Küresel piyasalar, yarınki açılışta ‘İslamabad çıkmazının’ yaratacağı etkiyi bekliyor

New York Borsası’ndaki yatırımcılar, 8 Nisan’da piyasa kapanmadan önce çalışıyor. (AFP)
New York Borsası’ndaki yatırımcılar, 8 Nisan’da piyasa kapanmadan önce çalışıyor. (AFP)
TT

Küresel piyasalar, yarınki açılışta ‘İslamabad çıkmazının’ yaratacağı etkiyi bekliyor

New York Borsası’ndaki yatırımcılar, 8 Nisan’da piyasa kapanmadan önce çalışıyor. (AFP)
New York Borsası’ndaki yatırımcılar, 8 Nisan’da piyasa kapanmadan önce çalışıyor. (AFP)

Küresel piyasalar, işlemlerin açılışını temkinli bir beklentiyle karşılamaya hazırlanıyor. Yatırımcılar, beklenmedik bir jeopolitik şok ile kritik bir bilanço sezonunun kesiştiği hassas bir döneme girerken, risk algısında belirgin bir artış gözleniyor. Geçtiğimiz çarşamba günü yaşanan yükselişin ateşkes beklentilerine dayanmasına karşın, İslamabad görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanması risk iştahından ziyade korunma stratejilerinin yeniden öne çıkmasına neden oldu.

İslamabad’daki müzakerelerin anlaşma sağlanamadan sona ermesi, jeopolitik risk priminin işlemlerin ilk dakikalarından itibaren vadeli piyasalara yeniden yansımasına yol açacak. Geçtiğimiz hafta ‘takip günü’ olarak nitelenen yükselişi kutlayan ve S&P 500 endeksinde yüzde 2,5’lik artış gören piyasaların, hızlı kâr realizasyonları veya düzeltme hareketleriyle karşılaşabileceği değerlendiriliyor. Yatırımcılar, süregelen gerilimin son dönemde oluşan büyüme iyimserliğini zayıflatmasından endişe ediyor.

Petrol ve alüminyum mercek altında

Siyasi müzakerelerde yaşanan başarısızlık, emtia piyasalarını fiyat seviyeleri açısından gerçek bir sınavla karşı karşıya bırakırken, enerji ve endüstriyel metaller diplomatik çözümlerin yokluğuna en duyarlı sektörler olarak öne çıkıyor.

vffd
 Hürmüz Boğazı ve 3 boyutlu yazıcıyla üretilmiş petrol boru hattını gösteren harita (Reuters)

Petrol piyasasında analistler, jeopolitik risk priminin işlemlerin açılışıyla birlikte yeniden belirleyici olmasını bekliyor. Siyasi tıkanıklığın sürmesi, özellikle Hürmüz Boğazı başta olmak üzere uluslararası deniz ticaret yollarına yönelik tehditlerin devam ettiği anlamına geliyor. Bu durum, Brent petrol kontratlarının fiyat hareketlerinin talep dinamiklerinden ziyade arz kesintisi endişeleriyle şekillenmesine yol açabilir. Söz konusu tablo, küresel enflasyon üzerinde ilave baskı oluştururken, ham petrol akışının istikrarını yalnızca piyasa meselesi olmaktan çıkarıp uluslararası ekonomik güvenlik konusu haline getiriyor.

Metaller tarafında ise özellikle alüminyum, mevcut gerilim ortamında öne çıkan başlıca emtialardan biri olarak dikkat çekiyor. Ortadoğu’da küresel üretimin yaklaşık yüzde 9’unu sağlayan büyük eritme tesislerinin hedef alınması, arz tarafında belirsizlikleri artırıyor. Küresel üreticilerin olası arz daralmasına nasıl tepki vereceği yakından izlenirken, eritme süreçlerinde kullanılan enerjinin maliyetindeki artış da fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Bu durum, ağır sanayi ve otomotiv gibi sektörlere yayılabilecek maliyet artışlarıyla birlikte zincirleme bir etki yaratma potansiyeli taşıyor. Böylece söz konusu emtiaların performansı, küresel ekonominin jeopolitik gerilimlere karşı dayanıklılığına ilişkin önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.

Likidite baskısı ve jeopolitik riskler arasında ‘altın’

İslamabad müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına ve askeri gerilimin artmasına rağmen, altın piyasasında temkinli bir bekleyiş hâkim. Analistler, işlemlerin dalgalı bir seyirle açılmasını beklerken, piyasayı yönlendiren unsurlar arasındaki çelişkiye dikkat çekiyor. Bir yandan diplomatik sürecin çökmesi, savaş dönemlerinde geleneksel ‘güvenli liman’ olarak görülen altına talebi artırıyor. Öte yandan bu yükseliş, bazı büyük yatırımcıların diğer varlık sınıflarındaki olası zararlarını karşılamak amacıyla altın pozisyonlarını satarak nakde dönmesiyle sınırlanabilir.

vfdb f
Seul’deki Hana Bank Genel Merkezi’nde bulunan döviz işlem odasında Asya piyasalarının endekslerini gösteren ekran (AP)

Buna ek olarak yatırımcılar, artan gerilimin enflasyon beklentileri üzerindeki etkisini yakından izliyor. Enerji fiyatlarının siyasi tıkanıklık nedeniyle yüksek seviyelerde kalması, büyük merkez bankalarının sıkı para politikalarını daha uzun süre sürdürmesine yol açabilir. Bu durum, yüksek tahvil getirileri karşısında elde tutma maliyetinin artması nedeniyle altın üzerinde teknik baskı oluşturuyor. Bununla birlikte, Goldman Sachs gibi uluslararası finans kuruluşlarındaki analistler, merkez bankalarının alımları ve yatırımcıların itibari para birimlerindeki dalgalanmalardan korunma arayışı sayesinde altının uzun vadeli yükseliş trendinin sürdüğü görüşünde birleşiyor. Bu çerçevede, haftanın ilk işlem günü, değerli metalin mevcut jeopolitik şoku ne ölçüde absorbe edebileceği açısından kritik bir test olarak görülüyor.

Bankacılık sektörü testi

Goldman Sachs ve JPMorgan Chase gibi büyük bankalar, birinci çeyrek finansal sonuçlarını pazartesi ve salı günleri açıklamaya başlıyor. Analistler, asıl odak noktasının geçmiş çeyrek kârlarından ziyade bankaların ileriye dönük beklentileri olduğunu vurguluyor. Bu çerçevede temel soru, banka yöneticilerinin savaşın kredi verme iştahı ve yılın ikinci yarısındaki sermaye yatırımları üzerindeki olası etkilerinden ne ölçüde endişe duyduğu olarak öne çıkıyor.

Çarşamba günkü ‘ralli’ sona mı erdi?

Teknik açıdan analistler, NASDAQ Composite endeksinin geçtiğimiz haftaki kazanımlarını koruyup koruyamayacağını yakından izliyor. Müzakerelerdeki başarısızlık, teknik destek seviyelerinin test edilmesine yol açabilir. Eğer piyasalar sert bir düşüşle açılır ve işlem hacimleri cuma günkü seviyeleri aşarsa, rallinin henüz ilk haftasında başarısızlığa uğraması ihtimali gündeme gelebilir.

fevfedv
 Tokyo’daki borsa ekranının önünden geçen bir yaya (EPA)

Genel olarak değerlendirildiğinde, yarınki açılış yalnızca diplomatik bir başarısızlığa tepki değil, aynı zamanda küresel ekonominin Ortadoğu’da uzun sürebilecek bir savaş senaryosuna ne ölçüde dayanabileceğine dair kapsamlı bir yeniden fiyatlama süreci olarak görülüyor. Yatırımcılar artık büyüme verilerinden çok, Washington’da Muhammed el-Cudan başkanlığında yapılacak toplantılardan gelebilecek ‘güven verici mesajlara’ odaklanmış durumda. Bu mesajların, dalgalı seyreden piyasalarda dengeyi yeniden kurmada belirleyici olabileceği değerlendiriliyor.



Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
TT

Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde 4 bin 160 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor

Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)
Pekin’de düzenlenen Çin Uluslararası Mücevher Fuarı’nda sergilenen altın külçeleri (EPA)

Altın fiyatları, yatırımcıların ABD Merkez Bankasının (FED) para politikasının seyrine ilişkin ipuçları aradığı ABD enflasyon verilerinin günün ilerleyen saatlerinde açıklanması beklentisiyle bugün yatay seyretti. FED yetkililerinin faizlerin daha da artırılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin farklı açıklamaları da piyasaların odağında yer aldı.

Spot altın, ons başına 4 bin 159 dolar civarıda sabit kalırken, aralık vadeli ABD altın vadeli işlemleri yüzde 0,1 artışla 4 bin 182,60 dolara yükseldi.

Taste Life Küresel Makroekonomi Başkanı Ilya Spivak, altın fiyatlarının belirli bir bantta sınırlı hareket etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Spivak, petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen altının değerini koruyabilmesinin, yükselişini sürdürmek için yeni bir katalizör arayışında olduğuna işaret edebileceğini belirtti.

Jeopolitik gelişmeler cephesinde Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, Dahran kentinde Saudi Aramco’ya ait bir idari binanın saldırıya uğradığını açıkladı. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasında artan gerilimle eş zamanlı gerçekleşen gelişmeler, bugün petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Para politikası konusunda ise New York FED Başkanı John Williams, enflasyonu düşürmek amacıyla merkez bankasının bu yıl faizleri bir kez daha artırmasının gerekebileceğini yineledi. Buna karşılık FED Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, ABD tahvil getirilerindeki son yükselişin enflasyon beklentilerindeki artıştan değil, ekonomik büyümenin gücünden kaynaklandığını belirtti. Waller, enflasyon beklentilerinin istikrarlı seyrini koruduğunu ifade etti.

Piyasalar, ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisinin bugün 12.30’da açıklanmasını bekliyor. Üretici fiyatları ve perakende satış verileri ise yarın yayımlanacak. Spivak’a göre ekonomik ivmenin zayıfladığına işaret eden veriler, yatırımcıların yeni faiz artışlarına ilişkin beklentilerini azaltabilir ve bu durum altın fiyatlarını destekleyebilir.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, ABD faizlerinin bu ay artırılması ihtimalini yaklaşık yüzde 23, aralık ayında artırılması ihtimalini ise yüzde 88 olarak fiyatlıyor.

Getiri sağlamayan altın, faiz oranlarının düşmesinden genellikle olumlu etkileniyor. Buna karşılık yüksek faiz oranları, getiri sağlayan varlıkları daha cazip hâle getirerek altının yatırımcılar açısından çekiciliğini azaltıyor.

Diğer değerli metallerde ise spot gümüş yüzde 0,6 düşüşle ons başına 59,11 dolara geriledi. Platin bin 664,19 dolarda yatay seyrederken paladyum yüzde 0,4 artışla bin 130,81 dolara yükseldi.


Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı: Dizel kıtlığı 2027 yılına kadar sürebilir

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde dizel fiyatını gösteren bir tabela, 16 Eylül 2026 (Reuters)

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) bugün yayımladığı aylık petrol piyasası raporunda, stokların önemli ölçüde azalması ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde üretime getirilen kısıtlamalar nedeniyle dizel yakıt arzındaki sıkıntının gelecek yıla kadar devam edebileceğini bildirdi.

Dizel yakıt rafinaj kâr marjları, eylül ayında varil başına yaklaşık 95 dolarla rekor seviyeye ulaştı. ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşla bağlantılı saldırıların yol açtığı rafinaj kapasitesi düşüşü nedeniyle üretim de keskin biçimde geriledi.

IEA, “Dizel piyasaları ciddi baskı altında kalmaya devam ediyor. Uzun süreli arz kesintileri, rafinerilerin sonbahardaki bakım çalışmaları ve kış aylarındaki talep zirvesi öncesinde, normalde stokların artırılması gereken bir dönemde stoklardan çekilmesine yol açtı” açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü Rusya’nın küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmeyi kabul ettiğini açıklayarak bir ilke imza attı. Trump, yönetiminin Moskova’yı Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta kullanabileceği gelirlerden mahrum bırakmak amacıyla uygulamaya konulan Rus yakıtına yönelik ABD yaptırımlarını geçici olarak kaldırdığını söyledi.

Trump, Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerden bazı Kongre üyelerinin anlaşmanın, Moskova Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sona erdirene kadar Rus enerji ürünlerinin ithalatını yasaklayan ABD yasasına aykırı göründüğünü dile getirmelerine rağmen Rusya ile yapılan ‘dizel anlaşmasını’ savundu.

Rus petrolü ihracatına yönelik yaptırımların kaldırılmasının yüksek yakıt fiyatlarının düşürülmesine yardımcı olacağını belirten Trump’ın açıklamalarına bazı analistler şüpheyle yaklaştı. Analistler, Rusya’nın önümüzdeki üç ay boyunca sağlayacağını belirttiği dizel miktarının fiyatlar üzerinde kayda değer bir etki yaratmaya yetmeyeceğini savundu. Söz konusu miktarın, küresel yakıt tüketiminin yalnızca yaklaşık 12 saatlik bölümüne karşılık geldiği belirtildi.

Dizel fiyatları dünya genelinde rekor seviyelere yükselerek ABD’de galon başına 6,5 doları aştı. Fiyatlar, ABD ile Rusya arasında ‘dizel anlaşmasının’ duyurulmasının ardından ise bir miktar geriledi.


IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
TT

IMF: Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların etkileri tüm dünyaya yayılabilir

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)
Georgieva, IMF ve Dünya Bankası Grubu’nun Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen küresel politika gündemine ilişkin üst düzey yöneticiler bilgilendirme oturumunda (AFP)

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Suudi Arabistan’a yönelik son saldırıların, ülke ekonomisinin bölge ve küresel piyasalar açısından taşıdığı önem ve Ortadoğu’da enerji arz güvenliğine ilişkin risklerin artması nedeniyle dünya genelinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Georgieva, IMF ve Dünya Bankası’nın Bangkok’ta düzenlenen yıllık toplantıları kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında, “Suudi Arabistan ekonomisi bölge ve dünya için önemli” diyerek,  son gelişmelerin “herkesi, dünyanın her yerinde etkileyebilecek olası olumsuz sonuçlar” doğurabileceğini ifade etti.

Uyarı, bölgedeki enerji akışları ve deniz taşımacılığının baskı altında olduğu bir dönemde yapıldı. Tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksaklıkların, özellikle petrol ve doğal gaz ithalatına bağımlı ekonomilerde enerji maliyetleri, ticaret ve ekonomik faaliyetler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtiliyor.

IMF’nin dün yayımladığı tahminler de bölgedeki aksaklıkların ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutuna işaret ediyor. Fon, Ortadoğu ve Orta Asya ekonomilerinin 2026’da yüzde 0,3 daralmasını, 2027’de ise yüzde 6,3 büyümesini bekliyor. Bu görünüm, mevcut krizin yarattığı baskıların yanı sıra krizin hafiflemesi ve enerji ile ticaret akışlarının yeniden toparlanmasıyla öngörülen ekonomik iyileşmeyi yansıtıyor.

Bölge ekonomileri üzerindeki olası etkilerin, deniz taşımacılığındaki aksaklıklara maruz kalma düzeyine ve ihracatın sürdürülebilirliğine bağlı olarak farklılık göstermesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan’a ilişkin büyüme tahminini 2027 yılı için yükselten IMF, temmuz ayında yüzde 2,4 ve nisanda yüzde 3,4 olarak açıkladığı tahminini yüzde 7,9’a çıkardı. Fon, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026’daki daralmasına ilişkin tahminini ise temmuz ayındaki yüzde 5 ve nisan ayındaki yüzde 6,4 seviyelerinden yüzde 3,3’e indirdi.

Bu görünüm, deniz taşımacılığındaki aksaklıkların hafiflemesiyle üretim ve ihracatın yeniden ivme kazanacağı beklentisini yansıtıyor. Bununla birlikte toparlanmanın hızı ve boyutu, güvenlik koşullarındaki gelişmelere ve enerji ile ticaret akışlarının normale dönmesine bağlı olacak. Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ise bütçeye ilişkin ön açıklama metninde, 2027 yılı için yüzde 12,8’lik daha yüksek bir büyüme öngörüsüne yer verdi.