Savaş ve protestolar sonrası İran'ın gelecekteki iç ve dış rotası

Gösterilerin bastırılması, rejim mevcut koşullardan yararlanıp ekonomik ve sosyal politikalarını yeniden değerlendirmediği sürece, bunların tekrarlanmayacağını garanti etmez

 Son halk protestoları sırasında hasar gören Beheşti Cami’ndeki İran bayrağı, Tahran, 21 Ocak 2026 (AFP)
Son halk protestoları sırasında hasar gören Beheşti Cami’ndeki İran bayrağı, Tahran, 21 Ocak 2026 (AFP)
TT

Savaş ve protestolar sonrası İran'ın gelecekteki iç ve dış rotası

 Son halk protestoları sırasında hasar gören Beheşti Cami’ndeki İran bayrağı, Tahran, 21 Ocak 2026 (AFP)
Son halk protestoları sırasında hasar gören Beheşti Cami’ndeki İran bayrağı, Tahran, 21 Ocak 2026 (AFP)

Hüda Rauf

Son iki yılda İran, rejimin hayatta kalması ve bölgesel konumu, yani bölgesel nüfuzu ve emelleri açısından en büyük iki meydan okuma ile karşı karşıya kaldı. Geçen yıl İsrail, ardından Washington İran'a saldırdı ve bu da İran'ın askeri zayıflıklarını, güvenlik açıklarını ve hava savunma sisteminin savunmasızlığını ortaya çıkardı.

Bu yılın başında İran, ekonomik nedenlerle başlayan ancak hızla devletin başını hedef alan, bazıları rejimi devirmeyi talep eden sloganlara dönüşen, dahası monarşiye dönüş çağrılarının görüldüğü güçlü protestolara sahne oldu. Protestolara ivme kazandıran, İran rejimini tehdit eden ve protestocuları devam etmeye teşvik eden ABD Başkanı Donald Trump'ın müdahalesiydi. Dahası tehditleri, ABD'nin İran'a karşı bir saldırı düzenlemesi olasılığına kadar vardı.

Bu arada, bu güçlü fırtına ile başa çıkmak için İran, Washington ile müzakerelere geri dönmeyi talep etti, o zaman Trump askeri saldırı tehditlerinden geri adım attı. Bu noktada İran'ın karşı karşıya kaldığı baskılar göz önüne alındığında, mevcut ve gelecek dönemde dikkate alabileceği birkaç noktayı belirtmek önemlidir.

Birincisi: Hem İran hem de Washington, şu anda zaman kazanmaya çalıştıklarının farkındalar. Tahran diplomasi konusunda istekli olduğunu gösterse de amaç protestolar kontrol altına alınıp bastırılana kadar Trump'ı etkisiz hale getirmek ve ardından rejimin istikrarını tehdit edebilecek bir saldırıdan kaçınmaktır.

İkincisi: Hiçbir rejim hava saldırısı sonucu düşmediğinden, Trump'ın İran'a olası herhangi bir askeri müdahaledeki amacını belirlemesi çok önemliydi. Dahası Washington bölgedeki askeri takviyelerini bir süredir geri çekmiş olduğu için protestolar sırasında askeri seçeneğin ertelenmesi, son zamanlarda bir uçak gemisi ile savaş uçaklarının geri dönüşünün kanıtladığı üzere, Ortadoğu'ya ilave ABD kuvvetlerinin ulaşmasıyla bağlantılı olabilir. Bu, İran'a karşı herhangi bir saldırının çok daha beklenmedik ve sürpriz olacağını gösteriyor.

Amerikan askeri saldırısı amacına göre değerlendirilmelidir. Amaç, iç protestolar ve huzursuzluk olmadan zor olan rejim değişikliği mi, yoksa hem Washington hem de İsrail'in paylaştığı bir amaç olan İran'ın füze gücünü zayıflatmak mı?

Aynı şekilde, saldırının kapsamı da daha sonra amaca göre belirlenecektir. Bu saldırı, Devrim Muhafızlarına ait belirli askeri varlıkları veya tesisleri hedef alan sınırlı bir saldırı olabileceği gibi, büyük ölçekli, geniş çaplı bir savaş da olabilir. Bu ikinci senaryo, Trump'ın ideolojisi tarafından desteklenmeyen veya Amerikan kamuoyu tarafından onaylanmayan uzun bir savaş demektir.

Üçüncüsü, İran'da rejim değişikliği kolay değildir, çünkü İran içinde, İranlılar veya dış dünya için net bir alternatif yoktur. İran, etnik ve mezhepsel çeşitliliğiyle son derece kompleks bir ülkedir ve bu durum, bağımsızlık çatışmalarını, ayrılık mücadelelerini ve sınırlarının ötesine uzanacak kaosu tetikleyebilir. Dahası, İran, balistik füze sistemi ve 440 kilograma kadar yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum içeren nükleer kapasitesi de dahil olmak üzere stratejik yeteneklere de sahiptir. Tüm bu problemler, rejim değişikliğini oldukça zorlaştırmaktadır.

 Washington'un özellikle Irak ve Afganistan'da zorla rejimi değiştirme konusundaki geçmiş deneyimleri başarılı olmamıştır. Keza Arap bölgesi, bazı rejimleri deviren ve ülkelerini başarısızlık ve iç savaş dalgalarına sürükleyen halk ayaklanmalarına tanık olmuştur. Bu nedenle, bu rejim değiştirme deneyimleri, İranlıların rejimlerinden aynı şekilde kurtulmaları konusunda pek ilham verici değildir.

Dördüncüsü: Öte yandan, İsrail şu anda güney Lübnan'ı bir dizi hava saldırısıyla hedef alıyor. Bu nedenle, İsrail güney Lübnan'daki misyonunu tamamlayana kadar İran ile askeri gerilimi azaltmak hem İran hem de Lübnan cephelerinde çatışmayı aynı anda tırmandırmaktan daha tercih edilebilir olabilir.

Beşincisi: İran, Trump için askeri seçeneğin masada olduğunu ve her an devreye sokulabileceğini biliyor. Bu nedenle, 12 günlük savaştan bu yana, Çin aracılığıyla hava savunma sistemini güçlendirmeye çalıştı ve bölgedeki milislerini, özellikle de Husileri silahlandırdı.

Altıncısı: İran'ın İsrail ile savaşından sonra öğrendiği ders, arenalar birliği ilkesini aktifleştirmekten vazgeçip Hamas ve Hizbullah'ı terk ettiğinde kolay bir hedef haline geldiği olabilir. Bu nedenle, İsrail ile gelecekteki herhangi bir çatışmada İran, birden fazla cephede çatışmaları körüklemeye çalışacaktır ve İsrail de ikili çatışmalarla değil, alev alacak birden fazla arena ile karşı karşıya kalacaktır.

Yedincisi: İran, nükleer güç haline dönüşmesi Amerikan ve İsrail tehditlerine karşı caydırıcı bir unsur olarak hizmet edebileceği için gelecekte nükleer doktrinini gizlice değiştirmeye çalışabilir.

Sekizincisi: İran rejimi, son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sertlik yanlısı aday Said Celili'ye oy veren yaklaşık 13 milyon vatandaştan oluşan bir halk tabanına sahip. Bu seçmen tabanı rejimin ideolojik yönelimleriyle bağlantılı ve onu savunuyor.

Dokuzuncusu: Dini Liderin halefi meselesinde gelecek beklenmedik gelişmelere gebe olabilir, ancak Hamaney'in hayattayken yeni lideri belirlemeye çalışacağı kesindir. Ani bir şekilde ölmesi durumunda ise Devrim Muhafızları seçim sürecine müdahale etmek isteyecektir. Eğer rejim içinde fikir birliğine varılırsa ve bir dış faktör olmazsa, bir sonraki Dini Liderin seçimi senaryosunu belirleyecek başka faktörler de vardır.

Bu faktörler arasında Devrim Muhafızları'nın rolü ve ekonomik çıkarlar ağı ile siyasi gruplar arasındaki güç dengesi de yer alıyor. Üçüncü faktör ise Hamaney'in çıkar ağıdır. 1989'da iktidara geldiğinden beri, iç içe geçmiş bir güvenlik, istihbarat ve üstün ekonomik sistemin inşasından doğan bir ilişki ve çıkar ağı kurmaya çalıştı.

Hamaney, seçilmiş kurumları aşan ve derin devlet olarak adlandırılan bir ağ aracılığıyla gücünü ve etkisini sürdürdü; bu ağ, çıkarlarını korumayı taahhüt eden birinin görevi üstlenmesi için çalışacaktır. Bahsi geçen ağ, dini, askeri ve istihbarat geçmişine sahip binlerce personeli istihdam eden Dini Liderlik Ofisi'ni, dini kurumlardaki sertlik yanlılarını ve elbette, bu siyasi ve ekonomik ayrıcalıkları muhafaza edecek bir Dini Liderin varlığını korumaya çalışacak olan Devrim Muhafızları'nı içermektedir.

Bu ağ, Batı ile yapılan nükleer anlaşmadan ve İran'a uygulanan yaptırımların kısmen kaldırılmasından yararlanma fırsatlarını sürekli olarak baltalamaktadır. Tüm bu faktörler, yaşam koşullarının ve ekonomik durumun kötüleşmesine katkıda bulunmuştur. Bugün, Devrim Muhafızları'na ek olarak sertlik yanlıları, Hamaney'e bağlı temel çıkarlar ağını oluşturmaktadır ve bu ağ, istenmeyen bir figürün yükselişini engelleyecektir.

Washington ve Batı, Devrim Muhafızları ile iş birliği yaparak, reformcuları destekleyerek veya silahlı kuvvetleri güçlendirerek Hamaney sonrası siyasi geçişe müdahale edebilir. Ancak, her halükarda Hamaney'in halefi senaryosu hem İran rejimi hem de Batı için ciddi bir değerlendirme konusudur.

Onuncusu: Protestoların bastırılması, İran rejimi mevcut koşullardan yararlanıp vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmek için ekonomik ve sosyal politikalarını yeniden değerlendirmedikçe, bunların gelecekte tekrarlanmayacaklarını garanti edemez. Böyle bir durumda, rejimi zayıflatan faktörler içeriden olacaktır.

On birincisi: İran, bölgesel izolasyonunu kırmak ve Amerikan tehditlerine karşı diplomatik destek elde etmek için bölgesel komşularıyla olumlu ilişkilere yatırım yapmalıdır. Nitekim İran'ın Körfez ülkeleriyle kurduğu temaslar, bir askeri saldırının yapılmaması için Trump ile temaslarda bulunulmasında kilit rol oynadı.



Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.