Suudi Arabistan'ın kapsamlı ve sorumlu yaklaşımı, Yemen'in güneyindeki gelişmeleri nasıl kontrol altına aldı?

Analistler: Riyad, Yemen'deki durumu ulusal güvenliğinin önemli bir parçası olarak görüyor

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)
TT

Suudi Arabistan'ın kapsamlı ve sorumlu yaklaşımı, Yemen'in güneyindeki gelişmeleri nasıl kontrol altına aldı?

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)

Suudi Arabistan, Güney Yemen’deki son gelişmelere karşı yüksek düzeyde bir ihtiyat ve sakin bir yaklaşım sergiledi. Analistler, bu yaklaşımın, Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde kontrolü ele geçirmesine rağmen, Yemen hükümeti veya Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile herhangi bir koordinasyon sağlanmaması sonrası gösterildiğini belirtti.

Körfez Araştırmaları Merkezi Başkanı Dr. Abdulaziz bin Sakr, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman’ın Riyad’da Yemen siyasi hareketinin farklı taraflarından isimleri kabul etmesini (Bunlar arasında Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ve Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura da yer aldı), Suudi Arabistan’ın Yemen’deki karmaşık durumu yönetirken izlediği akıllı ve temkinli politikanın somut bir örneği olarak değerlendirdi.

Suudi Arabistan, Yemen’deki son gelişmelere karşı izlediği ihtiyatlı ve kapsayıcı politikasını sürdürdü. Bin Sakr, “Suudi Arabistan, kuruluşundan bu yana Merhum Kral Abdulaziz döneminden itibaren ihtiyat ve bilgelik temelinde bir dış politika izliyor. Bu anlayış, Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman’ın Yemen siyasi hareketinin farklı taraflarıyla yaptığı görüşmede de ortaya çıktı” dedi.

Bin Sakr, Suudi yaklaşımını şöyle açıkladı: “Taraflar doğru yola döndüklerinde ve Suudi çağrılarına yanıt verdiklerinde, Prens Halid ve Suudi yönetimi onları kucaklayarak ihtiyat ve kapsayıcılık ilkelerini uyguladı. Bu yaklaşım, Suudi yönetiminin temel değerlerini ve etik anlayışını yansıtıyor. Suudi Arabistan, Yemen’e sadece komşu olduğu için değil, iki halk arasındaki ortak gelenekler ve sosyal bağlar nedeniyle de özel önem veriyor.”

Gelişmeler çerçevesinde, 3 Aralık’ta GGK, doğu eyaletlerine askeri konvoylar göndererek Seyun’daki Birinci Askerî Bölge Karargâhı ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı da dahil olmak üzere bazı kilit kurumları kontrol altına aldı. GGK güçleri ayrıca Mukalla ve el-Mehra’da da konuşlandı; ancak buralarda çatışma yaşanmadı.

Buna karşılık Suudi Arabistan, durumu yatıştırmak ve gerilimi azaltmak amacıyla Tuğgeneral Muhammed Ubeyd el-Kahtani başkanlığında bir heyet gönderdi. Heyet, GGK güçlerinin Aden ve doğudaki ilgili vilayetlere geri çekilmesini ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin söz konusu bölgelere yerleşmesini talep etti.

vfgbhyj
Durumu yatıştırmak ve gerilimi azaltmak için Hadramut'u ziyaret eden Tuğgeneral Muhammed Ubeyd el-Kahtani (X)

27 Aralık’ta Halid bin Selman, ‘Yemen’deki Halkımıza’ başlıklı bir mesaj yayımladı. Mesajında güneyin davasının adaletini anlattı, güvenli güney vilayetlerinin boşuna çatışmalara sürüklenmemesi gerektiğini vurguladı ve Yemen’in karşı karşıya olduğu büyük zorlukların farkında olunmasını istedi. Ayrıca fırsat kollayan güçlerin Yemen ve bölgedeki hedeflerine ulaşmalarına izin verilmemesi çağrısında bulundu.

Bin Sakr, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki siyasi yapıda düşmanı olmadığını ve tüm tarafların tutumlarını anladığını belirterek, bunun Riyad’ı Yemen’deki çatışmaların çözümünde hem kapsayıcı hem de arabulucu bir rol üstlenmeye uygun kıldığını söyledi.

Bin Sakr, “Yemen’deki durumun iki ana boyutu var: Birincisi Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliğinin korunması, ikincisi ise Yemen’in istikrarının ve refahının sağlanması” dedi.

frgt
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura ile yaptığı görüşmede (Ebu Zura'nın X hesabı)

Son günlerde meşru hükümete bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’nun hava desteğiyle birlikte Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde kontrolü yeniden sağladı. GGK’ye bağlı güçler ise sınırlı çatışmaların ardından kendi bölgelerine çekildi.

Bin Sakr, Suudi Arabistan’ın Yemen’in güneyine yönelik yapıcı tutumunu ve tarafların görüşlerine açık yaklaşımını, ‘Yemen’de uzun vadeli istikrarın sağlanması sürecinin bir parçası’ olarak nitelendirdi.

Bin Sakr, “Yemen birliğinin mevcut entegrasyon yapısında bazı sorunların olduğu gerçeği göz ardı edilemez. Bu nedenle güneyin taleplerini makul çözümlerle karşılamak, Suudi stratejisinin bir parçasıdır. Bu yaklaşım, Yemen’deki istikrarı tehdit eden dış müdahalelerin önünü kesmeyi ve Suudi Arabistan’ın ulusal güvenlik çıkarlarını korumayı amaçlıyor” ifadelerini kullandı.

Siyasi analist Dr. Halid el-Habbas ise Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik tutumunun net olduğunu, amacın ülkenin tüm bileşenleriyle birlikte Yemen’in güvenliğini ve istikrarını sağlamak olduğunu belirtti. El-Habbas, Riyad’ın Yemen’in güneyindeki gelişmelerle ilgili yaklaşımını değerlendirirken, “Yemen, Suudi Arabistan için stratejik bir alan. Burada yaşananlar, doğrudan Suudi ulusal güvenliğini etkiliyor” dedi.

xscdfvgbhyju
Mukalla şehrine konuşlandırılan Vatan Kalkanı Güçleri (Reuters)

El-Habbas, Suudi Arabistan’ın kendi güvenliği ve istikrarını desteklemeye kararlı olduğunu ve tüm ulusal bileşenler arasında eşit mesafede durduğunu vurguladı.

El-Habbas’a göre, Riyad’ın yakın bir tarihte düzenleyeceği Güney Diyalog Konferansı’na, tüm ilgili güney güçlerinin, hatta GGK’nin de katılacak olması, Suudi Arabistan’ın sorumlu ve kapsayıcı yaklaşımının açık bir göstergesi. Bu yaklaşım, güney meselesinin kaderinin zorla dayatma veya askeri darbe yoluyla değil; diyalog ve diplomatik süreç yoluyla belirlenmesini sağlıyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.