İran savaşı ABD içindeki bölünmeleri alevlendiriyor

Ara seçimler öncesinde Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasında çatışma

İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)
İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)
TT

İran savaşı ABD içindeki bölünmeleri alevlendiriyor

İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)
İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)

Washington’da İran savaşı etrafında süren siyasi tartışmalar, son günlerde eleştiri boyutunu aşarak karşılıklı ‘ihanet’ suçlamalarına dönüştü. Bu durumun, Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler açısından kritik önem taşıyan seçim sürecinde siyasi söylemin sertleşeceğine işaret ettiği değerlendiriliyor. Her ne kadar Trump yönetimi, Kongre’ye gönderdiği mesajda İran ile yürütülen askeri faaliyetlerin sona erdiğini belirterek, savaşın başlamasından 60 gün sonra anayasal olarak zorunlu hale gelen savaş yetkisi oylamasından kaçınmaya çalışsa da Demokratlar bu yaklaşımı reddetti. Demokrat siyasetçiler, yönetimi kamuoyunu yanıltmak ve anayasayı ihlal etmekle suçlayarak savaşın hangi somut hedeflere ulaştığını sorguladı.

Washington Raporu programı ise Şarku’l Avsat ile iş birliği kapsamında hazırlanan analizinde, Kongre’nin yasal sürenin dolmasının ardından başkanın yetkilerini sınırlandırmak için adım atıp atmayacağını ele aldı. Programda ayrıca, ara seçimlerin çerçevesini belirleyen açık siyasi mücadelede yönetimin Cumhuriyetçi Parti içindeki görüş ayrılıklarını kontrol altına alıp alamayacağı da tartışıldı.

Savaş karşıtları, ABD’nin en büyük düşmanı

İran savaşı başladıktan sonra ABD Kongresi önünde kamuoyuna açık ilk oturumda konuşan Pete Hegseth, savaş karşıtlarını ‘ABD’nin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit’ olarak nitelendirdi. Hegseth’in açıklamaları, siyasi tartışmalardaki sertleşmeyi gözler önüne sererken, İran dosyasındaki tartışmaların eleştiri boyutundan çıkarak karşılıklı suçlamalara dönüştüğüne işaret etti.

dfvfd
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Senato Komitesi’nde düzenlenen bir oturumda... 30 Nisan 2026 (EPA)

Eski Başkan George W. Bush döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi’nde görev yapan Mark Pfeifle, söz konusu açıklamaların savaşın Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki uçurumu daha da derinleştirdiğini gösterdiğini söyledi. Washington’daki mevcut siyasi atmosferin ciddi bir kutuplaşma içerdiğini belirten Pfeifle, yaşanan gerilimi ‘son derece tehlikeli’ olarak nitelendirdi. Bu durumun ülkedeki keskin ayrışmayı daha da artırdığına dikkat çekti. İran savaşının seyrine ilişkin değerlendirmede bulunan Pfeifle, “Savaşa verilen destek oldukça düşük seviyede. Ayrıca Donald Trump’ın destek oranı da ciddi biçimde geriledi” ifadelerini kullandı. Pfeifle, yönetimin bu nedenle krizden çıkış yolu aradığını ve İran ile müzakere ederek kendisine siyasi kazanım sağlayacak bir anlaşmaya ulaşmaya çalıştığını savundu. Pfeifle ayrıca, yönetimin kasım ayında yapılacak ara seçimlerden önce askerleri ülkeye geri döndürmeyi hedeflediğini belirtti.

Öte yandan Dış İlişkiler Konseyi kıdemli araştırmacısı Steven Cook ise Trump’ın Kongre’deki Cumhuriyetçilerin büyük çoğunluğu üzerindeki etkisini koruduğunu ifade etti. Cook, Trump’a açık şekilde karşı çıkan herhangi bir Cumhuriyetçi temsilcinin büyük ihtimalle görev süresinin sonunda siyaseti bırakmayı planladığını söyledi. Ancak Cook, savaşın uzaması ve fiyat artışlarının seçim döneminde Cumhuriyetçiler açısından risk oluşturabileceği uyarısında bulundu. Özellikle benzin fiyatlarındaki yükselişin Amerikan kamuoyu üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Cook, bunun başkanın ve partisinin popülaritesine zarar verdiğini dile getirdi. Cook, “Önümüzde ön seçimler ve kasım ayındaki ara seçimler var. Benzin fiyatları yükseliyor ve Amerikan halkı bu konuda son derece hassas. Bu durum artık Amerikalıları gerçekten etkilemeye başladı” değerlendirmesinde bulundu. Cumhuriyetçilerin şimdilik başkanın tutumunu desteklemeyi sürdüreceğini kaydeden Cook, siyasi çıkarların seçmenin yaşadığı ekonomik sıkıntılarla çakışması halinde parti içindeki dengelerin değişebileceğini ifade etti.

vfdrvf
ABD’de benzin fiyatları hızla yükseliyor. (AFP)

Cumhuriyetçi strateji uzmanı Angie Wang da yükselen benzin fiyatlarının Cumhuriyetçilerin ara seçimlerdeki şansına zarar verebileceği görüşüne katıldı. Wang, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden iç politikaya odaklanması gerektiğini belirterek, “İkinci görev döneminin ilk yarısını tamamen dış politika meselelerine yoğunlaşarak geçirdi. Ancak ara seçimlere yalnızca birkaç ay kaldı ve artık ülke içindeki sorunlara dönmesi gerekiyor” dedi.

Wang ayrıca, Indiana’daki ön seçim sonuçlarına dikkat çekerek, Trump’ın desteklediği adayların büyük farkla kazandığını ve bunun Cumhuriyetçi Parti tabanında Trump’a verilen desteğin hâlâ güçlü olduğunu gösterdiğini ifade etti. Ancak Wang, Demokratların seçim yarışında baskıyı artırdığını belirterek, “Bu çabaları sürdürmek zorundayız, çünkü Demokratlar kazanabilecekleri her noktada üstünlük sağlamaya çalışıyor. Kasım ayına kadar rekabetin doğası bu olacak” değerlendirmesinde bulundu. Wang, buna rağmen benzin fiyatlarının eylül ayına kadar yüksek seviyelerde kalması durumunda Cumhuriyetçi Parti’nin ciddi bir siyasi sıkıntıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

Azalan popülerlik

Pfeifle, İran savaşının sonuçlarına yönelik artan hoşnutsuzluğun Trump’ı çatışmayı hızlı şekilde sona erdirmeye yönelttiğini söyledi. Pfeifle, “Özellikle de ABD’nin İran’a neden müdahil olduğunu Amerikan halkına açık biçimde anlatamadı. Bu durum kamuoyu yoklamalarına da yansıdı” değerlendirmesinde bulundu.

vfbfgb
ABD Başkanı Donald Trump… Beyaz Saray, 7 Mayıs 2026 (Reuters)

Pfeifle, savaşın sürmesine yönelik iç tepkilerin Cumhuriyetçi Parti tabanında giderek arttığını, özellikle de partiye yakın etkili isimler ve podcast yayıncıları arasında rahatsızlığın büyüdüğünü belirtti. Pfeifle, “Bu durum Trump’ı etkiliyor. Medyada kendisini olumlu şekilde görmeyi seviyor ancak uzun süredir bunu göremiyor. Bazı istisnalar dışında olumlu bir tablo oluşmadı ve şimdi bunu yeniden sağlamaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Pfeifle, Trump’ın kamuoyu desteğinin şu anda yüzde 30 seviyesinde bulunduğunu ve bunun hem mevcut dönemi hem de ilk başkanlık dönemi dahil olmak üzere şimdiye kadarki en düşük oran olduğunu söyledi. Pfeifle’a göre Trump’ın siyasi tabloyu tersine çevirebilmesinin tek yolu, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak ve ardından eski Başkan Barack Obama döneminde 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan daha iyi bir anlaşma sağladığını gösterecek bir çıkış yolu bulmak.

Buna karşılık Cook ise Trump’ın 2015 anlaşmasından daha iyi şartlar elde etmesinin zor olduğunu savundu. Cook, İran yönetiminin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinden vazgeçmeyi reddettiğini, füze teknolojisi programına bağlı kaldığını ve bölgedeki müttefik gruplara finansman sağlamayı durdurmaya karşı çıktığını belirtti. Cook, “ABD ve İsrail’in çatışmalar sırasında çeşitli taktiksel başarılar elde ettiği kesin. Ancak genel stratejik tablo Washington’ın lehine görünmüyor” değerlendirmesinde bulundu. Trump’ın Obama dönemindeki anlaşmadan daha avantajlı bir uzlaşı sağlayamayacağını ifade eden Cook, “Trump’ın kendi yarattığı bu durumdan çıkma konusundaki çaresizliği, ABD’yi 27 Şubat’takinden daha kötü bir konuma bırakacak bir anlaşmaya yol açabilir” dedi.

Kongre ve savaş

Wang, bu değerlendirmeye katılmadığını belirterek, Trump’ın müzakere sürecinde güçlü avantajlara sahip olduğunu ve ‘kötü bir anlaşmayı’ kesinlikle kabul etmeyeceğini ifade etti. Wang, ABD Kongresi’nde Cumhuriyetçi çoğunluğun Demokratların İran savaşında başkanın yetkilerini sınırlandırma girişimlerini engellediğini hatırlatarak, bunun Trump’a krizi sonlandırmak için zaman kazandırdığını söyledi. Wang, bu sürecin başkana ‘İran’daki çatışmayı tamamen ve kalıcı biçimde bitirmek için gerekli alanı sağladığını’ dile getirdi. Aynı zamanda İran ile yürütülen müzakerelere dair belirsizliklere dikkat çeken Wang, ABD’nin karşısında net ve tek bir muhatap olup olmadığının açık olmadığını vurguladı. Wang, “Dışişleri Bakanı müzakereci gibi görünüyor ancak gerçekten lider adına tam yetkiyle hareket edip etmediğini bilmiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

fvfv
Demokrat Senatör Kirsten Gillibrand, Kongre’deki bir oturumda... 30 Nisan 2026 (AP)

Demokratların ABD Kongresi içinde, Trump’ın savaş yetkilerini sınırlamaya yönelik girişimlerinin birçok kez başarısız olduğu bildirildi. Söz konusu girişimlerin Senato’da altı, Temsilciler Meclisi’nde ise iki kez Cumhuriyetçi çoğunluk tarafından reddedildiği aktarıldı. Pfeifle, Trump yönetimi açısından asıl kritik sınavın Kongre’de savunma bütçesinin onaylanması sürecinde yaşanacağını belirtti. Yaklaşık 1,5 trilyon dolara ulaşan bütçe talebinin savaşın mali yükü nedeniyle ciddi tartışmalara yol açtığı ifade edildi. Pfeifle, savaş kapsamında bugüne kadar önemli miktarda harcama yapıldığını, ancak gerçek maliyetin henüz tam olarak ortaya çıkmadığını söyledi. Her bir füzenin yüksek maliyet taşıdığına dikkat çeken Pfeifle, çok sayıda füze kullanıldığını ve bunların yeniden ikmal edilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca İran’a ait insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelerin ABD askeri tesislerinde yol açtığı hasarların onarımı için de ek maliyetler oluştuğu belirtildi.

Cook, ABD iç siyasetindeki gerilimler nedeniyle İran’ın zaman kazandığını düşündüğünü ve mevcut koşullarda Tahran’ın Trump’ın görev süresi bitene kadar direnebileceğini hesapladığını söyledi. Cook, Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler arasındaki temel ayrışmanın İran’ın bir tehdit olup olmadığı konusunda olmadığını, bu konuda geniş bir mutabakat bulunduğunu ifade etti. Asıl tartışmanın bu tehdide nasıl yanıt verileceği üzerinde yoğunlaştığını belirtti. Cook’a göre Cumhuriyetçiler güç kullanımını öne çıkararak Trump’ın daha önce hiçbir başkanın denemediği bir yöntemle soruna yaklaştığını savunuyor. Demokratlar ise kararların ekonomik maliyetine ve sürdürülebilirliğine odaklanıyor.

Çin’e önemli bir ziyaret

Trump’ın hem destekçileri hem de eleştirmenleri, önümüzdeki hafta gerçekleştirmesi beklenen Çin ziyaretiyle İran savaşı sürecinde kritik bir dönüm noktasına ulaşılabileceğini değerlendiriyor.

Wang, Çin’in arabulucu rolü üstlenebileceğini ve bunun Pekin’in çıkarına olacağını belirterek, Çin’in İran’la petrol ticaretine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Wang’a göre Çin, Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasından en fazla fayda sağlayan aktörlerden biri.

dfvbgrt
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Güney Kore’de düzenlenen APEC Zirvesi’nin oturum aralarında ikili bir görüşme gerçekleştirdi... 30 Ekim 2025 (Reuters)

Wang, en kritik tarihin 14 Mayıs olduğunu, bu tarihte Cinping ile Trump arasında gerçekleşmesi beklenen görüşmenin süreci şekillendirebileceğini ifade etti. Bu buluşmanın, taraflar arasında bir tür uzlaşıya yönelik müzakerelere sahne olabileceğini öne sürdü. Pfeifle de bu değerlendirmeye katılarak Trump’ın Çin ziyaretinden siyasi bir kazanım elde etmeyi hedeflediğini söyledi. Pfeifle, bunun bir ticaret anlaşması ya da önemli bir siyasi açıklama şeklinde olabileceğini belirtti.

Bununla birlikte Çin’in Hürmüz Boğazı krizine ABD’nin zorlanmasını tamamen sorun olarak görmediği, ancak aynı zamanda güçlü bir ABD pazarına ihtiyaç duyduğu ifade edildi. Çin’in uzun vadede İran petrolüne de bağımlı olduğu değerlendirmesi yapıldı.



Trump: İran'la yapıcı görüşmeler yürütüyoruz, seçimlerden önce saldırmayacağız

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
TT

Trump: İran'la yapıcı görüşmeler yürütüyoruz, seçimlerden önce saldırmayacağız

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD'nin İran'la verimli görüşmeler yürüttüğünü ve kasım ayında yapılması planlanan ABD Kongresi ara seçimlerinden önce İran'a saldırı düzenlemeyeceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, “İran İslam Cumhuriyeti ile verimli görüşmeler yürütüyoruz” ifadesini kullandı. Trump ayrıca ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının sürdüğünü ve petrol akışının Hürmüz Boğazı üzerinden devam ettiğini belirtti.

Trump, “ABD'de 3 Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimlerinden önce İran'a saldırmayacağız” dedi.

Trump, bu hafta Cumhuriyetçiler için yürüttüğü seçim kampanyası sırasında, seçimlerden önceki veya sonraki günlerde çatışmanın nihai bir çözüme kavuşturulabileceğine inandığının sinyalini verdi. Şarku’l Avsat’ın Associated Press'ten aktardığı habere göre Trump, aynı zamanda İran'a yönelik geniş çaplı askeri operasyonların yeniden başlatılması seçeneğine de hâlâ açık olduğunu belirtti.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmanın Tahran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini “esaslı ölçüde” azaltmasını ve bu yönde somut adımlar atmasını gerektirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki “tam kontrolünü kaybettiğini” belirterek, hayati öneme sahip bu su yolundan geçen petrol akışının savaş öncesi seviyelere yaklaştığını ifade etti.

Rubio ayrıca İran ekonomisinin “tam ve kapsamlı bir serbest düşüş” yaşadığını söyledi.

Bu gelişmeler, Washington ile Tahran arasındaki diyaloğu ilerletmek ve gerilimi düşürmek amacıyla bölgesel girişimlerin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor. İran ise ABD ve İsrail'e yönelik söylemini sertleştirerek yeni bir saldırıya karşılık vereceği uyarısında bulunurken, nükleer programı konusunda müzakerelere hazır olduğunu belirtiyor. Tahran ayrıca haklarından “hiçbir koşulda” taviz vermeyeceğini vurguluyor.


Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
TT

Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)

Kosta Rika'nın eski Devlet Başkanı Yardımcısı Rebeca Grynspan, diplomasi kaynaklarından edinilen bilgiye göre dün yapılan gayriresmî oylamada, dördüncü kez birinci sırayı alarak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği yarışında en güçlü aday olarak öne çıktı.

31 Aralık 2026'da beş yıllık ikinci görev süresi dolacak olan Antonio Guterres'in halefi olmak için dört kadın ve üç erkek aday yarışıyor.

Ancak oylama süreci belirsizliğini koruyor; nitekim 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) beş daimî üyesinden birinin veto hakkını kullanması, herhangi bir olası adaylığı engellemeye yetiyor.

Güvenlik Konseyi dün gerçekleştirdiği gayriresmî eğilim oylamasında her bir adayı "destek", "destek vermeme" veya "görüş yok" şeklinde değerlendirdi.

Diplomatik kaynağa göre Grynspan, dokuz "teşvik" oyu alarak zirvedeki yerini korudu. Bu sonuçla Grynspan, temmuz ayından bu yana düzenlenen beş oylama turunun dördünde ilk sırada yer almış oldu.

Bununla birlikte Kosta Rikalı diplomatın performansı, 29 Eylül'de yapılan ve 10 "destek", iki "görüş yok" ile üç "destek vermeme" oyu aldığı bir önceki oylamaya kıyasla hafif bir düşüş gösterdi.

BM'ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) Arjantinli Başkanı Rafael Grossi bu eğilim oylamasında ikinci sırada yer alırken, Guyana'nın eski Dışişleri Bakanı Carolyn Rodrigues-Birkett ise üçüncü oldu.

Bir adayın 15 üyeli Güvenlik Konseyi'nde en az dokuz üyenin desteğini almasının yanı sıra, mevcut uluslararası konjonktürde derin ayrışmalar yaşayan beş büyük gücün (daimî üyeler) vetosundan kurtulması gerekiyor.

Bu engelin aşılması halinde adayın ismi, onaylanmak üzere tüm BM üyesi ülkelerin yer aldığı Genel Kurul'a sevk ediliyor.


Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
TT

Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 

Fransa’da lise öğrencilerini temsil eden dernekler, dün Başbakan Sébastien Lecornu ile görüşme talebinde bulundu. Hükümet, bugün düzenlenmesi planlanan yeni gösteriler öncesinde öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla girişimlerini yoğunlaştırıyor.

Eylül ayında Paris banliyölerinde başlayan öğrenci hareketine katılan lise öğrencileri; okul binalarının kötü durumunu, sınıflardaki aşırı kalabalığı ve özellikle dezavantajlı bölgelerde hastalanan ya da izinli öğretmenlerin yerine öğretmen bulunmamasını protesto ediyor.

“Lise Öğrencileri Sendikal Birliği” Başkanı Riyad Rani gazetecilere yaptığı açıklamada, “Rakamlarla desteklenmiş önerilerimiz var. Bu nedenle gelecek haftadan itibaren başbakanla görüşme talep ediyoruz” dedi.

Başbakan Lecornu ise krizi yatıştırmak amacıyla hükümetin “ilk kararlarının ekim ayının sonunda açıklanacağını” duyurdu.

vf
Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, liselerdeki durum hakkında konuşuyor. (AP)

Lecornu, “Gençlerin öfkesi durup dururken ortaya çıkmadı. Dile getirdikleri endişeler dikkate alınmalı” dedi.

Lecornu daha önce, çarşamba gününden itibaren okullarda yarım gün süren ve ders yapılmayan zaman dilimleri oluşturulacağını açıklamıştı. Bu uygulamayla öğrenci ve çalışanların her eğitim kurumunda karşılaştıkları sorunları dile getirebilmeleri için “kurum içi demokratik bir alan” oluşturulması amaçlanıyor.

18 soruşturma

Ancak bu girişim, Clara gibi çok sayıda öğrencinin tepkisini çekti. Takma isim kullanan Clara, hükümetin “öğrencileri ciddiye almadığını” söyledi.

Ülkedeki en büyük okul yöneticileri sendikası da söz konusu karara karşı çıkarak, öğrencilerin de katılımıyla Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşme talebinde bulundu.

Öğrenci birlikleri, bugün Paris ve diğer kentlerde yeni yürüyüşler düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Fransa’nın güneybatısındaki Anglet kentinde, hükümet karşıtı lise öğrencilerinin protestosu sırasında bir okulun önünde yanan çöp konteynerini iten Fransız polisleri. (DPA)

Öğrenci gösterilerinin yoğunluğu dün azaldı. Hükümetin gerilimi düşürme çabalarını artırdığı sırada çok sayıda okulda eğitim yeniden başladı.

Lecornu, dün akşam yaptığı konuşmada, “Güvenlik güçlerine öğrencilerle çatışmaları yönünde talimat verilmediğini” söyledi.

gb
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde protestocularla karşı karşıya gelen Fransız jandarma güçleri. (AFP)

İçişleri Bakanı Laurent Nunez ise daha önce ses bombalarının kullanımının askıya alındığını açıklamıştı. Bu karar, ses bombasının isabet etmesi sonucu 15 yaşındaki bir göstericinin elinin koptuğuna ilişkin haberlerin ardından alındı.

Nunez, Ulusal Meclis’te kamu düzeninin sağlanmasına ilişkin yaklaşımını savunurken, tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Lecornu’nun dün akşam verdiği bilgilere göre, hareketin 28 Eylül’de başlamasından bu yana 215 öğrenci, 89 öğretmen, 761 polis ve jandarma yaralandı; 6 bin 629 kişi gözaltına alındı. Bu olaylarla ilgili 18 soruşturma açıldı.

Kara hafta

BFMTV adına yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Fransızların yüzde 55’i öğrenci hareketini destekliyor.

Bugün saat 13.00’te Paris’teki Bastille Meydanı’nda büyük bir gösteri düzenlenmesi bekleniyor. Fransa başkentinin banliyölerinde de başka gösteriler yapılacak.

Lisenin son sınıfında okuyan ve “Pierre” takma adını kullanan bir öğrenci, “Kara hafta... cumartesiye kadar” dedi.

gbh
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde Fransız çevik kuvvet polisiyle çatışan protestocular. (AFP)

Eğitim Bakanlığı verilerine göre dün, 459 eğitim kurumunda dersler tamamen veya kısmen durduruldu. Bu sayı salı günü 891’di. “Olaylar” ise dün 232 kurumla sınırlı kaldı; salı günü bu sayı 496 olmuştu.

Öğrencilerin talepleri arasında eğitim yönlendirme platformu Parcoursup’un kaldırılması da bulunuyor. Ancak Yükseköğretim Bakanı Philippe Baptiste bu talebi reddediyor.

Bu arada hükümetin karşı karşıya olduğu sorunlar yükseköğretim sektörüne de yayıldı. Bakanlığın verilerine göre salı günü yükseköğretim kurumlarının yüzde 40’ında çeşitli aksaklıklar yaşandı.

Baptiste, dün öğleden sonra sendika temsilcileriyle bir araya geldi. Ancak sendika temsilcileri, 2027 yılı eğitim bütçesinin yetersiz olduğu gerekçesiyle ve öğrenci protestolarıyla dayanışma amacıyla toplantıyı terk etti.

“Öğrenci Birliği” sözcüsü Sabrine Kharbach, toplantının ardından, “Bir saat boyunca havanda su dövüldü” ifadelerini kullandı.