Askeri gerilim ve İsrail’in Güney Lübnan’da düzenlediği ‘sınırlı’ kara operasyonu

Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Hizbullah’ın UNIFIL’e yönelik saldırısını kınadı

İsrail ordusunun, ön savunma hattının kapsamını genişletmek amacıyla Güney Lübnan’daki önemli mevzileri hedef alan sınırlı bir kara harekâtı düzenlediğini duyurmasının ardından, Lübnan sınırında İsrail askeri araçları görüldü. (Reuters)
İsrail ordusunun, ön savunma hattının kapsamını genişletmek amacıyla Güney Lübnan’daki önemli mevzileri hedef alan sınırlı bir kara harekâtı düzenlediğini duyurmasının ardından, Lübnan sınırında İsrail askeri araçları görüldü. (Reuters)
TT

Askeri gerilim ve İsrail’in Güney Lübnan’da düzenlediği ‘sınırlı’ kara operasyonu

İsrail ordusunun, ön savunma hattının kapsamını genişletmek amacıyla Güney Lübnan’daki önemli mevzileri hedef alan sınırlı bir kara harekâtı düzenlediğini duyurmasının ardından, Lübnan sınırında İsrail askeri araçları görüldü. (Reuters)
İsrail ordusunun, ön savunma hattının kapsamını genişletmek amacıyla Güney Lübnan’daki önemli mevzileri hedef alan sınırlı bir kara harekâtı düzenlediğini duyurmasının ardından, Lübnan sınırında İsrail askeri araçları görüldü. (Reuters)

Lübnan cephesindeki gerilim, İsrail’in kara operasyonlarını genişletme hazırlığı kapsamında 450 bin yedek askerin seferber edilebileceğine dair açıklamalarıyla eş zamanlı olarak tırmanıyor. Bu süreçte Güney Lübnan, Bekaa Vadisi ve Beyrut’un güney banliyölerine yoğun hava saldırıları düzenlendi.

İsrail ordusu yaptığı açıklamada, son günlerde 91. Tümen’e bağlı birliklerin Güney Lübnan’da ‘ileri savunma hattını genişletmek amacıyla’ sınırlı kara faaliyetlerine başladığını duyurdu. İsrail radyosu, ordunun daha geniş çaplı bir kara harekâtına hazırlık kapsamında 450 bin yedek askerin çağırılması için onay talep edeceğini aktardı. Yedioth Ahronoth ise bir askeri yetkiliye dayandırdığı haberinde, çatışmaların mayıs ayı sonuna kadar sürebileceğini bildirdi.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da kara operasyonunun başladığını açıklayarak, Güney Lübnan sakinlerinin ‘İsrail’in kuzeyindeki yerleşimlerin güvenliği sağlanmadan geri dönemeyeceğini’ ifade etti. Katz, İsrail ordusunun sınır köylerinde tehdit olarak görülen yapıların imhasıyla görevlendirildiğini belirtti.

vvfde
Askeri gerilimin artmaya devam ettiği Lübnan sınırına askeri araçlar konuşlandırıldı. (Reuters)

Bu gelişmeler, Hizbullah ile sınır hattının farklı noktalarında süren çatışmalarla aynı döneme denk geldi. Yerel medya, Adise-Taybe hattında İsrail’in sızma girişimiyle birlikte çatışmaların yaşandığını aktardı. İsrail ordusunun Rab Selasin’de evleri havaya uçurduğu, ayrıca Yaron ve Marun er-Ras çevresinde askeri araçların ilerleyişinin gözlendiği bildirildi.

Tampon bölge ve ileri operasyon üslerinin kurulması

Askerî gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulunan emekli Tuğgeneral Said Kazh, ‘450 bin civarında İsrail askerinin göreve çağrılmasından söz edilmesinin, sınır hattındaki sınırlı operasyonların ötesine geçecek geniş çaplı bir askerî harekâta hazırlık anlamına geldiğini’ belirtti.

Kazh, öngörülebilecek en düşük senaryonun, ‘Lübnan toprakları içinde 5 ila 10 kilometre derinliğinde bir tampon bölge oluşturmayı hedefleyen kara operasyonu’ olduğunu ifade etti. Bu ihtimalin, sahadaki gelişmelerle örtüştüğünü ve İsrail’in çeşitli sınır noktalarındaki hareketliliğiyle desteklendiğini kaydetti.

Kazh, ‘gündemdeki bilgilerin, bu tampon bölgenin ez-Zehrani Nehri’ne kadar genişletilebileceğine işaret ettiğini’ belirterek, bunun Lübnan toprakları içinde yaklaşık 40 kilometrelik bir ilerleme anlamına gelebileceğini söyledi. Kazh, “Eğer hedef gerçekten Zehrani bölgesine ulaşmaksa, bu ölçekte bir askerî yığınak daha gerçekçi hale gelir” dedi.

vfdev
Güney sınırındaki el-Hıyam kasabasında İsrail bombardımanı sonucu hedef alınan bir binadan yükselen dumanlar (AFP)

Sahadaki mevcut göstergelerin, ‘İsrail’in sınır hattı boyunca 2 ila 4 kilometre derinlikte ileri askerî noktalar tesis etmeye çalıştığını’ ortaya koyduğunu dile getiren Kazh, bu hatların el-Hıyam tepelerinden el-Lebune’ye kadar uzandığını, Marun er-Ras ve Aytarun üzerinden geçtiğini ifade etti. Bu noktaların, ileride gerçekleştirilebilecek daha geniş çaplı bir kara harekâtı için çıkış üsleri niteliği taşıyabileceğini söyledi.

Kazh’a göre yaklaşık 10 kilometre derinliğinde bir tampon bölge oluşturulmasının temel amacı, sınır yerleşimlerini tanksavar silahlar ve kısa menzilli doğrudan saldırılardan korumak. Derinliğin 40 kilometreye kadar genişlemesi halinde ise hedefin, menzili yaklaşık 40 kilometre olan Grad tipi orta menzilli roketlerin tehdidini bertaraf etmek olacağı değerlendiriliyor.

Askeri birliklerin konuşlandırılması

İsrail basınında yer alan haberlere göre, Güney Lübnan’daki operasyonlara birden fazla askerî birlik katılıyor. Maariv, 91. ve 36. tümenlerin bölgede eş zamanlı olarak faaliyet yürüttüğünü, bu operasyonların yoğun hava saldırıları ve topçu atışlarıyla desteklendiğini aktardı. Gazete, 91. Tümen’e bağlı özel operasyon birimi 769’un, Givati Tugayı ile koordinasyon içinde devreye alındığını belirtti. Ayrıca İsrail Hava Kuvvetleri ve topçu birliklerinin, kara birliklerinin ilerleyişini desteklemek ve operasyon sahasını hazırlamak amacıyla yoğun bombardıman gerçekleştirdiği ifade edildi.

Geniş bölgelere yoğun hava saldırıları

Sahada ise askerî tırmanışın sürmesiyle birlikte İsrail savaş uçakları, pazar gece yarısından itibaren Güney Lübnan’daki birçok yerleşime yoğun hava saldırıları düzenledi. Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), saldırıların Cibal el-Batm, Yatar, es-Sultaniye, Sarbin, Burc Kalaviye, Şakra, Bint Cubeyl, Miyfdun ve et-Taybe’nin yanı sıra Yatar ile Beyt Lif arasındaki bölgeyi hedef aldığını bildirdi.

Ayrıca hava saldırılarında Kafr Sır beldesinde bir ev vuruldu ve bir kişi hayatını kaybetti. Sarbin’de boş bir evin de hedef alındığı aktarıldı. Nebatiye kentinde ise eski Saray Mahallesi’nde bulunan Ebu’l Fazl Abbas Camii çevresi hava saldırısına maruz kaldı; çevredeki binalarda büyük hasar meydana geldi. Bölgede el-Hıyam beldesi de saldırıların hedefi olurken, Arabsalim ile Habuş arasındaki alan da vuruldu. Gece saatlerinde Cezin ilçesine bağlı Reyhan beldesine yönelik bir başka hava saldırısının daha düzenlendiği kaydedildi.

rf
İsrail’in Güney Lübnan’daki Burc Kalaviye kasabasına düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan bir bina (DPA)

Hava saldırılarına, Vadi es-Seluki, Debbin beldesinin çevresi ve Hardali Nehri civarını hedef alan topçu atışları da eşlik etti. İsrail topçusunun ayrıca Kafr Şuba, Halta Çiftlikleri, el-Mecidiye ve Vadi Hansa üzerinde aydınlatma fişekleri kullandığı bildirildi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı Acil Operasyonlar Merkezi tarafından yapılan açıklamada, Mercuyun ilçesine bağlı el-Kantara beldesine düzenlenen İsrail hava saldırılarında ilk belirlemelere göre aralarında iki çocuğun da bulunduğu dört kişinin hayatını kaybettiği duyuruldu.

İsrail tarafında ise İsrail İç Cephe Komutanlığı, Yukarı Celile’deki Mesgav Am yerleşiminde sirenlerin çaldığını bildirdi.

Öte yandan Hizbullah yaptığı açıklamalarda, savaşçılarının Kiryat Şmona yerleşimindeki Beit HaHayal merkezini gelişmiş bir füze ve kamikaze insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldığını duyurdu. Örgüt, günün ilerleyen saatlerinde yayımladığı iki ayrı açıklamada ise aynı hedefin roketlerle iki kez daha vurulduğunu açıkladı.

Saldırılar ve uyarılar

İsrail savaş uçakları, 48 saatlik sükûnetin ardından dün sabaha karşı Beyrut’un güney banliyösünde yer alan Haret Hreik bölgesine iki hava saldırısı düzenledi. Batı Bekaa’daki Yahmur beldesinin çevresi de hedef alınırken, saldırılarda can kaybı ya da yaralanma bildirilmedi. Güneyde bazı belediye başkanlarının, beldelerinin tahliye edilmesi yönünde uyarı telefonları aldığı aktarıldı.

y6ku
Lübnan’ın güneyindeki Burc Kalaviye kasabasında saldırıya uğrayan bölgelerden birinde yere düşmüş bir kitap (DPA)

Bu gelişmeler, pazar akşamı Bekaa’daki Şutura’da bulunan Şems Center binasının ihtiyati olarak tahliye edilmesi ve Beyrut’taki Ramlet el-Beyda bölgesinde bir binanın boşaltılmasının ardından yaşandı. Söz konusu tahliyelerin, Al-İnsaf Exchange şirketinin sahibi Ali Şems’in, Beyrut’taki iş yeri ve konutunu terk etmesi yönünde tehdit içerikli bir mesaj almasının ardından gerçekleştiği belirtildi. İsrail’in, 2024 yılında aynı şirkete ait el-Hamra’daki merkezi hedef aldığı ve şirketi Hizbullah’a finans aktarımı yapmakla suçladığı biliniyor.

UNIFIL güçlerine saldırı

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) pazar akşamı, Yatar, Deyr Kifa ve Kalaviye bölgelerindeki devriye görevleri sırasında üç ayrı olayda ateş açıldığını duyurmuş, bu eylemin muhtemelen ‘devlete bağlı olmayan silahlı gruplar’ tarafından gerçekleştirildiğini belirtmişti.

Lübnan Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı ‘tehlikeli ve kabul edilemez’ olarak nitelendirerek, bunun uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararlarının ihlali anlamına geldiğini vurguladı. Bakanlık ayrıca, 2 Mart 2026 tarihli Bakanlar Kurulu kararına atıfta bulunarak, Hizbullah’ın askerî ve güvenlik faaliyetlerinin yasaklandığını ve silahlarını devlete teslim etmekle yükümlü olduğunu hatırlattı. Kararın ‘açık ve net’ olduğu, devletin egemenliğini sağlamaya ve silahların yalnızca meşru kurumların elinde olmasını güvence altına almaya kararlı olduğu belirtildi.



Emin Halife Fahime’nin ölümü: Lockerbie davasının giyotininden kurtulan Libyalının hikâyesi

Libya’nın merhum lideri Muammer Kaddafi ile beraatının ardından başkent Trablus’a dönüş yapan Emin Halife Fahime’yi (soldan ikinci) bir arada gösteren fotoğraf. Fahime, uçak bombalama davasından kesin olarak beraat etmesinin ertesi günü Trablus’a ulaşmıştı (1 Şubat 2001) (Getty)
Libya’nın merhum lideri Muammer Kaddafi ile beraatının ardından başkent Trablus’a dönüş yapan Emin Halife Fahime’yi (soldan ikinci) bir arada gösteren fotoğraf. Fahime, uçak bombalama davasından kesin olarak beraat etmesinin ertesi günü Trablus’a ulaşmıştı (1 Şubat 2001) (Getty)
TT

Emin Halife Fahime’nin ölümü: Lockerbie davasının giyotininden kurtulan Libyalının hikâyesi

Libya’nın merhum lideri Muammer Kaddafi ile beraatının ardından başkent Trablus’a dönüş yapan Emin Halife Fahime’yi (soldan ikinci) bir arada gösteren fotoğraf. Fahime, uçak bombalama davasından kesin olarak beraat etmesinin ertesi günü Trablus’a ulaşmıştı (1 Şubat 2001) (Getty)
Libya’nın merhum lideri Muammer Kaddafi ile beraatının ardından başkent Trablus’a dönüş yapan Emin Halife Fahime’yi (soldan ikinci) bir arada gösteren fotoğraf. Fahime, uçak bombalama davasından kesin olarak beraat etmesinin ertesi günü Trablus’a ulaşmıştı (1 Şubat 2001) (Getty)

25 Ağustos 2026’da Başkent Trablus’un sakin bir köşesinde, Libya vatandaşı Emin Halife Fahime’nin yaklaşık 70 yıllık hayatı sessizce sona erdi.

Fahime’nin ölümüyle, Doğu ile Batı arasındaki diplomatik ve istihbarat mücadelesinin tarihindeki en gizemli ve çarpıcı sayfalardan biri resmen kapandı. Böylece 1988 yılında Frankfurt’tan Londra üzerinden New York’a gitmekte olan Pan Am’ın 103 sefer sayılı uçağının İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde havaya uçurulmasıyla başlayan ve onlarca yıl boyunca uluslararası siyasetin seyrini değiştiren davanın canlı tanıklarından biri de hayata veda etti.

Havayollarında sıradan bir çalışan olarak başladığı meslek hayatının ardından yaklaşık on yıl boyunca Fahime’nin adı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi koridorlarında yankılandı. Fotoğrafı, 20. yüzyılın en korkunç hava terörü eylemlerinden biri olarak nitelendirilen saldırının “ikinci sanığı” sıfatıyla dönemin dünya televizyonlarında ve gazetelerinde geniş yer buldu.

Fahime, günlük yaşamının Malta’daki ayrıntılarının neredeyse bir ülkeyi sarsacak uluslararası bir suçlamanın temelini oluşturduğu benzersiz bir hukuk ve siyaset mücadelesinin istemeden de olsa merkezinde yer aldı. Hollanda’daki tarihi Camp Zeist Mahkemesi’nde kurşun geçirmez cam bölmenin arkasında İskoç adaletinin kendisi için söylediği “beraat” kararını bizzat duydu. Böylece ülkesine, siyasetin yıllarca kendisine veremediği bir beraat belgesiyle döndü.

cfrb
Libyalı vatandaş Emin Halife Fahime (Wikipedia)

Ölümü, uluslararası yaptırımların ve ağır ambargonun damgasını vurduğu dönemin acı hatıralarını yeniden gündeme getirdi. Fahime, kendisini yutmaya ramak kalan siyasi fırtınanın tam ortasında yaşayan, ancak hayatının son dönemini siyasetin gürültüsünden uzakta ve büyük ölçüde inzivada geçiren bir adam olarak tarihe geçti.

Unutulan başlangıçlar: Trablus’tan Luqa Havalimanı’na

Emin Halife Fahime, 1956 yılında Libya’nın başkenti Trablus’un çevresindeki Suk el-Cuma bölgesinde dünyaya geldi. Meslek hayatında ilerleyerek Libya Arap Havayolları’nda çalışmaya başladı. 1980’lerin ortalarında Malta’daki Luqa Havalimanı’nda şirketin istasyon müdürü, harekât ve sevkiyat sorumlusu olarak görevlendirildi.

scvfbg
Emin Halife Fahime, Libya’nın Trablus kentindeki Suk el-Cuma Camii’nde cuma namazının ardından (2 Şubat 2001) (Getty)

Genç çalışan açısından bu görev, Akdeniz’in ortasında rutin bir havalimanı işi gibi görünüyordu. Ancak söz konusu görev, dönemin Libya rejimi ile ABD ve Batılı müttefikleri arasında Akdeniz’in iki yakasında yürütülen yoğun istihbarat mücadelesiyle kesişti.

gtrbgtn
İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde bombalı saldırıya uğrayan ABD uçağının ardından oluşan yıkımdan bir görüntü (Arşiv – Şarku’l Avsat)

Fahime o sırada, bu Akdeniz havalimanında kargo belgelerine attığı imzaların ve vardiya çizelgelerinin, yıllar sonra Washington ve Londra’daki üst düzey soruşturmacılar tarafından hazırlanan uluslararası iddianamenin temel unsurlarına dönüşeceğini bilmiyordu.

Uçağın düşürüldüğü gece ve başlayan uluslararası fırtına

21 Aralık 1988’de Pan Am’a ait Boeing 747 tipi 103 sefer sayılı uçak, Frankfurt’tan New York’a giderken İskoçya’nın Lockerbie kasabası üzerinde infilak etti. Saldırıda 270 kişi hayatını kaybetti.

dfvfdbf
Uçağın İskoçya’nın Lockerbie kasabasına düşmesinin ardından çekilen görüntü (AFP)

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ile İskoç polisinin üç yıl süren kapsamlı ortak soruşturmasının ardından, Kasım 1991’de iki Libyalı resmen suçlandı: Abdülbasit el-Makrahi ve Emin Halife Fahime.

Dönemin Batılı soruşturmacıları, Fahime’nin Malta Havalimanı’ndaki görevinden ve bağlantılarından yararlanarak, içinde kayıt cihazına gizlenmiş zaman ayarlı bomba bulunan kahverengi bir Samsonite valizin geçirilmesini kolaylaştırdığını ileri sürdü. İddiaya göre bomba, Libya Havayolları’na ait bir uçakla Malta’dan Frankfurt’a, oradan da facianın yaşandığı Pan Am uçağına ulaştırılmıştı.

Tarihi teslim ve tarafsız ülkede yargılama

Trablus başlangıçta vatandaşlarını teslim etmeyi reddetti. Bunun sonucunda Libya, 1992’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulamaya konulan ağır uluslararası yaptırımlar ve hava ile ekonomik ambargo altına girdi.

sdvedfv
Lockerbie saldırısının sanığı Emin Halife Fahime (ortada), Lockerbie saldırısı davasında beraat etmesinden bir gün sonra, 1 Şubat 2001’de Libya’nın başkenti Trablus’a gelişinde kendisini kahraman gibi karşılayan kalabalığa el sallıyor (Getty)

Libya, yaklaşık on yıl boyunca ağır bir izolasyon ve ekonomik felç yaşadı. Ancak Arap ve Afrika ülkelerinin yürüttüğü yoğun diplomatik çabalar sonucunda hukuki ve tarihi açıdan benzersiz bir uzlaşma formülü ortaya çıktı.

Bu kapsamda Libya, 1999 yılında iki sanığı, İskoçya’ya bağlı özel bir mahkemede yargılanmak üzere teslim etmeyi kabul etti. Duruşmalar, Hollanda’da Utrecht yakınlarında bulunan eski bir ABD askeri üssü olan Camp Zeist’te, tarafsız topraklarda ve İskoç ceza hukuku çerçevesinde gerçekleştirildi.

“Camp Zeist” şoku: Tarihi beraat ve dönüş

31 Ocak 2001’de dünya, milyonlarca insanın beklediği kararın açıklanmasını nefesini tutarak izledi. İskoç yargıçlar, Fahime’nin suçlandığı tüm suçlardan kesin olarak beraat etmesine karar verirken, ortağı Abdülbasit el-Makrahi’yi ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme ayrıca Fahime’nin kurşun geçirmez cam bölmenin arkasından derhal serbest bırakılmasına hükmetti.

fdv
Uçağın bombalanması davasının başlıca sanığı, Libya vatandaşı Abdülbasit el-Makrahi (Arşiv – AFP)

Yargıçlar, Fahime’nin beraat kararını delillerin yetersizliğine ve tanık anlatımlarındaki önemli boşluklara dayandırdı. Özellikle Maltalı giyim tüccarı Tony Gauci’nin ifadelerinde ciddi çelişkiler bulunduğuna dikkat çekildi. Savunma ayrıca, bombalı valizin gönderildiği sırada Fahime’nin Malta’da bulunmadığını, iş seyahati nedeniyle İsveç’te olduğunu ortaya koydu.

Son nefesine kadar gönüllü inziva

Beraatinin ardından doğrudan Libya’ya dönen Fahime, Trablus’ta hem resmi makamlar hem de halk tarafından kahraman gibi karşılandı. Libya’daki çevreler açısından o, Batı’daki bir mahkemenin bizzat verdiği kararla Libya devletine yöneltilen Amerikan anlatısının bütünüyle sorgulanabileceğini gösteren canlı bir kanıt olarak görülüyordu.

sddfvf
Emin Halife Fahime (ortada), Libya’nın Trablus kentindeki Suk el-Cuma Camii’nde cuma namazının ardından cemaatle selamlaşıyor (2 Şubat 2001) (Getty)

Ancak yıllarca süren korku, belirsizlik ve tutukluluğun yorduğu Fahime, kesin biçimde kamuoyundan ve siyasetten uzaklaşmayı tercih etti. Hayatının geri kalanını Trablus’ta ailesinin yanında sıradan bir vatandaş olarak geçirdi ve o dönemin sırlarını anlatabilecek röportajlar vermeyi reddetti.

Ölümünün açıklanması ve resmi olarak taziye mesajlarının yayımlanmasıyla Fahime, Libya ile Batı arasındaki sancılı mücadelenin bir bölümünü de beraberinde götürdü.


Suudi Arabistan, SDG’nin Suriye askeri kurumlarına entegrasyonunu memnuniyetle karşıladı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).
TT

Suudi Arabistan, SDG’nin Suriye askeri kurumlarına entegrasyonunu memnuniyetle karşıladı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).

Suudi Arabistan, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Suriye Arap Cumhuriyeti'nin askeri kurumlarına entegre edilmesini memnuniyetle karşıladığını ve bu adımın Suriye'de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacağını açıkladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından bügün(Çarşamba) yapılan açıklamada, Krallığın, "Suriye hükümetinin Suriye halkının birlik ve kalkınma yolculuğunu sürdürme yönündeki beklentilerini gerçekleştirmek amacıyla attığı adımlara desteğini yinelediği" belirtildi. Açıklamada ayrıca Suriye ve halkı için güvenlik, barış ve refah temennisinde bulunuldu.

SDG lideri Mazlum Abdi, salı günü yaptığı açıklamada, SDG ile Kürtlerin öncülüğündeki Özerk Yönetim ve buna bağlı askeri ve sivil oluşumların feshedildiğini ve Suriye devletinin kurumlarına entegre edileceğini duyurmuştu. Abdi'nin açıklaması, Şam'da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından gelmişti.

Söz konusu açıklama, Suriye makamları ile Kürtler arasında aylar süren müzakerelerin ardından geldi. Müzakerelerin yanı sıra taraflar arasında askeri çatışmalar da yaşanmıştı. Daha sonra varılan anlaşmayla, Özerk Yönetim'in kurumları ile SDG güçlerinin kademeli olarak Suriye devletinin kurumlarına entegre edilmesi kararlaştırılmıştı.

 


Suriye'nin eski Devlet Başkanı Haddam: Suriye'nin 12 milyar dolarlık rezervi Hafız Esad'ın adına kayıtlıydı

Hafız Esad, 1999'da Moskova ziyareti sırasında (AFP)
Hafız Esad, 1999'da Moskova ziyareti sırasında (AFP)
TT

Suriye'nin eski Devlet Başkanı Haddam: Suriye'nin 12 milyar dolarlık rezervi Hafız Esad'ın adına kayıtlıydı

Hafız Esad, 1999'da Moskova ziyareti sırasında (AFP)
Hafız Esad, 1999'da Moskova ziyareti sırasında (AFP)

Suriye'nin eski Devlet Başkan Yardımcısı Abdülhalim Haddam'ın anılarında para ve iktidar ilişkilerine ilişkin en dikkat çekici anlatımlardan biri, dönemin Suriye devlet rezervinin, kitapta yer alan bilgilere göre 12 milyar dolar tutarında olmasına rağmen devlet kurumlarının adına değil, eski Devlet Başkanı Hafız Esad'ın şahsi adına kayıtlı olduğu yönünde.

Haddam'ın kaleme aldığı, Al Majalla (Mecelle) Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Hamidi tarafından yayına hazırlanan ve Suudi Araştırma ve Medya Grubu'na (SRMG) bağlı Raf Yayınevi tarafından eylül ayı başında yayımlanacak anılarında şu ifadeler yer alıyor:

“Hiç kimsenin, bu büyüklükteki bir meblağın devlet başkanının şahsi adına yatırılmasını düşünmesi mümkün değildi. Bu, onun değil, Suriye devletinin parasıydı.”

Haddam'ın anlatımına göre mesele bununla sınırlı kalmadı ve yurtdışında Esad'ın adına açılmış hesaptan bir miktar paranın çekildiğini bildiren belgenin cumhurbaşkanına ulaşmasıyla bir iç krize dönüştü.

grthyju
Kitabın kapağı

Hafız Esad duruma şaşırarak bankadan para transfer talimatının kendisine gönderilmesini istedi. Birkaç gün sonra talimatın bir kopyası ulaştı. İmzanın incelenmesi üzerine belgenin sahte olduğu ortaya çıktı. Bankaya, 65 milyon doların hangi hesaba aktarıldığı sorulduğunda, paranın dönemin Başbakanı Mahmud Zubi'ye ait bir hesaba gönderildiği belirlendi.

Haddam, Hafız Esad'ın öfkelendiğini ve güvenlik teşkilatlarından birinin başkanından Zubi'yi çağırmasını ve parayı geri vermemesi halinde idam edileceği konusunda kendisini uyarmasını istediğini anlatıyor. Para da bunun üzerine bankaya geri yatırıldı.

Anılarda bu olay, Zubi'nin siyasi kariyeri ve görev süresiyle bağlantılı olarak ele alınıyor. Zubi, Kasım 1987'den Mart 2000'e kadar başbakanlık görevinde kalmış ve 1918'de kurulan Suriye devletinden bu yana en uzun süre görev yapan başbakan olmuştu.

cs
Hafız Esad ve yanında merhum Başbakan Mahmud Zubi (AFP)

Haddam, Zubi hakkında sert bir portre çizerek onun sadece yolsuzluğun kolaylaştırılmasına değil, bizzat uygulanmasına da sürüklendiğini belirtiyor. Zubi'nin, güven ilişkilerini Basil Esad ve Muhammed Mahluf'un çevresine kadar genişlettiğini anlatan Haddam, kendisinin ise 1989'dan itibaren Hafız Esad'ın önünde yolsuzluk dosyalarını gündeme getirdiğini söylüyor. Ancak Esad'ın buna, “Bu bilgileri nereden getiriyorsun? Gerçek, söylediğinden farklı” şeklinde yanıt verdiğini aktarıyor.

Haddam, Zubi'nin sonunu da içeriden anlatıyor. Mayıs 2000'in ortalarında, ölüm belirtilerinin belirginleştiği Hafız Esad, iktidardaki Baas Partisi liderliğinin bazı üyelerini evine çağırdı ve onlara, “Mahmud Zubi bana ihanet etti. Onu soruşturun ve hesap sorun” dedi. Ancak suçlamanın ne olduğunu açıklamadı.

Zubi partiden ihraç edildi ve hakkında soruşturma açılmasına karar verildi. Karar kendisine bildirildiğinde, “Ben ne yaptım?” diye tekrarlamaya başladı. Ardından Haddam'a, “Beni soruşturmaya çağırırlarsa intihar ederim” dedi.

24 Mayıs 2000'de Şam Emniyet Müdürü, iki subayla birlikte Zubi'yi soruşturmaya götürmek üzere evine geldi. Zubi, evinin ikinci katına çıktı ve başına ateş ederek intihar etti.

Haddam, sahtecilik olayı ve devlet rezervine ilişkin bilgiyi intiharın ardından “kısa süre içinde” öğrendiğini yazıyor.

Anılarda Zubi dönemine ilişkin başka dosyalara da yer veriliyor. Bunların başında, 1990'ların başında Airbus uçaklarının satın alınmasına ilişkin sözleşme geliyor.

Haddam'ın aktardığına göre başbakanın başkanlığında bir komite kuruldu. Ancak Ulaştırma Bakanı, Fransız şirketiyle komisyon almak amacıyla temasa geçmesinin ardından komiteden çıkarıldı. Hükümet, belgelenmiş itirazlara rağmen sözleşmeyi onayladı. Bunun, Zubi'nin hükümet üyelerine cumhurbaşkanının sözleşmeye onay verdiği izlenimini vermesinin ardından gerçekleştiği belirtiliyor.

dbrfgb
Hafız Esad ve solunda Abdülhalim Haddam, 1999 (Getty)

Haddam, Zubi'nin intiharından birkaç gün sonra Başbakan Yardımcısı Selim Yasin ile Ulaştırma Bakanı Müfid Abdülkerim'in gözaltına alınmasını ise dikkat çekici bir çelişki olarak kaydediyor. Söz konusu iki isim, Airbus sözleşmesine itiraz etmişti. Haddam'a göre, haksız yere gözaltına alınan Yasin ve Abdülkerim, 15'er yıl hapis cezasına ve uçakların değerini aşan bir para cezasına çarptırıldı.

Haddam aynı bağlamda, dönemin Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin, cumhurbaşkanının onayıyla görevlendirdiği uzmanların hazırladığı bir ekonomik reform çalışmasından da söz ediyor. Üç milyon dolara mal olan çalışmayı, hükümet ve parti liderliği üyeleri arasında “kendisinden başka hiç kimsenin okumadığını” belirtiyor.

Söz konusu banka belgelerinin bağımsız olarak doğrulanması mümkün olmadı. Dolayısıyla olayla ilgili anlatım, sahibinin sorumluluğunda bulunuyor. Olayın ayrıntıları, Zubi'nin başbakanlığı dönemindeki gelişmeler ve bu döneme eşlik eden yolsuzluk dosyaları, kitabın “Mahmud Zubi'nin intiharı” başlıklı bölümünde yer alıyor.