Hannibal'dan Mindhunter'a: Vaktinden evvel veda eden 10 nefis dizi

Mick Jagger, Martin Scorsese ve Rich Cohen'in yarattığı Vinyl'da iki Emmy ödüllü Bobby Cannavale'ye (solda) Olivia Wilde (sağda) eşlik ediyordu (HBO)
Mick Jagger, Martin Scorsese ve Rich Cohen'in yarattığı Vinyl'da iki Emmy ödüllü Bobby Cannavale'ye (solda) Olivia Wilde (sağda) eşlik ediyordu (HBO)
TT

Hannibal'dan Mindhunter'a: Vaktinden evvel veda eden 10 nefis dizi

Mick Jagger, Martin Scorsese ve Rich Cohen'in yarattığı Vinyl'da iki Emmy ödüllü Bobby Cannavale'ye (solda) Olivia Wilde (sağda) eşlik ediyordu (HBO)
Mick Jagger, Martin Scorsese ve Rich Cohen'in yarattığı Vinyl'da iki Emmy ödüllü Bobby Cannavale'ye (solda) Olivia Wilde (sağda) eşlik ediyordu (HBO)

İzleyicinin kalbini kırmanın en garantili yolu, yükselişe geçmiş bir dizinin bir anda ortadan kaldırılmasıdır. İlgiyle takip edilen bir diziyi en heyecanlı yerinde kaybetmek, izleyicinin kaderinde yazılı bir lanet gibidir. Ve bu lanet hâlâ tüm canlılığıyla üzerimizde dolaşıyor. 

Bunun en güncel örneklerinden biriyse Absentia: Prime Video'da rafa kaldırıldıktan sonra Netflix'te yeniden keşfedilen dizi, rekortmen Stranger Things'e bile kafa tutuyor. Hatırı sayılır bir ivme yakalayarak iki sezonuyla birden izlenme listelerine giren gerilim dizisi, aceleyle fişi çekilen yapımların aslında neye dönüşebileceğini herkese gösterdi.

Ama ne yazık ki her dizi Absentia kadar şanslı değil. Kimi zaman yüksek bütçeler, kimi zaman düşük reytingler, kimi zaman da platformların ani strateji değişiklikleri yüzünden pek çok parlak dizi potansiyeline bile ulaşamadan rafa kaldırılıyor.

Bu liste tam da o erken kaybedilmiş yapımlar için: İzleyiciyi hipnotize eden Mindhunter'dan bilimkurgunun kült klasiği Firefly'a; gençlik ruhunu en dürüst haliyle yakalayan Freaks and Geeks'ten, metafizik anlatının sınırlarını zorlayan The OA'e uzanan vakitsiz vedalar burada bir araya geliyor.

Kimileri pandeminin kurbanı oldu, kimileri bir anda yön değiştiren kanalların kararlarına yenildi, kimileri ise yalnızca algoritmaların gazabına uğradı. Hepsinin ortak noktası ise izleyicisinde yarım kalmış bir hikayenin bıraktığı o tanıdık sızı.

Bu yazı, işte o dizilere küçük bir ağıt niteliğinde. Bir zamanlar ekranlarda parlayan, sonra da tamamlanamadan kaybolan hikayelere... Hâlâ hayranlarının hafızasında yaşayanlara, "Ya devam etseydi?" diye içimizi gıdıklayan ihtimallere... Belki geri dönmeyecekler ama anlatıları, karakterleri ve yarım kalmış finalleri hâlâ bizimle.

Hazırsanız, fonda Büyük Ev Ablukada'dan İhtimallerin Heyecanına Üzülüyorum çalarken, biraz da romantize ettiğimiz erken vedaların en unutulmazlarına doğru küçük bir yas gezisine çıkıyoruz.

Firefly (2002–2003)

Joss Whedon'ın yarattığı uzay westerni Firefly, 500 yıl sonraki bir evrende geçse de insani çatışmaları, mizahla örülü diyalogları ve kusursuz ekip dinamiğiyle izleyicinin kalbine yerleşmişti. Serenity adlı küçük gemide bir araya gelen uyumsuz ama birbirine sıkı sıkıya bağlı mürettebat, hem galaktik düzenin baskısından kaçıyor hem de hayatta kalmak için en tehlikeli işlere girişiyordu. 

fd fd
Fotoğraf: FOX

Firefly'ın gücü, dev bir bilimkurgu evrenini sıcak, tanıdık ve duygusal bir hikayeye dönüştürebilmesindeydi. Ancak Fox'un bölümleri yanlış sırayla yayımlaması ve düşük reytingler dizinin şansını daha başlamadan tüketti. Whedon'ın 7 sezonluk planı rafa kalkarken, dizi yalnızca 11 bölümle yarım kaldı. Yine de hayranların benzersiz desteği sayesinde 2005'te Serenity çekildi ve Firefly evreni en azından bir vedaya kavuştu. Aradan geçen 20 yıla rağmen Firefly hâlâ gelmiş geçmiş en iyi bilimkurgu dizilerinden biri olarak anılıyor ve kült statüsünü her geçen gün daha da sağlamlaştırıyor.

IMDb: 8,9
Nereden izlenir: Disney+

Freaks and Geeks (1999–2000)

Freaks and Geeks, yalnızca bir sezon sürdüğü halde "erken biten efsaneler" listesinin en tepesine yerleşen nadir dizilerden. Paul Feig ve Judd Apatow'nun yaratıcı dokunuşuyla şekillenen dizi, lise hayatını parlatan klişelere hiç bulaşmadan ergenliğin mahcup, dağınık ve komik halini benzersiz bir dürüstlükle anlatıyordu. 

Bugün birer yıldız olan Linda Cardellini, James Franco, Seth Rogen, Jason Segel ve Busy Philipps'in aynı kadroda buluştuğu düşünülünce, dizinin o dönem izleyici bulamaması daha da şaşırtıcı geliyor.

erf
Fotoğraf: NBC

1980'lerde Michigan'ında bir banliyösünde geçen hikaye, büyüme sancılarını öyle sahici bir yerden yakalıyordu ki birçok izleyici kendini ekranda ilk kez temsil edilmiş hissediyordu. Ancak NBC'nin yanlış yayın politikaları ve dönemin dev yarışma programlarıyla aynı saate denk getirilmesi bu hikayeyi fazla erken harcadı. Bugün hem sinema okullarında incelenen hem de hayranları tarafından kült mertebesine yükseltilen bir yapım olmasının nedeni de tam olarak bu: Zamansız bir samimiyet. 

Freaks and Geeks'in tek sezonluk yolculuğu, ardında hem onlarca soru hem de hiç eskimeyen bir etki bıraktı. Ve tam da bu yüzden, 2025 biterken bile "Ya devam etseydi?" sorusunu en çok hak eden dizilerden biri olmayı sürdürüyor.

IMDb: 8,8
Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda yer almıyor

Mindhunter (2017-2019)

Mindhunter, derinleşmeye başlayan soruşturmalarının tam ortasında yarım kalan ve hayranlarını en çok üzen dizilerden biri. David Fincher'ın titizliğiyle kurulmuş bu karanlık atmosfer, FBI'ın kriminal psikolojiyi henüz şekillendirmeye başladığı yıllara uzanıyordu. Holden Ford ve Bill Tench'n seri katillerle yaptığı her görüşme ise suçun zihinsel haritasını adeta yeniden oluşturuyordu.

fevfr
Fotoğraf: Netflix

Dizi, şiddeti göstermeden dehşeti hissettirebilen nadir yapımlardan biriydi; ustalığı da tam burada yatıyordu. Ancak ikinci sezonda hikayenin büyük resmine dair ipuçları yeni yeni belirirken, Mindhunter bir anda sona erdi. Netflix resmi bir iptal kararı açıklamasa da Fincher'ın yüksek maliyetler ve iş yükü gerekçesiyle projeden çekilmesi, üçüncü sezon ihtimalini neredeyse tamamen ortadan kaldırdı. Bu ani kopuş, dizinin kusursuz işçiliğini daha da görünür kıldı. Mindhunter, tamamlanmamış haline rağmen türünün en iyilerinden biri olarak hafızaya kazındı. Geriye ise izleyicinin içini kemiren tek bir soru kaldı: Bu ustalık işi karanlık yolculuk tam olarak nereye varacaktı?

IMDb: 8,6
Nereden izlenir: Netflix

Hannibal (2013-2015)

İptal kararının üzerinden yıllar geçmiş olsa da Hannibal hayranları çok sevdikleri dizinin yasını tutmaya devam ediyor. Üç sezon boyunca izleyicilerin zihnine işleyen o karanlık, zarif ve tedirgin edici atmosfer hâlâ unutulmuş değil. Thomas Harris'in romanlarından uyarlanan dizi, Mads Mikkelsen'in büyüleyici derecede soğukkanlı Hannibal Lecter'ı ve Hugh Dancy'nin kırılgan FBI ajanı Will Graham arasındaki gerilimli ilişkiyi hipnotik bir ustalıkla kuruyordu. NBC için fazlasıyla stilize, cesur ve elbette reytinglerde düşük kalan Hannibal, her bölümünde izleyicisine görsel bir ziyafet sundu. 2015'te iptal kararı geldiğinde dizi çoktan kült mertebesine ulaşmış ve "en iyi psikolojik gerilim dizilerinden biri" diye anılmaya başlamıştı.

dvde
Fotoğraf: NBC

Final sahnesinde Will ve Hannibal'ın birbirlerine kenetlenerek uçurumdan atlaması, bu ilişkinin karmaşıklığını dizinin tonuna yaraşır bir şekilde mühürleyen bir vedaydı. Ve aynı sahne, devamının gelebileceğine dair inceden bir kapı da aralıyordu. Yıllar geçmesine rağmen hayata döndürülmesi için kampanyaların sürmesi, dizinin izleyicide bıraktığı izlerin en somut kanıtı. Hannibal, yarım kalmış olmasına rağmen zihnimizde yankılanan gotik bir başyapıt olarak yaşamaya devam ediyor.

IMDb: 8,5
Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda yer almıyor

GLOW (2017-2019)

Ekran hayatına erkenden veda eden yapımlar arasında GLOW, belki de "yarım kalmışlık" hissini belki de en derinden yaşatanlardan biri. Zira final sezonunun çekimleri çoktan başlamışken dizi aniden durduruldu. 1980'lerin kadın güreşi dünyasında geçen dizi, Ruth ve Debbie'nin çatışmalı dostluğu üzerinden hem sahnenin parıltısını hem de arka plandaki kırılganlığı incelikle anlatıyordu. Alison Brie ve Betty Gilpin'in güçlü performansları sayesinde GLOW, Netflix'in en sevilen işlerinden biri haline gelmiş, her sezonunda karakterlerini daha derin ve daha insani bir noktaya taşımıştı. Bu yüzden platformun pandemide yeni sezon onayını geri çekmesi, sadece bir iptal değil; hikayenin tam ortasında açılmış bir yara gibi hissettirdi.

fe
Fotoğraf: Netflix

Üçüncü sezonu Ruth'un Las Vegas'tan ayrılışıyla kapanan dizinin 4. sezonu ise hem bu yol ayrımını hem de geniş kadronun yarım kalan hikâyelerini tamamlayacaktı. Ancak set hazırlıkları başlamışken alınan bu karar, izleyicilerin karnına bir yumruk gibi indi. 

GLOW'un kaybı, yalnızca bir dizinin iptali değil; kadın dostluğunu, dayanışmayı ve sahne arkasının görünmeyen yüklerini böylesine içten anlatan bir hikayenin sonuçsuz bırakılmasıydı. Bu yüzden GLOW, bugün hâlâ "keşke bitmeseydi" dedirten en parlak işlerden biri olarak anılıyor.

IMDb: 8,0
Nereden izlenir: Netflix

The OA (2016-2019)

Brit Marling'in hem yaratıcısı hem de başrolü olduğu The OA, 7 yıl sonra görme yetisini yeniden kazanmış bir kadının dönüşüyle başlayıp hızla inanç, travma ve paralel evrenlere uzanan benzersiz bir masala dönüşüyordu. Bu evren, bilimkurguyla spiritüelliği; metafizikle duygusal derinliği aynı potada eriterek seyircisini adım adım içine çekiyordu. Her bölüm, anlatının dokusunu biraz daha derinleştirirken seyircinin hem merakını hem de sezgilerini keskinleştiriyordu. 

sdf
Fotoğraf: Netflix

Netflix'in diziyi ikinci sezonun en kritik noktasında, sorular cevaplanmamışken iptal etmesi büyük bir isyana yol açmış, hayranlar türlü kampanyalarla seslerini duyurmaya çalışmıştı. Oysa Marling ve Zal Batmanglij'in 5 sezonluk dev bir hikaye planı vardı. Şimdiyse o evren, yarım kalmış bir rüya gibi kolektif hafızada asılı duruyor. Ve hiç kuşkusuz The OA, tüm eksik kalmışlığına rağmen, televizyonun en cesur ve en özgün işlerinden biri olarak unutulmazlığını koruyor. 

IMDb: 7,8
Nereden izlenir: Netflix

High Fidelity (2020)

High Fidelity, klasik bir hikayeyi bambaşka bir gözle yeniden kurarken kendi özgün ruhunu yaratmayı başaran nadir uyarlamalardandı. Zoë Kravitz'in canlandırdığı Rob, popüler kültüre kafayı takmış bir plak dükkanı sahibinden çok daha fazlasıydı; kusurlarıyla, takıntılarıyla ve yüksek perdeden duygularıyla bugünün ilişkiler dünyasını acı tatlı bir gerçeklikle yansıtıyordu. 

grt
Fotoğraf: Hulu

Dizinin en etkileyici yanı, Nick Hornby imzalı romanın erkek merkezli dünyasını hiç yumuşatmadan ama tamamen farklı bir kimlikle günümüze taşımasıydı. Rob ve arkadaşları müzik snobu olmayı sürdürüyor, müşterileri yargılıyor, yanlışlara sapıyordu. Ama bu kez o kendinden emin, umursamaz tavır yalnızca beyaz erkeklere ait bir ayrıcalık olmaktan çıkıp farklı bedenlere ve hikayelere de taşınıyordu.

Eleştirmenlerden övgü almasına ve 10 bölümlük sürükleyici bir sezona rağmen Hulu'nun ani iptal kararı büyük bir şok yarattı; Kravitz'in "Çok büyük bir hata yaptılar" çıkışı da bu hayal kırıklığının özeti gibiydi. Rob'un kalp kırıklarını masaya yatırdığı, kendisiyle yüzleştiği ve sonunda kendi yolunu seçmeye başladığı final bölümü tatmin ediciydi belki ama hikayenin gerçek potansiyelinin daha yeni açıldığını hissettiriyordu. High Fidelity temsil, kimlik ve modern aşk üzerine söyleyecek çok şeyi olan, erken koparılan bir hikaye olarak hafızalarda yaşamaya devam ediyor.

IMDb: 7,7
Nereden izlenir: Disney+

Vinyl (2016)

Vinyl, 1970'lerin New York'unu müzik ve kaosun iç içe geçtiği o büyülü atmosferiyle yeniden kurarken, daha ilk bölümünden "yeni HBO klasiği" olacağına dair güçlü bir his uyandırmıştı. Martin Scorsese'nin yönetmenliği ve Mick Jagger'ın yaratıcı dokunuşu, Bobby Cannavale'nin Richie Finestra performansıyla birleşince ortaya hem dönem ruhunu hem de müziğin dönüşüm sancılarını taşıyan iddialı bir hikaye çıkıyordu. 

dewf
Fotoğraf: HBO

Dizi, değişen endüstride ayakta kalmaya çalışan bir plak şirketinin mücadelesi üzerinden hem sanatın hem de güç savaşlarının kirli yüzünü etkileyici bir tempoyla anlatıyordu. Vinyl, karakterlerini gerçek müzik tarihinin içine yerleştirme potansiyeline sahipti; bu da diziyi sadece bir dönem draması değil, müziğin evrimine tanıklık eden bir anlatı yapıyordu. Ancak büyük beklentilere rağmen izlenme oranları ve eleştiriler, HBO'nun görmek istediği seviyeye ulaşamadı. İlk bölüm sonrası hızla verilen ikinci sezon onayı, sezon finalinden sadece birkaç ay sonra geri çekildi. 10 bölümlük ilk sezonun ardından iptal edilen Vinyl, arkasında harika bir soundtrack, büyük bir potansiyel ve talihsiz bir "yarım kalmışlık" hissi bıraktı. Yine de dizi, müzikle kurgunun en tutkulu birleşimlerinden biri olarak bugün hâlâ özlemle anılıyor.

IMDb: 7,7
Nereden izlenir: Netflix

I Am Not Okay With This (2020)

I Am Not Okay With This, pandeminin gölgesinde iptal edilen en talihsiz dizilerden biriydi ve bu erken vedanın en üzücü yanı, hikayenin tam da büyük bir kırılma anında yarım kalmasıydı. Sophia Lillis'in hayat verdiği Sydney, bir yandan ergenliğin ağırlığıyla boğuşurken bir yandan da yeni ortaya çıkan güçlerinin anlamını çözmeye çalışıyor; dizi tam bu karmaşanın zirvesindeyken kapı üzerine kilitleniyor. 

DFRG
Fotoğraf: Netflix

The End of the F***ing World'ün ardındaki Charles Forsman'ın yarattığı bu evren, hem asi hem kırılgan hem de mizah duygusu güçlü bir gençlik hikayesi sunuyordu. Dizi kuir alt metni, karakter odaklı anlatısı ve hafif absürt tonuyla hedef kitlesinde karşılığını bulmuş, Netflix içinde de destek görmüştü. Ancak tüm bu olumlu karşılamaya rağmen bütçe kaygıları ikinci sezonun yolunu kesti. 

Final sahnesinin dahi yeniden düzenlenmesine izin verilmemesi, hayranların "Asla böyle bitmemeliydi" serzenişini daha da güçlendirdi. Yine de dizi, kısa ömrüne rağmen hem eğlenceli hem içten bir büyüme hikayesi sunarak kendi bütünlüğünü koruyor. Sonunun havada kalmasına aldırmadan tatmin edici bir yolculuğa çıkmak isterseniz, I Am Not Okay With This hâlâ keşfetmeye değer.

IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Netflix

1899 (2022)

1899, izleyicisini zihnin karanlık koridorlarına davet ediyor ve orada uzun süre tutmayı başarıyordu. Çok sevilen ama beyin yakan Dark'ın yaratıcılarının elinden çıktığı düşünüldüğünde bu pek de şaşırtıcı olmasa gerek.

Eleştirmenlerin de beğenisini kazanan dizi, 2023'teki iptal haberiyle hayranlarını gözü yaşlı bırakmıştı. Gotik korkudan bilimkurguya, psikolojik gerilimden metafizik sorgulamalara uzanan yapısı, diziyi tek bir türe sığdırmayı imkansız hale getiriyordu. Prometheus'un terk edilmiş güvertesindeki ilk gizem, Kerberos'un kayıp yolcularıyla birlikte katman katman büyüyor, her bölümde gerçeklik biraz daha çözülen bir bilmeceye dönüşüyordu. 

frb
Fotoğraf: Netflix

Hikaye ilerledikçe zaman, mekan ve kimlikler birbirine karışıyor; karakterlerin geçmişleri, travmaları ve hayatları dev bir simülasyonun içine doğru çekiliyordu. Tam Kerberos'un neden piksel piksel dağılmaya başladığını anlamaya yaklaşmışken dizi, daha da büyük bir sırrın kapısını aralayıp aniden sona erdi. 

Dizinin yaratıcılarından Baran bo Odar'ın üzüntüyle açıkladığı iptal haberi, ikinci ve üçüncü sezonla tamamlanması planlanan bu hikayeyi yarım bıraktı. Oysa 1899, Netflix'in en çok izlenen yapımları arasında hızla yükselmiş, binlerce hayranın diziyi kurtarmak için imza kampanyası başlatmasına yol açacak kadar güçlü bir etki yaratmıştı. Nihayetinde, izleyicinin zihnini tersyüz eden bu yolculuk tamamlanamadı ama bıraktığı etki, fişi çekilmiş pek çok diziden çok daha uzun süre konuşulacağını gösteriyor.

IMDb: 7,3
Nereden izlenir: Netflix

Independent Türkçe



Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
TT

Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Uluslararası bir keşif gezisi, okyanus tabanının altındaki gizli tatlı su rezervlerini ilk kez kapsamlı bir şekilde belgeleyerek, çok az anlaşılan bir sisteme dair yeni bilgiler sundu.

Su, gezegenimizin yüzeyinin yaklaşık yüzde 70'ini oluştursa da aynı zamanda yeraltı su kaynaklarında da depolanıyor.

Birçok kıyı topluluğu, tatlı su ihtiyaçları için bu su kaynaklarına bağımlı.

Yeraltındaki su kaynaklarının, deniz tabanının altında tatlı, hafif tuzlu su bölgelerine doğru açık denize gittiği biliniyordu ancak bunlar şimdiye kadar neredeyse hiç keşfedilmemişti.

Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, deniz tabanının yaklaşık 200 metre altındaki bir bölgede tatlılaşmış suyu belgeledi ve örnekledi. New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından alınan çökelti örnekleri, ilk kez açık deniz tatlı su sistemlerinin varlığını doğruladı.

Araştırmacılar, bulguların dünyanın dört bir yanındaki benzer gizli su kaynaklarına daha fazla ışık tutabileceğini söyledi.

Devam eden çalışmalarda, bilim insanları, su kaynaklarını yerinde tutan ve su geçirmez tabakalar diye bilinen kumlu katmanlar da dahil olmak üzere, tortularda depolanan suyu örneklemeyi umuyorlar.

grthy
Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından tortu örnekleri aldı (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Colorado Maden Okulu'ndan jeolog Brandon Dugan, "Tatlılaşmış suyun hem denizel hem karasal tortularda, birden fazla tortu türünde bulunduğunu görmek bizi heyecanlandırdı" dedi.

Bu kadar farklı malzemelerdeki tatlı su, suyun hangi koşullarda buraya yerleştiğini anlamamıza yardımcı olacak.

Araştırmacılar, birçok kıyı bölgesinin tatlı su kaynakları için yeraltı suyuna bağımlı olması nedeniyle, bulguların toplum için büyük önem taşıdığını söylüyor.

ABD'nin kuzeydoğu kıyıları, açık deniz tatlı su rezervlerine sahip olduğu düşünülen en çok incelenen alanlardan biri. Tahminler, New Jersey ve Maine arasındaki Atlantik kıta kenarı boyunca yaklaşık 1300 kilometreküp depolanmış tatlı su olabileceğini gösteriyor.

ds67ı
Bilim insanları, tortu örneklerini renk ve yapı bakımından tanımlamak için Toprak Renk Şeması'nı kullanıyor (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Bunu daha iyi anlamak için, araştırmacılar New York'un her yıl 1,5 kilometreküp tatlı su, yani yaklaşık 1,5 trilyon litre kullandığını söylüyor.

Leicester Üniversitesi'nden sedimentolog Sarah Davies, "501 Seferi, başından beri yenilikçi oldu; okyanus sondaj topluluğu genelinde yeni araçlar, yeni yöntemler ve yeni işbirlikleri getirdi" dedi.

13 ülkeden yaklaşık 40 araştırmacının devam eden çalışmaları, besin maddelerinin dünyanın kıta sahanlığı tortularında nasıl döngüye girdiğini ve bu süreçlerin okyanus ekosistemlerini nasıl şekillendirdiğini ortaya çıkarabilir.

Dr. Davies, "Karadaki çalışmalar bu ivmeyi sürdürüyor ve örnekler şimdiden heyecan verici bir hikaye ortaya koyuyor" dedi.

Independent Türkçe


NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
TT

NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)

NASA'nın Juno uzay aracı, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni Jüpiter'in sanılandan biraz daha küçük ve basık olduğunu tespit etti.

Bir gaz devi olan Jüpiter büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşuyor. 

Daha önce NASA'nın Pioneer ve Voyager görevlerinden elde edilen veriler, devasa gezegenin ekvatordaki çapının 142 bin 984 kilometre, bir kutbundan ötekine olan uzunluğunun da 133 bin 708 kilometre olduğunu gösteriyordu.

Ancak İsrail'deki Weizmann Bilim Enstitüsü'nden araştırmacılar bu ölçümlerin tam isabetli olmadığını belirledi.

NASA'nın aracı Juno, 2016'dan beri Jüpiter'in yörüngesinde. Görev süresi 2021'de uzatılınca rotası değiştirilen Juno, Dünya'dan bakıldığında Jüpiter'in arkasından geçişler yapmaya başladı.

Bu sayede gezegenin büyüklüğünü daha net bir şekilde hesaplamak mümkün oldu. Aracın, Jüpiter'in arkasından Dünya'ya gönderdiği radyo sinyallerinin Jüpiter'in arkasından geçerken bükülmesi ya da zayıflaması, gezegenin boyutunu ölçmeye yarıyor.

Juno'nun ham verilerini işlemek için gereken teknikleri geliştiren Maria Smirnova "Radyo sinyallerinin, Jüpiter'in atmosferinden geçerken nasıl büküldüğünü izledik. Böylece bu bilgileri Jüpiter'in sıcaklık ve yoğunluğuna ilişkin ayrıntılı haritalara dönüştürdük ve dev gezegenin şekli ve boyutuna ilişkin şimdiye kadarki en net resmi elde ettik" diye açıklıyor.

Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de 2 Şubat Pazartesi yayımlanan çalışmaya göre Jüpiter'in ekvatordaki çapı sanılandan 8 kilometre, kutupları arasındaki uzunluk da 24 kilometre daha küçük.

Çalışmanın yazarlarından Yohai Kaspi "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek" diyor. 

Jüpiter'in boyutu elbette değişmedi; değişen, onu ölçme yöntemimiz.

Devasa bir gezegen için birkaç kilometrelik bir farkın önem taşımayacağı düşünülebilir ancak bilim insanları durumun böyle olmadığını söylüyor.

Araştırmayı yöneten Eli Galanti, "Bu birkaç kilometre çok önemli" diyor. 

Yarıçaptaki küçük değişimle, Jüpiter'in iç yapısını gösteren modellerimiz hem kütleçekim verileriyle hem de atmosferik ölçümlerle çok daha iyi uyum sağladı.

Jüpiter, gaz devi gezegenleri anlamada bir standart sunduğu için bu veriler Güneş Sistemi'nin ötesindeki gaz devleri hakkında daha iyi bir fikir sahibi olmaya katkı sağlıyor.

Independent Türkçe, Reuters, Space.com, NatureAstronomy


Gossip Girl yıldızından hayranları umutlandıran açıklama

38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
TT

Gossip Girl yıldızından hayranları umutlandıran açıklama

38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)

Gossip Girl hayranları, Chuck Bass'in ikonik "Ben Chuck Bass" repliğini bir kez daha duyabilir mi? Bu ihtimal imkansız değil çünkü Ed Westwick, bir yan dizi gündeme gelirse karaktere yeniden hayat vermeye sıcak baktığını söyledi.

Kötü çocuk Chuck Bass'i canlandırmasıyla tanınan Ed Westwick'e, Hits Radio UK'e verdiği röportajda olası bir yan dizide rolüne dönüp dönmeyeceği soruldu. Westwick, karakterin zamanla Blair Waldorf'un sadık partnerine dönüşmesiyle dizinin en sevilen yüzlerinden biri olmuştu.

Oyuncu, "Chuck Bass'in şimdi nerede olduğunu görmek çok ilginç olurdu. Fakat herkesi yeniden bir araya getirmek gerçekten çok zor olur" dedi. Ardından da "Bu dünyada her şey mümkün. Evet, Chuck'ın bu aralar neler yaptığını bilmek harika olurdu, kesinlikle!" ifadelerini kullandı.

2007–2012'de 6 sezon süren Gossip Girl, Manhattan sosyetesinin içinde yaşayan zengin gençlerin skandallarla dolu hayatını izliyor, karakterlerin çıkarları için birbirlerini nasıl harcadığını anlatıyordu. 

Tüm bu kaos ise kimliği bilinmeyen acımasız bir blogger'ın anlatımıyla ekrana taşınıyordu. Dizinin oyuncu kadrosunda Westwick ve Meester'ın yanı sıra Blake Lively, Penn Badgley ve Chace Crawford gibi isimler de yer alıyordu.

Westwick, Hits Radio UK röportajında diziden en sevdiği sahneyi de anlattı. 

"En sevdiğim sahne, Empire State Binası'nın tepesinde olduğum sahneydi" diyen oyuncu, üçüncü sezon finalinde Chuck'ın Blair'ı binanın tepesinde beklediği anı hatırlattı: 

Empire State Binası'nın kimsenin giremediği ancak belki bir tamircinin falan girebildiği anten bölümünün içine tırmanmama izin vermişlerdi. Oraya çıkabilmek gerçekten çok havalıydı. Üzerimde bir smokin vardı.

Oyuncu sözlerini, "Bir sürü şey vardı, gerçekten çok eğlendik. Limuzinlerin arkasında geçen bazı sahneler de harikaydı. O dizinin parçası olduğum için çok şanslıyım" diyerek tamamladı.

Şu an için ilk Gossip Girl kadrosuyla bir yan dizi duyurulmuş değil. Öte yandan dizinin yeni oyuncu kadrosuyla çekilen yeniden çevrimi 2021–2023'te iki sezon sürmüştü. 

Ayrıca Deadline'ın dünkü haberine göre, dizinin ilham aldığı kitap serisinin yazarı Cecily von Ziegesar da Blair'ı merkeze alan ve ilk romanların 20 yıl sonrasında geçen bağımsız bir eser üzerinde çalışıyor.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Hits Radio UK, Deadline