2025 yılında Suudi enerji şirketleri: Piyasadaki dalgalanmalara meydan okuyan milyarlarca dolarlık kâr

Net gelir 92 milyar doları, cirolar ise 430 milyar doları aştı... Operasyonel verimlilik büyümenin lokomotifi

10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
TT

2025 yılında Suudi enerji şirketleri: Piyasadaki dalgalanmalara meydan okuyan milyarlarca dolarlık kâr

10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)

Suudi Arabistan enerji sektörünün, 2025 yılı boyunca finansal kazanımlarını koruma ve küresel piyasalardaki dalgalanmaları aşma konusunda güçlü bir performans sergilediği; 92,5 milyar doları (347,2 milyar riyal) aşan net kâr elde ettiği bildirildi. Küresel arz-talep dengesi ve tedarik zincirlerindeki aksamalardan kaynaklanan baskılara rağmen, borsada işlem gören şirketlerin finansal sonuçları sektörde stratejik bir dönüşüme işaret etti. Buna göre, petrol fiyatlarındaki hareketlilik artık tek belirleyici unsur olmaktan çıkarken, operasyonel verimlilik ve riskten korunma yöntemleri, 430 milyar doları aşan nakit akışlarının sürekliliğini sağlayan temel unsurlar haline geldi.

Kârlar, olağanüstü geçen 2024 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 11,5 oranında gerileyerek 104,62 milyar dolardan 92,5 milyar dolara düşse de, Bahri ve ADES gibi lojistik ve sondaj hizmetleri şirketlerinde olumlu bir performans farklılaşması görüldü. Bu durum, sektörde operasyonel olgunluğun arttığı ve gelir kaynaklarının çeşitlenmeye başladığı yeni bir döneme işaret ediyor.

dfvefeb
Suudi Arabistan Borsası’nın (Tadawul) logosu önünden geçen bir adam (Reuters)

Söz konusu düşüşün, Suudi Arabistan Borsası’nın (Tadawul) en büyük ağırlığa sahip şirketi olan Saudi Aramco’nun kârlarındaki gerilemeden kaynaklandığı ifade edildi. Ayrıca sektördeki diğer şirketler de gelirlerdeki azalma, satışların düşmesi ve yatırım portföylerinden elde edilen temettü gelirlerindeki gerileme gibi çeşitli zorluklardan etkilendi.

Şirket kârlarında farklılık

Enerji sektörü şirketlerinin finansal sonuçlarının performans açısından farklılık gösterdiği, buna göre iki şirketin kârlarını artırdığı, bir şirketin kârında düşüş yaşandığı, bir şirketin zararını azalttığı, bir başka şirketin zarar etmeye devam ettiği ve bir şirketin ise 2024’te kâr açıklamasına rağmen bu yıl zarara geçtiği bildirildi.

Detaylara göre Saudi Aramco 2025 yılında sektörde en yüksek kârı elde eden şirket oldu. Şirketin kârı 92,75 milyar dolar (348,04 milyar riyal) olarak gerçekleşirken, bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 11,64’lük bir düşüşe işaret etti. Şirket, bu gerilemenin gelir ve satışlardan elde edilen gelirin azalmasından kaynaklandığını, buna karşın operasyonel maliyetlerdeki düşüş ile gelir vergisi ve zekât giderlerindeki azalışın bu etkiyi kısmen dengelediğini açıkladı.

Sektörde ikinci sırada ise Bahri yer aldı. Şirket, 2025 yılında 647,58 milyon dolar (2,43 milyar riyal) kâr elde ederek geçen yıla göre yüzde 0,12’lik bir artış kaydetti. Şirket, 2024 yılında 578,29 milyon dolar (2,17 milyar riyal) kâr açıklamıştı. Kâr artışı, özellikle petrol taşımacılığı segmentindeki brüt kârın yükselmesi, operasyonel performanstaki iyileşme ve küresel nakliye fiyatlarındaki artışa bağlandı.

erfreg
Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi’ne (Bahri) ait bir gemi (Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi)

Üçüncü sırada ise ADES yer aldı. Şirket, 218,13 milyon dolar (818,5 milyon riyal) kâr elde ederek bir önceki yıla göre yüzde 2’lik bir artış kaydetti. Şirket, net kârındaki artışın; gelirlerle karşılaştırıldığında amortisman ve faiz giderlerindeki yükselişi yansıttığını bildirdi. Ayrıca üçüncü çeyrekte, kâr-zarar tablosu üzerinden gerçeğe uygun değerle ölçülen özkaynak araçlarından elde edilen kârlar kaleminde kaydedilen kazançların da etkili olduğu ifade edildi. Bununla birlikte, söz konusu olumlu etkinin büyük ölçüde satın alma işlemine ilişkin maliyetler nedeniyle ortadan kalktığı belirtildi.

Sektör gelirleri

2025 yılında enerji sektörü gelirlerinin yaklaşık yüzde 4,74 oranında gerileyerek 430,12 milyar dolara (1,61 trilyon riyal) düştüğü bildirildi. Sektör, 2024 yılında 450,4 milyar dolar (1,69 trilyon riyal) gelir elde etmişti. Böylece gelirlerde 21,44 milyar dolarlık (80,45 milyar riyal) bir azalma yaşandı.

Bu sonuçlara ilişkin değerlendirmede bulunan piyasa analisti ve Suudi Arabistan Ekonomi Derneği üyesi Dr. Süleyman Al Hamid el-Halidi, enerji sektörünün Suudi ekonomisi açısından stratejik ve hayati bir öneme sahip olduğunu belirterek, elde edilen sonuçların sektör şirketlerinde yüksek kârlılığın sürdüğünü, buna rağmen sınırlı bir gerileme yaşandığını ortaya koyduğunu söyledi.

El-Halidi, bu düşüşü 2024’teki olağanüstü yüksek seviyelerin ardından ‘doğal’ bir düzeltme olarak nitelendirdi. Petrol fiyatlarının geçen yıla kıyasla dengelenmesinin yanı sıra, arz-talep dengesini korumaya yönelik OPEC+ üretim kısıtlamalarının etkisine dikkat çekti. Gelirlerdeki azalmanın hem fiyat hem de üretim miktarındaki düşüşten kaynaklandığını, ancak seviyelerin hâlâ güçlü kaldığını ifade etti. Ayrıca bazı şirketlerde, özellikle genişleme projeleri ve yenilenebilir enerji yatırımları nedeniyle operasyonel ve yatırım maliyetlerinin arttığını belirtti. Buna karşılık Bahri ve ADES gibi şirketlerin, deniz taşımacılığı ve sondaj hizmetlerine olan talep artışı sayesinde olumlu performans sergilediğini ve bunun sektörde gelir kaynaklarının çeşitlendiğini gösterdiğini söyledi.

ffev
 ADES logosunu taşıyan bir vinç (ADES)

El-Halidi, kısa vadede sektörün istikrarlı ancak sınırlı bir büyüme eğilimiyle yoluna devam edeceğini öngördü. Bu görünümün, küresel petrol arzının yönetilmesinin fiyatları dengede tutması, Aramco’nun gaz, temiz enerji ve petrokimya alanlarına yönelerek ham petrole bağımlılığı azaltması ve sondaj ile taşımacılık gibi hizmet şirketlerinin bölgesel projelerle güçlenmesi gibi faktörlerle destekleneceğini ifade etti.

Orta ve uzun vadede ise sektörün hidrojen, yenilenebilir enerji ve düşük karbonlu çözümler gibi alanlara yönelerek stratejik bir dönüşüm yaşayacağı tahmin edildi Ayrıca Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 kapsamında altyapı ve yatırım desteklerinin sektörü güçlendireceği belirtildi. El-Halidi’ye göre enerji sektörü halen güçlü ve kârlı bir yapıya sahip; mevcut gerileme ise tarihi zirvelerin ardından sağlıklı bir düzeltme niteliği taşıyor. Gelecekteki büyümenin ana sürücüsü ise çeşitlenme ve sürdürülebilirlik olacak.

İşletme faktörleri

G World CEO’su Muhammed Hamdi Ömer, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu verilerin ekonomik okumasının Suudi enerji sektörünün gücünü kaybetmediğini, ancak artık yalnızca yüksek kâr elde etmeye dayalı basit bir aşamadan daha karmaşık bir sürece geçtiğini gösterdiğini söyledi. Ömer, “347 milyar riyali aşan devasa kârlılık seviyelerine hâlâ ulaşılıyor, ancak asıl tablo, büyümenin artık yalnızca fiyat hareketlerine dayalı olmadığıdır. Artık operasyonel koşullara, küresel talebe, rafineri marjlarına ve sektör içindeki şirket performans farklılıklarına daha duyarlı bir yapı söz konusu” ifadelerini kullandı.

Kâr düşüşünün temel nedeninin, sektör içinde ‘olağanüstü ağırlığa’ sahip olan Saudi Aramco’dan kaynaklandığını belirten Ömer, şirketin sektörde yalnızca bir oyuncu değil, finansal görünümü belirleyen ana motor olduğunu vurguladı. Aramco’nun gelir veya kârındaki herhangi bir gerilemenin doğrudan sektör endeksine yansıdığını ifade etti. Ayrıca sektörün tek bir bütün olarak hareket etmediğini, Bahri ve ADES gibi bazı şirketlerin operasyonel güç veya iş modeli avantajları sayesinde olumlu performans sergilerken, diğer bazı şirketlerin ise piyasa ve operasyon kaynaklı baskılarla karşılaştığını söyledi. Buna göre temel meselenin artık sektörün geneli değil, sektördeki konumlanma kalitesi olduğunu dile getirdi.

Ömer, sektör gelirlerindeki gerilemenin küresel enerji piyasasının daha dalgalı bir döneme girdiğine işaret ettiğini belirterek, yüksek petrol fiyatlarının artık tek başına dengeli sonuçlar için yeterli olmadığını ifade etti. Günümüzde operasyonel yönetim, riskten korunma kabiliyeti, gelir çeşitliliği ve tedarik zinciri verimliliğinin fiyat kadar önemli hale geldiğini söyledi. Bu nedenle sonuçların sadece yıllık kâr düşüşü olarak okunmasının eksik olacağını, aslında sektörün ‘kolay kazanç döneminden daha rekabetçi ve karmaşık bir operasyonel döneme geçişini’ yansıttığını belirtti.

Geleceğe ilişkin değerlendirmesinde ise enerji sektörünün Suudi ekonomisi ve finans piyasası için temel bir dayanak olmaya devam edeceğini ifade eden Ömer, asıl farkın küresel dalgalanmalara uyum sağlayabilen şirketler ile fiyat döngüsüne bağımlı kalanlar arasında ortaya çıkacağını söyledi. Ona göre geleceği belirleyecek unsur büyüklük değil, esneklik, finansal disiplin ve dalgalanmayı fırsata çevirebilme kapasitesi olacak.

Ömer, sektör görünümünün genel olarak ‘pozitif’ olduğunu, ancak şirket bazında daha seçici bir tablo oluşacağını belirterek, kazançların eşit dağılmayacağını; daha verimli, daha entegre ve risk yönetiminde daha güçlü şirketlerin öne çıkacağını ifade etti.



Abdulkerim al-Tavil... Barutun alevleriyle başlayan ve tavafla sona eren bir sabır yolculuğu

Hacı Abdulkerim al-Tavil, Humus'un batı kırsalındaki al-Havz köyünden bir Suriyeli, (Şarku’l Avsat)
Hacı Abdulkerim al-Tavil, Humus'un batı kırsalındaki al-Havz köyünden bir Suriyeli, (Şarku’l Avsat)
TT

Abdulkerim al-Tavil... Barutun alevleriyle başlayan ve tavafla sona eren bir sabır yolculuğu

Hacı Abdulkerim al-Tavil, Humus'un batı kırsalındaki al-Havz köyünden bir Suriyeli, (Şarku’l Avsat)
Hacı Abdulkerim al-Tavil, Humus'un batı kırsalındaki al-Havz köyünden bir Suriyeli, (Şarku’l Avsat)

İbrahim el-Kureyşi

Humus’un batı kırsalında, Asi Nehri’nin köyler arasından aktığı, hikâyelerin toprağın çamurundan ve başakların sabrından doğduğu bir coğrafyada, Suriyeli hacı Abdülkerim Muhammed Hıdır et-Tavil’in hikâyesi başlıyor. En büyük arzusu Kâbe’yi görmek ve hac ibadetini yerine getirmek olan et-Tavil, bu hayaline nihayet bu yılki hac sezonunda kavuştu.

Bu uzun zamandır beklediği an, yıllarca savaşın ateşi ve güneşin kavurucu sıcağı altında geçen zorlu bir yaşamın ardından geldi. Bu süreçte ailesinden dokuz kişiyi kaybeden Abdülkerim’in yüzünde derin izler bırakan acılar, hayatının önemli bir bölümünü şekillendirdi.

57 yaşındaki Abdülkerim, Humus kırsalındaki Havz köyünde mütevazı bir çiftçi olarak yaşamını sürdürüyordu. Toprağı işliyor, emeğinin karşılığını bereketli ürünlerle alıyordu. Ancak 2010 yılında hac yolculuğu için hazırlık yaparken kader onun için bambaşka bir sabır ve mücadele yolculuğu hazırlamıştı. Bu süreçte beş oğlunu, üç kardeşini ve bir kuzenini kaybetti.

2011 yılında Suriye’de olayların başlamasıyla birlikte Abdülkerim’in hayatı tamamen değişti. Çiftçilik yapan elleri, toprağını ve ailesini korumak amacıyla silah taşımaya başladı. 2012 Ramazan ayında düzenlenen gözaltı operasyonlarından mucizevi şekilde kurtuldu. Ancak kardeşleri aynı şansa sahip olmadı; gözaltına alındılar, işkence gördüler ve en büyük kardeşi hayatını kaybederek geride on yetim bıraktı. Bu kayıp aileyi derinden sarssa da inançlarını sarsamadı.

O günden sonra Abdülkerim için uzun bir acı dönemi başladı. Gündüzleri çocuklarının geçimini sağlamak için tarlalarda çalışıyor, geceleri ise nöbet ve çatışma hatlarında görev alıyordu. Yaşadıklarını Şarku’l Avsat’a anlatırken, “Gerçek bir trajedi yaşadık, ancak davamızın haklılığına olan inancımız her şeyden güçlüydü” ifadelerini kullandı.

2013 yılında köyleri şiddetli çatışmaların ortasında kaldı ve aile zorunlu olarak Lübnan sınırına doğru göç etti. Lübnan’ın Arsal kasabasına ulaştıktan sonra Abdülkerim, “Vatanda ölmek sürgünde yaşamaktan daha onurludur” diyerek Suriye’ye dönme kararı aldı. Ancak onu daha büyük acılar bekliyordu.

Kanlı bir bombardıman gecesinde ilk oğlunu gözlerinin önünde kaybetti. Oğlunu kendi elleriyle gece karanlığında toprağa verdi. Ertesi gün ikinci oğlu da hayatını kaybetti ve iki kardeş yan yana defnedildi. Ardından yaralanan oğlu Muhammed yaşamını yitirdi. Kısa süre sonra dördüncü oğlu İsa ve ardından beşinci oğlu Yusuf da hayatını kaybetti. Ölüm, sanki peş peşe ailesinin kapısını çalıyordu.

Gözaltılar ve çatışmalar sırasında iki kardeşini ve kuzenini de kaybeden Abdülkerim’in yakın çevresinden uğurladığı kişilerin sayısı dokuza ulaştı. Ancak her kazdığı mezarla birlikte inancını kaybetmek yerine ona daha sıkı sarıldı. Kâbe’nin etrafında tavaf etme hayali ise tüm bu acıların ortasında kalbinde bir umut ışığı olarak yaşamaya devam etti.

Bu yılki hac sezonunda Suriyeli hacı, hayatında ilk kez Kâbe’nin karşısında durdu. Beyaz ihramı içinde, vücudunda leğen kemiği ile ayağı arasında kalan 11’den fazla kurşunun izlerini taşıyordu. Kendi ifadelerine göre gözyaşları ilk kez burada sel oldu. Duaları, kendisinden önce hayatını kaybeden oğullarının ve kardeşlerinin isimleriyle birleşti. Yaşadığı tüm kayıplarla sınandıktan sonra Allah’ın kendisine 16 yıl boyunca beklediği huzur anını nasip ettiğini hissetti.

Abdülkerim, bu haccın uzun yıllar süren sabrının ilk meyvesi olduğunu söylüyor. Geçmişe pişmanlıkla değil, oğulları ve kardeşlerinin kendisini Allah’a yaklaştıran bir vesile olduğu inancıyla baktığını belirtiyor. Ayrıca hacılara sunulan hizmetlerden ve organizasyondan büyük memnuniyet duyduğunu ifade ederek, Suudi Arabistan’ın hacılara sağladığı imkânların tarif edilemeyecek düzeyde olduğunu ve bunun yıllardır Suriye halkına yönelik insani desteklerinin bir devamı niteliği taşıdığını vurguluyor.


Muhammed bin Selman: İki Kutsal Camiye ve ziyaretçilerine karşı görevimizi yerine getirmeye devam edeceğiz

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Mina Sarayı'ndaki yıllık resepsiyonda (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Mina Sarayı'ndaki yıllık resepsiyonda (SPA)
TT

Muhammed bin Selman: İki Kutsal Camiye ve ziyaretçilerine karşı görevimizi yerine getirmeye devam edeceğiz

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Mina Sarayı'ndaki yıllık resepsiyonda (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Mina Sarayı'ndaki yıllık resepsiyonda (SPA)

İbrahim el-Kureyşi & Ömer el-Bedevi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, Krallık’ın Haremeyn-i Şerifeyn'e ve kutsal mekânlara gösterdiği ihtimamı sürdürme, ayrıca bu mekânları ziyaret eden hacılara hizmet etme yönündeki çabalarının devam edeceğini vurguladı.

Veliaht Prens bu açıklamayı, Kral Selman bin Abdülaziz adına perşembe günü Mina Sarayı'nda düzenlenen ve bu yıl hac ibadetini yerine getiren liderler, önde gelen İslami şahsiyetler, konuklar, heyet başkanları ve hac işleri ofislerinin temsilcilerinin katıldığı yıllık kabul töreninde yaptı.

Öte yandan Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Mişel, dün yaptığı açıklamada hac sezonunun başarıyla tamamlandığını duyurdu. Bin Mişel, güvenlik, organizasyon ve hizmetlerin entegre bir şekilde yürütüldüğünü, bu sayede hacıların ibadetlerini kolaylık ve huzur içinde yerine getirebildiğini ifade etti.

Mekke Vali Yardımcısı, elde edilen olağanüstü başarının öncelikle Allah'ın yardımı, ardından Suudi Arabistan liderliğinin sınırsız desteği ve isabetli talimatları sayesinde gerçekleştiğini belirtti. Ayrıca sağlanan imkân ve kaynakların yanı sıra hazırlık, planlama ve uygulama süreçlerinin tüm aşamalarının titizlikle takip edildiğini vurguladı.

Bu arada, Medine kenti, Mescid-i Nebevî'yi ziyaret etmek üzere gelen ve hac ibadetlerini erken tamamlayan hacıları otobüsler ve Haremeyn Hızlı Treni seferleriyle karşılamaya başladı.

Diğer taraftan Suudi Arabistan Hac Bakanı Tevfik er-Rabia, dün Mina'da hac şirketlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre görüşmede, hizmetlerin değerlendirilmesi, iyileştirme imkanlarının ele alınması ve gelecek hac sezonuna yönelik erken hazırlıklar ele alındı.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Bölgedeki krizde savunma çabaları açıkça görüldü

Prens Muhammed bin Selman, hacılara hizmet etme çalışmalarından dolayı ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına, devlet çalışanlarına ve gönüllülere teşekkür etti (SPA)
Prens Muhammed bin Selman, hacılara hizmet etme çalışmalarından dolayı ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına, devlet çalışanlarına ve gönüllülere teşekkür etti (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Bölgedeki krizde savunma çabaları açıkça görüldü

Prens Muhammed bin Selman, hacılara hizmet etme çalışmalarından dolayı ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına, devlet çalışanlarına ve gönüllülere teşekkür etti (SPA)
Prens Muhammed bin Selman, hacılara hizmet etme çalışmalarından dolayı ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına, devlet çalışanlarına ve gönüllülere teşekkür etti (SPA)

Kutsal Yerler: İbrahim el-Kureyşi & Ömer el-Bedevi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman, hacıların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için görev yapan askerî ve güvenlik birimleriyle kamu kurumlarının çalışmalarını takdir etti. Veliaht Prens, bu çabaların, bölgesel krizlere karşı sergilenen tutumda da görüldüğü üzere, Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve egemenliğini koruma yönündeki çalışmaların devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

Prens Muhammed bin Selman, Kurban Bayramı dolayısıyla Mina Sarayı’nda, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdülaziz adına askerî kuvvetlerin üst düzey komutanları ile bayram tebriğine gelen yetkilileri kabul etti.

Veliaht Prens görüşmede, ülkenin güvenliğini koruma ve millî kazanımları savunma yönünde gösterilen çabaların gurur ve takdire değer olduğunu belirterek, bunun devletin köklü yaklaşımının devamı olduğunu ifade etti. Muhammed bin Selman, “Allah’a hamdediyoruz ki ülkemize Haremeyn-i Şerifeyn’e hizmet etme ve kutsal mekânlara gelen ziyaretçilere bakım sağlama şerefini nasip etti” ifadelerini kulandı.

Öte yandan hacılar dün teşrik günlerinin ilki olan “Yevmü’l-Karr” ("karar günü, yerleşme günü") ibadetlerini tamamladı. Suudi Arabistan hükümetinin sunduğu kapsamlı hizmetler sayesinde hacılar ibadetlerini huzurlu ve manevi atmosfer içinde yerine getirdi.

Hac ibadetini erken tamamlayarak Mina’dan ayrılmak isteyen hacıların ise bugün güneşin zeval vaktinin ardından bölgeden ayrılmaya başlaması bekleniyor.

Medine’deki resmî kurumların da ibadetlerini tamamlayan ve bu akşam itibarıyla otobüsler ile Haremeyn Hızlı Treni üzerinden kente ulaşmaya başlayacak ilk hacı kafilelerini karşılamak için hazırlıklarını tamamladığı bildirildi.