El-Alimi, Hadramut'u korumak için Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'ndan askeri müdahale talep etti

Güney Geçiş Konseyi'nin gerilimi artırması, Doğu Yemen'i tehlikenin eşiğine getiriyor

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Riyad'da Ulusal Savunma Konseyi üyeleri ile bir araya geldi. (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Riyad'da Ulusal Savunma Konseyi üyeleri ile bir araya geldi. (SABA)
TT

El-Alimi, Hadramut'u korumak için Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'ndan askeri müdahale talep etti

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Riyad'da Ulusal Savunma Konseyi üyeleri ile bir araya geldi. (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Riyad'da Ulusal Savunma Konseyi üyeleri ile bir araya geldi. (SABA)

Yemen’in doğu vilayetlerinde sahadaki gelişmeler ve siyasi adımlar art arda yaşanırken, Güney Geçiş Konseyi’nin (GGK) yürüttüğü askeri gerilim, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’yi, Hadramut’un korunması için Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'ndan askeri müdahale talep etmeye sevk etti.

Siyasi kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Yemen’in kuzeyinden ayrılmayı savunan GGK’nin, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) yürüttüğü arabuluculuğun ortaya çıkardığı koşullardan yararlanarak askeri genişleme peşinde olduğunu belirtti. Oysa arabuluculuk süreci devam ediyor ve bu sürecin amacı, GGK güçlerinin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinden çekilerek bu iki vilayet dışındaki kamplarına dönmesi, kampların ise Vatan Kalkanı Güçleri’ne ve yerel yönetime devredilmesi yoluyla çatışmanın barışçıl biçimde sona erdirilmesi olarak ifade ediliyor.

Bu çerçevede Yemen hükümetine yakın bir kaynak, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin, Ulusal Savunma Konseyi üyeleriyle birlikte Hadramut vilayetindeki genel durum hakkında bilgilendirildiğini aktardı. Kaynak, el-Alimi’ye, GGK’nin son saatlerde gerçekleştirdiği ve ‘düşmanca’ olarak nitelendirilen askeri operasyonlar ile bu operasyonlara eşlik eden, sivillere yönelik ağır ihlaller hakkında da bilgi verildiğini kaydetti.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Hadramut'u korumak için Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'ndan askeri müdahale talep etti. (SABA)Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Hadramut'u korumak için Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'ndan askeri müdahale talep etti. (SABA)

Kaynak, ay başından bu yana devam eden gerilimin, geçiş döneminin referanslarını, başta Yetki Devri Bildirgesi ve Riyad Anlaşması olmak üzere, açık biçimde ihlal ettiğini belirtti. Söz konusu adımların, Suudi Arabistan ve BAE’nin uluslararası toplumla koordinasyon içinde yürüttüğü, gerilimi düşürmeyi ve GGK güçlerinin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinden çekilmesini amaçlayan arabuluculuk çabalarını da doğrudan zayıflattığı ifade edildi.

Bu gelişmeler üzerine el-Alimi’nin, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'na resmi bir başvuruda bulunarak, Hadramut vilayetindeki sivillerin korunması için gerekli tüm askeri tedbirlerin alınmasını, Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin sükûneti sağlamasına destek verilmesini ve Suudi Arabistan-BAE arabuluculuk çabalarının korunmasını talep ettiği aktarıldı. El-Alimi’nin ayrıca GGK yönetimine, kamu yararını ve safların birliğini önceleme, gerekçesiz gerilimden kaçınma çağrısını yinelediği kaydedildi.

Güney Geçiş Konseyi (GGK), Hadramut ve el-Mehra'da tek taraflı askerî harekât düzenledi. (EPA)Güney Geçiş Konseyi (GGK), Hadramut ve el-Mehra'da tek taraflı askerî harekât düzenledi. (EPA)

Aynı çerçevede Yemenli resmi kaynaklar, el-Alimi’nin, Ulusal Savunma Konseyi’ni acil toplantıya çağırdığını bildirdi. Toplantıya Başkanlık Konseyi üyelerinden üçü, Temsilciler Meclisi ve Şura Meclisi başkanları, Başbakan, askeri ve güvenlik yetkilileri ile Hadramut Valisi katıldı. Görüşmede, GGK’nin tek taraflı adımlarının sonuçları ve bu adımların ulusal ve bölgesel güvenlik üzerindeki ciddi yansımaları ele alındı.

Resmi medyaya göre toplantıda, Hadramut ve el-Mehra’da sivilleri hedef alan ihlallere ilişkin saha raporları incelendi. Ulusal Savunma Konseyi, Nahb Vadisi’nde son dönemde gerçekleşen saldırıları, gerilimi düşürme çabalarına açık bir aykırılık ve meşru devlet kurumlarına karşı başkaldırı olarak değerlendirdi.

Ulusal Savunma Konseyi, Suudi Arabistan’ın öncülük ettiği arabuluculuğa tam destek verdiğini vurgularken, GGK güçlerinin iki vilayet dışındaki önceki mevzilerine geri dönmesi, kampların ise Vatan Kalkanı Güçleri’ne ve yerel yönetimlere, düzenli bir plan çerçevesinde ve koalisyon gözetiminde devredilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Sonuçlar konusunda uyarı

Bu gelişmelerin gölgesinde Suudi Arabistan, Yemen’in doğusunda gerilimi düşürmeye yönelik sınırları yeniden çizdi. Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan net açıklamada, tek taraflı askeri hareketler reddedilirken, GGK güçlerinin önceki mevzilerine geri dönmesi talep edildi.

Konuya yakın kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, bu tutumun sahaya, Hadramut’ta gerçekleştirilen uyarı amaçlı bir hava saldırısıyla yansıdığını belirtti. Söz konusu saldırının, güç kullanılarak yeni fiili durumlar dayatılmasına izin verilmeyeceğine dair doğrudan bir mesaj taşıdığı ifade edildi.

Kaynaklar, hava saldırısının önleyici caydırıcılık çerçevesinde gerçekleştirildiğini vurgulayarak, ilave bir gerilimin daha sert tedbirlerle karşılanacağı uyarısında bulundu. Bu durum, Riyad’ın siyasi dengeleme politikasından, istikrarı korumaya yönelik kararlı bir saha kontrolü yaklaşımına geçtiğine işaret olarak değerlendirildi.

Öte yandan GGK, yayımladığı bir açıklamayla eylemini gerekçelendirmeye çalıştı. GGK, adımlarının ‘halktan gelen çağrılara’ yanıt niteliğinde olduğunu savunurken, hava saldırısını ‘şaşkınlık verici’ olarak nitelendirmesine rağmen, Suudi Arabistan ile koordinasyona açık olduğunu duyurdu.

Ancak gözlemciler, olası bir koordinasyonun bölgesel düzeyde kabul görmesinin, ancak gerilimin sona erdirilmesi, güçlerin sahadan çekilmesi, kampların teslim edilmesi ve fiili durum dayatılmadan yeniden diyalog masasına dönülmesiyle mümkün olabileceği görüşünde.

Yanılsamanın mantığı

Yemenli siyasetçiler, Suudi Arabistan ve BAE’nin samimi çabalarına rağmen GGK’nin uzlaşmaz tutumu ve Hadramut’u askerileştirmede ısrar etmesinin, ‘güney davasına’ ağır zarar verdiği uyarısında bulunuyor. Bu yaklaşımın, söz konusu davayı yaşanabilir bir siyasi projeye dönüştürmek yerine, zırhlı araçlar ve askeri kontrol noktalarına indirgediği ifade ediliyor.

Bu tutumun, bölgede acı örneklerle yapılan karşılaştırmaları da beraberinde getirdiğine dikkat çekiliyor. Bunların başında, Sudan’da Hamideti ve Cancavid milislerinin deneyimi geliyor. Söz konusu yapıların, silah ve korku yoluyla dış ajandaları hayata geçirmeye çalışmasının sonucunda şehirlerin yıkıma uğradığı ve devletin çöktüğü hatırlatılıyor. Aynı şekilde, silahlı çatışmanın içinden doğan Güney Sudan modelinin de nihayetinde çökmüş bir devlete ve bitmeyen iç çatışmalara sürüklendiği vurgulanıyor.

Yemenliler güneydeki davanın haklılığını kabul etseler de, Güney Geçiş Konseyi (GGK) bunu doğudaki gerilimi artırmak için kullanmaya çalışıyor. (AP)Yemenliler güneydeki davanın haklılığını kabul etseler de, Güney Geçiş Konseyi (GGK) bunu doğudaki gerilimi artırmak için kullanmaya çalışıyor. (AP)

Uzmanlar, uluslararası toplumun yalnızca devletleri ve kurumsal yapıları muhatap aldığını, milis gruplara meşruiyet tanımadığını vurguluyor. Bu çerçevede, Somaliland deneyiminin, ne kadar uzun sürerse sürsün, güç yoluyla dayatılan projelerin nasıl bir tecrit ve tanınmama ile karşı karşıya kaldığını açık biçimde ortaya koyduğu ifade ediliyor. Aynı şekilde, Katalonya’nın İspanya’dan ayrılma girişimlerinin başarısızlığı da dünyanın devlet ve anayasa dışı tek taraflı ayrılıkları meşrulaştırmadığını gösteren bir örnek olarak değerlendiriliyor.

Analistler, Hadramut’un belirli bir bölgesel milis yapısının ganimeti olamayacak kadar büyük, şiddet ve silahla yönetilemeyecek kadar derin bir yapıya sahip olduğu konusunda hemfikir. Hadramut’un kaosa sürüklenmesine yönelik her girişimin, güneyin kazanımlarına ve siyasi fırsatlarına karşı işlenmiş bir suç niteliği taşıdığına dikkat çekiliyor.

Gözlemcilere göre Hadramut’un askerileştirilmesi, akılcı olmayan bir adım olup, GGK’nin mücadele ettiğini iddia ettiği korkutma ve zorlayıcı araçlarla fiili durumu dayatma ısrarını yansıtıyor. Bu tutumun, itidal çağrısı yapan ve güneyin yanı sıra Yemen genelinde istikrarın korunmasını isteyen uluslararası toplumun beklentilerine açık bir meydan okuma anlamına geldiği belirtiliyor.

Suudi Arabistan tarafından yayımlanan açıklamada da güney meselesinin güç kullanılarak değil, üzerinde uzlaşılan referanslar çerçevesinde kapsayıcı bir siyasi diyalog yoluyla ele alınması gerektiği vurgulandı. Açıklamada, başta Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi olmak üzere mevcut çerçevelerin korunmasının, Yemen’in birliğini ve hukuki statüsünü muhafaza edeceği, doğu vilayetlerinin barış çabalarını tehdit eden bir sürece sürüklenmesini engelleyeceği ifade edildi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.