Hamaney'in danışmanı: Trump'ın Kafkasya'daki projesine şiddetle karşıyız

Velayati, Ermenistan Büyükelçisi Grigor Hakopyan ile görüştü, (IRNA)
Velayati, Ermenistan Büyükelçisi Grigor Hakopyan ile görüştü, (IRNA)
TT

Hamaney'in danışmanı: Trump'ın Kafkasya'daki projesine şiddetle karşıyız

Velayati, Ermenistan Büyükelçisi Grigor Hakopyan ile görüştü, (IRNA)
Velayati, Ermenistan Büyükelçisi Grigor Hakopyan ile görüştü, (IRNA)

İran'ın Lideri'nin uluslararası ilişkiler danışmanı Ali Ekber Velayati, Washington'un arabuluculuğuyla Ermenistan ve Azerbaycan arasında yeni bir transit koridoru kurulması konusunda varılan anlaşmanın ardından, Tahran'ın "ABD Başkanı Donald Trump'ın Kafkasya'daki projesine" şiddetle karşı çıktığını söyledi.

Velayati'nin açıklamaları, Ermenistan'ın Tahran Büyükelçisi Grigor Hakopyan ile yaptığı görüşme sırasında geldi; görüşmede Güney Kafkasya'daki durum da dahil olmak üzere son gelişmeler ele alındı.

Ağustos ayının başlarında Ermenistan ve Azerbaycan, ABD Başkanı Donald Trump'ın arabuluculuğuyla Beyaz Saray'da, iki eski Sovyet cumhuriyeti arasındaki on yıllarca süren çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan bir anlaşma imzaladı.

Anlaşma, Azerbaycan'ı batıdaki Nahçıvan özerk bölgesine bağlayacak, Ermenistan üzerinden geçecek bir "transit bölge" oluşturulmasını öngörüyor. Bu bölgeye "Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu" veya "Geçiş Koridoru" adı verilecek. Anlaşmaya göre, Amerika Birleşik Devletleri, "Zengezur Koridoru" olarak da bilinen bu koridoru geliştirme hakkına sahip.

cdfgrt
8 Ağustos 2025'te Ermenistan ve Azerbaycan arasında imzalanan anlaşmanın ardından Beyaz Saray'da Donald Trump, İlham Aliyev ve Nikol Paşinyan arasında gerçekleşen üçlü el sıkışma (Reuters)

Devlet haber ajansı ISNA, Velayati'nin Kafkasya'daki "Trump Projesi" olarak bilinen şeyin "Zangezur Koridoru"ndan farklı olmadığını ve İran'ın buna kesinlikle karşı olduğunu söylediğini aktardı. Şarku’l Avsat’ın ISNA’dan aktardığına göre Velayati, Tahran'ın Zangezur Koridoru projesine başından beri karşı çıktığını, çünkü sınır değişikliklerini veya bölgesel güvenliğini tehdit edebilecek herhangi bir gelişmeyi reddettiğini ifade etti.

Velayati, "Trump Projesi"nin özünde sadece farklı bir isimle aynı proje olduğuna ve şu anda Amerikan şirketlerinin Ermenistan'a girişiyle desteklendiğine inanıyor.

Velayati, İran'ın, Rusya'nın katılımıyla veya katılımı olmadan bu projeye kesin olarak karşı çıktığını, hatta Moskova'nın Ukrayna'daki savaşla meşgul olduğu dönemde bile bu tutumunu sürdürdüğünü belirtti. Tahran'ın bu koridorun uygulanmasını engellemede başarılı olduğunu, çünkü bu koridorun kuzey İran'da NATO varlığına yol açabileceğini ve kuzey İran ile güney Rusya'nın güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturabileceğini ifade etti.

Velayati, "Deneyimler, Amerika Birleşik Devletleri'nin hassas bölgelere öncelikle ekonomik nitelikteki projeler aracılığıyla girdiğini, daha sonra kademeli olarak varlığını askeri ve güvenlik boyutları kazanacak şekilde genişlettiğini kanıtlamıştır" uyarısında bulunarak, "İran sınırlarında Amerikan varlığına kapı açan herhangi bir projenin açık güvenlik sonuçları olacağını" vurguladı.

Ağustos ayında, Bakü ve Erivan arasında varılan anlaşmanın duyurulmasının ardından İran'ın TRIP (Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Koridoru) projesine yönelik itirazları yoğunlaştı.

İranlı yetkililer ve parlamenterler, Zangezur Koridoru projesinin önemsiz bir mesele olarak değil, sınır güvenliği ve bölgesel egemenlik konusunda kırmızı çizgi olarak değerlendirilebileceğini belirtti. Velayati daha önce bunu Güney Kafkasya'nın güvenliğini tehlikeye atacak bir "komplo" olarak nitelendirmiş ve Trump'ın sahip olduğu bir koridor değil, paralı askerlerinin mezarlığı olacağı konusunda uyarıda bulunmuştu.

Anlaşmanın imzalanmasından bir hafta sonra, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Ermenistan'ın başkenti Erivan'a giderek Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile görüşmelerde bulundu ve anlaşmanın detayları hakkında daha fazla bilgi edindi.

O dönemde İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, iç tepkileri küçümseyerek, anlaşmanın "temel pozisyonlarımıza saygı duyduğunu, ancak potansiyel bir Amerikan şirketinin varlığının endişe kaynağı olduğunu ve istişarelere devam edip gelişmeleri yakından takip edeceklerini" söyledi.



İngiliz ordusu: Aden Körfezi'nde bir kargo gemisindeki korumalar, silahlı kişilerle çatışmaya girdi

Aden Körfezi'nde Husilerin füze saldırısına uğrayan bir İngiliz kargo gemisi, (Arşiv -DPA)
Aden Körfezi'nde Husilerin füze saldırısına uğrayan bir İngiliz kargo gemisi, (Arşiv -DPA)
TT

İngiliz ordusu: Aden Körfezi'nde bir kargo gemisindeki korumalar, silahlı kişilerle çatışmaya girdi

Aden Körfezi'nde Husilerin füze saldırısına uğrayan bir İngiliz kargo gemisi, (Arşiv -DPA)
Aden Körfezi'nde Husilerin füze saldırısına uğrayan bir İngiliz kargo gemisi, (Arşiv -DPA)

Birleşik Krallık Deniz Ticareti Operasyonları Merkezi (UKMTO), Yemen Körfezi açıklarında, Aden Körfezi’nde seyreden bir geminin güvenlik ekibinin küçük bir tekne üzerindeki silahlı kişilerle çatışmaya girdiğini ve saldırıyı püskürtmeyi başardığını açıkladı.

Olayın sorumluluğunu şu ana kadar herhangi bir grup üstlenmedi.

Husiler daha önce, Kızıldeniz’den geçen ve İsrail ile bağlantılı olduğunu değerlendirdikleri gemilere yönelik saldırılarını yeniden başlatacaklarını duyurmuştu. Öte yandan bölgede Somalili korsanların faaliyetlerinde de son dönemde artış gözlemleniyor.


Kongre’nin İran’a karşı savaş yetkisi kararlarını onaylamasının ardından ne olacak?

ABD Başkanı Donald Trump, yardımcısı J.D. Vance ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın da katıldığı bir törenle dün Kongre’de Birliğin Durumu konuşmasını yaptı. (Getty Images – AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, yardımcısı J.D. Vance ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın da katıldığı bir törenle dün Kongre’de Birliğin Durumu konuşmasını yaptı. (Getty Images – AFP)
TT

Kongre’nin İran’a karşı savaş yetkisi kararlarını onaylamasının ardından ne olacak?

ABD Başkanı Donald Trump, yardımcısı J.D. Vance ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın da katıldığı bir törenle dün Kongre’de Birliğin Durumu konuşmasını yaptı. (Getty Images – AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, yardımcısı J.D. Vance ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın da katıldığı bir törenle dün Kongre’de Birliğin Durumu konuşmasını yaptı. (Getty Images – AFP)

İran’a karşı savaşın 28 Şubat’ta başlamasından bu yana ilk kez, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu elinde bulundurduğu ABD Kongresi, Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump’ın askeri operasyonları sürdürmesini engellemeyi amaçlayan kararları destekledi. Bu gelişme, yaklaşık üç aydır devam eden çatışmaya ilişkin olarak Cumhuriyetçi Parti içinde artan kaygıları yansıttı.

Temsilciler Meclisi, 4 Haziran’da savaş yetkilerine ilişkin karar tasarısını kabul ederken, Senato da 19 Mayıs’ta benzer içerikte ancak ayrı bir karar için usul oylamasında ilerleme sağladı. Oylamalarda az sayıda Cumhuriyetçi senatör ve temsilci parti yönetiminin tutumuna karşı çıkarak, Demokratların neredeyse tamamıyla birlikte destek oyu kullandı.

Aşağıda, ABD’deki Savaş Yetkileri Yasası’nın içeriği ve bundan sonraki süreçte yaşanabilecek gelişmelere ilişkin bir değerlendirme yer alıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, yardımcısı J.D. Vance ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın da katıldığı bir törenle dün Kongre’ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı savaşın başlamasından dört gün önce, 24 Şubat’ta Kongre’de yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında (AFP)

Savaş yetkisi kararı nedir?

ABD Kongresi, başkanın yetkilerini denetlemeyi amaçlayan ve Savaş Yetkileri Yasası olarak da bilinen savaş yetkisi kararını, kamuoyunda geniş destek görmeyen Vietnam Savaşı’nın ardından 1973 yılında kabul etti.

Yasa, başkanın askeri operasyonların başlamasından itibaren 48 saat içinde Kongre’yi bilgilendirmesini zorunlu kılıyor. Ayrıca Kongre onayı olmaksızın başlatılan herhangi bir askerî harekâtın, olağanüstü bir durum söz konusu olmadığı sürece 60 gün içinde sona erdirilmesini öngörüyor.

İran bağlamında ise 60 günlük sürenin 1 Mayıs’ta dolduğu belirtiliyor. Trump, ateşkes ilan ederek çatışmaların ‘sona erdiğini’ savunmuştu. Ancak saldırıların sürmesi ve İran limanları üzerinde kontrol uygulanmaya devam edilmesi nedeniyle bu yorum tartışma konusu oldu.

Hukuk uzmanları, Trump’ın bu gerekçesinin yargısal inceleme karşısında ayakta kalamayabileceğini belirtiyor. Yasa ayrıca, Kongre’ye, yasama organı tarafından yetkilendirilmemiş askeri faaliyetlerin sona erdirilmesi amacıyla savaş yetkileri kararları üzerinde oylama yapma imkânı tanıyor.

Bu kararlar özel bir usul statüsüne sahip olduğundan, Temsilciler Meclisi veya Senato liderliğinin onayı olmasa dahi oylamaya sunulabiliyor.

ABD ve İsrail güçlerinin 100 günden fazla süre önce başlattığı bombardımanların ardından, Senato İran’la ilgili yedi ayrı karar tasarısını, Temsilciler Meclisi ise dört ilgili tasarıyı gündemine aldı.

Kararların önündeki engeller neler?

Her iki karar tasarısı da önemli engellerle karşı karşıya bulunuyor.

Senato’daki tasarı şu ana kadar yalnızca usule ilişkin bir oylamayı geçmiş durumda ve henüz Senato Genel Kurulu tarafından nihai olarak kabul edilmedi. Tasarının Senato’dan geçmesi halinde bile yürürlüğe girebilmesi için Temsilciler Meclisi tarafından da onaylanması gerekiyor. Ancak Cumhuriyetçi liderliğin, tasarının Temsilciler Meclisi’nde oylamaya sunulmasına izin vermesinin düşük bir ihtimal olduğu değerlendiriliyor.

Tasarı Temsilciler Meclisi’nden de geçse bile, Trump’ın veto yetkisini kullanmasının beklendiği belirtiliyor. Bu nedenle düzenlemenin yasalaşabilmesi için her iki mecliste de vetoyu aşmaya yetecek üçte iki çoğunluğun sağlanması gerekiyor.

Temsilciler Meclisi tarafından kabul edilen ayrı tasarının ise Senato’dan geçmesi gerekiyor. Senato üyelerinin yardımcıları, parlamenter danışmanın söz konusu tasarının özel usul statüsüne sahip olup olmadığı konusunda vereceği görüşü beklediklerini belirtti. Tasarının bu özel statüden yararlanamayacağı yönünde bir değerlendirme yapılması halinde, Trump’ın çizgisinden nadiren ayrılan Senato Cumhuriyetçi Çoğunluk Lideri John Thune’ın tasarıyı oylamaya sunmasına kesin gözüyle bakılmıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, yardımcısı J.D. Vance ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın da katıldığı bir törenle dün Kongre’de Birliğin Durumu konuşmasını yaptı. (Getty Images – AFP)ABD Başkanı Donald Trump, yardımcısı J.D. Vance ve Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın da katıldığı bir törenle dün Kongre’de Birliğin Durumu konuşmasını yaptı. (Getty Images – AFP)

Peki bunun anlamı ne?

ABD Anayasası, kısa süreli operasyonlar veya acil tehditlere karşı gerçekleştirilen müdahaleler dışında, askeri güç kullanımına izin verme yetkisinin başkana değil, yalnızca Kongre’ye ait olduğunu öngörüyor.

Karar tasarılarını destekleyenler, her iki partiden Kongre üyelerinin verdiği desteğin, yasama organının savaş ilan etme konusundaki anayasal yetkisini yeniden tesis etmeye ve Trump döneminde Beyaz Saray’ın yetkilerini sınırlandırmaya çalıştığını gösteren önemli bir mesaj niteliği taşıdığını savunuyor.

Tasarıların karşıtları ise bunları siyasi bir duruş olarak nitelendiriyor ve söz konusu girişimlerin ABD’nin rakiplerine cesaret verebileceğini öne sürüyor. Muhaliflere göre kararlar, başkanın Silahlı Kuvvetler Başkomutanı sıfatıyla sahip olduğu yetkilere müdahale ettiği için anayasal açıdan da tartışmalı bir nitelik taşıyor.

Uzmanlar ise oylamaların sembolik ve siyasi açıdan önem taşıdığı görüşünde.

Brennan Center’ın Özgürlük ve Ulusal Güvenlik Programı’nda danışman olan Katherine Yon Ebright yaptığı değerlendirmede, Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen savaş yetkileri kararının, “Her iki partiden yasa koyucuların bu savaşın gereğinden fazla uzadığını ve hem Savaş Yetkileri Yasası’nı hem de Anayasa’yı ihlal ettiğini düşündüklerine dair başkana güçlü bir mesaj gönderdiğini” söyledi.

Ebright, Trump’ın da oylamayı ciddiye almış göründüğünü belirterek, ABD Başkanı’nın oylamayı ‘vatanseverliğe aykırı’ olarak nitelendirdiğini ve Demokratlarla birlikte oy kullanan Cumhuriyetçilerin ‘kendilerinden utanmaları gerektiğini’ söylediğini hatırlattı. Kamuoyunda geniş destek bulmadığı belirtilen savaşın, Cumhuriyetçilerin Kongre’deki çoğunluğunu koruyup koruyamayacağının belirleneceği kasım ayındaki seçimler üzerinde etkili olabileceği değerlendiriliyor. Yakın zamanda gerçekleştirilen bir Reuters anketine göre, Amerikalıların yüzde 36’sı ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını desteklerken, yalnızca yüzde 25’i bu operasyonların maliyetine değecek sonuçlar ürettiği görüşünü dile getirdi.


ABD, İran hedeflerine yoğun hava saldırıları düzenledi... Tahran Körfez ve Ürdün’deki üsleri vurdu

ABD, İran hedeflerine yoğun hava saldırıları düzenledi... Tahran Körfez ve Ürdün’deki üsleri vurdu
TT

ABD, İran hedeflerine yoğun hava saldırıları düzenledi... Tahran Körfez ve Ürdün’deki üsleri vurdu

ABD, İran hedeflerine yoğun hava saldırıları düzenledi... Tahran Körfez ve Ürdün’deki üsleri vurdu

Bölge, ABD ile İran arasında nisan ayında varılan ateşkesin ardından yaşanan en büyük askeri çatışmalardan biriyle son derece tehlikeli bir güvenlik sürecine girdi. İran Devrim Muhafızları Ordusu), bugün İran tarafından Ürdün’deki bir ABD üssü ile Körfez bölgesinde 21 ayrı hedefe saldırı düzenlendiğini açıkladı. Bu hedefler arasında Kuveyt ve Bahreyn de yer aldı.

Söz konusu gerilimin, ABD’nin Hürmüz Boğazı yakınlarında İran içindeki hava savunma sistemleri, yer kontrol istasyonları ve radar noktalarını hedef alan yoğun hava saldırılarına misilleme olarak gerçekleştiği belirtildi. İran tarafı, saldırılarda Cask, Sirik ve Keşm bölgelerinde bazı altyapıların zarar gördüğünü, Sirik’te bir iletişim kulesinin tahrip edildiğini ve su depolarının yok edildiğini açıkladı.

İran Devrim Muhafızları, bu saldırılara yanıt olarak saat 02.30’da Bahreyn’de konuşlu ABD Beşinci Filosu’nu insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldıklarını duyurdu. Ayrıca saldırıların devam etmesi halinde “daha ağır ve sert” karşılıklar verileceği uyarısı yapıldı.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın doğrudan talimatıyla gerçekleştirildiği belirtilen saldırılarda, Beyaz Saray’ın “çok güçlü bir yanıt” istediği belirtildi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), güçlerinin ABD’nin Doğu Yakası saatiyle saat 17.00’de İran’a karşı “meşru müdafaa” kapsamında hava saldırıları düzenlediğini, bunun ise dün  ABD ordusuna ait “Apache” tipi bir helikopterin düşürülmesine misilleme olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.