Yapay zeka çağının faturası: En az 3 trilyon dolar akacakhttps://turkish.aawsat.com/teknoloji%CC%87/5229352-yapay-zeka-%C3%A7a%C4%9F%C4%B1n%C4%B1n-faturas%C4%B1-en-az-3-trilyon-dolar-akacak
Yapay zeka çağının faturası: En az 3 trilyon dolar akacak
Fotoğraf: Reuters
Moody's Ratings'in yeni raporuna göre, veri merkezleri gelecek 4 yılda en az 3 trilyon dolarlık yatırım çekecek ve bunun büyük bir kısmı alacaklılardan gelmek zorunda kalacak.
Bloomberg'e göre, veri merkezlerini çalıştırmak için gereken sunucular, bilgisayar ekipmanları, tesis inşaatı ve bakımıyla bulut hizmetleri devasa bir yatırım gerektirecek.
Yeni veri merkezleri için paranın çoğu, çeşitli ürünleri (özellikle yapay zeka geliştirme) ve depolama ihtiyaçları için depo büyüklüğündeki tesislere bel bağlayan büyük teknoloji şirketlerinden gelecek.
Moody's raporuna göre, Microsoft, Amazon, Alphabet, Oracle, Meta ve CoreWeave, bu yıl bekleyen 500 milyar dolarlık veri merkezi yatırımını temsil ediyor.
Ancak yeni tesislere para pompalayanlar sadece onlar olmayacak. Rapora göre, bankaların projelere finansman sağlamada "önemli bir rol" oynaması gerekecek. Moody's ayrıca, veri merkezi inşaatı için gereken devasa sermaye miktarı nedeniyle diğer kurumsal yatırımcılara olan bağımlılığın giderek daha yaygın hale geleceğini belirtti.
ChatGPT'nin geliştiricisi OpenAI ve SoftBank, veri merkezi geliştirme alanında faaliyet gösteren altyapı şirketi SB Energy'ye 1 milyar dolarlık yatırım yapmak üzere güçlerini birleştirdi. Financial Times'a göre OpenAI, 500 milyar dolarlık Stargate projesi kapsamında Teksas'ta bir veri merkezi inşa etmesi için SB Energy'yle anlaştı.
Arkansas'da ise pazartesi günü 6 milyar dolarlık yeni bir veri merkezi duyuruldu. ABC 7'ye göre proje, eyalet tarihinin tek seferdeki en büyük iş yatırımı. Ağırlıklı olarak AVAIO Digital ve veri merkezini depolamayla işlem gücü için kullanacak teknoloji müşterileri tarafından finanse edilecek.
Teknoloji milyarderlerinin öne sürdüğü yapay zeka geleceğini gerçekleştirmek için gereken altyapı giderek artan bir şekilde borçla inşa ediliyor ve bu da sektör etrafında trilyonlarca dolarlık bir balonun oluştuğu korkusuna yol açıyor.
Bu korkulara rağmen yeni merkezlere olan talep hâlâ artıyor. Moody's raporu, tesislerin inşası yarışının hâlâ "erken aşamalarında" olduğunu ve gelecek bir ila bir buçuk yıl içinde hızlanacağını öngörüyor.
Veri merkezleri onlarca yıldır var olmasına rağmen, patlayıcı büyümeleri gözden kaçmadı. Yükselen enerji ve su fiyatlarının yanı sıra gürültü kirliliği ve mahalle düzeninin bozulması konusunda endişe duyan sakinlerden ve bölgesel yasa koyuculardan gelen tepkiler, bazı topluluklarda potansiyel veri merkezi geliştirmelerini durdurdu veya tamamen engelledi.
Bu eğilim, veri merkezlerinin kalbindeki sunucuları ve bilgisayar ekipmanlarını barındıran penceresiz, monolitik tesisler için giderek daha fazla arazi kapışıldıkça muhtemelen devam edecek.
Microsoft Suudi Arabistan Başkanı: Krallık, yapay zekânın fiili uygulama aşamasına giriyor
Suudi Arabistan, yapay zekâ deneme aşamasından hayati sektörlerdeki gerçek üretim ortamlarına geçiyor. (Shutterstock)
Suudi Arabistan’da bu hafta düzenlenen Microsoft Yapay Zekâ Turu’nda öne çıkan duyuru netti: Şirket, müşterilerin 2026’nın dördüncü çeyreğinden itibaren Azure veri merkezi bölgesinden bulut iş yüklerini çalıştırabileceğini teyit etti.
Ancak bu teknik başarı, daha derin bir anlam da taşıyor. Suudi Arabistan artık yapay zekâyı test etme aşamasını geride bırakmış durumda ve altyapı, yönetişim, beceri geliştirme ve kurumsal benimseme süreçlerinin kesiştiği bir uygulama aşamasına giriyor. Microsoft Suudi Arabistan Başkanı Turki Badhris’e göre bu zamanlama tesadüf değil; yıllarca süren hazırlığın bir sonucu.
Badhris, etkinlik sırasında “Ortaya çıkan netlik ve güven, kurumlara dijital dönüşüm ve yapay zekâ yolculuklarını planlarken önemli bir rehberlik sağlıyor” dedi.
‘Netlik ve güven’ ifadeleri teknik birer terim gibi görünse de, aslında stratejik öneme sahip değişkenler. Devlet kurumları ve büyük şirketler, yapay zekâya geçişi yalnızca deneylere dayanarak yapmıyor; altyapının yerel olarak hazır olduğunu, düzenleyici gerekliliklerle uyumlu olduğunu ve uzun vadeli işletim sürekliliğinin sağlandığını gördüklerinde adım atıyorlar. Yeni Azure veri merkezi bölgesinin duyurulması, altyapının artık sadece geleceğe dönük bir plan değil, belirlenmiş takvimli ve yakın zamanda uygulanacak bir taahhüt olduğunu gösteriyor.
Deneylerden üretim ortamlarına
Suudi Arabistan’da yapay zekâ hikâyesi ardışık aşamalardan geçti. İlk aşama, dijital altyapının genişletilmesi, düzenleyici çerçevelerin geliştirilmesi ve bulut bilişimin güçlendirilmesine odaklandı. Bu aşama, temel kapasitenin oluşturulmasını sağladı. Mevcut aşama ise artık uygulama ve kullanım aşaması. Badhris, sürecin gerçekten değiştiğini belirterek, “Krallık genelinde devlet kurumları, şirketler ve iş ortaklarıyla yakın çalışıyoruz; veri güncellemelerinden yönetişime, beceri geliştirmeden müşterilerin deney aşamasından üretim aşamasına güvenle geçmesine kadar tüm hazırlıkları destekliyoruz” dedi. ‘Deneme’ ile ‘üretim’ arasındaki fark kritik önemde: Denemeler potansiyeli test ederken, üretim ortamları iş akışını yeniden şekillendiriyor.
Microsoft Suudi Arabistan Başkanı Turki Badhris, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda
Bu dönüşümü şirketler de somutlaştırıyor. Örneğin Qiddiya Investment Company ve ACWA Power, yapay zekâyı ayrı deneme girişimleri olarak kullanmak yerine günlük operasyonlarına entegre ediyor.
ACWA Power, Azure Yapay Zekâ hizmetleri ve akıllı veri platformunu kullanarak küresel çapta enerji ve su operasyonlarını iyileştiriyor; sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliğine odaklanarak öngörücü bakım ve yapay zekâ destekli optimizasyon uyguluyor.
Qiddiya ise Microsoft 365 Copilot kullanımını genişleterek çalışanların iletişim özetlemesi, veri analizi ve yüzlerce varlık ile yükleniciye ait panolarla etkileşimde bulunmalarını sağlıyor. Yapay zekâ artık kurumun kenarında değil, operasyonel yapısının bir parçası hâline gelmiş durumda. Bu, gerçek bir olgunluk aşamasını yansıtıyor; yapay zekâ gösteriş amaçlı bir araç olmaktan çıkıp üretken bir araç haline geliyor.
Stratejik bir sinyal olarak altyapı
Suudi Arabistan’ın doğusunda yer alan Azure veri merkezi bölgesi, yalnızca yanıt süresini kısaltmakla kalmıyor; aynı zamanda verilerin yerel olarak saklanmasını destekliyor, uyumluluk gereksinimlerini güçlendiriyor ve dijital egemenlik çerçevelerini pekiştiriyor.
Finans, sağlık, enerji ve kamu hizmetleri gibi sıkı şekilde düzenlenen sektörlerde, verilerin düzenleyici gerekliliklerle uyumlu hale getirilmesi bir tercih değil, zorunluluk olarak görülüyor.
Suudi Arabistan’ın Azure veri merkezi bölgesinin 2026’nın dördüncü çeyreğinde faaliyete geçeceği teyit edildi. Bu durum, kurumlara planlama ve genişleme konusunda netlik ve güven sağlıyor. (Getty Images)
Badhris, bu başarının uzun vadeli bir bağlılığı yansıttığını belirterek, “Bu adım, Suudi Arabistan’daki kamu ve özel sektör için gerçek ve ölçeklendirilebilir bir etki yaratma konusundaki uzun süreli bağlılığımızın önemli bir dönüm noktası” dedi.
‘Ölçeklendirilebilir etki’ vurgusu, altyapının kendi başına değer yaratmadığını, ancak değer oluşturmak için gerekli koşulları sağladığını gösteriyor. Suudi Arabistan, yapay zekâyı enerji ve ulaştırma ağlarına benzer şekilde temel bir ekonomik yapı olarak ele alıyor ve üretkenliği artıracak bir zemin olarak konumlandırıyor.
Hızın katalizörü olarak yönetişim
Küresel ölçekte yapay zekâ düzenlemeleri genellikle sınırlayıcı bir unsur olarak görülür. Ancak Suudi Arabistan örneğinde, yönetişim, hızlandırma stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak entegre edilmiş durumda. Hassas sektörlerde yapay zekânın benimsenmesi, net bir güven çerçevesi gerektiriyor. Uyumluluk ise sonradan eklenen bir unsur değil; tasarımın başından itibaren yerleşik olmalı. Ayrıca, bulut hizmetlerinin ulusal dijital egemenlik gereklilikleriyle uyumlu hale getirilmesi, genişleme aşamasında olası sürtüşmeleri azaltıyor. Kurumlar, uyumluluğun platformun kendisine gömülü olduğunu gördüğünde, genişleme kararlarını çok daha hızlı alabiliyor. Bu anlamda, yönetişim bir sınırlayıcı olmaktan çıkarak etkin bir güçlendirici unsur haline geliyor.
Görünmez engel
Üretken yapay zekâ teknolojileri gündemde ön planda olsa da, kurumlar için en büyük zorluk genellikle veri altyapısında yatıyor. Parçalanmış veri sistemleri, kurumsal veri siloları ve birleşik bir yönetişim eksikliği, genişlemeyi ciddi şekilde engelleyebiliyor.
Suudi Arabistan stratejisi, etkili yapay zekâ kullanımı için veri altyapısını güncellemeyi temel öncelik olarak belirliyor. Düzenli ve entegre bir veri ortamı olmadan yapay zekâ uygulamaları yüzeysel kalıyor ve gerçek değer üretmiyor.
Veri mimarisini güncellemek ve yönetişimi standartlaştırmak, yapay zekâyı gerçek operasyonel değere dönüştürmek için ön koşullardır. (Shutterstock)
Bunun yanında, küresel ölçekte en büyük zorluklardan biri de yetenek açığı. Suudi Arabistan, 2030’a kadar üç milyon kişiyi yapay zekâ alanında eğitmeyi taahhüt etti. Odak yalnızca farkındalık yaratmak değil; uygulama becerilerini geliştirmek. Dönüşüm, iş akışına yapay zekâyı entegre edebilecek nitelikli insan kaynağı olmadan başarıya ulaşamaz.
Badhris, bu bağlamda beceri geliştirme çalışmalarının, genel hazırlık ve uyumluluk çerçevesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor. Ona göre, yapay zekâ çağında rekabet gücü yalnızca modellerin yetenekleriyle değil, iş gücünün bu yetenekleri kullanabilme kapasitesiyle ölçülüyor.
Ekonomik strateji olarak sektörel dönüşüm
Riyad’daki yapay zekâ turu yalnızca teknik sunumlarla sınırlı kalmadı; enerji sektörü, büyük projeler ve kamu hizmetlerindeki uygulama örnekleri de ön plana çıktı. Bu uygulamalar sıradan veya yan projeler değil; Vizyon 2030’un temel taşlarını oluşturuyor. Enerji yönetiminde yapay zekâ sürdürülebilirliği artırırken, büyük projelerde yürütme verimliliğini yükseltiyor, kamu hizmetlerinde ise vatandaş deneyimini iyileştiriyor. Burada yapay zekâ bağımsız bir sektör değil; üretkenliği yatay olarak güçlendiren bir katalizör işlevi görüyor.
Küresel arenada konumlanma
Küresel ölçekte yapay zekâ liderliği, dört unsurla değerlendiriliyor: bilişim kapasitesi, yönetişim, sistem entegrasyonu ve beceri hazırlığı. Suudi Arabistan ise bu unsurları eşzamanlı olarak uyumlu hale getiriyor. Yeni Azure veri merkezi bölgesi hem bilişim altyapısını sağlıyor hem de düzenleyici çerçevelerle güveni güçlendiriyor; iş birlikleri entegrasyonu desteklerken, eğitim programları hazır olma seviyesini artırıyor.
Suudi Arabistan şimdi yapay zekâ yolculuğunda kritik bir aşamaya girmiş durumda. Altyapı güvenceye alındı, kurumsal kullanımlar yaygınlaşıyor, yönetişim entegre edilmiş ve beceriler gelişiyor.
Badhris, yapılan açıklamanın kurumlara ‘netlik ve güven’ sağlayarak yolculuklarını planlamada fark yaratacağını belirtiyor. Bu açıklık, hedef ile uygulama arasındaki farkı oluşturabilir. İşte Riyad’daki Microsoft turunun önemi burada ortaya çıkıyor: Altyapı artık amaç değil, dönüşümün inşa edildiği platform haline geliyor.
Rusya’da dijital alan daralıyor: WhatsApp yasaklanıyor mu?https://turkish.aawsat.com/teknoloji%CC%87/5240044-rusya%E2%80%99da-dijital-alan-daral%C4%B1yor-whatsapp-yasaklan%C4%B1yor-mu
Rusya’da dijital alan daralıyor: WhatsApp yasaklanıyor mu?
Akıllı telefon ekranında görünen WhatsApp uygulaması simgesi (DPA)
Mesajlaşma uygulaması WhatsApp, Rusya hükümetinin uygulamayı engellemeye yönelik girişimlerini kınadı. Amaç, kullanıcıları devlet kontrolündeki rakip bir servise yönlendirmek olarak değerlendirildi.
ABD merkezli Meta’ya bağlı uygulamanın resmi X hesabından yapılan paylaşımda, “Rusya hükümeti, WhatsApp’ı tamamen engellemeye çalıştı. Bu, insanların devlet kontrolündeki ve sansüre tabi bir uygulamaya yönlendirilmesi amacı taşıyor” ifadeleri yer aldı.
Paylaşımın devamında, “100 milyondan fazla kullanıcıyı özel ve güvenli iletişimden mahrum bırakma girişimi, bir adım geri atmak anlamına gelir ve Rusya’daki insanların güvenliğini azaltmaktan başka bir sonuç doğurmaz” denildi.
WhatsApp’ın dünkü paylaşımında, “Kullanıcıların bağlantıda kalmasını sağlamak için elimizden gelen her şeyi yapmaya devam ediyoruz” ifadesi kullanıldı.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, Rus hükümeti hafta başında, Telegram mesajlaşma uygulaması üzerindeki baskısını artırmaya çalışmıştı.
İnternet denetim otoritesi, uygulamaya bazı ihlaller nedeniyle kısıtlamalar getirmişti.
Moskova, internet platformlarını, Rus yasalarına uymamaları hâlinde ağır kısıtlamalar veya tamamen engelleme tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor.
Bu yasalar, Rus kullanıcıların verilerinin ülkede saklanmasını ve Moskova’ya göre ‘suç veya terör amaçlı’ kullanılan platformlardan vazgeçilmesini zorunlu kılıyor.
Rus asıllı Fransız vatandaşı Pavel Durov tarafından kurulan Telegram, WhatsApp ile birlikte Rusya’daki en popüler mesajlaşma servislerinden biri.
Telegram kurucusu Pavel Durov, salı günü kendi Telegram kanalından yaptığı paylaşımda, “Vatandaşların özgürlüğünü kısıtlamak asla doğru bir çözüm değil” dedi. Durov, Moskova’yı Telegram’a erişimi kısıtlamakla suçlayarak, bunun amacının vatandaşları devlet kontrolünde, gözetim ve siyasi sansüre tabi bir uygulamaya yönlendirmek olduğunu belirtti.
Rus yetkililer, vatandaşları halen daha az popüler olan yeni mesajlaşma uygulaması MAX’i kullanmaya teşvik ediyor.
Rusya merkezli teknoloji şirketi VK, 2025’ten bu yana MAX uygulamasını tüm devlet hizmetlerine ve çevrimiçi ticarete erişim sağlayan kapsamlı bir platform olarak tanıtıyor.
Geçtiğimiz yaz Rusya, kullanıcıların Telegram ve WhatsApp üzerinden görüşme yapmasını yasaklamıştı.
Ülkede mesajlaşma uygulamaları üzerinden dolandırıcılık vakaları yaygın bir şekilde görülüyor. Ayrıca Rus yetkililer, Kiev’i bu platformları kullanarak Rus vatandaşlarını para karşılığı sabotaj faaliyetlerine yönlendirmekle suçluyor.
Bilim kurgu gerçek olur mu? Musk Ay’a mancınık kurmak istiyorhttps://turkish.aawsat.com/teknoloji%CC%87/5240010-bilim-kurgu-ger%C3%A7ek-olur-mu-musk-ay%E2%80%99-manc%C4%B1n%C4%B1k-kurmak-istiyor
Bilim kurgu gerçek olur mu? Musk Ay’a mancınık kurmak istiyor
Fotoğraf: Hans Lucas/AFP
Elon Musk'ın yapay zeka şirketi xAI, kurucu ortaklarının yarısını kaybetti ve artık milyarder, şirketi mancınıkla uzaya fırlatmak istiyor.
xAI'ın kurucu ortakları Tony Wu ve Jimmy Ba, şirketten ayrıldıklarını X'te açıkladı. Böylece şirketin üç yıldan kısa süre önceki kuruluşunda mevcut olan kurucuların sadece yarısı kaldı.
Ayrılışlarının nedenini açıklamayan iki isim de Musk'a teşekkür etti. Ancak bu durum, yakın zamanda SpaceX'le birleşen ve bu yıl halka arz edilmesi beklenen şirkette yaşanan kargaşayı daha da artırıyor.
Meslektaşlarının ayrılışlarını duyurmasından kısa süre sonra Musk, yapay zeka uydularını uzaya ve Ay'a mancınıkla fırlatmak istediğini açıkladı. Bu açıklamanın, ayrılıklarla doğrudan bağlantılı olduğuna dair bir belirti yok.
Musk, çalışanlarla yapılan ve ilk kez New York Times tarafından aktarılan toplantıda, "Ay'a gitmeliyiz" dedi ve Dünya'yı terk etmenin daha güçlü yapay zekaya olanak sağlayacağını öne sürdü.
Bu ölçekte bir zekanın ne düşüneceğini hayal etmek zor ama bunun gerçekleştiğini görmek inanılmaz derecede heyecan verici olacak.
Musk, bu hedefe ulaşmak için "kütle sürücüsü" adı verilen bir mancınık inşa etmeyi umduğunu, bunun uyduları uzaya fırlatacağını ve sonunda şirketin bir ay üssü kurmasına olanak sağlayacağını söyledi. Bunun da yapay zeka sistemlerine daha fazla işlem gücü sağlamak için kullanılan bir uzay uydusu filosuna enerji temin edeceğini öne sürdü.
Musk uzun zamandır öncelikle Mars'a ve nihayetinde orada bir koloni kurmaya odaklanıyordu. SpaceX ve onun için Ay, öncelikle kızıl gezegene seyahati kolaylaştırmanın bir yoluydu.
Ancak son zamanlarda bu odağı Ay'a kaydırmış gibi görünüyor. SpaceX'in birincil amacını değiştirdiğine işaret eden bir dizi tweet de attı.
Ancak toplantıda Musk, hâlâ "Mars'ta kendi kendine yeten bir şehir" kurmayı umduğunu ve bunun da evrenin geri kalanını keşfedip uzaylı yaşam arama yolunda kendi başına bir durak olabileceğini belirtti.
Independent Türkçe
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة