Çarların başkenti yeniden Sibirya’nın derinliklerine mi dönüyor?

İran savaşı ve Avrupa’nın militarizasyonu, Rusya’nın karar merkezine ilişkin tartışmayı yeniden alevlendirdi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 26 Mart 2026 tarihinde Moskova’da düzenlenen Rus Sanayiciler ve İş Adamları Birliği Yıllık Konferansı’nda konuşurken (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 26 Mart 2026 tarihinde Moskova’da düzenlenen Rus Sanayiciler ve İş Adamları Birliği Yıllık Konferansı’nda konuşurken (AP)
TT

Çarların başkenti yeniden Sibirya’nın derinliklerine mi dönüyor?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 26 Mart 2026 tarihinde Moskova’da düzenlenen Rus Sanayiciler ve İş Adamları Birliği Yıllık Konferansı’nda konuşurken (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 26 Mart 2026 tarihinde Moskova’da düzenlenen Rus Sanayiciler ve İş Adamları Birliği Yıllık Konferansı’nda konuşurken (AP)

İran’daki savaş, Rusya’da büyük bir alarm zili çaldı. Bu durum yalnızca dış politika açısından kaygı yaratmıyor. Zira önemli bir ortak, varlığını zayıflatmayı veya mümkün olan en fazla ölçüde azaltmayı hedefleyen ciddi bir darbe ile karşı karşıya kalmış durumda. Bu gelişme, Moskova’nın etki alanı ve Hazar Denizi ile Güney Kafkasya’daki tedarik zincirleri üzerinde gelecekteki olası tehditleri de gündeme getiriyor. Öte yandan, alarm zilleri iç politikada da aynı derecede ciddi bir önem taşıyor. Rusya’da karar alma merkezlerinin ve ekonomik altyapının hızla doğuya taşınmasının gerekliliği tartışması, daha önce yalnızca ‘geniş toprak alanlarının geliştirilmesi’ ve ‘bölgeler arası eşitsiz kalkınmanın giderilmesi’ üzerine yürütülen teorik tartışmalardan çıkmış, ulusal güvenlik ve ülkenin ortaya çıkan tehditlerle başa çıkma kapasitesinin artırılması açısından hayati bir konu haline gelmiş durumda.

Ukrayna ve İran’dan alınan dersler

Şarku’l Avsat’ın Rusya devlet haber ajansı RIA Novosti’den aktardığı habere göre Fransa hükümetinin askeri planlama yasasını güncelleyerek süreci hızlandıracağını duyurdu. Açıklamada, Ukrayna ve Ortadoğu’daki çatışma deneyimlerinin göz önünde bulundurulacağı belirtildi. Raporlara göre Fransa, hava üstünlüğünü sağlamak ve Rusya’nın hava savunma sistemlerini etkisiz hale getirmek amacıyla çok sayıda insansız hava aracı (İHA) geliştirmeye odaklanacak. Bu durum, Fransa Hava Kuvvetleri’ne söz konusu üstünlüğü operasyonlarda kullanma fırsatı sağlayacak.

fbgrt
Bakım işçileri, Rus astronot Yuri Gagarin’in uzaya çıkışının 65. yıldönümü münasebetiyle 8 Nisan 2026’da Moskova’nın merkezinde bulunan heykelini temizliyorlar. (AFP)

Son dönemde Rus medya organlarında sıkça yer alan bu tür raporlar, NATO üyesi ülkelerin askeri doktrinlerinde benzer köklü değişiklikler yapma çabalarını konu alıyor.

Avrupa’da savunma harcamalarının hızla artması ve Ukrayna savaşı ile Kremlin’in gelecekteki niyetlerine dair büyüyen endişeler, Moskova’nın, kısa süre öncesine kadar başlıca ekonomik ortak olarak gördüğü büyük Avrupa komşusuyla ilişkisini yeniden değerlendirmesine yol açtı.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev’in açıklamaları bu durumu açık biçimde ortaya koyuyor. Medvedev, Rusya’nın çevre ülkelerin, özellikle Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne (AB) katılımına ilişkin tutumunu gözden geçirmesi gerektiğini belirtti. Medvedev, “AB artık sadece ekonomik bir birlik değil; hızla Rusya’ya karşı tamamen askeri bir ittifaka dönüşüyor ve bazı yönlerden NATO’dan daha tehlikeli olabiliyor” dedi. Bu ifadeler, Rus siyasi elitlerinin önemli bir kesiminin görüşlerini yansıtıyor ve Moskova’nın, çatışma sona erse bile Ukrayna’yı Avrupa üzerinde etkisini artıracak stratejik bir alan olarak gördüğünü ve kıta ile düşmanlığın mevcut çatışmadan çok daha uzun süreceğini ortaya koyuyor.

Politikacılar ve uzmanların yorumlarına göre, Ukrayna ve İran savaşlarından çıkarılacak derslere hızla yanıt verilmesi gerekiyor. Artan endişeler, dünyanın askeri çözümlere ve güç gösterisine yönelmesi riskine işaret ediyor. Büyük güçler çıkarlarını dayatmak için bu stratejileri kullanabilir.

svf
Moskova’da Rus Silahlı Kuvvetleri’ni destekleyen pankartın önünden geçen bir adam, Nisan 2026 (EPA)

Bu bağlamda RIA Novosti için yazan bir siyasi analist şunları belirtti:

İlk çıkarım, geniş çaplı bir önleyici saldırının hassas silahlarla hava savunmalarını etkisiz hale getirmek, kritik altyapıyı, nükleer cephaneliği yok etmek ve büyük bir ülkede dahi askeri ve siyasi liderliği devre dışı bırakmak için mümkün olduğudur.

İkinci çıkarım, yeterli güç kullanıldığında, özellikle birbirine yakın kara hedeflerinin tamamen yok edilebileceğidir.

Üçüncü çıkarım ise Batı’nın gelişmiş hava savunma sistemlerinin gerçek etkinliği göz önüne alındığında, çok sayıda İHA’yla etkisiz hale getirildikten sonra eski İran füzelerine bile nüfuz edebildiği; benzer şekilde, Rusya’nın aynı özelliklere sahip hava savunma sistemlerini de benzer bir senaryoda bastırmanın ve etkisiz hale getirmenin mümkün olduğudur.

Moskova... Sürekli tehdit

Bu tartışmalar çerçevesinde, önde gelen Rus uzman Kirill Sterlikov, 2008 yılında ABD merkezli araştırma kuruluşu Stratfor’un ‘Rus Jeopolitiği: Sürekli Tehdit’ başlıklı kritik bir rapor yayımladığını hatırlattı. Rapor, Rusya’nın kalbi sayılan Moskova’nın, doğal engellerin ve batıdan gelen yeterli bir ‘tampon bölge’ eksikliği nedeniyle nesnel olarak savunulamaz olduğunu vurguluyor ve bunun, Rusya tarihinin yabancı işgallere karşı kesintisiz bir savunma serisi olmasının temel nedeni olduğunu belirtiyordu. Batılı analizciler, mantıklı tek çözümün ‘Ural Dağları ile korunan bir üs oluşturmak üzere kuzey ve doğuya çekilmek’ olduğunu ve böylece en kötü senaryolarda (Moskova’nın düşmesi gibi) Rusya’nın varlığını sürdürebileceğini ve yeniden doğabileceğini öngörüyordu.

Sterlikov’un belirttiğine göre, bu fikirler Rusya’da da uzun süredir var. Örneğin, büyük bilim insanı Dmitri Mendeleev ve önde gelen askerî coğrafyacı Pyotr Semenov-Tyan-Shansky (her ikisi de Sovyetler Birliği öncesi dönemde yaşamış) ‘Rusya için yeni bir merkez’ kurulması çağrısında bulunmuştu.

fff
Güneşli bir günde Moskova’nın merkezindeki Kızıl Meydan (AP)

Bu tartışma, teknoloji devriminin yarattığı dönüşümlerin (İHA’lar, hassas mühimmat, hipersonik silahlar, robotlar, yapay zekâ vb.) boyutu netleşirken yeniden gündeme geliyor. Bu bağlamda, savaşan bir devlet artık bir iç cepheye sahip değil ve herhangi bir şeyi taşımaya zaman yok.

Forbes dergisinin 2016 yılında yayınladığı bir makalede, Sovyetler Birliği’nin çöküşü ve NATO’nun doğuya doğru genişlemesi sonucu, “Rusya’nın sınırları uzun bir süredir Moskova’ya bu kadar yakın olmamıştı” değerlendirmesi yapıldı. Makale, Rusya nüfusunun büyük bölümünün Batı sınırları boyunca Avrupa ile Güney sınırları boyunca Kafkasya hattında yoğunlaştığını; bunun aynı şekilde başlıca sanayi kapasiteleri ve lojistik ağları için de geçerli olduğunu vurguluyordu. O tarihten bu yana, NATO’nun Rusya sınırlarına yaklaşması ve İsveç ile Finlandiya’nın katılımıyla Baltık Denizi’nin fiilen ‘Atlantik gölü’ haline gelmesiyle durum daha da tehditkâr hale geldi.

Soğuk Savaş döneminde, kuzey başkenti Saint Petersburg NATO güçlerinden yaklaşık bin 600 km, Moskova ise 2 bin 100 km uzaktayken, bugün bu mesafeler sırasıyla yaklaşık 160 km ve 800 km’ye düşmüş durumda.

 cfcfv
Rus vatandaşlar, St. Petersburg’un caddelerinden birinde yürürken, arkalarında “Rusya'nın gururu” yazan dev bir asker posteri görülüyor. (EPA)

NATO füzelerinin Moskova’ya uçuş süresi artık dakikalarla ölçülüyor; Saint Petersburg’a ise daha kısa.

Tartışmanın vardığı sonuç şu: “Geçmişin acı derslerini tekrar etme hakkımız yok; Rusya’nın şu an karşı karşıya olduğu tehditleri ve zorlukları en azından köklü biçimde azaltmak için elimizden geleni yapmalıyız. Bu bağlamda, daha önce aşırı olarak görülen konular bile, örneğin başkent taşıma gibi fikirler, günümüzün karmaşık ve patlayıcı dünya koşulları göz önünde bulundurulduğunda tamamen ciddi ve nesnel biçimde tartışılmayı hak ediyor.”

Yeniden canlanan bir fikir

Yıllardır çeşitli isimler ve siyasetçiler, başkentin Moskova’dan taşınması fikrini tekrar tekrar gündeme getirdi. 2016 yılında Siyasi Altyapı Analiz Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Yevgeny Tunik, dönemin Başbakanı Dmitriy Medvedev ile birlikte başkentin Sivastopol’a taşınmasını önerdi.

2021 yılında, Savunma Bakanı Sergey Şoygu, başkentin Sibirya’ya taşınmasını ve Ural Dağları’nın ötesinde nüfusu bir milyona ulaşacak beş yeni şehir kurulmasını önerdi.

Ancak, Çarlık mirasına bağlılığıyla bilinen Vladimir Putin, 2022 sonbaharında farklı bir tutum sergiledi. Ülkesinin ‘aşırı idari merkezileşme’ sorununu kabul etmesine rağmen, ‘tarihsel ve fikirsel olarak Rusya’nın merkezi Moskova ile bağlıdır’ görüşünü savundu. Fakat günümüzde tartışmaların farkı, başkenti Sibirya derinliklerine taşıma olasılığının artık yalnızca geniş bölgelerde kalkınmayı teşvik etmek veya adil bir idari dağılım sağlamak amacıyla değerlendirilmemesi; bunun stratejik güvenlik ihtiyaçlarıyla doğrudan bağlantılı hale gelmiş olması.

Stolypin Büyüme Ekonomisi Enstitüsü İcra Direktörü Anton Sviridenko, başkentin kademeli olarak taşınmasını araştıracak politikaların benimsenmesi çağrısına katıldı.

Sviridenko, başkentin Sibirya’ya taşınmasının güvenlik ve diğer gereksinimler nedeniyle uzun yıllar alabileceğini kabul etti, ancak “Bu fikir göz ardı edilmemeli” dedi.

Sviridenko, “Başkent taşıma meselesi her zaman tartışmalı olmuştur. Tam bir taşınmadan söz etmek şu an zor. Konu arzularla ilgili değil; teknik uygulanabilirlik ve gerekli yatırımlar önemli. Sadece iletişim güvenliği bile sürecin onlarca yıl sürmesini gerektirebilir” ifadelerini kullandı.

Aynı zamanda Sviridenko, Moskova’dan başkent taşınması tartışmasının henüz sona ermediğini belirtti ve Sibirya’nın ‘enerjisi ve canlılığı sayesinde sonunda ülkenin merkezi konumunu alabileceğini’, ayrıca doğal engelleri sayesinde daha iyi korunmuş hale geldiğini vurguladı.

Avrasya’nın merkezi

Sviridenko, Sibirya’nın günümüzde ‘canlanma merkezi’ olarak artan önemine işaret ederek, bunun Kremlin’in bu geniş bölgedeki Rusya’nın kapasitesini geliştirme stratejisiyle ve Kuzey Kutbu’na yönelik daha geniş yatırımlar politikasıyla uyumlu olduğunu belirtti.

Bu çerçevede, Rus devlet haber ajansı TASS’ın konuya dair haberine göre, ülke yönetimi şimdiden devlet şirketlerini yalnızca Sibirya’da değil, tüm doğu ve kuzey bölgelerinde kurulan alanlara taşıma planlarına sahip.

vfd
10 Şubat 2026 tarihinde Moskova’daki bir mağazada satışa sunulan geleneksel Rus matruşkaları (AFP)

Demografi, Göç ve Bölgesel Kalkınma Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Yuri Krupnov, Sibirya’nın Rusya ve tüm Avrasya bölgesi için güvenlik ve kalkınmanın ana sahnesi haline geleceğini öngördü. Krupnov, “Başkentin büyük Sibirya şehirlerinden birine taşınmasının gecikmesi, ülke için ciddi sonuçlar doğurur” uyarısında bulundu.

Rusya’nın başkenti nasıl taşındı?

Rusya’nın başkenti en son 12 Mart 1918’de taşındı. Sovyetler hükümeti, Vladimir Lenin liderliğinde, şehrin düşme tehlikesi nedeniyle başkenti Petrograd’dan Moskova’ya taşıma kararı aldı. Moskova, devletin siyasi ve kültürel işlevlerini bir araya getiren merkezi oldu ve 1922’den itibaren Sovyetler Birliği’nin başkenti haline geldi.

Şehre dair ilk tarihi kayıtlar, Prens Yuri Dolgoruki tarafından 1147 yılında kurulduğunu ve Moskova Nehri kıyısında küçük bir yerleşim yeri olarak tahkim edildiğini gösterir. Böylece sınır kasabasından önemli bir şehir haline geldi.

O dönemde Moskova, Vladimir-Suzdal Knezliği’nin batı sınırında küçük bir kasabaydı.

1156’da Prens Yuri Dolgoruki, kasabayı ahşap bir sur ve hendekle güçlendirdi. Moğol istilası sırasında, Altın Orda Hanlığı şehri yakıp halkını yok etti. Moskova, sonrasında pek çok istilaya ve zafer ile yenilgiler dönemine tanık oldu. 1462’de ‘Korkunç İvan’ olarak da bilinen 3. İvan, Moskova’nın büyük prensi oldu. Tatarlarla savaşa girişti, devlet topraklarını genişletti ve başkentini zenginleştirdi. 1500 yılına gelindiğinde nüfusu 100 bin kişiye ulaşmış ve dönemin en büyük şehirlerinden biri haline gelmişti. Ardından 3. İvan, kuzeydeki çok daha büyük Novgorod Knezliği’ni fethederek topraklarını yedi katına çıkardı; Moskova, onun döneminde en parlak çağını yaşadı ve birleşecek bölgelerin yönetim merkezi haline geldi.

sds
Nisan 2026’da Moskova’nın batısında, Büyük Vatan Savaşı Müzesi olarak da bilinen Zafer Müzesi’nde bir kadın (AFP)

1712 ve 1713 yılları arasında Büyük Petro, başkenti Moskova’dan kendi kurduğu yeni şehir Saint Petersburg’a taşıdı.

Buna rağmen, siyasi karar merkezi yaklaşık yirmi yıl sonra 2. Peter döneminde kısa süreliğine tekrar Moskova’ya döndü. 1732’de yeniden Saint Petersburg’a taşınan başkent, Rus İmparatorluğu’nun başkenti olarak birkaç yüzyıl boyunca kaldı. 1914’ten itibaren Petrograd olarak anıldı ve 1918’de Bolşeviklerin iktidarı pekiştirildiğinde başkent tekrar Moskava’ya taşındı.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından, Devlet Başkanı Boris Yeltsin döneminde, karar merkezinin tekrar Saint Petersburg’a taşınması yönünde uzun tartışmalar yapıldı. Bu girişim, ‘Sovyet mirasından kurtulma’ adımlarının bir parçası olarak değerlendirildi, ancak çeşitli nedenlerle hiçbir zaman uygulanmadı; en önemli gerekçe, özellikle kuzey başkentinin eşsiz kültürel ve mimari mirası üzerindeki olası etkilerle ilgili endişelerdi.



Trump: İran, Doha'da görüşme talep etti

Trump: İran, Doha'da görüşme talep etti
TT

Trump: İran, Doha'da görüşme talep etti

Trump: İran, Doha'da görüşme talep etti

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın görüşme talebinde bulunduğunu ve tarafların salı günü Katar'ın başkenti Doha'da bir araya geleceğini açıkladı. Tahran ise daha önce bu hafta herhangi bir görüşme planlanmadığı yönündeki haberleri yalanlamıştı.

Trump, pazartesi günü kendisine ait sosyal medya platformu Truth Social'da yaptığı paylaşımda, "İRAN BİR GÖRÜŞME TALEP ETTİ. GÖRÜŞME YARIN DOHA'DA GERÇEKLEŞECEK!" ifadelerini kullandı.

Trump'ın açıklamasından kısa süre sonra Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD'li müzakereciler Jared Kushner ile Steve Witkoff'un bu hafta üst düzey temaslarda bulunmak üzere Doha'ya gideceğini duyurdu.

İran Dışişleri Bakanlığı ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran ve ABD'nin teknik heyetlerinin bu hafta Orta Doğu'daki savaşı sona erdirmeye yönelik anlaşmanın uygulanmasını görüşmek üzere bir araya geleceğine ilişkin haberleri yalanladı.

Görüşmelere ilişkin belirsizlik, ABD ile İran arasında son günlerde yeniden yaşanan karşılıklı saldırıların ardından arttı. Söz konusu saldırılar, nisan ayında ilan edilen ateşkes ile Pakistan ve Katar'ın arabuluculuğunda kalıcı barış amacıyla imzalanan mutabakat zaptına rağmen gerçekleşti.

Görüşmelere ilişkin bilgi sahibi bir diplomat, AFP'ye yaptığı açıklamada, ABD ve İranlı yetkililerin mutabakatın uygulanmasını ele almak üzere Doha'da bir araya geleceğini doğruladı.

Kimliğinin açıklanmaması koşuluyla konuşan diplomat, "Mutabakat zaptının uygulanması üzerinde çalışan teknik ekiplerin önümüzdeki günlerde Doha'da toplanması planlanıyor" dedi.

Diplomat ayrıca, ABD ile İran arasında yaşanan son saldırıların ardından olası gerilimleri azaltmak amacıyla oluşturulan iletişim kanallarının aktif durumda olduğunu da sözlerine ekledi.


NATO üyesi ülkeden dikkat çeken çıkış: Ödenmesi gereken küçük bir bedel

Estonya Dışişleri Bakanı, zaman zaman yaşanan hava sahası ihlallerinin Putin'in "can damarına" darbe vurmaya değer olduğunu söyledi (Reuters)
Estonya Dışişleri Bakanı, zaman zaman yaşanan hava sahası ihlallerinin Putin'in "can damarına" darbe vurmaya değer olduğunu söyledi (Reuters)
TT

NATO üyesi ülkeden dikkat çeken çıkış: Ödenmesi gereken küçük bir bedel

Estonya Dışişleri Bakanı, zaman zaman yaşanan hava sahası ihlallerinin Putin'in "can damarına" darbe vurmaya değer olduğunu söyledi (Reuters)
Estonya Dışişleri Bakanı, zaman zaman yaşanan hava sahası ihlallerinin Putin'in "can damarına" darbe vurmaya değer olduğunu söyledi (Reuters)

Estonya Dışişleri Bakanı, Ukrayna'ya ait rotasından çıkan drone'ların NATO topraklarına düşmesinin, Rusya'yı yenmek için ödenmesi gereken küçük bir bedel olduğunu söyledi.

NATO ülkeleri, hava sahalarına giren Ukrayna drone'u sayısının arttığını bildirirken bu, seyahat aksamalarına, havalimanlarının kapanmasına ve savaş uçaklarının havalanmasına yol açıyor.

Geçen hafta Estonya'da bir tarlada 5 kg'lık savaş başlığı taşıyan patlamamış bir drone bulundu. Ukrayna, geçen ay Romanya savaş uçaklarının Estonya hava sahasına giren bir drone'u düşürmesinin ardından özür dilemek zorunda kalmıştı.

Ancak Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna, Estonya'nın büyük resme baktığını ve aksamanın buna değdiğine inandığını söyledi.

Tsahkna, Financial Times'a "Elbette bu olaylardan memnun değiliz" diye konuştu.

Ama Ukrayna'ya bunu durdurmasını söylemiyoruz. Bu, Putin'in can damarına darbe vuruyor. Putin'in çevresindeki atmosferin son iki buçuk ayda değiştiğini biliyoruz... Artık o kadar iyimser değil. Bunun ana nedeni ekonomik; bu derin darbeler yüzünden.

Rusya, Baltık ülkelerini saldırılara karışmakla suçladı ancak Tsahkna bu haberleri "saçma" ve Kremlin'in çaresizliğinin bir örneği diye niteledi.

Ukrayna'nın uzun menzilli drone geliştirme çalışmalarını yoğunlaştırmasıyla Finlandiya, Letonya ve Litvanya da etkilendi.

gbnty
Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna, Ukrayna'dan durmasını istemeyeceklerini söyledi (AFP)

Drone saldırıları öncelikle Rusya'nın enerji altyapısını hedef alıyor ve analistler, Rusya'nın toplam rafineri kapasitesinin beşte birinden fazlasının devre dışı kalmış olabileceğini tahmin ediyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) geçen hafta, saldırılar nedeniyle Rusya'nın ham petrol üretiminin geçen ay yıllık bazda yaklaşık yüzde 5 düştüğünü bildirdi.

IEA, haziran raporunda, "Bu düzeydeki aksama, Rusya-Ukrayna çatışmasının tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir durum" dedi.

Ukrayna-Rusya savaşı, bu hava araçlarının geniş çapta kullanıldığı ilk savaş oldu. Putin'in Rus güçlerine Ukrayna'yı işgal emri vermesinden bu yana geçen 4 yılda yüz binlerce drone kullanıldı.

ewg4t56hy6
Moskova'daki bir petrol rafinerisinin patlamasına dair görüntüler, Ukrayna'nın giderek artan uzun menzilli drone harekatının altını çizdi (Sosyal medya)

Hafta sonu Putin, Rusya'nın batıdan "benzeri görülmemiş bir baskı" gördüğünü ve saldırıların ülkede kıtlıklara ve sorunlara neden olduğunu kabul etti.

Ukrayna, Rusya'nın bazı bölgelerinde ciddi yakıt kıtlığına neden olan saldırılarına devam ederken pazar günü güneydeki Krasnodar bölgesinde ve Yaroslavl bölgesinde bir petrol rafinerisinde yangın çıktı.

Putin, pazar günü Kremlin tarafından yayımlanan röportajda, "Genel olarak kritik altyapıya ve özellikle enerji altyapısına yönelik saldırılara gelince, elbette altyapı tesislerimize yapılan bu saldırılar sorun yaratıyor, bu açık" dedi.

Independent Türkçe


Almanya'nın kuzeyinde silahlı saldırı: 5 ölü

Alman polisi (EPA)
Alman polisi (EPA)
TT

Almanya'nın kuzeyinde silahlı saldırı: 5 ölü

Alman polisi (EPA)
Alman polisi (EPA)

Alman polisi pazartesi günü yaptığı açıklamada, ülkeni kuzeyinde yer alan Stade kentinde düzenlenen silahlı saldırıda 5 kişinin hayatını kaybetti. Emniyet sözcüsü, saldırının arkasındaki nedenin henüz netlik kazanmadığını belirtti. Bölgeye çok sayıda polis ekibi sevk edilirken, geniş çaplı operasyonun sürdüğü bildirildi.