Londra ve Paris, Manş Denizi geçişlerini durdurma girişiminde bulunmak üzere anlaştıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5265592-londra-ve-paris-man%C5%9F-denizi-ge%C3%A7i%C5%9Flerini-durdurma-giri%C5%9Fiminde-bulunmak-%C3%BCzere-anla%C5%9Ft%C4%B1
Londra ve Paris, Manş Denizi geçişlerini durdurma girişiminde bulunmak üzere anlaştı
Göçmenler bir tekneyle Manş Denizi'ni geçiyor (Arşiv- AFP)
Fransa ve Birleşik Krallık, Manş Denizi üzerinden düzensiz geçişleri durdurmaya yönelik yeni bir anlaşmaya vardı. Ancak Londra, sağlayacağı finansmanın bir bölümünü, göçmenleri caydırmaya yönelik tedbirlerin etkinliğine bağladı.
Aylar süren zorlu müzakerelerin ardından iki ülke, 2018’de imzalanan ve 2023’te uzatılan Sandhurst Anlaşması’nı üç yıl süreyle yenileme konusunda uzlaştı. Söz konusu anlaşma 2026’da sona erecekti.
Anlaşma kapsamında Birleşik Krallık, 766 milyon euroya (897 milyon dolar) kadar finansman sağlayacak. Ancak bu miktarın yaklaşık dörtte biri, Fransız makamlarının uyguladığı önlemlerin başarılı olması şartına bağlı olarak ödenecek.
Londra ile Paris, Fransa’nın Manş kıyılarından Birleşik Krallık’a geçmeye çalışan göçmenleri engelleme çabalarına İngiltere’nin mali katkısını düzenleyen Sandhurst Anlaşması’nın yenilenmesi konusunda aylardır görüş ayrılığı yaşıyordu.
Birleşik Krallık, Fransa’yı uzun süredir, sığınmacıların Fransız kıyılarından hareket etmesini önlemek için yeterli çaba göstermemekle itham ediyor. Kaçakçılar ve göçmenler ise yakalanmamak için giderek daha riskli yöntemlere başvuruyor.
Bu nedenle Londra, Fransız hükümetinin İngiliz vergi mükelleflerinin parasını nasıl kullandığı konusunda şartlar getirmeden anlaşmayı yenilemeyeceğini vurguladı.
Resmi İngiliz verilerine göre, 2025 yılında 41 bin 472 kişi küçük teknelerle düzensiz şekilde Birleşik Krallık’a ulaştı. Bu rakam, 2018’den bu yana kaydedilen en yüksek ikinci sayı oldu. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı Fransız ve İngiliz resmi kaynaklarına dayanan verilere göre 2025 yılında en az 29 göçmen denizde hayatını kaybetti.
ABD ordusu, 20 Nisan'da da İran bayralıklı Touska tankerine el koymuştu (Reuters)
ABD ve İran'ın tankerlere el koyma hamleleri, Hürmüz Boğazı açmazının uzayabileceğine dair endişeleri artırdı.
Birleşik Krallık (BK) Donanması'na bağlı BK Deniz Ticaret Operasyonları Merkezi'ne (UKMTO) göre çarşamba günü, Yunanistan'a ait konteyner gemisi Epaminondas'a Devrim Muhafızları'na ait bir savaş gemisi tarafından ateş açıldı.
Wall Street Journal, Cenevre merkezli Mediterranean Shipping şirketine ait Francesca gemisinin de Umman Körfezi'ne geçmek için beklerken saldırıya uğradığını yazıyor.
Devrim Muhafızları'ndan yapılan açıklamada, Liberya bayraklı Epaminondas'a ve Panama bayraklı Francesca'ya el konduğu, gemilerin İran limanlarına çekildiği bildirildi.
Açıklamada, Francesca'nın İsrail'le bağlantılı olduğu savunuldu. Epaminondas'ın da "gerekli izinlere sahip olmadığı" iddia edildi.
UKMTO, İran'ın batısında bir gemiye daha ateş açıldığını bildirdi. Panama bayraklı konteyner gemisi Euphoria'nın boğazı terk ettiği ve Suudi Arabistan'ın Cidde kentine doğru yol aldığı aktarıldı.
Panama Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada "yasadışı el koymaların deniz ticaretini tehlikeye attığı" uyarısı yapıldı.
Saldırılarda gemilerde hasar oluşurken can kaybı yaşanmadı. BM'ye bağlı Uluslararası Denizcilik Örgütü, İran'ı kınayarak mürettebatın serbest bırakılmasını talep etti.
İran böylelikle ABD-İsrail saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta ilk kez gemilere el koymuş oldu.
Diğer yandan Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, İran'ın saldırılarını "korsanlık" diye nitelerken, gemilerin ABD veya İsrail'e ait olmadığını öne sürerek ateşkesin ihlal edilmediğini belirtti.
Devrim Muhafızları'nın hamleleri, ABD ordusunun salı günü Hint-Pasifik'teki İran tankerine el koymasının ardından geldi.
Pentagon'dan yapılan açıklamada, Tifani adlı geminin yaptırım listesinde olduğu ifade edilmişti.
Tahran yönetimi, Washington'la ilk tur müzakerelerin ardından Hürmüz Boğazı'nı açmış ancak Beyaz Saray'ın ablukayı sonlandırmaması nedeniyle kısa sürede gemi trafiğini tekrar neredeyse durma noktasına getirmişti.
Uzmanlara göre boğazla ilgili anlaşmazlığın kısa sürede çözülmezse "kabus senaryosu" yaşanabilir.
Washington merkezli düşünce kuruluşu Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi'nden Rachel Ziemba, şunları söylüyor:
Bu durum devam ettikçe petrol fiyatlarının yükseldiğini ve bazı stagflasyon risklerinin arttığını görebiliriz. Dolayısıyla bu durum küresel tüketiciler üzerinde baskı yaratacaktır.
IMF de 13 Nisan'daki raporunda İran savaşının uzaması halinde küresel ekonominin resesyona girebileceği uyarısını yapmıştı.
Independent Türkçe, Wall Street Journal, Times of Israel, Tesnim
Polis ve askerler, şehirdeki belirli giriş çıkış yerlerine kontrol noktaları kurdu (AFP)
ABD ve İran arasındaki müzakere belirsizliği, arabulucu Pakistan'ın başkenti İslamabad'ın karantinada kalmasına yol açtı.
İslamabad, 11-12 Nisan'daki müzakerelerin ardından görüşmelerin tekrar yapılabileceği olasılığını gözeterek başkentte sıkı güvenlik önlemlerini sürdürüyor.
Guardian'ın haberinde, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı ve toplu taşıma hizmetlerinin durdurulduğu İslamabad'da "pandemi" atmosferi yaşandığına dikkat çekiliyor.
Birçok işyerinde uzaktan çalışma düzenine geçilirken, bazı sektörlerdeki kapanmalar nedeniyle çalışanların işsiz kaldığı aktarılıyor.
Müzakerelerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine yönelik belirsizlik sürerken, sokaklarda asker ve polislerin dolaştığı başkent sakinleri önlemlerden şikayetçi.
İslamabad'daki Pakistan Tıp Bilimleri Enstitüsü'nde çalışan Areej Akthar, cumartesi günü zorla hastaneden çıkarıldıklarını söylüyor. Toplu taşımadaki kısıtlamalar nedeniyle uzak şehirlerden gelen pek çok çalışanın evlerine dönemediğini anlatıyor:
Sanki kafeste yaşıyoruz. İşe dönemiyoruz. Benim gibi pek çok kişinin ev kiralamaya gücü yetmiyor, bu yüzden yurtlarda kalıyoruz.
Pakistan, Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'ndaki geçişleri durma noktasına getirmesiyle başlayan enerji krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri oldu.
Yakıt sıkıntısı nedeniyle 7 saate varan elektrik kesintileri uygulanırken, başkentteki birçok restoran da gaz olmadığı için kapanmak zorunda kaldı.
45 yaşındaki Muhammed Zubair, bir haftadır iş bulamadığını ve geçinmekte güçlük yaşadığını söylüyor. Ülkesinin oynadığı arabuluculuk rolünün ekonomik maliyetini halkın ödediğini belirtiyor:
Karantina varsa iş yok demektir. İş olmayınca karnımızı da doyuramıyoruz. Hükümet yoksulları umursamıyor. Çocuklarımızı doyurmak için işe ihtiyacımız var.
Washington ve Tahran heyetleri, 11-12 Nisan'da İslamabad'da bir araya gelmiş fakat kritik meselelerde anlaşma sağlanamamıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, bunun üzerine Hürmüz Boğazı'na abluka uygulama kararı almıştı. İran ise müzakerelerin ardından Hürmüz Boğazı'nı açmış ancak ABD'nin ablukayı sonlandırmayacağını duyurması üzerine boğazdaki gemi trafiğini tekrar neredeyse durma noktasına getirmişti.
Trump, 22 Nisan'da sonlanmasına saatler kala İran'la ateşkesi uzatmıştı. Tahran yönetimiyse böyle bir talepte bulunmadıklarını, abluka kaldırılmadan müzakereye yanaşmayacaklarını bildirmişti.
Trump'ın açıklamasının ardından, Amerikan heyetine liderlik edecek ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in ikinci tur müzakereler için Pakistan'ın başkenti İslamabad'a yapacağı ziyaret de askıya alınmıştı.
Independent Türkçe, Guardian, Arab News
ABD bölgede daha fazla uçak gemisi konuşlandırarak İran'a yönelik deniz ablukasını sıkılaştırıyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5265658-abd-b%C3%B6lgede-daha-fazla-u%C3%A7ak-gemisi-konu%C5%9Fland%C4%B1rarak-i%CC%87rana-y%C3%B6nelik-deniz-ablukas%C4%B1n%C4%B1
ABD bölgede daha fazla uçak gemisi konuşlandırarak İran'a yönelik deniz ablukasını sıkılaştırıyor
ABD Deniz Piyadeleri birliklerini taşıyan USS Boxer, Ortadoğu'da seyrediyor (AFP)
ABD, USS George H.W. Bush uçak gemisinin operasyon sahasına yaklaşmasıyla birlikte Ortadoğu'daki askeri konuşlanmasını artırdı. Bu sırada USS Gerald Ford da bölgeye geri dönerek USS Abraham Lincoln'a katıldı.
ABD, üç uçak gemisini aynı ya da birbirine yakın bir operasyon sahasında konuşlandırırken yaklaşık 5 bin personel ve üç refakatçi muhrip gemisi ekleyen üçüncü bir taarruz grubuyla birlikte bu hamle, İran’a yönelik deniz ablukasının genişletilmesi bağlamında 2003 yılından bu yana bu türden gerçekleştirilen en büyük deniz yığınağı oluyor.
Verilere göre ABD Donanması, Kızıldeniz'den Arabistan Denizi ve Hint Okyanusu'na uzanan kademeli bir deniz kuşatması oluşturmaya çalışıyor. Bu yapı, İran limanlarına giden deniz ulaşım hatlarının kontrolüne olanak tanırken muharebe birliklerini Arap (Basra) Körfezi ve Hürmüz Boğazı'na hızlı hareket edebilecek hazırlık durumunda tutuyor.
USS Gerald Ford’un bölgeye dönüşü
USS Gerald Ford, iki muhriple birlikte Süveyş Kanalı'nı geçerek Kızıldeniz'e girdikten sonra Ortadoğu'ya geri döndü. Gemi, Mart ayında iç bölümlerinden birinde çıkan yangın nedeniyle daha önce operasyonlarına ara vermişti. Hasar onarıldıktan sonra konuşlanmasını sürdüren USS Gerald Ford, ABD Merkez Komutanlığı'nın operasyon sahasına katıldı.
USS Gerald Ford, Kuzey Arabistan Denizi'nde görev yapan Abraham Lincoln'a katıldı. Bu durum, eş zamanlı hava ve deniz operasyonları icra edebilen iki uçak gemisinin varlığı anlamına geliyor. Bu operasyonlar arasında muharebe uçuşları, keşif ve lojistik destek ile deniz ablukası operasyonları yer alıyor.
USS Abraham Lincoln ve Arap (Basra) Denizi ablukası
USS Abraham Lincoln, Kuzey Arabistan Denizi'ndeki görevini sürdürüyor ve hava operasyonları ile deniz gözetiminde kilit bir rol üstleniyor. Gemi, refakatçi gemiler ve hava-füze savunma sistemlerini bünyesinde barındıran bir vurucu grup içinde faaliyet gösteriyor. Bu yapı gemiye; deniz koruma, gemi refakati ile müdahale ve denetleme operasyonlarına destek sağlama gibi çok sayıda görevi yerine getirebilme kapasitesi kazandırıyor.
USS George H.W. Bush operasyon sahasına yaklaşıyor
USS George H.W. Bush, Bab’ul Mendeb Boğazı’ndan geçmek yerine Ümit Burnu'nun güneyinden dolaşan güney güzergahı üzerinden Ortadoğu’ya doğru ilerliyor. Financial Times'ın haberine göre geminin önümüzdeki günlerde Arap Denizi'ne ulaşması bekleniyor. Geminin ulaşmasıyla birlikte bölgedeki ve bölge yakınlarındaki Amerikan uçak gemisi taarruz grubu sayısını üçe çıkaracak.
USS George H.W. Bush'a üç muhrip gemi eşlik ediyor. Bu durum grubun koruma, saldırı ve hava savunma kapasitelerini güçlendiriyor. Bu konuşlanma, Kızıldeniz, Arabistan Denizi ve Hint Okyanusu'nun iç içe geçen bir şekilde örtülmesine olanak tanırken operasyonların gerektirmesi halinde Arap Körfezi'ne hızlı yeniden konuşlanma kapasitesi de sağlıyor.
Geminin bölgeye varışıyla üçüncü taarruz grubu çerçevesinde yaklaşık 5 bin personel daha eklenecek. Böylece ABD'nin bölgedeki deniz yığınağı 2003 yılındaki Irak Savaşı'ndan bu yana en yüksek düzeyine ulaşacak.
Uçak takip sitesi FlightRadar24 verilerine göre Komor Adaları yakınlarında bir V-22 Osprey tiltrotor platformu uçuşu gerçekleşti. Bu durum USS George H.W. Bush'un operasyon sahası yakınlarında olduğunun ya da yaklaştığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Bu uçaklar, kara üsleri ile denizde seyreden uçak gemileri arasında personel, posta, yük ve yedek parça taşımak için kullanılıyor.
V-22 Osprey tiltrotor platformunun sivil takip sistemlerinde görünmesi, deniz taarruz gruplarının konumlarına ilişkin dolaylı bir gösterge niteliği taşıyor. Çünkü askeri gemiler genellikle elektronik iz azaltma prosedürlerine uyarak konumlarını doğrudan yayınlamıyor.
Amfibi kuvvetler ve kapsamlı deniz konuşlanması
ABD, uçak gemilerinin yanı sıra bölgeye büyük çaplı deniz çıkarma kuvvetleri sevk etti. Aralarında 31. Keşif Birliği'nden 2 bin 200 personelin de bulunduğu yaklaşık 3 bin 500 denizci ve deniz piyadesi, USS Tripoli amfibi hücum gemisi ve USS New Orleans'a bindi. Bu iki gemiye daha sonra USS Rushmore çıkarma gemisi de katıldı.
Aralarında 11. Keşif Birliği personelinin de yer aldığı yaklaşık 4 bin 500 denizci ve deniz piyadesinden oluşan ikinci bir amfibi grup ise USS Boxer ve iki refakatçi gemiden meydana gelen Boxer Taaruz Grubu bünyesinde hareket ediyor. Pearl Harbor'dan 1 Nisan'da ayrılan bu grubun ayın sonlarında bölgeye ulaşması bekleniyor.
V-22 Osprey tiltrotor platformu (AP)
Deniz piyadeleri, USS Tripoli'den hareket ederek helikopterlerle İran bandıralı kargo gemisi Touska’yı Arap Denizi'nde ele geçirdi. Böylece ABD, İran limanlarına yönelik deniz ablukasının başlamasından bu yana ilk kez bir gemiyi alıkoydu.
Tüm bu güç, helikopterler, çıkarma botları ve amfibi gemiler, gemilere çıkarma ya da denizden çıkarma yapma operasyonları icra edebilme imkanı sunuyor. Bu durum deniz ablukasının etkinliğini ve deniz ulaşım hatları üzerindeki denetim kapasitesini pekiştiriyor.
Kara kuvvetleri ve müdahale hazırlığı
ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), C-17 ve C-130 askeri nakliye uçaklarıyla hızlı konuşlanma kapasitesine sahip bir paraşüt birliği olan 82. Hava İndirme Tümeni'nden 3 bine yakın askerin bölgeye sevk edilmesi talimatı verdi. Bunun yanı sıra kara ele geçirme ve tutma operasyonlarında eğitimli yaklaşık 10 bin asker de bölgeye konuşlandırıldı.
Bu kuvvetler, saatler içinde hava indirme operasyonları icra edebilme kapasitesine sahip olup operasyon bölgelerine personel, araç ve topçu silahları indirebiliyor. Bu birlikler amfibi kuvvetlerle eş zamanlı faaliyet göstererek sahada çok sayıda konuşlanma seçeneği sunuyor.
USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Arap Denizi'nde seyir halinde, 25 Şubat 2026 (Reuters)
Entegre bir deniz ablukası ağı
ABD muhripler, çıkarma gemileri, keşif platformları, P-8 Poseidon deniz devriye uçakları ve KC-135 yakıt ikmali uçaklarından oluşan bir konuşlanma gerçekleştirdi.
Bu konuşlanma, gemilerin gözetlenmesi ve durdurulması, deniz ulaşım hatlarının güvence altına alınması ve deniz uygulama operasyonlarının icrasında kilit bir rol üstleniyor.
Konuşlanma, Hürmüz Boğazı, Umman Körfezi ve Arap Denizi başta olmak üzere ana deniz geçitlerini kapsıyor. Bu sayede İran'la bağlantılı deniz trafiğine giren ve çıkan gemilerin takip edilmesi de mümkün hale geliyor.
Pasifik Okyanusu'nda gemiden karaya çıkarma operasyonları sırasında Wasp sınıfı amfibi saldırı gemisi USS Boxer'a ait bir bot (ABD Donanması)
Üç uçak gemisinin ya da buna yakın bir sayının varlığı ABD'ye hava uçuşlarının, deniz sseyrüsefer koruma görevlerinin ve uzun menzilli keşfin dağıtımında büyük bir kapasite sunuyor. Uçak gemileri, denetleme ve durdurma operasyonları için sürekli bir örtü sağlarken denizde konuşlu kuvvetlerin lojistik ve muharebe kapasitelerini de destekliyor.
Ablukanın sürmesiyle birlikte bu gemiler, yeni bir saldırı kampanyası ilan etmeye gerek kalmaksızın İran üzerinde kesintisiz baskı uygulamanın platformlarına dönüşüyor. Bu konuşlanma aynı zamanda siyasi girişimlerin başarısız olması ve Washington'ın operasyonları yeniden genişletmek zorunda kalması halinde hazırlıklı olma durumunun korunmasına da imkân tanıyor.
Kesintisiz operasyonel hazırlık
Botlar, helikopterler ve V-22 Osprey'ler kullanan deniz keşif birlikleri gemiden karaya hızlı çıkarma gerçekleştirme ve yakıt ile ikmal maddelerini doğrudan denizden transfer etme kapasitesi sunuyor. Bu kapasiteler, yakın seyreden gemilerden lojistik destek alınarak operasyonların uzun süreler boyunca kesintisiz yürütülmesine imkân tanıyor.
Buna karşın 82. Hava İndirme Tümeni kuvvetleri, hava yoluyla ya da ek destek hatları aracılığıyla yeniden ikmal yapılmadan önce yalnızca bir ila iki günlük ikmal malzemesiyle hızlı indirilmeye dayanıyor.
Bu askeri oluşumlar deniz ablukası, durdurma operasyonları, çıkarma ve hızlı müdahaleyi kapsayan eş zamanlı deniz, hava ve kara operasyonları icra etme kapasitesi sağlıyor. Üç uçak gemisi, iki amfibi grup ve hava indirme kuvvetlerinin bir araya gelmesiyle İran'ı çevreleyen tüm deniz operasyon sahasını kapsayan çok boyutlu bir askeri konuşlanma tamamlanmış oluyor. Bu yapı, farklı operasyonel görevlerin icrasına yönelik sürekli bir hazırlık durumunu da beraberinde getiriyor.
Bu yığınak, Destansı Öfke Operasyonu kapsamında gerçekleşiyor. Operasyonda ABD kuvvetleri arasında 271 kara gücü, 64 deniz gücü, 19 deniz piyadeleri ve 46 hava kuvvetleri personeli olmak üzere toplam 400 yaralı bulunuyor. Savaşın ilk aşamalarında ise 13 asker hayatını kaybetti.
Bu rakamlar, geniş çaplı askeri konuşlanmanın sürmesi bağlamında operasyonların kapsamını ve kara, deniz ile hava kollarının çeşitliliğini gözler önüne seriyor.
İran’ın halen sahip olduğu askeri yetenekler
Öte yandan CBS News'in aktardığı ABD’li yetkililerden sızdırılan bilgiler, İran'ın askeri kapasitesinin ABD yönetiminin açıkladığından çok daha büyük olduğuna işaret ediyor. Bu değerlendirmelere göre, ateşkes başladığında balistik füze stoğunun ve fırlatma platformlarının yaklaşık yarısı sağlam kalmıştı. İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) deniz kolunun ise hızlı saldırı botları dahil yaklaşık yüzde 60'ı hâlâ ayaktaydı.
Binlerce hedefi vuran yoğun hava kampanyasına karşın İran hava kuvvetlerinin yaklaşık üçte ikisinin halen operasyonel olduğu değerlendiriliyor. Bu durum, ABD konuşlanmasının askeri bir boşlukla değil, deniz trafiğini sekteye uğratma ve abluka maliyetini artırma kapasitesini korumaya devam eden bir rakiple yüzleştiği anlamına geliyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة