Trump, ikinci döneminin ilk yılında Amerikan devletini yeniden şekillendiriyor

Aşırı sağın ideolojik görüşü

Majalla
Majalla
TT

Trump, ikinci döneminin ilk yılında Amerikan devletini yeniden şekillendiriyor

Majalla
Majalla

Akile Abbas

ABD Başkanı Donald Trump, kısa bir süre önce The New York Times gazetesine verdiği röportajda, her zamanki şok edici samimiyetiyle konuştu. İnsanların onun sıra dışı söylemlerine alışmış olması yarattığı şok etkisini hafifletmiyor. Röportaj sırasında bir konuya değinen Trump, “Uluslararası hukuka ihtiyacım yok, insanlara zarar vermek istemiyorum” dedi. Aynı röportajda karar verme sürecinde önündeki engeller hakkında konuşan ABD Başkanı, “Evet, tek bir şey var. O da benim ahlakım ve benim zekam. Beni durdurabilecek tek şey bu” ifadelerini kullandı.

Başkanın sözleri, ABD ordusunun Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu devirip onu federal uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla New York'taki bir ABD hapishanesine götürme operasyonunun ardından, yönetiminin dış politikası bağlamında söylenmiş olsa da bu sözler hem iç hem de dış politikada genel siyasi karakterini doğru bir şekilde yansıtıyor. Trump ister geleneksel ister yasal olsun, olağan sınırlara uymayan, yönetiminin çıkarları gerektirdiğinde ya da bu tür ihlaller onun mücadeleci ve açık sözlü ideolojik karakteriyle uyumlu olduğunda her ikisini de kolayca ihlal eden bir politikacı.

“Trump, Amerikan devletini, üç devlet organının etkileşiminin bir ürünü olmaktan ziyade, başkanın vizyonunu ve isteklerini yansıtacak şekilde yeniden şekillendiriyor.

Muhaliflerine tahammülü olmayan hırslı bir başkan

Geçtiğimiz yıl eylül ayında, Make America Great Again (Amerikayı Yeniden Harika Yap/MAGA) hareketinin önde gelen isimlerinden ve Trump'ın güçlü destekçilerinden biri olan evanjelik aktivist Charlie Kirk'ün cenazesi sırasında, Trump'ın yanında duran Kirk'ün eşi Erica Kirk, kocasına veda ederken dokunaklı bir konuşma yaptı.

Birkaç gün önce kocasını ve iki çocuğunun babasını kaybeden kadın, etkileyici konuşmasında şunları söyledi:

O adamı, o genç adamı affediyorum, çünkü İsa da öyle yapardı, Charlie de öyle yapardı. Cevap nefret etmek değil. İncil'in verdiği cevabın sevgi olduğunu biliyoruz, her zaman sevgi, düşmanlarımıza ve bizi zulmedenlere karşı sevgi."

Erica Kirk’ün konuşmasının hemen ardından konuşan Trump, bu cümle üzerinde durarak "O, düşmanlarından nefret etmiyordu. Onlar için en iyisini istiyordu. Bu konuda Charlie ile aynı fikirde değilim. Ben rakiplerimden nefret ediyorum ve onlar için en iyisini istemiyorum. Üzgünüm Erica, bunun doğru olmadığına beni ikna edebilirsin, ama düşmanlarıma tahammül edemiyorum” ifadelerini kullandı.

Trump'ın bu sözleri mecazi değildi. Cesurca konuşan Trump, başkan olarak elindeki birçok aracı kullanarak sözlerini yerine getiriyor. Bu yüzden Adalet Bakanlığı, eski FBI Direktörü James Comey, eski New York Başsavcısı Letitia James ve diğerleri gibi kendisiyle aynı fikirde olmayan bazı eski ve mevcut yetkililer hakkında soruşturma başlattı.

ABD Başkanı Donald Trump, Maryland'deki Joint Base Andrews'da Florida'ya gitmek üzere Air Force One uçağına binişi sırasında el sallarken, 16 Ocak 2026 (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump, Maryland'deki Joint Base Andrews'da Florida'ya gitmek üzere Air Force One uçağına binişi sırasında el sallarken, 16 Ocak 2026 (Reuters)

Başkanın ekonomi, göç, çevre ve diğer önemli iç meselelerde ikinci döneminde izlediği geleneksel muhafazakar politikalara benzer politikaların hakim olduğu ilk döneminin aksine mücadeleci karakteri, ikinci döneminde en belirgin şekilde ortaya çıktı.

İki yönetim döneminin temel farkı, politikaların genel benzerliğine rağmen, bu politikaların ikinci dönemindeki uygulanışında yatıyor. İkinci dönemde başkana verilen yürütme yetkileri yasal ve anayasal sınırları aşacak şekilde mümkün olan en geniş ölçüde genişletildi.

Birçok gözlemci ve insan hakları örgütünün Amerikan tarihinde eşi ve benzeri görülmemiş bir yürütme diktatörlüğüne yaklaştığını söylediği bu tabloda Trump, Amerikan devletini, hükümetin üç kolunun etkileşiminin bir ürünü olmaktan ziyade, ülkenin 200 yılı aşkın varlığı boyunca biriken anayasal ilkeler ve hukuki ve kurumsal gelişmeler bağlamında başkanın vizyonunu ve isteklerini yansıtacak şekilde yeniden şekillendiriyor.

Başkanın Amerikan devletini içeriden yeniden şekillendirme çabalarından biri de birçok bağımsız federal kurumu Beyaz Saray'ın doğrudan yetkisi altına almaya çalışması oldu.

Kısa bir yılda uzun bir sicil

Trump, ikinci döneminin ilk yılında, bu yeniden tanımlama süreci çerçevesinde ABD’nin iç politikasını büyük ölçüde değiştirdi. Bu süreç, Heritage Vakfı’nın Trump'ın bazı yakın arkadaşlarının katkılarıyla yazdığı Proje 2024’te özetlenen Amerikan aşırı sağının ideolojik vizyonuna kadar uzanıyor. Trump'ın bilgisi olmadığını iddia ettiği yüzlerce sayfalık bu proje, hem dış hem de iç politika alanlarında, önceki yönetiminde de daha az ölçüde olmakla birlikte, mevcut Trump yönetiminde uygulamaya konulan birçok politika için ayrıntılı öneriler içeriyor. Birçok yetkiyi yürütme organının elinde toplama ve bunları Kongre ve bağımsız federal kurumlardan alma yoluyla ABD devletinin yeniden yapılandırılmasını açıkça talep eden proje, Trump'ın Beyaz Saray'daki ilk yılında olanları özetliyor. Zira Trump, başkanlık yetkilerinin önemli ve eşi görülmemiş bir şekilde genişletilmesine dayalı olarak başkanlık yetkisini kullanarak geleneksel kurumları neredeyse sürekli olarak atlattı.

Trump'ın seçim kampanyası kapsamındaki bir mitinginin başlaması öncesinde MAGA şapkaları takan katılımcılar, 4 Kasım 2024 (Reuters)Trump'ın seçim kampanyası kapsamındaki bir mitinginin başlaması öncesinde MAGA şapkaları takan katılımcılar, 4 Kasım 2024 (Reuters)

Başkan Trump'ın yetkilerini genişletme niyeti, göreve başladığı ilk günlerde, ocak ayında Savunma, Enerji ve Dışişleri Bakanlığı gibi önemli federal kurumlarda görev yapan 18 genel müfettişi kovmasıyla ortaya çıktı. Bu hamle, Kongre içinde ve dışında geniş çapta eleştirilere yol açtı.

ABD Kongresi, 1976 yılında, yaygın bir yetki suistimali vakası olan Watergate Skandalı’nın ardından, bu tür suistimallere karşı ek bir önlem almak amacıyla bazı genel müfettişlik ofisleri kurdu. Bu ofisler güçlendirildi ve çeşitli federal kurumlara yayıldı. Çalışma yöntemleri 1978'de yürürlüğe giren önemli bir yasa (1978 Genel Müfettişlik Yasası) temelinde standartlaştırıldı. Bu yasa ve sonraki değişikliklere göre başkan genel müfettişliklere bir ismi aday gösterir ve Senato adaylığı oylamaya sunar. Başkan, genel müfettişi ancak Senato'ya 30 gün önceden bildirimde bulunarak ve görevden alma nedenini açıklayarak görevden alabilir, ancak Trump bunu yapmadı. Yasada öngörüldüğü üzere bağımsız ve Beyaz Saray'a sadık olmayan yeni adayları Senato'ya sunmak yerine, Trump, görevden alınan müfettişlerin yerine bu kurumların içinden çalışanları atadı ve onları resmi sıfatlarıyla değil, vekaleten görevlendirdi, bu da bu kurumların denetim yetkilerini açıkça zayıflattı!

Bağlı kurumlar bağımsızlıklarını savunuyor

Başkanın Amerikan devletini içeriden yeniden şekillendirme çabalarından biri de birçok bağımsız federal kurumu Beyaz Saray'ın doğrudan yetkisi altına almaya çalışması oldu. Yasa, bu kurumların belirli şartlar dahilinde özerk bir şekilde yönetilmesini öngörüyor. Bu şartlar arasında Kongre'nin denetimi ve Beyaz Saray'dan bağımsızlık yer alıyor. Beyaz Saray'ın yetkileri büyük ölçüde Senato'nun onayına veya reddetmesine sunulacak üst düzey yetkililerin aday gösterilmesiyle sınırlı. Trump'ın ABD Merkez Bankası (Federal Rezerv/FED) Başkanı Jerome Powell ile kamuoyuna yansıyan gerilimi, bu boyun eğdirme girişimlerinin bir örneği oldu. Yasa (1913 tarihli Federal Rezerv Yasası ve değişiklikleri), bu önemli finans kurumuna finansal piyasaları istikrara kavuşturmak için takdir ve düzenleme yetkisi veriyor.

Trump ve Heritage Vakfı'nın ekonomi alanında kıdemli misafir araştırmacısı Steve Moore, Washington’daki Beyaz Saray'da, gerçek hane halkı gelirindeki değişimi gösteren bir grafiğe işaret ederken, 7 Ağustos 2025 (Reuters)Trump ve Heritage Vakfı'nın ekonomi alanında kıdemli misafir araştırmacısı Steve Moore, Washington’daki Beyaz Saray'da, gerçek hane halkı gelirindeki değişimi gösteren bir grafiğe işaret ederken, 7 Ağustos 2025 (Reuters)

Bu yetkinin en doğru yorumuna göre bu konuda uzun bir tarihsel geçmişle desteklenen bu kurum, Beyaz Saray'ın müdahalesi olmaksızın, ülkenin mali durumuna ilişkin profesyonel ve bağımsız değerlendirmelerine dayanarak faiz oranlarını belirleme hakkına sahip. Bu kayıtlara ve yasalara aykırı olarak Trump, Powell'a, ihracatı teşvik etmek ve yerli üretimi desteklemek üzerine kurulu yönetimin ekonomik yaklaşımını desteklemek amacıyla (yönetimin buradaki temel hedefi Çin ile ticaret rekabeti) önemli faiz indirimleri (yani doların yabancı para birimleri karşısındaki değerinin düşürülmesi) yapması için kamuoyu önünde baskı uyguluyor. Öte yandan, FED, Başkan’ın ekonomiye ilişkin siyasi gündemini takip etmek yerine, elindeki ekonomik veriler ve finansal bilgilere dayanarak enflasyonu frenlemek ve iş piyasasını desteklemek için kademeli, ihtiyatlı ve ılımlı faiz indirimlerini tercih ediyor. Trump ile FED Başkanı Powell arasındaki gerilim, özellikle Adalet Bakanlığı'nın Powell hakkında soruşturma başlatmasının ardından, halen çözülmeyi bekliyor.

Birçok gözlemci, Trump'ın ikinci döneminin kalan üç yılının çok uzun geçeceğini ve bunun bazı olumsuz etkilerinin uzun süreli olacağını, mevcut başkanlık döneminin ötesine uzanacağını düşünüyor.

Demokratik muhaliflerin peşine düşmek

Başkan, geçtiğimiz mart ayında yayınladığı ve Amerikalıların oy kullanmak üzere kayıt yaptırmaları için belirli resmi belgeler talep eden bir başkanlık kararnamesiyle Cumhuriyetçi Parti lehine ve Demokrat Parti aleyhine seçimleri yeniden tanımlamak için yetkilerini aşmaya çalıştı. Bu yetki normalde Kongre ve eyalet meclislerine ait. Bunun gerekçesinin yasadışı göçmenlerin ve ABD vatandaşı olmayanların seçimlerde oy kullanmasını önlemek olduğu belirtildi. İlgili kuruluşlara göre Trump, bunu destekleyecek kanıt olmamasına rağmen sık sık bu argümanı tekrarlıyor. Trump, bağımsız Seçim Yardım Komisyonu'na, Amerikalıların vatandaş olduklarını ve dolayısıyla oy kullanma hakkına sahip olduklarını kanıtlamak için pasaportlarını veya doğum belgelerini kullanmalarını gerektiren yasadışı bir kararname çıkardı. Oysa bu tür belgelerin sunulmasını gerektirmeyen mevcut kolay, sorunsuz ve doğru bir süreç mevcut.

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki Oval Ofisi'nde, 14 Ocak 2026 (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki Oval Ofisi'nde, 14 Ocak 2026 (Reuters)

Bu kararnamenin imzalanması, milyonlarca vatandaşın oy kullanma hakkından fiilen mahrum kalacağı anlamına geliyor. Amerikalıların neredeyse yarısının pasaportu yok ve birçok evli kadın, evlendikten sonra diğer resmi belgelerini güncellemeden soyadını değiştiriyor, bu da uğraşılması ve masraf edilmesini gerektiriyor. Birçok kişi, özellikle sınırlı gelire sahip olanlar, doğum belgelerini saklamıyor yahut saklasalar bile bunlara kolayca erişemiyor (ve bu iki grup genellikle Demokratlara oy veriyor).

Trump'ın kararı federal mahkemeye götürüldü. Mahkeme, diğer kurumların yetkilerini aştığı gerekçesiyle yürütme emrini askıya almaya karar verdi. Ancak, yönetim bu kararı, muhafazakâr çoğunluğu nedeniyle önceki davalarda Başkana daha sempatik davranan Yüksek Mahkeme'de itiraz etmeyi planlıyor.

Trump’ın yetkilerini genişletme çabalarından endişe duyan birçok gözlemci, bu iradeli adamın ikinci döneminin kalan üç yılının çok uzun geçeceğini ve bazı olumsuz etkilerin uzun süreli olacağını ve mevcut başkanlığın ötesine uzanacağını düşünüyor.



İsrailli yetkili: Binlerce İran füzesi halen bizim için bir tehdit oluşturuyor

Maşur kentindeki petrokimya kompleksinde yangın çıkarken fotoğrafta Batı Şeria'daki bir İsrail yerleşiminde bir sığır çiftliğine düşen bir İran füzesinin kalıntıları görülüyor (EPA)
Maşur kentindeki petrokimya kompleksinde yangın çıkarken fotoğrafta Batı Şeria'daki bir İsrail yerleşiminde bir sığır çiftliğine düşen bir İran füzesinin kalıntıları görülüyor (EPA)
TT

İsrailli yetkili: Binlerce İran füzesi halen bizim için bir tehdit oluşturuyor

Maşur kentindeki petrokimya kompleksinde yangın çıkarken fotoğrafta Batı Şeria'daki bir İsrail yerleşiminde bir sığır çiftliğine düşen bir İran füzesinin kalıntıları görülüyor (EPA)
Maşur kentindeki petrokimya kompleksinde yangın çıkarken fotoğrafta Batı Şeria'daki bir İsrail yerleşiminde bir sığır çiftliğine düşen bir İran füzesinin kalıntıları görülüyor (EPA)

Bu hafta başlarında İsrail basını tarafından aktarılan askeri veriler, İran'ın halen İsrail topraklarına ulaşabilecek kapasitede bin adetten fazla füzeye sahip olduğuna ve Lübnan'daki Hizbullah'ın cephaneliğinde ise 10 bin adede varan kısa menzilli füze bulunduğuna işaret ediyor.

İsrail Hava Kuvvetleri'nden bir subay, Kanal 12'ye verdiği röportajda, İran'ın elinde kalan balistik füze sayısını açıkladı. Bu gelişme, Tahran'ın füze envanterine ilişkin tahminleri açıklamayı reddeden resmi tutumdan vazgeçildiğini ortaya koydu. İsrail Ordusu Radyosu, tahminlere göre Hizbullah'ın elinde 8 bin ila 10 bin arasında füze bulunduğunu bildirdi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre çatışmanın başlamasından 5 haftadan fazla zaman geçmesine rağmen İran ve müttefiki Hizbullah'ın mevcut saldırı sıklığı göz önüne alındığında, İsrail ve ABD'nin temel hedeflerine ulaştıklarını ısrarla belirtmelerine rağmen, çatışmanın birkaç ay daha sürme olasılığı olduğu tahmin ediliyor.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen subay, İran'ın ateşleme kapasitesine atıfla “Bu kapasiteyi sıfıra indirmek için çok büyük miktarda kaynak harcamak gerekir. Dürüst olmak gerekirse, size şunu söylemeliyim ki bu kapasite sıfıra inmeyecek” dedi.

Daha önce Bloomberg haber ajansına kimliklerinin gizli tutulması şartıyla konuşan İsrailli iki üst düzey yetkili, Savaştan önce İran'ın İsrail'e ulaşabilecek yaklaşık 2 bin adet orta menzilli balistik füzeye sahip olduğun düşünüldüğünü söyledi.

O tarihten bu yana İsrail ordusuna göre İsrail’e 500’den fazla füze fırlatıldı ve diğer füzeler yerde imha edildi.

İsrail, İran'a yönelik saldırılarının amacının, İran'ın füze ve nükleer kapasitesini ortadan kaldırmak olduğunu açıklamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz salı günü Amerikalılara hitaben yaptığı konuşmada, İran'a karşı savaşın, İran'ı askeri ve ekonomik olarak mahvettiğini ve nükleer programını ortadan kaldırdığını açıkladı.


İran, sivil hedeflere tekrar saldırılması halinde "daha yıkıcı" bir karşılık vereceği tehdidinde bulundu

Tahran'daki bir meydanda hükümet yanlısı bir mitinge katılanlar (AP)
Tahran'daki bir meydanda hükümet yanlısı bir mitinge katılanlar (AP)
TT

İran, sivil hedeflere tekrar saldırılması halinde "daha yıkıcı" bir karşılık vereceği tehdidinde bulundu

Tahran'daki bir meydanda hükümet yanlısı bir mitinge katılanlar (AP)
Tahran'daki bir meydanda hükümet yanlısı bir mitinge katılanlar (AP)

İran Merkez Askeri Komutanlığı dün, sivil hedeflere tekrar saldırı düzenlenmesi halinde "daha yıkıcı" bir karşılık verileceği uyarısında bulundu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İran devlet televizyonunun Telegram üzerinden yayınladığı açıklamada, Hatemül-Enbiya Merkez Karargahı sözcüsü, "Sivil hedeflere yönelik saldırılar tekrarlanırsa, taarruz ve misilleme operasyonlarımızın sonraki aşamaları daha yıkıcı ve yaygın olacaktır" ifadelerini kullandı. Bu uyarı, ABD Başkanı Donald Trump'ın pazar günü, İran'ı Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmadığı takdirde salı günü (yarın) köprülerini ve enerji santrallerini bombalamakla tehdit etmesinin ardından geldi.

ABD Başkanı Donald Trump (AP)ABD Başkanı Donald Trump (AP)

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi bugün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı'nın İran'daki enerji santrallerine ve köprülerine yönelik saldırı tehditlerinin "savaş suçları" kapsamına girebileceği uyarısında bulundu. X platformunda yaptığı paylaşımda, "Ülkesinin en yüksek yetkilisi olan ABD Başkanı, savaş suçları işlemekle alenen tehditte bulundu" diyen Garibabadi, bu tür saldırıların uluslararası hukuktaki bazı hükümleri ihlal edeceğini belirtti.

Garibabad ayrıca, “elektrik santrallerine ve köprülere (sivil altyapıya) saldırmakla tehdit etmenin, Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü'nün 8(2)(b) maddesi uyarınca bir savaş suçu olduğunu” da ifade etti.


İngiltere'de ABD ordusunun kullandığı bir üssün yakınlarında 7 kişi gözaltına alındı

İngiltere'deki Lakenheath Üssü'nden havalanan bir ABD F-18 uçağı (AFP)
İngiltere'deki Lakenheath Üssü'nden havalanan bir ABD F-18 uçağı (AFP)
TT

İngiltere'de ABD ordusunun kullandığı bir üssün yakınlarında 7 kişi gözaltına alındı

İngiltere'deki Lakenheath Üssü'nden havalanan bir ABD F-18 uçağı (AFP)
İngiltere'deki Lakenheath Üssü'nden havalanan bir ABD F-18 uçağı (AFP)

İngiliz polisi dün İngiltere’nin doğusunda ABD ordusu tarafından kullanılan bir askeri üssün yakınlarında düzenlenen protesto gösterisi sırasında, yasaklı Palestine Action (Filistin Eylem) Grubu destekçisi oldukları şüphesiyle yedi kişiyi gözaltına aldığını duyurdu.

Protesto gösterisi, militarizme karşı çıkan Lakenheath Alliance For Peace grubu tarafından düzenlendi. Grup, esas olarak ABD Hava Kuvvetleri tarafından kullanılan üssü, ‘Ortadoğu'da devam eden çatışmada ABD uçaklarının kalkış noktası olmakla’ suçluyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre polis tarafından yapılan açıklamada, “Polis, 5 Nisan Pazar günü, yasaklı bir örgütü destekledikleri şüphesiyle Lichfield şehrinde beş erkek ve iki kadın olmak üzere yedi kişiyi gözaltına aldı” denildi.

Lakenheath Alliance For Peace grubu, X platformu üzerinden protestocuların üzerinde “Soykırıma karşıyız, Filistin Eylemi'ni destekliyoruz” yazan yelekler giydiklerini açıkladı.

Başbakan Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti, 2025 temmuzunda Filistin Eylem Grubu’nu ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırmış ve yasaklamıştı. Geçtiğimiz şubat ayında, İngiliz yargısı yasağın ‘orantısız’ olduğunu değerlendirmiş, ancak hükümet kararı temyiz etmişti. Bu yüzden temyiz sonucunu bekleyen yasak halen yürürlükte kalmaya devam ediyor.

Yasaklı örgütü destekleyen onlarca gösterinin ardından, Temmuz 2025'ten bu yana 2 bin 700'den fazla kişi gözaltına alındı ve yüzlerce kişiye daha suçlamalar yöneltildi. Bu bilgi, gösterileri düzenleyen Defend Our Juries Derneği tarafından açıklandı.

Suffolk Polisi yaptığı açıklamada, ‘korkusuzca ve tarafsız bir şekilde kanunları uygulama görevini’ vurguladı.

Polis, cumartesi günü Lichfield'da iki göstericiyi gözaltına aldığını ve Lichfield Barış İttifakı’nın eylemleri nedeniyle onlara trafik akışını engelleme suçlaması yöneltildiğini bildirdi.

New York Times gazetesi ve İngiliz Yayın Kurumu (BBC), İran basınının yayınladığı ve cuma günü İran'da düşürülen ABD savaş uçağının parçalarını gösterdiği iddia edilen fotoğrafların, genellikle Lakenheath Hava Üssü'nde konuşlu bir modelle uyuştuğunu bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Ortadoğu savaşında ABD ordusuna yeterli destek sağlamamakla suçlanan İngiltere, ABD'ye İran'a karşı ‘savunma’ operasyonları yürütmek ve Hürmüz Boğazı'nı korumak için askeri üslerini kullanma izni verdi.