Trump, İran’ı güçlü şekilde bombalamakla tehdit etti... Tahran anlaşmaya dönmeye hazırhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5313465-trump-i%CC%87ran%E2%80%99%C4%B1-g%C3%BC%C3%A7l%C3%BC-%C5%9Fekilde-bombalamakla-tehdit-etti-tahran-anla%C5%9Fmaya-d%C3%B6nmeye-haz%C4%B1r
Trump, İran’ı güçlü şekilde bombalamakla tehdit etti... Tahran anlaşmaya dönmeye hazır
TT
TT
Trump, İran’ı güçlü şekilde bombalamakla tehdit etti... Tahran anlaşmaya dönmeye hazır
Washington ile Tahran arasındaki gerilim, tırmanış ve diplomatik sürece dönüş arasında yeni bir sınavdan geçiyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın saldırılarına karşılık ülkeyi güçlü şekilde bombalamakla tehdit ederken, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise Washington’ın yükümlülüklerine dönmesi halinde Tahran’ın da aynı şekilde hareket etmeye hazır olduğunu vurguladı.
Bu açıklamalar, bölgesel diplomatik hareketliliğin yaşandığı bir dönemde geldi. Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün gerçekleştirdikleri görüşmede diyalog ve diplomasinin önemini ele aldı. İki bakan, İslamabad’da varılan mutabakat muhtırasının uygulanmasının ileriye doğru ilerlemenin bir yolu olduğunu teyit etti.
Buna karşılık Washington, yaptırımlar ve deniz ablukası yoluyla Tahran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmayı sürdürüyor. ABD yönetimi, İran’ın ilk saldırıyı gerçekleştirmesi halinde askeri seçeneği de masada tutuyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, yaptırımların Tahran’ın yeniden müzakere masasına dönmesi için gerekli koşulları oluşturmayı amaçladığını söyledi. Bessent, İran’ın güçlü askeri karşılığının, ülkenin ekonomik açıdan «kaybettiği» bir dönemde geldiğini savundu.
Bu arada Tahran, herhangi bir ABD saldırısına onlarca kat daha büyük bir karşılık verileceği uyarısında bulunuyor.
Gerilimin etkileri özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde yoğunlaşmayı sürdürürken, güvenli deniz ulaşımının yeniden sağlanmasına imkân tanıyacak düzenlemelerin oluşturulması için diplomatik çabalar devam ediyor.
İsrail’in liderlerini ve kadrolarını öldürmesinin ardından Hizbullah’ı kim yönetecek?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5313470-i%CC%87srail%E2%80%99-liderlerini-ve-kadrolar%C4%B1n%C4%B1-%C3%B6ld%C3%BCrmesinin-ard%C4%B1ndan-hizbullah%E2%80%99%C4%B1-kim-y%C3%B6netecek
Beyrut’un güney banliyölerinde, Haret Hreik’te İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yere yakın bir binada asılı bir pankartta Kasım Süleymani, Hasan Nasrallah ve İmad Muğniye’nin fotoğrafları görülüyor. (Arşiv – EPA)
İsrail’in liderlerini ve kadrolarını öldürmesinin ardından Hizbullah’ı kim yönetecek?
Beyrut’un güney banliyölerinde, Haret Hreik’te İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yere yakın bir binada asılı bir pankartta Kasım Süleymani, Hasan Nasrallah ve İmad Muğniye’nin fotoğrafları görülüyor. (Arşiv – EPA)
İsrail’in son yıllarda Hizbullah’ın liderlik kadrosunu hedef alan art arda saldırıları, yalnızca önde gelen isimlerin kaybedilmesine yol açmakla kalmadı, aynı zamanda onlarca yıl boyunca askeri, güvenlik ve siyasi alanda deneyim biriktirmiş kapsamlı bir liderlik kadrosunu da etkiledi. Birinci kademe yöneticilerin önemli bölümünün ortadan kaldırılmasının ardından, daha genç isimlerin İran’ın doğrudan denetimi altında askeri ve güvenlik dosyalarının yönetilmesi, örgütsel ve saha çalışmalarının yürütülmesinde rol üstlendiği konuşuluyor. Ancak hem Hizbullah yöneticileri hem de Tahran bu iddiaları ısrarla reddediyor.
Bu tablo, Hizbullah’ın liderlik kadrosunu yenileme ve uğradığı kayıpları telafi etme kapasitesinin yanı sıra bugün ortaya çıkan boşluğu dolduran yeni neslin niteliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Hizbullah’ın yapısını yakından bilenler, örgütün yeni kadrolar yetiştirebilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtirken, eleştirmenleri deneyimli liderlerin kaybının telafi edilemeyeceğini ve ikinci bir neslin ortaya çıkmasının Hizbullah’ın yitirdiği kapasiteyi yeniden kazanacağı anlamına gelmediğini savunuyor.
Rızai’nin ilanı
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, Hizbullah’a bağlı el-Manar kanalına verdiği röportajda, örgütün tarihi liderlerinin bir bölümünün artık bulunmamasına rağmen liderlik kapasitesini kaybetmediğini söyledi. Rızai, Hizbullah’ın kendi işlerini yönetebilen ve kararlarını bağımsız şekilde alabilen askeri kadrolara sahip olduğunu belirterek, iki yeni genç liderlik neslinin öne çıktığına dikkat çekti. Rızai ayrıca İran’ın Hizbullah’ın askeri yapılanmasının ayrıntılarına veya sahadaki kararlarına müdahale etmediğini savundu.
İran’ın stratejik desteği
Hizbullah’a yakın siyasi yazar Kasım Kasir, “Hizbullah’ta yeni nesillerden gelen genç liderlerin askeri ve güvenlik çalışmalarını yönettiğini ve çatışmaların takibini üstlendiğini” söyledi. Bu isimlerin 30’lu ve 40’lı yaşlarında olduğunu belirten Kasir, söz konusu kişilerin liderlik görevlerini üstlenmek üzere önceden hazırlandıklarını kaydetti.
Kasım 2019’da Beyrut’un güney banliyölerindeki bir camide, bir grup Hizbullah destekçisi, büyük bir ekrandan Hasan Nasrallah’ın konuşmasını izliyor. (AP)
İran’ın bu liderlerin yetiştirilmesi ve çalışmalarının denetlenmesindeki rolüne ilişkin ise Kasir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İran, Hizbullah’ı her alanda destekliyor ancak askeri operasyonların yönetimine veya siyasi çalışmalara müdahale etmiyor. Güney banliyölerinin ve Beyrut’un hedef alınmasını önleyerek stratejik destek sağlıyor” dedi.
Hizbullah liderlerine suikast
İsrail, Ekim 2023’ten bu yana Hizbullah liderlerini hedef alan yoğun bir suikast kampanyası yürüttü. Saldırılar, Talib Abdullah ve Muhammed Nasır gibi saha komutanlarıyla başlayarak Rıdvan Gücü komutanları Visam et-Tavil, İbrahim Akil ve Ahmed Vehbi ile füze sisteminin komutanı İbrahim Kubeysi’yi hedef aldı. Ardından en önde gelen askeri komutan Fuad Şükr, daha sonra Genel Sekreter Hasan Nasrallah ve onun muhtemel halefi Haşim Safiyuddin ile Ali Karaki ve çok sayıda saha komutanı hedef alındı. Saldırılar daha sonra aralarında Heysem Ali et-Tabatabai ve Yusuf Haşim’in de bulunduğu yeni askeri yöneticileri hedef alacak şekilde sürdü ve son olarak Ahmed Galib Belut gibi Rıdvan Gücü yöneticilerine uzandı. Böylece saldırılar artık yalnızca münferit isimleri hedef almakla kalmayıp, art arda düzenlenen operasyonlarla siyasi ve askeri hiyerarşinin tepesini, operasyon ve füze merkezlerini ve özel kuvvetleri de vurdu. Bu durum, Hizbullah’ın onlarca yıl boyunca oluşturduğu liderlik yapısının önemli bir bölümünün parçalanmasına ve komuta-kontrol mekanizmasında geniş bir boşluk oluşmasına yol açtı. Buna rağmen Hizbullah saflarını yeniden yapılandırmayı ve kayıpların yerine yeni isimler atamayı sürdürüyor.
Eksikliği telafi edemeyen alternatifler
Buna karşılık siyasi yazar ve Cenubiye internet sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Ali el-Emin, “Hizbullah, siyasi, askeri ve güvenlik alanlarındaki liderlik kadrosunu benzeri görülmemiş bir tasfiyeye maruz bıraktı. Örgüt, farklı kademelerde yüzlerce kadrosunu kaybetti ve ölülerinin sayısı birkaç bini aştı. Bu da Hizbullah’ın maruz kaldığı ve örgütü yıpratan insani kaybın boyutunu gösteriyor” dedi.
El-Emin, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İkinci bir liderlik nesli var. Ancak bir başka gerçek de Hizbullah’ın bazı kabiliyetlerini kaybettiği ve etkinliğinin gerilediğidir. Tarihi ve kurumsal liderlerin kaybedilmesiyle örgüt içinde birden fazla güç merkezinin ortaya çıktığı bir durum oluştu” ifadelerini kullandı.
Beyrut’un güney banliyösündeki el-Mureyce bölgesini hedef alan İsrail hava saldırıları sonucu geniş çaplı yıkım meydana geldi... Fotoğrafta, Hizbullah’ın eski lideri Fuad Şükr görülüyor. (AFP)
El-Emin, “Hizbullah, askeri ve güvenlik yapılanması açısından geriliyor ve çözülüyor. Yeni isimlerin, örgütün liderlik yapısındaki ve imkânlarındaki büyük kaybı ve uğradığı manevi zararı telafi etmesi mümkün değil. Dolayısıyla İran’ın güvenlik ve askeri yapıyı yöneten alternatif kadroları bu yıpranmayı hafifletmek bir yana, bu alanda Hizbullah’ın çöküşünü hızlandırıyor. Bunun nedeni, Hizbullah’ın tamamen İran’a bağlanması; bu durum Lübnan’da örgüte yönelik tepkiyi artırırken, onu dış aktörler açısından sürekli ve meşru bir hedef haline getiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
İran ile tam bir bağ
İranlı ve Hizbullahlı yöneticilerin, İran’ın örgütün askeri yapılanmasına ve kararlarına müdahale etmediği yönündeki açıklamalarını değerlendiren el-Emin bu söylemin ‘mantıklı olmadığını’ belirtti. El-Emin, “Özellikle Hizbullah, Veliyy-i Fakih’in liderliğine bağlılığını ilan ederken ve Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile ilişkiliyken bu iddia mantıklı değil. Eğer Rızai’nin söylediklerinde doğruluk payı varsa, o da Hizbullah’ın Dini Lider’in talimatlarıyla uyumlu hareket etmesidir. Ancak bugün yaşanan çatışmanın niteliği, Hizbullah’ı İran’a tamamen bağlı hareket etmeye zorluyor ve örgütün yöneticileri de bunu dile getiriyor” dedi.
Lübnan Havaalanı yolunda, ateşkes için İran’a teşekkür etmek amacıyla pankartlar asıldı. (Şarku’l Avsat)
El-Emin, “Hizbullah’ın Hamaney’in intikamını almak amacıyla İsrail’e altı füze fırlattığı görüntüyü hatırlamak bile böyle bir kararın Lübnan’a özgü hesaplarla değil, tamamen İran’a özgü hesaplarla alındığını anlamak için yeterli. Üstelik Hizbullah, bunun sonuçlarının İran’dan ziyade Lübnan açısından yıkıcı olacağını önceden biliyordu” ifadelerini kullandı.
Rusya Maliye Bakanı Siluanov’dan ABD’deki G20 toplantısına sürpriz katılımhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5313402-rusya-maliye-bakan%C4%B1-siluanov%E2%80%99dan-abd%E2%80%99deki-g20-toplant%C4%B1s%C4%B1na-s%C3%BCrpriz-kat%C4%B1l%C4%B1m
Rusya Maliye Bakanı Siluanov’dan ABD’deki G20 toplantısına sürpriz katılım
Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, ABD’de düzenlenen G20 Maliye Bakanları Toplantısı’nda, (Reuters)
Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, dün ABD’de düzenlenen G20 toplantısına katıldı. Siluanov, Ukrayna dosyasını görüşmek üzere ABD’li mevkidaşıyla bir araya gelirken, Rus bakanın toplantıya katılması bazı Avrupalı temsilcilerin tepkisini çekti.
Siluanov’un toplantıya katılacağı, Kuzey Carolina eyaletinin Asheville kentinde diğer G20 temsilcileri arasında görülmesinin ardından duyuldu.
ABD Hazine Bakanlığı, zirveye ev sahipliği yapan Hazine Bakanı Scott Bessent’in pazartesi sabahı Siluanov ile baş başa görüştüğünü açıkladı.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Bessent, görüşmede Rus mevkidaşına Başkan Donald Trump’ın Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik 28 maddelik planını savundu. Böylece Fox Business kanalından bir gazetecinin daha önce yayımladığı haber de doğrulanmış oldu.
ABD, Donald Trump’ın yeniden başkanlık koltuğuna dönmesinin ardından Moskova ile yakınlaşma politikası izlemeye başladı. Washington ayrıca bu yıl Çin, Hindistan, Japonya ve Fransa gibi dünyanın önde gelen ekonomilerinin yer aldığı G20’nin dönem başkanlığını yürütüyor. G20 üyesi olan Moskova ise 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından büyük ölçüde dışlanmıştı.
Rus bakanın toplantıya katılması, Almanya Maliye Bakanı Lars Klingbeil’in tepkisine yol açtı. Klingbeil gazetecilere yaptığı açıklamada, genel kurul oturumunda Rus mevkidaşına “Rus hükümetinin bu savaşı sona erdirmesi gerektiğini çok açık şekilde ilettiğini” ve Almanya’nın Ukrayna’ya “tereddütsüz destek verdiğini” söyledi.
Klingbeil ayrıca diğer Avrupalı ülkelerin temsilcileriyle birlikte Siluanov’un bugün (salı) toplantı katılımcılarıyla çekilecek “aile fotoğrafında” yer almamasını talep ettiklerini ve ev sahibi ülkenin bu talebi kabul ettiğini belirtti.
Donald Trump’ın Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik planının Moskova’nın çıkarlarıyla uyumlu olduğu değerlendiriliyor. Plan, Ukrayna’nın hâlen kontrolünde bulunan bazı bölgeler de dahil olmak üzere topraklarından vazgeçmesini öngörürken, bunun karşılığında Kiev’e yeni bir Rus saldırısını önlemeye yönelik Batılı güvenlik garantileri verilmesini içeriyor.
İran’da yıl başındaki protestolara katılan iki kadın hakkında idam kararıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5313391-i%CC%87ran%E2%80%99da-y%C4%B1l-ba%C5%9F%C4%B1ndaki-protestolara-kat%C4%B1lan-iki-kad%C4%B1n-hakk%C4%B1nda-idam-karar%C4%B1
İran’da yıl başındaki protestolara katılan iki kadın hakkında idam kararı
Yayalar, Tahran'ın merkezindeki bir caddede, merhum İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in duvar resminin önünden geçiyor, 31 Ağustos 2026 (AFP)
İran yargısı, ocak ayında düzenlenen hükümet karşıtı protestolara katıldıkları gerekçesiyle iki kadın hakkında idam kararı verdi. İnsan hakları kuruluşlarının dün yaptığı açıklamaya göre söz konusu kararlar, protestolarla bağlantılı infazların arttığı bir dönemde alındı.
Kararlar iki ayrı davada verilmiş olsa da her iki dava da ülkenin orta kesimindeki İsfahan kentinde yaşanan olaylarla bağlantılı. İsfahan, ülke geneline yayılan protestoların önemli merkezlerinden biri olmuş ve gösteriler 8 ve 9 Ocak gecelerinde zirveye ulaşmıştı.
İran ile ABD arasındaki savaşın sürdüğü bir dönemde, merkezi Norveç’te bulunan İran İnsan Hakları Örgütü, Tahran yönetiminin gösterilerle bağlantılı suçlamalar nedeniyle 29 erkeğin idamını gerçekleştirdiğini bildirdi.
Ancak şu ana kadar protestolarla bağlantılı suçlamalar nedeniyle hakkında verilen idam kararı infaz edilen hiçbir kadın bulunmuyor. Şarku’l Avsat’ın örgütten aktardığına göre bu yıl başka davalar kapsamında en az 16 kadın idam edildi.
Merkezi Norveç’te bulunan Hengaw İnsan Hakları Örgütü ile merkezi ABD’deki İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), dün yaptıkları açıklamada, 20 yaşındaki Taraneh Rahimi’nin İsfahan’daki bir meydanda protestolar sırasında meydana gelen ve biri güvenlik görevlisi olmak üzere iki kişinin hayatını kaybettiği olaylarla bağlantılı olarak dokuz erkekle birlikte idama mahkûm edildiğini duyurdu.
İki kuruluş ayrıca davada aralarında Taraneh’in kız kardeşi Romina’nın da bulunduğu diğer sanıklara, toplam 36 yıla varan hapis cezaları verildiğini açıkladı.
HRANA, “Sanıkların avukatları dava dosyasının önemli bir bölümüne erişemedi, belgeleri ve delilleri incelemeleri için kendilerine yeterli süre verilmemesini protesto etti” açıklamasında bulundu.
Diğer davada ise İsfahan’daki bir mahkeme, iki çocuk annesi 43 yaşındaki Leyla Ebu’l-Hasani’yi protestolar sırasında bir mağazayı ateşe vermekle suçlayarak mahkûm etti. Karar, Dadban hukuk gözlemevi ve HRANA tarafından duyuruldu.
Ebu’l-Hasani’nin yakınları suçlamayı reddederek, onun olay yerinde yalnızca bulunduğunu ve ateşe verilen mağazayı görüntülediğini savundu.
Buna rağmen Ebu’l-Hasani, “yeryüzünde fesat çıkarma” ve “muharebe” suçlarından mahkûm edilerek idam cezasına çarptırıldı. Davası incelenmek üzere Yüksek Mahkeme’ye gönderildi.
ABD Başkanı Donald Trump, nisan ayında ABD’de yaşayan İsrail yanlısı bir aktivistin X platformunda yaptığı ve sekiz İranlı kadının idam cezasıyla karşı karşıya olduğunu belirten paylaşımı yeniden yayımlamış ve Tahran yönetimine bu kadınları serbest bırakma çağrısında bulunmuştu.
Ancak daha sonra söz konusu kadınların tamamına idam cezası verilmediği ve bazı kadınların serbest bırakıldığı ortaya çıktı.
Serbest bırakılanlar arasında, protestolar sırasında bir binadan polislerin üzerine beton bloklar attığı suçlamasıyla daha önce idam cezasına çarptırılan Beta Himmeti de bulunuyordu. HRANA, nisan ayında Himmeti hakkındaki idam kararının kaldırıldığını bildirmişti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة