Suriye ve Rusya yakınlaşırken neler oluyor?

Gözlemciler, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden kurulmasını, sorunları yumuşatma stratejisine, Moskova'nın bölgedeki varlığını sürdürme ve Şam'ın kendini silahlandırma isteğiyle ilişkilendirdi

Putin'in geçtiğimiz ekim ayında Şara ile yaptığı görüşme, Suriye'deki siyasi değişimin ilişkilerin yeniden kurulmasını engellemeyeceğini gösterdi (AFP)
Putin'in geçtiğimiz ekim ayında Şara ile yaptığı görüşme, Suriye'deki siyasi değişimin ilişkilerin yeniden kurulmasını engellemeyeceğini gösterdi (AFP)
TT

Suriye ve Rusya yakınlaşırken neler oluyor?

Putin'in geçtiğimiz ekim ayında Şara ile yaptığı görüşme, Suriye'deki siyasi değişimin ilişkilerin yeniden kurulmasını engellemeyeceğini gösterdi (AFP)
Putin'in geçtiğimiz ekim ayında Şara ile yaptığı görüşme, Suriye'deki siyasi değişimin ilişkilerin yeniden kurulmasını engellemeyeceğini gösterdi (AFP)

Mustafa Rustem

Akdeniz’in sıcak sularında kalma hayali Rusları cezbetmeye devam ediyor. Suriye'de neredeyse on yıldır süren çatışmalardan sonra, Şam'ın Moskova'ya karşı tutumu Suriyelileri şaşkına çevirdi. Zira durum yeni Şam yönetimi ile Kremlin arasında beklenmedik ve sorunsuz bir yakınlaşmaya dönüştü. Beşşar Esed rejiminin düşüşünün ardından yaşanan bu ani değişim, Rusya'nın rolünün geri dönüşüne işaret etse de bunun bazı sınırları var.

Yeni sahnenin düzenlenmesi

Karar verme sürecinde her zamanki titizliğini gösteren Kremlin, Suriye'nin coğrafi ve zamansal boyutunda hamleler yaparken, Kasiyun Sarayı'nın ev sahibi yeni uluslararası ittifaklar kurma arzusuyla hareket ediyor. Dış politika ise Kremlin'e ve Beyaz Saray'a giden yolda döşenen mayınları etkisiz hale getiriyor. Suriye gemisi, iç sahadaki gelişmelere (çatışmalar, mezhepçilik ve iç savaş) kayıtsız kalarak yoluna devam ederken, gücün dışarıdan geldiği ilkesine göre dış ilişkilerin yeniden kurulmasına odaklanıyor.

Rusya, 8 Aralık 2024 tarihinden sonraki ilk aylarda, devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Moskova'ya kaçtığı dönemde olduğu gibi gözlem yapmakla yetinmeyerek, sahnenin ön saflarında yer alıyor. Enerji, ulaştırma ve liman sektörlerindeki yatırım şirketleri aracılığıyla Suriye sahnesine geri dönüşünü müjdelemeye hazırlanan Rusya, ayrıca, eski rejimle olan sözleşmelerini yürürlükte tutuyor ve askeri üslerini yeniden inşa platformlarına dönüştürerek, yeni Suriye yönetimi ile ortaklaşa yönetiyor.

dfvgth
Kuneytra'nın güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nde Suriye ve Rusya bayraklarının dalgalandığı bir gözetleme kulesi (AFP)

Suriye'de, savaş sırasında uçak ve füzelerle sivil evleri bombalayan Rusya'nın, yeniden inşa sürecine destek vermeye başlaması büyük şaşkınlık yarattı. Gözlemciler, bunun gerçekleşmesi halinde “garip ve tuhaf” bir dönüşüm olacağını söylüyor. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) eski sözcüsü ve Suriye Milli Kurtuluş Cephesi Başkanı Fahd el-Mısri, Rusya ile ilişkilerin başarılı bir şekilde yeniden kurulmasını, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın komşu ülkeler ve dünya ile sorunları yumuşatmayı içeren siyasi stratejisine bağlıyor.

Mısri bunun, ulusal çıkarları gözeten, güvenliği ve istikrarı yeniden tesis etmeye yardımcı olan ve Suriye'yi parçalamak ve balkanlaştırmak isteyen diğer yerel ve bölgesel gündemlerin önünü kesen akıllıca bir strateji olduğunu ifade etti.

Suriye-Rusya ilişkileri Esed döneminin bir ürünü değil, bağımsızlıktan bu yana kurulmuş bir ilişkidir. İki ülke önemli stratejik çıkarları paylaşıyor. Rusya önemli bir uluslararası güç ve Güvenlik Konseyi üyesidir ve bölgede askeri varlığı bulunuyor. Mısri, mevcut sahneyi, Moskova'nın ülkede yaşanan değişimi ve bunun sonucunda Esed yönetiminin düşüşünü kolaylaştırmada önemli bir rol oynadığını ve yaygın kaos ve iç savaşa yol açacak bir silahlı çatışmayı önlediğini dikkate alarak böyle özetledi.

Ancak Mısri, iki taraf arasındaki ilişkilerin doğru yönde ilerlediğini ve önemli ekonomik çıkarların yanı sıra, askeri kurumun yeniden yapılandırılması ve Şam'ın sahip olduğu Rus ekipmanlarının onarılması yoluyla bu ilişkileri askeri iş birliği alanlarına dönüştürmenin gerekli olduğunu savundu.

Güçlü konum

Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) Amerikan Üniversitesi'nde uluslararası hukuk profesörü olan Amir Fahuri Rusya'nın Suriye'deki varlığını, Batı ile güçlü bir konumdan müzakere etmesini sağlayan etkisine bağlıyor. Suriye'deki varlığı, bölgedeki herhangi bir siyasi veya güvenlik çözümünün Moskova'nın katılımı olmadan gerçekleşemeyeceği anlamına geliyor. Fahuri'ye göre bu askeri ve siyasi yapıların birleşimi, Rusya’ya Ukrayna, NATO ile ilişkiler ve Batı'nın yaptırımları gibi diğer konularda önemli bir pazarlık kozu sağlıyor.

Rusya'nın Suriye'de kalmak istemesinin nedeni ise Fahuri’ye göre askeri üsleri koruma fikrinin ötesine geçiyor, çünkü Moskova için Suriye’nin, Rusya'nın yurtdışındaki başarılı nüfuzunun bir modelini temsil ettiğini söyledi. Fahuri’ye göre burası, Rusya'nın Batı ile bir denge kurmayı başardığı ve müttefiklerini koruyan ve onları terk etmeyen bir güç olarak göründüğü bir arena. Ayrıca, Suriye'deki varlığı, Rusya'nın bölgedeki, özellikle Irak ve Doğu Akdeniz'deki ABD hareketlerini izlemesine ve kısıtlamasına olanak tanıyor.

Fahuri, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Moskova, Suriye'yi bir yük olarak değil, uzun vadeli stratejik bir yatırım olarak görüyor, çünkü karşılığında kalıcı bir nüfuz, Ortadoğu'nun kalbinde askeri varlık, doğal kaynaklar ve Batı'ya baskı uygulamanın bir aracı kazanıyor. Şam ise bu iş birliğini, boğucu uluslararası izolasyon karşısında hayatta kalmanın ve askeri ve siyasi dengesini yeniden kurmanın bir yolu olarak görüyor. Bu karşılıklı denklemle ittifak, bir silah anlaşması olarak değil, öngörülebilir gelecekte kırılması zor olacak bir etki ve iç içe geçmiş çıkarlar ortaklığı olarak devam ediyor.”

Karşılıklı saygı

Rusya ordusu, 2015 yılının eylül ayında Suriye’deki çatışmaya müdahil oldu ve başta Lazkiye'nin batısındaki Cebele kırsalındaki Hmeymim Hava Üssü’nde olmak üzere ülke genelinde askeri karakollar ve üsler kurdu. Ancak bundan önce, 2011 yılında Suriye'de devrim ve halk ayaklanmasının başlamasıyla rejimi desteklemek için müdahale eden Rusya, Esed rejiminin protestoları bastırmak için aşırı şiddet kullanmasını kınayan tüm uluslararası kararları Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) veto etme hakkını kullanmak yerine, düzenli orduya askeri teçhizat desteği sağlamıştı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Esed rejimi, müttefikleri Rusya ve İran’ın desteğiyle, ülkenin üçte biri kontrolünden çıktıktan sonra bile iktidarda kalmayı ve devam etmeyi başardı.

Öte yandan iki ülke arasındaki görüşmeler diplomatik kanallar aracılığıyla uzlaşı yönünde ilerliyor. Son olarak, 2024 yılının aralık ayında Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı'ndan askeri ve diplomatik yetkililerden oluşan bir heyet, dikkatli bir yakınlaşma girişimi kapsamında Rusya'yı ziyaret etti ve zaman geçtikçe adımların hızlandığı görüldü.

jukı
Moskova, Suriye'yi bir yük olarak değil, karşılığında kalıcı bir etki elde ettiği için uzun vadeli bir stratejik yatırım olarak görüyor (AFP)

Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, iki ülke arasında ‘karşılıklı saygıdan’ bahsederek, Rusya'nın vesayetinin sona erdiğini ima etti ancak aynı zamanda Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile düzenlediği ortak basın toplantısında, hükümetinin yabancı yatırımları çekme çabalarını gizlemedi ve bu konuda Rusya'dan yardım istedi.

Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi (RIAC) Program Direktörü Ivan Timofeev, geçtiğimiz ekim ayı ortalarında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında gerçekleşen görüşmenin, Suriye'deki siyasi değişimin bu ilişkilerin yeniden inşası ve geliştirilmesini engellemeyeceğini gösterdiğini, özellikle de Rusya'nın yeniden inşa konusunda sunabileceği çok şey olduğunu belirtti.

Öte yandan uluslararası ilişkiler araştırmacısı Firas Buzan, ‘iki ülke arasındaki ilişkilerin yavaş ama istikrarlı bir şekilde geliştiğini’ değerlendiriyor. Moskova'dan gelen son haberler, Moskova ve Şam'ın Rusya’nın Suriye’deki üsleri konusunda anlaşmaya yakın olduğunu ve Rus şirketi Stroytransgaz’ın iştiraki olan STG'nin Suriye hazinesinin en önemli döviz kaynaklarından biri olan Suriye fosfatına yatırım ve pazarlama çalışmaları yapmak üzere geri dönmesi konusunda anlaşmaya vardığını gösteriyor.

Kıyı şeridi

Suriyeliler, Suriye kıyılarının yeniden patlak verebileceğinden endişe duyuyor ve durumu yatıştırmak ve çözüm bulmak için Rusya'nın rolünü sorguluyor. Bu konuda Mısri, Rusya'nın kıyı bölgelerinin istikrarını sağlama ve Suriye ile bir çözüm bulma konusunda rol oynayacağına ve özellikle Moskova'nın İsrail ile olan güçlü ilişkisi göz önüne alındığında, Suveyda ilindeki durumu kontrol altına almaya yardımcı olacağını düşünüyor.

Siyasi vizyonu çerçevesinde yeni Suriye'nin tüm bölgesel ve uluslararası çatışmaların ve anlaşmazlıkların dışında kalması gerektiğini ve silahların ve sınır ötesi radikalizmin geçiş noktası veya durağı olmaması gerektiğini belirten Mısri, “Dış politika, yapıcı ve olumlu tarafsızlığa dayalı olmalıdır ve Esed rejiminin düşüşünden bu yana gördüğümüz şey, bölge ülkeleri ve dünyadaki ülkelerle ilişkiler de bu siyasi vizyonla tam bir uyumdur” değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası ilişkiler araştırmacısı Buzan, Rusya'nın Suriye'deki istikrarsızlıkla ilgilendiğini düşünmüyor. Aksine Buzan’a göre Rusya, özellikle Suriye'ye uygulanan yaptırımların kaldırılmasının ardından yeniden yapılanma sürecine katılma arzusunda olduğu için Şam'da doğrudan iletişim kurabileceği merkezi bir taraf istiyor. Gözlemciler her halükarda, Moskova ile Şam arasındaki ilişkilerin yeniden kurulmasının esasen Suriye ordusunu silahlandırmaya hizmet ettiğine inanan Buzan, Suriye ordusunun, stratejik silahlarının ve başta hava savunma sistemleri olmak üzere tüm savunma sistemlerinin yaklaşık yüzde 80'inin kullanılamaz hale getirildiğini ve İsrail'in sürekli olarak Suriye’nin hava sahasını ihlal ettiğini hatırlattı.

Türkiye ile birlikte, Rusya ile de silahlanma, eğitim ve uzmanlık konusu gündeme gelebilir. Zira her iki ülkenin Savunma Bakanlıkları, bu konuda karşılıklı ziyaretler gerçekleştiriyor. Ruslar, ekonomik kazançlar karşılığında silahlanma dosyasını enerji, fosfat ve liman sektörlerine yatırım kapılarını açmak için bir araç olarak kullanmaya çalışıyorlar.



Hamas, 7 Ekim benzeri bir saldırı tehdidinde bulunduğu iddiasını reddetti

Filistinliler, Gazze Şeridi’nin Deyr el-Belah kentinde plastik kaplarla su alıyor. (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’nin Deyr el-Belah kentinde plastik kaplarla su alıyor. (AP)
TT

Hamas, 7 Ekim benzeri bir saldırı tehdidinde bulunduğu iddiasını reddetti

Filistinliler, Gazze Şeridi’nin Deyr el-Belah kentinde plastik kaplarla su alıyor. (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’nin Deyr el-Belah kentinde plastik kaplarla su alıyor. (AP)

İsrail basını, Hamas’ın İsrail’i 7 Ekim 2023’teki saldırı boyutunda yeni bir saldırı düzenlemekle tehdit ettiğine ilişkin ortak bir iddiayı gündeme getirdi. İddiaya göre bu mesaj, BM’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Ramiz el-Akbarov aracılığıyla, temsilcinin geçen hafta Gazze Şeridi’ne yaptığı ziyaret sırasında Hamas’ın üst düzey yöneticileriyle gerçekleştirdiği görüşmede iletildi.

İsrail gazeteleri, özellikle Yedioth Ahronoth, bu haberlerinde İsrail’in Filistin Topraklarındaki Hükûmet Faaliyetleri Koordinatörlüğü tarafından ortaya atılan iddiayı esas aldı. Haberlere göre kurum, konuyla ilgili olarak siyasi ve askerî makamlara acil bir mesaj gönderdi.

Söz konusu tehdit iddiası, İsrail ordusunun ateşkesin ilan edilmesinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen Gazze Şeridi’nin yarısından fazlasını işgal altında tutmaya devam etmesiyle ilişkilendirildi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım ise Gazze’deki gazetecilere dağıttığı kısa açıklamada, hareketinin 7 Ekim saldırısına benzer bir saldırı düzenlemekle tehdit ettiği iddiasını yalanladı. Kasım, Hamas’ın ateşkes anlaşmasına bağlı olduğunu vurgulayarak arabuluculara, İsrail’in Filistinlilere yönelik ihlallerini durdurmak ve anlaşmanın uygulanmasını güvence altına almak için harekete geçme çağrısında bulundu.

 Filistinliler, Gazze’de bir aracı hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden iki kişinin cenazesini taşıyor. (DPA)
Filistinliler, Gazze’de bir aracı hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden iki kişinin cenazesini taşıyor. (DPA)

Kasım, İsrail’in iddialarına destek verilmemesi ve bu iddiaların seçim mücadelesinde kullanılmasına fırsat tanınmaması gerektiği uyarısında bulundu.

Kasım, BM yetkilisinin Hamas yönetimiyle görüştüğüne ilişkin haber hakkında ise herhangi bir açıklama yapmadı. Şarku’l Avsat, Hamas sözcüsünden konuyla ilgili değerlendirme almak için girişimde bulundu, ancak sözcü muhabirimizin sorularını cevaplamadı.

Hamas, dün gece geç saatlerde resmî bir açıklama yayımlayarak herhangi bir saldırı tehdidinde bulunduğu iddiasını yalanladı. Ancak açıklamada, BM yetkilisiyle bir görüşme yapılıp yapılmadığına değinilmedi.

El-Akbarov’un 11 ve 12 Ekim tarihlerinde iki gün süren Gazze Şeridi ziyaretine ilişkin programda da Hamas yetkilileriyle yapılacak herhangi bir görüşmeye yer verilmedi. BM’nin internet sitesinde yayımlanan programda yalnızca insani durumu değerlendirmek amacıyla çeşitli noktalara yapılan ziyaretler sıralandı. Bunlar arasında yerinden edilmiş kişilerin kaldığı merkezler, zarar gören aileler, Filistinlilerin kış hazırlıkları ve kadınların geçimini sağladığı aileler bulunuyordu. Ayrıca Gazze kentindeki UNRWA merkezinde insani yardım ortaklarıyla müdahale çalışmaları ve insani yardımlardaki eksiklikler üzerine bir toplantı gerçekleştirildi.

El-Akbarov’un ofisinden bir yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, BM temsilcisinin son ziyareti sırasında Hamas yetkililerinden hiçbiriyle görüşmediğini söyledi.

Şarku’l Avsat, BM adına çalışan yerel bir yetkiliden ise El-Akbarov’un 11 Ekim Pazar günü Şifa Hastanesi kompleksini ziyaret ettiğini ve hastanelerin çalışma koşullarını incelemek, sağlık durumuna ilişkin bilgi almak amacıyla hastane yetkilileriyle görüştüğünü öğrendi. Bu ziyaret, yayımlanan programda yer almadı; El-Akbarov’un ofisi de söz konusu bilgiyi ne doğruladı ne de yalanladı.

Yerel yetkili ayrıca heyetin, Gazze kentinin kuzeydoğusunda, Sarı Hat’a yakın Zerka bölgesini ziyaret ettiği sırada İsrail tarafından atılan bir top mermisinin hedefi olduğunu, olayda yaralanan olmadığını ve heyetin bölgeden hızla ayrıldığını belirtti.

Şarku’l Avsat, Şifa Hastanesi Kompleksi Müdürü Muhammed Ebu Selmiye ile de iletişime geçmeye çalıştı, ancak kendisi telefonlara yanıt vermedi. Gazze’deki Hükûmet Medya Ofisi yetkilileriyle yapılan iletişim girişimlerinde de benzer bir durum yaşandı.

BM yetkilileri, insani koşulları yerinde değerlendirmek amacıyla genellikle hastaneleri, yerinden edilmiş kişilerin kaldığı merkezleri ve benzeri noktaları ziyaret ediyor. Buna karşılık, özellikle Gazze’de devam eden güvenlik sorunları, takip ve suikastlar nedeniyle BM yetkililerinin uzun süredir çeşitli dönemlerde Hamas yetkilileriyle görüşmekten kaçındığı görülüyor.

Filistinliler, Gazze kentinin güneyinde İsrail bombardımanında tahrip edilen bir aracı söndürmeye çalışıyor. (EPA)
Filistinliler, Gazze kentinin güneyinde İsrail bombardımanında tahrip edilen bir aracı söndürmeye çalışıyor. (EPA)

Gözlemcilerin değerlendirmelerine göre İsrail’in ortaya attığı iddiaların temel amacı seçimlere yönelik olabilir. Bu değerlendirme, aralarında Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın da bulunduğu İsrailli yetkililerin son dönemde Hamas’ın 7 Ekim saldırısına benzer saldırılar düzenleme niyetinde olduğu yönündeki açıklamalarını sık sık tekrarlamasına dayanıyor. Yetkililer, seçimleri etkilemeye yönelik olası bir saldırıya İsrail’in güçlü şekilde karşılık vereceğini vurgularken, İran ve Hizbullah’ı da bu bağlamda gündeme getirdi.

İsrailli güvenlik kaynakları ise İbranice yayımlanan Haaretz gazetesine yaptıkları açıklamada, Netanyahu ve Katz’ın son günlerde dile getirdiği, herhangi bir tarafın seçimleri etkilemek amacıyla İsrail’e saldırı düzenlemek için yoğun hazırlıklar yaptığı yönündeki iddiaları yalanladı.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise yalnızca ordunun seçimleri dışarıdan etkilemeye yönelik her türlü girişimle mücadele etmeye hazır olduğunu belirtti. Zamir, olası senaryoların gerçekleşmesi hâlinde ordunun hem savunma hem de saldırı görevlerini yerine getireceğini ifade etti.


İsrail Ordusu, “Yehuda Kavşağı” yakınındaki silahlı saldırının ardından iki şüphelinin öldürüldüğünü açıkladı

İsrail askerleri, 7 Şubat 2026’da işgal altındaki Batı Şeria’nın Filistin kenti El Halil’de yerleşimcilerin düzenlediği haftalık tur sırasında. (Reuters)
İsrail askerleri, 7 Şubat 2026’da işgal altındaki Batı Şeria’nın Filistin kenti El Halil’de yerleşimcilerin düzenlediği haftalık tur sırasında. (Reuters)
TT

İsrail Ordusu, “Yehuda Kavşağı” yakınındaki silahlı saldırının ardından iki şüphelinin öldürüldüğünü açıkladı

İsrail askerleri, 7 Şubat 2026’da işgal altındaki Batı Şeria’nın Filistin kenti El Halil’de yerleşimcilerin düzenlediği haftalık tur sırasında. (Reuters)
İsrail askerleri, 7 Şubat 2026’da işgal altındaki Batı Şeria’nın Filistin kenti El Halil’de yerleşimcilerin düzenlediği haftalık tur sırasında. (Reuters)

İsrail ordusu, bugün yaptığı açıklamada, Yehuda Kavşağı bölgesinde silahlı saldırı düzenlendiği yönündeki ihbarın ardından saldırgan olduklarından şüphelenilen iki kişinin öldürüldüğünü bildirdi. Ordunun bölgede arama çalışmalarını sürdürdüğü ifade edildi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre, İsrail ordusu yaptığı açıklamada olay yerinin güvenlik çemberine alındığını kaydetti.


Koalisyon, Suudi Arabistan’ın aşiret ve sivil toplanmalarını hedef almakla tehdit ettiği iddialarını yalanladı

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Koalisyon, Suudi Arabistan’ın aşiret ve sivil toplanmalarını hedef almakla tehdit ettiği iddialarını yalanladı

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyon, terör örgütü Husilerin Suudi Arabistan’ın aşiret ve sivil toplulukların toplandığı alanları hedef almakla tehdit ettiği yönündeki iddialarının asılsız olduğunu bildirdi.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, perşembe günü yaptığı açıklamada, Husilerin ortaya attığı iddiaların “hiçbir gerçeklik payı bulunmayan asılsız iddialar” olduğunu belirterek bunları tümüyle reddettiklerini ifade etti.

El-Maliki, söz konusu iddiaların içeriği ve gündeme getirildiği zamanlama itibarıyla kamuoyunu yanıltmaya, Husilerin yaşadığı krizleri ve uygulamalarını gölgede bırakmaya, ayrıca Yemen’in köklü aşiretlerini kendi çatışmalarına sürüklemeye yönelik devam eden girişimleri yansıttığını kaydetti.

Yemen aşiretlerinin ülkenin toplumsal ve tarihsel dokusunun asli bir unsuru ve sağlam bir dayanağı olmaya devam edeceğini vurgulayan el-Maliki, aşiretlerin Suudi Arabistan ile Yemen halkları arasında kardeşlik ve iletişim köprülerinden biri olduğunu belirtti.

El-Maliki, iki halkı din, komşuluk, tarih ve ortak kader bağlarının bir araya getirdiğine dikkati çekerek bu ilişkilerin, dezenformasyon kampanyalarının veya ayrılık ve düşmanlık tohumları ekme girişimlerinin zedeleyemeyeceği kadar derin olduğunu ifade etti.

Koalisyonun açıklamasında, Suudi Arabistan’ın Yemen’in güvenliği ve istikrarına yönelik tutumunun değişmediği, Yemen halkıyla arasındaki tarihî ve kardeşlik bağlarını korumaya önem verdiği vurgulandı.

Açıklamada, bu yaklaşımın iki halkın çıkarlarını koruyarak güvenlik ve istikrarı güçlendirmeyi, Yemen aşiretlerinin istismar edilmesini veya Yemenlilerin güvenlik, barış ve kalkınma yönündeki beklentilerine hizmet etmeyen çatışmalara sürüklenmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi.

Koalisyon Sözcüsü el-Maliki, “Gerçekler, dezenformasyon kampanyalarından daha açık olmaya devam edecek. İki kardeş halk arasındaki kardeşlik bağları da fitne ve ayrılık yaratmaya yönelik tüm girişimlere karşı sağlamlığını koruyacaktır” ifadelerini kullandı.