Trump için özel menü: Çin mutfağı ile Amerikan zevkleri aynı sofradahttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5273672-trump-i%C3%A7in-%C3%B6zel-men%C3%BC-%C3%A7in-mutfa%C4%9F%C4%B1-ile-amerikan-zevkleri-ayn%C4%B1-sofrada
Trump için özel menü: Çin mutfağı ile Amerikan zevkleri aynı sofrada
Başkan Donald Trump'ın yemeği (AP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Pekin’de ABD Başkanı Donald Trump onuruna verdiği resmî akşam yemeğinde, Çin mutfağı geleneksel tatlarla küresel lezzetleri bir araya getirdi. Trump’ın damak zevkine özel hazırlandığı belirtilen menüde çıtır dana kaburga, Pekin ördeği ve tiramisu gibi seçenekler yer aldı. Menü, ziyaret sırasında öne çıkan “gastronomi diplomasisinin” bir yansıması olarak değerlendirildi.
Trump’ın damak tadına özel menü
Şarku’l Avsat’ın The New York Times gazetesinden aktardığı habere göre davet sofrasında domates çorbası içinde sunulan ıstakoz, mevsim sebzeleri, hardal soslu yavaş pişirilmiş somon, kızarmış domuz eti böreği ve “deniz kabuğu şeklinde hamur işleri” yer aldı.
Tatlı bölümünde ise tiramisu, meyve ve dondurma servis edildi.
Çinli işçiler, Trump ve Şi arasında Halk Büyük Salonu'nda verilecek resmi akşam yemeği öncesinde masayı hazırlıyor (AP)
Pekin mutfağının öne çıkan yemekleri arasında özenle hazırlanan Pekin ördeği ile soya fasulyesi ezmeli buğday eriştesi “Zha Jiang Mian” bulunuyor. Ancak Trump’ın daha çok hamburger, iyi pişmiş biftek, patates kızartması ve Sezar salatası gibi klasik Amerikan yemeklerini tercih ettiği biliniyor.
Trump’ın 2017’de Çin’e yaptığı ilk resmî ziyarette ise şefler daha temkinli bir yaklaşım benimsemişti. O dönemde deniz ürünlü çorba, Kung Pao tavuğu ve domates soslu biftek gibi yemekler servis edilmişti. Bu menünün, Trump’ın ketçaplı biftek tercihine uyarlanmış “daha rafine” bir versiyon olduğu yorumları yapılmıştı.
Yemek diplomasisi ile yakınlaşma mesajı
Gazetenin haberine göre yalnızca Çin değil, Trump’ı ağırlayan başka ülkeler de resmî ziyaretlerde ABD başkanının yemek tercihlerine özel önem verdi.
Tokyo ziyaretinde Trump’a Japonya Başbakanı ile birlikte Amerikan dana eti ve pilav servis edildi. Bu tercih, genellikle yerel ürünlerin öne çıkarıldığı Japon diplomatik protokolü açısından dikkat çekici bir jest olarak değerlendirildi.
Şi, Halkın Büyük Salonu'ndaki resmi resepsiyonda Trump'a eşlik etti (DPA)
Japonya, bu ziyaretten birkaç ay önce ABD ile Amerikan pirinci ithalatını artırmayı içeren bir ticaret anlaşmasına varmıştı.
Trump’ın aynı Asya turunda Güney Kore’de kendisine ketçaplı biftek ve “Thousand Island” soslu salata ikram edilirken, Malezya’da ise Amerikan Angus etinden hazırlanmış sandviçler sunuldu.
Çikolatalı kek eşliğinde “Suriye saldırısı” mesajı
Trump, 2017’deki Çin ziyareti öncesinde Şi Cinping’i Mar-a-Lago tatil kompleksinde ağırlamıştı. Menüde Sezar salatası, ızgara Dover sole balığı ve dinlendirilmiş New York bifteği bulunuyordu.
Başkan Şi'nin akşam yemeği (AP)
Trump’ın anlatımına göre, vanilya soslu çikolatalı kek servis edilirken Şi’ye, dönemin Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın kimyasal silah kullandığı gerekçesiyle Suriye’ye füze saldırısı düzenlenmesi talimatını verdiğini söylemişti.
Obama ve Biden Çin’de ne yemişti?
Eski ABD başkanlarının Çin ziyaretlerinde de Doğu ve Batı mutfaklarını bir araya getiren menüler tercih edildi.
Eski ABD Başkanı Barack Obama, 2017’deki ziyaretinde biftek ve ızgara balık tüketmişti.
Eski first lady Michelle Obama ise Chengdu’daki bir hot pot restoranında baharatlı çorba tercih etmesi nedeniyle Çin sosyal medyasında övgü toplamıştı.
Joe Biden da 2011’de başkan yardımcısı olduğu dönemde Pekin’deki bir restoranda “Zha Jiang Mian” yemiş, menüde bulunan kızarmış ciğer yemeğini tercih etmemişti.
Tüm bu örnekler, “yemek diplomasisi” olarak adlandırılan yaklaşımın uluslararası ilişkilerde giderek daha fazla önem kazandığını ortaya koyuyor. Menülerin, siyasi ilişkileri güçlendiren ve liderler arasında iyi niyet mesajı veren sembolik araçlar olarak kullanıldığı değerlendiriliyor.
Putin ve Şi zirvesi, Moskova-Pekin-Washington ekonomik denge üçgenini yeniden şekillendiriyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5275026-putin-ve-%C5%9Fi-zirvesi-moskova-pekin-washington-ekonomik-denge-%C3%BC%C3%A7genini-yeniden
Putin ve Şi zirvesi, Moskova-Pekin-Washington ekonomik denge üçgenini yeniden şekillendiriyor
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (Reuters)
Gözler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında Pekin’de yapılması beklenen zirveye çevrildi. Zirve, yalnızca siyasi ve jeopolitik boyutları nedeniyle değil; aynı zamanda Çin, Rusya ve ABD arasındaki küresel dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde verdiği derin ekonomik mesajlar nedeniyle de önem taşıyor.
Putin’in Çin ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin ziyaretinin sona ermesinden bir haftadan kısa süre sonra gerçekleşiyor. Bu durum, Çin’in Moskova ile stratejik ortaklığını korurken Washington ile hassas ekonomik ilişkilerini sürdürmeye çalıştığını gösteren dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.
Kremlin’e göre Putin ve Şi görüşmelerinde ekonomik iş birliği, enerji ve ticaret dosyalarının yanı sıra büyük uluslararası ve bölgesel meseleler ele alınacak. Ziyaret aynı zamanda 2001 yılında imzalanan Çin-Rusya Dostluk Anlaşması’nın 25’inci yılına denk geliyor.
Putin, ziyaret öncesinde yaptığı açıklamada iki ülke arasındaki ilişkilerin “benzeri görülmemiş bir seviyeye” ulaştığını belirterek, Moskova ile Pekin arasındaki iş birliğinin küresel sistem için “denge ve istikrar unsuru” oluşturduğunu söyledi.
Çin, Rus ekonomisinin can damarı
2022’de Ukrayna savaşının başlamasından bu yana Çin, Batı yaptırımları nedeniyle Avrupa ve ABD ile ticari ve mali ilişkilerinin önemli bölümünü kaybeden Rusya için fiilen en önemli ekonomik çıkış kapısı hâline geldi.
Pekin, Rusya’nın en büyük ticaret ortağı ve Rus petrolü ile doğal gazının en büyük alıcısı konumuna yükselirken, iki ülke arasındaki ticaret hacmi son iki yılda rekor seviyelere ulaştı.
Rusya'nın başkenti Moskova'da bir hediyelik eşya dükkanında Çin ve Rusya başkanlarını temsil eden tahta kuklalar sergileniyor (AFP)
Rus resmi verilerine göre iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında 320 milyar doların üzerine çıktı. Bu rakam, savaş öncesi 2021’de yaklaşık 147 milyar dolar seviyesindeydi.
Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuri Uşakov, 2026’nın ilk çeyreğinde Rus petrol ihracatının Çin’e yüzde 35 arttığını, Moskova’nın Pekin’in en büyük doğal gaz tedarikçilerinden biri hâline geldiğini söyledi.
Bu rakamlar, Orta Doğu’daki savaşın sürmesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimlerin devam etmesi nedeniyle ayrıca önem kazanıyor. Çin, jeopolitik risklere daha az açık ve daha istikrarlı gördüğü Rus enerji kaynaklarına bağımlılığını artırıyor.
Uşakov, Moskova’nın Çin’i “sorumlu bir enerji tüketicisi” olarak gördüğünü belirtirken, Pekin’in de Rusya’yı küresel petrol piyasalarındaki dalgalanmalar karşısında güvenilir bir tedarikçi olarak değerlendirdiğini ifade etti.
Petrol ve doğal gaz zirvenin merkezinde
Putin ile Şi görüşmesinde enerji dosyasının en önemli ekonomik başlık olması bekleniyor. Özellikle petrol, doğal gaz ve gelecekteki tedarik hatlarına ilişkin kapsamlı anlaşmaların tamamlanmasına yaklaşıldığı belirtiliyor.
Putin kısa süre önce yaptığı açıklamada, Moskova ile Pekin’in petrol ve doğal gaz sektörlerinde “çok büyük ilerleme” kaydettiğini ve “neredeyse tüm temel meselelerde anlaşmaya varıldığını” söyledi.
İki ülke arasındaki en önemli enerji projelerinden biri ise “Sibirya’nın Gücü 2” doğal gaz boru hattı projesi olarak öne çıkıyor. Söz konusu proje, Rus gaz ihracatının Avrupa’dan Asya’ya yönlendirilmesinde stratejik bir adım olarak görülüyor.
Projenin, Batı Sibirya’daki sahalardan Çin’e Moğolistan üzerinden yılda yaklaşık 50 milyar metreküp doğal gaz taşıması hedefleniyor. Bu miktar, Rusya’nın Ukrayna savaşı öncesinde Avrupa’ya gönderdiği gaz hacmine yakın seviyede bulunuyor.
Henüz nihai onayı verilmeyen proje konusunda Putin, enerji müzakerelerinde tarafların “önemli ilerleme” kaydettiğini söyledi. Moskova, Avrupa pazarındaki kayıplarını telafi etmek için projeyi hızlandırmak isterken, Pekin ise Rusya’nın Çin pazarına artan ihtiyacını kullanarak daha uygun fiyat ve koşullar elde etmeye çalışıyor.
Uzmanlara göre Rusya bu projelerle Avrupa pazarındaki kayıplarını telafi etmeyi hedeflerken, Çin de Körfez ve Güney Çin Denizi gibi gerilimli bölgelerden geçen deniz taşımacılığına bağımlılığını azaltarak enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye çalışıyor.
Çin'in Şanghay kentindeki bir hediyelik eşya dükkanında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump'ın portreleri (EPA)
Görüşmelerde ayrıca ikili ticarette yerel para birimlerinin kullanımının artırılması da gündeme gelecek. İki ülke, ABD dolarına bağımlılığı azaltmak amacıyla yuan ve ruble kullanımını son yıllarda önemli ölçüde artırırken, Batı merkezli finans sistemine alternatif ödeme mekanizmalarını da genişletti.
Çin’in denge politikası
Çin, Rusya ile iş birliğini derinleştirirken aynı zamanda ABD ile açık bir ekonomik çatışmadan kaçınmaya özen gösteriyor. Bu yaklaşım, Trump ile Şi arasında Pekin’de gerçekleştirilen son zirvede de açık şekilde görüldü.
Trump’ın ziyareti sırasında Şi, Çin-ABD ilişkilerini “dünyanın en önemli ilişkisi” olarak tanımlarken, taraflar “istikrarlı ve yapıcı” bir ilişki çerçevesi oluşturulması konusunda mutabakata vardı.
Analistler, Pekin yönetiminin bir yandan Moskova ile stratejik ortaklığını sürdürmeye çalışırken diğer yandan Batı pazarlarına büyük ölçüde bağlı olan Çin ekonomisi nedeniyle Washington ile ekonomik istikrarı korumayı hedeflediğini belirtiyor.
Pekin merkezli Çin ve Küreselleşme Merkezi Genel Sekreter Yardımcısı Wang Zichen, “Trump’ın ziyareti dünyanın en önemli ikili ilişkisini istikrara kavuşturmayı amaçlarken, Putin’in ziyareti uzun vadeli stratejik bir ortağa güvence verme amacı taşıyor” dedi. Wang, Çin’in iki yaklaşım arasında çelişki görmediğini ifade etti.
Teknoloji, yaptırımlar ve çok kutuplu dünya
Zirvenin arka planında teknoloji alanındaki iş birliği de Batı’nın en büyük endişe kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor.
Pekin yönetimi Ukrayna savaşında tarafsız olduğunu savunsa da Washington ve müttefikleri, Çin’i Rusya’nın yaptırımları aşmasına yardımcı olan bileşen ve teknolojileri sağlamakla suçluyor. Çin ayrıca, Rus savunma sanayisinde kullanılan bazı elektronik parçaların ve ileri teknolojilerin ihracatını durdurması yönündeki Batılı talepleri de görmezden geldi.
Buna karşılık Çinli şirketler, savaşın başlamasından bu yana çok sayıda Batılı şirketin çekildiği Rus pazarında önemli fırsatlar elde etti.
Zirve aynı zamanda küresel ekonomik sistemin yeniden şekillenmesine ilişkin daha geniş bir boyut da taşıyor. Moskova ve Pekin, Batı’ya ve geleneksel finans kurumlarına daha az bağımlı yeni bir küresel düzen oluşturulmasını savunurken, BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi oluşumların rolünü genişletmeye çalışıyor.
İki ülke ayrıca alternatif ödeme sistemlerini güçlendirmek ve yuan-ruble ticaretini artırmak için çalışmalar yürütüyor. Böylece ABD yaptırımlarının etkisini azaltmayı hedefliyorlar.
Çin'in Şanghay kentindeki bir nehir kıyısı boyunca geleneksel Rus süs bebekleri sergileniyor (Reuters)
Gözlemcilere göre Putin-Şi zirvesi, küresel ekonomide yaşanan dönüşümün açık bir göstergesi niteliğinde. Çin, tüm taraflarla ilişki kurabilen küresel bir güç olarak konumunu sağlamlaştırmaya çalışırken, Rusya ise Batı’daki kayıplarını telafi etmek için giderek daha fazla Doğu’ya yöneliyor.
Ukrayna savaşının sürmesi, Orta Doğu’daki gerilimler ve ABD-Çin rekabetinin derinleştiği bir dönemde, Putin ile Şi arasındaki zirve yalnızca ikili bir görüşme değil; aynı zamanda küresel ekonomi ve siyasette güç dengelerinin yeniden çizildiği sürecin yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor.
İki devden yapay zeka bulut şirketi atılımıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5274914-i%CC%87ki-devden-yapay-zeka-bulut-%C5%9Firketi-at%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1
Alphabet çatısı altındaki Google yapay zeka çağını ıskalamamak istiyor (AP)
Dünyanın en büyük alternatif varlık yöneticisi Blackstone ve en popüler arama motoru Google güçlerini birleştiriyor. İki dev, yeni bir yapay zeka bulut şirketi kuracaklarını duyurdu.
Yapay zeka asistanlarının giderek daha fazla ihtiyaç duyduğu hesaplama gücüne yönelik talebi karşılamayı hedefleyen girişim, 2027'de 500 megavatlık veri merkezi kapasitesini çevrimiçi ortama sunmayı planlıyor.
Orta ölçekteki bir şehrin elektrik ihtiyacına yetebilen bu rakamın sonrasında daha da artması hedefleniyor.
Çoğunluk hissesine sahip olacak Blackstone'un ilk etapta 5 milyar dolarlık bir özsermaye yatırımı yapacağı ABD merkezli girişimde Google'ın geliştirdiği TPU çipleri kullanılacak.
Yapay zeka bağlantılı altyapılara yönelik yatırımlarını artıran Blackstone, uzun süredir Google'da yöneticilik yapan Benjamin Sloss'u adı açıklanmayan yeni girişimin CEO'su yaptı.
Wall Street Journal, Google'ın kendi çiplerini diğer şirketlerin kullanımına sunarak sektör lideri Nvidia'yla rekabeti kızıştırdığını bildiriyor.
Halihazırda çoğu yapay zeka şirketi, Nvidia'nın çiplerini kullanan CoreWeave'in hesaplama gücü altyapısından istifade ediyor.
Google da son dönemde TPU'ların satışı için WhatsApp, Facebook ve Instagram'ın sahibi Meta ve Claude'un sahibi Anthropic'le önemli anlaşmalar imzaladı.
Blackstone'un CoreWeave, Anthropic ve OpenAI'a da önemli yatırımları var.
Şirketin veri merkezlerine yaptığı yatırımın miktarı 150 milyar doları geçiyor. Yeni projelere de 160 milyar dolar civarında yatırım yapılması planlanıyor.
ABD merkezli bilgi teknolojisi endüstrisinde önde gelen 5 büyük şirketin (Alphabet, Amazon, Meta, Apple, Microsoft) 2026'da yapay zeka altyapısına yapacakları harcamanın 700 milyar doları geçmesi bekleniyor.
Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters
Trump yönetimi, Güney Afrika'dan 10 bin beyaz mülteci daha istiyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5274912-trump-y%C3%B6netimi-g%C3%BCney-afrikadan-10-bin-beyaz-m%C3%BClteci-daha-istiyor
Trump yönetimi, Güney Afrika'dan 10 bin beyaz mülteci daha istiyor
21 Mayıs 2025'teki Beyaz Saray ziyareti sırasında Cyril Ramaphosa'ya "soykırım" kanıtı olduğu iddia edilen haberler ve videolar gösterilmişti (AP)
Donald Trump yönetimi, gelecek aylarda 10 bin beyaz Güney Afrikalının daha ABD'ye taşınması için harekete geçti.
ABD Dışişleri Bakanlığı pazartesi günü ABD Kongresi'ne gönderdiği bildirimde eylülle birlikte bitecek mali yılın sonuna kadar 17 bin 500 beyaz Güney Afrikalının mülteci olarak alınacağını belirtti.
Trump, ABD'nin 2026 mali yılı boyunca tüm dünyadan yalnızca 7 bin 500 mülteciyi kabul edeceğini söylemişti. Bunların çoğunun beyaz Güney Afrikalı olacağı da ifade ediliyordu.
1980'de başlatılan mülteci programındaki en düşük sayı, 7 bin 500 olmuştu. Diğer yandan Joe Biden yönetimi, 2024'te 125 bin kişilik bir sınır belirlemişti.
ABD Dışişleri Bakanlığı, son açıklamasında "Güney Afrika'daki beklenmedik gelişmeler acil bir mülteci durumu yarattı" diyerek yeni hamlesini gerekçelendirdi.
Trump yönetimi, Güney Afrika hükümetinin ABD'nin yeniden iskan programına yönelik eleştirileri ve beyaz Güney Afrikalılara yönelik saldırıları üzerine bu adımın atıldığını bildirdi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, 10 bin mülteciyi yeniden iskan etmenin maliyetinin 100 milyon dolar civarında olacağını hesaplıyor.
Güney Afrika yönetimi, beyazların ayrımcılığa uğradığı iddialarını reddetse de Washington bu konuda ısrarcı.
"Beyaz çiftçilere soykırım uygulandığı" iddialarını geçen sene Oval Ofis'te ağırladığı Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa'nın yüzüne karşı dile getiren Trump, sonrasında Johannesburg'da yapılan G20 zirvesini de boykot etmişti.
ABD'nin Mayıs 2025'te başlattığı yeniden iskan programından 31 Ocak itibarıyla yalnızca 2 bin beyaz Güney Afrikalı faydalandı.
ABD'deki Güney Afrika Ticaret Odası, 67 bini aşkın kişinin ülke değiştirmeye sıcak baktığını geçen sene bildirmişti.
Güney Afrika'nın "2024 tarihli Toprak Kamulaştırma Yasası", İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) açtığı "soykırım" davası ve "İran'la yakın ilişkilerini" gerekçe gösteren Donald Trump yönetimi, geçen sene bu ülkeye yönelik yardımları durdurma kararı almıştı.
"2024 tarihli Toprak Kamulaştırma Yasası" hükümete tarım arazilerinin kamulaştırması için geniş yetkiler tanıyor.
Güney Afrika'da 2025 itibarıyla yaklaşık 44 bin beyaz çiftçinin, ülkenin 100 milyon hektarlık tarım arazilerinin yüzde 61'ine sahip olduğu ifade ediliyor.
Pretorya yönetimi, 2030'a kadar siyah çiftçilere 8 milyon hektar tarım arazisi dağıtılarak ırksal eşitsizliğin azaltılmasını hedefliyor.
Independent Türkçe, New York Times, AP
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة