Krizin tam ortasında... Körfez ülkeleri, küresel ekonomi için stratejik bir ‘şok emici’ görevi görüyor

2,3 trilyon dolarlık ekonomik büyüklük ve 5,6 trilyon dolarlık devlet varlıkları

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreterliği bayrağı (Şarku’l Avsat)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreterliği bayrağı (Şarku’l Avsat)
TT

Krizin tam ortasında... Körfez ülkeleri, küresel ekonomi için stratejik bir ‘şok emici’ görevi görüyor

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreterliği bayrağı (Şarku’l Avsat)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreterliği bayrağı (Şarku’l Avsat)

ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın 18’inci gününe girilirken, Ortadoğu’daki hızlı jeopolitik gelişmeler, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin küresel ekonomik istikrardaki kilit rolünü yeniden gündeme taşıdı. Bu rol özellikle enerji piyasaları, uluslararası ticaret ve küresel tedarik zincirleri açısından önemini koruyor.

Savaşın baskısı altında tedarik zincirlerinin sarsıldığı bir dönemde, Körfez ülkeleri uluslararası ticaret ve enerji istikrarının temel dayanaklarından biri olarak öne çıkıyor. Toplam 2,3 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip olan bu blok, dünya sıralamasında dokuzuncu sırada yer alırken, yalnızca bir enerji ihracatçısı olmanın ötesine geçerek küresel finans ve yatırım sisteminde önemli bir ağırlık merkezi haline geliyor.

Bu rolün hassasiyeti, Körfez’in dünya ticareti ve enerji akışının en önemli geçiş noktalarını birbirine bağlayan coğrafi konumundan kaynaklanıyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek aksaklıklar, enerji fiyatlarında sert artış ve tedarik zincirlerinde çöküş endişelerini beraberinde getiriyor.

Saxo Bank Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ticaret Bölümü Başkanı Hamza Dweik, Körfez ülkelerinin küresel ekonomik istikrardaki rolünün teorik çerçevenin ötesine geçtiğini ve piyasa mekanizmaları üzerinde doğrudan etkiler yarattığını belirtti.

Dweik, bölgenin en kritik enerji arterlerinin kesişim noktasında bulunduğuna dikkat çekerek, bu durumun Körfez’e piyasa dalgalanmalarını yatıştırma ya da risklerin artması halinde büyütme kapasitesi kazandırdığını ifade etti.

Örnek olarak Hürmüz Boğazı’nı gösteren Dweik, buranın küresel enerji sistemindeki en hassas dar boğazlardan biri olduğunu vurguladı. 2024 yılında bu boğazdan geçen günlük ortalama petrol akışının yaklaşık 20 milyon varil seviyesine ulaştığını, bunun da dünya sıvı petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sine denk geldiğini kaydetti.

Petrol piyasasındaki ‘şok emiciler’

Enerji açısından bakıldığında Dweik, küresel ekonominin Körfez ülkelerine iki temel başlıkta bağımlı olduğunu belirtti: petrol arzının sürekliliği ve piyasa şoklarını absorbe edebilme kapasitesi.

Körfez ülkelerinde yoğunlaşan ve OPEC+ ittifakı kapsamında değerlendirilen yedek üretim kapasitesinin, piyasalara dalgalanma dönemlerinde yeniden denge sağlama imkânı sunduğunu ifade eden Dweik, bu durumun bölgeyi küresel petrol piyasasında en önemli istikrar unsurlarından biri haline getirdiğini belirtti.

Körfez’in rolünün yalnızca petrolle sınırlı olmadığına dikkat çeken Dweik, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) piyasasında da bölgenin belirleyici bir konuma sahip olduğunu kaydetti. Uluslararası Gaz Birliği (IGU) verilerine göre Katar, 2024 yılında küresel LNG ihracatının yaklaşık yüzde 18,8’ini gerçekleştirdi. Bu durum, bölgede yaşanabilecek herhangi bir aksamanın gaz fiyatları üzerindeki etkisinin ne denli hassas olduğunu ortaya koyuyor.

Küresel ticaret ve tedarik zincirleri

Körfez’in etkisi, enerjinin yanı sıra küresel ticaret ve lojistik hizmetler sistemine de uzanıyor. Bu durum, uluslararası tedarik zincirlerinin halihazırda belirgin bir kırılganlık yaşadığı bir dönemde daha da önem kazanıyor.

Dweik, bölgeyle bağlantılı deniz ticaret yollarında artan risklerin; özellikle Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı gibi hatlarda, yalnızca sevkiyat gecikmelerine yol açmadığını, aynı zamanda taşımacılık ve sigorta maliyetlerindeki artış nedeniyle küresel enflasyonist baskıları da tetikleyebileceğini ifade etti.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) raporları da ana deniz ticaret yollarındaki aksaklıkların, gemilerin rotalarını değiştirmek zorunda kalması durumunda navlun maliyetlerini artırabileceğini ve küresel ticaret hacminde daralmaya yol açabileceğini ortaya koyuyor.

Küresel ekonomi üzerindeki etkisi

Century Financial’in Yatırım Direktörü Vijay Valecha ise Körfez ülkelerinin, uluslararası enerji ve ticaret yollarının merkezindeki coğrafi konumları nedeniyle küresel ekonomik istikrarın temel unsurlarından biri olduğunu belirtti.

Valecha, küresel deniz yoluyla taşınan petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 27’sinin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğine dikkat çekerek, buna LNG arzının da benzer bir oranının eklendiğini ifade etti. Bu nedenle söz konusu kritik geçiş noktasında yaşanabilecek herhangi bir aksamanın, küresel ölçekte bir arz şoku anlamına geleceğini vurguladı.

Savaşın başlamasıyla birlikte boğazdaki deniz trafiğinin belirgin şekilde azaldığını kaydeden Valecha, Körfez ülkelerinin küresel piyasalara enerji akışının kesintisiz sürmesini sağlamak amacıyla hızlı önlemler aldığını dile getirdi.

Enerji akışı için alternatif yollar

Valecha, Körfez ülkelerinin Hürmüz Boğazı’nı aşmak ve petrol ihracatının sürekliliğini sağlamak amacıyla alternatif boru hatlarına yöneldiğini belirtti. Bu kapsamda en öne çıkan hatlardan biri, Suudi Arabistan’da Abkayk’tan başlayarak Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na uzanan ve yaklaşık bin 200 kilometre uzunluğa sahip doğu-batı boru hattı. Söz konusu hattın günlük yaklaşık 7 milyon varil taşıma kapasitesine sahip olduğu ifade ediliyor.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) de Habşan sahalarından Umman Körfezi kıyısındaki Fuceyre Limanı’na uzanan Habşan-Fuceyre boru hattına sahip olduğu belirtiliyor. Bu hattın günlük yaklaşık 1,5 milyon varil kapasiteyle petrol taşınmasına imkân sağladığı kaydediliyor.

Ancak Valecha, bu alternatiflerin önemine rağmen, Hürmüz Boğazı’ndan normal şartlarda geçen toplam arzın tamamını karşılamaya yetmediğini vurguladı. Bu durum, söz konusu geçiş noktasının küresel piyasalar açısından taşıdığı kritik önemi bir kez daha ortaya koyuyor.

Körfez ülkelerinin küresel ekonomiye yaptığı yatırımlar

Enerji piyasalarındaki rolünün yanı sıra, Körfez ülkelerine ait egemen varlık fonları da küresel finansal sistemin istikrarında önemli bir işlev üstleniyor. Bu fonların yönettiği toplam varlıkların yaklaşık 5,6 trilyon dolar seviyesinde olduğu ve bunun, dünya genelindeki egemen varlık fonlarının toplam varlıklarının yaklaşık yüzde 36’sına karşılık geldiği belirtiliyor.

fbrb
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (AFP)

Söz konusu fonlar; hisse senetleri, tahviller ve altyapı projeleri başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde geniş çaplı yatırımlar gerçekleştiriyor. Bu yatırımlar, uluslararası sermaye akışlarının güçlenmesine katkı sağlarken, küresel finansal istikrarı da destekliyor.

Ancak Valecha, bölgedeki gerilimlerin sürmesi halinde bazı fonların yatırımlarını iç pazarlara veya savunma harcamalarına yönlendirebileceğine dikkat çekti. Bu durumun, küresel finansal piyasalar üzerinde somut etkiler yaratabileceği uyarısında bulundu.

Ekonomik yansımalar

Gerilimin etkileri küresel piyasalarda şimdiden hissedilmeye başlandı. Savaşın başlangıcından bu yana petrol fiyatlarında sert dalgalanmalar yaşanırken, deniz taşımacılığı maliyetlerinde de belirgin artış kaydedildi.

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) tahminlerine göre, enerji fiyatlarının bir yıl boyunca yüzde 10 artması, küresel enflasyonu yaklaşık 40 baz puan yükseltebilir. Aynı senaryoda, küresel ekonomik büyümenin de 0,1 ila 0,2 puan arasında yavaşlayabileceği öngörülüyor.

Körfez bölgesi önemli bir odak noktası

Tüm bu gelişmeler, KİK ülkelerinin artık yalnızca bir enerji kaynağı olmanın ötesine geçtiğini ortaya koyuyor. Bu ülkeler, petrol ve gaz piyasalarındaki rolleri kadar küresel ticaret ve uluslararası yatırımlar aracılığıyla da dünya ekonomisinin istikrarında merkezi bir konuma yerleşmiş durumda.

Dünya genelinde jeopolitik ve ekonomik dönüşümlerin sürmesiyle birlikte, Körfez’in öneminin önümüzdeki yıllarda daha da artması bekleniyor. Bölge, sadece bir enerji merkezi olarak değil, aynı zamanda küresel ekonominin krizler karşısında dayandığı temel sütunlardan biri olarak öne çıkıyor.



Suudi Arabistan gayrimenkul piyasasının dengelerini yeniden şekillendiriyor

Sakani konut programı projesinden bir kare (SPA
Sakani konut programı projesinden bir kare (SPA
TT

Suudi Arabistan gayrimenkul piyasasının dengelerini yeniden şekillendiriyor

Sakani konut programı projesinden bir kare (SPA
Sakani konut programı projesinden bir kare (SPA

Suudi Arabistan emlak piyasasında yıllık boş gayrimenkul vergilerine ilişkin uygulama yönetmeliğinin yürürlüğe girmesi bekleniyor. Suudi Arabistan Belediyeler ve İskân Bakanlığı, uygulamaya geçmeden önce görüş ve önerileri almak amacıyla yönetmelik taslağını “İstitlaa” platformunda kamuoyuna sundu. Düzenleme kapsamında, şehir sınırları içinde atıl durumda bulunan gayrimenkuller için mülk değerinin yüzde 5’ini aşmayacak şekilde yıllık ücret uygulanması öngörülüyor. Amaç ise piyasadaki arzı artırmak ve spekülatif birikimi sınırlandırmak.

Yeni düzenleme, gayrimenkul varlıklarının daha verimli kullanılmasını ve mülk sahiplerinin boş duran taşınmazlarını ekonomiye kazandırmasını hedefliyor. Böylece arz-talep dengesinin desteklenmesi ve emlak sektöründe istikrarın sağlanması amaçlanıyor. Bu adım, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman’ın piyasayı düzenlemeye yönelik talimatlarının devamı niteliğinde değerlendiriliyor.

“Amaç sadece gelir elde etmek değil”

Raoud Emlak şirketinin CEO’su mühendis Abdülnasır el-Abdüllatif, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, boş gayrimenkullere yönelik uygulama yönetmeliğinin emlak piyasası açısından önemli bir düzenleyici adım olduğunu söyledi. Özellikle kiralık konut ve ticari alanlara yüksek talep bulunmasına rağmen uzun süre kapalı tutulan çok sayıda birim olduğuna dikkat çekti.

El-Abdüllatif’e göre bu ücretlerin temel amacı yalnızca mali gelir sağlamak değil; kullanılmayan gayrimenkullerin piyasaya kazandırılmasını teşvik etmek. Düzenlemenin, önümüzdeki dönemde kiralık konut arzını artırmasının beklendiğini belirten El-Abdüllatif, boş tutulan mülklerin artık mal sahiplerine doğrudan maliyet oluşturacağını, bunun da yatırımcıları kiralama veya satışa yönelteceğini ifade etti.

Bu gelişmenin özellikle büyük şehirlerde kira fiyatları üzerindeki baskıyı zamanla hafifletebileceğini söyleyen El-Abdüllatif, etkinin kısa vadede değil, kademeli biçimde hissedileceğini vurguladı. Bunun ise uygulama mekanizmasının başarısına, boş durumdaki mülklerin doğru şekilde tespit edilmesine ve mülk sahiplerinin kurallara uyumuna bağlı olacağını kaydetti.

Piyasa daha olgun bir döneme giriyor

El-Abdüllatif ayrıca Suudi Arabistan emlak piyasasının yeni yasalar, konut programları ve kentsel dönüşüm projeleri sayesinde daha düzenli ve olgun bir aşamaya geçtiğini söyledi. Önümüzdeki yıllarda kullanılmayan gayrimenkulleri elde tutmak yerine, ekonomik olarak değerlendirme ve verimli işletme anlayışının öne çıkacağını belirtti. Bunun da arzı artırarak piyasa dengesine olumlu katkı sağlayacağını ifade etti.

Mülk sahipleri üzerinde baskı oluşacak

Öte yandan Mansat Emlak şirketinin CEO’su Halid el-Mübeyyid da Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, yeni düzenlemenin mülk sahiplerini daha fazla konutu kiraya sunmaya zorlayacağını söyledi. Böylece ücretlerden kaçınmak isteyen mal sahiplerinin piyasaya yeni konut arzı sağlayacağını, bunun da fiyatların düşmesine katkıda bulunacağını belirtti.

El-Mübeyyid, geçmişte mülk sahiplerinin daha yüksek kira bedeli beklentisiyle kiralama kararını geciktirdiğini, bunun da arz sıkıntısı ve fiyat artışlarında etkili olduğunu ifade etti. Ayrıca bazı tekelci uygulamaların da piyasadaki dengesizliği artırdığını söyledi.

“Artık yeni bir dönemin eşiğindeyiz” diyen El-Mübeyyid, önümüzdeki süreçte piyasaya daha fazla konut arzı sunulacağını ve mülk sahipleri ile kiracılar arasındaki uygulamaların daha sağlıklı hale geleceğini dile getirdi. Ayrıca Suudi Arabistan’ın bölgesel merkezlerini Riyad’a taşıyan büyük şirketler için cazip bir pazar haline geldiğini, bunun da kiralama piyasasında hareketlilik ve talep artışı yaratacağını sözlerine ekledi.


Suudi Arabistan’daki boş gayrimenkuller vergiye tabi... Piyasa arzın artmasını bekliyor

Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi’nin Cidde’deki projelerinden biri (Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi)
Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi’nin Cidde’deki projelerinden biri (Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi)
TT

Suudi Arabistan’daki boş gayrimenkuller vergiye tabi... Piyasa arzın artmasını bekliyor

Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi’nin Cidde’deki projelerinden biri (Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi)
Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi’nin Cidde’deki projelerinden biri (Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi)

Suudi Arabistan’da boş gayrimenkul vergilerine ilişkin uygulama yönetmeliğinin kabul edilmesinin ardından, emlak piyasası yeni bir döneme hazırlanıyor. Düzenleme, kullanılmayan konut ve iş yeri sahiplerini mülklerini işletmeye, kiraya vermeye ya da satışa çıkarmaya teşvik ederek piyasadaki arzı artırmayı hedefliyor. Söz konusu adım, büyük şehirlerde arz-talep dengesini güçlendirmeyi ve emlak alanındaki stokçuluğu sınırlandırmayı amaçlayan düzenleyici bir hamle olarak değerlendiriliyor.

Bu gelişme, hükümetin gayrimenkul varlıklarının verimliliğini artırmak ve konut sektörünü iyileştirmek amacıyla yürüttüğü reform paketinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Reformların, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın talimatları doğrultusunda, Vizyon 2030 hedefleri kapsamında daha sürdürülebilir ve düzenli bir emlak piyasası oluşturmayı amaçladığı belirtiliyor.

Suudi Arabistan Belediye, Köy İşleri ve İskân Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, boş gayrimenkul vergilerine ilişkin uygulama yönetmeliğinin onaylandığını duyurdu. Bakanlık, düzenlemenin boşluk kriterlerinin karşılanması halinde devreye girecek bir düzenleme aracı olduğunu, uygulama kapsamındaki şehirler ve coğrafi bölgelerin ise daha sonra açıklanacağını bildirdi.

Gayrimenkul varlıkları

Yönetmelik, gayrimenkul varlıklarının kullanım verimliliğini artırmayı, boş durumdaki mülklerin ekonomiye kazandırılmasını teşvik etmeyi, piyasadaki arzı yükseltmeyi ve yerel emlak piyasasında dengeyi güçlendirmeyi amaçlıyor. Düzenlemeye göre boş gayrimenkuller için uygulanacak yıllık vergi, emsal kira bedeli üzerinden hesaplanacak ve bina değerinin yüzde 5’ini aşmayacak.

Vergilerin uygulanacağı coğrafi alanlar ise bakan kararıyla belirlenecek. Bu kapsamda boşluk oranları, emlak fiyatlarındaki artış, konut maliyetleri ile arz-talep dengesi gibi göstergeler dikkate alınacak.

Boş gayrimenkuller, şehir imar sınırları içinde yer alan ve makul bir gerekçe olmaksızın uzun süre kullanılmayan binalar olarak tanımlanıyor. Bu durumun piyasada yeterli arzın oluşmasını olumsuz etkilediği belirtiliyor.

‘Boş kalma süresi’ uygulaması ise düzenleme kapsamındaki coğrafi alanlarda bulunan ve kullanıma uygun durumdaki binalar için geçerli olacak. Buna göre bir yapının referans yıl içinde aralıksız ya da kesintili şekilde toplam 6 ay boş kalması halinde uygulama devreye girecek.

Boş evlerin ekonomiye kazandırılması

Bu çerçevede, emlak uzmanları Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmede, boş gayrimenkul vergilerine ilişkin uygulama yönetmeliğinin kabul edilmesinin Suudi emlak piyasasının düzenlenmesinde nitelikli bir dönüşüm anlamına geldiğini belirtti. Uzmanlar, düzenlemenin kullanılmayan gayrimenkul sahiplerini mülklerini uzun süre kapalı tutmak yerine ekonomiye kazandırmaya yönelteceğini ifade etti. Yeni vergilerin, özellikle kiralık konut ve ticari alan talebinin yüksek olduğu büyük şehirlerde, konut ve ticari birimlerin yeniden piyasaya dönmesini sağlayarak gayrimenkul stokunun daha verimli kullanılmasına katkıda bulunacağı kaydedildi.

Önümüzdeki dönemde daha fazla mülk sahibinin yıllık vergilerden kaçınmak amacıyla kiralama veya satış yoluna gitmesinin beklendiğini belirten uzmanlar, bunun piyasadaki arzı kademeli olarak artıracağını ve fiyat artış hızının yavaşlamasına yardımcı olacağını söyledi.

Uzmanlara göre Suudi emlak piyasası, yeni düzenlemeler ve devam eden reformların desteğiyle, varlıkların etkin kullanımı ve gerçek yatırımı esas alan daha olgun bir aşamaya giriyor. Bu sürecin, tekelci uygulamaları sınırlamayı ve emlak sektöründe sürdürülebilirliği güçlendirmeyi hedeflediği ifade edildi.

Gayrimenkul sahiplerini teşvik etmek

Roud Gayrimenkul Şirketi CEO’su Mühendis Abdunnasır el-Abdullatif Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, boş gayrimenkul vergilerine ilişkin uygulama yönetmeliğinin kabul edilmesinin “özellikle kira talebinin arttığı bir dönemde kullanılmayan çok sayıda konut ve ticari birimin bulunması nedeniyle, emlak piyasasının verimliliğini artırmaya yönelik önemli bir düzenleyici adım” olduğunu söyledi.

Abdullatif, uygulamanın amacının yalnızca mali boyutla sınırlı olmadığını belirterek, ‘esas hedefin, mülk sahiplerini kullanılmayan gayrimenkullerini ekonomiye kazandırmaya ve uzun süre kapalı tutmak yerine yeniden piyasaya sürmeye teşvik etmek’ olduğunu ifade etti. Yeni düzenlemenin önümüzdeki dönemde kiralık gayrimenkul arzını artırmasını beklediğini kaydeden Abdullatif, boş kalan birimlerin mülk sahiplerine doğrudan mali yük getireceğini, bunun da yatırımcıların bir bölümünü mülklerini kiraya vermeye veya satışa çıkarmaya yönelteceğini söyledi. Bu durumun özellikle talebin yüksek olduğu büyük şehirlerde kira fiyatları üzerindeki baskının kademeli olarak azalmasına katkı sağlayabileceğini dile getirdi.

Boş durumdaki birimlerin listesi

Abdullatif, kararın etkilerinin kısa vadede hemen görülmeyeceğini belirterek, “Emlak piyasası yeni düzenlemelere kademeli olarak tepki veriyor. Ayrıca etkinin boyutu, uygulama mekanizmalarının verimliliğine, boş durumdaki birimlerin doğru şekilde tespit edilmesine ve mülk sahiplerinin yönetmeliğe uyum düzeyine bağlı olacak” dedi.

Suudi emlak piyasasının daha olgun ve daha düzenli bir yapıya doğru ilerlediğini ifade eden Abdullatif, bu sürecin modern mevzuat, konut programları ve kentsel dönüşüm projeleriyle desteklendiğini söyledi. Önümüzdeki yıllarda gayrimenkul varlıklarının işletme verimliliğini artırmaya ve ekonomik kullanımını en üst düzeye çıkarmaya daha fazla odaklanılacağını belirten Abdullatif, bunun da piyasadaki arzın artmasına ve arz-talep dengesinin daha sağlıklı şekilde oluşmasına olumlu katkı sağlayacağını dile getirdi.

Ek arz

Gayrimenkul uzmanı Ahmed Ömer Basudan da Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, yeni yönetmeliğin kabul edilmesinin, şehirlerin imar sınırları içindeki atıl durumdaki gayrimenkullerin piyasaya kazandırılması yoluyla emlak varlıklarının verimliliğini artırmaya ve kiralama piyasasını canlandırmaya yönelik açık bir yönelimi ortaya koyduğunu söyledi.

Basudan, yeni düzenleme karşısında mülk sahiplerinin baskı altında kalacağını belirterek, “Mülk sahiplerinin artık, bölge ve mahalle koşullarına uygun makul fiyatlarla kiralama yapmak dışında fazla seçeneği kalmayacak. Önceki dönemde olduğu gibi daha yüksek fiyat beklentisiyle bekleme yaklaşımı sürdürülebilir olmayacak” dedi. Gayrimenkul yatırımlarının artık daha çok işletme ve kullanım odaklı hale geleceğini, stok amaçlı elde tutma anlayışının gerileyeceğini ifade eden Basudan, önümüzdeki dönemde piyasaya kademeli olarak ek arz gireceğini söyledi. Basudan, mülk sahiplerinin boş gayrimenkulleri elde tutma konusundaki yaklaşımlarını yeniden değerlendireceğini belirterek, bunun arz ve talep arasında daha dengeli bir yapı oluşturacağını ve fiyatların gerilemesine katkı sağlayacağını ifade etti. Bunun da hükümetin önümüzdeki dönemde ulaşmayı hedeflediği temel amaçlardan biri olduğunu kaydetti.


Kuveyt'te sızmaya çalışan Devrim Muhafızları üyelerinin yakalamasının ardından diplomatik kriz çıktı

Kuveyt Şehri’nden genel görünüm (Reuters)
Kuveyt Şehri’nden genel görünüm (Reuters)
TT

Kuveyt'te sızmaya çalışan Devrim Muhafızları üyelerinin yakalamasının ardından diplomatik kriz çıktı

Kuveyt Şehri’nden genel görünüm (Reuters)
Kuveyt Şehri’nden genel görünüm (Reuters)

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı dün İran Büyükelçisi Muhammed Tutunji'yi çağırdı ve kendisine "İran Devrim Muhafızları'na bağlı bir grubun Bubiyan Adası'na sızması ve Kuveyt silahlı kuvvetleriyle çatışması" ile ilgili bir protesto notası verdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Kuveyt’in bu “düşmanca eylemi” en sert şekilde kınadığı belirtilirken, İran’dan bu tür girişimleri derhal ve koşulsuz olarak durdurması talep edildi. Açıklamada ayrıca, Kuveyt’in egemenliğine yönelik bu açık ihlalden İran’ın tamamen sorumlu tutulduğu ifade edildi.

Kuveyt İçişleri Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamada, ülkeye deniz yoluyla girmeye çalışan 4 kişinin yakalandığını duyurmuştu. Açıklamada, şüphelilerin İslam Devrim Muhafızları Ordusu mensubu olduklarını itiraf ettikleri ve Kuveyt güçleriyle çatışmaya girdikleri belirtildi. Çatışmada bir Kuveyt güvenlik görevlisinin yaralandığı, iki şüphelinin ise kaçtığı kaydedildi.

Öte yandan, Bahreyn Yüksek Ceza Mahkemesi, "Devrim Muhafızları" ile casusluk yapmak, Krallığı hedef alan İran saldırılarını desteklemek, şiddet ve sabotaj vakalarıyla ilgili olarak 24 sanığa hapis cezası verdi.