Trump-Şi Zirvesi dikkat çekici ölçüde olağandı

Özgüveni artan Çin, artık resmi ziyaretlere eskisi kadar coşkulu yaklaşmıyor

Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda Şi Cinping ile Donald Trump'ın görüşmesini gösteren dev ekran, 14 Mayıs 2026 (AFP)
Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda Şi Cinping ile Donald Trump'ın görüşmesini gösteren dev ekran, 14 Mayıs 2026 (AFP)
TT

Trump-Şi Zirvesi dikkat çekici ölçüde olağandı

Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda Şi Cinping ile Donald Trump'ın görüşmesini gösteren dev ekran, 14 Mayıs 2026 (AFP)
Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda Şi Cinping ile Donald Trump'ın görüşmesini gösteren dev ekran, 14 Mayıs 2026 (AFP)

James Palmer

Bu hafta Çin gazetelerini okuyup haber bültenlerini izlemeniz ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Pekin'i ziyaret ettiğini fark etmemeniz son derece anlaşılır bir durum olurdu.

Trump'ın Pekin’e geldiği çarşamba günü, Çin’in devlete ait İngilizce yayın organı China Daily ilk sayfasının manşetine Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman ile tokalaştığı fotoğrafı yerleştirdi. Çin Komünist Partisi'nin sözcüsü olarak görülen People's Daily ise ABD Başkanı’nın ziyaretine ilişkin yorumlarını üçüncü sayfaya taşıdı.

Çin'in en çok izlenen akşam bülteni Xinwen Lianbo, pazartesi günü ziyareti duyururken konuya yalnızca 12 saniye ayırdı. Hemen ardından yaklaşık altı dakika süren “Yangtze Nehri Deltası'nın Entegre Kalkınması Yeni Atılımlar Kaydetmeye Devam Ediyor” başlıklı bir haber geldi.

Çarşamba günü gerçekleşen Trump-Şi görüşmesine ise bültende yalnızca iki buçuk dakika yer verildi ve haber, bültenin on üçüncü sırasında yer aldı.

Sonradan anlaşıldığı üzere, Çin tarafının törensel coşkudan uzak tutumu son derece yerindeydi. Trump'ın ziyareti son derece sönük geçti. Şi, Tayvan, demokrasi ve insan hakları, ‘Çin'in yolu ve sistemi’ ve ‘Çin'in kalkınma hakkı’ gibi bildik siyasi genellemelerle yetinerek alışılmış kırmızı çizgilerini yineledi. Çin'in kalkınma hakkı, Washington'ın müdahalesine izin vermeksizin küresel ekonomide yükselmeye devam etme kararlılığının açık bir ifadesiydi.

Çinli lider, favori temalarına da tekrarladı. Şi’ye göre ikili ilişkiler; rekabet üzerine değil, istikrar üzerine kurulmalı ve yerleşik bir güç ile yükselen bir gücün çatışmasının kaçınılmaz olduğunu öngören ‘Thukidides tuzağından’ uzak durmalı. ABD ile Çin birlikte geleceğe doğru dönmeli ve bunu sürdürmeli.

fev
Donald Trump, Pekin'deki Zhongnanhai hükümet karargahında Şi Cinping ile görüşürken, 15 Mayıs 2026 (Associated Press)

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Trump ile Şi'nin gerçek ağırlıkları olan anlaşmalar olmaksızın zirveden ayrıldığı anlaşılıyor. Elde edilen tek somut kazanım, Amerikan mezbahalarına Çin'e ihracat yapma iznini tanıyan sınırlı ticari tavizleri oldu. Ancak bu kazanım bile hızla erimeye başladı.

Bu görünürdeki gerilemeyi ani bir prestij kaybının kanıtı olarak okumamak gerekiyor. Söz konusu adım, başından beri hükümet koruması koparmaya çalışan Çinli tarım çevrelerinin acil baskısının bir sonucu.

Trump ile Şi'nin gerçek ağırlıkları olan anlaşmalar olmaksızın zirveden ayrıldığı anlaşılıyor. Elde edilen tek somut kazanım sınırlı ticari tavizlerden ibaret kaldı.

Çin'in Boeing'den uçak satın alma taahhüdü gibi beklenen anlaşmalar ise zirve öncesinde sızdırılan bilgilerin çok gerisinde kaldı ve piyasaların beklentilerini karşılayamadı. İran, Tayvan, Japonya ve diğer jeopolitik rekabet alanlarında herhangi bir ilerleme kaydedildiğine ya da ciddi bir müzakere yürütüldüğüne dair en küçük bir işaret dahi görülmedi. Trump, Şi'nin İran'a silah sağlamayacağını açıkça taahhüt ettiğini söyledi. Ancak bu açıklama pek bir anlam taşımıyor; zira Çin'in Tahran'a yönelik olası askeri desteği zaten kamuoyundan uzak, gizli kanallar aracılığıyla yürütülüyor.

Oysa Çin, daha önceki Amerikan cumhurbaşkanlığı ziyaretlerine sıkı biçimde denetlenen medya mekanizması aracılığıyla çok daha geniş kapsamlı haberler eşlik ettirmişti. Hatta bu ziyaretlerden somut sonuçlar çıkmadığı zamanlarda bile. Peki Pekin'in bu kez bu denli soğuk bir tutum sergilemesini ne açıklıyor? Trump'ın davranışlarının öngörülememesi, bunun nedenlerinden biri. Diğer Amerikan cumhurbaşkanları Çin'i ziyaret ettiklerinde genellikle önceden kararlaştırılmış bir gündem çerçevesinde hareket eder ve açıklamalarında belli bir disiplin ile ihtiyat gösterirdi. Trump'tan ise böyle bir şey beklemek mümkün değil.

Önceki ziyaretlerde Çin medyası önceden hazırlanabilir ve işlerin ters gitmesi halinde başına bela olacağından endişe etmeksizin ziyaretin anlatısını önceden kurabilirdi. Bu kez ise hiçbir genel yayın yönetmeni ya da medya denetçisi, Trump'ın ani ve hesapsız bir öfke patlamasıyla herkesi şaşırtması halinde ‘ağır siyasi hatalar yapmakla’ suçlanma riskini göze almaya hazır değildi. Bu nedenle Trump ziyaretine olumlu bir ton kazandırmaktan özenle kaçındılar.

sdfgthy
Donald Trump, Pekin'deki Cennet Tapınağı'nda Şi Cinping'in yanında yürürken, 14 Mayıs 2026 (Associated Press)

Önceki cumhurbaşkanlığı ziyaretlerinde Çinli liderler, Washington'dan tanınma kopararak kendi konumlarını da güçlendirmeye çalışıyordu. ABD dünyada tek süper güç olarak algılanıyordu ve Çin, kendini ABD’ye eşdeğer, özgüvenli ve cömert bir ev sahibi olarak sunduğunda kendi vatandaşlarının gözünde prestij kazanıyordu. Hatta ABD başkanlarının hatta daha alt rütbeli isimlerin ziyaret ettiği restoranlar bile gözde mekânlara dönüşürdü. Bu kez ise benzer bir heyecan yalnızca Tayvan kökenli Amerikalı teknoloji devi Jensen Huang için yaşandı. Huang, Trump'a eşlik eden CEO'lar arasında yer aldı.

Trump'ın Çin ziyaretinde İran, Tayvan veya Japonya dosyalarında herhangi bir ilerleme kaydedildiğine dair en küçük bir işaret dahi görülmedi.

Bill Clinton, George W. Bush ve Barack Obama'nın Çin ziyaretleri geniş medya ilgisi ve büyük bir halk coşkusuyla karşılanmıştı; Trump'ın 2017'deki ilk ziyareti de öyle. Bu kez ise ziyaret, İran savaşında ABD'nin uğradığı yenilgiyle alay eden yorumlar ve Trump'ın mütevazı ve nazik tonunu öven bazı paylaşımlar dışında sosyal medya kullanıcıları arasında dahi kayda değer bir ilgi görmedi. Çin’in sosyal medyası her zaman olduğu gibi önemli resmi ziyaretler sırasında sıkı bir denetime tabiydi, ancak bu kez denetim her zamankinden daha sıkıydı.

Çin artık ABD’nin onayına muhtaç değil. Küresel konumu yalnızca büyük bir sanayi gücü olarak değil, aynı zamanda teknolojik ve bilimsel bir dev olarak da yeterince sağlamlaştı. Buna karşın, dışa kapanmacılığı, müttefiklere yönelik düşmanca tutumu ve askeri açmazlarıyla mevcut yönetim altında ABD’nin uluslararası liderliği her zamankinden daha sarsık bir görünüm sergiliyor. Öyle ki Washington'ın eski ortakları bile Pekin'e yakınlaşarak Amerikan nüfuzunu dengelemeye yolunda adım atıyor.

Gerçekte Trump, ziyaret boyunca onay arayan taraf gibi göründü. Hem de ülkesi için değil, bizzat kendisi için. Şi'yi övgülere boğan Trump, Fox News'a yaptığı açıklamada, “Hollywood'a gidip bir filmde Çin liderini oynayacak birini arasan, fiziksel özellikleriyle bile onun gibisini bulamazsın” ifadelerini kullandı.

sdfvhy
Donald Trump, Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda düzenlenen resmi karşılama töreninde onur muhafızlarını selamlarken, 14 Mayıs 2026 (AFP)

Trump'ın beklenmedik övgüleriyle şaşırttığı diğer isimlerin aksine, Şi Cinping karizmatik bir kişilik olarak tanınmıyor. Çin Halk Cumhuriyeti'nin (ÇKP) kurucu isimlerinden birinin oğlu olan Şi, parti yaşlılarının zaman zaman ‘kırmızı prensler’ olarak adlandırılan devrimci seçkin sınıfın çocuklarına genellikle çekimser yaklaşmasına karşın en yüksek parti makamına ulaşmayı başardı. Bunun kısmende olsa nedeni, partinin ileri gelenlerinin onu yanlış bir değerlendirmeyle, kırmızı prenslerden rakibi Bo Xilai'nin sahip olduğu tehlikeli karizmasını taşımayan, sadık ve sert bir parti adamı olarak görmesiydi.

Çin artık ABD’nin onayına muhtaç değil... Küresel konumu büyük bir sanayi gücü, teknolojik ve bilimsel bir dev olarak yeterince sağlamlaştı.

Trump’ın otoriter liderlere yönelik eğilimi ve Çin sistemine sık sık dile getirdiği hayranlık herkesçe biliniyor. Ancak bu kez Şi'den daha kişisel bir şey beklediği izlenimini uyandırdı. Sosyal Truth Social'da yayımladığı tuhaf bir gönderide Trump, Şi'nin ABD'yi "zarifçe" gerileme sürecindeki bir ülke olarak tanımladığını ileri sürdü. Oysa bu ifade görüşmeye ilişkin Çin açıklamalarında yer almıyordu. Trump'ın daha önceki yorumları mı aktardığı yoksa Şi’ye hayali sözler mi atfettiği belirsizliğini koruyor. Her iki durumda da Şi'nin yalnızca Biden yönetimini kastetmiş olması gerektiğini ima etti. Çünkü Trump'a göre ABD artık dünyanın en heyecan verici ülkesi haline gelmiş durumda.

nyum
Çin'in doğusundaki Qingdao Limanı yakınlarında seyreden bir konteyner gemisi, 25 Temmuz 2025 (AFP)

Trump’ın bu iltifat dolu tutumu, güç dengesinde ve iki ülkenin birbirine bakışında gerçek bir dönüşümün yansıması olabilir. Ancak bu durum jeopolitikten çok psikolojiye yakın görünüyor. İran savaşı nedeniyle düşen popülaritesi ve savunmacı eğiliminin artmasıyla birlikte ABD Başkanı’nın kaygılarının büyümesinin bir başka tezahürüydü.

Her halükârda ABD-Çin ilişkisinin şimdilik görece istikrarlı seyrini sürdüreceği anlaşılıyor. Başka cephelerdeki çatışmalarla meşgul olan ve yurt içinde durgun bir ekonominin yükünü taşıyan iki güç, açık bir çatışmaya girmeye hazır görünmüyor.



Putin ve Şi zirvesi, Moskova-Pekin-Washington ekonomik denge üçgenini yeniden şekillendiriyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (Reuters)
TT

Putin ve Şi zirvesi, Moskova-Pekin-Washington ekonomik denge üçgenini yeniden şekillendiriyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (Reuters)

Gözler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında Pekin’de yapılması beklenen zirveye çevrildi. Zirve, yalnızca siyasi ve jeopolitik boyutları nedeniyle değil; aynı zamanda Çin, Rusya ve ABD arasındaki küresel dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde verdiği derin ekonomik mesajlar nedeniyle de önem taşıyor.

Putin’in Çin ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin ziyaretinin sona ermesinden bir haftadan kısa süre sonra gerçekleşiyor. Bu durum, Çin’in Moskova ile stratejik ortaklığını korurken Washington ile hassas ekonomik ilişkilerini sürdürmeye çalıştığını gösteren dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.

Kremlin’e göre Putin ve Şi görüşmelerinde ekonomik iş birliği, enerji ve ticaret dosyalarının yanı sıra büyük uluslararası ve bölgesel meseleler ele alınacak. Ziyaret aynı zamanda 2001 yılında imzalanan Çin-Rusya Dostluk Anlaşması’nın 25’inci yılına denk geliyor.

Putin, ziyaret öncesinde yaptığı açıklamada iki ülke arasındaki ilişkilerin “benzeri görülmemiş bir seviyeye” ulaştığını belirterek, Moskova ile Pekin arasındaki iş birliğinin küresel sistem için “denge ve istikrar unsuru” oluşturduğunu söyledi.

Çin, Rus ekonomisinin can damarı

2022’de Ukrayna savaşının başlamasından bu yana Çin, Batı yaptırımları nedeniyle Avrupa ve ABD ile ticari ve mali ilişkilerinin önemli bölümünü kaybeden Rusya için fiilen en önemli ekonomik çıkış kapısı hâline geldi.

Pekin, Rusya’nın en büyük ticaret ortağı ve Rus petrolü ile doğal gazının en büyük alıcısı konumuna yükselirken, iki ülke arasındaki ticaret hacmi son iki yılda rekor seviyelere ulaştı.

vfdvdv
Rusya'nın başkenti Moskova'da bir hediyelik eşya dükkanında Çin ve Rusya başkanlarını temsil eden tahta kuklalar sergileniyor (AFP)

Rus resmi verilerine göre iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında 320 milyar doların üzerine çıktı. Bu rakam, savaş öncesi 2021’de yaklaşık 147 milyar dolar seviyesindeydi.

Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuri Uşakov, 2026’nın ilk çeyreğinde Rus petrol ihracatının Çin’e yüzde 35 arttığını, Moskova’nın Pekin’in en büyük doğal gaz tedarikçilerinden biri hâline geldiğini söyledi.

Bu rakamlar, Orta Doğu’daki savaşın sürmesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimlerin devam etmesi nedeniyle ayrıca önem kazanıyor. Çin, jeopolitik risklere daha az açık ve daha istikrarlı gördüğü Rus enerji kaynaklarına bağımlılığını artırıyor.

Uşakov, Moskova’nın Çin’i “sorumlu bir enerji tüketicisi” olarak gördüğünü belirtirken, Pekin’in de Rusya’yı küresel petrol piyasalarındaki dalgalanmalar karşısında güvenilir bir tedarikçi olarak değerlendirdiğini ifade etti.

Petrol ve doğal gaz zirvenin merkezinde

Putin ile Şi görüşmesinde enerji dosyasının en önemli ekonomik başlık olması bekleniyor. Özellikle petrol, doğal gaz ve gelecekteki tedarik hatlarına ilişkin kapsamlı anlaşmaların tamamlanmasına yaklaşıldığı belirtiliyor.

Putin kısa süre önce yaptığı açıklamada, Moskova ile Pekin’in petrol ve doğal gaz sektörlerinde “çok büyük ilerleme” kaydettiğini ve “neredeyse tüm temel meselelerde anlaşmaya varıldığını” söyledi.

İki ülke arasındaki en önemli enerji projelerinden biri ise “Sibirya’nın Gücü 2” doğal gaz boru hattı projesi olarak öne çıkıyor. Söz konusu proje, Rus gaz ihracatının Avrupa’dan Asya’ya yönlendirilmesinde stratejik bir adım olarak görülüyor.

Projenin, Batı Sibirya’daki sahalardan Çin’e Moğolistan üzerinden yılda yaklaşık 50 milyar metreküp doğal gaz taşıması hedefleniyor. Bu miktar, Rusya’nın Ukrayna savaşı öncesinde Avrupa’ya gönderdiği gaz hacmine yakın seviyede bulunuyor.

Henüz nihai onayı verilmeyen proje konusunda Putin, enerji müzakerelerinde tarafların “önemli ilerleme” kaydettiğini söyledi. Moskova, Avrupa pazarındaki kayıplarını telafi etmek için projeyi hızlandırmak isterken, Pekin ise Rusya’nın Çin pazarına artan ihtiyacını kullanarak daha uygun fiyat ve koşullar elde etmeye çalışıyor.

Uzmanlara göre Rusya bu projelerle Avrupa pazarındaki kayıplarını telafi etmeyi hedeflerken, Çin de Körfez ve Güney Çin Denizi gibi gerilimli bölgelerden geçen deniz taşımacılığına bağımlılığını azaltarak enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye çalışıyor.

dsvrg
Çin'in Şanghay kentindeki bir hediyelik eşya dükkanında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump'ın portreleri (EPA)

Görüşmelerde ayrıca ikili ticarette yerel para birimlerinin kullanımının artırılması da gündeme gelecek. İki ülke, ABD dolarına bağımlılığı azaltmak amacıyla yuan ve ruble kullanımını son yıllarda önemli ölçüde artırırken, Batı merkezli finans sistemine alternatif ödeme mekanizmalarını da genişletti.

Çin’in denge politikası

Çin, Rusya ile iş birliğini derinleştirirken aynı zamanda ABD ile açık bir ekonomik çatışmadan kaçınmaya özen gösteriyor. Bu yaklaşım, Trump ile Şi arasında Pekin’de gerçekleştirilen son zirvede de açık şekilde görüldü.

Trump’ın ziyareti sırasında Şi, Çin-ABD ilişkilerini “dünyanın en önemli ilişkisi” olarak tanımlarken, taraflar “istikrarlı ve yapıcı” bir ilişki çerçevesi oluşturulması konusunda mutabakata vardı.

Analistler, Pekin yönetiminin bir yandan Moskova ile stratejik ortaklığını sürdürmeye çalışırken diğer yandan Batı pazarlarına büyük ölçüde bağlı olan Çin ekonomisi nedeniyle Washington ile ekonomik istikrarı korumayı hedeflediğini belirtiyor.

Pekin merkezli Çin ve Küreselleşme Merkezi Genel Sekreter Yardımcısı Wang Zichen, “Trump’ın ziyareti dünyanın en önemli ikili ilişkisini istikrara kavuşturmayı amaçlarken, Putin’in ziyareti uzun vadeli stratejik bir ortağa güvence verme amacı taşıyor” dedi. Wang, Çin’in iki yaklaşım arasında çelişki görmediğini ifade etti.

Teknoloji, yaptırımlar ve çok kutuplu dünya

Zirvenin arka planında teknoloji alanındaki iş birliği de Batı’nın en büyük endişe kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor.

Pekin yönetimi Ukrayna savaşında tarafsız olduğunu savunsa da Washington ve müttefikleri, Çin’i Rusya’nın yaptırımları aşmasına yardımcı olan bileşen ve teknolojileri sağlamakla suçluyor. Çin ayrıca, Rus savunma sanayisinde kullanılan bazı elektronik parçaların ve ileri teknolojilerin ihracatını durdurması yönündeki Batılı talepleri de görmezden geldi.

Buna karşılık Çinli şirketler, savaşın başlamasından bu yana çok sayıda Batılı şirketin çekildiği Rus pazarında önemli fırsatlar elde etti.

Zirve aynı zamanda küresel ekonomik sistemin yeniden şekillenmesine ilişkin daha geniş bir boyut da taşıyor. Moskova ve Pekin, Batı’ya ve geleneksel finans kurumlarına daha az bağımlı yeni bir küresel düzen oluşturulmasını savunurken, BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi oluşumların rolünü genişletmeye çalışıyor.

İki ülke ayrıca alternatif ödeme sistemlerini güçlendirmek ve yuan-ruble ticaretini artırmak için çalışmalar yürütüyor. Böylece ABD yaptırımlarının etkisini azaltmayı hedefliyorlar.

vfbv f
Çin'in Şanghay kentindeki bir nehir kıyısı boyunca geleneksel Rus süs bebekleri sergileniyor (Reuters)

Gözlemcilere göre Putin-Şi zirvesi, küresel ekonomide yaşanan dönüşümün açık bir göstergesi niteliğinde. Çin, tüm taraflarla ilişki kurabilen küresel bir güç olarak konumunu sağlamlaştırmaya çalışırken, Rusya ise Batı’daki kayıplarını telafi etmek için giderek daha fazla Doğu’ya yöneliyor.

Ukrayna savaşının sürmesi, Orta Doğu’daki gerilimler ve ABD-Çin rekabetinin derinleştiği bir dönemde, Putin ile Şi arasındaki zirve yalnızca ikili bir görüşme değil; aynı zamanda küresel ekonomi ve siyasette güç dengelerinin yeniden çizildiği sürecin yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor.


İki devden yapay zeka bulut şirketi atılımı

Alphabet çatısı altındaki Google yapay zeka çağını ıskalamamak istiyor (AP)
Alphabet çatısı altındaki Google yapay zeka çağını ıskalamamak istiyor (AP)
TT

İki devden yapay zeka bulut şirketi atılımı

Alphabet çatısı altındaki Google yapay zeka çağını ıskalamamak istiyor (AP)
Alphabet çatısı altındaki Google yapay zeka çağını ıskalamamak istiyor (AP)

Dünyanın en büyük alternatif varlık yöneticisi Blackstone ve en popüler arama motoru Google güçlerini birleştiriyor. İki dev, yeni bir yapay zeka bulut şirketi kuracaklarını duyurdu.

Yapay zeka asistanlarının giderek daha fazla ihtiyaç duyduğu hesaplama gücüne yönelik talebi karşılamayı hedefleyen girişim, 2027'de 500 megavatlık veri merkezi kapasitesini çevrimiçi ortama sunmayı planlıyor. 

Orta ölçekteki bir şehrin elektrik ihtiyacına yetebilen bu rakamın sonrasında daha da artması hedefleniyor.

Çoğunluk hissesine sahip olacak Blackstone'un ilk etapta 5 milyar dolarlık bir özsermaye yatırımı yapacağı ABD merkezli girişimde Google'ın geliştirdiği TPU çipleri kullanılacak. 

Yapay zeka bağlantılı altyapılara yönelik yatırımlarını artıran Blackstone, uzun süredir Google'da yöneticilik yapan ⁠Benjamin Sloss'u adı açıklanmayan yeni girişimin CEO'su yaptı. 

Wall Street Journal, Google'ın kendi çiplerini diğer şirketlerin kullanımına sunarak sektör lideri Nvidia'yla rekabeti kızıştırdığını bildiriyor. 

Halihazırda çoğu yapay zeka şirketi, Nvidia'nın çiplerini kullanan CoreWeave'in hesaplama gücü altyapısından istifade ediyor. 

Google da son dönemde TPU'ların satışı için WhatsApp, Facebook ve Instagram'ın sahibi Meta ve Claude'un sahibi Anthropic'le önemli anlaşmalar imzaladı.

Blackstone'un CoreWeave, Anthropic ve OpenAI'a da önemli yatırımları var. 

Şirketin veri merkezlerine yaptığı yatırımın miktarı 150 milyar doları geçiyor. Yeni projelere de 160 milyar dolar civarında yatırım yapılması planlanıyor. 

ABD merkezli bilgi teknolojisi endüstrisinde önde gelen 5 büyük şirketin (Alphabet, Amazon, Meta, Apple, Microsoft) 2026'da yapay zeka altyapısına yapacakları harcamanın 700 milyar doları geçmesi bekleniyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters


Trump yönetimi, Güney Afrika'dan 10 bin beyaz mülteci daha istiyor

21 Mayıs 2025'teki Beyaz Saray ziyareti sırasında Cyril Ramaphosa'ya "soykırım" kanıtı olduğu iddia edilen haberler ve videolar gösterilmişti (AP)
21 Mayıs 2025'teki Beyaz Saray ziyareti sırasında Cyril Ramaphosa'ya "soykırım" kanıtı olduğu iddia edilen haberler ve videolar gösterilmişti (AP)
TT

Trump yönetimi, Güney Afrika'dan 10 bin beyaz mülteci daha istiyor

21 Mayıs 2025'teki Beyaz Saray ziyareti sırasında Cyril Ramaphosa'ya "soykırım" kanıtı olduğu iddia edilen haberler ve videolar gösterilmişti (AP)
21 Mayıs 2025'teki Beyaz Saray ziyareti sırasında Cyril Ramaphosa'ya "soykırım" kanıtı olduğu iddia edilen haberler ve videolar gösterilmişti (AP)

Donald Trump yönetimi, gelecek aylarda 10 bin beyaz Güney Afrikalının daha ABD'ye taşınması için harekete geçti. 

ABD Dışişleri Bakanlığı pazartesi günü ABD Kongresi'ne gönderdiği bildirimde eylülle birlikte bitecek mali yılın sonuna kadar 17 bin 500 beyaz Güney Afrikalının mülteci olarak alınacağını belirtti. 

Trump, ABD'nin 2026 mali yılı boyunca tüm dünyadan yalnızca 7 bin 500 mülteciyi kabul edeceğini söylemişti. Bunların çoğunun beyaz Güney Afrikalı olacağı da ifade ediliyordu.

1980'de başlatılan mülteci programındaki en düşük sayı, 7 bin 500 olmuştu. Diğer yandan Joe Biden yönetimi, 2024'te 125 bin kişilik bir sınır belirlemişti. 

ABD Dışişleri Bakanlığı, son açıklamasında "Güney Afrika'daki beklenmedik gelişmeler acil bir mülteci durumu yarattı" diyerek yeni hamlesini gerekçelendirdi. 

Trump yönetimi, Güney Afrika hükümetinin ABD'nin yeniden iskan programına yönelik eleştirileri ve beyaz Güney Afrikalılara yönelik saldırıları üzerine bu adımın atıldığını bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, 10 bin mülteciyi yeniden iskan etmenin maliyetinin 100 milyon dolar civarında olacağını hesaplıyor. 

Güney Afrika yönetimi, beyazların ayrımcılığa uğradığı iddialarını reddetse de Washington bu konuda ısrarcı. 

"Beyaz çiftçilere soykırım uygulandığı" iddialarını geçen sene Oval Ofis'te ağırladığı Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa'nın yüzüne karşı dile getiren Trump, sonrasında Johannesburg'da yapılan G20 zirvesini de boykot etmişti. 

ABD'nin Mayıs 2025'te başlattığı yeniden iskan programından 31 Ocak itibarıyla yalnızca 2 bin beyaz Güney Afrikalı faydalandı.

ABD'deki Güney Afrika Ticaret Odası, 67 bini aşkın kişinin ülke değiştirmeye sıcak baktığını geçen sene bildirmişti. 

Güney Afrika'nın "2024 tarihli Toprak Kamulaştırma Yasası", İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) açtığı "soykırım" davası ve "İran'la yakın ilişkilerini" gerekçe gösteren Donald Trump yönetimi, geçen sene bu ülkeye yönelik yardımları durdurma kararı almıştı.

"2024 tarihli Toprak Kamulaştırma Yasası" hükümete tarım arazilerinin kamulaştırması için geniş yetkiler tanıyor.

Güney Afrika'da 2025 itibarıyla yaklaşık 44 bin beyaz çiftçinin, ülkenin 100 milyon hektarlık tarım arazilerinin yüzde 61'ine sahip olduğu ifade ediliyor.

Pretorya yönetimi, 2030'a kadar siyah çiftçilere 8 milyon hektar tarım arazisi dağıtılarak ırksal eşitsizliğin azaltılmasını hedefliyor.

Independent Türkçe, New York Times, AP