15 dakikalık gizem... Trump’ın sürprizi, kamuoyuna duyurulmadan önce petrol tüccarlarının kulağına fısıldanmış mıydı?

Meksika’nın Dos Bocas kentinde bulunan devlet petrol şirketi Pemex’e ait Olmeca rafinerisi (Reuters)
Meksika’nın Dos Bocas kentinde bulunan devlet petrol şirketi Pemex’e ait Olmeca rafinerisi (Reuters)
TT

15 dakikalık gizem... Trump’ın sürprizi, kamuoyuna duyurulmadan önce petrol tüccarlarının kulağına fısıldanmış mıydı?

Meksika’nın Dos Bocas kentinde bulunan devlet petrol şirketi Pemex’e ait Olmeca rafinerisi (Reuters)
Meksika’nın Dos Bocas kentinde bulunan devlet petrol şirketi Pemex’e ait Olmeca rafinerisi (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Truth Social platformunda Tahran ile yürütülen ‘verimli’ görüşmelere ilişkin sürpriz bir paylaşım yapmasından yaklaşık 15 dakika önce, küresel petrol piyasalarında alışılmadık hareketlilik yaşandı. Bu durum, piyasa gözlemcilerinin dikkatini çekti ve şüphe uyandırdı.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times’tan aktardığına göre, Bloomberg verilerine dayanan analizler, bazı işlemcilerin paylaşım sonrasında fiyatların çöküşünü öngörerek yarım milyar dolara kadar büyük bahisler oynadığını ortaya koydu.

Milyon dolarlık bahislerin detayları

Veriler, dün New York saatiyle sabah 6:49 ile 6:50 arasında sadece bir dakikada yaklaşık 6 bin 200 adet Brent ve West Texas Intermediate (WTI) vadeli sözleşmesinin el değiştirdiğini gösteriyor. Bu sözleşmelerin nominal değeri 580 milyon dolar olarak kaydedildi ve Trump’ın açıklamasından 15 dakika önce agresif bir şekilde satıldı. Trump’ın paylaşımının hemen ardından enerji piyasalarında geniş çaplı bir satış dalgası başladı; bu durum fiyatlarda sert düşüşlere yol açtı ve diğer varlıklarda da oynaklığın artmasına neden oldu.

İyimserliğin ve şüpheciliğin bulaşıcılığı

Olay sadece petrol piyasasıyla sınırlı kalmadı; şüpheli ham petrol işlemlerinin gerçekleştirilmesinin hemen ardından, ABD hisse senetlerini izleyen S&P 500 vadeli sözleşmeleri de yükseldi. Bu durum, yatırımcıların çatışmanın uzun süre devam edeceği yönündeki bahislerini azaltmalarına yol açtı.

Piyasa uzmanları, bu eşzamanlı ve ‘mükemmel’ şekilde başarılı hareketlerin, yakın zamanda Polymarket gibi tahmin platformlarında ABD’nin İran ve Venezuela’ya yönelik saldırıları öncesinde görülen kazançlı bahisleri hatırlattığını belirtti. Söz konusu gelişmeler, bazı tarafların önceden bilgi sahibi olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

Beyaz Saray’ın yanıtı

Bu dolaylı suçlamalara yanıt olarak Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, yönetimin önceliğinin yalnızca Amerikan halkının çıkarı olduğunu belirtti. Desai, Beyaz Saray’ın yetkililerin iç bilgileri kullanarak yasadışı kazanç sağlamasına asla tolerans göstermeyeceğini vurguladı ve bu tür iddialara işaret eden raporları ‘sorumluluk dışı’ olarak nitelendirdi.

Buna karşın hedge fon yöneticileri, bu tür önceden yapılmış işlemlerin tekrarlanmasından duydukları ‘hayal kırıklığını’ dile getirdi. Deneyimli bir trader, yaşananları özellikle önemli ekonomik veri açıklamalarının veya Fed yetkililerinin konuşmalarının olmadığı bir günde tamamen ‘anormal’ olarak nitelendirdi.

Tahran’ın yanıtı ve piyasadaki dalgalanmalar

Öte yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Washington ile herhangi bir görüşme yürütüldüğü iddialarını X platformunda yalanlayarak, söz konusu haberleri ‘piyasalarda manipülasyon yapmak ve mevcut çıkışsız durumdan kaçmak amacıyla yayılan sahte haberler’ olarak nitelendirdi. Bu yalanlama, küresel hisse senedi piyasalarında ani bir düşüşe yol açarken, enerji piyasalarında alım gücünün yeniden devreye girmesine neden oldu. Gelişme, piyasaların siyasi açıklamalara -ister gerçek, ister taktiksel olsun- ne kadar hassas tepki verdiğini ortaya koydu.



60 günlük süre doluyor... Trump acele etmezken, İran gerginliği artırmakla tehdit ediyor

60 günlük süre doluyor... Trump acele etmezken, İran gerginliği artırmakla tehdit ediyor
TT

60 günlük süre doluyor... Trump acele etmezken, İran gerginliği artırmakla tehdit ediyor

60 günlük süre doluyor... Trump acele etmezken, İran gerginliği artırmakla tehdit ediyor

ABD-İran mutabakat zaptında öngörülen 60 günlük sürenin bugün sona ermesiyle birlikte, ABD Başkanı Donald Trump İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin verilemeyeceğini bir kez daha vurgularken, İran ise diplomatik girişimlerin başarısız olması halinde gerilimi artırma tehdidinde bulundu.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, “Temel hedef, her zaman olduğu gibi İran’ın hiçbir şekilde nükleer silaha sahip olmamasıdır” ifadesini kullandı.

Trump, Fox News’e verdiği röportajda ise savaşın sona ermesi için bir takvim belirlemediğini belirterek, “Bir takvimim yok. Acelem yok” dedi.

Buna karşılık, üst düzey bir İranlı yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD ile yürütülen diplomatik çabaların başarısız olması halinde Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nda ve bölgenin genelinde gerilimi artıracağını söyledi. Yetkili, İran politikasında savunma yerine saldırıya dayalı bir yaklaşıma geçiş yaşandığına işaret etti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise bugün yaptığı açıklamada, mutabakat zaptında 60 günlük bir süre öngörülmediğini belirterek, “İran, politikalarını baskı, tehdit ve süre kısıtlamaları altında şekillendiren bir taraf değildir” dedi.

Bekayi, Pakistan’ın arabuluculuk çabaları sürerken müzakere sürecinin aksamasından ABD’yi sorumlu tuttu. Bekayi ayrıca, Umman’la görüşmelerin devam ettiğini belirterek, “Umman’la görüşmelerin uzamasının nedeni konunun karmaşıklığı, sürece dahil olan tarafların çokluğu ve bazı ülkelerin süreci baltalama çabalarıdır” ifadesini kullandı.


Savaş İsrail'e 140 milyar dolara mal oldu

İsrail önümüzdeki on yılda güvenliğe yaklaşık 1,5 trilyon şekel harcayacak (Reuters)
İsrail önümüzdeki on yılda güvenliğe yaklaşık 1,5 trilyon şekel harcayacak (Reuters)
TT

Savaş İsrail'e 140 milyar dolara mal oldu

İsrail önümüzdeki on yılda güvenliğe yaklaşık 1,5 trilyon şekel harcayacak (Reuters)
İsrail önümüzdeki on yılda güvenliğe yaklaşık 1,5 trilyon şekel harcayacak (Reuters)

Tel Aviv’deki bağımsız uzmanların tahminlerine göre, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana yürüttüğü savaşın maliyeti şimdiye kadar yaklaşık 420 milyar şekele (140 milyar dolar) ulaştı. Bu rakamın kısa süre içinde yarım trilyon şekele (167 milyar dolar) yükselmesi ve savaşın İsrail ekonomisi üzerindeki etkisinin gelecek yıllar boyunca devam etmesi bekleniyor.

İbranice Haaretz gazetesine bağlı ekonomi gazetesi The Marker tarafından yapılan araştırmada, “Güvenliği sağlamak için ödediğimiz bu ağır ve eşi görülmemiş bedelin üzücü yanı, bize hiçbir güvenlik sağlamamış olmasıdır” değerlendirmesinde bulunuldu.

Yeterli güvenlik sağlansaydı

Gazete, eski üst düzey bir İsrailli ekonomi yetkilisinin şu sözlerine yer verdi: “Yeterli güvenliğe ulaşmış olsaydık, önümüzdeki on yılda güvenlik bütçesini iki katına çıkarmaya gerek kalmazdı.”

 İsrail'in ulusal borcu savaş nedeniyle 400 milyar şekel arttı (Arşiv- Reuters)
İsrail'in ulusal borcu savaş nedeniyle 400 milyar şekel arttı (Arşiv- Reuters)

Gazetenin haberine göre savaş nedeniyle İsrail’in kamu borcu 400 milyar şekel arttı. Önümüzdeki yıllarda yüz milyarlarca şekel daha artması beklenen askerî harcamaların finanse edilmesi gerekecek. Özellikle “silah ve mühimmatın savurganca kullanılması ve yedek kuvvetlere aşırı ve olağan dışı ölçüde başvurulması” bu maliyeti artırıyor.

Ancak bu harcamaların nasıl finanse edileceği henüz net değil.

Gazete, eski üst düzey bir subayın şu değerlendirmesini aktardı: “Savaş gereğinden fazla uzadı. Siyasi kademe siyasi uzlaşmalarla ilgilenmiş olsaydı, aynı sonuçlara, hatta daha iyi sonuçlara, daha kısa süren bir savaşla ulaşılabilirdi.”

Habere göre İsrail, önümüzdeki 10 yılda güvenlik alanında yaklaşık 1,5 trilyon şekel harcayacak. (1 dolar yaklaşık 3 şekel.)

Gazete ayrıca Savunma Bakanlığı Genel Müdürü Amir Baram tarafından hazırlanan bir belgede, İsrail’in güvenlik açısından “son derece zorlu bir on yıla” hazırlandığını aktardı. Bu durum, yıllık 3,8 milyar dolarlık ABD güvenlik yardımının 2029’dan itibaren tamamen kesilebileceğinin öngörüldüğü bir dönemde ortaya çıkıyor.

Yedek askerlerin maliyeti

Habere göre normal dönemlerde İsrail ordusundaki yedek asker sayısı yaklaşık 6 bin iken, savaşın başlamasından sonraki günlerde 220 bin yedek asker göreve çağrıldı. Bu durum, söz konusu birliklerin yemek, maaş ve barınma giderlerini karşılamak için hızla kaynak ayrılmasını gerektirdi.

Şarku’l Avsat’ın TheMarker’dan aktardığına göre “savaş boyunca hiç kimse ekonomik hesaplama yapmaya çalışmadı, para bir kıstas olmadı ve yedek askerlere gerek olmadığı veya daha düşük maliyetli çözümler bulunabileceği durumlarda bile yedekler uzun süre görev yaptı.”

Netanyahu, Şeyh (Hermon) Dağı'nda (AFP Arşivi)
Netanyahu, Şeyh (Hermon) Dağı'nda (AFP Arşivi)

Üst düzey subay ise ordunun bu kadar büyük sayıdaki yedek askeri bünyesine katmaya hazırlıklı olmadığını söyledi. Subay, Gazze’de savaşa katılan askerî tümenlerden birinin Gazze Şeridi’ne girmek üzere hiçbir zaman yeterli hazırlığa sahip olmadığını ve askerlerin elinde uygun teçhizat bulunmadığını ifade etti.

Görevinizi yapın, parayı düşünmeyin

Gazete, dönemin Savunma Bakanlığı Genel Müdürü ve bugün İsrail Genelkurmay Başkanı olan Eyal Zamir’in subaylara “Görevinizi yapın, parayı düşünmeyin” mesajı verdiğini belirtti.

Başbakan Binyamin Netanyahu ise Hamas’ın saldırısına yol açan güvenlik başarısızlığı, çok sayıda İsraillinin hayatını kaybetmesi ve yaklaşık 200 bin İsraillinin evlerinden ve yerleşimlerinden tahliye edilmesinin yarattığı şokun etkisiyle, “Herkes için para var. Talimatım açık: Muslukları açın ve ihtiyacı olan herkese para akıtın” dedi.

Mühimmat stokları yetersizdi

İsrail ordusunun Ekim 2023’ün sonlarında Gazze Şeridi’ne yönelik kara harekâtına başlamasının ilk döneminde savaşın en az üç ay sürmesi bekleniyordu. Ancak ordunun mühimmat stokları daha kısa süreli savaşlar için hazırlanmıştı.

Perşembe günü Tel Aviv'de 7 Ekim 2023 saldırısının 1000. günü anma mitinginde Netanyahu'ya benzeyen maske takan bir protestocu (AP)
Perşembe günü Tel Aviv'de 7 Ekim 2023 saldırısının 1000. günü anma mitinginde Netanyahu'ya benzeyen maske takan bir protestocu (AP)

Genelkurmay Başkanlığı’nda görev yapmış eski bir subay, gazetenin aktardığına göre, “Aslında kısa süreli savaşlar için gereken mühimmat stokundan bile daha azına sahiptik; fiilî tüketim ise planlananın iki katıydı” ifadesini kullandı.

Vergi artışı

Savaşın uzun süreceği ve İran ile Yemen de dâhil olmak üzere başka, daha uzak cephelere yayılacağı anlaşılınca Maliye Bakanlığı yetkilileri savaşı finanse etmek amacıyla çeşitli kararlar almaya başladı.

Bunların başında 2025 yılında 35 milyar şekel tutarında vergi artışı geliyor. Bu karar, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Moody’s, Standard & Poor’s ve Fitch’in İsrail’in kredi notunu düşürmesinin ardından alındı. Vergilerin artırılmaması hâlinde kredi notunun daha da düşeceği ve bunun ağır bir mali krize yol açacağı endişesi etkili oldu.

Vergilerin önümüzdeki seçimlerden sonra daha da artırılması bekleniyor. Seçimlerin ise 75 gün sonra yapılması öngörülüyor.

Kararlar ve sorular

Gazete, aralarında ekonomik ve güvenlikle ilgili bir dizi kararın seçimlerden sonra alınmasının beklendiğini belirtti. Bunların arasında güvenlik bütçesinin artırılması ve yedek askerlerin göreve çağrılmaya devam edilmesi de bulunuyor.

Gazete haberini şu sorularla noktaladı: İsrail finans piyasalarının ve ekonomisinin, devasa güvenlik bütçeleri ve azalan Amerikan yardımı karşısında güçlü kalmaya devam etmesi mümkün olacak mı? Ortaya çıkan bu tabloda savaşın maliyetini gerçekte kim ödeyecek?


İran, gözaltına aldığı iki Fransız diplomatın ülkeye dönüşünü engelledi

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, (Arşiv- IRNA)
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, (Arşiv- IRNA)
TT

İran, gözaltına aldığı iki Fransız diplomatın ülkeye dönüşünü engelledi

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, (Arşiv- IRNA)
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, (Arşiv- IRNA)

İran Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, temmuz ayında kısa süreliğine gözaltına alınan ve ardından ülkeden ayrılan iki Fransız diplomatın İran’a dönmelerinin engellendiğini duyurdu.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında, “Söz konusu iki kişi İran’dan ayrıldı. Ayrıca resmî olarak İran’a dönmelerinin yasaklandığını da açıkladık” ifadelerini kullandı.

20 Temmuz’da Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, diplomatların İran güvenlik güçleri tarafından “son derece ciddi bir yıldırma eylemine” maruz bırakıldığını söylemişti. Barrot, diplomatların birinin “fiziksel saldırıya uğradığını” belirtmişti.

Barrot, iki diplomatın “herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin birkaç saat gözaltında tutulduğunu, sorgulandığını ve içlerinden birinin fiziksel saldırıya uğradığını” daha sonra ise büyükelçiliğe dönmelerine izin verildiğini ifade etmişti.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, çarşamba günü Élysée Sarayı’nda düzenlenen haftalık Bakanlar Kurulu toplantısının ardından (AFP)
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, çarşamba günü Élysée Sarayı’nda düzenlenen haftalık Bakanlar Kurulu toplantısının ardından (AFP)

Tahran ise diplomata yönelik saldırı iddiasını reddetti. İran makamları, diplomatların “yetkililer tarafından aranan bazı kişilerle bir toplantıya katılmalarının” ardından güvenlik birimleri tarafından “kısa süreliğine sorgulandığını” belirtti.

İran, temmuz ayının sonlarında Fransa’nın Tahran Büyükelçisi’ni çağırarak, Fransa’nın tutumunu “içişlerine müdahale” olarak nitelendirdi ve Fransız hükümetinden “bu uygulamalara son vermesini” istedi.

Öte yandan İran İstihbarat Bakanlığı cumartesi günü Fransa’yı İran’da “nüfuz oluşturmaya yönelik büyük çaplı bir proje” yürütmek ve “Fransa’nın ülkenin bağımsızlığına karşı adımlar atmasının zeminini hazırlamakla” suçladı.