Mısır, Sina'daki devasa projelerle yerinden edilmeye karşı duruşunu pekiştiriyor

Lojistik ve kalkınma projeleri için arazi tahsis etme kararı

Mısır hükümeti tarafından Sina'da yürütülen kalkınma projelerinde faaliyet gösteren kamyonlar (Mısır Ulaştırma Bakanlığı)
Mısır hükümeti tarafından Sina'da yürütülen kalkınma projelerinde faaliyet gösteren kamyonlar (Mısır Ulaştırma Bakanlığı)
TT

Mısır, Sina'daki devasa projelerle yerinden edilmeye karşı duruşunu pekiştiriyor

Mısır hükümeti tarafından Sina'da yürütülen kalkınma projelerinde faaliyet gösteren kamyonlar (Mısır Ulaştırma Bakanlığı)
Mısır hükümeti tarafından Sina'da yürütülen kalkınma projelerinde faaliyet gösteren kamyonlar (Mısır Ulaştırma Bakanlığı)

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlara göre, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin, İsrail sınırına yakın Kuzey Sina’da lojistik ve kalkınma projeleri için arazi tahsis etme kararı, Mısırlı yetkililerin ‘sahada hayata geçirilen projeler yoluyla zorunlu göç planlarını reddettiklerini’ vurgulayan adımlarını yeniden gündeme taşıdı.

Mısır Resmî Gazetesi’nde salı günü yayımlanan bir cumhurbaşkanlığı kararnamesinde, Kuzey Sina’daki bazı arazilerin Limanlar Genel İdaresi’ne tahsis edildiği ve bu alanların lojistik bölgeler kurulması için kullanılacağı duyuruldu. Söz konusu araziler arasında, Gazze Şeridi ve İsrail sınırına yakın parseller de yer aldı.

Sina Yarımadası'nın kalkınması için strateji

Mısır hükümeti daha önce, son yıllarda yol, liman, demir yolu, sanayi ve lojistik bölgeleri gibi büyük altyapı projelerine sahne olan Sina Yarımadası’nın bir ticaret ve lojistik merkeze dönüştürülmesini hedefleyen Mısır Ulusal Sina Yarımadası’nı Geliştirme Stratejisi’ni açıklamıştı. Söz konusu strateji, Akdeniz ile Kızıldeniz arasında bağlantı kurulmasını ve bölgesel ve uluslararası pazarlarla entegrasyonun güçlendirilmesini amaçlıyor.

Proje, el-Ariş Limanı’nın geliştirilmesi, Biru’l Abd – el-Ariş – Refah – Taba demir yolu hattı ve Taba ile Nuveyba gibi Kızıldeniz limanlarıyla bağlantı projelerini kapsayan daha geniş bir lojistik koridorla ilişkilendiriliyor. Bu çerçevede, Sina’yı boydan boya geçen ve Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayan bir ticaret koridoru oluşturulması hedefleniyor.

Mısır Başbakanlığı’na bağlı bir araştırma biriminin başkanı ve siyaset bilimi profesörü olan Dr. Rafet Mahmud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır’ın Sina’daki lojistik bölgelerle bölgede gündeme getirilen zorunlu göç ve iskân projelerini boşa çıkarmayı hedeflediğini söyledi. Mahmud, bunun Sina Yarımadası’nın kalkındırılması ve imar edilmesi yoluyla, aynı zamanda uluslararası çıkarlarla bağlantı kurulmasını sağlayarak Mısır’a bu alanda katma değer kazandıracağını ifade etti.

Mahmud’a göre bu koridorlar, sanayi, tarım ve madencilik gibi farklı üretim alanlarını deniz limanlarına bağlamayı amaçlıyor. Bu adımlar, ticari ve denizcilik koridorları üzerindeki bölgesel ve uluslararası rekabet çerçevesinde atılırken, bölgede Süveyş Kanalı’na alternatif olarak öne sürülen projeler karşısında kanalın rekabetçi rolünün güçlendirilmesini de hedefliyor.

Mahmud, Sina’nın stratejik konumu nedeniyle bu rekabetin ve Mısır’ın söz konusu yaklaşımlarının merkezinde yer aldığını belirtti. Sina’nın hem Süveyş Kanalı’na hâkim konumda bulunması hem de İsrail’in Akabe Körfezi’nden başlayarak İsrail topraklarının içinden geçip Akdeniz’e ulaşacak, Süveyş Kanalı’na alternatif olarak tasarlanan Ben Gurion Kanalı projesine yakınlığı nedeniyle bu önemi taşıdığını kaydetti.

rt56y
Mısırlı yetkililer, Sina Yarımadası'nı ülkenin çeşitli bölgelerine bağlayan entegre demiryolu hattının yakında tamamlanacağını duyurdu. (Mısır Ulaştırma Bakanlığı)

Akademisyen ve ekonomi uzmanı Dr. Ala Ali ise Mısır devletinin Kuzey Sina’da gelişmiş lojistik bölgeler kurulması amacıyla geniş alanlar tahsis etme kararının, ülkenin coğrafi ve ekonomik varlıklarının yönetim felsefesinde stratejik bir dönüşümü temsil ettiğini söyledi. Ali’ye göre bu adım, Sina’yı özel güvenlik hassasiyetleri bulunan bir coğrafi alan olmaktan çıkararak, ulusal büyüme sisteminde etkin bir ekonomik dayanak haline getiriyor.

Ali, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu yaklaşımın Sina’nın küresel ticaret koridorlarını birbirine bağlayan bir odak noktası olarak sahip olduğu benzersiz konumun değerlendirilmesine yönelik derin bir farkındalığı yansıttığını belirtti. Söz konusu yönelimin, özellikle küresel tedarik zincirlerindeki dönüşümler ve ana deniz taşımacılığı hatlarına yakın, güvenli ve istikrarlı lojistik merkezlere yönelik uluslararası talebin artması ışığında, ileri lojistik hizmetlere dayalı bir ekonominin temellerini attığını ifade etti.

Yatırım haritasının yeniden yapılandırılması

Makroekonomik bakış açısından bu projeler, Mısır’daki yatırım haritasının yeniden yapılandırılmasına katkı sağlıyor. Ali’ye göre, Nil Deltası dışındaki bölgelerde yeni kalkınma merkezleri oluşturulması bu sürecin temel unsurlarından biri. Ali, dış ticaret alanında ise Kuzey Sina’nın entegre bir lojistik koridora bağlanmasının, Mısır’a yeniden ihracat ve mal dolaşımı konusunda bölgesel bir merkez olma rolünü güçlendirmek adına tarihsel bir fırsat sunduğunu ifade etti.

Ali, “Devlet, yalnızca transit geçiş gelirlerine güvenmek yerine, depolama, yeniden paketleme ve kısmi üretim yoluyla katma değerli gelirleri en üst düzeye çıkarmaya yöneliyor” dedi. Bu yaklaşımın ödemeler dengesine olumlu yansıdığını, döviz üzerindeki baskıyı azalttığını ve ekonominin istikrarlı ve sürdürülebilir döviz kaynakları üretme kapasitesini güçlendirdiğini vurgulayan Ali, bunun aynı zamanda zorunlu göç planlarına yönelik her türlü düşünceyi geçersiz kıldığını, yabancı yatırımı çekeceğini, binlerce yeni istihdam alanı açacağını ve yeni yerleşim alanlarının oluşmasına zemin hazırlayacağını kaydetti.

efrgtyh
Mısır, devasa projelerle yerinden edilmeye karşı duruşunu pekiştiriyor. (AFP)

Mısır makamları, Gazze sınırındaki Refah kentini birkaç yıl önce tahliye etmişti. Bu adım, yeni bir şehir inşa edilmesini öngören bir planın hayata geçirilmesi, bölgenin yeniden imar edilmesi ve İsrail’in Gazze’ye silah sevkiyatı yapıldığı iddiasıyla gerekçe gösterdiği tünellerin ortadan kaldırılması amacıyla atılmıştı.

Yerinden edilmeyi reddetme

Son yıllarda, Sina’nın Gazze halkının kabulü için Mısır’ın elde edeceği mali karşılıklar karşılığında tahsis edilebileceği yönündeki iddialar birden fazla kez gündeme gelmişti. Kahire yönetimi bu iddiaları defalarca yalanlamış, zorunlu göçe kesin olarak karşı olduğunu ve topraklarının tek bir karışından dahi vazgeçmeyeceğini vurgulamıştı. Aynı zamanda Sina’da kapsamlı bir kalkınma planının uygulanmasına geçilmişti.

Mısır Ekonomi ve Mevzuat Derneği üyesi Ahmed Ebu Ali ise bu adımın Mısır’da bölgesel kalkınmanın yönetim anlayışında son derece önemli bir stratejik dönüşümü temsil ettiğini belirtti. Ebu Ali’ye göre devlet, sınırların yalnızca güvenliğini sağlama anlayışından, sınırların ekonomik değerini azami düzeye çıkarma yaklaşımına geçiyor. Entegre lojistik bölgelerin kurulmasının, Sina’nın küresel ticaret haritası içinde akıllı bir ekonomik yeniden konumlandırma anlamına geldiğini ifade eden Ebu Ali, bunun yatırımları çekebilecek, taşımacılık maliyetlerini düşürebilecek ve özellikle küresel tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ışığında Mısır ihracatının rekabet gücünü artırabilecek merkezi bir lojistik düğüm oluşturacağını söyledi.

Ebu Ali, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu kararın daha derin ekonomik öneminin, Akdeniz ile Kızıldeniz’i birbirine bağlayan ve Sina’yı boydan boya geçen bir lojistik koridorun parçası olmasından kaynaklandığını belirtti. Bu durumun Mısır’a bölgesel ve uluslararası ticaret hareketlerinde nadir bir karşılaştırmalı üstünlük sağladığını ve ülkenin bölgesel bir ticaret ve lojistik hizmetler merkezi olarak rolünü güçlendirdiğini dile getirdi.

Bu yaklaşımın binlerce yeni istihdam alanı yaratılmasının, yerel toplulukların geliştirilmesinin ve taşımacılık, depolama ve ihracata yönelik üretimle bağlantılı sanayilerin yerelleştirilmesinin önünü açtığını kaydeden Ebu Ali, aynı zamanda atıl durumdaki varlıklardan elde edilen getirinin artırılacağını ifade etti. Ebu Ali’ye göre bu adımlar, sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın istikrarın pekiştirilmesi ve ekonomi, coğrafya ve egemenliği tek bir denklemde buluşturan kapsamlı bir bakış açısıyla ulusal güvenliğin sağlanmasında temel araçlardan biri haline geldiğine dair net bir mesaj veriyor.

Ebu Ali, bu sürecin en az ekonomik boyutu kadar önemli bir siyasi yönü de bulunduğunu belirterek, söz konusu kararlı kalkınma yaklaşımının zorunlu göç senaryolarını dayatmaya yönelik her türlü girişimin Mısır tarafından kesin bir dille reddedildiğini ortaya koyduğunu söyledi. Devletin siyasi tutumunu sahadaki somut kalkınma adımlarına dönüştürdüğünü vurguladı.

Bu çerçevede Kuzey Sina’nın merkezinde büyük ölçekli yatırımların yapılmasının, lojistik bölgeler ve stratejik ticaret koridorları kurulmasının, devletin toprağı kendi halkıyla birlikte imar etme ve Mısır egemenliğini ekonomik ve fiziki olarak pekiştirme konusundaki kararlılığını yansıttığını belirten Ebu Ali, bunun bölgenin demografik yapısını değiştirmeyi hedefleyen her türlü yaklaşımı fiilen geçersiz kıldığını ifade etti.

Ebu Ali’ye göre bu anlamda Sina’daki kalkınma, yalnızca bir ekonomik tercih değil, aynı zamanda Sina’nın geçici çözümler ya da bölgesel krizler için bir boşluk alanı değil, kalkınma ve yatırım toprağı olduğu yönünde açık bir siyasi mesaj niteliği taşıyor.



Mekke'ye yönelen İHA koalisyon güçlerince düşürüldü

Kutsal başkent Mekke'nin giriş noktası (Şarku’l Avsat)
Kutsal başkent Mekke'nin giriş noktası (Şarku’l Avsat)
TT

Mekke'ye yönelen İHA koalisyon güçlerince düşürüldü

Kutsal başkent Mekke'nin giriş noktası (Şarku’l Avsat)
Kutsal başkent Mekke'nin giriş noktası (Şarku’l Avsat)

Yemen'de meşru hükümeti destekleyen Koalisyon, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) engellenerek imha edildiğini duyurdu. Gelişme, Husilerin bir gün önce Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı balistik füze ile Riyad bölgesine gönderdiği iki İHA'nın engellenerek imha edilmesinin ardından yaşandı.

Avrupa Birliği (AB) ise Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını, özellikle sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan eylemlerini sert bir dille kınadı. Saldırıları "iğrenç eylemler" olarak nitelendiren AB, Suudi Arabistan'la tam dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas tarafından yapılan açıklamada, İran da dahil olmak üzere tüm taraflara, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) çok sayıda kararını ihlal eden Husilere yönelik her türlü askeri desteği durdurma çağrısında bulunuldu.

Açıklamada ayrıca, uluslararası hukuk çerçevesinde Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'nda deniz güvenliğinin ve seyrüsefer serbestisinin korunmasının önemine dikkat çekildi. Sivil ve ticari gemileri hedef alan, bölgesel güvenliği ve uluslararası ticareti tehdit eden saldırı ve tehditler kınandı.


Yemen güçleri Husilere yönelik operasyonlarını genişletiyor... Lahic'te stratejik noktaları geri aldı

Yemen güçleri Husilere yönelik operasyonlarını genişletiyor... Lahic'te stratejik noktaları geri aldı
TT

Yemen güçleri Husilere yönelik operasyonlarını genişletiyor... Lahic'te stratejik noktaları geri aldı

Yemen güçleri Husilere yönelik operasyonlarını genişletiyor... Lahic'te stratejik noktaları geri aldı

Yemen hükümetine bağlı güçler, Husilere karşı askeri operasyonlarını genişletti. Babülmendep cephesinde çatışmalar yeniden başlarken, güneydeki Lahic vilayetinde Güney Amalika Tugayları'nın ilerleyişi sürüyor. Sahadaki kaynaklar, aralarında Cebel Sefen ve Karn eş-Şemaye'nin de bulunduğu stratejik noktaların geri alındığını bildirdi. Taiz cephelerinde ise çatışmalar devam ediyor.

Yemen ordusu, son günlerde Husilerin kontrolüne geçen mevzileri geri almak amacıyla Lahic'in kuzeyindeki Mukatira ilçesine takviye birlikler sevk etti. Bu sırada Cevf vilayetinde geri alınan bölgelerde mayın ve patlayıcı düzeneklerin temizlenmesine yönelik çalışmalar da sürüyor.

Öte yandan Yemen Silahlı Kuvvetleri, “Yemen Şafağı” (Fecr el-Yemen) operasyonu kapsamında 24 saat içinde 951 hedefe yönelik saldırı düzenlediğini duyurdu. Açıklamada, operasyonlarda Husilerin yaklaşık 332 saha komutanı ve mensubunun etkisiz hale getirildiği, 56 askeri araç ve teçhizatın imha edildiği veya kullanılamaz hale getirildiği belirtildi.


Kuneytra halkı, İsrail'in astığı uyarı tabelalarını parçaladı

Aralık 2024'te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine İsrail güçlerinin düzenlediği kara harekâtı. (AFP)
Aralık 2024'te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine İsrail güçlerinin düzenlediği kara harekâtı. (AFP)
TT

Kuneytra halkı, İsrail'in astığı uyarı tabelalarını parçaladı

Aralık 2024'te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine İsrail güçlerinin düzenlediği kara harekâtı. (AFP)
Aralık 2024'te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine İsrail güçlerinin düzenlediği kara harekâtı. (AFP)

Suriye'nin Kuneytra kırsalındaki birçok bölgede İsrail askerlerinin yerel halka yönelik baskılarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. İsrail askerleri, ana yollara üçten fazla aracın konvoy halinde geçişini yasaklayan ve bu kurala uymayanların hedef alınacağı tehdidini içeren uyarı tabelaları yerleştirdi. Daha önce İsrail güçlerinin bölgeye girmesi, kontrol noktaları kurması, yoldan geçenleri araması ve sivilleri gözaltına alması gibi uygulamalar öne çıkıyordu.

Ana yoldaki araç trafiğinde şimdilik bir değişiklik yaşanmazken, bölge halkı birçok noktadaki uyarı tabelalarını sökerek parçaladı. Ancak bu gelişme, İsrail'in baskılarını artırmasıyla birlikte kasaba ve köylerinden zorla göç ettirilme ihtimaline ilişkin endişeleri daha da artırdı.

Suriye'nin Kuneytra kırsalına yerleştirilen ve üçten fazla aracın birlikte geçişini yasaklayan İsrail uyarı tabelası. (Deraa24)
Suriye'nin Kuneytra kırsalına yerleştirilen ve üçten fazla aracın birlikte geçişini yasaklayan İsrail uyarı tabelası. (Deraa24)

Kuneytra kırsalının orta kesimindeki Medinet es-Selam kentinden yerel bir kaynak Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, bölge sakinlerinin İsrail askerleri tarafından pazar günü yerleştirilen uyarı tabelalarını birden fazla noktada parçaladığını bildirdi. Bu noktalardan birinin Batı Samdaniye beldesi olduğu belirtildi.

Tabelalar, Hamidiye, Batı Samdaniye, Resm er-Revadi ve yıkılmış Kuneytra dâhil birçok kasaba ve köyü birbirine bağlayan ana yol üzerine yerleştirildi.

Uyarı tabelalarında, bölge halkının üçten fazla aracın bulunduğu konvoylarla seyahat etmemesi gerektiği belirtilirken, yasağa uymayanlara İsrail ordusunun karşılık vereceği tehdidinde bulunuldu.

Kaynak, söz konusu tabelaların yerleştirilmesinin ardından kasaba ve köyler arasındaki olağan araç trafiğinde herhangi bir değişiklik yaşanmadığını vurguladı. Yolun zaten sakin olduğunu belirten kaynak, uzun araç konvoylarının yalnızca düğün ve nişan gibi özel günlerde, gelin almaya veya gelin götürmeye yönelik geçişlerde görüldüğünü ifade etti.

Suriye'nin orta Kuneytra kırsalındaki Hamidiye yakınlarında İsrail ordusu tarafından yerleştirilen uyarı tabelası. (Deraa24)
Suriye'nin orta Kuneytra kırsalındaki Hamidiye yakınlarında İsrail ordusu tarafından yerleştirilen uyarı tabelası. (Deraa24)

Kaynağa göre, İsrail'in halk arasında korku yaratmayı ve yaşam hayatı zorlaştırmayı amaçlayan yeni uygulamaları, bölge sakinlerinin zorunlu göçe maruz kalabileceklerine ilişkin kaygılarını artırdı.

Kaynak, “İşgal güçlerinin ihlalleri daha önce bölgeye girme, kontrol noktaları kurma, arama yapma ve topraklara el koymayı kapsıyordu. Şimdi ise uyarı tabelaları ve halka yönelik tehditler eklendi. İnsanlar, önümüzdeki günlerde durumun daha da kötüleşebileceği endişesini taşıyor” ifadelerini kullandı.

Kaynak, Kuneytra kırsalındaki halkın ortak görüşünün, yaşananların artık kabul edilemez boyutlara ulaştığı yönünde olduğunu belirterek, “Herkes şu soruyu soruyor: Hükümet, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler, İsrail'in yaptıkları karşısında nerede?”

Bölge sakinlerinin, savaşa yol açabilecek girişimlerde bulunarak yeni Suriye yönetimini zor durumda bırakmak istemediğini kaydeden kaynak, özellikle ülkenin güneyindeki Dera ilinde halka itidal çağrısı yapıldığını söyledi. Yetkililerin, sorunun hükümetin sürdürdüğü yoğun diplomatik girişimlerle çözülmesi gerektiğini anlattığını ifade etti.

Şeyh Dağı eteklerinde, Kuneytra'nın kuzey kırsalındaki Hadar beldesi. (Deraa24)
Şeyh Dağı eteklerinde, Kuneytra'nın kuzey kırsalındaki Hadar beldesi. (Deraa24)

Kuneytra'nın kuzey kırsalındaki hatta da İsrail askerlerinin bölge halkına benzer uyarılarda bulunduğu bildirildi.

Şeyh Dağı eteklerinde bulunan ve nüfusunun çoğunluğunu Dürzilerin oluşturduğu Hader beldesinden yerel bir kaynak, İsrail askerlerinin halkı, beldenin kuzeyindeki “İstiraha” ile “Kurs en-Nefel” arasındaki bölgede saat 18.00'den sonra bulunmamaları konusunda uyardığını söyledi. Bölgede İsrail ordusuna ait bir askerî noktanın da bulunduğu belirtildi.

Kaynak, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, uyarının muhtemelen İsrail askerî noktasına yönelik olası saldırı endişesinden kaynaklandığını öne sürdü. Söz konusu bölgede motosiklet trafiğinin genellikle yoğun olduğunu da ifade etti.

İsrail ordusunun, Beşşar Esed yönetiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinin hemen ardından Golan Tepeleri'nin Suriye tarafındaki tampon bölgeye girdiği ve bölgenin geniş kesimlerine yayıldığı biliniyor. Bu adım, 1974 yılında imzalanan Ateşkes Anlaşması'nın açık ihlali olarak değerlendiriliyor.

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, cumartesi günü 22. Manama Diyaloğu Konferansı kapsamında düzenlenen bölgesel güvenliğin temel unsurlarına ilişkin oturumda yaptığı konuşmada, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik saldırılarına dikkat çekti.

Şeybani, “Topraklarımız iki yıldan kısa bir süre içinde binden fazla İsrail saldırısına maruz kaldı ve bu saldırılarda onlarca kişi hayatını kaybetti. Suriye'nin egemenliği her gün ihlal edilirken ve hedef alınırken, sınırların kontrol altına alınması ve silahların sınırlandırılması talebi nasıl tutarlı olabilir?” dedi.

Şeybani, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik tekrarlanan saldırılarını kınayarak, 8 Aralık 2024 öncesindeki hatlara dönülmesi ve 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nın yeniden uygulanması çağrısını yineledi.