Üç günde 39,3 milyon izlenme: Yeni aksiyon 93 ülkede zirveye uçtu

43 yaşındaki Alan Ritchson, Amazon Prime Video'nun popüler dizisi Reacher'ın yanı sıra geçen yıl vizyona giren Oyun Buluşması (Playdate) ve Guy Ritchie imzalı Gayribeyefendi Savaş Dairesi'yle (The Ministry of Ungentlemanly Warfare) de tanınıyor (Netflix)
43 yaşındaki Alan Ritchson, Amazon Prime Video'nun popüler dizisi Reacher'ın yanı sıra geçen yıl vizyona giren Oyun Buluşması (Playdate) ve Guy Ritchie imzalı Gayribeyefendi Savaş Dairesi'yle (The Ministry of Ungentlemanly Warfare) de tanınıyor (Netflix)
TT

Üç günde 39,3 milyon izlenme: Yeni aksiyon 93 ülkede zirveye uçtu

43 yaşındaki Alan Ritchson, Amazon Prime Video'nun popüler dizisi Reacher'ın yanı sıra geçen yıl vizyona giren Oyun Buluşması (Playdate) ve Guy Ritchie imzalı Gayribeyefendi Savaş Dairesi'yle (The Ministry of Ungentlemanly Warfare) de tanınıyor (Netflix)
43 yaşındaki Alan Ritchson, Amazon Prime Video'nun popüler dizisi Reacher'ın yanı sıra geçen yıl vizyona giren Oyun Buluşması (Playdate) ve Guy Ritchie imzalı Gayribeyefendi Savaş Dairesi'yle (The Ministry of Ungentlemanly Warfare) de tanınıyor (Netflix)

Alan Ritchson'ın başrolünde yer aldığı bilimkurgu ve askeri aksiyon türündeki Katil Makine (War Machine), 2-8 Mart haftasında Netflix'in küresel listelerine damga vurdu. 

6 Mart Cuma günü izleyiciyle buluşan Lionsgate imzalı yapım, sadece üç gün içinde 39,3 milyon izlenme sayısına ulaşarak 93 ülkede En Çok İzlenen İngilizce Filmler listesinin zirvesine yerleşti.

Filmde Ritchson, kardeşine verdiği sözü yerine getirmek için orduya katılan ve sadece "81" diye tanınan bir askeri mühendisi canlandırıyor. 

Komando eğitiminin son aşamasındayken dünyayı yok etmeye kararlı devasa bir uzaylı makinenin istilasıyla karşı karşıya kalan 81, hem ekibini hem de dünyayı kurtarmak için tüm tecrübesini ve cesaretini kullanmak zorunda kalıyor.

Dinozorlar listeleri domine ediyor

İzleyicilerin dinozor temalı içeriklere olan ilgisi de hız kesmeden devam ediyor. 

Listenin ikinci sırasında 6,7 milyon izlenmeyle geçen yılın gişe canavarı yapımlarından Jurassic World: Yeniden Doğuş (Jurassic World Rebirth) yer alırken, serinin diğer filmleri de ilk 10'u adeta kuşattı. 

2015 yapımı Jurassic World, 3,2 milyon izlenmeyle 6. sırada yer alırken onu 8. basamaktaki Jurassic World: Hakimiyet (Jurassic World Dominion) izliyor. Listenin son sırasında ise 2,5 milyon izlenmeyle 2018 yapımı Jurassic World: Yıkılmış Krallık (Jurassic World: Fallen Kingdom) oturuyor. 

Televizyon kanadında ise Bridgerton rüzgarı esiyor. 4. sezonun ikinci kısmının yayınlanmasıyla birlikte dizi, üst üste ikinci haftasında da TV listesinin zirvesinde kaldı. 

Son bölümler bu hafta 13,1 milyon izlenme alırken, dizinin efsanevi ilk sezonu da 2,2 milyon izlenmeyle yeniden listelere dönerek 8. sıraya yerleşti.

Yeni belgesel dizisi Dinozorlar (The Dinosaurs), üç günde elde ettiği 10,4 milyon izlenmeyle TV listesine ikinci sıradan iddialı bir giriş yaptı.

The Night Agent'ın üçüncü sezonu, 5,2 milyon izlenmeyle üçüncülüğünü korudu. 

Rachel Weisz ve Leo Woodall'u başrollerde buluşturan yeni mini dizi Vladimir ise ilk 4 gününde 4,2 milyon izlenme sayısına ulaştı.

Independent Türkçe, Variety, The Wrap, TUDUM



Bitkisel etler için zehirli toksin uyarısı: "Neredeyse hepsinde" tespit edildi

Araştırmacılar, bitki bazlı hamburgerlerin, sosislerin ve süt alternatiflerinin düşük seviyelerde mikotoksin içerdiğini söylüyor (Unsplash)
Araştırmacılar, bitki bazlı hamburgerlerin, sosislerin ve süt alternatiflerinin düşük seviyelerde mikotoksin içerdiğini söylüyor (Unsplash)
TT

Bitkisel etler için zehirli toksin uyarısı: "Neredeyse hepsinde" tespit edildi

Araştırmacılar, bitki bazlı hamburgerlerin, sosislerin ve süt alternatiflerinin düşük seviyelerde mikotoksin içerdiğini söylüyor (Unsplash)
Araştırmacılar, bitki bazlı hamburgerlerin, sosislerin ve süt alternatiflerinin düşük seviyelerde mikotoksin içerdiğini söylüyor (Unsplash)

Birleşik Krallık'ta (BK) bitki bazlı gıda ve içecekleri inceleyen araştırmacılar, süpermarketlerde satılan yüzlerce üründe mikotoksinlerin "yaygın" biçimde bulunduğunu tespit etti.

Hamburger için et ve süt ürünü ikameleri, vejetaryen tavuk parçaları ve vegan sosislerin yanı sıra yulaf, badem ve soya bazlı sütler dahil test ettikleri 212 ürünün her birinde, 19 farklı mikotoksin türünden en az biri saptandı.

Doğal yolla oluşan ve mantarlar tarafından üretilen zehirli bileşikler olan mikotoksinler, düşük miktarlarda çok az risk yaratıyor. Ancak araştırmacılar, büyük ölçüde et ve süt ürünü ikamelerinden oluşan bir beslenme biçiminin "mikotoksinlerin birikmesine yol açabileceği ve uygun şekilde kontrol edilmezse sağlık sorunlarına neden olabileceği" uyarısında bulunuyor.

Hakemli dergi Food Control'da yayımlanan araştırmayı yürüten ekip, "Mikotoksin maruziyeti çok ciddi vakalarda karaciğer ve böbrek hasarı, bağışıklık sisteminin baskılanması ve kanser gibi sağlık sorunlarına yol açabilir" diyor.

Mikotoksinlerin bitki bazlı gıdalarda düzenli olarak saptanmasının nedeni, bunların üretiminde kullanılan tahıllar, baklagiller ve tohumlar gibi ham maddelerin yetiştirme ve depolama sırasında küflenmeye maruz kalabilmesi.

İtalya'daki Parma Üniversitesi ve Bedford'daki Cranfield Üniversitesi akademisyenlerinden oluşan araştırma ekibi, bitki bazlı alternatif gıdaların tamamında çeşitli mikotoksinler saptasa da test ettikleri BK menşeli gıdalardaki mikotoksin seviyelerinin AB kılavuzunda önerilen seviyelerin altında olduğunu belirtiyor. Ekip bu durumun "BK gıda endüstrisinin yüksek kalite standartlarını" yansıttığını söylüyor.

Araştırma, süt ve et yerine bitki bazlı alternatifler tüketmenin keskin bir artış gösterdiğini ancak insanların tam olarak ne yediği ve bunun olası sağlık etkilerine dair araştırmaların bu artışa ayak uyduramadığını vurguluyor.

Ekip, "Avrupa'daki bitki bazlı ürün pazarı son yıllarda benzeri görülmemiş bir büyüme kaydetti" diyerek ekliyor: 

Bitki bazlı ürün tüketiminin artmasının çevre ve beslenme açısından faydaları iyi bilinmekle birlikte, güvenlik değerlendirmelerinde, özellikle de düzenlemeye tabi olmayan potansiyel kirleticilerin varlığına ilişkin hâlâ eksiklikler var. [Bitki bazlı et alternatifleri] ve [bitki bazlı içeceklerdeki] mikotoksin yaygınlığını araştıran çok az sayıda çalışma yapıldığından, bitkisel gıdalarda mikotoksin oluşumu hakkında hâlâ net bir tablo yok.

Cranfield Üniversitesi'nde mikoloji alanında kıdemli öğretim görevlisi olan Andrea Patriarca "Mikotoksinler gıdalarda doğal olarak bulunur ve tamamen önlenemez. Tüketiciler olarak korkmamalı ve çeşit çeşit ürünün tadını çıkarmaktan çekinmemeliyiz" diyor.

Ancak şu anda mikotoksinleri denetlemeye yönelik yerleşik bir düzenleme bulunmadığından, yeni gıdalar piyasaya girdiğinde önemli bir endişe ortaya çıkıyor. Araştırmamızdan elde edilen veriler, gıda güvenliği kuruluşlarının özellikle çok bileşenli karmaşık ürünlerin risklerini değerlendirmesine yardımcı oluyor.

Patriarca "Şu anda Parma Üniversitesi'yle işbirliği içinde farklı beslenme alışkanlıklarına göre toplumun karşı karşıya olduğu riskleri değerlendiriyoruz. Amacımız, politika yapıcılara öneriler sunmak ve hassas tüketici gruplarının farkındalığını artırmak" diye ekliyor.

Independent Türkçe


40 yaşından sonra düşmek demans riskini artırabilir

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

40 yaşından sonra düşmek demans riskini artırabilir

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Çin'de yürütülen çalışmaların yeni bir incelemesine göre 40 yaşından sonra tek bir kez düşmek, kişinin gelecekteki demans riskini yüzde 20'den fazla artırabilir.

Changchun Çin Tıbbı Üniversitesi'nden bilim insanları, bu yaştan sonra birden fazla sefer düşen kişilerde gelecekteki riskin yüzde 74'e kadar artabileceğini söylüyor.

Araştırmacılar hakemli dergi Journal of Post-Acute and Long-Term Care Medicine'da yayımlanan çalışmada, "Tekrarlayan düşmeler, yüksek risk altındaki bireyleri belirlemek için potansiyel bir klinik belirteç görevi görebilir" diye yazıyor.

Hem demans hem de düşmeler yaşlı nüfusu etkileyip genellikle yaşlanmayla ilişkilendirilirken, birçok çalışmada bu ikisi arasındaki bağlantı araştırılıyor.

Çalışmalarda hem düşmeler hem de demansla bağlantılı ortak nörolojik sorunlar olabileceğinin görülmesi, düşüşlerin bilişsel gerilemenin erken belirtisi olabileceğine işaret ediyor.

Demanslı yaşlı yetişkinler de daha sık düşüyor ancak düşmelerin özellikle demansın öncülü olup olmadığı belirsizliğini koruyor.

Bilim insanları, "Sistematik inceleme ve meta analize dayanan bu çalışma, orta yaşlı ve yaşlı yetişkinlerdeki düşme geçmişiyle sonraki demans riski arasındaki ilişkiyi gösteren ilk nicel kanıtı sunuyor" diye yazıyor.

Bilim insanları inceleme çalışmasında, başlangıçta demans tanısı konmamış 40 yaş ve üzeri yaklaşık 3 milyon katılımcının vaka raporlarını içeren 7 çalışmayı değerlendirdi.

Derlenen analizde, düşme geçmişi olan yaklaşık 1,25 milyon orta yaşlı ve yaşlı yetişkin arasında gelecekte demans görülme sıklığı yüzde 11'in üzerindeydi.

Demans görülme sıklığı, 60 yaş ve üzeri yetişkinlerde yüzde 12,3'le daha yüksekti.

Bilim insanları şu ifadeleri kullanıyor:

Hem tek bir kez düşmek hem de çoklu düşmeler, gelecekteki tüm nedenlere bağlı demans riskini artırırken birden fazla düşüş geçmişi, gelecekteki demansın daha güçlü bir göstergesiydi.

7 çalışmanın üçüne ilişkin ayrı bir analiz, tek seferlik bir düşmenin yüzde 20, birden fazla kez düşmenin ise yüzde 74 daha yüksek demans riskiyle ilişkili olduğunu gösterdi.

Araştırmacılar "Sonuçlar, düşme sıklığının demans riskiyle doz-yanıt ilişkisi gösterdiğine işaret ediyor" diye yazıyor.

Araştırmacılara göre bulgular, düşüşlerin "sadece tesadüf olmadığını, aynı zamanda hızlanan nörodejeneratif gerilemenin erken bir klinik belirteci görevi gördüğünü" gösteriyor.

Bilim insanları bu bağlantının arkasında üç olası mekanizma olabileceğinden şüpheleniyor.

Bunlardan biri, düşmek yaralanmalara yol açtığı için bilişsel gerilemeyi tetikleyerek veya hızlandırarak doğrudan demansa yol açabileceği.

Araştırmacılar buna alternatif olarak, resmi bir demans tanısı konmadan çok önce nörodejenerasyonun başlamış olabileceğinden ve bunun da düşmelere katkıda bulunduğundan şüpheleniyor.

Bu, daha sık düşmenin daha ileri düzeyde demansa yol açabileceği gözlemiyle örtüşüyor.

Araştırmacılar ayrıca bir kısır döngünün sözkonusu olabileceğinden şüpheleniyor.

Tek bir kez düşen orta yaşlı bir kişi, daha fazla düşme korkusu geliştirebilir ve demansa karşı koruyan fiziksel ve sosyal aktivitelerini azaltabilir.

Bilim insanları her halükarda, demansın erken teşhis edilebilmesi için hekimlerin tekrarlayan düşme geçmişi olan orta yaşlı ve yaşlı yetişkinlerde bilişsel gerilemeye karşı fazladan dikkatli olması çağrısı yapıyor.

Gelecekteki çalışmaların bu ilişkiyi daha da netleştirebileceğini ve yaşlanan nüfuslarda önleyici stratejileri destekleyebileceğini umuyorlar.

Independent Türkçe


Dinozorların tarihine dair ezber bozan keşif

Milyonlarca yıl gezegene hüküm süren dinozorlar yaklaşaık 66 milyon yıl önce yeryüzünden silindi (Reuters)
Milyonlarca yıl gezegene hüküm süren dinozorlar yaklaşaık 66 milyon yıl önce yeryüzünden silindi (Reuters)
TT

Dinozorların tarihine dair ezber bozan keşif

Milyonlarca yıl gezegene hüküm süren dinozorlar yaklaşaık 66 milyon yıl önce yeryüzünden silindi (Reuters)
Milyonlarca yıl gezegene hüküm süren dinozorlar yaklaşaık 66 milyon yıl önce yeryüzünden silindi (Reuters)

Bilim insanları dinozorların sanılandan 10 milyon yıl daha önce ortaya çıkmış olabileceğini öne sürdü.

Bir türün, hele ki bir tür grubunun ne zaman ortaya çıktığını kesin olarak belirlemek epey zorlu bir iş. Kazılarda bütün bir iskeletten ziyade kemik parçalarının bulunması da zaman aralığını netleştirmeyi zorlaştırıyor.

Dinozorlara ait olduğu kesin kabul edilen fosillerin en eskileri yaklaşık 230 milyon yıllık. Bilim insanları bunlardan daha eski kalıntıların genellikle dinozorların atası olan türlerden geldiğini düşünüyor.

Ancak bu ilk dinozor fosilleri tek bir türden veya yakın akraba cinslere değil, dinozor soy ağacının birden fazla koluna ait. Yani dinozorlar ortaya çıktıkları ilk dönemlerde bile büyük çeşitlilik gösteriyordu.

Yale ve Princeton üniversitelerinden araştırmacılar bu konuya daha derinlemesine eğilmek için üç ana dinozor soyuna (teropod, sauropodomorpha ve ornithischia) ait 9 farklı morfolojik veri setini kapsamlı bir şekilde analiz etti.

Dinozor anatomisi, bireysel özellikler ve tür içindeki çeşitli alt gruplar hakkındaki tüm mevcut verileri derleyerek dinozorların ne kadar çeşitlilik sergilediğini masaya yatırdılar.

Bilim insanları türler arasındaki ilişkilere de odaklandı. Fosillerin yaşlarına ilişkin verileri derleyip eski evrimsel modellerle karşılaştırarak dinozorların evrim sahnesine ne zaman çıktığını saptamaya çalıştılar.

Bulguları hakemli dergi The Royal Society Proceedings B: Biological Sciences'ta yayımlanan çalışmaya göre ilk gerçek dinozorlar 240 ila 250 milyon yıl önce ortaya çıktı. 

Araştırmacılar bundan sonra dinozorların hızlı bir çeşitlenme dönemine girdiğini söylüyor. 

Çalışmaya göre, daha önce Geç Triyas döneminde ortaya çıktığı düşünülen dinozorlar aslında bu dönemde yoğun biçimde çeşitlenmiş.

Araştırmacılar makalede "Sonuç olarak bulgularımız, dinozorların evrimsel yolculuğunun, 240 milyon yıllık tarihleri ​​boyunca aralıklı morfolojik evrim patlamalarıyla yönlendirildiğini gösteriyor" ifadelerini kullanıyor: 

Bu süre zarfında üç büyük kitlesel yok oluşun en az ikisinin, dinozorlarda önemli bir çeşitlenme patlamasını doğrudan tetiklediği anlaşılıyor.

Dinozorlara ait daha eski kalıntıların keşfedilmemesi, bu dönemde yaşadıkları yerin fosilleşmeye elverişli olmamasından kaynaklanabilir.

Ayrıca araştırmacılar kemik örnekleri bulunmasa da dinozorlar tarafından bırakılmış olabilecek 250 milyon yıllık ayak izlerinin tespit edildiğine değiniyor.

Sürekli yeni keşiflerin yapıldığı bu alanda gelecek yıllarda çok daha eski dinozor kemiklerinin ortaya çıkması ve ilk dinozorlar hakkında daha fazla bilgi sunması da muhtemel.

Independent Türkçe, IFLScience, Interesting Engineering, The Royal Society Proceedings B: Biological Sciences