Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi İran ile ABD ve İsrail arasında süren krizle ilgili yürütülecek herhangi bir müzakere ya da anlaşma sürecine Körfez ülkelerinin mutlaka dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. Budeyvi, “Bu kriz sonrasında Ortadoğu’nun haritasını değiştirmeyi amaçlayan her türlü çerçeve, girişim veya bölgesel düzenleme kesin olarak reddedilmektedir” dedi.
Budeyvi, çözümde önceliklerinin diplomatik ve siyasi yollar olduğunu belirterek, bunun “en akılcı ve en başarılı seçenek” olduğunu ifade etti. Bununla birlikte Körfez ülkelerinin uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi çerçevesinde “tüm seçenekleri değerlendirdiğini” de sözlerine ekledi.
Perşembe günü Riyad’da Arap ve yabancı büyükelçilere verdiği brifingde konuşan Budeyvi, uluslararası ortaklara İran’a yönelik açık ve birleşik bir mesaj verilmesi çağrısında bulundu. Bu mesajın, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını derhal ve koşulsuz olarak durdurmasını içermesi gerektiğini söyledi.
Körfez ülkelerinin hedefinin hiçbir zaman İran’ı zayıflatmak ya da yok etmek olmadığını belirten Budeyvi, amaçlarının karşılıklı saygı, iç işlerine müdahale etmeme ve saldırmazlık ilkelerine dayalı normal ilişkiler kurmak olduğunu dile getirdi.
Mevcut durumun “Ortadoğu’nun karmaşıklığı” çerçevesinde ele alınamayacağını vurgulayan Budeyvi, yaşananların uluslararası hukukun açık ihlali ve herhangi bir çatışmanın tarafı olmayan ülkelere yönelik sistematik saldırılar olduğunu ifade etti. Uluslararası aktörleri gerçekleri doğru değerlendirmeye çağırdı.
Körfez ülkelerinin onlarca yıldır bölgesel ve küresel istikrarın temel unsurlarından biri olduğunu, aynı zamanda güvenilir bir enerji tedarikçisi ve küresel ekonomide sorumlu bir ortak olarak öne çıktığını belirten Budeyvi, buna karşın ülkelerinin saldırı hedefi olmayı ya da bölgesel hesaplaşmaların sahası haline gelmeyi kabul etmeyeceğini söyledi.

İran’ın son 25 günde 5 binden fazla balistik füze ve insansız hava aracıyla Körfez ülkelerini hedef aldığını aktaran Budeyvi, savaş süresince fırlatılan füzelerin yüzde 85’inin Körfez’e yöneldiğini kaydetti.
Körfez hava savunma sistemlerinin bu saldırıları “yüksek profesyonellikle” engellediğini belirten Budeyvi, bunun saldırıların ciddiyetini azaltmadığını ve İran’ın sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını vurguladı.
Budeyvi ayrıca İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ticari gemiler ve petrol tankerlerinin geçişini engellemesi ve geçişlerden ücret talep etmesini uluslararası deniz hukuku ihlali olarak nitelendirdi. Bölgede gemi kaçırma ve saldırıların da tekrarlandığını ifade etti.
Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıkların yalnızca Körfez’i değil küresel ekonomiyi de etkilediğini belirten Budeyvi, bazı ülkelerin petrol ve gaz tedarikinde sıkıntı yaşadığını söyledi. Uluslararası deniz yollarının hiçbir tarafça engellenemeyeceğini ya da şartlara bağlanamayacağını vurguladı.

Boğazın kapatılmasının başlangıçta enerji fiyatlarını artırabileceğini, ancak uzun vadede küresel ekonomi, enerji piyasaları, deniz sigortacılığı ve sivil havacılık üzerinde “yıkıcı sonuçlar” doğuracağını ifade eden Budeyvi, “Hürmüz Boğazı’nda olan, sadece orada kalmaz” dedi.
Körfez ülkelerinin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarından habersiz olduğunu belirten Budeyvi, bu operasyonlara katılmadıklarını ve topraklarının İran’a karşı kullanılmasına izin vermediklerini Tahran’a ilettiklerini söyledi. Buna rağmen İran’ın saldırılarını sürdürdüğünü ifade etti.
Körfez ülkelerinin gerilimi tırmandırmamak için azami ölçüde itidal gösterdiğini ve karşılık vermekten kaçındığını belirten Budeyvi, bunun İran’ın saldırıları durdurması umuduyla yapıldığını dile getirdi.

Son olarak Körfez’in küresel ekonomi için stratejik önemine dikkat çeken Budeyvi, bölgenin günlük yaklaşık 16 milyon varil ham petrol üretimiyle dünya üretiminin yüzde 22’sini karşıladığını, küresel petrol ihracatının yüzde 27’sine denk gelen 11,5 milyon varil ihracat yaptığını belirtti. Ayrıca dünya petrol rezervlerinin yüzde 33’üne ve doğal gaz rezervlerinin yüzde 21’ine sahip olduğunu vurguladı.
Bu verilerin Körfez’i küresel ekonomi için vazgeçilmez bir unsur haline getirdiğini belirten Budeyvi, bölgede yaşanacak herhangi bir istikrarsızlığın doğrudan enerji güvenliği ve küresel ekonomik istikrarı etkileyeceğini sözlerine ekledi.


