Sudan hükümeti, Berlin Konferansı’ndan dışlanmayı reddediyor

İnsani durum, savaşa karşı çıkan sivil güçlerin geniş katılımıyla ele alınıyor

Sudan Başbakanı Kâmil İdris, pazartesi günü Hartum Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında (Sudan Bakanlar Kurulu)
Sudan Başbakanı Kâmil İdris, pazartesi günü Hartum Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında (Sudan Bakanlar Kurulu)
TT

Sudan hükümeti, Berlin Konferansı’ndan dışlanmayı reddediyor

Sudan Başbakanı Kâmil İdris, pazartesi günü Hartum Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında (Sudan Bakanlar Kurulu)
Sudan Başbakanı Kâmil İdris, pazartesi günü Hartum Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında (Sudan Bakanlar Kurulu)

Sudan hükümeti, 15 Nisan’da düzenlenmesi planlanan ve Sudan’daki insani durumu ele almayı amaçlayan Berlin Konferansı’na davet edilmemesini resmî olarak protesto etti.

Hükümet, konferansın kendi onayı olmadan ve organizasyonuna ilişkin düzenlemelerin kendisiyle istişare edilmeden yapılmasını kesin bir dille reddettiğini açıkladı. Bu gelişme, Sudan’daki siyasi ve sivil güçlerin, konferansa sunulmak üzere insani dosya konusunda ortak bir vizyon oluşturmak amacıyla Addis Ababa’da hazırlık toplantısı düzenlemeye hazırlandığı bir dönemde yaşandı.

Konferans, Almanya ve Birleşik Krallık öncülüğünde; Avrupa Birliği (AB), Fransa ve Afrika Birliği’nin (AfB) katılımıyla düzenleniyor. Ayrıca Dörtlü Mekanizma bünyesinde yer alan Suudi Arabistan, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır da sürece katılıyor. Sudan Dışişleri Bakanlığı, Alman hükümetinin izlediği yöntemi eleştirerek bunun Sudan devletini Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile eşit konuma koyduğunu savundu. Bakanlık açıklamasında, Sudan’ın Berlin Büyükelçisi İlham İbrahim Muhammed Ahmed’in, cuma akşamı Almanya Dışişleri Bakanlığı Afrika Masası yetkilisi Gesa Brautigam’a resmî bir nota sunduğu ve bu notada hükümetin konferansın kendi katılımı ve bilgisi olmadan düzenlenmesine karşı olduğu yönündeki tutumunun iletildiği belirtildi.

vfdfdv
Darfur’daki Tavile kasabasında geçici bir barınakta bulunan yerinden edilmiş bir Sudanlı adam, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) hapishanelerinde hapsedildiğini ve işkence gördüğünü söyledi. (AFP)

Sunulan notada, Sudan hükümeti olmadan ülkeye ilişkin herhangi bir konunun ele alınmasının, uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın açık ihlali sayılacağı vurgulandı. Bunun aynı zamanda devlet egemenliğine ve yerleşik diplomatik teamüllere aykırı olduğu belirtildi. Büyükelçi, Sudan hükümetinin dışlanmasının konferansın pratik değerini ortadan kaldıracağını ve barış ya da istikrarın sağlanmasına katkı sunmayacağını ifade etti. Ayrıca büyükelçi, çatışmaya doğrudan ya da dolaylı şekilde taraf olan bazı ülkelerin konferansa davet edilmesinden duyulan rahatsızlığı dile getirerek, bunun sürecin güvenilirliğini zedelediğini ve çatışmayı körükleyen müdahaleleri teşvik ederek Sudan ile bölgedeki güvenlik ve istikrarı olumsuz etkilediğini kaydetti.

Sudan hükümeti, barışçıl çözüm konusundaki taahhüdünü yineleyerek, Abdulfettah el-Burhan tarafından daha önce sunulan yol haritasına ve Başbakan Kâmil İdris’in geçen aralık ayında BM Güvenlik Konseyi’nde dile getirdiği barış girişimine atıfta bulundu. Bu çerçevede Dışişleri Bakanlığı, Sudan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı gösteren her türlü ciddi bölgesel ve uluslararası girişime yapıcı şekilde katılmaya hazır olduğunu bildirdi. Açıklamada ayrıca, konferanstan dışlanmanın, ‘karşılıklılık ilkesi’ doğrultusunda Sudan’ın organizatör ve destekçi ülkelerle ilişkilerini yeniden değerlendirmesine yol açabileceği uyarısında bulunuldu.

fdvf
Dünya Gıda Programı’ndan (WFP) yardım alan Omdurman sakinleri... 11 Mart 2026 (AFP)

Buna karşılık, Sudanlı sivil çevreler hükümetin ret tutumunu eleştirerek, konferansın esas olarak savaş nedeniyle milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açan insani krize yönelik finansman sağlamayı hedeflediğini vurguladı. Söz konusu kriz, Sudan ordusu ile HDK arasındaki çatışmaların sonucu olarak derinleşti.

Berlin Konferansı, Sudan’da savaşın başlamasının üçüncü yıl dönümüne denk gelirken, daha önce Paris, Londra ve Washington’da düzenlenen benzer toplantıların devamı niteliğini taşıyor. Bu toplantıların tamamı, insani yardım faaliyetlerini desteklemeyi, derhâl ateşkes çağrısı yapmayı ve çatışmayı sona erdirmeyi amaçlamıştı. Berlin’deki konferansa, ne Sudan hükümeti ne de HDK ile bağlantılı paralel yönetim davet edildi. Katılımın, çatışmaya doğrudan taraf olmayan sivil aktörlerle sınırlı tutulduğu belirtildi. Konferansa yaklaşık 40 Sudanlı siyasi ve sivil liderin katılması beklenirken, bunlar arasında Sivil Demokratik Devrimci Güçler İttifakı (Sumud) temsilcileri, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, direniş komiteleri ve acil durum odaları yer alıyor. Sürecin AfB, BM, AB, Arap Birliği ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) himayesinde yürütüldüğü aktarıldı. Konferansa katılan kaynaklar, görüşmelerin sivil güçler arasında savaşı sona erdirmeye yönelik görüş ayrılıklarını gidermeyi de içerebileceğini, ancak temel hedefin Sudan’daki insani çalışmaları desteklemek için ek finansman sağlamak olduğunu ifade etti.

Öte yandan, Sudan hükümetine yakın Demokratik Blok liderleri konferansı boykot edeceklerini açıkladı. Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar da geçen hafta yaptığı açıklamada konferansı reddederek, bunun Sudan halkının iradesini yansıtmadığını ve beklentilerini karşılamadığını dile getirmişti.



Sudani’nin Irak Başbakanı olarak yeniden atanma olasılığı artıyor

Irak parlamentosunun cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)
Irak parlamentosunun cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)
TT

Sudani’nin Irak Başbakanı olarak yeniden atanma olasılığı artıyor

Irak parlamentosunun cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)
Irak parlamentosunun cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)

Şii bloğunu (Sadr Hareketi hariç) temsil eden Koordinasyon Çerçevesi, başbakanlık makamı için adayını belirlemek üzere yalnızca iki haftalık bir süreye sahip. Ancak Irak Cumhurbaşkanlığı görevine Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) adayı Nizar Amidi’nin seçilmesinin ardından, bu yapı içindeki görüş ayrılıkları devam ediyor. Söz konusu ayrılıkların, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin başbakan adaylığını reddeden paylaşımının ardından başladığı belirtiliyor.

Şii siyasi güçler, ABD vetosuna rağmen Maliki’nin adaylığını sürdürme yönünde ilerleyememiş olsa da, Maliki yarıştan çekilmedi ve ABD Başkanı’nın tutumuyla ilgilenmediğini ifade ederek, kararın Koordinasyon Çerçevesi’ne ait olduğunu savundu. Bu durum, Koordinasyon Çerçevesi’nin adaylığı geri çekip çekmeyeceği konusunda süreci belirsiz bırakırken, siyasi gözlemciler yeni hükümetin başına Muhammed Şiya es-Sudani’nin getirilme ihtimalinin giderek güçlendiğine dikkat çekiyor.

sdfv
Irak parlamentosu binası (AFP)

Öte yandan, geçen yılın sonlarında yapılan parlamento seçimlerinden bu yana dört ayı aşkın bir süre geçtikten sonra yeni cumhurbaşkanı seçimi ve başbakan ataması için anayasal sürelerin aşılmasıyla birlikte, Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan anayasal sürelerin ihlal edilmesi konusunda uyarıda bulundu. Zeydan, geçen hafta yaptığı açıklamada, bu sürelerin aşılmasına yönelik yaptırım mekanizmasının bulunmamasının ‘söz konusu durumun sürdürülmesi gerektiği anlamına gelmediğini’ belirterek, bunun ülkeyi anayasal ihlal sürecine sokacağını ve mevcut bölgesel gelişmeler, özellikle İran ile ABD-İsrail arasındaki gerilimler ışığında bunun uluslararası koşullarla uyumlu olmadığını ifade etti.

Konsensüsün bozulması

Görünüşe göre Irak Cumhurbaşkanlığı makamına ilişkin nihai karar, siyasi gözlemcilerin de belirttiği gibi, Şii-Kürt ilişkilerinin gelecekteki doğasını doğrudan etkileyecek. Bu ilişkiler, cumhurbaşkanlığı için Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile KYB arasında uzlaşmazlık yaşanmadan önce ‘tarihi ve stratejik’ olarak sınıflandırılıyordu. Ancak son süreçte Kürtlerin ve Şiilerin yarısının KYB’nin adayını desteklemesi, 2003 yılında eski Irak rejiminin devrilmesinin ardından siyasi süreci şekillendiren ‘uzlaşı’ ilkesinden bir uzaklaşma olarak değerlendiriliyor.

dvgfrb
Irak’ın yeni Cumhurbaşkanı Nizar Amidi (INA)

Bu çerçevede Irak Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi, yeni cumhurbaşkanının yemin ederek görevine başlamasının ardından, en büyük parlamento bloğuna başbakan adayını en geç 15 gün içinde belirleme çağrısında bulundu. Halbusi, anayasaya göre cumhurbaşkanı ve en büyük bloğun bu süreci belirlenen süre içinde tamamlamakla yükümlü olduğunu vurguladı.

Herkesin bedelini ödediği bir yorum

‘En büyük parlamenter blok’ kavramı bağlamında Iraklı siyasi güçler, Federal Yüksek Mahkeme’nin eski başkanı Mitat el-Mahmud tarafından 2010 yılında verilen önceki bir yoruma dayanıyor. Söz konusu yoruma göre ‘en büyük parlamenter blok’, ya seçimleri kazanan liste ya da seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından parlamentoda şekillenen blok olarak tanımlanıyor. Bu yorumun temel nedeni ve bugün hâlâ etkisi hissedilen sonuçları, İyad Allavi liderliğindeki Irakiye Listesi’nin 91 sandalye kazanmasına rağmen hükümeti kurmasının engellenmesi oldu. Buna karşılık Nuri el-Maliki’nin liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu 89 sandalye ile ikinci sırada yer almıştı. Bu süreçte, o dönemde Allavi’nin listesinin ana gövdesini oluşturan Sünni Arapların, yürütme erkinin başı olan başbakanlık makamından dışlanması da önemli bir etken olarak gösteriliyor.

fdvfd
Koordinasyon Çerçevesi toplantılarından (INA)

Halbusi’nin Şii siyasi bloklara yaptığı çağrı çerçevesinde ‘en büyük parlamento bloğu’ ifadesine yaptığı vurgu, doğrudan Koordinasyon Çerçevesi yerine, Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin liderliğini yaptığı ve seçimlerde birinci çıkan İmar ve Kalkınma Bloğu’ndan bir adayın görevlendirilmesine işaret ettiği şeklinde yorumlanıyor.

Halbusi açıklamasında, ülkenin ciddi bir ekonomik krizden geçtiğini ve anayasa gereği geçici hükümetin herhangi bir mali, ekonomik ya da reform niteliğinde adım atamayacağını belirtti. Bu nedenle hükümetin bir an önce kurulmasının zorunlu olduğunu, zira halkın geçiminin doğrudan buna bağlı olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı’nın yemin ederek görevine başlamasının ardından yaptığı değerlendirmede Halbusi, ‘en büyük parlamento bloğunun’ milletvekillerinin imzalarıyla resmi başvuruda bulunduğunu ve bunun Koordinasyon Çerçevesi olduğunu ifade etti. Anayasanın 76. maddesine göre, en büyük bloğun 15 gün içinde başbakan adayını sunmakla yükümlü olduğunu hatırlattı. Halbusi ayrıca siyasi blok liderlerini ve Koordinasyon Çerçevesi’ni, kabine kurulma sürecini başlatmak üzere Cumhurbaşkanı’na resmî görevlendirme başvurusunu iletmeye çağırdı. Ülkenin ekonomik ve güvenlik sorunları nedeniyle, günlük işleri yürüten bir geçici hükümet varken yeni bir hükümetin kurulmasının acil bir ihtiyaç olduğunu da vurguladı.

vfdvbf
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani (DPA)

Bağdat’taki siyasi gözlemcilere göre Şii siyasi blok içinde seçenekler giderek daralıyor ve görüş ayrılıkları derinleşiyor. Özellikle Maliki ve liderliğini yaptığı grubun cumhurbaşkanlığı seçim sürecine katılmayı reddetmesi ve Kürt cumhurbaşkanının seçilmesinde Koordinasyon Çerçevesi içindeki güçlerin yarısından fazlasının oluşturduğu uzlaşmadan ayrılması, Maliki’nin başbakanlığa dönüş ihtimalinin tamamen zayıfladığı şeklinde değerlendiriliyor. Bu nedenle başbakanlık için öne çıkan isimler arasında mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin yanı sıra, Hesap Verebilirlik ve Adalet Konseyi Başkanı Basim el-Bedri ile İstihbarat Servisi Başkanı Hamid eş-Şatri’nin bulunduğu belirtiliyor.


Gazze’ye yönelik İsrail ablukasını kırmayı hedefleyen yeni bir yardım filosu yola çıkıyor

Küresel Direniş Filosu Yönlendirme Komitesi üyeleri ile Open Arms (Açık Kollar) örgütü temsilcileri, insani yardım filosunun Barselona’dan Gazze’ye hareketine hazırlanılırken düzenlenen basın toplantısına katıldı (Reuters)
Küresel Direniş Filosu Yönlendirme Komitesi üyeleri ile Open Arms (Açık Kollar) örgütü temsilcileri, insani yardım filosunun Barselona’dan Gazze’ye hareketine hazırlanılırken düzenlenen basın toplantısına katıldı (Reuters)
TT

Gazze’ye yönelik İsrail ablukasını kırmayı hedefleyen yeni bir yardım filosu yola çıkıyor

Küresel Direniş Filosu Yönlendirme Komitesi üyeleri ile Open Arms (Açık Kollar) örgütü temsilcileri, insani yardım filosunun Barselona’dan Gazze’ye hareketine hazırlanılırken düzenlenen basın toplantısına katıldı (Reuters)
Küresel Direniş Filosu Yönlendirme Komitesi üyeleri ile Open Arms (Açık Kollar) örgütü temsilcileri, insani yardım filosunun Barselona’dan Gazze’ye hareketine hazırlanılırken düzenlenen basın toplantısına katıldı (Reuters)

Filistinlilere insani yardım ulaştırmayı amaçlayan ikinci bir filonun, bugün (Pazar) İspanya’nın Barselona Limanı’ndan hareket etmesi planlanıyor. Girişim, İsrail’in Gazze Şeridi üzerindeki ablukasını kırmayı hedefliyor.

Akdeniz’e kıyısı bulunan limandan, tıbbi malzemeler ve diğer insani yardımlarla yüklü yaklaşık 30 teknenin “Küresel Direniş Filosu” kapsamında yola çıkması bekleniyor. Filoya, Gazze’ye uzanan güzergâh boyunca daha fazla teknenin katılması öngörülüyor.

dervf
Gazze’ye doğru yola çıkmaya hazırlanan insani yardım filosuna ait bir teknede, Yeni Zelanda hükümetine İsrail’e yaptırım uygulama çağrısı yapan bir pankart asılı görülüyor. Girişim, İspanya’nın Barselona kentinde gerçekleşti (Reuters)

İsrail ordusu, aynı organizasyon tarafından geçen yıl Ekim ayında Gazze’ye ulaşmaya çalışan yaklaşık 40 tekneyi durdurmuş, İsveçli aktivist Greta Thunberg ile birlikte 450’den fazla katılımcıyı gözaltına almıştı.

“İnsani koridor açılması”

Gazze’nin tüm giriş-çıkış noktalarını kontrol eden İsrail, bölgeye yönelik yardım akışını engellediği yönündeki iddiaları reddediyor. Ancak Filistinliler ve uluslararası yardım kuruluşları, Ekim ayından bu yana yürürlükte olan ve yardımın artırılmasını da içeren ateşkes anlaşmasına rağmen, bölgeye ulaşan yardımların hâlâ yetersiz olduğunu belirtiyor.

Game of Thrones dizisindeki rolüyle tanınan İrlandalı oyuncu Liam Cunningham, filoya destek veren isimler arasında yer alıyor. Reuters’a değerlendirmede bulunan Cunningham, teknelerde taşınan yardımların, devletlerin uluslararası hukuk kapsamında yerine getirmesi gereken yükümlülüklerin gönüllüler tarafından üstlenildiğini gösterdiğini belirterek, bunu “bir başarısızlık göstergesi” olarak nitelendirdi.

vfvf
Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan filo, İspanya’nın Barselona Limanı’ndan hareket etmeye hazırlanıyor (Reuters)

Dünya Sağlık Örgütü ise, devletlerin silahlı çatışmalar sırasında dahi uluslararası insancıl hukuk kapsamında insanların sağlık hizmetlerine güvenli erişimini sağlamakla yükümlü olduğunu vurguluyor.

Filonun organizasyon komitesinde yer alan Filistinli aktivist Saif Ebu Keşk, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Bu görev, yardım kuruluşlarının bölgeye ulaşabilmesi için bir insani koridor açmayı amaçlıyor” ifadelerini kullandı.

Geçen yılki filoya katılan İsviçreli ve İspanyol aktivistler, İsrail güçleri tarafından gözaltında tutuldukları süre boyunca insanlık dışı koşullara maruz kaldıklarını öne sürerken, İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü bu iddiaları reddetti.


İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırısında aynı aileden altı kişi hayatını kaybetti

 İsrail’e ait bir Apache helikopteri Lübnan üzerinde uçarken işaret fişekleri ateşliyor. (Reuters)
İsrail’e ait bir Apache helikopteri Lübnan üzerinde uçarken işaret fişekleri ateşliyor. (Reuters)
TT

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırısında aynı aileden altı kişi hayatını kaybetti

 İsrail’e ait bir Apache helikopteri Lübnan üzerinde uçarken işaret fişekleri ateşliyor. (Reuters)
İsrail’e ait bir Apache helikopteri Lübnan üzerinde uçarken işaret fişekleri ateşliyor. (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın yerel medyadan aktardığına göre, İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırısında aynı aileden altı kişi hayatını kaybetti.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), güneydeki Sur ilçesine bağlı Marub köyüne düzenlenen saldırıda ‘altı kişinin şehit olduğunu’ duyurdu. Saldırının, yedi kişiden fazla nüfusa sahip bir ailenin yaşadığı bir evi hedef aldığı belirtildi.

NNA ayrıca, İsrail güçlerinin Bint Cubeyl’de kalan mahallelere sızma ve kontrol sağlama girişimlerini sürdürdüğünü, bölgede şiddetli çatışmaların yaşandığını ve İsrail tarafının ağır kayıplar verdiğini aktardı.

Açıklamada, İsrail topçusunun kentin çevresini, giriş noktalarını ve yakın köylerin kenar bölgelerini yoğun şekilde bombaladığı da ifade edildi.

İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürdüğü, bu operasyonlarda Hizbullah unsurlarının hedef alındığını açıkladığı ve söz konusu faaliyetlerin İran ile ABD arasındaki ateşkesin bir parçası olmadığı yönündeki tutumunu koruduğu belirtildi.

İran ise Lübnan’daki askeri operasyonların durdurulması gerektiğini savunuyor.

İsrail ordusu, dün geceden bugün sabah saatlerine kadar Hizbullah’a ait roket fırlatma rampalarını vurduğunu açıkladı. Bugün Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar görülürken, İsrail’in sınıra yakın yerleşimlerinde ise Lübnan’dan gelen roket tehdidi nedeniyle hava saldırısı sirenleri çaldı.