Güney Lübnan... Askeri kontrolden sınır güvenliği düzenlemelerine

İşgal olmadan savaş nasıl yönetilir?

İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazının önünden motosikletle geçen iki adam (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazının önünden motosikletle geçen iki adam (Reuters)
TT

Güney Lübnan... Askeri kontrolden sınır güvenliği düzenlemelerine

İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazının önünden motosikletle geçen iki adam (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazının önünden motosikletle geçen iki adam (Reuters)

Güney Lübnan’da süren çatışma, artık yalnızca tankların ilerleyişi ya da cephe hatlarıyla sınırlı bir tabloyu yansıtmıyor; daha karmaşık ve derin bir yapıya bürünüyor. İsrail ise sahadaki operasyonlarının seyri ve liderlerinin açıklamaları doğrultusunda, geleneksel işgal modelini yeniden uygulama niyetinde görünmüyor. Bunun yerine, farklı bir denklem kurmaya yöneliyor: ‘Tüm toprakları işgal etmeden güvenlik kontrolü sağlamak.’

Bu değişim, yalnızca taktiksel bir farklılaşmayı değil, aynı zamanda çatışma yönetimi anlayışında bir dönüşümü işaret ediyor. Askeri ilerleme ve konuşlanmaya dayalı klasik kontrol yaklaşımından, engelleme, yönlendirme ve coğrafya ile nüfus üzerinde yeniden şekillendirme esasına dayanan bir güvenlik hâkimiyetine geçiş söz konusu.

Güvenlik kuşağı... Güncellenmiş versiyon

Bu dönüşümün merkezinde, 2000 yılı öncesindeki modelden farklı bir biçimde yeniden gündeme gelen ‘güvenlik kuşağı’ kavramı öne çıkıyor. Öyle ki İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail’in ‘Güney Lübnan’daki güvenlik kuşağını genişletmeye devam ettiğini’ açıkladı.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise ülkesinin hedefinin Hizbullah’ı silahsızlandırmak olduğunu vurgulayarak, örgütün liderleri ve unsurlarının ‘Lübnan’ın her yerinde’ hedef alınmaya devam edeceğini belirtti. Katz, örgüt tarafından kullanılan evlerin ‘Refah ve Han Yunus modeline göre’ yıkılacağını, Litani Nehri’ne kadar kontrol sağlamayı ve güvenlik tesis edilmeden yüz binlerce sivilin geri dönüşünü engellemeyi amaçladıklarını ifade etti.

Yaşanan tüm gerilimlere rağmen İsrail, Lübnan’ın tamamını işgal etmeyi hedeflemediğini dile getirmeye devam ediyor. Haaretz gazetesinin İsrail ordusuna dayandırdığı habere göre, bu seçenek savaşın hedefleri arasında yer almıyor; ancak Hizbullah’ın silahsızlandırılmasının teorik olarak böyle bir ihtiyacı doğurabileceği de kabul ediliyor.

Ortaya çıkan bu çelişki, stratejinin özünü yansıtıyor: ‘doğrudan işgalin maliyetinden kaçınırken, ateş gücüyle kontrol ve coğrafyayı boşaltma yoluyla benzer sonuçlara ulaşma çabası’.

Lübnan sınırında ilerleyen İsrail askeri araçları (EPA)Lübnan sınırında ilerleyen İsrail askeri araçları (EPA)

Ateşli gözetim ve haritanın yeniden çizilmesi

Konuya ilişkin sahadaki durumu yakından takip eden bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail’in 2000 yılı öncesinde kontrol ettiği 18 stratejik noktayı yeniden ele geçirmeyi hedeflediğini belirtti. Bu noktalar arasında el-Beyyada, Şema, Beyt Lif, Tellet el-Uveyda, Tayyibe tepeleri, eş-Şakif Kalesi ve Batı Bekaa’ya bakan İklim et-Tuffah yer alıyor.

Kaynağa göre amaç, geniş çaplı askeri konuşlanmadan ziyade, Nebatiye bölgesinin tamamı üzerinde ateş gücüne dayalı kapsamlı bir denetim kurmak. Bu denetimin ez-Zehrani, Sayda, Batı Bekaa ve Cezin bölgelerine kadar uzanarak, sahada kalıcı bir varlığa ihtiyaç duyulmadan kontrol sağlaması hedefleniyor.

Aynı kaynak, İsrail’in hedefinin güneyi stratejik tepeler ve noktalar üzerinden yönetebilme kapasitesi kazanmak olduğunu, böylece doğrudan kara kontrolü yerine ateş gücüyle kontrolün ikame edilmek istendiğini ifade etti.

Kaynak ayrıca, İsrail’in yaklaşık 600 bin Lübnanlının geri dönüşünü engellemeye yönelik söyleminin yalnızca sınır hattıyla sınırlı olmadığını, daha geniş bir coğrafyayı kapsadığını belirtti. Buna göre, İklim et-Tuffah, Nebatiye’ye bağlı köyler ve Batı Bekaa’nın bazı bölgeleri de bu kapsamda değerlendiriliyor. Bu durum, yalnızca askeri değil, aynı zamanda demografik yapıyı yeniden şekillendirmeye yönelik bir yaklaşımın göstergesi olarak yorumlanıyor.

Güvenlik hakimiyeti... Dünya dışından kontrol

Daha geniş bir değerlendirmede, emekli Tuğgeneral Naci Melaib, yaşananların geleneksel askeri kontrol çerçevesinde ele alınamayacağını, bunun daha çok ‘güvenlik hakimiyeti’ bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Melaib, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu yaklaşımın kalıcı bir kara işgalinden ziyade, ateş gücü, hava unsurları veya dolaylı güçler aracılığıyla sahayı kontrol etme kapasitesine dayandığını ifade etti.

Melaib, bu konseptin iki paralel senaryoya dayandığını söyledi: ya bölgeyi yöneten doğrudan bir askeri varlık oluşturulması ya da ‘yakılmış toprak’ anlayışına dayalı bir tampon bölge kurulması. Bu ikinci senaryoda, herhangi bir askeri konuşlanma veya sivil geri dönüş kapasitesinin engellenmesi hedefleniyor.

Ayrıca, İsrail içinde dile getirilen farklı yaklaşımlara rağmen, tüm bu önerilerin ortak bir noktada birleştiğini vurgulayan Melaib, nihai amacın, ister içeriden ister dışarıdan sağlansın, sürekli bir güvenlik kontrolü tesis etmek olduğunu belirtti.

İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların şiddetlenmesi sırasında İsrail hava saldırısıyla yıkılan bir evin enkazı (Reuters) İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların şiddetlenmesi sırasında İsrail hava saldırısıyla yıkılan bir evin enkazı (Reuters)

Kontrol için bir platform olarak coğrafya

Melaib, İsrail’in geleneksel askeri kontrol yaklaşımını özellikle sınır hattına paralel uzanan ‘beş tepeye’ odaklanmasında gösterdiğini belirtti. Melaib, bu noktaların hem Celile bölgesi hem de Güney Lübnan üzerinde geniş bir ateş kontrolü sağladığını ifade etti. Melaib, bu noktaların yaklaşık 18 askeri mevzi ile birbirine bağlandığını ve bunun, kara harekâtı için bir tür başlangıç hattı oluşturduğunu söyledi. Bu hat, tank hareketlerine uygun şekilde planlanmış eksenler boyunca olası bir kara ilerleyişi için dayanak noktaları işlevi görüyor.

Ayrıca fiili kara ilerleyişinin 8 kilometreyi aşmadığını belirten Melaib, bunun da hedefin kapsamlı bir işgalden ziyade, kontrol edilebilir bir saha gerçekliği oluşturmak olduğunu güçlendirdiğini vurguladı.

Yakılmış toprak ve tank hattı

Melaib, askeri kontrol ile güvenlik kontrolü arasındaki temel farkın, birincisinin toprağı fiilen elde tutmaya dayanması, ikincisinin ise düşmanın o toprağı kullanmasını engellemeyi hedeflemesi olduğunu belirtti.

Bu çerçevede Melaib, Kornet tipi tanksavar füzelerinin oluşturduğu tehdidin, İsrail’i 6 ila 8 kilometre derinliğinde boş bir hat oluşturmaya yönelttiğini ifade etti. Bu hattın tamamen düzleştirilerek ‘yakılmış toprak’ haline getirildiğini ve bunun ‘tank hattı’ olarak bilinen, zırhlı araçların güvenli şekilde ilerleyebileceği sınırla bağlantılı olduğunu söyledi. Bu hattın, Beaufort Kalesi gibi stratejik yüksek noktalara kadar uzanabileceğini, böylece Litani Nehri’nin izlenmesi ve sahada kontrol sağlanmasının mümkün olacağını dile getirdi.

Melaib ayrıca, özellikle Litani Nehri üzerindeki köprülerin hedef alınmasının yalnızca ikmal hatlarını kesmeyi amaçlamadığını, aynı zamanda sivillerin geri dönüşünü kontrol altına alma hedefi taşıdığını vurguladı. Bu yaklaşımın, tampon bölgenin boş ya da sınırlı kullanımda kalmasını sağlamaya yönelik olduğu değerlendiriliyor.



İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)

İsrail savaş uçakları bugün Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasına hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda 3 kişi öldü, bir kişi yaralandı. Ayrıca güney Lübnan'daki kasabalara da saldırılar düzenlendi.

İsrail savaş uçakları bu sabah Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasında bir eve hava saldırısı düzenleyerek 3 kişiyi öldürdü, birkaç kişiyi yaraladı ve birçok evi yıktı. Sivil savunma ekipleri cesetleri çıkarmak ve yolu temizlemek için çalışıyor. Resmi Lübnan Ulusal Haber Ajansı, hava saldırılarının ayrıca şafak vakti Lübnan'ın güneyindeki Haris kasabaların da hedef aldığını bildirdi.

İlgili bir gelişmede, Hizbullah bugün dört ayrı açıklamada, savaşçılarının İsrail'in Liman, Hurfish, Shlomi ve Nahariya yerleşimlerini roket saldırılarıyla hedef aldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre Hizbullah yaptığı açıklamada, bugün saat 02:25'te Liman yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını belirtti. İkinci bir açıklamada ise saat 00:30'da Hurfish yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını duyurdu.

Üçüncü bir açıklamada Hizbullah, saat 02:30'da Shlomi yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını açıkladı. Dördüncü bir açıklamada ise saat 03:10'da Nahariya yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını bildirdi.

Şunu belirtmekte fayda var ki, 2 Mart sabahından itibaren İsrail savaş uçakları Beyrut'un güney banliyölerini, Güney Lübnan'daki çeşitli bölgeleri ve Doğu Lübnan'daki Bekaa Vadisi'ni hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenledi. Saldırılar ayrıca Lübnan Dağı ve Kuzey Lübnan'daki bölgelere de yayıldı. İsrail hava saldırıları halen devam etmektedir. Mart ortasından sonra İsrail ordusu Güney Lübnan'a bir saldırı başlattı.


Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
TT

Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)

Gazze Şeridi’ndeki büyük Filistinli gruplardan çeşitli kaynaklar, İsrail’in Gazze Şeridi içindeki saldırılarını yoğunlaştırmasının beklendiğini belirtti. Bu beklentinin, Barış Konseyi planında yer alan silahsızlanma maddelerinde değişiklik yapılması talebinin ardından ortaya çıktığı ifade edildi.

Hamas’a bağlı üç kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sahada İsrail’in daha geniş çaplı bir askeri gerilime hazırlandığına dair göstergeler bulunduğunu belirtti. Kaynaklar, bu olası gerilimin polis ve güvenlik noktalarının hedef alınmasının, silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların ve suikastların ötesine geçebileceğini dile getirdi.

Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov tarafından sunulan planın en önemli maddeleri arasında yer alıyor. Söz konusu plan, Mladenov tarafından mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıklanmıştı. Uluslararası ve bölgesel medyada yayımlanan maddelere göre plan, Filistinli hareketin tünel ağını imha etmesini ve sekiz ay içinde aşamalı olarak silah bırakmasını öngörüyor. Plan ayrıca, ‘Gazze Şeridi’nin silahlardan tamamen arındığının nihai olarak doğrulanması’ sonrasında İsrail güçlerinin tamamen çekilmesini içeriyor.

 Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)

Son günlerde İsrail’in tırmanışı, polis güçlerine bağlı güvenlik unsurları ile sahadaki silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların yoğunlaştırılmasıyla daha da arttı. Kaynaklara göre Hamas’a bağlı hükümet kurumlarındaki güvenlik personeline ve grupların askeri kanatlarına mensup silahlı unsurlara, alarm seviyesini en üst düzeye çıkarmaları yönünde talimat verildi. Aynı talimatlarda, tekrar eden hedef alınma girişimlerini önlemek amacıyla mümkün olan tüm güvenlik önlemlerinin alınması istendi.

Planda yapılan değişiklikler

Geçtiğimiz hafta Hamas heyeti, Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, iki gün önce Gazze Şeridi’ndeki gruplar adına ‘silahsızlanma planı’ önerisine yanıtını sundu. Kaynaklara göre, Nikolay Mladenov ile yapılan görüşmede iletilen yanıtta, ‘ikinci aşamaya geçilmeden önce İsrail’in ilk aşamadaki tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesini zorunlu kılacak değişikliklerin yapılması’ gerektiği vurgulandı.

Hamas kaynaklarına göre, İsrail’in söz konusu değişiklik talebini ‘hareketin silah bırakmayı reddettiği’ gerekçesiyle önümüzdeki dönemde saldırılarını artırmak için bir bahane olarak kullanabileceği değerlendiriliyor. Kaynaklardan biri, Hamas’ın ve diğer grupların planı farklı çerçeveler içinde incelemeyi sürdürdüğünü kaydetti.

İslami Cihad Hareketi’nden bir kaynak ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, özellikle İran ile bağlantılı gelişmelerin ardından İsrail’de tırmanış ihtimalinin artmasıyla birlikte, sahadaki savaşçılara izlerinin sürülmesini ve hedef alınmalarını önlemek amacıyla tüm gerekli güvenlik tedbirlerini almaları yönünde kesin talimatlar verildiğini ifade etti.

Öte yandan İsrail, cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısı, Gazze kentinin doğusundaki Şeva Meydanı bölgesinde, özel İsrail birliklerinin ya da silahlı grupların sızmasını önlemek amacıyla kurulan bir kontrol noktasında bulunan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu dört silahlı kişiyi öldürdü.

Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)

Hamas’a bağlı bir polis mensubu dün, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı girişinde aracının İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA) tarafından hedef alınması sonucu hayatını kaybetti. Aynı gün, Han Yunus’un güneyindeki ‘sarı hat’ olarak bilinen bölgede bir genç de İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü.

Sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hedef alınan aracın Kassam Tugayları’na bağlı bir üyeye ait olduğunu, aracı kullanan kişinin ise daha önce önde gelen isimlerden birinin korumalığını yapmış polis memuru olduğunu belirtti.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail, 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana 718’den fazla Filistinliyi öldürdü.

Erdoğan ile görüşme

Bu arada Hamas dün yaptığı açıklamada, üst düzey bir heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul’da bir araya geldiğini duyurdu. Görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler, ateşkes anlaşmasının kalıcı hale getirilmesi ve Kudüs’teki son durum ele alındı.

Hareketten yapılan açıklamaya göre, Hamas Liderlik Konseyi Başkanı Muhammed Derviş başkanlığındaki heyette Halid Meşal, Halil el-Hayye ve Zahir Cebbarin yer aldı. Cumartesi günü gerçekleşen görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler ele alındı. Açıklamada ayrıca, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının güvence altına alınması, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanmasının önemine vurgu yapıldı.

Açıklamada, Kudüs’teki durumun, özellikle de Mescid-i Aksa çevresindeki gelişmelerin ciddiyetine dikkat çekilerek, ‘ihlaller’ olarak nitelendirilen uygulamaların sonuçlarına karşı uyarıda bulunuldu. Ayrıca, esirlere yönelik idam cezasını içeren yasa tasarısına da karşı çıkılarak, bunun uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

Heyetin, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdiği ve Erdoğan’ın bu konudaki çabalarını takdir ettiği aktarıldı. Açıklamaya göre Erdoğan da Türkiye’nin Filistin halkının haklarına verdiği desteğin süreceğini ve bu konudaki tutumunun değişmeyeceğini vurguladı.


Masnaa Sınır Kapısı, ABD'nin Lübnan'a verdiği garantileri test ediyor

İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
TT

Masnaa Sınır Kapısı, ABD'nin Lübnan'a verdiği garantileri test ediyor

İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)

Lübnan, İsrail'in altyapısına karşı düzenlediği bombardımanın ardından kendisine güvence veren ABD'ye yardım çağrısında bulundu. Bu çağrı, Tel Aviv'in Lübnan'ı Suriye'ye Cedide Yabus üzerinden bağlayan Bekaa'daki (doğu) el-Müsnefer Sınır Kapısı’nı hedef almaması için yapılırken, bu gelişme, İsrail'in sınır kapısını bombalamakla tehdit edip tahliye edilmesini talep etmesinin ardından yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı kaynaklar, Lübnan'ın İsrail'in tehdidini ciddiye aldığını ve bunun endişe verici olduğunu açıkladığını söylediler. Bu durum, Cumhurbaşkanı General Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam tarafından yürütülen ve sabaha kadar süren Washington ile temasların yoğunlaştırılmasına neden oldu. Sile tatili için Washington'da bulunan ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa da temaslarda yer aldı. Avn ve Selam, İsa'dan ülkesinin İsrail nezdinde müdahale ederek uyarıyı geri çekmesini talep etti.

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Avn, İsrail ile doğrudan müzakere çağrısını yineledi. Avn, “Müzakere taviz vermek değildir, diplomasi de teslim olmak değildir” diyerek, iç barışın ‘kırmızı çizgi’ olduğunu vurguladı.