“Dera’nın çocukları” Atıf Necip davasında Şarkul Avsat'a konuştu

2011 yılının şubat ayında gözaltına alınan altı çocuk, duruşmaya genç bireyler olarak katılarak Necip aleyhinde tanıklık ettiler

Beşşar Esed döneminde Dera'da Siyasi Güvenlik Şubesi Başkanı olan Atıf Necip'in ilk duruşması sırasında Suriye ayaklanmasının başlarında hayatını kaybeden çocukların fotoğraflarını kaldıran aktivistler (AP)
Beşşar Esed döneminde Dera'da Siyasi Güvenlik Şubesi Başkanı olan Atıf Necip'in ilk duruşması sırasında Suriye ayaklanmasının başlarında hayatını kaybeden çocukların fotoğraflarını kaldıran aktivistler (AP)
TT

“Dera’nın çocukları” Atıf Necip davasında Şarkul Avsat'a konuştu

Beşşar Esed döneminde Dera'da Siyasi Güvenlik Şubesi Başkanı olan Atıf Necip'in ilk duruşması sırasında Suriye ayaklanmasının başlarında hayatını kaybeden çocukların fotoğraflarını kaldıran aktivistler (AP)
Beşşar Esed döneminde Dera'da Siyasi Güvenlik Şubesi Başkanı olan Atıf Necip'in ilk duruşması sırasında Suriye ayaklanmasının başlarında hayatını kaybeden çocukların fotoğraflarını kaldıran aktivistler (AP)

Yirmi sekiz yaşındaki genç kadın, siyah peçesinin ardından ‘Sıra sana geldi doktor’ diye şarkı söylerken neredeyse dans edecekti. Bu sözler, eski Dera Siyasi Güvenlik Şubesi Başkanı Atıf Necip'in yargılandığı ilk duruşmanın yapıldığı mahkeme salonunun kapısı önünde toplanan kalabalığın arasında yükselen bir sevinç çığlığıydı.

2011 yılında Dera'daki protestolar patlak verdiğinde henüz 15 yaşında olan genç kadın, duygularını ifade etmekte güçlük çekti. Şarku’l Avsat’a konuşan genç kadın “Ben Şeyh Ahmed es-Sayasne ailesindenim. Tüm kuzenlerim ve tüm Dera halkı tutuklandı, takibe alındı, öldürüldü. Katilin yargılanması büyük bir sevinç kaynağı. Bugün zafer kazandık. Suriye'de insan haklarını çiğneyen herkesin hesap vermesini diliyorum” ifadelerini kullandı.

vfrbf
Şam'daki ceza mahkemesi salonu, Dera'daki Siyasi Güvenlik Şubesi'nin eski başkanı Atef Necib'in yargılanmasına ilişkin ilk duruşma sırasında, çevik kuvvet polisi tarafından halka kapatıldı (AP)

Nusur Caddesi üzerinde bulunan Adalet Sarayı’ndaki mahkeme salonunun kapısı önünde ve koridorlarında güvenlik güçleri yoğun güvenlik önlemleri alırken basın mensuplarının salon alanının büyük bölümünü kaplaması, sabahın erken saatlerinde Dera’dan gelen davacıların tepkisine yol açtı. Bu kişiler, isimleri çağrılana kadar salon dışında beklemek zorunda kaldı.

İçlerinden biri "Medya mensupları davacılar önce mi geliyor?" diye bağırdı. Ancak Adalet Sarayı’nın gürültüsü içinde ona kimse yanıt vermedi. Bölümler ve mahkemeler olağan işleyişini sürdürürken güvenlik güçleri, sanığın mağdurlarıyla adaletin gölgesinde bir araya geldiği bu tarihi anı izlemek isteyenlerin giriş-çıkışlarını düzenlemek amacıyla koridorlarda ve salon kapısı önünde yoğun biçimde konuşlandırıldı.

cdscv
Ala Eba Zeyd, 2011 yılında Dera’da ‘Özgürlüğün Çocukları’ adıyla bilinen davada tutuklu çocuklar arasındaydı (Şarku’l Avsat)

Dava için Dera'dan 50'den fazla kişi geldi. Aralarında 2011 yılının şubat ayında Atıf Necip tarafından tutuklanarak o dönemde ‘Özgürlüğün Çocukları’ adıyla bilinen davanın failleri haline getirilen 6 genç de bulunuyordu. Bu gençler, bir okulun duvarına ‘Sıra sana geldi doktor’ yazmakla suçlanıyordu.

O dönemde 20'den fazla çocuk duvar yazısı yazdıkları gerekçesiyle tutuklandı. Ala Eba Zeyd, Şarku’l Avsat'a ‘Her türlü yazı, hatta kişisel bir isim ya da masum bir çocukluk anısının bile’ bu kapsamda değerlendirildiğini söyledi. Eba Zeyd, kardeşi Abdurrahman ile birlikte şikâyetçi taraf sıfatıyla duruşmaya katılmak için gelmişti. Kardeşi, Ahmed ve İbrahim Reşidat, Samir es-Sayasne ve İyad Halil dahil olmak üzere 5 diğer kişiyle birlikte sanık Atıf Necip'e karşı ilkokul çağındayken yaşadıkları tutukluluk ve işkenceye ilişkin delillerle yüzleşecek.

sdvfd
Dera'dan Şeyh Ahmed es-Sayasne ailesine mensup genç bir kadın; kendisi ve küçük yaştaki akranları tutuklanma ve ölümle yüzleşmek zorunda kaldı (Şarku’l Avsat)

Ala, Necip'in çocukların tutuklanmasını ve işkenceye maruz kalmasını inkâr ettiğini belirtti. Oysa istisnasız Esed hapishanelerine giren herkesin türlü korkunç işkence biçimlerine maruz kaldığı biliniyor. Aralarında en büyüğü on dört yaşında olanların da bulunduğu bu çocukların bir kısmı sonradan şehit düştü, bir kısmı göç etti, bir kısmı ise kaldı ve tanıklık etmek için mahkemeye geldi.

Suriye makamlarından davacıların mahkeme salonuna erişimini kolaylaştırmaya daha fazla özen göstermelerini isteyen Ala, Necip'in ve çökmüş rejimin Suriyelilere karşı ihlaller işleyen tüm sembol isimlerinin adil bir cezaya çarptırılmasını ve ‘tutukluların, şehitlerin ve kayıpların ailelerinin yudumlamak zorunda kaldığı acıyı tatmalarını’ diledi.

dfsvdf
İyad Halil, 2011 yılında Dera'da Özgürlüğün Çocukları Davası’nda tutuklanan ilk kişiydi (Şarku’l Avsat)

Salona alınmak ve ifadesini vermek için çağrılmayı bekleyen İyad Halil şunları söyledi:

“Ben 8 Şubat 2011'de Suriye devriminin ilk tutuklusuyum; o zaman on dört yaşındaydım."

Halil, bacağındaki fiziksel engele işaret ederek “Bu işkence yüzünden oldu. Bize okulun duvarına yazı yazmak için dış güçler tarafından yönlendirildiğimi itiraf ettirmek amacıyla her türlü işkenceyi yaptılar. Ama ben o yazıyı gördüğümüz zulüm yüzünden yazdım” ifadelerini kullandı.

dsvfe
Suriye savaşının başlarında Dera'daki protestoculara yönelik şiddetli baskı kampanyasıyla suçlanan Tuğgeneral Atıf Necip'in duruşmalarını takip etmek için gelen izleyiciler (EPA)

Adalet Sarayı’na gelen avukatlardan biri, ceza mahkemesi salonu önündeki kalabalığa katılarak duruşmadan yapılan canlı yayını cep telefonu ekranından takip etti. Atıf Necip'in Adalet Sarayı’na gelişi sırasında ağladığı sahneyi şaşkınlıkla yorumlayan avukat, yanındaki meslektaşına dönerek "Saygıyla mahkemeye sevk edildiği için sevinçten ağlaması gerekir” dedi. Orada bulunanlardan biri, "İdamdan daha ağır bir ceza olsaydı onu talep ederdik” diye karşılık verdi.

sd
Eski Suriye rejimi yetkililerinden Tuğgeneral Atıf Necip dün, Şam'daki duruşma salonuna girerken (EPA)

Ömeriye Camii’ne 2011 yılında düzenlenen baskınla ilgili davadaki davacılardan biri olan Abdulhakim es-Serhan, tüm mahalle sakinlerinin zarar gördüğü bu olaydan hareketle Atıf Necip'in kaderine Ömeriye Camii'nin önündeki meydanda karar verilmesini istedi. Serhan, “Necip, Dera Siyasi Güvenlik Şubesi'nin başkanıydı, yani Dera’daki en önde gelen devlet adamıydı. O dönemde Dera'da işlenen tüm ihlaller onun emirleriyle gerçekleşti” ifadelerini kullandı.

Orada bulunanlardan biri ise Necip'in 2011 yılında Siyasi Güvenlik Şubesi'nin kapısı önünde 12 kişinin hayatını kaybettiği ve 32 kişinin yaralandığı bir katliamı gerçekleştirdiğini belirterek Necip'in ve Dera'daki tüm Güvenlik Şubesi yetkilileri ile şebbiha (Esed ailesine sadık olan devlet destekli paralı askerler) liderlerinin bunun hesabını vermesi gerektiğini söyledi.

fdvfd
İşgal altındaki Golan Tepeleri’nden Yasir Ata Abdulgani, Dera’da iki kardeşini kaybetti (Şarku’l Avsat)

2013 yılındaki Tünel Katliamı'nda yaralanan Basil Muric, kendisinin Esed rejiminin sembol isimlerine karşı açılan davada davacılardan biri olduğunu söyledi. Dera'dan 46'dan fazla kişiden oluşan bu ekip, duruşmayı izlemek için hep birlikte geldi. Basel, saldırı sonucu parmakları kesilmiş elini kaldırarak “Ailem, eşim ve iki çocuğum, Dera’daki Tünel Katliamı'nda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 24'ten fazla sivilin yanı sıra hayatını kaybetti” dedi. Basel, bombalama, tahrip ve öldürme emirlerini verenlerin tamamının yargılanması gerektiğini de ısrarla vurguladı.

İşgal altındaki Golan Tepeleri’nin Kurdem eş-Şerbeti mahallesinde ikamet eden Yasir Ata Abdulgani ise Dayanışma Mahallesi Katliamı’nın baş sanığı Emced Yusuf'un tutuklanmasının ve düşen eski rejimin sembol isimlerinin yargılanma sürecinin başlamasının ‘şehitlerin, kayıpların ve yerinden edilen kişilerin aileleri için büyük bir sevinç kaynağı’ olduğunu söyledi. Abdulgani, Suriye'nin tahrip edilmesine neden olan herkesten hesap sorulması temennisinde bulundu.

2012 yılından bu yana iki kardeşinden haber alamayan ve onlar hakkında ölüm belgesi mi çıkarsın yoksa beklesin mi bilemediğini belirten Abdulgani, adalet sürecinin başlamasının ‘yaslı kalpleri yatıştırdığını’ vurgulayarak Suriye makamlarından kurban yakınlarına duyulan şefkatle geçiş dönemi adaleti sürecini hızlandırmalarını istedi.



Irak, İran’ın sınır geçiş noktalarına yönelik kısıtlamaları artırıyor

Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
TT

Irak, İran’ın sınır geçiş noktalarına yönelik kısıtlamaları artırıyor

Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)

Bağdat’ta, ABD’nin Irak yönetimine daha fazla sınır kapısını kapatması ve İran’a yönelik kısıtlamaları artırması için sürekli baskı uyguladığı yönündeki iddiaların gölgesinde, İran ile bir sınır kapısının kapatıldığı bildirildi.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Iraklı bir kaynak, Irak hükümetinin dün ülkenin güneyindeki Şeyb Sınır Kapısı’nı kapattığını bildirdi. İranlı bir yetkili ise Irak ile sınır kapılarının yolcu geçişlerine açık olduğunu, ancak tır ve kamyonların geçişlerinde gecikmeler yaşandığını söyledi.

İki siyasi kaynak, ABD’nin Bağdat yönetimine İran ile arasındaki bütün sınır kapılarını kapatması yönünde baskı yaptığını belirtti. Kaynaklardan biri, “ABD Hazine Bakanlığı bu konuyu, Zeydi geçen ay New York’tayken gündeme getirdi” dedi.

Irak hükümet sözcüsü Haydar el-Abudi ise İran ile Şeyb Sınır Kapısı’nın kapatılmasının geçici olduğunu belirterek, “Verimliliği artırmak amacıyla gerçekleştirilen bu işlem tamamen idari niteliktedir ve siyasi bir anlam yüklenmesini gerektirmemektedir” açıklamasında bulundu.


Husilerden Aden ve Mukalla havalimanlarına saldırı

Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)
Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)
TT

Husilerden Aden ve Mukalla havalimanlarına saldırı

Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)
Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)

Husiler, Yemen’deki kritik tesislere yönelik saldırılarını artırdı. Grup, Aden Uluslararası Havalimanı ile Mukalla kentindeki er-Reyyan Havalimanı’nı balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldı. Saldırılar, Taiz ve Lahic’in batısında çatışmaların şiddetlendiği ve “Yemen Şafağı” operasyonunun Husilerin askerî ve insan gücünü yıpratmayı sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

Şarku’l Avsat’ın resmî kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Aden Havalimanı çevresine bir balistik füze düştü. Hadramut vilayetindeki er-Reyyan Havalimanı da füze ve hava saldırılarına maruz kaldı. Yerel yönetim, saldırılarda can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Husiler ayrıca Taiz kentinin Bir Başa bölgesindeki bir sünger fabrikasını hedef aldı. Böylece saldırılar, sivil ve kritik altyapı tesislerini de kapsadı.

Yemen ordu sözcüsü, muhaliflerini kuşatma uygulamakla suçlayan Husilerin, havalimanlarını, tesisleri, altyapıyı, seyahat güzergâhlarını ve geçim kaynaklarını hedef alarak fiilen halka kuşatma uyguladığını söyledi. Sözcü, saldırıların Husilerin sahada baskı altına alındığı dönemlerde daha da yoğunlaşan bir yaklaşımın göstergesi olduğunu ifade etti.


Sisi: Suudi Arabistan’la askerî iş birliğimiz savunma amaçlı, Yemen’e saldırıyı kapsamıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Suudi Arabistan’la askerî iş birliğimiz savunma amaçlı, Yemen’e saldırıyı kapsamıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, “Mısır’ın askerî çabalarının Suudi Arabistan topraklarını savunmaya yönelik olduğunu ve Yemen’e yönelik bir saldırıyı kapsamadığını” vurguladı. Sisi dün akşam yaptığı açıklamada, “Buradaki amaç, Suudi Arabistan’ın topraklarını ve sınırlarını, ayrıca Mısır’dan talep edilmesi hâlinde diğer Arap ülkelerinin topraklarını savunmaktır” dedi. Mısır’ın askerî faaliyetlerinin kendi sınırlarının ötesine ya da güvenliğini ve istikrarını korumayı önemsediği kardeş ülkelerin topraklarında saldırı amacıyla yürütülmeyeceğini ifade etti.

Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerinin yanında durmasının ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu belirtti. “Arap ulusal güvenliği bir bütündür” diyen Sisi, Körfez’deki kardeş ülkelerin istikrarının Mısır’ı ulusal güvenlik açısından doğrudan ilgilendirdiğini vurguladı. Sudan, Libya ve Somali dâhil bütün Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini söyledi.

Mısır Parlamentosunun, Suudi Arabistan’a destek amacıyla gerekli adımların atılması konusunda Cumhurbaşkanı Sisi’ye yetki verilmesini görüşmek üzere önümüzdeki pazartesi toplanması planlanıyor.

Sisi, dün Başbakan Mustafa Medbuli ve çok sayıda bakanın katılımıyla, “Mısır Forumu 2026” kapsamında düzenlenen “Vatan ve Vatandaş Güvenliği” başlıklı oturuma katıldı.

Mısır Cumhurbaşkanı, tüm Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini vurguladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı, tüm Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini vurguladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed Şinavi’nin açıklamasına göre İçişleri Bakanı Mahmud Tevfik, güvenlik sisteminin geliştirilmesi ve adli suçlarla mücadele için yürütülen çalışmaları anlattı.

Tevfik, suç yöntemlerinin gelişmesi karşısında güvenlik çalışmalarını yeniden yapılandırmak amacıyla kapsamlı bir plan hazırlandığını belirtti. Planın temel başlıkları arasında siber suçlar ve fikrî mülkiyet alanlarında uzman kadroların yetiştirilmesi, terör örgütlerinin faaliyetlerinin erken aşamada izlenmesi, vatandaşların bilinç düzeyinin artırılması ve hükümlülere yönelik ceza politikalarının güncellenmesi yer alıyor. Tevfik, vatandaşların bilinçlendirilmesinin ülkenin istikrarını hedef alan girişimlere karşı önemli bir savunma hattı oluşturduğunu kaydetti.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati ise ülkesinin kriz ve çatışmaların yaşandığı ülkelerle çevrili olduğunu, bu durumun doğrudan Mısır’ın ulusal güvenliğiyle bağlantılı bulunduğunu söyledi. Abdülati, Mısır’ın dünyanın önde gelen güçleriyle stratejik ilişkilere ve ortaklıklara sahip olduğunu belirterek, bu ilişkilerin Sisi’nin ortaya koyduğu “stratejik denge” doktrini doğrultusunda ihtiyatlı ve dengeli biçimde yürütüldüğünü ifade etti.

Kızıldeniz’in güvenliği konusunda da açıklamalarda bulunan Abdülati, Mısır’ın kıyıdaş ülkelerle iş birliği yaparak bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamayı hedeflediğini belirtti. Bu iş birliğinin lojistik, ekonomi ve turizm alanlarında ortaklıkların geliştirilmesini de kapsadığını kaydetti.

Abdülati, su güvenliğinin Mısır için hayati bir mesele olduğunu vurgulayarak, “110 milyon Mısırlının yaşamı hiçbir tarafın tek taraflı iradesine bırakılamaz” dedi. Mısır’ın yalnızca uluslararası hukuk kurallarının uygulanmasını talep ettiğini belirtti.

Mısır’ın Afrika Boynuzu ülkelerine yönelik politikasının temel ilkelerini de sıralayan Abdülati; ülkelerin iç işlerine müdahale edilmemesi, ulusal birlik ve bağımsızlıklarının korunması, bölgede ayrılıkçılığın ve ülkelerin bölünmesinin kesin biçimde reddedilmesi ile denize erişim konusunun komşu ülkelerle koordinasyon ve anlaşma yoluyla ele alınması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerine verdiği desteğin, ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu teyit etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerine verdiği desteğin, ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu teyit etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Abdülati, Mısır’ın Sudan’ın bölünmesine ve Sudan devletinin kurumlarının çökmesine izin vermeyeceğini de söyledi. Mısır’ın, Sudan’da siyasi bir çözüm bulunması için bölgedeki diğer aktörlerle birlikte çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Dün akşam oturumu sırasında yeniden söz alan Sisi ise devlet kurumlarının korunmasının önemine dikkat çekti. Devlet kurumlarının ayakta tutulamamasının ülkelerin çöküşüne yol açtığını belirten Sisi, devletlerin çökmesinin çok ciddi sorunlara neden olduğunu söyledi. Bölgedeki mevcut tablonun bu durumu açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.

Sisi ayrıca, 2014’ten bu yana Mısır dış politikasına yön veren temel ilkeleri sıraladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu ilkelerin; ülkelerin iç işlerine müdahale etmemek, komplolardan kaçınmak, ulusal devletlerin birliğini ve kurumlarını korumak, silahlı milislerle ilişki kurmamak, inşa ve kalkınma için iş birliği yapmak ve bütün aktörlerle dengeli ilişkiler içinde olumlu bir angajman yürütmek olduğunu ifade etti.