü şekilde bombalamakla tehdit etti... Tahran anlaşmaya dönmeye hazır
TT

Trump, İran’ı güçlü şekilde bombalamakla tehdit etti... Tahran anlaşmaya dönmeye hazır

Trump, İran’ı güçlü şekilde bombalamakla tehdit etti... Tahran anlaşmaya dönmeye hazır

Washington ile Tahran arasındaki gerilim, tırmanış ve diplomatik sürece dönüş arasında yeni bir sınavdan geçiyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın saldırılarına karşılık ülkeyi güçlü şekilde bombalamakla tehdit ederken, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise Washington’ın yükümlülüklerine dönmesi halinde Tahran’ın da aynı şekilde hareket etmeye hazır olduğunu vurguladı.

Bu açıklamalar, bölgesel diplomatik hareketliliğin yaşandığı bir dönemde geldi. Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün gerçekleştirdikleri görüşmede diyalog ve diplomasinin önemini ele aldı. İki bakan, İslamabad’da varılan mutabakat muhtırasının uygulanmasının ileriye doğru ilerlemenin bir yolu olduğunu teyit etti.

Buna karşılık Washington, yaptırımlar ve deniz ablukası yoluyla Tahran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmayı sürdürüyor. ABD yönetimi, İran’ın ilk saldırıyı gerçekleştirmesi halinde askeri seçeneği de masada tutuyor.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, yaptırımların Tahran’ın yeniden müzakere masasına dönmesi için gerekli koşulları oluşturmayı amaçladığını söyledi. Bessent, İran’ın güçlü askeri karşılığının, ülkenin ekonomik açıdan «kaybettiği» bir dönemde geldiğini savundu.

Bu arada Tahran, herhangi bir ABD saldırısına onlarca kat daha büyük bir karşılık verileceği uyarısında bulunuyor.

Gerilimin etkileri özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde yoğunlaşmayı sürdürürken, güvenli deniz ulaşımının yeniden sağlanmasına imkân tanıyacak düzenlemelerin oluşturulması için diplomatik çabalar devam ediyor.