Fırlatmanın ötesinde… Artemis II görevini yönlendiren gizli teknolojiler

NASA’nın Kennedy Uzay Merkezi’nde bulunan devasa Artemis (SLS) roketi (AFP)
NASA’nın Kennedy Uzay Merkezi’nde bulunan devasa Artemis (SLS) roketi (AFP)
TT

Fırlatmanın ötesinde… Artemis II görevini yönlendiren gizli teknolojiler

NASA’nın Kennedy Uzay Merkezi’nde bulunan devasa Artemis (SLS) roketi (AFP)
NASA’nın Kennedy Uzay Merkezi’nde bulunan devasa Artemis (SLS) roketi (AFP)

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), onlarca yıl sonra Ay’a dönüş programı kapsamında ilk insanlı uçuş olan ‘Artemis II’ görevini başlattı. Dikkatler aracı uzaya taşıyan dev roket üzerinde yoğunlaşsa da, görevin asıl önemi sahne arkasında çalışan karmaşık teknolojiler sisteminde yatıyor. Bu teknolojiler yalnızca ulaşımı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda insanların uzayda yaşamasını ve çalışmasını mümkün kılıyor.

Bir test görevi... Sadece bir yolculuk değil

Artemis II görevi Ay yüzeyine inişi hedeflemiyor; daha çok, gelecekteki görevlerde kullanılacak sistemlerin kapsamlı bir test uçuşu niteliğinde. Bu sistemler arasında navigasyon, iletişim, yaşam destek, enerji yönetimi ve derin uzay ortamında insan-makine etkileşimi yer alıyor. Bu yaklaşım, uzay keşfi felsefesinde bir değişimi yansıtıyor. Artık odak noktası yalnızca ‘ulaşmak’ değil, uzun süreli uzayda kalabilme yeteneği, yani ‘süreklilik’. Bu da Mars gibi daha uzak yolculuklar için temel bir adım olarak görülüyor.

Orion... Bir uzay aracı mı, yoksa bir işletim sistemi mi?

Görevin merkezinde, birden fazla sistemi uyum içinde bir araya getiren entegre bir platform olarak görülebilecek ‘Orion’ aracı yer alıyor. Orion, yalnızca astronotları taşıyan bir kapsül değil; yaşam koşullarını Dünya’ya mümkün olduğunca yakın şekilde simüle eden kapalı bir ortam sunuyor. Sistem, oksijen, basınç ve nem kontrolünü sağlayan yaşam destek sistemlerinin yanı sıra su arıtma, atık yönetimi ve mürettebatın sağlık durumunu sürekli izleyen gözetim sistemlerini de içeriyor. Tüm bu unsurlar, aracı uzaydaki insan yaşamını yöneten adeta bir ‘çevresel işletim sistemi’ haline getiriyor.

fdv
NASA’nın Artemis II roketi, Florida’nın Cape Canaveral kentindeki Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatıldı. (Reuters)

Orion ayrıca temel enerji, itiş gücü ve kaynakları sağlamak üzere Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından geliştirilen Avrupa servis modülüne dayanıyor. Bu uluslararası entegrasyon, uzay programlarının artık ulusal projelerden küresel ortak altyapılara dönüştüğünü gösteriyor.

Uzayda seyir... Daha fazla bağımsızlık

Derin uzayda, tamamen Dünya’daki sistemlere güvenmek mümkün değil. Sinyallerin ulaşması zaman aldığı için, anında karar alma sürecinde zorluklar ortaya çıkıyor.

Bu nedenle Artemis II, kendi kendine navigasyon ile Dünya ile iletişimin bir kombinasyonuna dayanıyor ve araca belirli bir özerklik sağlıyor. Bu yetenek yalnızca teknik bir detay değil; özellikle daha uzak yolculuklar planlanırken zaman gecikmesinin artması göz önüne alındığında bir zorunluluk haline geliyor.

Enerji yönetimi ve Dünya’ya dönüş

Araç güneş enerjisiyle çalışıyor, ancak asıl zorluk yalnızca enerji üretmek değil, onu verimli şekilde yönetmekte yatıyor. Cihazlar, yaşam destek sistemleri ve iletişim ekipmanları, enerji dağılımının hassas bir şekilde yapılmasına bağımlı. Bunun yanı sıra sıcaklık da büyük bir meydan okuma oluşturuyor. Uzayda araç, aşırı sıcaklıklara maruz kalabiliyor; bu yüzden iç ortamın istikrarını koruyan hassas ısı kontrol sistemlerine ihtiyaç duyuluyor.

dfvfd
NASA’nın Artemis II görevinin bir parçası olan Orion kapsülü, Florida (EPA)

Fırlatma kritik bir an olsa da, Dünya’ya dönüş görevin en karmaşık aşamalarından biri olarak öne çıkıyor. Araç, atmosferi yüksek hızlarla geçerken aşırı ısı oluşuyor ve bu da gelişmiş bir ısı kalkanı gerektiriyor.

Bu kalkan yalnızca aracı korumakla kalmıyor; aynı zamanda mürettebatın güvenli bir şekilde geri dönmesini sağlayarak görevin başarısını belirliyor. Bu, uzun vadeli her uzay programı için temel bir unsur olarak değerlendiriliyor.

İnsanlar sistemin bir parçası

Artemis II sadece makineleri test etmekle kalmıyor, aynı zamanda insanı da sınayan bir görev niteliği taşıyor. Astronotlara, vücut işlevlerini izlemek için sensörler yerleştirilecek ve bu sayede uzay yolculuklarının bedensel etkileri daha iyi anlaşılacak. Bu yaklaşım, mürettebatı araç kullanıcıları olmaktan çıkarıp, entegre bir sistemin veri öğeleri haline getiriyor. Toplanan verilerin analiz edilebilmesi, gelecekteki görevlerin tasarımında kritik bir rol oynayacak.

erfr
53 yıl sonra... NASA, insanlığı Ay’ın eşiğine geri getiriyor

İletişim sistemleri ise göz ardı edilemeyecek bir başka alan olarak öne çıkıyor. Araç ile Dünya arasındaki kesintisiz bağlantıyı sağlamak, özellikle mesafe arttıkça karmaşık bir altyapı gerektiriyor. Bu sistemler yalnızca iletişimi sağlamakla kalmıyor; veri aktarımı, sistem güncellemeleri ve karar destek süreçlerinde de kritik rol oynuyor ve böylece görevin başarısının temel parçalarından biri haline geliyor.

Hedefler ve zorluklar arasında

Tüm teknolojik ilerlemelere rağmen görev, zorluklardan uzak değil. Sistemlerin karmaşıklığı, birden fazla kurumun katılımı ve yüksek maliyetler, program üzerinde önemli baskılar oluşturuyor. Görev öncesi yapılan bazı testler ve yaşanan gecikmeler, bu tür projelerin doğasını yansıtıyor; yüksek riskli bir ortamda hata yapma lüksü yok.

Artemis II’yi bağımsız bir görev olarak görmek mümkün değil; bu, uzun bir yolun parçası. Ay, burada nihai hedef değil, bir test istasyonu işlevi görüyor. Asıl amaç, insanların Mars’a seyahat edebilmesini ve orada hayatta kalabilmesini sağlayacak teknolojileri geliştirmek. Bu bağlamda Artemis II, varış noktasından çok, test ettiği sistemlerle ön plana çıkıyor.

Bugün gerçekleşen sadece yeni bir fırlatma değil; insan ile uzay arasındaki ilişkiyi, Dünya dışındaki varoluşu geçici bir deney olmaktan çıkarıp sürdürülebilir hale getirebilecek teknolojiler üzerinden yeniden tanımlama çabası.



Google, ABD’deki kullanıcılar için Ontario Gölü’nün adını ‘Amerika Gölü’ olarak değiştirdi

Ontario Başbakanı Doug Ford, Kanada kıyısında devasa bir reklam panosu büyüklüğündeki "Ontario Gölü. Şimdi ve sonsuza dek" yazılı tabelanın önünde, (AP)
Ontario Başbakanı Doug Ford, Kanada kıyısında devasa bir reklam panosu büyüklüğündeki "Ontario Gölü. Şimdi ve sonsuza dek" yazılı tabelanın önünde, (AP)
TT

Google, ABD’deki kullanıcılar için Ontario Gölü’nün adını ‘Amerika Gölü’ olarak değiştirdi

Ontario Başbakanı Doug Ford, Kanada kıyısında devasa bir reklam panosu büyüklüğündeki "Ontario Gölü. Şimdi ve sonsuza dek" yazılı tabelanın önünde, (AP)
Ontario Başbakanı Doug Ford, Kanada kıyısında devasa bir reklam panosu büyüklüğündeki "Ontario Gölü. Şimdi ve sonsuza dek" yazılı tabelanın önünde, (AP)

Google, ABD’deki kullanıcıları için Ontario Gölü’nü "Amerika Gölü" (Lake America) olarak yeniden adlandırmak üzere Haritalar uygulamasını güncellediğini açıkladı. Küresel teknoloji devinin bildirdiğine göre bu adım, ABD Başkanı Donald Trump’ın kısa süre önce gölün adını değiştiren kararnamesini yansıtıyor.

Google Haritalar’daki bu güncelleme, Trump’ın iki ülke arasında her birinin diğerinin mallarına milyarlarca dolarlık ilave gümrük vergisi uygulamasına yol açan büyüyen ticaret savaşının ortasında çıkardığı kararnameden birkaç gün sonra geldi. Bu durum, Google’ın 2025 yılında Trump’ın Meksika Körfezi’nin adını Amerika Körfezi olarak değiştirme kararı aldığında yaptığı uygulamayı hatırlattı.

Google, cumartesi günü blog sayfasında yayınladığı yazıda, bu kararın ABD Coğrafi Adlar Bilgi Sistemi (GNIS) tarafından belirlenen isimleri kullanma yönündeki yerleşik uygulamalarına dayandığını belirtti.

Google yaptığı kısa açıklamada, "ABD’deki Haritalar kullanıcıları 'Amerika Gölü' adını görecek, Kanada’daki kullanıcılar 'Ontario Gölü' adını görmeye devam edecek, ABD ve Kanada dışındaki kullanıcılar ise her iki ismi de görecek" dedi. Şirket ayrıca, "Bu güncellemeler, ülkeden ülkeye farklılık gösteren adlara sahip su kütlelerine ilişkin uzun süredir devam eden politikalarımızın devamıdır ve şu anda uygulanmaya başlanmıştır" ifadelerini kullandı.

Trump’ın perşembe günü gölün adını değiştirme kararı hem Kanada’da hem de ABD’de alay ve ilgisizlikle karşılandı. Cumartesi günü Ontario Başbakanı Doug Ford, Trump’ın kararnamesine Kanada sahilinde dev reklam panosu büyüklüğündeki şu mesajla yanıt verdi: "Ontario Gölü. Şimdi ve sonsuza dek."

Beyaz Saray, Kanada Başbakanı Mark Carney’nin ofisi ve Ford’un ofisi, Google’ın kararı hakkında dün henüz bir yorumda bulunmadı.


Bir kez daha koşu rekoru kıran robot bariyere çarparak alev aldı

Pekin'de düzenlenen Dünya İnsansı Robot Oyunları kapsamında insansı robotlar, 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü 100 metre final yarışında yarışıyor (AP/Achmad Ibrahim)
Pekin'de düzenlenen Dünya İnsansı Robot Oyunları kapsamında insansı robotlar, 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü 100 metre final yarışında yarışıyor (AP/Achmad Ibrahim)
TT

Bir kez daha koşu rekoru kıran robot bariyere çarparak alev aldı

Pekin'de düzenlenen Dünya İnsansı Robot Oyunları kapsamında insansı robotlar, 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü 100 metre final yarışında yarışıyor (AP/Achmad Ibrahim)
Pekin'de düzenlenen Dünya İnsansı Robot Oyunları kapsamında insansı robotlar, 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü 100 metre final yarışında yarışıyor (AP/Achmad Ibrahim)

Çin'de düzenlenen ve "robot olimpiyatları" diye adlandırılan yarışmada çarşamba günü bir insansı robot, 100 metre sprintte yeni bir rekor kırdıktan sonra kaotik bir bitişle bariyere çarptı.

Yeni rekor, Pekin'de 5 gün boyunca düzenlenen Dünya İnsansı Robot Oyunları'nın kapanışında kırıldı. Bu yıl ikincisi düzenlenen etkinlikte 2 binden fazla robot, koşu, boks ve futbol gibi Olimpiyatlardan esinlenen spor dallarında yarıştı.

Kazanan makine, 100 metrelik sprint koşusunu 8,64 saniyede tamamlayarak sadece bir gün önce kırılan rekoru geride bıraktı.

Bu sonuçtan önce salı günü 8,86 saniyelik, yarışmanın dört gün öncesindeyse 9,39 saniyelik dereceler kaydedilmişti.

Robot, 2009'da koşuyu 9,58 saniyede tamamlayarak 100 metre sprintte en hızlı insan olan Usain Bolt'u da geçti.

Bitiş çizgisini geçerken, şampiyon da dahil birkaç sprint makinesi yastıklı bariyere çarptı. Düşen bazı ünitelerden kıvılcımlar çıkarken ekipler yangın söndürücülerle olay yerine koştu ve nihayetinde neredeyse tüm yarışmacılar sedyelerle götürüldü.

Çin'in "Robot Olimpiyatları"

Atletizm yarışmalarının yanı sıra çoğu Çin'den 666 takımın makineleri ev işleri, konaklama hizmetleri ve acil durum müdahalesi gibi pratik yetenekler açısından da değerlendirildi.

100 metredeki üç rekoru da Tiangong Ultra modeli kırdı. Makine, 2023'te Pekin'de kurulan ve X-Humanoid diye de bilinen Pekin İnsansı Robot İnovasyon Merkezi tarafından tasarlandı.

SDVFRB
100 metre final yarışının sonunda bir insansı robotun bariyere çarpmasının ardından görevliler yangını söndürüyor (AP/Achmad Ibrahim)

Oyunları izleyen seyirciler Reuters'a, robotların geçen yılki ilk oyunlardakilere kıyasla daha yetenekli göründüğünü söyledi.

34 yaşındaki Niu, "Geçen yılki robotlar biraz tutuk ve koordinasyonsuz görünüyordu" dedi. 

Bu yıl çok daha iyiler. Sanki yeni doğmuş sağlıklı bebekler gibi büyüyorlar.

Bir başka seyirci olan 29 yaşındaki Yang ise, robotların akıllı telefonlar kadar yaygınlaştığını hayal edebildiğini söyledi.

"Belki evde bir tane, iş yerinde bir tane olacak" diyerek ev işleri ve yaşlı bakımı gibi kullanım alanlarına işaret etti.

SDVDFE
Bir insansı robot, pitch-pot yarışmasının bacaklı robotlar grubu finalinde yarışıyor (AP/Achmad Ibrahim)

Geliştiriciler açısından bu oyunlar, fiziksel dünyada algılama ve hareket etme yeteneğine sahip makineleri yapay zeka yazılımıyla birleştiren bedenlenmiş yapay zeka teknolojisi için halka açık bir test ortamı sundu.

Galbot'un kurucusu ve baş teknoloji sorumlusu He Wang, yarışmanın takımların teknolojilerini geliştirmesine katkı sağlarken bedenlenmiş yapay zeka sistemlerinin otonom olarak neler yapabildiğini de göstereceğini söyledi.

Wang, "Sektörün gelişimine muazzam bir ivme kazandıracak" diyor.

Çin, dünyadaki insansı robotların çoğunu üretirken kısa süre önce ABD, bu ülkeden gelen robotlara yönelik denetimlerini artırdı.

ABD Federal İletişim Kurulu ulusal güvenlik endişelerini gerekçe göstererek Çin'den yeni üretilmiş insansı robotların ithalatını yasakladığını geçen ay duyurmuştu.

Kısa süre önce Pentagon da Çin'in önde gelen insansı robot üreticilerinden Unitree'yi, Çin ordusuyla bağlantısı olduğu düşünülen şirketler listesine eklemiş ancak Pekin bu suçlamalara sert tepki göstermişti.

Independent Türkçe


NASA teleskobu hiç görülmemiş bir tutulmayı yakaladı

Yıldız çiftlerinin yörüngesi 224,5 günde tamamlanıyor (Canterbury Üniversitesi)
Yıldız çiftlerinin yörüngesi 224,5 günde tamamlanıyor (Canterbury Üniversitesi)
TT

NASA teleskobu hiç görülmemiş bir tutulmayı yakaladı

Yıldız çiftlerinin yörüngesi 224,5 günde tamamlanıyor (Canterbury Üniversitesi)
Yıldız çiftlerinin yörüngesi 224,5 günde tamamlanıyor (Canterbury Üniversitesi)

Gökbilimciler, daha önce hiç gözlemlenmemiş bir tutulma düzenine sahip 4 yıldızlı bir sistem tespit etti.

NASA'nın Geçiş Halindeki Ötegezegen Araştırma Uydusu (TESS), Güneş Sistemi dışındaki gökcisimlerini bulmaya çalışırken tutulmalardan yardım alıyor.

Bir gezegen, TESS'in görüş hattından yörüngesinde döndüğü yıldızın önünden geçtiğinde yıldızın parlaklığı kısa süreliğine azalıyor. Gezegen de bu düzenli düşüşler sayesinde tespit ediliyor. Geçiş yöntemi denen bu teknik, ikili yıldız sistemlerini tespit etmek için de kullanılıyor. 

Macaristan'daki Baja Astronomi Gözlemevi'nden Tamás Borkovits liderliğindeki araştırmacılar ise TESS'le inceledikleri TIC 433545934 isimli yıldız sisteminde ilginç bir manzarayla karşılaştı.

Dörtlü bir yıldız sistemi olan TIC 433545934, 2+2 diye tanımlanan bir yapıya sahip. Başka bir deyişle sistem, kendi içinde birbirine yakın yörüngelerde dolanan iki ayrı yıldız çiftinden oluşuyor. Bu iki çift de ortak kütle merkezlerinin çevresinde çok daha geniş bir yörüngede hareket ediyor.

Her çiftteki yıldızlar birbirlerinin çevresinde dolanırken Dünya'dan bakıldığında düzenli olarak birbirlerinin önünden geçiyor. Bu geçişler de tutulma olarak gözlemleniyor.

Sistemi sıradışı kılan özellik, B çiftindeki yıldızların A çiftini oluşturan iki yıldızın da önünden geçerek tutulma yaratması. 4 yıldızın uzun bir hizalanma sırasında yaydıkları ışıkta üç ayrı azalma yaşandığının gözlemlenmesiyle bu bulguya ulaşıldı. 

Ancak A çiftinin, B çifti yıldızlarında tutulmaya yol açmadığı gözlemlendi. Bilim insanları bu durumun, çiftler arasındaki yörüngenin dairesel değil eliptik olmasından kaynaklandığını söylüyor. 

Bulguları ön baskı sunucusu arXiv'de bildirilen ve hakemli dergi Astronomy & Astrophysics'te yayımlanmak üzere kabul edilen çalışmaya göre TIC 433545934, iki yıldız çifti arasında tutulma yaşandığı gözlemlenen ilk sistem. 

Gökbilimciler yıldızların yörünge hızını ve kütlesini de hesaplamayı başardı. A çiftindeki yıldızlar Güneş'in sırasıyla 2,2 ve 2,4 katı kütleye sahip. İki yıldız, birbirlerinin çevresindeki bir turu iki günde tamamlıyor.

B çiftindeki yıldızlardan biri, A çiftindekilere yakın bir kütleye sahipken diğerinin kütlesi Güneş'in 1,3 katı. Daha hızlı dönen bu ikili ise yörünge dönüşlerini 1,4 günde tamamlıyor. 

Çiftler arasındaki yörünge de 224,5 gün sürüyor. 

Ekip, sistemin 580 milyon yaşında olduğunu ancak kütlelerinden dolayı, yıldızların ömürlerinin bir sonraki aşamasına geçmeye hazırlandığını söylüyor.

Araştırmacılar yaklaşık 152 milyon yıl içinde sistemdeki üç büyük yıldızın Roche loblarını doldurup taşmaya başlayacağını tahmin ediyor. Roche lobu, ikili sistemlerdeki yıldızların kütleçekim etkisiyle kendisine bağladığı maddelerin sınırını ifade ediyor. Bir yıldız Roche lobunun ötesine taşarsa, diğer yıldıza madde aktarmaya başlayabiliyor.

Bilim insanları TIC 433545934'teki yıldızlar bu sürece girdiğinde sistemin büyük ölçüde değişeceğini söylüyor. 

Independent Türkçe, IFLScience, Phys.org, SpaceEyeNews, arXiv