CIA, İsrail saldırısından önce Hamaney’in konumunu tespit etmeye nasıl yardımcı oldu?

(foto altı) Airbus uydusundan alınan bir görüntüde, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in karargâhına yapılan saldırının ardından yaşananlar görülüyor, 28 Şubat 2026. (AP)
(foto altı) Airbus uydusundan alınan bir görüntüde, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in karargâhına yapılan saldırının ardından yaşananlar görülüyor, 28 Şubat 2026. (AP)
TT

CIA, İsrail saldırısından önce Hamaney’in konumunu tespit etmeye nasıl yardımcı oldu?

(foto altı) Airbus uydusundan alınan bir görüntüde, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in karargâhına yapılan saldırının ardından yaşananlar görülüyor, 28 Şubat 2026. (AP)
(foto altı) Airbus uydusundan alınan bir görüntüde, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in karargâhına yapılan saldırının ardından yaşananlar görülüyor, 28 Şubat 2026. (AP)

ABD ve İsrail’in İran’a saldırı hazırlıkları yaptığı bir dönemde, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) en kritik hedefin konumunu belirledi: İran Dini Lideri Ali Hamaney.

Yetkililer, CIA’nın Hamaney’i aylardır takip ettiğini ve onun nerede bulunduğu ile hareket alışkanlıkları konusunda artan bir güven kazandığını aktardı. Ardından, İranlı üst düzey yetkililerin dün sabah Tahran’ın merkezindeki Bastur bölgesinde yer alan liderlik kompleksinde bir toplantı yapacağı bilgisi ortaya çıktı. Daha da önemlisi Hamaney’in bu toplantıda hazır bulunacağı öğrenildi.

Yetkililere göre, ABD ve İsrail bu yeni istihbarat bilgilerini kullanmak amacıyla saldırının zamanlamasında kısmi değişiklik yaptı.

Bu bilgiler, iki ülkeye erken ve belirleyici bir zafer elde etme fırsatı sundu: İran’ın üst düzey yetkililerini etkisiz hale getirmek ve Hamaney’i ortadan kaldırmak.

Hızlı operasyon, ABD ile İsrail arasındaki yakın koordinasyon ve istihbarat paylaşımının düzeyini ortaya koyarken, geçen yıl 12 gün süren savaşın ardından iki ülkenin İran liderliği hakkında geliştirdiği istihbarat derinliğini de gözler önüne serdi.

Operasyon, İran liderlerinin, hem İsrail’in hem de ABD’nin savaş hazırlıklarıyla ilgili net sinyaller gönderdiği bir dönemde, kendi konumlarını gizlemek için yeterli önlem alamadığını da gösterdi.

İstihbarat raporlarına aşina kaynaklara göre CIA, Hamaney’in konumuyla ilgili ‘yüksek doğrulukta’ olduğu belirtilen bilgileri İsrail’e iletti. Bu kaynaklar ve operasyona dair detayları paylaşan diğer kişiler, askeri planlamanın hassasiyeti nedeniyle kimliklerinin açıklanmaması koşuluyla bilgi verdi.

İsrail, ABD’den aldığı bilgilerle kendi istihbaratını birleştirerek aylardır planladığı bir operasyonu hayata geçirdi: İran’ın üst düzey liderlerine yönelik hedefli suikast.

Başlangıçta ABD ve İsrail, saldırıyı gece karanlığında gerçekleştirmeyi planlamıştı, ancak Tahran’daki hükümet kompleksinde cumartesi sabahı yapılacak toplantıyla ilgili bilgiler doğrultusunda zamanlamayı değiştirdiler.

Toplantının, İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi, Dini Liderlik Ofisi ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin bulunduğu Bastur bölgesindeki güvenli kompleksin içinde yapılması öngörülüyordu.

İsrail, toplantıya savunma alanındaki üst düzey yetkililerin katılacağını tahmin ediyordu; bunlar arasında Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) Genel Komutanı Muhammed Bakpur, Savunma Bakanı Aziz Nasırzade, savaş zamanlarında askeri işleri yöneten Savunma Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani, DMO Havacılık ve Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Mecid Musevi ve İstihbarat Bakan Yardımcısı Muhammed Şirazi gibi isimler bulunuyordu.

Operasyon, İsrail saatiyle sabah 06:00 civarında savaş uçaklarının üslerinden havalanmasıyla başladı. Saldırıda görece az sayıda uçak kullanıldı, ancak uçaklar uzun menzilli ve yüksek hassasiyetli mühimmatla donatılmıştı.

Uçakların havalanmasından iki saat beş dakika sonra, yani Tahran saatiyle yaklaşık 09:40’ta, uzun menzilli füzeler kompleksi vurdu. Saldırı sırasında üst düzey yetkililer bir binada bulunurken, Hamaney yakınlardaki başka bir binadaydı.

İsrailli bir savunma yetkilisi, New York Times gazetesine gönderdiği mesajda, “Bu sabah Tahran’da eş zamanlı olarak birden fazla noktaya operasyon gerçekleştirildi. Bunlardan biri İran’ın siyasi ve güvenlik çevrelerinden önde gelen isimleri barındırıyordu” ifadelerini kullandı.

Yetkili, İran’ın savaş hazırlıklarına rağmen İsrail’in kompleks üzerindeki saldırısında ‘taktik bir sürpriz’ yaratmayı başardığını ifade etti.

Beyaz Saray ve CIA’den konuya ilişkin herhangi bir açıklama gelmedi.

İran resmi haber ajansı IRNA bugün, İsrail’in dün öldürdüğünü açıkladığı iki üst düzey askeri yetkilinin -Ali Şemhani ve Muhammed Bakpur- hayatını kaybettiğini doğruladı.

Operasyonun detaylarına vakıf kişiler, saldırının aylardır süren hazırlıkların ve titiz istihbaratın ürünü olduğunu belirtti.

Geçtiğimiz haziran ayında, İran’ın nükleer hedeflerine yönelik planlamalar sürerken, dönemin ABD Başkanı Donald Trump, Hamaney’in saklandığı yeri bildiklerini ve onu öldürebileceklerini açıklamıştı.

Eski bir ABD yetkilisine göre bu bilgi, dün ABD’nin dayandığı istihbarat ağıyla aynı kaynaktan elde edilmişti.

Ancak o tarihten bu yana ABD’nin topladığı bilgiler önemli ölçüde gelişti; eski yetkili ve istihbarat raporlarına vakıf diğer kaynaklar bu durumu doğruladı. 12 gün süren savaş sırasında ABD, Hamaney ve DMO’nun baskı altındayken nasıl iletişim kurduğunu ve hareket ettiğini daha iyi öğrendi.

Washington, bu bilgi birikimini Hamaney’i izleme ve hareketlerini tahmin etme kapasitesini artırmak için kullandı.

ABD ve İsrail ayrıca İran istihbaratının üst düzey subaylarının bulunduğu konumlarla ilgili özel bilgiler topladı. Dün liderlik kompleksine düzenlenen saldırının ardından yapılan ek operasyonlarda, istihbarat yetkililerinin bulunduğu bölgeler hedef alındı.

İran istihbaratının üst düzey subaylarından bazıları kaçmayı başardı, ancak istihbarat örgütünün en üst kademeleri ağır darbe aldı; birçok kıdemli subay öldü.



Meksika'nın başkenti Mexico City yakınlarındaki arkeolojik alanda meydana gelen silahlı saldırıda bir Kanadalı kadın öldü, dört kişi de yaralandı

Meksika'nın Escobedo kentinde görevli polis memurları, 20 Nisan 2022 (Reuters)
Meksika'nın Escobedo kentinde görevli polis memurları, 20 Nisan 2022 (Reuters)
TT

Meksika'nın başkenti Mexico City yakınlarındaki arkeolojik alanda meydana gelen silahlı saldırıda bir Kanadalı kadın öldü, dört kişi de yaralandı

Meksika'nın Escobedo kentinde görevli polis memurları, 20 Nisan 2022 (Reuters)
Meksika'nın Escobedo kentinde görevli polis memurları, 20 Nisan 2022 (Reuters)

Yetkililerin açıklamasına göre, Meksika'daki popüler arkeolojik alan Teotihuacan'da dün silahlı bir kişi tarafından düzenlenen saldırıda, Kanadalı bir kadın öldürüldü, dört kişi de yaralandı.

Olayın meydana geldiği Meksika eyaletinin güvenlik bakanı Cristóbal Castañeda, silahlı saldırganın, Aztek öncesi piramitleriyle ünlü turistik bölgede ateş açtıktan sonra intihar ettiğini belirtti. Bakan, yaralılar arasında bir Kolombiyalı, bir Rus ve bir Kanadalı'nın bulunduğunu ifade etti.

Sosyal medyada dolaşan videolarda, silahlı kişinin "Ay Piramidi"nin ortasından aralıklarla ateş açtığı, turistlerin ise aşağıdaki merdivenlerin arkasına saklandığı görülüyordu.

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum, X platformunda yaptığı açıklamada, federal ve eyalet güvenlik güçlerinin olay yerine gönderildiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "Teotihuacan'da bugün yaşananlar bizi derinden üzdü. Etkilenenlere ve ailelerine tam dayanışmamı ifade ediyorum" denildi.


Uzmanlardan Venedik'in sadece denizaltıyla görülebileceği uyarısı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Uzmanlardan Venedik'in sadece denizaltıyla görülebileceği uyarısı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Bilim insanları, deniz seviyesi yükselmeye devam ederse Venedik'in anıtlarına yalnızca denizaltıyla ulaşılabileceğini öngörüyor.

İtalyan şehri Venedik, kıvrımlı kanalları ve adalar ağıyla ünlü. Ancak şehir, yükselen deniz seviyesi ve aşırı turizmin yarattığı baskı nedeniyle sular altında kalma riskiyle karşı karşıya; son yıllarda hem turistlerin hem de suların sokakları doldurmasıyla bu risk daha da görünür hale geldi.

Salento Üniversitesi'nin 16 Nisan Perşembe günü yayımlanan raporu, öngörülen deniz seviyesi yükselmesinin, mirasın korunması, sosyal refah ve bakımın maliyeti arasında denge kurarak "benzeri görülmemiş" uzun vadeli uyarlamalar gerektireceğini belirtiyor.

Araştırmacılar, Venedik'in şehri lagünden izole etmek için büyük sel bariyerleri kullanmayı veya lagünü kalıcı kıyı barajlarıyla çevrelemeyi düşünmesi gerektiğini tavsiye ediyor.

Şehrin tamamen sular altında kaldığı en kötü senaryoda, tarihi yerlerin sökülüp yeniden birleştirilerek daha iç kesimlere taşınması gerekecektir.

Bu tehlike kapıda olmasa da mevcut iklim politikaları ve Antarktika buz tabakasında beklenen çöküş gerçekleşirse 22. yüzyılda aşırı deniz seviyesi yükselmesi kaçınılmaz olabilir.

Venedik, Bizans tarzı Aziz Mark Bazilikası ve Gotik Palazzo Ducale gibi birçok tarihi anıta ev sahipliği yapıyor.

Makalede, bazı anıtların yerlerinin değiştirilmesi durumunda kurtarılabileceği belirtilse de, "Tarihi kentsel doku, lagün temelli kültür, geleneksel yaşam tarzları ve çoğu ekonomik faaliyet geri dönüşü olmayan bir şekilde kaybolacaktır" deniyor.

Araştırmacılar, böyle bir projenin maliyetinin 100 milyar euroyu bulabileceğini tahmin ediyor. Anıtların yanı sıra konutların da terk edilmesi gerekecek ve özel mülklerin kaybının maliyeti 6,5 milyar euroyu bulabilir.

Sular altında kalan kalıntıları ziyaret etmek isteyen herkes, bunu ancak sınırlı bir süre için tekne ve denizaltıyla yapabilecektir.

Salento Üniversitesi'nde araştırmayı yürüten Piero Lionello, The Times'a, "Bu senaryoyu geciktirmek için yapabileceğimiz şeyler var ancak bunlar sonsuza dek işe yaramayacak; gelecek kaçınılmaz görünüyor" diye konuştu.

Venedik, 2020'de, şehri ve adalarını yüksek gelgitlerden ve büyük sel baskınlarından korumak için lagünün çeşitli girişlerine yerleştirilen bir sel bariyer sistemi olan Mose'yi uygulamaya sokmuştu.

Şehrin yarısından fazlası ortalama deniz seviyesinin yalnızca 80 ila 120 santimetre üzerinde bulunuyor, bu da kenti sel baskınlarına karşı çok hassas hale getiriyor. Lionello, 2100'e kadar Venedik'teki ortalama deniz seviyesinin 42 ila 81 cm yükselebileceğini söyledi.

Mose ve diğer bariyer sistemleri Venedik'e uzun vadede yardımcı olabilirken, araştırmacılar en kötü uzun vadeli sonuçlardan kaçınmak için hızlı hareket etmenin hâlâ çok önemli olduğunu belirtti.

Independent Türkçe


Çin, drone'ları havada şarj eden sistemi tanıttı

Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)
Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)
TT

Çin, drone'ları havada şarj eden sistemi tanıttı

Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)
Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)

Çinli bilim insanları, drone'ları havada mikrodalgayla şarj etmek için özel bir enerji iletim platformu geliştirdi. Bu, bir gün insansız hava araçlarının süresiz uçmasına yol açabilecek bir prototip tasarım.

Çin'in Xidian Üniversitesi'nden araştırmacılar, platformun drone'ları fırlatabilen ve onların operasyonel menzilini uzatabilen kara tabanlı bir araca dönüştürülmesini öngörüyor.

Bilim insanlarının yürüttüğü testler, otomobile monte edilen sistemin sabit kanatlı drone'ları 15 metre yükseklikte 3 saatten biraz fazla havada tutabildiğini gösterdi.

Araca monte edilen enerji iletim sistemi, hem drone hem de şarj platformu hareket halindeyken, enerjiyi hava aracının altındaki anten dizisine iletmek için mikrodalga yayıcı kullandı.

Ancak araştırmacılar, Aeronautical Science & Technology adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada, mikrodalga yayıcıyla drone arasındaki hizalamayı korumanın zor olduğunu belirtti.

Bu, GPS konumlandırma ve drone içi uçuş kontrol sistemleri arasında yakın bir koordinasyon gerektiriyordu.

Bilim insanları, ışınlanan enerjinin yalnızca yaklaşık yüzde 3 ila 5'inin drone'a ulaştığını ve mikrodalga enerjisinin büyük çoğunluğunun boşa gittiğini belirterek, sistemin hâlâ başlangıç ​​aşamasında olduğunu kaydetti.

Sonuç olarak drone tarafından alınan enerji, rüzgar ve konumlandırma hataları nedeniyle de dalgalanma gösterdi.

Ekibe, anten yapıları ve mikrodalga tabanlı kablosuz enerji iletimi araştırmalarında uzman olan Xidian Üniversitesi profesörü Song Liwei liderlik etti.

Son yıllarda ortamdaki ve yönlendirilmiş elektromanyetik enerjiyi kullanılabilir doğrudan elektrik enerjisine dönüştürme kavramı, araştırma prototip aşamasından standartlaştırılmaya hazır bir teknolojiye dönüşüyor.

Geçen yıl ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA), lazer ışınıyla 8,6 km'lik bir mesafeye 30 saniyeden fazla süre boyunca 800 vat güç ileterek enerji aktarımında yeni bir rekor kırmıştı.

Sistemin verimliliği yalnızca yaklaşık yüzde 20 olsa da DARPA, teknoloji daha düşük maliyetli hale geldikçe iyileştirmelerin mümkün olduğunu belirtti.

Devam eden bir ABD savunma projesi, neredeyse anlık enerji iletimi için bir "kablosuz enerji ağı" geliştirmeyi hedefliyor.

Son Çin çalışmasından farklı olarak DARPA tasarımı, yerdeki bir lazerin havadaki birden fazla düğümden geçerek tekrar yerdeki bir alıcıya inmesini sağlayarak uzun mesafeli güç iletimi gerçekleştirmeyi umuyor.

ABD ajansı, bu ağın drone filoları için sınırsız menzil veya dayanıklılık sağlamasını umuyor.

Independent Türkçe