Uzmanlara göre özgüveninizi artıracak 9 keyifli hobi

Düzenli yoga uygulaması zihinsel farkındalığı geliştiriyor (Stanford Üniversitesi)
Düzenli yoga uygulaması zihinsel farkındalığı geliştiriyor (Stanford Üniversitesi)
TT

Uzmanlara göre özgüveninizi artıracak 9 keyifli hobi

Düzenli yoga uygulaması zihinsel farkındalığı geliştiriyor (Stanford Üniversitesi)
Düzenli yoga uygulaması zihinsel farkındalığı geliştiriyor (Stanford Üniversitesi)

Özgüveninizi güçlendirmek mi istiyorsunuz? Uzmanlar, aşağıdaki hobilerin zaman içinde özgüven inşa etmede etkili olduğunu belirtiyor.

Şarku’l Avsat’ın Good Housekeeping’ten aktardığı değerlendirmeye göre yeni bir şeye başlamaktan korkmanıza gerek yok. Aslında, yeni bir hobiyi düzenli olarak yapmak, hayatınızın her alanında kendinizi daha cesur ve kendinden emin hissetmenize yardımcı olabilir.

Travma bilinciyle beden odaklı terapi uzmanı Psikoterapist Chloe Benn, Birçok kadın değerini üretkenlikle ilişkilendiriyor, bu nedenle hobiler lüks, gereksiz veya sadece yapılacaklar listesindeki başka bir madde gibi görünebilir.

Sinir sistemi perspektifinden bakıldığında, hobiler sadece bir ek değil, aynı zamanda enerji verici ve uzun vadeli sağlık için gereklidir. Sürekli performans halinden çıkıp eğlence, merak ve duygusal düzenleme durumuna geri dönmemize yardımcı olurlar.

Bu değişimi hissetmek için saatlerce boş zamana da ihtiyacınız yok. Sadece kendiniz için bir şey yapmak için birkaç dakika ayırmak sağlığınız üzerinde olumlu bir etki yaratabilir.

Benn, "Üretkenlikle bağlantılı olmayan aktivitelere zaman ayırdığınızda, kendinize alan açıyorsunuz ve bu genellikle özgüven artışı, kaygıda azalma, daha iyi sınırlar koyma ve benlik duygusunun güçlenmesine yol açar. Bu şekilde hobiler, yönetmeye çalıştığınız her şeyi destekler" dedi.

'Mothers for Mental Health' kuruluşunun kurucusu Jillian Amodio ise hobilerin, genellikle gözden kaçırdığımız bir sağlık boyutu olan boş zamanı besleyerek hayatınızda denge kurmanızı sağlayabileceğini söylüyor. Yaşam kalitesini artırmak ve stresi azaltmanın bir yolu olarak müşterilerine sıklıkla yeni hobiler denemelerini tavsiye ettiğini belirten Amodio "Hobiler, çevremizdeki dünyayla bağ kurma, anlamlı ilişkiler oluşturma ve öz-değerimizi artırma kapasitemiz üzerinde büyük bir etkiye sahiptir" dedi.

Herhangi bir hobi özgüveni artırabilse de uzmanlardan ilham alan fikirleri derledik.

Yoga

Yoganın faydaları sadece kaslarla sınırlı değil. Düzenli pratik, zihni sakinleştirdiği ve konsantrasyonu artırdığı kanıtlanmış olan farkındalığı geliştirirken, özgüveni doğal olarak destekleyen bir sakinlik duygusu yaratır. Ayrıca zihin ve beden arasındaki bağı güçlendirerek kendinizi daha köklü ve uyum içinde hissetmenize yardımcı olur.

Beklemeyebileceğiniz bir başka özgüven artırıcı faydası daha var: Duruşun düzelmesi. Araştırmalar, iyi bir duruşun düşüncelerinize ve kararlarınıza olan güveni artırdığını gösteriyor. Bu nedenle kısa bir seans bile kendinizi daha dengeli ve merkezlenmiş hissetmenizi sağlayabilir.

El sanatları

Her türlü sanat eseri yapmak, genellikle "akış" olarak adlandırılan derin bir odaklanma haline ulaşmanıza yardımcı olarak sinir sistemini sakinleştirir. Psikoterapist Alison McLeroy, sakinliğin özgüveni artırmak için harika bir giriş noktası olduğunu, çünkü zihninizi berraklaştırdığını ve anda kalmanıza izin verdiğini söylüyor.

McLeroy, "Yaratıcılığa daldığınızda nefesiniz yavaşlar, kaslarınız gevşer ve stres hormonları azalır. Örgü veya nakış gibi tekrarlayan hareketler rahatlık ve sakinlik hissi verirken, resim ve boyama gibi dışavurumcu biçimler duyguların vücutta hapsolması yerine akmasına yardımcı olur" diye ekliyor.

Dans

Basit bir ev partisi olsa bile, dans size canlılık ve özgüven hissi verir. Bedeni hareket ettirmek, ruh halini iyileştiren beyin kimyasalları olan endorfin salgılanmasını tetikler. Bu nedenle utangaç başlasanız bile bedeniniz buna hızla uyum sağlar. Aslında araştırmalar, dans eden kişilerin bedenleriyle ilgili daha az kaygı yaşadığını ve dans etmeyenlere göre daha yüksek özgüvene sahip olduğunu gösteriyor. Bu özgüven faydaları özellikle kadınlarda daha güçlü oluyor.

Fotoğraf ve anı biriktirme

Beyinlerimizin geçmiş başarısızlıklara odaklanmakta usta, mutlu anları hatırlamakta ise daha az iyi olduğu belki de şaşırtıcı değil. Fotoğraf ve anı biriktirme, bu kalıbı değiştirmenin eğlenceli ve somut bir yoludur. En sevdiğiniz anıları geri kazanmanıza ve kendinize neler başardığınızı hatırlatmanıza olanak tanıyarak özgüveninizi önemli ölçüde artırabilir.

Fotoğraf ve anı biriktirme göz korkutucu görünüyorsa, McLeroy kolaj sanatını kolay bir başlangıç olarak öneriyor. McLeroy, "Fotoğraflara göz atmak, malzemelerle oynamak ve dikkatinizi çeken şeyi takip etmek, sıfırdan başlama baskısını hafifletir. Aynı şey fotoğrafçılık için de geçerlidir; çevrenizdeki güzelliği fark etmeniz ve kendi vizyonunuza güvenmeniz için sizi eğitir" diyor.

Yürüyüş

Araştırmalar, açık havada beş dakikalık bir yürüyüşün ruh halinizi ve özgüveninizi iyileştirmek için yeterli olduğunu gösteriyor. Yürüyüş, zihninizi berraklaştırmanın ve kendinizle bağlantı kurmanın basit bir yoludur.

Yürüyüşün keyfini çıkarın veya ruh sağlığınız için harika olan bir arkadaşınızla iletişim kurun. Doğa yürüyüşü yapmak veya yeni parkurlar keşfetmek, engebeli arazileri veya alışılmadık yolları geçerken size ekstra bir eğlence ve başarı duygusu verir.

Mesafe veya hız önemli değil, önemli olan yürüyüşün size hissettirdikleridir. Benn, "Hız, görünüm veya rakamlara odaklanmak yerine, size rahatlık ve keyif veren harekete odaklanın" diyor.

Bahçıvanlık

Benn, saksıda bir bitki yetiştirmek gibi en basit bahçıvanlığın bile azim, sabır ve uyum geliştirerek özgüveni artırdığını söylüyor. Bunun kısmen nedeni, edinilmiş bir beceri olmasıdır: Başarı, doğuştan gelen bahçıvanlık yeteneğinden çok, bitkinin ihtiyaçları konusunda farkındalık geliştirmeye bağlıdır.

Araştırmalar ayrıca ev bitkilerine bakmanın tansiyonu düşürdüğünü, ki bu da sakinliğin fiziksel bir göstergesidir ve özgüveni artırabilir. Benn, "Toprağa ve bitkilere dokunma deneyimi, doğanın kokuları ve ritimleriyle birlikte vücuda güvenlik ve rahatlık sinyalleri gönderir. Ayrıca canlıları özenle yetiştirmek, güzelliği besleme becerinize olan güveni artırır. Ve birçok yönden bahçenin bakımı size de fayda sağlar" diye ekliyor.

Kapalı alanlarda kaya tırmanışı

Yeni ufuklara ulaşmaktan daha güçlendirici ne olabilir? Kapalı alanlardaki kaya tırmanışı salonları giderek yaygınlaşan bir trend ve özellikle genellikle var olan destekleyici atmosfer ve topluluk ruhuyla özgüveninizi artırmak için harika.

Her tırmanış, üzerinde çalışmanız için net bir meydan okuma sunarak odaklanmaya, problem çözmeye ve anda yaşamaya teşvik eder. Ayrıca, birçok çalışma bu tür yoğun zihinsel ve fiziksel katılımın depresyon belirtilerini hafifletmeye yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Günlük Tutma

Özgüvenin bir parçası öz-bilgidir ve günlük tutmak, öz-farkındalık oluşturmanın basit ve etkili bir yoludur. Kalemi kağıda dokundurmak, duygularınızı işlemenize, kişisel gelişiminizi takip etmenize ve ne kadar ilerlediğinizi görmenize yardımcı olur.

McLeroy, "Serbest yazma oldukça rahatlatıcıdır, çünkü yazdıklarınızı kimse görmez. Sadece sizin içindir. Kendi sesinizi duyarsınız, düşüncelerinizi ve görüşlerinizi takip edersiniz" diyor.

Araştırmalar, günlük tutmanın ruh halini iyileştirdiğini, duygusal farkındalığı artırdığını ve stresi azalttığını gösteriyor. Daha da iyisi, yazmanın tek bir doğru yolu yoktur: Boş bir sayfayla başlayın, bir yönlendirme izleyin, düşüncelerinizi bir not uygulamasına kaydedin veya madde işaretli listeler, karalama veya basit bir şükür listesi gibi farklı stiller deneyin.

Yemek Yapmak

Dürüst olalım, birinin tarifinizi istemesinden daha iyi bir his var mı? Komplimanlar bir yana, yemek yapmak doğaçlama ve problem çözme yoluyla günlük olarak özgüveni artırır ve size lezzetli bir başarı duygusu verir.

Evde yemek yapmanın sağlık ve beslenme faydaları bilinirken, öz-değer artışı, kaygıda azalma ve genel sağlıkta iyileşme gibi kanıta dayalı ruh sağlığı faydaları da en az o kadar önemlidir.

Benn, "Yemek hazırlamak derinlemesine düzenleyici bir süreç olabilir; beslenme ve öz bakım duygusu sağlar. Ayrıca özgüven geliştirmenin temel bileşenleri olan seçim, merak ve azim için tekrarlanan deneyimler yaratarak özgüveni destekler" diyor.



Alzheimer araştırmasında yeni ipucu: Beyne ulaşamayan bağışıklık hücreleri

Yaşlı bir kadının fotoğrafı (AFP)
Yaşlı bir kadının fotoğrafı (AFP)
TT

Alzheimer araştırmasında yeni ipucu: Beyne ulaşamayan bağışıklık hücreleri

Yaşlı bir kadının fotoğrafı (AFP)
Yaşlı bir kadının fotoğrafı (AFP)

Yeni bir çalışma, Alzheimer'ın tetiklediği kemik iliği hasarının, vücudun bağışıklık sisteminin bu nörodejeneratif hastalıkta neden beyin sağlığını yeniden tesis edemediğini açıklayabileceğini öne sürüyor.

Alzheimer hastalığı üzerine onlarca yıldır yapılan araştırmalar, beyindeki amiloid-beta plakları ve düğümlenmiş tau proteinleri dahil yanlış katlanmış proteinlerin oynadığı role odaklanıyor.

Ancak bu hastalığa bağlı en önemli hasarlardan bazıları, beyinden çok uzakta, süngerimsi kemik iliği dokusunda meydana geliyor olabilir.

Kemik iliği, özelleşmiş bağışıklık hücrelerinin oluşumunda ve hasarlı dokuların iyileştirilmesinde büyük rol oynayan, vücudun kök hücrelerine ev sahipliği yapıyor.

Önceki çalışmalar, kemik iliğinden gelen özel bağışıklık hücrelerinin, Alzheimer patolojisiyle mücadelede beynin yerleşik bağışıklık hücrelerine takviye görevi gördüğüne işaret etmişti.

Fareler üzerinde yapılan önceki araştırmalara göre yerleşik hücreler tükenip amiloid plaklarını verimli bir şekilde temizleme yeteneklerini kaybettiğinde, kemik iliği kaynaklı hücreler iltihaplanmayı azaltabilir ve bilişsel gerilemeyi yavaşlatabilir.

Ancak bunların hangi bağışıklık hücreleri olduğu ve beyne nasıl ulaştıkları belirsizliğini koruyordu.

Nature Neuroscience adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada araştırmacılar, "Bu hücrelerin hastalıklı beyne kendiliğinden yönelmesini sınırlayan faktörler belirsizliğini koruyor" diye yazdı.

Bilim insanları, Alzheimer hastalığında işlevi bozulan bağışıklık hücrelerinin monositler olduğunu tespit etti.

Araştırmacılar, "Bu çalışmada hem denek farelerde hem de hastalarda monosit gelişiminin bozulduğunu keşfettik" ifadelerini kullandı.

Araştırmacılar ayrıca Alzheimer hastalığının farelerde kemik iliğinin beyne monosit takviyesi göndermesini sağlayan bağışıklık sistemi alarm sinyalini sekteye uğrattığını buldu.

vfbghnjkı
Kemik iliği kaynaklı hücreler beyne giderek mikroglia rolünü üstlenebilir (Emma Vidal/Stanford Üniversitesi/Eurekalert)

Bilim insanları, sağlıklı farelerde kemik iliği kök hücrelerinin büyük kısmının bağışıklık sistemini uzun vadede yenileme kapasitesine sahip olduğunu tespit etti.

Ancak Alzheimer hastası farelerde bu yeteneğin kaybolduğu görüldü.

Farelerdeki kemik iliği kök hücrelerinin çok daha erken bir aşamada özel hücrelere dönüştüğü ve monosit üreten sürecin belirgin biçimde aksadığı saptandı.

Araştırmacılar, Alzheimer hastalarında da benzer bir durumun gözlemlendiğini belirtiyor.

"Alzheimer hastalarından alınan dolaşımdaki monositlerde benzer bir fenotip tespit edildi" diye yazdılar.

Bilim insanları, hedefe yönelik tedaviyle monosit üretiminin temelindeki kemik iliği sürecini düzelttiğinde, bunun "hastalık patolojisini hafiflettiğini" gördüler.

Bilim insanları, bu duruma "monosit kökenli makrofajların beyne yöneliminin artmasının" eşlik ettiğini kaydetti.

Araştırmacılar, Alzheimer hastalarında kök hücrelerin kendi kendini yenileme kapasitesinin erken tükendiğini ve bunun kan sisteminde hızlanmış yaşlanma belirtileri gösterdiğini düşünüyor.

Bu bulgular, Alzheimer'ın yalnızca beyinle sınırlı bir hastalık değil, tüm vücudu etkileyen sistemik bir rahatsızlık olduğunu kanıtlayan ve giderek artan sayıdaki güncel çalışmalara bir yenisini daha ekliyor.

Bununla birlikte araştırma büyük ölçüde farelerde yürütüldüğü için bilim insanları, bulguların insanlar için tedavilere dönüştürülebilmesi adına daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğu uyarısında bulunuyor.

Independent Türkçe


Sadece lezzet için değil... Beklediğinizden daha fazla protein içeren 5 sos ve çeşni

Öğünlere kolayca eklenebilen protein açısından zengin sos ve çeşniler (Pexels)
Öğünlere kolayca eklenebilen protein açısından zengin sos ve çeşniler (Pexels)
TT

Sadece lezzet için değil... Beklediğinizden daha fazla protein içeren 5 sos ve çeşni

Öğünlere kolayca eklenebilen protein açısından zengin sos ve çeşniler (Pexels)
Öğünlere kolayca eklenebilen protein açısından zengin sos ve çeşniler (Pexels)

Soslar ve yemeklere eklenen malzemeler yalnızca öğünlere farklı bir lezzet katmanın yolu gibi görünebilir. Ancak özellikle nohut, Yunan yoğurdu ve tahin gibi malzemeler tercih edildiğinde ekstra protein ve besin öğeleri de sağlayabilir. Kasları desteklemek ve tokluk hissini artırmak için yeterli protein alımına yönelik ilginin arttığı günümüzde bazı günlük sos ve çeşniler, göründüğünden daha önemli bir rol oynayabilir.

Şarku’l Avsat’ın Verywell Health’ten aktardığı habere göre öğünlere kolayca eklenebilen protein açısından zengin bazı sos ve çeşniler ele alındı. Haberde ayrıca şeker, sodyum ve doymuş yağ oranı daha düşük seçeneklerin tercih edilmesine yönelik önerilere yer verildi.

1. Humus

Esas olarak nohut ve tahinden yapılan bu kremamsı karışım, bitkisel protein, lif ve sağlıklı doymamış yağları bir arada sunuyor. Bu besin öğeleri, öğünlerin daha uzun süre tok tutmasına yardımcı olabilir.

Yarım su bardağı humus, marka ve tarife bağlı olarak 6 grama kadar protein içeriyor. Ayrıca iyi miktarda lif sağlıyor. Araştırmalar, bu bileşimin sayesinde humusun düzenli olarak atıştırmalık şeklinde tüketilmesinin iştahı azaltmaya ve kilo kontrolünü desteklemeye yardımcı olabileceğine işaret ediyor.

2. Yunan yoğurdu

İster cacık benzeri tzatziki sosunda ister Yunan yoğurduyla hazırlanan ranch sosunda, kişniş-limon sosunda veya kremalı dereotu sosunda kullanılsın ya da doğrudan tacoların üzerine eklensin Yunan yoğurdu, yüksek miktarda doymuş yağ eklemeden protein alımını artırmanın en kolay yollarından biri.

Sade ve yağsız Yunan yoğurdu, ekşi krema veya mayonez gibi malzemelere alternatif olarak sıklıkla kullanılıyor. Yaklaşık 170 gramlık bir porsiyonu 16 ila 20 gram protein içeriyor. Bu miktar, geleneksel yoğurdun sağladığından daha fazla.

Bazı daha az besleyici alternatiflerin aksine Yunan yoğurdu, bağırsak sağlığını destekleyebilen kalsiyum ve probiyotikler de sağlıyor.

3. Besin mayası

Besin mayası, süt ürünü içermeyen bir çeşni türü. B vitaminleri ve protein gibi besin öğeleri içeriyor. Aktif olmayan bir maya türü olan besin mayası, yemeklerin üzerine serpilerek peyniri andıran bir tat verebilir veya protein açısından zengin ve yoğun bir lezzet elde etmek amacıyla soslara eklenebilir.

Besin mayası, diğer çeşni malzemelerine kıyasla nispeten yüksek protein içeriği nedeniyle sıkça öneriliyor. Bir yemek kaşığında yaklaşık 3 ila 5 gram protein bulunuyor. Bu miktar markaya göre biraz değişebiliyor.

Uzmanlar, besin mayasının patlamış mısır ve avokadolu tosttan yumurta ve fırında kızartılmış sebzelere, makarna, çorba ve salatalara kadar farklı yiyeceklerle birlikte denenmesini öneriyor.

4. Tahin

Öğütülmüş susam tohumlarından yapılan bir ezme veya sos olan tahin, protein ve besin öğeleri açısından zengin ve evde bulundurulabilecek seçeneklerden biri.

Tahin, Akdeniz ve Orta Doğu mutfaklarının temel malzemeleri arasında yer alıyor. Salata soslarında, marinelerde, soslarda ve dip soslarda kullanılıyor. Bir yemek kaşığı tahin yaklaşık 2,5 ila 3 gram protein sağlıyor.

Diğer bazı seçenekler kadar yüksek protein içermese de tahin, geleneksel salata sosları gibi bazı alternatiflerden daha fazla protein içeriyor. Ayrıca sağlıklı yağlar, kalsiyum, demir ve magnezyum sağlıyor.

5. Kuruyemiş ezmeleri

Birçok kişi fıstık ezmesi ve diğer kuruyemiş ezmelerini kahvaltıya uygun birer ek malzeme olarak görse de bu ürünler şaşırtıcı biçimde tuzlu sosların temel malzemesi olarak da kullanılabilir.

İki yemek kaşığı fıstık ezmesi yaklaşık 7 gram protein sağlıyor. Kuruyemiş ezmeleri bu iyi miktardaki bitkisel proteinin yanı sıra kalp sağlığı açısından faydalı doymamış yağlar, magnezyum ve E vitamini de içeriyor.


Kahve mi portakal suyu mu? Sabah tercihiniz sağlığınızı etkileyebilir

Portakal suyu ve kahve, içerik ve besin öğelerine bağlı olarak sağlığı farklı şekillerde etkiliyor (Pixabay)
Portakal suyu ve kahve, içerik ve besin öğelerine bağlı olarak sağlığı farklı şekillerde etkiliyor (Pixabay)
TT

Kahve mi portakal suyu mu? Sabah tercihiniz sağlığınızı etkileyebilir

Portakal suyu ve kahve, içerik ve besin öğelerine bağlı olarak sağlığı farklı şekillerde etkiliyor (Pixabay)
Portakal suyu ve kahve, içerik ve besin öğelerine bağlı olarak sağlığı farklı şekillerde etkiliyor (Pixabay)

Güne hangi içecekle başladığınızı seçmek yalnızca kişisel bir tercih gibi görünebilir. Ancak sabah saatlerinde tükettiğiniz içecek enerji ve konsantrasyon seviyelerini etkileyebileceği gibi uzun vadede sağlığınız üzerinde de etkili olabilir. Kimileri güne enerjik başlamak için bir fincan kahveyi tercih ederken kimileri içerdiği vitamin ve mineraller nedeniyle portakal suyunu seçiyor.

Portakal suyu ve kahvenin her ikisi de çeşitli sağlık faydaları sunuyor. Ancak etkileri içerdikleri bileşenlere ve vücudun ihtiyaçlarına göre değişiyor. Portakal suyu bazı vitamin ve mineraller açısından daha zenginken kahve enerji artışı sağlıyor ve aynı zamanda antioksidanlar içeriyor.

Portakal suyu ve kahve nasıl karşılaştırılır?

Portakal suyu ve kahvenin her biri içerdiği farklı besin öğeleri ve bileşiklere bağlı olarak sağlığı farklı şekillerde etkileyebilir.

Portakal suyunun sağlık faydaları

Portakal suyu, özellikle zengin bir C vitamini kaynağı olmasıyla biliniyor. Bir fincan (100 gram) taze ve posasız portakal suyu 30,5 miligram C vitamini içeriyor. Bu miktar yetişkinler için önerilen günlük alımın yaklaşık üçte birine denk geliyor.

C vitamini vücutta çok sayıda hayati görev üstleniyor. Bunların başlıcaları şöyle:

Antioksidan etkisi: Antioksidanlar hücrelere zarar veren ve kanser ile kalp hastalıkları gibi kronik hastalıkların gelişimine katkıda bulunabilen serbest radikalleri etkisiz hale getiriyor.

Bağışıklığı destekliyor: C vitamini bağışıklık hücrelerinin işlevlerini destekliyor. Araştırmalar, koruyucu amaçla C vitamini tüketmenin soğuk algınlığının süresini kısaltmaya ve belirtilerini hafifletmeye yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Yara iyileşmesine katkı sağlıyor: C vitamini, dokuların yapısı ve yaraların iyileşmesi için gerekli bir protein olan kolajenin üretiminde temel rol oynuyor.

Metabolizmaya katkı sağlıyor: C vitamini, yağların enerjiye dönüştürülmesine yardımcı olan bir amino asit olan L-karnitinin üretiminde de görev alıyor.

Portakal suyu aynı zamanda iyi bir potasyum kaynağı olabilir. Bir porsiyon portakal suyu 183 miligram potasyum içeriyor. Bu mineralin böbrekler, kalp ve kaslar üzerindeki etkisi nedeniyle çeşitli sağlık faydalarıyla ilişkilendiriliyor:

Tansiyonun düşürülmesine yardımcı olarak koroner arter hastalığı, inme ve diğer kalp-damar hastalıkları riskini azaltabilir.

Böbrek taşı oluşma riskini azaltabilir.

Kemik sağlığını, gelişimini ve güçlenmesini destekleyebilir.

Taze sıkılmış portakal suyu veya yüzde 100 doğal portakal suyu ayrıca polifenol bileşikleri içeriyor. Araştırmacılar, bu tür meyve suyunda bulunan polifenollerin iltihaplanma belirtilerini azalttığını ortaya koydu.

Kahvenin sağlık faydaları

Kahve sabahları enerji vermesiyle tanınsa da faydaları yalnızca enerji ve uyanıklığı artırmakla sınırlı değil. Bu içeceğin başka sağlık faydalarıyla da ilişkili olduğu belirtiliyor.

Uyarıcı etkisi: Kafein beyindeki bazı reseptörleri baskılayarak uyanıklık, dikkat, zihinsel performans, konsantrasyon ve motor koordinasyonun desteklenmesine yardımcı oluyor. Bir porsiyon yani yaklaşık 8 ons (1 fincan) demlenmiş kahve 94,8 miligram kafein içeriyor.

Tip 2 diyabet riskini azaltabilir: Kahvede bulunan polifenol bileşikleri iltihaplanmayı azaltıyor ve antioksidan görevi görüyor. Bu durum tip 2 diyabet ve obezite gibi bununla ilişkili rahatsızlıklara karşı korunmaya yardımcı olabilir.

Nörodejeneratif hastalık riskini azaltabilir: Çok sayıda araştırma, ölçülü kahve tüketiminin Alzheimer, Parkinson ve demans gibi beyni etkileyen hastalıkların daha düşük görülme riskiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu.

Kalbi koruyabilir: Kahvenin metabolizma üzerindeki etkileri, tip 2 diyabet ve buna bağlı hastalıkların azaltılmasındaki rolü nedeniyle düzenli kahve tüketimi daha düşük kalp-damar hastalığı riskiyle ilişkilendiriliyor.

Kanser riskini azaltabilir: Araştırmacılar düzenli kahve tüketimi ile bazı kanser türlerinin daha düşük görülme riski arasında da bağlantı bulunduğunu belirtiyor. Ancak bu etkinin doğrulanması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

Ölüm riskini azaltabilir: Araştırmalar, düzenli ve ölçülü kahve tüketiminin tüm nedenlere bağlı ölüm riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili olduğunu gösteriyor.

Portakal suyu ile kahve arasında nasıl seçim yapılmalı?

Hangi içeceğe öncelik verilmesi gerektiği kişinin sağlık hedeflerine ve mevcut sağlık durumuna bağlı. Her iki içecek de aynı faydaları sunmuyor ve ihtiyaçlara göre biri diğerinden daha uygun olabilir.

Vitamin ve mineraller açısından: Portakal suyu kahveden daha fazla miktarda vitamin ve mineral sağlıyor. Yüksek C vitamini içeriği ve antioksidan özellikleri nedeniyle soğuk algınlığı belirtileri görüldüğünde veya hastalıklara karşı korunmaya yardımcı olması amacıyla tercih edilebilir.

Kan şekerinde hızlı yükselme istenmiyorsa: Portakal suyunu tek başına içmek yerine yemekle birlikte veya yemekten sonra tüketmek daha uygun olabilir. Çünkü içerdiği şeker kan şekerinin hızlı yükselmesine neden olabilir.

Ayrıca yüksek miktarda şeker tüketimi kilo alımına katkıda bulunabileceğinden kilo vermeye çalışanlar açısından portakal suyu daha az uygun bir seçenek olabilir.

Enerji için: Kahveyi ölçülü tüketmek sabah saatlerinde enerji ve konsantrasyonun artırılmasına yardımcı olabilir. Ancak alınan kafein miktarına dikkat etmek gerekiyor. Öğleden sonra veya akşam saatlerinde kahve içmek uykuyu bozabilir ve bu durum sağlığı olumsuz etkileyebilir.

Bunun yanı sıra aşırı kahve tüketimi şu belirtilere yol açabilir:

* Kalp çarpıntısı veya düzensiz kalp atışı

* Kaygı ve sinirsel gerginlik

* Yüksek tansiyon

* Baş ağrısı

* Titreme ve sarsılma