Trump: Hürmüz’de geçiş ücreti olmayacak, iran’ın uranyumunu alacağız

Hamaney teslimiyeti reddediyor... Tahran Amerikan metnini inceliyor... Pakistan ise savaşı önlemek için çabalıyor.

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
TT

Trump: Hürmüz’de geçiş ücreti olmayacak, iran’ın uranyumunu alacağız

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda geçiş ücreti uygulanmasını kabul etmeyeceğini söyledi. Trump ayrıca Washington’un İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ele geçireceğini belirtti. Tahran ise dolaylı müzakerelerde “görüş ayrılıklarının daraldığını” ifade ederken, uranyumun yurt dışına taşınmasına karşı tutumunu korudu.

Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarını alacağız. Ona ihtiyacımız yok, istemiyoruz. Muhtemelen ele geçirdikten sonra yok edeceğiz, ancak onların buna sahip olmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

ABD Başkanı, barış için temel şartın İran’ın nükleer silah geliştirmesine izin verilmemesi olduğunu yineledi. Amerikalılara bu sorunun sorulması halinde “hepsinin İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini söyleyeceğini” ifade etti.

Trump, “Bazılarının biraz çılgın olduğunu söylediği bir devleti nükleer güce dönüştürmekten söz ediyoruz. İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin veremeyiz, mesele bu kadar basit. Ortadoğu’da nükleer bir savaş yaşanır, ardından bu savaş buraya ve Avrupa’ya yayılır. Buna izin veremeyiz ve vermeyeceğiz. Bu her şeyden daha önemli” ifadelerini kullandı.

csdgth
İran Dışişleri Bakanlığı’nın yayımladığı fotoğrafta, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi perşembe günü Tahran’da görülüyor.

Trump’ın açıklamaları, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun İran’ın Hürmüz Boğazı’nda geçiş ücreti sistemi uygulamaya çalışmasının Washington ile Tahran arasında diplomatik anlaşmayı “imkânsız hale getireceği” yönündeki uyarısından saatler sonra geldi.

 “Boğazın açık kalmasını istiyoruz, ücretsiz olmasını istiyoruz. Herhangi bir ücret istemiyoruz” diyen Trump, buranın uluslararası bir su yolu olduğunu vurgulayarak İran’ın hâlihazırda geçiş ücreti uygulamadığını da belirtti.

ABD-İran görüşmelerine Pakistan arabuluculuğu

Perşembe günü İran konusunda diplomatik temaslar yoğunlaştı. Pakistan’ın, durmuş durumdaki ABD-İran barış görüşmelerini yeniden canlandırmak için yeni bir girişimde bulunduğu bildirildi. Tahran ise son ABD teklifinin “bazı boşlukları daralttığını” söyledi ancak daha fazla ilerlemenin Washington’daki “savaş eğiliminin” sona ermesine bağlı olduğunu belirtti.

İran medyası, Tahran’ın ABD’nin sunduğu metne yanıt hazırladığını aktardı. Haberlere göre ABD önerisi, kırılgan ateşkesin kalıcı bir barış anlaşmasına dönüştürülmesi sürecinde taraflar arasındaki bazı anlaşmazlıkları azalttı.

dfvgt
ABD’ye ait B-1B Lancer tipi bombardıman uçağı, Ortadoğu’daki bölgesel sular üzerinde gerçekleştirilen eğitim uçuşu sırasında KC-135 Stratotanker tanker uçağından havada yakıt ikmali yaparken görülüyor (CENTCOM).

Devlet ajansı İSNA, Tahran’daki görüşmelerin teklifin “genel çerçevesi”, bazı teknik ayrıntılar ve güven artırıcı önlemler üzerinde yoğunlaştığını bildirdi. Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Asim Munir’ın Tahran ziyaretinin de taraflar arasındaki farkları azaltmayı ve “mutabakat zaptının kabulünün resmen ilan edilmesi” sürecini hızlandırmayı amaçladığı ifade edildi.

Daha sonra İran resmi haber ajansı IRNA, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi’nin açıklamalarını yayımladı. Bekayi, müzakerelerin bu aşamada esas olarak “tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesine” odaklandığını, nükleer dosyanın görüşüldüğüne dair iddiaların ise “inandırıcılıktan uzak” olduğunu söyledi.

Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, perşembe günü Tahran’da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüştü. Görüşmenin, İran ile ABD arasında süren dolaylı müzakerelerin takibi kapsamında yapıldığı belirtildi.

IRNA’ya göre Nakvi, önceki tur görüşmelerin tıkanmasının ardından Pakistan’ın arabuluculuk çabalarını sürdürmek amacıyla Tahran’a gitti. Bu, Nakvi’nin bir hafta içinde Tahran’a gerçekleştirdiği ikinci ziyaret oldu.

Reuters’a konuşan üç kaynağa göre Asim Munir, İran’a gidip gitmeyeceğine karar verecek. Kaynaklardan biri, “Mesaj trafiğini hızlandırmak ve iletişimi koordine etmek için İran’daki tüm farklı gruplarla görüşüyoruz” dedi. Aynı kaynak, Trump’ın “sabırsızlığının” endişe kaynağı olduğunu söyledi.

Rubio da Miami’de gazetecilere yaptığı açıklamada Pakistan’ın İran’a yönelik girişiminin diplomatik süreci ilerletebileceğini umduğunu belirtti. Rubio “Bazı olumlu işaretler var. Ancak fazla iyimser olmak istemiyorum. Önümüzdeki birkaç günde ne olacağını göreceğiz” dedi.

Trump “yanıt” bekliyor

Trump çarşamba günü yaptığı açıklamada Tahran’dan yanıt beklemeye hazır olduğunu ancak “doğru cevapları” alamazsa saldırıları yeniden başlatmaya da hazır olduğunu söyledi.

“Bana inanın, doğru cevapları alamazsak işler çok hızlı ilerler. Hepimiz harekete geçmeye hazırız” diyen Trump, ne kadar bekleyeceği sorusuna “Belki birkaç gün, ama işler çok hızlı gelişebilir” yanıtını verdi.

Trump ayrıca İran’la yapılacak bir anlaşmanın “çok fazla zaman, enerji ve hayat kurtarabileceğini” söyledi ve anlaşmanın “çok hızlı, hatta birkaç gün içinde” tamamlanabileceğini belirtti. Ancak Washington’un “yüzde yüz eksiksiz cevaplar” istediğini de vurguladı.

Açıklamalar, kırılgan ateşkesin yürürlüğe girmesinden altı hafta sonra geldi. Taraflar arasında henüz kalıcı bir anlaşma sağlanamazken, Pakistan’ın 11 Nisan’da ev sahipliği yaptığı tek doğrudan görüşmeden bu yana çeşitli öneriler karşılıklı olarak iletildi.

Reuters’a konuşan iki üst düzey İranlı kaynak, Tahran’ın ABD’nin temel taleplerinden biri olan uranyum stokları konusunda daha sert bir tutum aldığını söyledi. Kaynaklara göre İran lideri Mücteba Hamaney, silah yapımına yakın düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun yurt dışına gönderilmemesi talimatını verdi.

Zenginleştirilmiş uranyum stoklarının akıbeti, müzakerelerdeki en önemli anlaşmazlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Kaynaklar bazı farkların daraldığını ancak İran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınması ve stokların geleceği konusunda derin görüş ayrılıklarının sürdüğünü aktardı.

İran Dışişleri Sözcüsü Bekayi, Tahran ile Washington arasındaki mesaj alışverişinin İran’ın sunduğu 14 maddelik öneriye dayandığını söyledi. Tahran’ın ABD’den gelen “görüşleri” değerlendirdiğini ancak resmi yanıt için tarih vermediğini belirtti.

Bekayi, İran’ın taleplerinin “istek değil hak” olduğunu savundu ve müzakerelerin Pakistanlı arabulucular üzerinden sürdüğünü ifade etti. Zenginleştirilmiş uranyumun yurt dışına çıkarılması konusuna ilişkin olarak ise “İran neden kendi materyallerini başka bir ülkeye göndersin?” diye sordu ve ülkesinin nükleer programının “yüzde yüz barışçıl” olduğunu savundu.

Moskova’da Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’in İran krizini görüştüğünü açıkladı. Peskov’a göre Putin, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun Rusya’da depolanması fikrini gündeme getirdi.

rgty6u7
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, perşembe günü İran Genelkurmay Başkanı Amir Hatemi’yi kabul etti (İran Cumhurbaşkanlığı)

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova ise krizin yalnızca İran’ın çıkarlarını gözeten diplomatik yollarla çözülebileceğini söyledi ve uranyum stoklarının kaderine yalnızca İran’ın karar verebileceğini ifade etti.

Hürmüz ve abluka

Hürmüz Boğazı krizinin merkezinde yer almaya devam ediyor. Savaştan önce küresel petrol ve LNG sevkiyatının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyordu. Ancak savaşın başlamasından sonra geçişler büyük ölçüde aksadı ve küresel enerji arzında ciddi sıkıntılar yaşandı.

İran Dışişleri Bakanlığı, İran teklifinin; Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve İran limanlarına yönelik ABD ablukasının kaldırılmasını içeren aşamalı bir anlaşma öngördüğünü açıkladı. Ardından nükleer program konusunda daha geniş kapsamlı müzakerelere geçilmesi planlanıyor.

Rubio ise İran’ın boğazda geçiş ücreti uygulama girişiminin diplomatik anlaşmayı “imkânsız” hale getireceğini söyledi. “Dünyada hiç kimse bu ücret sistemini desteklemiyor. Bu tamamen kabul edilemez ve yasa dışı” dedi.

Rubio ayrıca İsveç’teki NATO görüşmeleri öncesinde, ittifakın ABD’nin İran’a yönelik savaşına destek vermemesini eleştirdi. Trump’ın NATO’dan savaş uçağı göndermesini istemediğini belirten Rubio, “Ama hiçbir şey yapmak istemiyorlar. Bundan ciddi şekilde rahatsız olduk” dedi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 21 Mayıs itibarıyla İran limanlarına yönelik ticareti engellemek amacıyla 94 ticari geminin yönünü değiştirdiğini ve dört gemiyi durdurduğunu açıkladı.

Buna karşılık İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri, son 24 saatte aralarında petrol tankerleri ve konteyner gemilerinin de bulunduğu 31 geminin kendi koordinasyonu ve güvenliği altında Hürmüz’den geçtiğini duyurdu.

Açıklamada, “ABD’nin terörist ordusunun saldırganlığına” ve Körfez’deki “benzeri görülmemiş güvensizliğe” rağmen küresel ticaretin sürmesi için güvenli bir deniz koridoru oluşturulduğu belirtildi.

Çin’e ait iki dev petrol tankeri çarşamba günü yaklaşık dört milyon varil petrol taşıyarak boğazdan ayrılırken, Kuveyt’ten iki milyon varil ham petrol taşıyan Güney Kore bandıralı bir tanker de İran’la koordinasyon içinde boğazdan geçti.

Savaş, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve hammadde sıkıntıları nedeniyle küresel ekonomide ciddi sarsıntılara yol açtı. Diplomatik çözüm umutlarının artmasıyla petrol fiyatları bir miktar gerilese de Brent petrolün varil fiyatı savaş öncesine göre yaklaşık yüzde 50 daha yüksek seviyede, 105 dolar civarında kaldı.

Hindistan ise Körfez’de mahsur kalan gemilerinin geri dönmesini garanti altına almadan yeni yakıt sevkiyatı yapmayacağını açıkladı. Hindistan Limanlar ve Denizcilik Bakanlığı’ndan bir yetkili, Hürmüz’ün batısında hâlâ Hindistan bayraklı 13 gemi ile Hint şirketlerine ait başka gemilerin bulunduğunu söyledi.

İran’dan askeri hazırlık mesajları

İran lideri Mücteba Hamaney, yeni bir savaş ya da saldırı olması halinde bunun “önceki gibi bölgesel değil, bölge sınırlarını aşan bir savaş” olacağını söyledi.

X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda Hamaney, İran’ın “savaşı kimin bildiğini göstereceğini” belirtti ve “İran ile İran halkı asla teslim olmayacak” dedi.

Daha önce İran Devrim Muhafızları da benzer bir açıklama yaparak İran’a yönelik yeni bir saldırının “bölge sınırlarını aşacak bir savaşa” yol açacağını duyurmuştu.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ordu komutanıyla yaptığı görüşmede ordunun yüksek operasyonel hazırlık sayesinde “düşmanların hedeflerine ulaşmasına izin vermediğini” söyledi ve hükümetin tüm imkânlarıyla silahlı kuvvetlerin yanında olduğunu ifade etti.

ABD merkezli CNN, iki istihbarat kaynağına dayandırdığı haberinde İran’ın ateşkes sürecinde insansız hava aracı üretiminin bir bölümünü yeniden başlattığını aktardı. Haberde ayrıca İran ordusunun beklenenden daha hızlı toparlandığı değerlendirildi.

ABD-İsrail arasında görüş ayrılığı

Washington’un diplomatik çözüm arayışı sürerken Trump ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu arasında açık ve örtülü görüş ayrılıkları yaşandığı bildirildi.

ABD medyasında yer alan haberlere göre Netanyahu, ABD ile İran arasında savaşı durdurabilecek bir anlaşma ihtimalinden duyduğu endişeyi Trump’a iletti. İki lider arasında gergin bir telefon görüşmesi yapıldığı öne sürüldü.

Trump’ın, “Netanyahu benim istediğimi yapacak” dediği aktarılırken, bunun Washington’un savaş ya da müzakere konusunda nihai karar verici olmaya devam ettiğine işaret ettiği yorumları yapıldı.

Diplomatik sürece rağmen İsrailli askeri kaynaklar, İsrail ordusunun ABD ordusuyla koordineli şekilde savaşın yeniden başlaması ihtimaline yönelik hazırlıklarını sürdürdüğünü ve tüm cephelerde azami alarm durumunun korunduğunu belirtti.



Trump Küba'da Venezuela senaryosunu mu tekrarlıyor?

Miami'deki Versailles restoranının önünde, ABD'nin eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro'ya yönelttiği suçlamaları destekleyen pankartlar taşıyan insanlar, 20 Mayıs 2026 (AFP)
Miami'deki Versailles restoranının önünde, ABD'nin eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro'ya yönelttiği suçlamaları destekleyen pankartlar taşıyan insanlar, 20 Mayıs 2026 (AFP)
TT

Trump Küba'da Venezuela senaryosunu mu tekrarlıyor?

Miami'deki Versailles restoranının önünde, ABD'nin eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro'ya yönelttiği suçlamaları destekleyen pankartlar taşıyan insanlar, 20 Mayıs 2026 (AFP)
Miami'deki Versailles restoranının önünde, ABD'nin eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro'ya yönelttiği suçlamaları destekleyen pankartlar taşıyan insanlar, 20 Mayıs 2026 (AFP)

ABD'nin Küba'ya karşı olası bir savaşı hakkındaki konuşmalar önemli ölçüde arttı.

Florida'daki bir federal büyük jüri, çarşamba günü 94 yaşındaki eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro'ya ABD vatandaşlarını öldürme ve öldürmek amacıyla komplo kurma suçlamalarını yöneltti. Bu suçlamalar, Castro, 1996 yılında savunma bakanı olarak görev yaparken, adadan sal ile kaçmaya çalışan Kübalıları arayan bir kurtarma örgütüne ait iki sivil uçağı düşürme emri verdiği iddiasıyla bağlantılı. İki uçağın düşürülmesi, üç ABD vatandaşı ve ABD'de daimî olarak ikamet eden bir kişinin ölümüne neden olmuştu.

ABD Adalet Bakanlığı'nın 30 yıl önce meydana gelen bir olayla bağlantılı olarak Castro'yu şimdi suçlaması, Trump yönetiminin bu iddianameyi Küba'ya saldırmak için bahane olarak kullanabileceği endişelerini artırdı ki bu, ocak ayında Venezuela'da dönemin Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu tutuklamak için izlenen yaklaşıma benzer bir durum.

Nitekim, Florida'da bazı Cumhuriyetçi temsilciler bu yönde harekete geçilmesi çağrısında bulunmaya başladılar.

Çarşamba günü Washington'daki Temsilciler Meclisi'nde Güney Florida'dan Cumhuriyetçi meslektaşlarıyla birlikte düzenlediği basın toplantısında Temsilciler Meclisi üyesi Maria Elvira Salazar, “Bence tam olarak olması gereken bu ve Amerika Birleşik Devletleri'ne tam olarak hizmet eden şey bu” dedi. Şöyle devam etti: “Bu haydutların o adayı yönetmeye devam etmesine izin veremeyiz, çünkü biliyoruz ki yıllardır Hizbullah, Hamas, İran, Çin ve Rusya gibi düşmanlarımıza bir platform sağladılar.”

Havana'daki bir hükümet binasında Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, Raúl Castro ve Fidel Castro'nun fotoğrafları, 20 Mayıs 2026 (Associated Press)Havana'daki bir hükümet binasında Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, Raúl Castro ve Fidel Castro'nun fotoğrafları, 20 Mayıs 2026 (Associated Press)

Castro, 2018'de resmen devlet başkanlığından çekilmiş ve ülkenin mevcut lideri Miguel Díaz-Canel onun yerini almıştı. Ancak, torunu Raúl Guillermo Rodríguez Castro da dahil olmak üzere Castro ailesi, Küba'nın otoriter, tek partili sisteminde hâlâ önemli bir etkiye sahip.

Bir Cumhuriyetçi ABD Kongre üyesi, Havana'yı Hizbullah, Hamas, İran, Çin ve Rusya'ya platform sağlamakla suçluyor

Kübalı en önde gelen sürgünlerden birinin oğlu olan Temsilciler Meclisi üyesi Mario Díaz-Balart ise Salazar'dan daha temkinli davrandı. “Raúl Castro'nun adalete hesap vermesi gerektiğine inanıyorum, ancak bu konuda karar yine ABD Başkanına aittir” ifadelerini kullandı.

Diaz-Balart, diğer üyelerle birlikte, Küba'nın ABD ulusal güvenliğine tehdit oluşturduğunu savunmak için Havana'nın İran ve Rusya'dan edindiği yüzlerce taarruzi insansız hava aracına (İHA) sahip olduğunu belirten yakın tarihli bir Axios haberine atıfta bulunuyor.

Diaz-Balart “Eğer bu 300 İHA, Rusya'nın Ukrayna savaşında kullandığı veya İran'ın şu anda kullandığına benzerse, ABD'nin güneydoğusunun neredeyse her yerine ulaşabilirler. Bu nedenle, Küba ABD için doğrudan bir tehdit oluşturuyor” dedi.  Ancak, ABD ordusunun bu İHA’ları düşürme kabiliyetine sahip olduğunu da belirtti.

Havana'da Küba Devrimi hakkında bir sergide, duvardaki Raúl ve Fidel Castro fotoğraflarının yanında bir adam telefonla konuşuyor, 20 Mayıs 2026 (Associated Press)Havana'da Küba Devrimi hakkında bir sergide, duvardaki Raúl ve Fidel Castro fotoğraflarının yanında bir adam telefonla konuşuyor, 20 Mayıs 2026 (Associated Press)

Küba Devlet Başkanı, pazartesi günü X platformundan yaptığı bir paylaşımda, Trump yönetiminin artan tehditlerini uygulamaya koyması halinde “hesaplanamaz sonuçları olan bir kan gölü” yaşanacağı konusunda uyardı. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı Foreign Policy kaynaklı analize göre ABD yönetimi, Küba'ya enerji tedarikine zaten sert bir abluka uygulamaya başlamış ve bu da adadaki insani durumu önemli ölçüde kötüleştirmişti.

Miguel Díaz-Canel, “Zaten çok yönlü bir ABD saldırganlığı altında acı çeken Küba'nın, herhangi bir askeri saldırıya karşı kendini savunma konusunda mutlak ve meşru bir hakkı vardır” dedi.

Cumhuriyetçi temsilciler, Küba'nın İran ve Rusya'dan ABD topraklarına karşı fırlatılabilecek taarruzi insansız hava araçları edinebileceği konusunda uyarıda bulunuyor

Kendisi de Kübalı bir sürgün ailenin kızı olan Salazar, ABD'nin askeri bir operasyon başlatması durumunda, Castro ailesinin ABD güçlerine karşı misilleme olarak İHA’ları kullanmaya cesaret edeceğine inanmadığını söyledi. “Savaş bahanesinin nereye kadar kullanılacağını bilmiyorum ama Castro ailesinin kendileri için en iyisini bildiğini biliyoruz ve bunu yapmaya cesaret edeceklerini sanmıyorum, çünkü bu onlar için felaket olur ve bu felaketin ayrıntılara giremem” diye ekledi.

Temsilciler Meclisi Ödenekler Komitesi’ne bağlı Devlet, Dış Operasyonlar ve İlgili Programlar Alt Komitesi Başkanı olan Diaz-Balart verdiği röportajda, Maduro'nun yakalanmasıyla sonuçlanan operasyona benzer bir ABD operasyonuna dair öngörülerin hâlâ “erken” olduğunu söyledi. Ancak, Ortadoğu'da çok sayıda gemi ve uçak konuşlandırmış ve İran ile olan çatışmaya odaklanmış olsa bile, ABD ordusunun, böyle bir operasyonu gerçekleştirebilecek yeterli varlığa ve kapasiteye sahip olduğunu belirtti.

Trump yönetiminin şu anda böyle bir operasyona girişme arzusunda olup olmadığı, hatta bunu uygulamaya yönelik somut planlarının olup olmadığı belirsizliğini koruyor. Ancak kesin olan husus, Küba'nın yönetimin düşüncelerinde önemli bir yer tuttuğudur. Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, X platformunda İngilizce altyazılı İspanyolca bir video yayınlayarak, adanın hükümetini ihmalkâr diye nitelendirdi ve Küba'daki kötüleşen insani durumdan onu sorumlu tuttu.

ABD Temsilciler Meclisi üyesi Maria Elvira Salazar, Washington'daki Kongre binasında düzenlediği basın toplantısında Raúl Castro'nun yargılanması çağrısında bulundu, 20 Mayıs 2026 (Reuters) ABD Temsilciler Meclisi üyesi Maria Elvira Salazar, Washington'daki Kongre binasında düzenlediği basın toplantısında Raúl Castro'nun yargılanması çağrısında bulundu, 20 Mayıs 2026 (Reuters)

Rubio, “Biliyorum ki bugün, bu adayı eviniz olarak adlandıran sizler, hayal edilemez zorluklar yaşıyorsunuz” dedi ve “Günde 22 saat elektriksiz kalmak zorunda kalmanızın nedeni, Amerika Birleşik Devletleri tarafından uygulanan petrol ablukası değil... Elektrik kesintilerinin, yakıt ve gıda kıtlığının gerçek nedeni, ülkenizi kontrol edenlerin milyarlarca dolar çalmış olmaları ve bu parayı hiçbir şekilde halka yardım etmek için kullanmamış olmalarıdır” diye belirtti.


Cumhuriyetçilerin ara seçimlere ilişkin endişeleri

Trump, Florida’da başkanlık seçimleri gecesinde, 6 Kasım 2024 (AP)
Trump, Florida’da başkanlık seçimleri gecesinde, 6 Kasım 2024 (AP)
TT

Cumhuriyetçilerin ara seçimlere ilişkin endişeleri

Trump, Florida’da başkanlık seçimleri gecesinde, 6 Kasım 2024 (AP)
Trump, Florida’da başkanlık seçimleri gecesinde, 6 Kasım 2024 (AP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın popülaritesinde yaşanan gerilemeye rağmen, Cumhuriyetçi Parti üzerindeki etkisi güçlü şekilde sürüyor. Bunun en açık göstergesi, parti içindeki muhaliflerinin ön seçimlerde peş peşe kaybetmesi olarak gösteriliyor. İran savaşı ise parti açısından tabloyu daha karmaşık hale getiriyor. Cumhuriyetçiler bir yandan seçmenin savaşa yönelik tepkisi ile ara seçim hesapları arasında denge kurmaya çalışırken, diğer yandan Trump’ı memnun etme çabasını sürdürüyor. Trump’ın şu ana kadar hem mevcut hem de eski rakiplerini ön seçim sürecinde etkisiz bırakmayı başardığı değerlendiriliyor.

Şarku’l Avsat ile eş-Şark’ın (Asharq) ortak çalışması olan Washington Raporu, Cumhuriyetçi Parti’nin bu karmaşık denklemi nasıl yönetmeye çalıştığını ve İran savaşı ile ön seçimlerin, partinin geleceğini yeniden şekillendirebilecek siyasi bir sınava dönüşüp dönüşmeyeceğini ele aldı.

Amerikalıların ekonomik durumu

İran savaşı nedeniyle fiyatların yükselmeyi sürdürdüğü bir dönemde ABD Başkanı Donald Trump, savaşla ilgili bir sonraki adımını değerlendirirken Amerikalıların ekonomik durumunu düşünmediğini belirterek, önceliğinin İran’ın nükleer silaha sahip olmaması olduğunu söyledi. Trump’ın açıklamaları, özellikle Kongre’deki çoğunluğu korumaya çalışan Cumhuriyetçiler arasında endişeye yol açtı. Cumhuriyetçi Ulusal Komitesi’nin eski iletişim direktörü Lisa Camooso Miller, Trump’ın bu mesajının ‘kaygı verici’ olduğunu ve seçmenlerin motivasyonunu düşürdüğünü ifade etti. Miller, İran savaşıyla bağlantılı uluslararası gelişmelerden bağımsız olarak Amerikan seçmeninin öncelikli olarak kendi ekonomik koşullarına odaklandığını ve dünyada yaşananlarla fazla ilgilenmediğini söyledi. Benzin fiyatlarındaki artışın seçmenlerde daha fazla hoşnutsuzluk yaratacağını belirten Miller, “Bu çatışmayla hiçbir ilgileri yok. Kendileri ve aileleri için yiyecek temin etmeye çalışıyorlar. Savaş politikaları ise Amerikan seçmeninin desteğini kazanmak konusunda başarılı olmadı” dedi.

 ABD Kongre Binası önünde, İran savaşı nedeniyle benzin fiyatlarının yükseldiğine dikkat çeken bir tabela (AFP)ABD Kongre Binası önünde, İran savaşı nedeniyle benzin fiyatlarının yükseldiğine dikkat çeken bir tabela (AFP)

Muhafazakâr strateji uzmanı Stephen Kent ise Trump’ın açıklamalarına şaşırdığını belirterek, ABD Başkanı’nın bu konuda alışılmadık derecede açık konuştuğunu söyledi. Kent, söz konusu ifadeleri ‘siyasi cesaret’ olarak nitelendirirken, siyasetçilerin genellikle bu tür düşünceleri taşısalar bile siyasi geleceklerine zarar vermemesi için kamuoyu önünde dile getirmekten kaçındıklarını ifade etti. Kent, “ABD Başkanı, silahlı kuvvetlerin başkomutanı sıfatıyla bir askeri çatışmada savaş kararını sahadaki gelişmelere göre alır. Trump, İran’ın nükleer silaha sahip olmamasına odaklanıyor ve ABD’deki fiyat artışları karar sürecinde belirleyici olmamalı. Bu sorumluluk göstergesi olabilir ancak siyasi açıdan akıllıca bir tutum değil” şeklinde konuştu.

Öte yandan New York eski Belediye Meclisi Demokrat üyesi Kenny Burgos, Amerikalıların yaşam koşullarına ilişkin açıklamaları nedeniyle Trump’a sert eleştiriler yöneltti. Burgos, Trump’ın seçim kampanyasını ekonomiyi iyileştirme ve hayat pahalılığını düşürme vaadi üzerine kurduğunu, Amerikalıların da esas olarak bu nedenle kendisini başkan seçtiğini söyledi. Trump’ın İran’ın nükleer programı bağlamında konuşmuş olmasının durumu değiştirmediğini belirten Burgos, başkanın temel sorumluluğunun Amerikalıların geleceğini güvence altına almak ve ekonomiyi güçlendirmek olduğunu ifade etti. Burgos ayrıca, bu tür mesajların Cumhuriyetçilere ara seçimlerde kaybettireceğini savundu.

Seçmenler unutkandır

Kasım ayında yapılacak seçimler yaklaşırken Kent, Trump’ın savaşın olumsuz etkilerinin Cumhuriyetçilere ara seçimlerde zarar vermemesi için çatışmayı hızlı şekilde sona erdirmesi gerektiğini söyledi. Ancak Kent, Trump’ın seçim sonuçlarını mı yoksa İran savaşını mı daha fazla önemsediği konusunda soru işaretleri bulunduğunu belirterek, başkanın dikkatinin büyük ölçüde İran krizine yoğunlaştığını ifade etti. Kent, “Gerçekten düşünüyorum ki bu savaş İran’la bir uzlaşmayla, nükleer kapasitesinin ortadan kaldırılmasıyla ve boğazın yeniden açılmasıyla sonuçlanırsa Trump ne ekim ayını ne de kasımı önemser. Çünkü Amerikan seçmeni unutkandır. Seçim sandığına gitmeden önce fiyatlar düşerse, yaşanan zamları unutacaktır” dedi.

Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie, Kentucky ön seçimlerinde yenilgisini açıkladıktan sonra, 19 Mayıs 2026 (AP)Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie, Kentucky ön seçimlerinde yenilgisini açıkladıktan sonra, 19 Mayıs 2026 (AP)

Burgos ise Amerikan seçmeninin unutkan olduğu görüşüne katıldığını, ancak ekonomik krizlerin etkilerinin toparlanmasının uzun zaman aldığını söyledi. Burgos, mevcut krizin savaşın sona ermesiyle birlikte hemen ortadan kalkmayacağını ve etkilerinin aylarca sürebileceğini ifade etti. “Amerikalıların siyasi kararlarla ilgili hafızası kısa olabilir, ancak mali etkiler uzun süre devam eder ve bu durum Cumhuriyetçi Parti’yi etkileyecektir” diyen Burgos, ekonomik sonuçların seçimlere yansıyacağını savundu.

Burgos ayrıca, son anketlere göre Trump’ın popülaritesinin yaklaşık yüzde 35’e kadar gerilediğini belirterek, başkanın bu oranları önemsemediğini ileri sürdü. Trump’ın ikinci ve son döneminde olduğu için artık parti geleceğinden çok kendi siyasi mirasına ve elde edeceği başarılara odaklandığını söyleyen Burgos, bunun en açık örneğinin ön seçimlerde parti içindeki rakiplerini tasfiye etmesi olduğunu ifade etti. Burgos’a göre Trump, bunun ara seçimlere olası etkilerini dikkate almadı.

Partiye değil, Trump’a bağlılık

Ön seçimlerde Donald Trump’a meydan okuyan çok sayıda Cumhuriyetçinin koltuklarını kaybetmesinin ardından, parti içinde en büyük şaşkınlık ABD Başkanı’nın Teksas Senatörü John Cornyn’in rakibini desteklemesi oldu. Cumhuriyetçi Parti’nin Senato’daki köklü ve önde gelen isimlerinden biri olan Cornyn’in, Trump’a açık şekilde karşı çıkmamış olması, başkanın bu tercihini parti yönetimi açısından daha da dikkat çekici hale getirdi. Bu durumun, Cumhuriyetçi çevrelerde şaşkınlık yarattığı belirtiliyor.

Cumhuriyetçi Senatör John Cornyn, 20 Mayıs 2026 (AP)Cumhuriyetçi Senatör John Cornyn, 20 Mayıs 2026 (AP)

Miller ise Trump’ın Cornyn’e destek vermemesinin Cumhuriyetçiler arasında şaşkınlık yarattığını ve partinin hâlâ bu kararın nedenini anlamaya çalıştığını söyledi. Miller, söz konusu adımın belirsizliği nedeniyle parti içinde endişe oluşturduğunu ifade etti. Normal şartlarda Trump’ın kendisine açıkça muhalefet eden isimleri hedef almasının beklendiğini belirten Miller, Kentucky Temsilcisi Thomas Massie gibi isimlerin bu kapsamda değerlendirilebileceğini, ancak Senatör Cornyn’in Trump’a karşı kamuoyu önünde hiçbir eleştiride bulunmadığını hatırlattı. Miller, Cumhuriyetçi Parti içinde Trump’ın politikalarına karşı çıkmanın ciddi bir çekinceyle karşılandığını vurgulayarak, birçok partilinin yalnızca Trump’ın bazı politikalarına karşı oy kullanmaları halinde siyasi geleceklerini kaybetmekten endişe ettiğini söyledi.

Trump, Beyaz Saray’da MAGA şapkalarını imzalarken, 19 Mayıs 2026 (AFP)Trump, Beyaz Saray’da MAGA şapkalarını imzalarken, 19 Mayıs 2026 (AFP)

Kent, Cumhuriyetçilerin bu korkusunun en açık örneğinin, parti ilkeleriyle çelişmesine rağmen gümrük tarifeleri politikalarına büyük ölçüde uyum göstermeleri olduğunu söyledi. Kent, Trump’ın Cornyn’den desteğini çekmesinin olası nedenlerinden birinin, Cornyn’in Senato’daki engelleme kuralının değiştirilmesine karşı çıkması olduğunu belirtti. Trump’ın bu kuralın kaldırılması çağrısını birden fazla kez yinelediği, ancak parti yönetiminden bu yönde bir karşılık bulamadığı ifade edildi. Öte yandan Burgos, Cumhuriyetçi Parti’nin bugün neredeyse tamamen Trump’ın partisine dönüştüğünü savundu. Burgos, “Partiye ve ilkelerine ne oldu? Öncelikleri ve gündemi ne?” diyerek eleştiride bulundu.

Burgos, Trump’ın Cumhuriyetçileri kendisine bağlılık göstermeye zorladığını ve bunu adeta ‘başkomutan’ gibi bir otorite anlayışıyla yürüttüğünü ileri sürdü. Trump’ın düşük popülaritesine veya partinin anketlerdeki gerilemesine aldırmadığını belirten Burgos, asıl odağının parti üzerindeki kontrolünü güçlendirmek olduğunu söyledi. Burgos’a göre Trump, kendi görev süresi sonrasını önemsemiyor ve önceliği tamamen kişisel siyasi etkisini sürdürmek.


İsrail, ABD-İran müzakerelerinde izleyici konumunda kaldı

Amerikan medyasına göre Trump ve Netanyahu'nun İran savaşındaki hedefleri uyumsuz (Reuters)
Amerikan medyasına göre Trump ve Netanyahu'nun İran savaşındaki hedefleri uyumsuz (Reuters)
TT

İsrail, ABD-İran müzakerelerinde izleyici konumunda kaldı

Amerikan medyasına göre Trump ve Netanyahu'nun İran savaşındaki hedefleri uyumsuz (Reuters)
Amerikan medyasına göre Trump ve Netanyahu'nun İran savaşındaki hedefleri uyumsuz (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD ve İran arasında yürütülen müzakerelerde izleyici konumunda kaldı.

New York Times'ın analizinde, Netanyahu'nun İran'da rejim değişikliğinin mümkün olduğuna dair ABD Başkanı Donald Trump'a verdiği güvencelerin boşa çıktığı belirtiliyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla gazeteye konuşan iki İsrailli savunma yetkilisi, Netanyahu yönetiminin "ABD'yle İran arasındaki ateşkes görüşmelerinden neredeyse tamamen dışlandığını" söylüyor.

Kaynaklar, İsrail'in bölgedeki liderler ve diplomatlarla İran içindeki ajanlarından bilgi toplayarak Washington-Tahran müzakerelerini takip etmek zorunda kaldığını belirtiyor.

Süreçte kenarda bırakılmasının, bu yıl genel seçimlere gidilecek İsrail'de Netanyahu'nun işini zorlaştırabileceği yorumu yapılıyor.

İsrail lideri uzun süredir seçmenlere kendisini "Trump'a fısıldayan adam" olarak tanıttı. Netanyahu, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı İran savaşının ardından yaptığı açıklamalarda Trump'la neredeyse her gün telefonda görüştüğünü de sıkça vurgulamıştı.

Ancak analize göre Trump yönetimindeki bazı yetkililer, Netanyahu'nun Tahran'da rejim değişikliği vaatlerini başından beri gerçekçi bulmuyordu. İran Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasıyla Washington ve Tel Aviv'in önceliklerinin değiştiğine dikkat çekiliyor.

Axios da iki liderin 19 Mayıs'ta gergin bir telefon görüşmesi yaptığını yazmıştı.

Kaynaklar, Trump yönetiminin İran'ın nükleer programı ve Hürmüz'deki durumla ilgili 30 günlük müzakere süreci başlatmayı planladığını savunmuştu. Netanyahu'yla Trump'ın Tahran'la yapılan görüşmeler ve savaşın gidişatıyla ilgili anlaşmazlık yaşadığı yazılmıştı.

ABD ve İran, Pakistan arabuluculuğunda yapılan görüşmelerde 8 Nisan'da ateşkes anlaşmasına varmıştı.

Buna rağmen ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki ablukayı sürdürmesi nedeniyle Devrim Muhafızları da gemi trafiğini normale çevirmeyi reddetmişti.

Katar ve Pakistan'dan heyetler, ABD ve İran arasındaki müzakerelerin ilerlemesini sağlamak için dün Tahran'a gitti.  

Gazze savaşında arabuluculuk yapan Doha yönetimi, İran'ın misillemeleri nedeniyle şimdiye dek müzakerelerde devreye girmemişti. Ancak Reuters'a konuşan Katarlı yetkililer, bölgedeki gerilimin sonlandırılması amacıyla ABD'yle koordineli hareket ettiklerini söylüyor.

Tesnim'in aktardığına göre Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Munir'le İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi de dün akşam bir araya gelerek bölgedeki gelişmeleri ele aldı.

CNN de Trump'ın cuma günü Beyaz Saray'da ABD Başkanı Yardımcısı JD Vance ve Savunma Bakanı Pete Hegseth'le güvenlik toplantısı düzenlediğini yazıyor. Ancak son günlerde saldırıları tekrar başlatma tehditleri savuran Trump'ın süreçte nasıl bir karar alacağı henüz belli değil.

Independent Türkçe, New York Times, CNN, Tesnim, Reuters